Outdoor’un (Doğa Etkileşimi) Faydaları Nelerdir? Daha önce bu konu hakkında kısaca bilgi vermiştik. Bu yazımızda outdoor aktivitelerinin toplumsal etkileri hakkında akademik seviyede bilgi verilecektir.

Outdoor/doğa aktivitelerinin Sosyal Çevredeki Etkileri:

Outdoor/doğa aktivitelerine katılımın artmasıyla birlikte sadece doğal çevre üzerindeki etkileri değil sosyal çevre üzerindeki etkileri, outdoor/doğa aktiviteleri deneyimlerinin kalitesi de dikkatleri üzerine çekmeye başlamıştır.

Sosyal ve psikolojik boyutun her ikisi de önemlidir. Basitçe, outdoor/doğa aktiviteleri insanları ve içinde yer aldıkları memnun edici düzeydeki deneyimlerin yaşandığı aktivitelerin olduğu sosyal çevreyi içerir.

Kalabalık:

Kalabalık yer olarak kullanım seviyelerinden farklıdır. Kullanım seviyesi, her bir bölümü kullanan birey sayısı ile bağlantılıdır, bu kesinlikle tarafsızdır ve psikolojik veya deneyimsel olarak yorumlanabilir. Diğer taraftan, psikolojik olmasının anlamı, kullanım seviyesinin negatif ve öznel bir yanının olmasıdır.

Bundan dolayı bir kere amaçlar veya aktivitelerin algılamasının engellenmesi ile kullanım seviyesi artabilir, fakat bir noktada kalabalığın oluşması bunu yapar.

Bireyler şehrin kalabalığından kaçıp yerel, bölgesel, ulusal hatta uluslar arası kaynakları bu kalabalıktan kaçmak için talep ettiklerinde gittikleri yerde yine benzer gerekçelerle kontrolsüz gelen ve taşıma kapasitesinin üstündeki (orada bulunması gereken optimum insan sayısının üstündeki) katılımcılar gidilen yerde kalabalık oluşturur ki bu gelinen yer ile gidilen yer arasında farkın ortadan kalkmasına sebep olur.

Çatışmalar:

Doğanın kendisinin kaynak olarak kullanıldığı birçok outdoor/doğa etkileşimi, doğada yenilenme aktivitesi amaçlı aktivite düzenlenmekte ve her geçen gün katılımcı ve aktivite sayısı büyüyerek artmaktadır. Aynı alan yazın farklı aktivite ve katılımcılar tarafından kullanılırken kışın farklı aktivite ve katılımcılar tarafından kullanılabilmekte veya aynı alan aynı anda değişik gruplar tarafından farklı amaçlarla kullanılmak istenebilmektedir. Bu nedenle gruplar arasında, kullanıcılar arasında, alanın sahipleri veya çevreciler arasında çatışmalar ortaya çıkabilmektedir.

Çatışma çok değişik ortam ve düzeylerde ortaya çıkmakla birlikte, genel anlamıyla çatışma “bir seçeneği tercih etmede bireyin ya da bir gurubun güçlükle karşılaşması ve bunun sonucu olarak karar verme mekanizmalarında bozulma” diye tanımlanabilir.

Çatışma Yönetimi, uzlaşmazlığı belirli bir yönde sonuca yöneltebilmek için çatışmaya taraf olanların ya da üçüncü bir tarafın bir dizi eylemde ve karşı eylemde bulunmasıdır. Çatışma çözümü, çatışmayı yaratan sebeplerin ortadan kalkmasıdır. Bu durumda, işbirlikçi geribildirim verenler çatışma çözümüne karşı tarafın ihtiyaç ve beklentilerinin de tatmin edilmesi düşüncesiyle yaklaşırken, ısrarcılar kendilerini kabul ettirme çabası içinde davranırlar”. 

Çatışma taraflarının, iş birlik ve ısrarcılık düzeylerine göre içinde bulunabilecekleri beş farklı strateji bulunur. Bunlar; kaçınma, hükmetme, problem çözme, uyma ve uzlaşma stratejileridir.

Çatışma insanın olduğu her yerde yaşanan ve yaşanacak olan bir olgudur. Yeryüzündeki bütün canlı organizmalar yaşamları süresince ihtiyaçlarını gidermek üzere davranışta bulunmaktadır. İhtiyacını tatmin etmek konusunda bir engellenmeyle karşılaştığında, sıkıntı ve gerilime bağlı olarak çatışma ortaya çıkmaktadır. İnsanlar bakımından da çatışma gerek fizyolojik ve gerekse de sosyo-psikolojik ihtiyaçlarının tatminine engel olan sıkıntıların meydana getirdiği gerginlik halidir.

Sosyalleşmenin girdisi olan insan faktörünün olduğu her yerde bireysel farklılıklara bağlı olarak, bireyler arası tartışmalarının ve çatışmaların olması özellikle küreselleşen ve rekabetin yoğun yaşandığı zamanımızda kaçınılmaz hale gelmektedir. Bireysel farklılıklara bağlı olarak her insan diğer insanlardan duygu, düşünce, inanç, tutum, tercih vs. noktalarından farklı görüşleri benimseyip savunabilmektedir. Oluşan bu farklılık çatışmaların kaynağını oluşturan önemli faktörlerden biridir.

Sosyalleşme insanların bir araya gelmesiyle oluşan çoğulculuk kavramının içerisinde incelenir. “Çoğulculuk” kavramı genel olarak farklı düşünce sistemlerinin, dünya görüşlerinin, inanç ve geleneklerin birinin diğeri üzerinde hegemonya kurmaksızın beraberce bulunabilecekleri bir durumu ifade etmektedir.

Hızla gelişen ve değişen çağımızda, değişimin değişmez bir özellik halini almasıyla çok farklı altyapılardan oluşan homojen olmayan sosyal gruplar oluşabilmekte ve farklılaşma kaçınılmaz bir durum haline gelmektedir. Bu olgu çatışma yönetiminin önemini göstermektedir. Çatışma yönetimi ancak demokratik bir ortamda başarıyla yürütülebilmektedir. Çünkü demokrasi, aynı düşüncede olmayanların bu düşüncelerini açıklama ve yayma haklarının bulunduğu, uygarlığın paradigmal çerçevesi ve temel değer yargıları ile çelişmemesi kaydıyla, her türlü düşüncenin ifade, örgütlenme ve kararları etkileyebilme hakkına sahip olduğu bir çoğunluk yönetimidir. Kısaca çatışma, toplumsal yaşamın doğal bir sonucu olup bireysel ve gruplar arası farklılıkların kaçınılmaz bir ürünüdür.

Outdoor/doğa aktivitelerinde artan talep ve kalabalıktan dolayı farklılık oldukça fazladır. Farklı düşünce yapısındaki insanların bir araya gelmesinden dolayı bireyler arası çatışmalar olabileceği gibi bireyin içinde kendisiyle de çatışması olasıdır. Aynı alanı kullanan farklı grupların bir araya gelmesinden dolayı da gruplar arası çatışma yaşanabilmektedir.

Grup içerisinde olabilecek çatışmalar, aktivite öncesinde planlayanlar veya liderin grup hakkında bilgi sahibi olması ile engellenmeye çalışılabilir. Örneğin uluslararası bir katılımın söz konusu olduğu dağcılık etkinliğinde aynı dili konuşan bireyler aynı çadırı paylaşabilirler. Bu şekilde grup içi uyum sağlanmış olup çatışmalar da engellenmeye çalışılabilir. Farklı grupların aynı alanı kullanması ile ilgili çatışmalar çok daha riskli olup oldukça dikkatli değerlendirmeler sonucu hareket etmeyi gerektirir.

Örneğin kışın karlı bir bölgede planlanan doğa yürüyüşünde aynı bölgede bulunan diğer gruplardan haberdar olunmalı ve lüzumu halinde etkinlik ertelenebilmelidir. Patikanın dağın eteğinde bulunduğu alanda üst kısımlardan kar motoru ile geçen bir grup karı kesmiş ve çığın düşmesi için zemin hazırlamış olabilir. Bu nedenle çevre çok iyi gözlenmeli ve grup uzun aralıklarla yürümeli, gerekliyse riskli bölge tek tek geçilmelidir.

Outdoor/doğa etkileşimi, doğada yenilenme amaçlı kullanılan alanların kimi serbest kullanılabilmekte kimi ise devlet tarafından işletilmekte veya şahıslara kiralanıp işletilmektedir. İşletilen alanlara girişler bu nedenle ücrete tabi olmaktadır. Milli parklara ait bir bölgeye girip piknik yapmak isteyen dernek üyeleri devletin alanı olması nedeniyle giriş ücreti ödemek istemeyebilirler, bu durum işletmeci ile kullanıcı arasında çatışma yaratır.

Bir diğer çatışma türü de çevreciler ile doğal alanı kullanmak isteyen işletmeciler veya katılımcılar arasında yaşanan çatışmadır. Örneğin çok nadir bitki türlerinin bulunduğu bir kamp alanının kullanımının bu bitki türlerinin devamlılığını tehdit edeceği için kullanımı yasaklanabilir, ancak bu alan geçişin olmadığı bir dağ kampı ise dağcılar ve çevreciler arasında çatışma yaşanabilir. Bu nedenle bölgeleme yapılıp talimatlar görünür yerlere ve girişlere asılmalıdır.

Bütün bu çatışmalar iyi bir organizasyon ve bilgi birikimi ile önlenmeye çalışılmalıdır. Aynı alanın gelecek nesillere aktarılabilmesi için öncelik kaynağın korunması olmalıdır. Bu nedenle eğitim gerekliliği vurgulanmalı ve etkinlikler öncesi bütün katılımcılar eğitilmelidir.

Ziyaretçi Kullanımı:

Ziyaretçilerin doğayı kullanımı ekolojik ve sosyal açıdan outdoor/doğa aktiviteleri ve deneyimlerini etkiler ve içinde yer alır.

Kullanıcı dağılımı, genellikle yürüyüş yolları, kamp alanları, göl ve dere kenarları gibi alanlarda yoğunlaşmaktadır.

Kullanıcı gruplarının çeşitleri, örneğin bireysel katılımcıların gece çadır konaklamalı doğa kullanımlarının kendileri üzerinde etkileri oldukça fazladır.

Katılımcı sayısı, grupların genişliği 8–10 kişiden fazla olmamalıdır, yaşayan bitki örtüsü ve uzayla ilgili etkileri vardır.

Kullanıcı davranışları, hem ekolojik hem de sosyal açıdan etkileri olan bir içeriktir. Doğaya giden bireylerin minimum düzeyde bu etkilerin farkında ve bilincinde olmaları ve iz bırakmama prensibiyle hareket etmeleri, kullanıcıları eğitmekte ve bu etkileri özellikle kamp ateşi, gürültü, çadır rengi, çöp ve atıklar gibi minimize etmektedir.

Sosyal grup ve yer elde etme, bazı bireyler outdoor/doğa aktiviteleri ve etkinliklerine yalnız katılırlar, bundan dolayı sosyal ve ekolojik etkiler daha fazla olur, bulundukları yer için gruplar veya bireyler derin duygular geliştirirler.

Seyahatin şekli, outdoor/doğa aktivitelerinin gerçekleştirildiği alana ulaşımın zemin üzerindeki etkilerini içerir.

Bu sınıflandırma şu şekilde yapılabilir: Motorlu taşıtlarla ulaşım, örneğin kar motoru, off-road araçlar, motorlu botlar ya da mekanik araçlarla ulaşım, örneğin dağ bisikleti veya insan gücüyle de yürüyerek gidilmesi gibidir.

Her türlü görüş, düşünce, öneri, istek ve geri dönüşleriniz bizim için değerlidir, lütfen yazınız. http://www.turkeyoutdoor.org

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

Çoğunlukla yararlanılan Kaynak: Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü “Ayşe Kalkan”’ın hazırladığı “Açık Alan Rekreasyonu, Doğa Sporları Yapan Bireylerin Bu Sporları Yapma Nedenleri: Antalya Örneği” başlıklı Yüksek Lisans Tezi