Outdoor Türkiye:

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak sürdürülebilir doğanın outdoor faaliyetleri için vazgeçilmez olduğunu düşünüyoruz. Ekoloji serimizle başlayan doğa ve doğa koruma yazılarımız devam ediyor.

Çevre Yasaları ve Çevre Kirliliği

İnsan Çevre İlişkisi:

Teknolojinin hızla geliştiği günümüz dünyasında çevre kirliliği, hızlı kentleşme, tekdüze ve sıkıcı bireysel yaşantı gibi bu döneme özgü gelişmelerin beraberinde getirdiği çeşitli olumsuzluklar toplumlarda bireyleri yıpratmaktadır. Bu negatif davranışların indirgenmesinde bedenen ve ruhen yenilenmek anlamına gelen rekreasyon /outdoor aktiviteleri ile mümkün kılınmaktadır.

İnsanın yoğun iş yükü, sıradan ve rutinleşmiş hayat tarzı veya çevresel etkilerden olumsuz etkilenen bedeni ve manevi sağlığını tekrar elde ederek korumak zevk ve haz amacıyla kişisel doyum sağlayacak, çalışma ve zorunlu ihtiyaçlar için ayrılan zaman dışında kalan bağımsız ve bağlantısız serbest zaman içinde, isteğe bağlı ve gönüllü olarak kişisel veya grup içinde gerçekleştirdiği etkinliklere outdoor aktiviteleri, doğa sporları ya da rekreasyon denilmektedir.

İnsan Çevre İlişkisi

Doğa Aktivitelerinin Faydaları:

Rekreasyonel etkinliklere katılarak serbest zamanlarını aktif geçiren bireylerin özellikle fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişimi destekleyici etkinlikler ile uğraşması sonucunda, bireylerde sağlıklı bir yaşam, fiziksel ve zihinsel sağlığın korunması, geliştirilmesi ve sosyalleşme gibi sonuçları beraberinde getirerek yaşam kalitesinde de artış sağlanmaktadır.

Turizm:

Devamlı olarak yaşanılan yer dışına, tüketici olarak tatil, dinlenme, eğlence, kültür ve benzeri ihtiyaçların giderilmesi amacıyla yapılan seyahat ve geçici konaklama hareketine turizm denir. Bu etkinliklere belirli bir sınırlama getirmemekle birlikte en belirginleri aile ziyareti, dinlenme ve eğlenme, gezip görme merak macera arayışı, güzeli yakalama, kültür, din, sağlık, spor, doğayla bütünleşme, kongre ve toplantılara katılma şeklinde sıralanabilir.

Doğa Turizmi

Türkiye coğrafi konumu, zengin tarihi ve kültürel mirası, genç, eğitimli ve yoğun nüfusu ve gelişmekte olan ekonomisiyle dünyanın dinamik turizm potansiyeline sahip ülkelerinden biridir. Türkiye’de turizm potansiyeli geliştirilebilecek alanlara sahip ilçelerin başında kuşkusuz Çeşme gelmektedir. Çeşme’nin mevcut turizm potansiyeline katkı sağlayacak önemli turizm çeşitlerinden biri de rekreasyon turizmidir.

Çevre Bilinçlenmesi:

Çevre ve İnsan

Çevre Bilinçlenmesinin Kısa Geçmişi

İnsan, doğada varoluşundan bu yana, doğadan yararlanmış, doğayı işlemiş, bilgi birikimine ve teknik ilerlemeye koşut olarak doğaya egemen olmaya çalışmıştır.  Doğada ve doğanın parçası olarak yaşamını sürdüren insanoğlu, farklı dönemlerinde çevreyle ilişkilerini farklı yaşamış, çevreye bakışını farklı ifade etmiştir. Bu nedenle, çevre bilinçlenmesinin farklı aşamaları bulunduğu söylenebilir.

İnsan Doğa İlişkileri

İnsan ve çevre ilişkilerinin ilk aşaması, insanın çevreyi tanıması, çevreye uyum sağlama çabası ile geçmiştir. Bu dönem, insanın avcılık ve toplayıcılık dönemlerine kadar uzanır.

Daha sonra demirin kullanılması ve işlevsel aletlerin yardımıyla doğaya egemen olması dönemi başlayacaktır. Bu dönem, Sanayi Devrimi’ne kadar uzanan ve insanın doğayla mücadelesi dönemi olarak isimlendirilebilir. Bu dönemde insan, binlerce yıldır doğayla uyum içinde yaşama kültürünü geride bırakmış, doğaya ve doğadaki varlıklara karşı acımasız bir şiddet ve sınırsız kullanma ve sömürme yaklaşımlarını benimsemiştir.

Bu dönem, doğayla ilişkilerimizde benimsediğimiz ya da geliştirdiğimiz insanmerkezci etik yaklaşımlarımızın kökenini oluşturmaktadır. Bu dönemde doğa ve çevre, bize yararlı olduğu ya da bizim için değerli olduğu sürece korunmuş ve ona saydı duyulmuş, aynı zamanda da acımasızca sömürülmeye devam edilmiştir.

İnsan doğa ilişkileri

Çevreye yaklaşımımızı değiştiren üçüncü dönem ise çevre ile yaşanan sorunlardan kaynaklı olarak ortaya çıkar. İnsan ve çevre ilişkilerinde yaşanan sömürücü ve egemenlik altına alıcı ilişkilerden kaynaklı olarak çevre sorunlarının ortaya çıkması, çok eski dönemlerde başlar.

Bunlar arasında Antik Yunan kentlerindeki hava kirliliği ile Romalıların istila ettikleri toprakları tuzlayarak toprağı tahrip etmeleri gibi örnekler sıralanabilir.

Çevre Sorunlarının Ortaya Çıkışı:

Ne var ki, çevre sorunlarının insanları da rahatsız edecek boyutlara gelmesi ve bu konuda önlemler alınmaya başlaması için yüzlerce 2 bin yılı aşkın bir zamanın geçmesi gerekmiştir.

20. yüzyılın ikinci döneminde ortaya çıkan ve binlerce insanın yaşamına mal olan çevre sorunları, çevre konusundaki bilinçlenmenin ve önlem alma gereksiniminin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Çevre Bilinci:

Çevre bilinci, çevreyi bir insan sağlığı sorunu olarak gören anlayış olarak değerlendirilebilir. Bu anlayışın uzantısı olarak çevre, sağlık hakkı kapsamında bir sorun olarak değerlendirilmiştir.

Yakın zamanlarımıza doğru gelindiğinde ise bilimsel gelişmelerin de etkisiyle çevre sorunlarının gelişme ve etkileri belirlenmeye başlamış ve çevrenin bir maliyet sorunu olarak algılanması dönemi başlamıştır.

Etik Yaklaşım Ve Çevre

Etik ilgi alanı, uzun yıllar, yalnızca insan ve toplum ile sınırlı tutulmuştur. Son zamanlarda yeni ortaya çıkan anlayış ise etik ilgi alanını, insan dışındaki canlı varlıklara ve onun da ötesinde doğanın unsurları ve doğanın kendisine yöneltme çabası içine girmiştir.

Ateş, Doğa ve İnsan

Davranışlarımızı yönlendiren ilkeler ve değerler olarak etik, yalnızca insanlar arasındaki ilişkileri değil, insan ve diğer canlı türler ile cansız varlıklar arasındaki ilişkileri de konu alan biçimde daha kapsamlı ve gerçekçi bir alan olma yoluna girmektedir. Bu çerçevede etik, çeşitli alt alanlara da ayrılarak genişlemektedir.

Çevre Etiği:

Bunlar arasında en önemli alt dallardan birisi de çevre etiğidir. Genel anlamda çevre etiği, insanlar ve doğal çevreleri arasındaki ahlaksal ilişkilerin sistematik bir değerlendirmesidir.

Çevre etiği, ahlaksal normlar yoluyla insan davranışını doğaya doğru yönlendirme yeteneğine sahiptir ve yönlendirir. Bu çerçevede farklı çevre etiği teorileri, aynı sorulara farklı yanıtlar vermektedirler.

Bu yaklaşımlar arasında insanmerkezci etik, canlımerkezci etik ve çevremerkezci etik yaklaşımlar bulunmaktadır.

İnsanmerkezci Etik Yaklaşım

İnsan için yararlı, iyi ve doğru olduğu için çevrenin korunması gerektiğine inanan insanmerkezci etik yaklaşımın temel mantığı, çevrenin insanın yararlanması için var olduğu ve gelecekteki yararlanma potansiyelleri için ve gelecek kuşaklar ve günler için insan ve çevre dengesinin kurulması gereğidir.

Doğa ve İnsan Atıkları

İnsan ve çevre ilişkilerinin önemini, insanın yaşam olanaklarının da tehlikeye girmesiyle birlikte anlamaya başlayan insanmerkezci etik, kökleri insan ve doğa mücadelesinin başladığı günlere giden en eski etik yaklaşımlardan birisidir.

İnsanmerkezci yaklaşım örnekleri:

  • ‘Kahyalık’ Etiği
  • Routley’lerin İnsan Şovenizmi Yaklaşımı
  • Aydınlanmış İnsanmerkezcilik
  • Zayıf İnsanmerkezcilik
  • Modern İnsanmerkezcilik
  • Diğer İnsanmerkezci Yaklaşımlar

Canlımerkezci Etik

Canlımerkezci etik, dinsan ve çevre ilişkilerini yeniden düzenlemek amacı ve gereği nedeniyle diğer canlı varlıkların da yalnızca bizim için değil, ama kendileri için değerli oldukları ve bu nedenle onlara karşı bazı sorumluluklarımız olduğu, bu sorumlulukların da onların hakları olabileceğini kabul eder.

İnsanmerkezcilikten farklı olarak, doğada yalnızca insanların değer ve öneme sahip olduğu görüşünü reddeder ve etik ilgi alanını insan dışındaki canlılara, hayvanlara, bitkilere ve daha ileri giderek canlılar topluluğunun bütününe yöneltir.

Bu doğrultuda canlımerkezcilik; canlı varlıkların değerinden, öneminden, hatta haklarından söz eden bir noktaya gelir.

  • ‘Yeryüzü Etiği’
  •  ‘Yaşama Saygı’ Etiği
  •  ‘Doğaya Saygı’ Etiği
  •  ‘Gaia’ Yaklaşımı
  • Gaia yaklaşımı, canlımerkezci bir yaklaşım olduğu gibi, dünyayı yaşayan bir

organizmaya benzeten ve dünya üzerindeki bütün varlıkları bu organizmanın organlarına dönüştüren görüşleri ile ‘organizmacı bir yaklaşım’dır.

Hayvan Hakları Düşüncesi

Hayvan Hakları Düşüncesi

Hayvan hakları düşüncesi, hayvanların da, insan hakları niteliğinde olmasa bile, başta yaşama hakları olmak üzere bazı hakları bulunması gerektiği düşüncesinden yola çıkar.

Çevremerkezci Etik

Çevremerkezci yaklaşım, insanı küresel ekosistemin bir parçası olarak gören ve ekolojik yasalara bağlı kalan bir etik yaklaşımdır. İnsanmerkezci yaklaşımda ‘insanın’ ve canlımerkezci yaklaşımda ise ‘bütün canlı varlıkların’ öznesi olduğu değer, çevremerkezci yaklaşımda ‘bütün olarak çevreye’ ya da canlı-cansız varlık bütünü anlamında ‘doğaya’ yüklenmektedir.

Çevremerkezcilik; insanlar arasındaki ilişkilerden insan ve toplum ilişkilerine doğru genişleyen ve daha sonra canlımerkezci yaklaşım ile insan ve diğer canlı varlıklar arasındaki ilişkilere uzanan etik ilgi alanını, insan ve doğa ilişkilerine doğru yayan ve böylece insan-doğa ya da insan-çevre ilişkilerini etik çerçeveye sokan ‘etik yayılmacılığın’ en son ve ileri aşamasıdır.

Çevre Etiği Ve Türkiye

Türkiye’de çeşitli çevre etiği yaklaşımlarının değişik zamanlarda çeşitli ölçülerde etkili olduğunu görmekteyiz. Bu etkileri belirlerken, Siyasal Alanda yaşanan etkiler, Yönetsel Alanda etkiler, Ekonomik etkiler, Hukuksal Alanda yaşama geçen etkileri ayrı ayrı incelemekte yarar vardır.

Türkiye’de Çevreci Hareketlerin Gelişimi:

Türkiye’de çevrenin bir sorun olmaya başlaması için 1990’lı yılları beklemek gerekmemiştir. Gelişmekte olan bir ülke olmamıza karşın, doğal kaynakların kullanılmasından kaynaklı olarak hava, su ve toprak kirlenmelerinin ortaya çıktığı, düzensiz ve plansız gelişme sonucu kentleşme sorunları, temiz içme suyu temini ve büyük kentlerde hava kirliliği gibi sorunların ortaya çıktığını biliyoruz. Bunlar arasında Ankara’nın hava kirliliği sorunu, 1980’li yıllarda en bilinenleridir. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminden bu yana, su kaynaklarının korunması için çeşitli önlemler alınmaya başlamıştır.

Çevreci Hareketler

Türkiye’de Çevreci Siyasal Yapılar:

Türkiye’de 1980’lerin ikinci yarısında Yeşil parti ismiyle bir çevreci parti kurulmuştur. Özellikle 1987 yılı içinde, bazı çevreci kuruluşların bir siyasal parti halinde örgütlenme doğrultusundaki çabaları yoğunlaşmış ve aralarında Yeşil Barış Çevre Derneği, Türkiye Hava Kirliliğiyle Savaş Derneği de bulunan kuruluşlar, partileşme doğrultusunda çalışmalar başlatmışlardır.

1998 yılında kurularak Yeşiller Partisi adını almış olan bu harekete, çevreci yeşiller, feministler, karşı-militaristler, ateistler ve eşcinseller destek veren kümeler olmuştur.

Türkiye’de çevre sorunlarının siyasete taşınması anlamına gelen partileşme hareketi dışında, çeşitli siyasal örgütlenmeler ve hareketler yoluyla çevrenin siyasallaştırıldığı görülmektedir.

Çevre Bakanlığı:

Genel Müdürlükler ve Daire Başkanlıkları biçiminde örgütlenen Çevre Bakanlığı, çevreyi insan yararlanmasına açık olarak gören insanmerkezci etik yaklaşımın terk edilmeye başlaması için güçlü ve etkin bir çevre örgütlenmesi birimi oluşturulması anlamına gelmektedir.

Çevre ve Orman Bakanlığı; 01.05.2003 tarihinde kabul edilen ve 08.05.2003 tarih ve 25102 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 4856 Sayılı Yasa ile belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, Çevre ve Orman Bakanlıklarının birleştirilmesi suretiyle kurulmuş bir bakanlıktır.

Çevre Bakanlığı

Çevre ve Orman Bakanlığı’nın kuruluş amaçları şunlardır;

  • Çevrenin korunması ve iyileştirilmesi,
  • Kırsal ve kentsel alanda arazinin ve doğal kaynakların en uygun ve verimli şekilde kullanılması ve korunması,
  • Ülkenin doğal bitki ve hayvan varlığı ile doğal zenginliklerinin korunması ve geliştirilmesi,
  • Her türlü çevre kirliliğinin önlenmesi,
  • Ormanların korunması, geliştirilmesi ve orman alanlarının genişletilmesi,
  • Ormanların içinde ve bitişiğinde yaşayan köylülerin kalkındırılması ve bunun için gerekli tedbirlerin alınması,
  • Orman ürünlerine olan ihtiyacın karşılanması ve orman ürünleri sanayinin geliştirilmesi şeklinde özetlenebilir.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın bitki ve hayvan varlığını koruma ve geliştirme konusundaki birim ve çabalarıyla, insan dışındaki canlı çevrenin korunmasına ilişkin önlemler aldığı ve çalışmalar yaptığı görülmektedir. Bu gelişmeler, uygulamada insanmerkezci yaklaşımların yumuşatıldığı ya da aşılmaya başladığı anlamına gelmektedir.

Çevre İle İlgili Yasal Düzenlemeler

Yukarıda sözünü ettiğimiz Anayasal hükümler ve Çevre Yasası yanında, iç hukukta etkili olan ve çevre konusunda çeşitli hükümler içeren birçok yasa, yasa gücünde kararname, tüzük, yönetmelik, genelge, tebliğ ve iç hukuk açısından yasa gücünde olan uluslararası sözleşmeler bulunmaktadır.

1983 sonrasında çevreyle ilgili bazı yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bu yasaların bir kısmı doğal çevre değerleri, bir kısmı da yapay çevreyle ilgili düzenlemeleri kapsamaktadır.

Çevre Yasaları

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası

Bunları kabul ediliş tarihlerine göre incelersek, ilk yasa, 23 Temmuz 1983 tarih ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası’dır. Bu yasa ile Çevre Yasası ile boş bırakılmış bulunan kültürel çevre alanının doldurulduğu, kültürel ve doğal çevresel değerlere hukuksal güvenceler kazandırıldığı görülür. Bu çerçevede, insan dışındaki varlıkların korunması ve kullanımına ilişkin bir normlaştırma çabası olarak insanmerkezci etiğin sınırlarını aşan bir etik yaklaşımdan beslenmektedir.

Milli Parklar Yasası:

Çevreyle ilgili diğer yasa, 2873 sayılı Milli Parklar Yasası’dır.

Yasanın amacı, ülkemizdeki ulusal ve uluslararası değere sahip milli park doğa parkı, doğa anıtı ve doğa koruma alanlarının belirlenmesi, nitelik ve yapıları bozulmadan korunması, geliştirilmesi ve yönetilmesine ilişkin kural ve ilkelerin saptanmasıdır. Bu yasa ile doğal yaşam ortamları olan sulak alanlar ve milli park statüsündeki alanların korunması ve bozulmadan kullanılması hedeflenmiştir. Ne var ki, sulak alanlar başta olmak üzere korunması gereken birçok alanın koruma dışında bırakılmış olması, Yasanın uygulamaya tam anlamıyla geçirilemediğini göstermektedir. Yine de doğal varlıkların korunma gereğinin duyulması, çevremerkezci etiğin ilgi alanına giren bir konu olarak değerlendirilebilir.

Kıyı Yasası

1984 yılında ise 3086 tarihli Kıyı Yasası benimsenmiş ve bu yasa ile kıyıların devletin hüküm ve tasarrufunda bulunduğu, herkesin eşit ve serbest olarak kullanmasına açık olduğu öngörülmüştür. Yasa ile kıyılardan yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetileceği de öngörülmektedir. Kıyı Yasası ve bazı maddeleri birçok kez Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş, 3830 sayılı son Kıyı Yasası çıkarılarak kıyılardan yararlanma, kamu yararı açısından yeniden düzenlenmiştir.

İmar Yasası

İmar Yasası ve İmar Affı yasalarında da yapılı çevreyle ilgili düzenlemeler bulmak olanağı vardır. Bu yasalar dışında 618 sayılı Limanlar Yasası, 831 sayılı Sular Yasası, 3167 sayılı Kara Avcılığı Yasası, 167 sayılı Yer altı Suları Yasası gibi birçok yasa, çevreyle doğrudan ya da dolaylı hükümler getirerek çevre sorunlarının önlenmesi ve çevrenin geliştirilmesine yönelik çeşitli düzenlemeler içermektedir.

Kara Avcılığı Yasası

Çevre Koruma Kanunları

İnsanın yararına olarak bile olsa insan dışındaki çevrenin koruma ve kullanılmasının düzenlenmesi, ekolojik dengenin gözetilmesi ile av ve yaban hayatını düzenleyen Kara Avcılığı Yasası’nda bazı canlı türlerinin korunmasının amaçlanması, hukuka canlımerkezci ve çevremerkezci etik yaklaşımların yansımış biçimleri olarak değerlendirilmelidir.

Yasal düzenlemeler yanında, yasa gücünde kararnameler ile de çevreyle ilgili önemli düzenlemeler getirilebilmektedir. Bu kararnamelere, Çevre Bakanlığı’nın Kuruluş ve Görevleri Hakkında 1991 tarihli 443 sayılı Yasa Gücünde Kararname örnek olarak gösterilebilir.

Bütün bu düzenlemelere baktığımızda, canlımerkeci ya da çevremerkezci etik yaklaşımın mevzuatımıza tam olarak yansımadığı açıkça görülür. Ancak, yasaların bazı düzenlemeleri arasında, insanın yararlanması ve menfaatini aşan düzenlemelere de sıkça rastlamaktayız.

Bu düzenlemeler, etik yayılmacılığın normlaşmış somut biçimleri olarak değerlendirilmelidir. Canlımerkezci yaklaşımın ürünü olarak ortaya çıkan ilk doğrudan düzenleme ise TBMM’de Komisyonlarda yıllarca bekletildiği halde bir türlü yasalaşamayan Hayvanları Koruma Kanunu Taslağı’dır.

Bu taslak ile hayvanların, özellikle bazı evcil hayvanların bir takım hakları kanun tarafından garanti altına alınmaya çalışılmaktadır. Bu düzenlemenin TBMM önüne getirilmesi bile, canlımerkezci etiğin normlaşma aşamasına geldiğinin en önemli kanıtlarından birisini oluşturmaktadır.

Doğa İçin Ne Yapabiliriz?

Etik yaklaşımlarımız, bizim dışımızdaki canlı ve cansız varlıklar ile doğayla ilişkilerimizi düzenleyen en önemli öğelerden birisidir. Çevre ile ilişkilerimizi, ister siyasal ister yönetsel ve isterse de hukuksal olsun, etik yaklaşımlarımız ve değerlerimiz belirler.

Doğayı Korumak için!

Dünyada son 20-30 yılda ortaya çıkan yeni etik yaklaşımlar ve çevre etiği yaklaşımları, insan ve çevre ilişkilerinin nasıl düzenleneceği ve yoluna sokulacağı konusunda önemli ve somut düşünceler geliştirmiş ve öneriler sunmuştur.

Bu etik yaklaşımları göz önüne alarak, ülkemizde hala insanmerkezciliği aşamayan etik yaklaşımlar ve değerlerin, siyasal, yönetsel ve hukuksal pratikte önemli ilerlemeler yaratamadığı görülmektedir.

Türkiye bölümümüzün daha dar kalmasının nedeni de ülkemizde etik yaklaşımların getirdiği yeni uygulamalar ve hukuksal düzenlemelerin yokluğuyla doğrudan ilgilidir.

Etik yaklaşımlar, insan türü olarak çevre ile olan ilişkilerimizi belirleyen ve düzenleyen ilkelerdir. Bu ilkelerin, çevre ile olan ilişkilerimizi yeniden kurmak ve tarif etmekteki etkileri sorgulanamaz. İnsan ve çevre ilişkilerini yeniden kurgulamak zorunluluğu, etik yaklaşımların da değişmesi ve etkilerinin hukuk sistemi içinde normlaşmasıyla bağlantılıdır.

Bu çerçevede, düşündüklerimiz ve davranışlarımızı belirleyen etik yaklaşımlarımız, yarınlarda nasıl yaşayacağımızı ve yarınlarımızı da belirleyecektir. Çevre konusunda yeni yaklaşımlar ve hukuksal düzenlemelerin, bu yeni etik yaklaşımları içermesi ve onlardan etkilenmesi beklenir ki, ülkemizde de bu yeni gelişmelerin bilinmesi, yeni uygulama alanlarının yaratılmasına katkıda bulunacaktır.

Her türlü görüş, düşünce, öneri, istek ve geri dönüşleriniz bizim için değerlidir. Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında bize yazın. http://www.turkeyoutdoor.org

Türkiye’nin Outdoor Sayfası