48 İlde Ormanlara ve Milli Parklara Girişler Yasaklandı

Outdoor Türkiye

Özellikle dağcılık ve tehlikeli-ekstrem outdoor aktivitelerine katılmak 2020 yılında bir genelge ile kolluk (polis, jandarma, sahil güvenlik) iznine bağlanmıştı.

2021 yılının Temmuz ayında ülkemizin birçok yerinde orman yangınları çıktı. Valilikler önlem olarak Orman ve Milli Parklara girişleri yasakladı. Orman ve Milli Parklara Girişler Yasaklandı! başlıklı yazımızda 25 ilde orman ve milli parklara giriş çıkışların yasaklandığını açıklamıştık. Gelen yoğun sorular üzerine Valiliklerin sitelerini tarayıp Türkiye’de Ormana girmenin yasaklandığı illerin tam listesini yaptık.

Şimdilik 48 ilde orman ve milli parklara giriş Valiliklerce yasaklanmıştır. unutmayın başka illerde de yasaklar alınmış ama Valiliklerin sitelerinde duyurulmamış olabilir!

Orman ve Milli Parklara Girişler Yasaklanan İller Tam Liste

Ormanlar ve milli parklara girişlerin yasaklandığı illeri haritada görmek için tıklayınız: https://goo.gl/maps/QAtb4rcZYUnRtU6B6

TAM 48 İLDE ORMANLARA GİRMEK YASAKLANDI!

1Adana,
2Amasya, 
3Antalya,
4Aydın,
5Balıkesir, 
6Bartın,
7Batman,
8Burdur,
9Bursa,
10Çanakkale,
11Çankırı
12Denizli,
13Düzce
14Edirne
15Gaziantep,
16Giresun,
17Gümüşhane,
18Hatay, 
19İstanbul,
20İzmir, 
21Kahramanmaraş, 
22Karabük,
23Karaman,
24Kastamonu,
25Kayseri
26Kırıkkale
27Kırklareli,
28Kilis,
29Kocaeli,
30Konya
31Kütahya,
32Manisa,
33Mardin,
34Mersin,
35Muş,
36Nevşehir,
37Niğde, 
38Ordu
39Sakarya,
40Samsun, 
41Sivas
42Şanlıurfa, 
43Tekirdağ,
44Tokat,
45Uşak,
46Yalova,
47Yozgat,
48Zonguldak,
Ormanlara Girişler Yasak Olan İller

TAM 48 İLDE ORMAN VE MİLLİ PARKLARA GİRİŞLER YASAKLANDI!

1.       Adana’da ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Adana’daki orman yasağını resmi olarak teyit edemedik. Birkaç haber sitesinde yasak geldiği yazılı ancak resmi açıklama Valiliğin sitesinde bulunmamaktadır.


2.       Amasya’da ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

1-01.08.2021- 30.09.2021 tarihleri arasında yetkili kurumlarca belirlenmiş tescilli piknik ve mesire alanları dışındaki ormanlarda ateşli piknik yapmak, gezmek, motorlu taşıt kullanmak ve kamp yapmak yasaklanmıştır.

2 -İlimiz genelinde anız ve bahçe artıklarını toplanarak yakılması yasaklanmıştır.

3- Yetkili kurumlarca belirlenmiş tescilli piknik ve mesire alanlarında 31.10.2021 tarihine kadar ateşli piknik yapılmasına saat 19.00 dan sonra müsaade edilmeyecektir.

4-Ormanlık alanlara yakın olan yerlerdeki düğün ve benzeri organizasyonlarda orman yangınına neden olabilecek havai fişek, dilek balonu gibi yanıcı madde kullanılmasına müsaade edilmeyecektir.


3.       Antalya’da ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

http://www.antalya.gov.tr/il-yazi-isleri-mudurlugu—20214-nolu-genelge-ormanlik-alanlara-girislerin-yasaklanmasi


4.       Aydın’da ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Aydın Valiliğinin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, kent sınırları içerisinde bulunan ormanlık alanlara giriş ve çıkışların yasaklandığı aktarıldı.

Açıklamada, “Ormanlık alanlara 1 kilometre mesafeye kadar (Özel mülkiyete konu arazilerde dahil) mangal, semaver, ateş vb. yakılması ile avcı ve çobanların ateş yakması yasaklanmıştır. Başta ormanlık alanların civarındaki yerler olmak üzere, anız veya bitki örtüsü (tarla, bağ, bahçe ve zeytinlik artığı ot vb.) yakılması yasaklanmıştır. Kaymakamlıklarca meskun mahallelerde verilen izinler dışında, orman yangınına neden olabilecek havai fişek, dilek balonu vb. her türlü yanıcı maddenin kullanımı yasaklanmıştır” ifadelerine yer verildi.

Aydın’da da Dilek Yarımadası ve Büyük Menderes Deltası Milli Parkı’na girişler yasaklandı.


5.       Balıkesir’de ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

1-Valilik ve Kaymakamlıklarca belirlenmiş ve haritalandırılmış olup mutat vasıtalarla en geniş şekilde vatandaşlarımıza duyurulmuş olan mangal/semaver/ateş yakılabilecek mesire yerleri ile tabiat parklarının dışında, ormanlara giriş çıkışların yasaklanması (Orman İdaresinden İhaleli/Tahsisli iş alanlar ve bu işte çalışanlar ile Orman İdaresi tarafından çalıştırılan kişiler hariç),

2-Orman alanları içerisinde (yetkili kurumlarca belirlenmiş tescilli piknik ve mesire alanları hariç) mangal/semaver/ateş yakılmasına müsaade edilmemesi, avcı ve çobanların ateş yakmasının önlenmesi için ormanlara giriş çıkış yasağının uygulanması ve kontrolünün; Balıkesir Orman Bölge Müdürlüğü personeli ile Jandarma Komutanlığı personelince müştereken sağlanması,

3-Ormanlık alanlar ile ormanlık alanların civarında izin verilen yerlerde (ormanlık alanlarda önceden belirlenerek ilan edilen kamp yerleri hariç) 31.10.2021 tarihine kadar mangal/semaver/ateş yakılmasına saat 20.00’den sonra müsaade edilmemesi,

4-Başta ormanlık alanların civarındaki yerler olmak üzere, anız veya bitki örtüsü (tarla, bağ, bahçe ve zeytinlik artığı ot, dal vb.) yakılmasına kesinlikle müsaade edilmemesi,

5-Ormanlık alanlara yakın olan yerlerdeki düğün ve benzeri organizasyonlarda, orman yangınına neden olabilecek havai fişek, dilek balonu gibi yanıcı madde kullanılmasına izin verilmemesi,

6-Yüksek risk barındıran ormanlık alanlara girişlerin, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde belirli bir süreyi/dönemi kapsayacak şekilde kısıtlanması,

7-Yapılacak denetimlerde tespit edilen aykırılıklar karşısında ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda gerekli adli ve idari işlemlerin yapılması,

8-Mangal/semaver/ateş yakılmasına müsaade edilen piknik ve mesire alanlarına girişte; uyulması gereken kurallara ilişkin bilgilendirici mahiyetteki el ilanı veya broşür dağıtılması, kamu kurum ve kuruluşlarına ait billboardlarda kullanılacak görseller, anonslar vb. araçlarla vatandaşların konuya ilişkin duyarlılığının artırılması,


6.       Bartın’da ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

http://www.bartin.gov.tr/2021-orman-yanginlariyla-mucadele-ek-komisyon-kakari


7.       Batman’da ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

6831 sayılı Orman Kanununun 69. maddesine göre düzenlenen ve Bakanlar Kurulunun 10.09.1976 gün 7/12520 sayılı kararıyla yürürlüğe giren “Orman Yangınlarının Önlenmesi ve Söndürülmesinde görevlilerin görecekleri işler hakkında yönetmeliğin 32. maddesi gereğince Batman  İlinde oluşan meteoroloji şartları dikkate alınarak ormana giriş çıkışları kontrol altına alma ihtiyacı doğmuştur.


8.       Burdur’da ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

1-Burdur ili dâhilinde Valilik, Kaymakamlıklar ve Belediyeler tarafından belirlenmiş, Orman Bölge Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar İl Şube Müdürlüğü tarafından tescilli piknik ve mesire alanları dışında piknik yapılmasının, mangal, semaver ve ateş yakılmasının yasaklanmasına,

2-Piknik yapılmasına müsaade edilen tescilli mesire alanlarında yukarıda belirtilen tarihler arasında saat 19:00 dan itibaren ateş, mangal ve semaver yakılmasının yasaklanmasına,

3-Ormancılık faaliyetleri kapsamında yapılan üretim çalışmaları, fidan dikme, bakım ve onarım gibi orman idaresinden ihale veya tahsisli sözleşmelerle iş almış kişiler, izin almak koşulu ile orman alanlarında hayvan otlatanlar, ilgili kurumların izni dâhilinde faaliyette bulunanlar ve orman içi ve bitişiğinde tarımsal faaliyette bulunanlar hariç olmak üzere; bu çalışmaları denetleyen ve kontrol eden orman idaresi personelleri haricindeki vatandaşlarımızın ormanlara giriş ve çıkışlarının yasaklanmasına,

4-Ormanlık alanlar civarında bağ, bahçe temizliği amaçlı ateş yakılması, çoban ve avcı ateşi yakılması ve anız yakılmasının yasaklanmasına,

5-Ormanlık alanlar civarında yapılacak düğün ve benzeri organizasyonlarda orman yangınlarına neden olabilecek havai fişek, niyet balonu gibi yanıcı madde kullanılmasının yasaklanmasına,

6-Komisyonumuzca alınan kararların vatandaşlarımıza en seri ve en geniş şekilde ulaştırılması için orman idaresince el ilanları ve broşürler bastırılıp dağıtılmasına, Belediyeler ve Camilerin hoparlöründen ilan edilmesine, Müftülükçe orman yangınları tehlikeleri konusunda camilerde vatandaşların bilgilendirilmesine,


9.       Bursa’da ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

1- Bursa İl sınırları içerisinde tüm ormanlık sahalara 30 Temmuz ile 01 Eylül 2021 tarihleri arasında yetkililer haricinde başkasının girmesi kesinlikle yasaktır. Yerleşik mahalle halkı hariç olmak üzere halkımızın gezi amaçlı ormana giriş ve çıkışları, orman içi yollarda, yol kenarlarında, ATV, UTV, motosiklet vb. vasıtalarla sportif amaçlı her türlü faaliyetleri ile çadırlı-çadırsız kamp yapmaları, mangal ve semaver yakmaları yasaklanmıştır. (Orman İdaresinden İhaleli/Tahsisli iş alanlar ve bu işte çalışanlar ile Orman İdaresi tarafından çalıştırılan kişiler hariç),

2- Bursa İli ve ilçelerindeki bütün piknik ve mesire alanlarında 30 Temmuz ile 01 Eylül 2021 tarihleri arasında akşam saat 19.00’dan sonra ertesi sabah saat 07.00’a kadar mangal, semaver vb. ateş yakmak yasaklanmıştır.

3- Uludağ Milli Park sahası içindeki mangal yakmaya izin verilen piknik- mesire alanlarında 30 Temmuz – 01 Eylül 2021 tarihleri arasında akşam saat 19:00’dan ertesi sabah saat 07:00’a kadar mangal yakmak, bunun dışındaki milli park alanları ile Çobankaya-Bakacak yol boyunca araç park etmek, kamp yapmak,  ormana girmek ve piknik yapmak tamamen yasaklanmıştır.

4- Tüm belediyelerimiz, orman içi, orman kenarı ve bitişiğinde bulunan çöp toplama alanları çevresinde koruma bandı oluşturacak ve yangın riskine karşı gerekli iş makinelerini (Dozer, Loder, Kepçe) hazır bulunduracaklardır.

5- Orman Kanunu’nun 31 ve 32. maddesi kapsamında olan mahalleler başta olmak üzere, orman içi, orman bitişiği ve ormanla ilişiği olmayan mahalleler de dahil olmak üzere anız, bağ-bahçe, zeytinlik ve tarla temizliğinden meydana gelen dalların ve her türlü bitki örtüsünün yakılması yasaklanmıştır.


10.     Çanakkale’de ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

1-Belediyeler sorumluğundaki çöp depolama alanlarının etrafında Belediyeler tarafından yangın koruma bandı oluşturulmasına,

2-Orman yangınına ya da kırsal alan yangınına sebebiyet verebilecek nitelikte balya makinelerinin İl Tarım ve Orman Müdürlüğü takibinin ve kontrolünün yapılmasına,

3-Ormanlara sınır anız tarlalarının sahipleri tarafından yeterli genişlikte bant şeklinde sürülmesine,

4-Orman yangınlarına hassas alanlarda ilgili kolluk kuvvetleri ve orman işletmelerince kontrol yapılması ve bu maksatla devriyelerin arttırılmasına,

5-Ormanlarda veya bitişiğinde konaklayan arıcıların orman yangınlarına sebebiyet vermemeleri noktasında bilgilendirme toplantılarının Orman İşletme Müdürlüğünün katılımlarının sağlanarak İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce yapılmasına,

6-Tescilli piknik mesire alanları dışında ateşli piknik yapılmamasının sağlanması, tescilli yerlerde gerekli tedbirlerin alınmasına,

7-Yerleşim yerlerinde, ormana uzak yerlerde çıkan yangınlara öncelikle sorumlu belediyelerin müdahalelerinin sağlanmasına,


11.      Çankırı’da ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Çankırı’da vatandaşların ormanlık alanlara girişi yasaklandı. Çankırı Valiliğinden yapılan açıklamada, Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonunca yangınlarla mücadele konusunda bir dizi tedbir alındığı belirtildi.

Açıklamada, “İlimiz sınırları içinde belirlenen mesire alanları hariç olmak üzere ormanlara piknik yapmak ve hayvan otlatmak başta olmak üzere her türlü giriş, 15 Eylül bitimine kadar yasaklanmıştır” ifadesine yer verildi.


12.     Denizli’de ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Denizli Valiliği tarafından yapılan açıklamda da il genelinde mangal, semaver ve ateş yakılabilecek mesire yerleri ile tabiat parklarının dışında, ormanlara giriş çıkışların yarından itibaren 31 Ekim’e kadar yasaklandığı belirtildi.


13.     Düzce’de ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Valilikten yapılan açıklamada, Meteoroloji Müdürlüğünden alınan hava tahmini raporlarında sıcaklık değerlerinin artacağı belirtildiğinden, önümüzdeki günlerde oluşabilecek olağanüstü hava halleri nedeniyle, mevsimsel veya insani faktörlere dayalı olarak orman yangınlarının artabileceğine işaret edildi.

Hava sıcaklığı ile beraber insani faktörlere karşı bir takım önlemlerin alındığı belirtilen açıklamada, İl genelinde hizmet veren tüm Kamu Kurumları ve Belediye Başkanlıklarınca, yangın anında etkin ve hızlı iletişimi sağlamak için Kriz Merkezi kurulması kararlaştırıldığı vurgulandı.

Açıklamada, “Son dönemde artan orman yangınlarının önüne geçilmesi amacıyla tüm orman alanlarına resmi görevli personel dışında yürüyüş, spor, dinlenme ve sosyal her türlü etkinlik için ikinci bir emre kadar girişlerin yasaklanmasına, ormanlara giriş çıkışların yasaklanmasına, düzenli ve düzensiz mangal, semaver, ateş yakılabilecek orman içerisindeki piknik ve mesire alanları ile tabiat parklarına ikinci bir emre kadar giriş çıkışların yasaklanmasına karar verilmiştir” ifadelerine yer verildi.


14.     Edirne’de ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Madde 1 – Edirne İl sınırları içerisinde tüm ormanlık alanlara girilmesi yasaktır.

Madde 2 – Orman üretiminde çalışanlar, tarım-hayvancılık-arıcılık  vb. zirai faaliyetler de bulunanlar bu yasaktan muaftır.

Madde 3 – Ruhsatlı veya kontrollü girilenler ormanlık alanlardaki mesire alanlarına giriş yasaktır.

Madde 4 – Edirne ili mülki hudutları içerisinde her türlü anız, bağ-bahçe, zeytinlik ve tarla temizliğinden toplanan dalların yakılması yasaktır.

Madde 5 – Ormanlara yakın tesisler ile sanayi kuruluşları, muhtemel yangınlara karşı gerekli önlemleri alacaktır.


15.     Gaziantep’te ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Gaziantep Valisi Davut Gül, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, hava sıcaklıklarının arttığını belirtti.

Sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi ve diğer sebeplerden dolayı Gaziantep genelinde ormanlara giriş çıkışların yasaklandığını duyuran Gül, “Ormanlara giriş çıkışlar, 15 Ağustos 2021’e kadar valilik tarafından yasaklanmıştır. Lütfen kurallara uyarak şehrimizi ve ülkemizi koruyalım.” ifadelerini kullandı.


16.     Giresun’da ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Giresun Orman Bölge Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, “Son günlerde ülke genelinde artan orman yangılarının önüne geçmek ve tedbir amacıyla Valilik kararıyla; Giresun, Ordu ve Sivas illerinde ormana girişler yasaklanmıştır. Valilik ve Kaymakamlıklarca belirlenmiş ve haritalandırılmış olup mutat vasıtalarla en geniş şekilde vatandaşlarımıza duyurulmuş olan mangal, semaver, ateş yakılabilecek mesire yerleri ile tabiat parklarının dışında, ormanlara giriş çıkışların yasaklanmıştır. Avcı ve çobanların ateş yakmasının önlenmesi için ormanlara giriş çıkış yasağının uygulanması ve kontrolünün Giresun Orman Bölge Müdürlüğü personeli, jandarma Komutanlığı personeli ve Emniyet Müdürlüğü personellerince müştereken sağlanacaktır. Başta ormanlık alanların civarındaki yerler olmak üzere, anız veya bitki örtüsü yakılmasına kesinlikle müsaade edilmeyecektir. Ormanlık alanlara yakın olan yerlerdeki düğün ve benzeri organizasyonlarda orman yangınına neden olabilecek havai fişek, dilek balonu gibi yanıcı madde kullanılmasına izin verilmeyecektir.” denildi.


17.     Gümüşhane’de ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Orman2021.pdf erişimi için tıklayın


18.     Hatay’da ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Orman-Yanginlari-Ile-Mucadele-Kapsaminda-Uygulanacak-Tedbirlere-Iliskin-Valilik-Karari.pdf erişimi için tıklayın


19.     İstanbul’da ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

İstanbul ili sınırları içerisindeki ormanlık alanlara girişler, 30 Temmuz 2021-31 Ağustos 2021 tarihleri arasında, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 74. maddesi ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 9. ve 66. maddeleri uyarınca yasaklanmıştır. İstanbul İl sınırları içerisinde tüm ormanlık sahalara yetkililerden başkasının girmesi kesinlikle yasaktır. Bu ormanlar çevresinde ve içinden geçen yollarda orman kenarında mola vermek ve piknik yapmak, mangal, semaver ve ateş yakmak yasaktır.


20.     İzmir’de ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İzmir’de ormanlara girişlerin Valilikçe yasaklandığı açıkladı.


21.     Kahramanmaraş’ta ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

http://www.kahramanmaras.gov.tr/orman-yanginlariyla-mucadele-kapsaminda-uygulanacak-tedbirler


22.     Karabük’te ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Karabük’te ormanlık alanlara girişlerin 1 Eylül’e kadar yasaklandığı bildirildi.


23.     Karaman’da ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Karaman İli Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonunun 11.08.2020 tarihli ve 2 sayılı kararı gereği, Merkez İlçesi Gökçe Köyü sınırlarında bulunan Karaman Şehir Ormanı Mesire Yeri, Siyahser Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Türk Dünyası Şehir Ormanı Mesire Yeri, Ortaoba Köyü sınırları içerisinde bulunan Mesire yeri, Çatak köyü sınırları içerisinde bulunan Mesire yeri, Kazımkarabekir İlçesi Gökçimen mevkisinde bulunan Muammer Fevzi Sarı  mesire yeri, Ermenek İlçesi Körkuyu Mevkiinde bulunan Şehit Pilot Hasan BAYSAL mesire yeri, Ermenek mesire yeri, Başyayla İlçesi, Başyayla mesire yeri, Hisarönü mevkiinde bulunan Taşharman mesire yeri, Sarıveliler İlçesi Göktepe Belediyesi sınırlarında bulunan Göktepe mesire yeri İlimiz sınırları içerisinde mangal, semaver vb. ateş yakılabilecek alanlardan olup, belirtilen alanlar haricindeki ormanlık alanlara girişler, 6831 sayılı Orman Kanununun  “Orman idaresinin göstereceği lüzum üzerine mahallerinin en büyük mülkiye amirleri, kuraklık veya yangın olup da henüz söndürülmüş fakat sirayet ihtimalleri tamamen bertaraf edilmemiş olmak gibi fevkalade zamanlarda muayyen bir müddet için ormanlara girmeyi men ve oralardaki her türlü işlerin tatilini emredebilirler” hükmüne ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 9. ve 66. maddeleri uyarınca  31.07.2021 tarihinden 15.09.2021 tarihine kadar yasaklanmıştır.


24.     Kastamonu’da ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

http://www.kastamonu.gov.tr/2021-yili-orman-yanginlariyla-mucadele-komisyon-kararlari


25.     Kayseri’de ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Kayseri’de ormanlık alanlara girişler 31 Ağustos’a kadar yasaklandı. Valilikten yapılan açıklamaya göre, Vali Şehmus Günaydın başkanlığında toplanan Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonunda, Meteoroloji Bölge Müdürlüğü hava tahmin raporlarıyla, bölgede mevsimsel sıcaklık değerlerinin artacağı, buna dayalı olarak meydana gelebilecek mevsim normalleri dışındaki hava koşullarından dolayı ilde orman yangınlarının oluşma riski değerlendirildi.


26.     Kırıkkale’de ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Kırıkkale’de ormanlık alanlara girişler 31 Ağustos’a kadar yasaklandı

Kırıkkale Valiliğinin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“30 Temmuz-31 Ağustos’ta her ne maksatla olursa olsun Kırıkkale 100. Yıl Devlet Ormanı, Yuva, Hasandede, Dinek Dağı, Çelebi, Ahılı köyü, Çelebi Karabucak köyü ağaçlandırma sahaları, Selamlı, Bıyıkaydın, Ulaklı, Koçubaba, Dağsolaklısı, Kavlak, Kenanbeyobası, Mehmetbeyobası, Gazibeyli köyleri, Karakeçili Kızılırmak, Keskin Attepesi ve çevresindeki ağaçlandırma sahaları, Dinek dağı orman alanı, Çipideresi, Dağsolaklısı ile Hisarköy çevresindeki toprak muhafaza sahaları, Sulakyurt ilçesi Deredüzü köyü çevresindeki, Pazarcık köyü ve Kırıkkale yolu üzerindeki ağaçlandırma sahaları, Sulakyurt ilçesi Özdere ağaçlandırma sahası, Delice ilçe merkezi çevresindeki erozyon kontrol sahası, Kazmaca, Yahşihan ilçesi Irmak ve Kılıçlar ağaçlandırma sahaları, Küçükavşar, Meşeyayla, Büyükyağlı, Çongar, Çatallı köyleri rehabilitasyon sahaları ile her türlü orman ve ağaçlandırma sahalarına girişler yasaklanmıştır. “


27.     Kırklareli’nde ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

orman_yanginlari.pdf erişimi için tıklayın


28.     Kilis’te ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

1 – Orman yangınlarıyla mücadele kapsamında Kilis İli sınırları içerisindeki ormanlık alanlara girişler 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 74. maddesi ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 9. ve 66. Maddeleri uyarınca 30.07.2021–30.09.2021 tarihleri arasında yasaklanmıştır.

2 – Kilis İl sınırları içerisinde tüm ormanlık sahalara yetkililerden başkasının girmesi kesinlikle yasaktır.

3 – Bu ormanlar çevresinde ve içinden geçen yollarda orman kenarında mola vermek ve piknik yapmak, mangal, semaver ve ateş yakmak yasaktır.

4 – Orman Yasasının 31 ve 32. maddeleri kapsamında olan köyler/mahalleler başta olmak üzere, orman içi, orman bitişiği ve ormanla ilişiği olmayan köyler/mahalleler de dahil olmak üzere anız, bağbahçe, zeytinlik ve tarla temizliğinden meydana gelen dalların ve her türlü bitki örtüsünün yakılması yasaklanmıştır.

5 – Orman alanı civarındaki tesisler ile sanayi kuruluşları orman alanlarını etkileyebilecek her türlü faaliyet nedeniyle oluşabilecek yangın riskine karşı önleyici bütün tedbirleri eksiksiz alacaklardır.


29.     Kocaeli’de ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Vali Yavuz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, olası orman yangınlarına karşı önlem alındığını belirtti. Hava sıcaklarının artması ve yangın riski nedeniyle il genelinde ormanlık alanlara girilmesinin, ateş yakılmasının ve havai fişek atılmasının ikinci bir emre kadar yasaklandığını aktaran Yavuz, “Lütfen kurallara uyalım. Ormanlarımıza sahip çıkalım.” ifadelerini kullandı. Kocaeli Valisi Seddar Yavuz, hava sıcaklarının artması ve yangın riski nedeniyle il genelinde ormanlık alanlara girilmesinin yasaklandığını bildirdi.


30.     Konya’da ormanlara Giriş çıkışlar yasaklandı.

Konya’da ormanlık alanlara girişler ve piknik yapılması yasaklandı. Konya Orman Yangınlarıyla Mücadele Komisyonu, orman yangınlarının önlenmesine ilişkin faaliyetlerde Tarım ve Orman Bakanlığının dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarının imkanlarından yararlanma ve yardımlaşma konusunda bazı kararlar aldı. Buna göre, Konya’daki Kent Ormanı ve mesire yerleri dışındaki tüm ormanlık alanlarda ormanlara girişler, her türlü piknik yapılması 31.07.2021- 30.09.2021 tarihleri arasında yasaklandı.

Kararda, ormanlık alanlara girişlerle ilgili yasaktan, ormanlardaki sürü sahipleri ile taş ocağı ve madencilik faaliyetleriyle uğraşanların, kamu kurum ve kuruluşlarının ormanlık alandaki şantiyeler içinde çalışanların muaf olduğu aktarıldı.


31.     Kütahya’da ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

1- Ormanlık alanlardan Tarım ve Orman Bakanlığının taşra kuruluşlarınca belirlenmiş olan, mangal/semaver/ateş yakılabilecek mesire yerleri ile tabiat parklarından ilimiz merkez ilçe sınırları içerisinde bulunan Kütahya Şehir Ormanı, Porsuk Mesire Yeri, Enne Tabiat Parkı ve Çamlıca Tabiat Parkı olarak belirlenmiştir. Bu yerlerde 30.09.2021 tarihine kadar mangal/semaver/ateş yakılması saat 20.00’dan sonra yasaktır.

2-  1. Maddede belirtilen Kütahya Şehir Ormanı, Porsuk Mesire Yeri, Enne Tabiat Parkı ve Çamlıca Tabiat Parkı dışında Orman Kanununun 76’ncı maddesinde yer alan “Ormanlarda izin verilen ve ocak yeri olarak belirlenen yerler dışında ateş yakmak yasaktır” hükmü uyarınca, mangal/semaver/ateş yakılması yasaklanmıştır.

3-     Başta ormanlık alanların civarındaki yerler olmak üzere, anız veya bitki örtüsü (bağ ve bahçe artığı ot, dal vb.) yakılması kesinlikle yasaktır.

4-     Ormanlık alanlara yakın olan yerlerdeki düğün ve benzeri organizasyonlarda orman yangınına neden olabilecek havai fişek, dilek balonu gibi yanıcı madde kullanılması yasaktır.

5-    Mangal/semaver/ateş yakılmasına müsaade edilen piknik mesire alanlarının ve tabiat parklarının dışında yer alan ormanlık bölgelerde ateş (odun/kömür ateşi, tüplü mangal, elektrikli ocak/mangal vb.) yakılmaksızın yürüyüş, koşu, gezinti vb. faaliyetlerde bulunulabilecektir. Belirtilen faaliyetler hariç her türlü faaliyet yasaklanmıştır. 


32.     Manisa’da ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

1) İlimiz dahilinde bulunan orman alanlarına görevli olanlar dışında girişlerin kesinlikle yasaklanmasına,

2) Mesire alanları dışında kalan ormanlık alanlarda piknik yapılmasının kesinlikle yasaklanmasına,

3) Sportif faaliyetler, tarımsal faaliyetler ve diğer faaliyetler için ormana girmek durumunda olanların orman işletme şefliklerinden izin almasına ve ormanda bulunacakları süre zarfında alınan bu izin belgelerini yanlarında bulundurmalarına,

4) Yukarıda sözü edilen faaliyetlerde bulunacak kişilerin Orman İşletme şefliklerine en az 72 saat önceden başvuruda bulunmalarına ve Orman İşletme Şefliklerinin ise bu başvuruları değerlendirerek en geç 48 saat içerisinde olumlu/olumsuz şekilde ilgilisine cevap vermesine,


33.     Mardin’de ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

1-Piknik ve Mesire yerleri dışında ormana giriş çıkışlar ikinci bir emre kadar yasaklanmıştır.

2-Orman Genel Müdürlüğü programlı çalışmaların aksatılmaması için ormanlık sahalarda çalışan iş sahipleri kontrollü şekilde giriş-çıkış yapacaktır. İş sahipleri en yakın orman işletme şefliğine bilgi verecektir.

3-Bu karar il ve ilçelerde Belediyelerce, köylerde ise İlçe Müftülüklerince halka duyurulacaktır.

Bu tedbir ve yasaklara uymayanlar hakkında 6831 Sayılı Orman Kanunu, 2872 Sayılı Çevre Kanunu, 5271 Sayılı Türk Ceza Kanunu, 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu gereği işlem yapılmasına karar verilmiştir.


34.     Mersin’de ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Madde 1- Mersin ili sınırları içerisindeki tüm ormanlık alanlara komşu olan arazilerde ateş yakılması, çalı, ot, bitkisel atık ile diğer yanıcı maddelerin yakılması, mangal, semaver vb. kullanılması 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 74. maddesi ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 9. ve 66. maddeleri uyarınca 31.07.2021–31.08.2021 tarihleri arasında yasaklanmıştır.

        Madde 2- Yukarıda belirtilen karar ve önlemlere aykırı hareket edenler hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Kabahatler Kanunu uyarınca idari ve adli işlem yapılacaktır.


35.     Muş’ta ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

1-Muş ili sınırları içerisindeki ormanlık alanlara girişlerin, 31 Temmuz 2021-31 Ağustos 2021 tarihleri arasında, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 74. maddesi ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 9. ve 66. maddeleri uyarınca yasaklanmasına (Orman İdaresinden İhaleli/Tahsisli iş alanlar ve bu işte çalışanlar ile Orman İdaresi tarafından çalıştırılan kişiler hariç), bu ormanlar çevresinde ve içinden geçen yollarda orman kenarında  piknik yapmanın, mangal, semaver ve ateş yakmanın yasaklanmasına,       

2-Orman alanları içerisinde (yetkili kurumlarca belirlenmiş tescilli piknik ve mesire alanları hariç) mangal/semaver/ateş yakılmasına müsaade edilmemesi, avcı ve çobanların ateş yakmasının önlenmesi için ormanlara giriş çıkış yasağının uygulanması ve kontrolünün; Muş Orman İşletme Müdürlüğü personeli ile Jandarma Komutanlığı personelince müştereken sağlanmasına,

3-Ormanlık alanlar ile ormanlık alanların civarında izin verilen yerlerde (ormanlık alanlarda önceden belirlenerek ilan edilen kamp yerleri hariç) 30.09.2021 tarihine kadar mangal/semaver/ateş yakılmasına saat 20.00’den sonra müsaade edilmemesine,

4-Başta ormanlık alanların civarındaki yerler olmak üzere, anız veya bitki örtüsü (tarla, bağ, bahçe artığı, ot, dal vb.) yakılmasına kesinlikle müsaade edilmemesine,

5-Ormanlık alanlara yakın olan yerlerdeki düğün ve benzeri organizasyonlarda, orman yangınına neden olabilecek havai fişek, dilek balonu gibi yanıcı madde kullanılmasına izin verilmemesine,

6-Yüksek risk barındıran ormanlık alanlara girişlerin, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde belirli bir süreyi/dönemi kapsayacak şekilde kısıtlanmasına,

7-Yapılacak denetimlerde tespit edilen aykırılıklar karşısında ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda gerekli adli ve idari işlemlerin yapılmasına,


36.     Nevşehir’de ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

orman_karari-_1_.pdf erişimi için tıklayın


37.     Niğde’de ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

1.       Orman idaresince gerçekleştirilen faaliyetlerde görev alanlar, izin almak koşulu ile orman alanlarında hayvan otlatanlar, ilgili kurumların izni dahilinde faaliyette bulunanlar ve orman içi ve bitişiğinde tarımsal faaliyette bulunlar hariç olmak üzere; Merkez Dündarlı Kasabası, Ulukışla İlçesi Horoz, Çiftehan, Alihoca, Maden (Karagöl Turizm Bölgesi hariç), Kılan, Darboğaz, Yeniyıldız ve Emirler Köyleri ile Çamardı İlçesi Elekgölü (Aladağlar Milli Parkı Bölgesi hariç) ve Yelatan Köyleri sınırlarında bulunan ormanlık alanlara giriş çıkışlar 31.07.20215.09.2021 tarihleri arasında 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 74. maddesi kapsamında yasaklanmıştır.

2.       Orman içi ve bitişiğinde görülen duman ve yangınlar ile sabotaj ihtimaline karşı ormana giriş yapan yabancı ve şüpheli kişilerin tespiti halinde 112 Acil Çağrı Merkezine ihbar yapılması için yangına hassas bölgelerdeki muhtarlıklar ve camilerde yapılacak anonslar vasıtası ile vatandaşlar bilgilendirilecektir.


38.     Ordu’da ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Ordu’da vatandaşların ormanlık alanlara girişi 1 Ekim’e kadar yasaklandı

Ordu’da, ormanlık alanlara vatandaşların girişinin 1 Ekim’e kadar yasaklandığı bildirildi.

Valilikten yapılan açıklamaya göre, Vali Tuncay Sonel’in imzasıyla yayımlanan kararda, ülke genelinde orman yangınlarının arttığı gözlenirken, son günlerde de orman yangınları açısından oldukça yüksek risk taşıyan (yüksek sıcaklık, aşırı rüzgar, düşük nem) olumsuz hava şartlarının oluştuğu görüldü.

Ormanlık alanlarda oluşabilecek yangınları önlemek amacıyla 31 Temmuz-01 Ekim tarihleri arasında, Ordu ili genelinde bulunan orman alanlarına görevli olanlar dışında girişlere kesinlikle izin verilmeyecek.


39.     Sakarya’da ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Sakarya Valiliği son günlerde Türkiye’nin dört bir tarafından çıkan yangınlarla alakalı tedbir kararı aldı. Sakarya’nın ormanlık alanlarının geniş olması olası bir kötü durumun yaşanmaması için Valilik hafta sonu da dahil olmak üzere Sakarya’da ormanlık alanlara giriş ve çıkışları yasakladı.

30 Ağustos’a Kadar Sakarya’da Ormanlık Alanlara Giriş Ve Çıkışlar Yasaklandı! Vali Çetin Oktay Kaldırım, Sakarya’nın da ormanlık bir alanda olması sebebiyle çıkacak yangınlarla ilgili bir takım tedbirler aldı. Vali Kaldırım, 30 Ağustos tarihine kadar Sakarya’da ormanlık alanlara giriş ve çıkışları yasakladı.


40.     Samsun’da ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Samsun’da vatandaşların ormanlık alanlara girişi 30 Eylül’e kadar yasaklandı

Samsun’da 30 Eylül’e kadar ormanlık alanlara vatandaşların girişinin yasaklandığı bildirildi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamaya göre, orman yangınlarının önlenmesi amacıyla bir dizi tedbir alındı.

Bu kapsamda 1 Ağustos-30 Eylül tarihlerinde Samsun sınırları içinde yetkili kurumlarca belirlenmiş tescilli piknik ve mesire alanları dışındaki ormanlarda ateşli piknik yapmak, gezmek, motorlu taşıt kullanmak ve kamp yapmak, ormanlar çevresinde ve içinden geçen yollarda mola vermek, motorlu taşıt kullanmak, piknik yapmak, mangal, semaver ve ateş yakmak yasaklandı.

Ayrıca piknik ve mesire alanlarında 31 Ekim’e kadar saat 19.00’dan sonra ateşli piknik yapılmasına da müsaade edilmeyecek.


41.     Sivas’ta ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Sivas’ta ormanlara giriş yasağı uygulanacak. Sivas Valisi Salih Ayhan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Olabilecek orman yangınlarının önüne geçmek amacıyla geçici süreyle ormanlara giriş çıkış yasağı uygulanacak” ifadelerini kullandı.

Ormanda mangal, semaver, ateş yakılmasına müsaade edilmeyeceğini aktaran Ayhan, “Çadırlı, çadırsız kamp yapılmayacaktır. Tüm duyarlılığımızla lütfen önlemlere uyalım” değerlendirmesini yaptı.


42.     Şanlıurfa’da ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

İlimizdeki mevsimsel sıcaklık değerleri gözlemlendiğinde, olağan üstü hava şartlarının yanı sıra gerek tedbirsizlik ve dikkatsizlik gerekse yasalarımızda öngörülen kurallara uymama ve ihmaller nedeniyle meydana gelebilecek orman yangınlarının önüne geçmek amacıyla; 6831 sayılı Orman Kanunun 74. maddesi ve 5442 sayılı İl İdaresi kanunun 9. ve 66. maddeleri kapsamında, piknik ve mesire yerleri dışında kalan İlimizdeki orman alanlarına giriş ve çıkışlar ikinci bir emre kadar yasaklanmıştır. Ayrıca;

• Orman Genel Müdürlüğü’nün programlı çalışmalarının aksatılmaması için ormanlık sahalarda çalışan iş sahiplerinin kontrollü şekilde giriş çıkış yapmaları ve iş sahiplerinin en yakın Orman İşletme Şefliğine bilgi vermeleri,

• Ormanların çevresinde ve içinden geçen yollarda orman kenarında mola verilmesi ve piknik yapılması, mangal, semaver ve ateş yakılmasının yasaklanması,

• Enerji nakil hatlarının yapım ve bakımı ile ilgili kuruluşlar tarafından, hatların özellikle ormanlık alandan geçen bölümlerinde, gerekli bakımın gerçekleştirilmesi, yangın riskine karşı her türlü tedbirin alınması ve gerektiğinde enerji kesintisinin uygulanması,

• Tüm belediyelerimizin yangın riskine karşı gerekli iş makinelerini hazır bulundurmaları,

• Orman Bölge Müdürlüğünün koordinasyonunda genel kolluk ve orman kolluğundan oluşturulan denetim ekiplerince etkin bir şekilde gözetim ve denetim yapılması kararlaştırılmıştır.


43.     Tekirdağ’da ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Tekirdağ İli Orman Yangınlarıyla Mücadele kapsamında Tekirdağ İli sınırları içerisinde ormanlara girişlerin, 30.07.2021 – 31.08.2021 tarihleri arasında yasaklanması, 6831 sayılı Orman Kanunun 74. maddesi ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 9. ve 66. maddeleri uyarınca uygun görülmüştür.

Madde 1 – Tekirdağ İl sınırları içerisinde tüm ormanlık sahalara yetkililerden başkasının girmesi kesinlikle yasaktır.

Madde 2 – Bu ormanlar çevresinde ve içinden geçen yollarda orman kenarında mola vermek ve piknik yapmak yasaktır.

Madde 3 – Vatandaşlar yalnızca kendilerine ayrılan izinli piknik alanlarından gerekli önlemleri alarak yararlanabileceklerdir.

Madde 4 – Orman Yasasının 31 ve 32. Maddesi kapsamında olan köyler/Mahalleler başta olmak üzere, orman içi, orman bitişiği ve ormanla ilişiği olmayan köyle/Mahalleler de dahil olmak üzere anız, bağ-bahçe, zeytinlik ve tarla temizliğinden meydana gelen dalların ve her türlü bitki örtüsünün yakılması yasaklanmıştır.

Madde 5 – Orman alanı civarındaki tesisler ile sanayi kuruluşları; ormanı etkileyebilecek yangınlara karşı gerekli önlemleri alacaktır.

Madde 6 – Enerji Nakil Hatlarının yapım ve bakımı ile ilgili kuruluşlar (TEDAŞ, TREDAŞ ve TEİAŞ) hatların özellikle ormanlık alanlardan geçen bölmelerinde gerekli bakımları gerçekleştirecekler, yetkililerce istenilmesi durumunda hattaki enerjiyi keseceklerdir.


44.     Tokat’ta ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Bu kapsamda ilimiz dahilindeki ormanlarımızın da vatandaşlar tarafından yoğun şekilde piknik amaçlı kullanılması nedeniyle yangın riski altındadır. Ormanlarımızdaki yangın riskinin ortadan kaldırılması için İçişleri Bakanlığının 27.07.2020 tarih ve 12254 sayılı Genelgesi ve İçişleri Bakanlığının 1.07.2021 tarih ve E-23635644-249-10814 sayılı Orman Yangınları konulu emirleri gereği Tokat İli Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu tarafından aşağıdaki kararlar alınmıştır.

 1-01.08.2021- 30.09.2021 tarihleri arasında yetkili kurumlarca belirlenmiş tescilli piknik ve mesire alanları dışındaki ormanlarda ateşli piknik yapmak, gezmek, motorlu taşıt kullanmak ve kamp yapmak yasaklanmıştır.

2 -İlimiz genelinde anız ve bahçe artıklarını toplanarak yakılması yasaklanmıştır.

3- Yetkili kurumlarca belirlenmiş tescilli piknik ve mesire alanlarında 31.10.2021 tarihine kadar ateşli piknik yapılmasına saat 19.00 dan sonra müsaade edilmeyecektir.

4-Ormanlık alanlara yakın olan yerlerdeki düğün ve benzeri organizasyonlarda orman yangınına neden olabilecek havai fişek, dilek balonu gibi yanıcı madde kullanılmasına müsaade edilmeyecektir.


45.     Uşak’ta ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

Uşak Valiliği sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, orman yangınları tedbirleri kapsamında bir takımın önlemlerin alındığı belirtildi.

Mangal, semaver, ateş yakılabilecek mesire yerleri ile tabiat parkları dışında ormanlara giriş çıkışların 30 Eylül’e kadar yasaklandı.


46.     Yalova’da ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

http://www.yalova.gov.tr/yalova-ili-orman-yanginlariyla-mucadele-kararlari


47.     Yozgat’ta ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

http://www.yozgat.gov.tr/orman-yanginlarinin-onlenmesi-amaciyla-ormanlik-alanlara-girislerin-yasaklanmasi-hakkinda-karar


48.     Zonguldak’ta ormanlara giriş çıkışlar yasaklandı.

ZONGULDAK-ILI2021-YILI-ORMAN-YANGINLARI-ILE-MUCADELE-EK-KARARI.PDF erişimi için tıklayın


Bütün outdoor aktivitelerinde güvenlik öncelikle sizin sorumluluğunuzdadır. Hiçbir makale veya video doğru eğitim ve deneyimin yerini alamaz. Özellikle outdoor ekstrem sporlarda kendi kişisel güvenliğinizden öncelikli olarak siz sorumlusunuz. Her zaman kişisel güvenliğinizi kendiniz ön planda tutun. Her durumda doğadan taraf olun.  Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında iletişim sayfamızdaki bağlantıları kullanarak bize yazın. Outdoor aktiviteleri ve macera turizmi hakkında en son bilgileri almak için sitemizi takip ediniz. 

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

Orman ve Milli Parklara Girişler Yasaklandı!

Özellikle dağcılık ve tehlikeli-ekstrem outdoor aktivitelerine katılmak 2020 yılında bir genelge ile kolluk (polis, jandarma, sahil güvenlik) iznine bağlanmıştı.

2021 yılının Temmuz ayında ülkemizin birçok yerinde orman yangınları çıktı. Valilikler önlem olarak Orman ve Milli Parklara girişleri yasakladı.

Ormanlara Girişler Yasaklandı

Ormanlarla ve milli parklara girişler valiliklerce yasaklandı. Valilikler resmen duyurdu! Yasak haberleri peş peşe geliyor, hafta sonu ve hafta içi…

Adana, Antalya, Aydın, Balıkesir, Batman, Bursa, Çanakkale, Denizli, Edirne, Gaziantep, Gümüşhane, Hatay,  İstanbul, İzmir,  Kahramanmaraş,  Karabük, Kırklareli, Kilis, Kocaeli, Mersin, Niğde,  Sakarya, Samsun,  Şanlıurfa,  Tekirdağ ve Uşak’a Orman ve Milli Parklara BÜTÜN GİRİŞLER YASAKLANDI. Yasakların detayları için Valiliklerin resmi internet sitelerini takip edin. DİĞER İLLERDE DE YASAK KARARLARI ALINIYOR.

Ormanlara Girişler Yasaklandı

Ormanlık alanlarda kamp yasak mı? Kamp yasağı ne zamana kadar sürecek?

Ülke genelinde devam eden orman yangınları sonrası valilikler birçok tedbir ve önlem almaya başladı.

Orman Yasakları Ne Zaman Bitecek?

Ülkemizde Ormanlarla ve milli parklara girişler valiliklerce yasaklandı. Bu yasaklar ilden ile değişse de genel olarak  1 Eylül 2021 tarihine kadar orman ve milli parklara girişler yasaklandı.

Son dakika yasak kararları peş peşe geliyor. Birçok ilde valilikler duyurdu. Tamamen girilmesi yasaklandı. Ülke genelinde devam eden orman yangınları sonrası valilikler birçok tedbir ve önlem almaya başladı. Bu kapsamda bazı illerde 30 Temmuz-31 Ağustos tarihleri arasında ormanlara girmek, orman çevresinde ve içinde mola vermek, orman alanlarında piknik yapmak yasaklandı. Bu açıklamanın ardından Ormanlık alanlarda kamp yasak mı? Kamp yasağı ne zamana kadar sürecek? gibi soruların yanıtları yoğun bir şekilde araştırılmaya başlandı.

Ormanlık Alanlarda Kamp Yasak Mı? Türkiye’de üç gün içinde 81 noktada çıkan orman yangınlarından sonra birçok illde önlem alınmaya başlandı. Ülkemizde meydana gelen orman yangınları sonrası valilikler ormanlara giriş yasağı getirmeye başladılar.

 Bu kapsamda birçok ilde 30 Temmuz-31 Ağustos tarihleri arasında ormanlara girmek, orman çevresinde ve içinde mola vermek, orman alanlarında piknik yapmak yasaklandı. Türkiye, birçok noktada orman yangınlarıyla mücadele ediyor. Valilikler tarafından alınan karar doğrultusunda birçok ilde ormanlık alanlara giriş yasağı getirildi.

Bu açıklamalarnın ardından Ormanlık alanlarda kamp yasak mı? Kamp yasağı ne zamana kadar sürecek? gibi soruların yanıtları yoğun bir şekilde araştırılmaya başlandı. İşte tüm detaylar…

Ormanlara Girişlerin Yasaklandığı İller

Ormanlara Girişler Yasaklandı

Yangınların önüne geçmek için valiliklerce birçok ilde ormanlık alana giriş yasağı getirildi. İstanbul, Bursa, Balıkesir, İzmir, Aydın Çanakkale, Gaziantep, Niğde, Gümüşhane, Kırklareli, Uşak, Hatay, Edirne, Denizli, Karabük, Samsun, Tekirdağ ve Kilis’te ormanlara giriş yasaklandı.

Başta Balıkesir, İstanbul ve Çanakkale olmak üzere çeşitli illerde ormanlara giriş yasağı getirildi.

Başta Antalya, Mersin ve İzmir olmak üzere bir çok ilimizde onlarca yangınla mücadele ettiğimiz günlerde, şehir valiliklerinden bir bir ormana giriş yasağı haberleri geliyor. Valilikler tarafından alınan kararla ormanlarda piknik yapmak, kamp yapmak, semaver ve ateş yakmak tamamen yasaklandı.

Yasak süreleri her valilik itibariyle ayrı ayrı belirlense de ortalama bir ay süre ile orman girişleri tamamen kapatıldı. Ormanda piknik yapmak yasak mı? Ormanda kamp yapmak yasak mı? gibi soruların cevabına haberimizin detaylarından ulaşabilirsiniz.

İstanbul Orman Giriş Yasağı

İstanbul ili sınırları içerisindeki ormanlık alanlara girişler, 30 Temmuz 2021-31 Ağustos 2021 tarihleri arasında, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 74. maddesi ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 9. ve 66. maddeleri uyarınca yasaklanmıştır. İstanbul İl sınırları içerisinde tüm ormanlık sahalara yetkililerden başkasının girmesi kesinlikle yasaktır. Bu ormanlar çevresinde ve içinden geçen yollarda orman kenarında mola vermek ve piknik yapmak, mangal, semaver ve ateş yakmak yasaktır.

Çanakkale Orman Giriş Yasağı

Çanakkale Valiliği, “6831 Sayılı Orman Kanunu’nun ‘Orman idaresinin göstereceği lüzum üzerine mahallerinin en büyük mülkiye amirleri, kuraklık veya yangın olup da henüz söndürülmüş fakat sirayet ihtimalleri tamamen bertaraf edilmemiş olmak gibi fevkalade zamanlarda muayyen bir müddet için ormanlara girmeyi men ve oralardaki her türlü işlerin tatilini emredebilirler’ hükmüne uygun olarak Çanakkale ili dahilindeki ormanlık alanlara görevliler dışında 31 Temmuz-30 Ağustos 2021 tarihleri süresince ormana görevliler haricinde girişler, Çanakkale Valiliği’nin 30/07/2021 tarih ve 1745725 sayılı emirleriyle yasaklanmıştır.” ifadelerine yer verildi.

Bir diğer açıklama da Çanakkale Valiliği’nce yapıldı. Yazılı açıklamada yangınların önüne geçilmesi için il genelinde ormana giriş yasağı getirildi.

Ormanlara Girişler Yasaklandı

Çanakkale Valiliği’nden konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, “6831 Sayılı Orman Kanunu’nun ‘Orman idaresinin göstereceği lüzum üzerine mahallerinin en büyük mülkiye amirleri, kuraklık veya yangın olup da henüz söndürülmüş fakat sirayet ihtimalleri tamamen bertaraf edilmemiş olmak gibi fevkalade zamanlarda muayyen bir müddet için ormanlara girmeyi men ve oralardaki her türlü işlerin tatilini emredebilirler’ hükmüne uygun olarak Çanakkale ili dahilindeki ormanlık alanlara görevliler dışında 31 Temmuz-30 Ağustos 2021 tarihleri süresince ormana görevliler haricinde girişler, Çanakkale Valiliği’nin 30/07/2021 tarih ve 1745725 sayılı emirleriyle yasaklanmıştır” denildi.

Kocaeli Orman Giriş Yasağı

Vali Yavuz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, olası orman yangınlarına karşı önlem alındığını belirtti. Hava sıcaklarının artması ve yangın riski nedeniyle il genelinde ormanlık alanlara girilmesinin, ateş yakılmasının ve havai fişek atılmasının ikinci bir emre kadar yasaklandığını aktaran Yavuz, “Lütfen kurallara uyalım. Ormanlarımıza sahip çıkalım.” ifadelerini kullandı.

Kocaeli Valisi Seddar Yavuz, hava sıcaklarının artması ve yangın riski nedeniyle il genelinde ormanlık alanlara girilmesinin yasaklandığını bildirdi.

Balıkesir Orman Giriş Yasağı

Ormanlara Girişler Yasaklandı

Balıkesir Valiliği tarafından alınan karar ile yangınların önlenmesi için belirlenen mesire alanları haricinde il genelindeki tüm ormanlık alanlara giriş yasaklandı. Yarın başlayacak olan yasaklar, 31 Ekim Pazar gününe kadar sürecek. Balıkesir Valiliği’nde yapılan açıklamada, mesire yerleri ve tabiat parklarının dışında ormanlık alanlara giriş çıkışlar yasaklandı. Aynı durum İzmir’de de geçerli. Aydın’da da Dilek Yarımadası ve Büyük Menderes Deltası Milli Parkı’na girişler yasaklandı.

Balıkesir Valiliği’nden yapılan açıklama ise şu şekilde; “Meteoroloji Müdürlüğünden alınan hava tahmini raporlarında sıcaklık değerlerinin artacağı belirtildiğinden, önümüzdeki günlerde oluşabilecek olağanüstü hava halleri nedeniyle, mevsimsel veya insani faktörlere dayalı olarak orman yangınlarının artabileceği değerlendirilerek, 30 Temmuz 2021 tarihinden itibaren ormanlık alanlarda meydana gelebilecek orman yangınlarına karşı giriş çıkışların yasaklanması kararlaştırılmıştır.

Gaziantep Orman Giriş Yasağı

Vali Davut Gül, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla ormanların giriş ve çıkışlara kapatıldığını açıkladı. Herkesi kurallara uymaya davet eden Vali Gül, “Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyir etmesi ve diğer sebeplerden dolayı Gaziantep genelinde ormanlara giriş çıkışlar 15.08.2021 tarihine kadar valilik tarafından yasaklanmıştır. Lütfen kurallara uyarak şehrimizi ve ülkemizi koruyalım” dedi.

Orman Bölge Müdürlüğünce yangın yönünden tehlikeli alanlarla, mutlak korunması gerekli kıymetli alanlara giriş çıkışlar, 6831 Sayılı Yasanın 74. maddesi uyarınca Valilik oluru alınmak suretiyle kısıtlanacak veya yasaklanacaktır.”

İzmir Orman Giriş Yasağı

Milli Parkalara ve Ormanlara Girişler Yasaklandı

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İzmir’de ormanlara girişlerin Valilikçe yasaklandığı açıkladı. Yukarda belirtilen karar ve önlemlere aykırı hareket edenler hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Kabahatler Kanunu uyarınca idari ve adli işlem yapılacaktır.

Bursa Orman Giriş Yasağı

Piknik alanlarında 19.00 ile 07.00 arası mangal yasak. Bursa’da da 1 ay boyunca ormanlık alanda, mola vermek, piknik yapmak vb. aktiviteler yapılmayacak. Kurallara uymayanlara ceza kesilecek.

Buna göre Bursa merkez ve ilçelerinde 1 Ağustos – 1 Eylül arasında yerleşik köy halkı hariç ormanlara gezi amaçlı giriş çıkışlar yasaklanırken, orman içi yollarda ATV, UTV, motosiklet gibi araçlarla sportif amaçlı her türlü faaliyet ve çadırlı-çadırsız kamp yapmalarına müsaade edilmeyecek. Ayrıca Bursa merkez ve ilçelerinde yine 1 ay süreyle bütün piknik ve mesire alanlarında 19.00’dan sabah 07.00’ye kadar mangal, semaver ve ateş yakılamayacak.

Buna göre Bursa merkez ve ilçelerinde 1 Ağustos – 1 Eylül arasında yerleşik köy halkı hariç ormanlara gezi amaçlı giriş çıkışlar yasaklanırken, orman içi yollarda ATV, UTV, motosiklet gibi araçlarla sportif amaçlı her türlü faaliyet ve çadırlı-çadırsız kamp yapmalarına müsaade edilmeyecek. Ayrıca Bursa merkez ve ilçelerinde yine 1 ay süreyle bütün piknik ve mesire alanlarında 19.00’dan sabah 07.00’ye kadar mangal, semaver ve ateş yakılamayacak.

Uludağ’da ormana girmek yasak. Uludağ Milli Park sahası içindeki mangal yakmaya izin verilen piknik alanlarında da 19.00 ile sabah 07.00 arası mangal yakılması yasaklandı. Ayrıca, Çobankaya-Bakacak arasında yol boyunca araç park etmek, kamp yapmak ve ormana girmek 1 ay boyunca tamamen yasaklandı.

Niğde Orman Giriş Yasağı

Ormanlara Girişler Yasaklandı!

Niğde’de 15 Eylül’e kadar yasak. Niğde Valiliğince, çıkabilecek orman yangınlarıyla mücadelede kapsamında turizm bölgeleri ve izinli hayvan otlatılan alanlar hariç, orman bölgelerine girişler 15 Eylül’e kadar yasaklandı.

Valilikten yapılan açıklamaya göre, Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu, Vali Vekili Cemil Kılınç başkanlığında toplandı. Toplantıda, ilde çıkabilecek orman yangınlarıyla mücadelede alınan kararlara ek olarak, orman idaresince gerçekleştirilen faaliyetlerde görev alanlar, izin almak koşuluyla orman alanlarında hayvan otlatanlar, ilgili kurumların izni dahilinde faaliyette bulunanlar, orman içi ve bitişiğinde tarımsal faaliyette bulunlar hariç merkez Dündarlı beldesi, Ulukışla ilçesi Horoz, Çiftehan, Alihoca, Maden (Karagöl turizm bölgesi hariç), Kılan, Darboğaz, Yeniyıldız ve Emirler köyleri ile Çamardı ilçesi Elekgölü (Aladağlar Milli Parkı Bölgesi hariç) ve Yelatan köyleri sınırlarında bulunan ormanlık alanlara girişlerin yarından itibaren 15 Eylül’e kadar yasaklanması kararlaştırıldı.

Orman içi ve bitişiğinde görülen duman ve yangınlarla sabotaj ihtimaline karşı ormana giriş yapan yabancı ve şüpheli kişilerin tespiti halinde 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbar yapılması için yangına hassas bölgelerdeki muhtarlıklar ve camilerde anonslar yapılarak vatandaşların bilgilendirilmesine karar verilen toplantıda, ormanlık sahaların mıntıkasında olduğu Çamardı ve Ulukışla ilçelerinin belediye başkanlıklarınca, itfaiye araçlarının bakım ve kontrolleri yaptırılarak hizmete hazır tutulması da karara bağlandı.

Yalova Orman Giriş Yasağı

Yalova’da da ormanlara girmek ve piknik yapmak 1 ay boyunca yasaklandı.

Şanlıurfa Orman Giriş Yasağı

Şanlıurfa Yasaklar

Şanlıurfa Valiliğinden yapılan açıklamada, hava şartlarının yanı sıra  gerek tedbirsizlik ve dikkatsizlik gerekse yasalarda öngörülen kurallara uymama  ve ihmaller nedeniyle meydana gelebilecek orman yangınlarının önüne geçmek  amacıyla, piknik ve mesire yerleri dışında kalan orman alanlarına giriş ve  çıkışların ikinci bir emre kadar yasaklandığı belirtildi.

Alınan karar ve önlemlere aykırı davrananlar hakkında yasal işlem  yapılacağı ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi: “Orman Genel Müdürlüğünün programlı çalışmalarının aksatılmaması için  ormanlık sahalarda çalışan iş sahiplerinin kontrollü şekilde giriş çıkış  yapmaları ve iş sahiplerinin en yakın Orman İşletme Şefliğine bilgi vermeleri  gerekmektedir. Ormanların çevresinde ve içinden geçen yollarda orman kenarında  mola verilmesi ve piknik yapılması, mangal, semaver ve ateş yakılması  yasaklanmıştır. Enerji nakil hatlarının yapım ve bakımı ile ilgili kuruluşlar  tarafından, hatların özellikle ormanlık alandan geçen bölümlerinde, gerekli  bakımın gerçekleştirilmesi, yangın riskine karşı her türlü tedbirin alınması ve  gerektiğinde enerji kesintisinin uygulanması gerekmektedir. Tüm belediyelerimizin  yangın riskine karşı gerekli iş makinelerini hazır bulundurmaları, Orman Bölge  Müdürlüğünün koordinasyonunda genel kolluk ve orman kolluğundan oluşturulan  denetim ekiplerince etkin gözetim ve denetim yapılması kararlaştırılmıştır.”

Kahramanmaraş Orman Giriş Yasağı

Kahramanmaraş Valiliğinden yapılan açıklamada, yangınların  önlenmesi  amacıyla ormanlık alanlara girişlerin yasaklanması hakkında 10 maddelik tedbir  kararı alındığı bildirildi.

Bu kapsamda, Kahramanmaraş sınırlarındaki tüm ormanlık sahalara 30  Temmuz-31 Ağustos’ta yetkililer haricindeki vatandaşların girmesinin yasaklandığı  ifade edilen açıklamada, ormanlarda piknik yapmak, mangal, semaver ve ateş  yakmak, orman yakınında havai fişek ve dilek balonu gibi yanıcı maddeleri  uçurmanın da yasaklandığı belirtildi. Açıklamada, avcı ve çobanların ateş yakmasının önlenmesi için  ormanlara giriş çıkış yasağının uygulanması ve kontrolünün Kahramanmaraş Orman  Bölge Müdürlüğü, jandarma ve mahalle muhtarlarınca müştereken sağlanmasına karar  verildiği vurgulanarak, şunlar kaydedildi:

 “Başta ormanlık alanların civarındaki yerler olmak üzere anız veya  bitki örtüsü (tarla, bağ, bahçe, zeytinlik, ot, dal) yakılmasına kesinlikle  müsaade edilmeyecek. Ormanlık alanlara yakın yerlerdeki düğün ve benzeri  organizasyonlarda, orman yangınına neden olabilecek havai fişek, dilek balonu  gibi yanıcı madde kullanılmasına izin verilmeyecek. Karar ve önlemlere aykırı  hareket edenlere ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda adli ve idari işlem  yapılacak.”

Milli Parkalara ve Ormanlara Girişler Yasaklandı

Batman Orman Giriş Yasağı

Batman Valiliğinden yapılan açıklamada, kentte oluşan meteoroloji  şartları dikkate alınarak, ormanlık alanlara giriş çıkışların kontrol altında  tutulması ihtiyacının doğduğu belirtildi.

Piknik ve mesire yerleri dışında ormanlara giriş ve çıkışların ikinci  bir emre kadar yasaklandığı ifade edilen açıklamada, Orman Genel Müdürlüğünün  programlı faaliyetlerinin aksatılmaması için ormanlık sahalarda çalışan iş  sahiplerinin kontrollü giriş çıkış yapacağı ve en yakın Orman İşletme Şefliğine  bilgi vereceği kaydedildi. Bu kararın il ve ilçelerde belediyelerce, köylerde ise ilçe  müftülüklerince halka duyurulacağı belirtilen açıklamada, tedbir ve yasaklara  uymayanlar hakkında Kabahatler Kanunu gereği işlem yapılacağı bildirildi.

Edirne Orman Giriş Yasağı

Edirne Valiliği’nce, ormanlık alanlara girişin 31  Ağustos’a kadar yasaklandığı bildirildi.  Valilikten yapılan açıklamada, orman yangınlarının önlenmesi amacıyla  ormanlık alanlara girişlerin yasaklanması hakkında tedbir kararı alındığı  belirtildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi: “Önümüzdeki günlerde beklenen aşırı sıcak hava koşulları nedeniyle,  ormanlarımızı yangına karşı korumak amacıyla 30 Temmuz, 31 Ağustos tarihleri  arasında il sınırları içerisinde tüm ormanlık sahalara yetkili ve izinli kişiler  dışında girişler yasaklanmıştır.”

Kırklareli Orman Giriş Yasağı

Kırklareli Valiliği, bugünden itibaren il genelinde ormanlık alanlara girişlerin bir ay süreyle yasaklandığını açıkladı. Kırklareli Valiliği’nden yapılan açıklamada, Meteoroloji Bölge Müdürlüğü hava tahmin raporlarıyla bölgede mevsimsel sıcaklık değerlerinin artacağı, buna dayalı olarak önümüzdeki günlerde oluşabilecek olağanüstü hava halleri nedeniyle, ilde orman yangınlarının artabileceği değerlendirilerek, milli servet olan ormanları korumak amacıyla kararla alındığı belirtildi.

Hatay Orman Giriş Yasağı

Hatay Valiliğince, mesire yerleri ve tabiat parklarının dışındaki ormanlık alanlara giriş ve çıkışlar 31 Ekim’e kadar yasaklandı.

Valilikten yapılan açıklamaya göre, orman yangınlarıyla mücadele kapsamında yeni tedbirler uygulanacak. Buna göre 31 Ekim’e kadar mesire yerleri ve tabiat parklarının dışındaki ormanlık alanlara girilemeyecek.

Milli Parkalara ve Ormanlara Girişler Yasaklandı

Uşak Orman Giriş Yasağı

Uşak Valiliği, ormanlık alanlara giriş çıkışların 2 ay boyunca yasaklandığını duyurdu. Uşak Valiliği sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, orman yangınları tedbirleri kapsamında bir takımın önlemlerin alındığı belirtildi. Mangal, semaver, ateş yakılabilecek mesire yerleri ile tabiat parkları dışında ormanlara giriş çıkışların 30 Eylül’e kadar yasaklandığı bildirildi.

Samsun Orman Giriş Yasağı

Samsun’da 30 Eylül’e kadar ormanlık alanlara vatandaşların girişinin yasaklandığı bildirildi.

Denizli Orman Giriş Yasağı

Denizli Valiliği tarafından yapılan açıklamda da il genelinde mangal, semaver ve ateş yakılabilecek mesire yerleri ile tabiat parklarının dışında, ormanlara giriş çıkışların yarından itibaren 31 Ekim’e kadar yasaklandığı belirtildi.

Kilis Orman Giriş Yasağı

Kilis’te 30 Eylül’e kadar ormanlık alanlara giriş yasaklandı.

Karabük Orman Giriş Yasağı

Karabük’te ormanlık alanlara girişlerin 1 Eylül’e kadar yasaklandığı bildirildi.

Orman Yasaklarında Piknik Yapmak Yasak mı ?

Kamp Yapmak Yasaklandı

Aşağıda listesini yayımladığımız şehirlerimizde, orman yakından geçen yollarda mola vermek, ormanda piknik yapmak, mangal, ateş ve semaver yakmak yasaklandı. Kolluk kuvvetleri ve görevli memurlar dışında tüm vatandaşların yasaklanan illerdeki ormanlara giriş ve çıkışları yasaklanmıştır.

Kamp yapmak yasaklandı mı?

İstanbul, İzmir, Balıkesir, Çanakkale, Yalova, Bursa ve Antalya başta olmak üzere ormanda kamp yapmak yasak mı? Orman yangınlarından dolayı kamp yapmak yasaklandı. Yasaklar valiliklerin belirlediği süre boyunca devam edecek. Kamp yapmak yasaklansa da bu süreçte kamping işletmelerinde kamp yapmaya devam ediliyor.

Tesisler genellikle ormana giriş yasağı dışında kalıyor. Kamp yapmak yasak mı sorusunun bir kez daha gündeme geldiği günlerde, kampçıların tesislerde dahi ateş yakarken dikkatli olması gerekiyor.

Kamp Alanı Tesislerinde Kamp Yapmak Yasak mı?

Meteoroloji’nin yüksek sıcaklık uyarısı ve çıkan orman yangınları nedeniyle kamp yapmanın yasaklandığı bu süreçte, Valilikler tarafından özel bir madde eklenmez ise tesisler misafir kabul etmeye devam edebilecek.

Valilik kararları ile işletmelerin, yasal olarak uyulması gereken tüm yangın önlemlerini uygulaması gerektiği bildiriliyor. Kamp alanı tesisi içerisinde yeteri kadar yangın tüpü, yangın musluğu, yangın hortumu gibi tesisler için hayati önem taşıyan yangın önlemlerini alması gerekmektedir. Kamp alanları için zorunlu olan önlemlere ek olarak işletmeler, ateş, mangal ve semaver yakmayı yasaklayabilir veya kısıtlayabilirler. Bu süreçte kamp planı yapan doğaseverlerin tüplü ve kartuşlu ocakları kullanmasını tavsiye ederiz.

Orman ve Milli Parklara Girişlerin Yasaklandığı İller

Orman ve Milli Parklara Girişlerin Yasak
  1. Adana,
  2. Antalya,
  3. Aydın,
  4. Balıkesir,
  5. Batman,
  6. Bursa,
  7. Çanakkale,
  8. Denizli,
  9. Edirne
  10. Gaziantep,
  11. Gümüşhane,
  12. Hatay,
  13. İstanbul,
  14. İzmir,
  15. Kahramanmaraş,
  16. Karabük,
  17. Kırklareli,
  18. Kilis,
  19. Kocaeli,
  20. Mersin,
  21. Niğde,
  22. Sakarya,
  23. Samsun,
  24. Şanlıurfa,
  25. Tekirdağ,
  26. Uşak,

NOT: YASAKLAR 48 İLDE UYGULANACAK: Orman yasağı olan illerin listesi için tıklayınız:

https://turkeyoutdoor.org/2021/07/31/48-ilde-ormanlara-ve-milli-parklara-girisler-yasaklandi/

Bütün outdoor aktivitelerinde güvenlik öncelikle sizin sorumluluğunuzdadır. Hiçbir makale veya video doğru eğitim ve deneyimin yerini alamaz. Özellikle outdoor ekstrem sporlarda kendi kişisel güvenliğinizden öncelikli olarak siz sorumlusunuz. Her zaman kişisel güvenliğinizi kendiniz ön planda tutun. Her durumda doğadan taraf olun.  Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında iletişim sayfamızdaki bağlantıları kullanarak bize yazın. Outdoor aktiviteleri ve macera turizmi hakkında en son bilgileri almak için sitemizi takip ediniz. 

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

Doğayı Okuyarak Hava Tahmini

Outdoor Türkiye

Türkiye’nin Outdoor Sayası olarak outdoor ve doğa aktiviteleri üzerine yazmaya devam ediyoruz. Bu yazımızda doğada yalnız ve cep telefonsuz kaldığımızda bulutları ve havayı okuyarak hava tahmini yapmayı anlatmıştık.

Bu yazımızda ise doğayı, hayvanların hareketlerini, ayın ve güneşin hareketlerini gözlemleyerek hava tahmininde bulunmayı açıklayacağız.

Aşağıdaki hava tahmin yöntemlerinin birçoğunun artık tarihte kaldığını elbette biliyoruz. Hatta dünyamız öyle bir hale geldi ki çoğu yerde hareketlerini izleyecek hayvan bile görülmüyor artık.

Hayvanlara Bakarak Tahminlerde Bulunmak

Doğayı Okuyarak Hava Tahmini
  • Kuşları gözlemleyin, eğer yüksekten uçuyorlarsa muhtemelen hava fena olmayacaktır. Yaklaşan bir fırtınanın yarattığı basınç düşüşü kuşların kulaklarını rahatsız ettiğinden buna uyum sağlamak için daha alçaktan uçmaya başlarlar.
  • Çok sayıda kuşun elektrik tellerine konduğunu görüyorsanız, bu hava basıncının hızla düştüğünü gösteriyor olabilir.
  • Martılar genellikle yaklaşan bir fırtına varsa uçmayı bırakıp sahile sığınırlar. Hafif rüzgarlı iyi sahillere yakın olarak alçaktan dolaşmaları fırtınalı fena bir hava habercisi olarak yorumlanır. Yağmur yağmadan önce kuşlar bir anda sessizleşirler.
  • İnekler kötü hava geliyorsa birbirlerine yakın durmaya yatkındırlar. Sağanak fırtına öncesinde ise yere yatarlar.
  • Yakınlarda kaplumbağa varsa gözlemleyin, çok yağış bekleniyorsa kaplumbağaların daha yüksek bir yer aradığı söylenir, onları yağmurdan bir iki gün öncesinde yolda görebilirsiniz.
  • Baykuşların geceleri sık sık ötüşleri, güzel; kargaların kötü bağrışmaları ve deniz kenarlarına yayılıp başlarını suya sokmaları fena bir havaya işaret eder.
  • Yunus balıklarının su üstünde görülmeleri, havanın 12 saat değişmeyeceğine yorumlanır.
  • Horozların ikindi vakti ötmesi, havanın düzeleceğine işaret eder.
  • Dağ kuşlarının ve çeşitli hayvanların birden ortadan kaybolmaları veya bir yöne hızla kaçmaları, aksi yönden bir sağanak yağmur veya fırtınanın geleceğine işarettir.

Gökcisimlerinden Hava Tahmini

Doğayı Okuyarak Hava Tahmini

Kırmızı havanın varlığı

Denizcilere tanıdık gelen bir atasözü “Akşam kızartısı sabahı güz eder, sabah kızartısı akşamı kış eder”. Eğer günbatımında batıya doğru baktığınızda kırmızı bir gökyüzü görüyorsanız, orada kuru bir hava ve yüksek basınç sistemi mevcuttur, bu da havadaki toz parçalarının karışmasına ve gökyüzünü kırmızı görmenize sebep olur. Dünya üzerindeki hakim rüzgarlar ve jet akıntıları batıdan doğuya doğru olduğundan, kuru hava size doğru gelmektedir.

  • Eğer ki gün doğumunda doğuda kırmızı bir gökyüzü görüyorsanız bu kuru havanın zaten sizden uzaklaştığını ve arkasından gelenin nem taşıyan bir alçak basınç alanı olduğunu anlarsınız.

Hale oluşumundan tahminler

  • Rüzgarlı havada hale oluşması: Rüzgarın şiddetlenmesine
  • Halenin küçük olması: Rüzgarın yakın zamanda eseceğine
  • Halenin iç bölgesinin kırmızı ya da mor olması: Şiddetli fırtınaya
  • Halenin büyük olması: Rüzgarın üç-dört saat sonra eseceğine, ● Halenin beyaz renkli olması: İyi havaya işarettir.

Güneşin durumundan tahminler

Doğayı Okuyarak Hava Tahmini
  • Günbatımında boz renkli gökyüzü: Güzel havaya
  • Günbatımında parlak sarı gökyüzü: Rutubet ve yağmura
  • Yağmurdan sonra sarı gökyüzü: İyi havaya
  • Günbatımında Pembe fıstıki renk: Şiddetli yağmur ve fırtınaya ● Gün doğumunda kırmızı renkli gökyüzü: Rüzgar ve yağmura
  • Gün doğumunda Güneş çevresi hafif dumanlı: Fırtınaya
  • Gün doğumunda Güneş çevresinin kırmızı iken donuklaşması: Şiddetli yağmura işarettir.

Ayın durumundan tahminler

Doğayı Okuyarak Hava Tahmini

Ay gözlemi, “Circle around the moon, rain or snow soon.”* Eğer ay solgun ya da kırmızı renkli gözüküyorsa, havada toz vardır. Eğer oldukça parlak ve belirgin ise alçak basınç havadaki tozu temizlemiştir ve alçak basınç da yağmura işarettir. Eğer ayın etrafında hale varsa büyük ihtimalle sonraki üç gün içinde yağmur yağacaktır. Bu haleye sirrostratüsten parlayan ışık sebep olur ve bu bulut genelde sıcak cephe ve yoğun nemin habercisidir.

  • Ay fazla parlaksa, çevresi kırmızı ve turuncuysa: Fırtınaya
  • Ay hilal şeklinde görülüyorsa: Şiddetli yağmura
  • Ay hilal şeklindeyken kırmızı görünmesi; sert rüzgâra
  • Ay doğarken kırmızı görünüyorsa: Sert rüzgara ● Ay donuk ve dumanlı görünüyorsa: Yağmurun yağacağına
  • Ay küçük ya da büyük görünüyorsa: Yağmur yağacağına
  • İç tarafında kırmızı ve mor lekeler var ise; şiddetli fırtınaya işarettir.
  • Beyaz renkli ise iyi hava belirtisi;

Havanın Neminden Hava Tahmini

Doğayı Okuyarak Hava Tahmini

Çoğu insan nemli havayı hissedebilir, özellikle saçları kıvrılıyorsa. Ya da meşe ve akçaağaç yapraklarına bakabilirsiniz, bunlar da nem olduğunda kıvrılmaya başlar, yoğun bir yağışa işaret eder. Çam kozalakları yüksek nemli havada kapalı kalır, kuru havada açılır. Nemli koşullar altında, ahşap şişer ve tuz kümelenir. Gün doğarken çimenlere bakın, eğer kuruysa, bulutlara ve kuvvetli esintilere, yani yağmura işarettir. Eğer çimenler ıslaksa muhtemelen o gün yağmur yağmayacaktır.

Tabi akşam yağmur yağmışsa bu yöntemi uygulayamayız. Havayı koklamayı ihmal etmeyin. Bitkiler atıklarını alçak basınçta atarlar, bu da havada organik gübre kokusu yaratır, yağmura işaret eder. Bataklıklar alçak basınçtan dolayı fırtınadan hemen önce havaya gaz salarlar, bu da kötü kokulara sebep olur. Bir atasözü “Çiçekler en güzel yağmurdan hemen önce kokar” der. Kokular nemli havada daha belirgindir, bu da yağmurlu havaya işaret eder.

Hava Tahmini ile İlgili Bazı Özdeyişler

Bölgesel hava değişikliklerinin zamanlamasını kestirmeye ve kısa döneli hava tahminine yardımcı olan özdeyişler günümüzdeki hava tahmin yöntemlerinin olmadığı zamanlardan kalmadır. Bunlar kesin bilgi sunmasalar da birer ipucu olarak yine de değerlidirler.. Elinizin altında başka hiçbir şey olmadığında çok yararlı olabilirler. *”Ayın çevresindeki varsa halka, yağmur veya kar beklemeye başla.”

  • “Sabah gökkuşağı varsa, bunu bir uyarı olarak almalısın” özdeyişi batıda oluşan gökkuşağı doğudan doğan güneşin ışınlarının batıdaki nemli havada kırılması sonucu oluşur. Kuzey yarım kürede bir çok fırtına cephesi batıdan doğuya doğru hareket eder, ve batıdaki gökkuşağı nemin varlığını haber verir. Diğer yandan, günbatımında doğuda görülen gökkuşağı yağmurun uzaklaştığını ve güneşli günler göreceğinizi haberdar eder.
  • “Düşüşten sonra ilk artış, haber verir sert bir esiş” de, daha aktif soğuk cephelerin bazılarında neler olduğunu anlatır. Yaklaşan daha ağır soğuk hava, basınç gradyeninde, alçak basınçtan sonraki ilk artış olacak şekilde hızlı bir yükselmeye neden olabilir ve bu da sıklıkla ciddi bir rüzgar artışıyla bağlantılıdır.
  • “Rüzgar saatin tersine döner ve barometre düşerse, önlemini al fırtına ve şiddetli sağanaklara karşı sen de” özdeyişi düşmekte olan barometrenin kötü havanın habercisi olduğuna dair oldukça açık bir ifadedir. Rüzgarın saatin tersine dönmesi, gelişmekte olan depresyonların, merkezleri fazla kuzeyde olmamak koşuluyla, ilk aşamalarında meydana gelen durumdur.
  • “Yağarsa yediden önce, düzelir on birde” özdeyişi ise, ortalama bir sıcak basınca bağlı yağışın, normalde dört saatten uzun sürmeyeceğini söyler. Günün hangi saatinde olduğunun, havayla hiç ilgisi yoktur.
Doğayı Okuyarak Hava Tahmini

Güzel Bir Havanın Belirtileri

  • Barometre yavaş ama sürekli olarak yükselir (Yüksek basınç) Gökyüzü, güneş doğarken açık gri, gündüz açık, mat bir maviliktedir. Gece sakin ve gökyüzü berraktır. Sis yoktur. Hafif bir pus olsa da güneş doğunca kaybolur. Bulut yoktur. Olsa bile küçük, parçalı ve hareketsizdir.
  • Sıcak gündüzler, serin geceler yaşanıyorsa,
  • Sabah sisi güneşle birlikte hemen dağılıyorsa,
  • Rüzgâr doğudan, kuzeydoğudan ya da kuzeybatıdan hafif esiyorsa,
  • Kırlangıçlar, martılar ve özellikle avlanan kuşlar yüksekten uçuyorlarsa,
  • Örümcekler ağlarını akşam üstü örüyorlarsa,
  • Akşamları kurbağalar vıraklıyorsa,
  • Uzak dağlar dumanlı, uzak görüş kötüyse,
  • Ev, fabrika ve vapur bacalarından çıkan dumanlar hiç dağılmadan göğe yükseliyorsa,
  • Gece sabaha karşı otlar, çiçekler ve yapraklar üzerinde çiğ taneleri görülüyorsa,
  • Kargalar sabahları öterek, çift olarak uçuyorlarsa,
  • Karıncalar yeni tepecikler yapıyorlarsa,
  • Ufuk çizgisindeki gemiler tüm ayrıntıları ile görülüyorsa,
  • Birdenbire soğuk çıkması ve yağmur yapıyorsa, ● Geceleyin çiğ yağması ve sabahleyin sis varsa, güzel bir havaya işaret eder.
  • Yağmursuz gök gürültüsü ve şimşek çakıntısı, sıcak bir havaya,
  • Bulutların yükselmesi ve yoğunluklarının azalarak renklerinin açılması, havanın güzelleşeceğine ve serinleyeceğine,
  • Alt tabakalarda görülen bulutların uçuşmaları, frişka bir rüzgâra; yukarıdaki bulutların ise devamlı bir iyi havaya işaret eder.

Kötü Bir Havanın Belirtileri : (Gök Gürültülü Sağanak Yağış )

Doğayı Okuyarak Hava Tahmini – Yağmur
  • Barometre devamlı alçalır (alçak basınç ). Havada çok nem vardır. Gökyüzü güneş doğarken kırmızıdır; gündüz koyu mavi ve batı yönü karanlıktır. Güneş bulutların arasından batar. Gök kara bulutlarla ( koyu gri ) kaplıdır. Dağların yamaçlarıyla tepeler bulutlarla örtülüdür.
  • Kırlangıçlar alçaktan uçarlarsa,
  • Her türlü koku aniden kesiliyorsa,
  • Sabah sisinin yükseliyorsa,
  • Koyu mavi gökyüzü varsa (Özellikle rüzgârlı havada),
  • Uzaklardan gelen seslerin alçalıp yükseliyorsa,
  • Yoğunlaşan sirrüs bulutlarını takip eden alçak bulutlar varsa, kötü hava geliyor olabilir.
  • Stratüs bulutlarının alçalması. Yağmur bulutları batıdan koşar gibi ve çok yükseklerden gelirler. Kenarları saçaklı ve beyaz renklidir. İlk anlarda çok yüksekte olup, zamanla alçalırlar; uzun ince şekil alırken renkleri grileşir, giderek koyulaşır. ● Topaklaşan, kümeleşen kümülüs bulutları gözlenir.
  • Rüzgâr yönü değişebilir. Özellikle kuzey rüzgârlarının saat yönünün tersine doğru yön değiştirmesine dikkat edilmelidir.
  • Ağaç yaprakları bir yöne doğru kıvrılır.
  • Kediler hapşırarak masa ve sandalye bacaklarına sürtünürler.
  • Kara sinekler daha acımasızca ısırırlar.
  • Güneş doğarken bulutların ufukta toplanması ve kabararak yükselmesi yağmura,
  • Göğün çok fazla renk alması, aniden kuvvetli ve bununla beraber devamsız bir boraya,
  • Denizin siyah veya yeşil bir renkte görülmesi, rüzgâr çıkacağına ve sertleşeceğine.
  • Geceleyin ufkun üzerinde beyaz bir kuşak gibi ziya görünmesi, hava çıkacağına ve sertleşeceğine,
  • Sakin bir havada deniz yüzeyinin göz alacak kadar parlak beyaz bir renkte görünmesi ve havada sıcaklık hissedilmesi, büyük bir fırtınaya,
  • Güzel ve berrak bir gecenin sabahında semada ve ufukta boylamasına bulutlar görülmesi, yağmura ve rüzgâra,
  • Ufukta birdenbire karanlık ve girift vaziyette bulutlar hasıl olması hafif bir rüzgâra ve sonra yağmurlu bir boraya,
  • Bulutların alçalması ve renklerinin koyulaşarak sarkık bir hal alması yağmura ve rüzgâra,
  • Bulutların gevşek ve yumuşak görülmesi, yağmura; donuk renkli ve keskin kenarlı bir halde bulunması, şiddetli ve devamlı bir rüzgâra,
  • Yumuşak beyaz bulutların koyulaşması ve renklenmesi, yağmura; keskin kenarlı bir hal alması yağmurlu bir rüzgâra,
  • Sabah ve akşam bulutların mor bir renk alması, yağmura,
  • Semada şeffaf bulutların olması, kuvvetli bir frişkaya veya fırtınaya,
  • Kışın don esnasında havada sıcaklık hissedilmesi, kar yağacağına,
  • Yazın havanın birdenbire soğuk yapması, bol bir yağmura,
  • Bulutların ufkun kuzey taraflarında sıkışık bir halde toplanıp yükselmesi, kuvvetli bir yıldız rüzgârının çıkacağına ve havanın soğuyacağına ve yağmur da yağabileceğine,
  • Ufkun batı taraflarında bulutların oluşması, batı tarafından rüzgar eseceğine ve yağmur yağmasının neden olacağına,
  • Devamlı bir kuru soğuktan sonra sıcaklık hissedilmesi, kuvvetli bir fırtına çıkacağına,
  • Devamlı bir sıcak havanın ardından soğuk hissedilmesi, yağmurlu bir fırtınaya,
  • Bulutların dağ tepelerinde sis halinde toplanması yağmura ve rüzgâra,
  • Açık ve berrak bir gruptan sonra yıldızlar görünmeyecek surette havanın bulanması ve beyaz bulutlar oluşması, yağmura ve rüzgâra, işaret eder.
  • Sabahleyin erkenden sivrisineklerin aşırı derecede rahatsızlık vermeleri,
  • Alçaktan uçan martılar, suda zıplayan balıklar,
  • Çok uzun görüş mesafesi,
  • Geceleyin şiddetli göz kırpan yıldızlar,
  • Kanallardan, bataklıklardan gelen kokunun giderek artması,
  • Bazı çiçeklerin, gündüz vakti çiçeklerini kapaması,
  • Dağ hayvanlarının vadilere inmesi,
  • Romatizma vb ağrılarının şiddetini arttırması,
  • Bacalardan çıkan dumanlar hemen dağılması, kötü havanın gelişine yorumlanır.
  • Martılar karada dolaşıyorlarsa, hava bozuk olacak demektir.
  • Genelde rüzgârın yönünün 45°’den fazla değişmesi, pek yakında havanın değişeceğine işarettir. (Kara-deniz meltemleri ; dağ-vadi meltemleri hariç)
  • Bir Gal atasözü “Güneş batarken gökyüzü kızarıyor ise; çobanı düşündürür.” der.

Değişken Bir Hava Düzelecekse

Doğayı Okuyarak Hava Tahmini
  • Barometre yükselir ve nem azalır. Yüksek basınca gidilmektedir.
  • Sabah kapalı olan hava, güneş batarken berraklaşır; gece sakin ve rüzgarsızdır. ● Bulutlar kaybolur ve ufuk açılır. Bulutların gidiş, rüzgârın esiş yönündeki değişiklik yağmurun sona erdiğini belirtir.
  • Rüzgâr doğudan ya da kuzeydoğudan düzenli olarak eser.
  • Kırlangıçlar yüksekten uçmaya başlarlar.
  • Bacalardan çıkan dumanlar güzel havalardaki gibi çıkar ve hemen dağılır. Hava taze ve kurudur.
  • Batı ve lodos rüzgârları esnasında havanın soğumaya başlaması, rüzgarın Yıldıza veya Karayele döneceğine,
  • Rutubetsiz bir havada (yani kuru soğuk) şimal taraflarından tatlı bir frişka rüzgârı eseceğine,
  • Havanın rutubetlenmesi, güney rüzgârının çıkacağına,
  • Bulutlu bir havada güneşin bulutlar arasından huzmelerinin uzanması frişkaya,
  • Denizin donuk beyaz bir renk alması, sise ve güzel bir havaya,
  • Rüzgârın güneşe doğru dönmesi, havanın yeniden tazeleneceğine,
  • Bulutların atılmış pamuk gibi yükseklerde yığın halinde toplanması havada bir değişim olacağına alamettir.

Değişken Bir Hava Bozacaksa

  • Barometre düşer ve nem artar. Alçak basınca gidilmektedir.
  • Gökyüzü kötü havalardaki durumunu alır. Sirrüsleri sirrostratüsler bulut bulunmadığı zaman gökyüzü gitgide beyazlaşır.
  • Sis oluşur. Ufukta bulutlar belirir ve bunlar dağların doruklarında şapkalar, yamaçlarda kuşaklar meydana getirir.
  • Bacalardan çıkan dumanlar kötü havalardaki gibi çıkar ve hemen dağılmaz. Hava nemlidir.

Son söz:

Denizde ve doğada tatsız sürprizlerle karşılaşmamak için hava koşullarıyla ilgili mümkün olan en iyi hava tahmin bilgisine ihtiyaç vardır. Yukarıda yazılanları değerlendirirken bulunulan bölgenin fırtına takvimi, hakim rüzgar yönü gibi konular da çalışılarak birlikte değerlendirilmelidir.

Hava tahmin raporları hava olaylarını önemli ölçüde gösterse de sizin de katkınız gerekir. Denize açılma veya outdoor aktivitesine katılma zamanından denizde ve doğada izlenecek taktiklere kadar hava tahminlerine göre birçok karar almanız gerekecektir.

Doğayı Okuyarak Hava Tahmini

Farklı rüzgarlarla oluşabilecek şartlar sığ sulardan, coğrafi şekillere kadar bir çok durumdan etkilenir, bu nedenle bu etkileri göz önünde bulundurarak her zaman etrafınızdaki işaretleri yorumlamanız gerekir. Bilgisayarın verdiği hava tahminleri çoğunlukla doğru olsa da yerel anormallikler fark edilmeyebilir, özel durumlar hesaba katılmayabilir.

Radyo ve televizyondan alınan ücretsiz tahminler genelde çok geniş bir alanı kapsar ve zamanlamaları net değildir. Bu sebeple bir tahminden en fazla şekilde yararlanmak için kendi bilginizi de katmanız gerekebilir. Geçmişteki denizciler hava tahminlerini pek az belirti ile yapıyorlar ve muhtemelen bu işaretlerin ne anlama geldiğini daha iyi anlayabiliyorlardı. Hava tahmini yaparken bunun kesinlik taşıyan bir bilim olmadığını unutmamalısınız. Hava tahmini deneyleri yaparken hiçbir zaman kendinizi veya başkalarını tehlikeye atmamalısınız.

Kaynak: Bulutlar ve Gözleme Dayalı Hava Tahmin Yöntemleri Zülal Akarsu Boğaziçi Üniversitesi Yelken Takımı (http://sailing.test.boun.edu.tr/wp-content/uploads/Bulutlar-ve-G%C3%B6zleme-Dayal%C4%B1-Hava-Tahmin-Y%C3%B6ntemleri-Z%C3%BClal-Akarsu.pdf)

Bütün outdoor aktivitelerinde güvenlik öncelikle sizin sorumluluğunuzdadır. Hiçbir makale veya video doğru eğitim ve deneyimin yerini alamaz. Özellikle outdoor ekstrem sporlarda kendi kişisel güvenliğinizden öncelikli olarak siz sorumlusunuz. Her zaman kişisel güvenliğinizi kendiniz ön planda tutun. Her durumda doğadan taraf olun.  Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında iletişim sayfamızdaki bağlantıları kullanarak bize yazın. Outdoor aktiviteleri ve macera turizmi hakkında en son bilgileri almak için sitemizi takip ediniz. 

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

Bulutlara Bakarak Hava Tahmini

Outdoor Türkiye

Türkiye’nin Outdoor Sayası olarak outdoor ve doğa aktiviteleri üzerine yazmaya devam ediyoruz. Bu yazımızda doğada yalnız ve cep telefonsuz kaldığımızda bulutları ve havayı okuyarak hava tahmini yapmayı anlatacağız.

Artık günümüzde meteorolojik tahmin ve incelemeler en son teknolojik cihazlarla yapılmakta ve anbean cep telefonlarımıza bütün bilgiler akmaktadır. Bu yazıyı yazarken İspanya’dan kalkıp Mısır Piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago’nun masalsı yaşamının felsefi öyküsünü anlatan SİMYACI kitabı aklımıza geldi.

Simyacı

Paulo Coelho’nun 8 milyondan fazla satan Simyacı kitabı doğanın (çölün) gönderdiği mesajları okuyup amacına ulaşan Santiago’dan bahseder. Simyacı’yı okumak, herkes uykudayken şafak vakti güneşin doğuşunu beklemektir. Kitap özetinde: “Santiago, çölden de daha birçok şey öğrenebileceğini düşünerek dikkatli gözlemler yapmaktadır. Fakat İngiliz arkadaşı ise elindeki kitapları okumakla meşguldür. Yolda karşılaştıkları güçlüklerde kendi kişisel menkıbelerini aramak üzere yola çıktıklarını söylüyorlardı. Kendi kişisel menkıbesini yaşayan kimse, “her şey bir ve tek şeydir” sonucuna varır ve neye ihtiyacı varsa onu elde edebileceğini bilirdi. Simyacı, evrendeki sonsuz yolculuğunda en büyük sorunun her şeyin bir ve tek olduğunu anlamak ve bu biricik şeyin kendi gerçek görevini yerine getirmesiyle her şeyin mümkün olacağını bilirdi. Santiago, yüreğinin söylediklerini dikkatle dinleyerek çölde ilerlemesine devam etti. Karşılaştıkları güçlükler karşısında hep kendi kişisel menkıbesine güvendi ve sonunda kumullar tepesine ulaştı. .. Hazineye ulaşmak için kumulu bütün gece boyunca kazdı. Sabah gün doğarken doğruldu ve piramitlere baktı. “Gerçekte kendi kişisel menkıbesini yaşayan kimseye karşı hayat cömerttir” dedi.

Evet doğa kendisini okumasını bilen insana olacakların işaretlerini devamlı olarak vermektedir. Son eknoloji cihazları olmadan da hava tahminlerinde bulunabilir, önlemlerimizi ona göre alabiliriz.

Bulutlar Nasıl Okunur ve Hava Durumu Nasıl Tahmin Edilir

Modern hava raporlama ve tahmin yöntemleri icat edilmeden önce, denizciler ve doğada yaşayan insanlar hava tahmini yapmak için doğa gözlemlerine bakarlardı. Teknoloji bu denli gelişmeden önce insanlar hava tahminini çeşitli yollarla yapmaktaydı ve tahminlerine güvenmek ve kendilerini buna göre hazırlamak zorundalardı.

Günümüzde hava durumu istasyonları, şamandıra raporları, meteoroloji genel müdürlüğünün tahminleri, özel olarak hazırlanmış bilgisayar tahminleri ve uydu görüntüleri hava durumu hakkında mükemmel kaynaklardır. Bu gelişmiş teknolojilerle birlikte bulutların ve etrafınızdaki olayların mesajı göz ardı edilmeye başlansa da, bulunduğunuz bölgeye dair daha özel tahminlerde bulunmanızı sağlayan, diğer bir deyişle havayı hissetmenizi sağlayan, yine bulutlar ve etrafındaki işaretlerdir.

Bulutlar

Enstrümansız hava tahmini sanatı hava raporlarını onaylamak veya herhangi bir ölçüm aletinin veya raporun mevcut olmadığı durumlarda hava tahmini yapmak için kullanılabilir. Doğa aktivitesi yapmadan önce ve aktivite sırasında hem etrafımızdaki işaretleri okumalı hem de mevsimsel hava hareketlerini anlamalıyız.

Rüzgar, bulutlar, gök cisimlerinin görünümü, kokular ve hayvan davranışları mevcut ve yaklaşan hava hakkında ip uçları verir, bizler de doğada olduğumuz sürece bu işaretleri her zaman takip etmeliyiz.

Bu makalede çeşitli kaynaklardan aldığım hava tahmin yöntemlerini bir araya getirmeye çalıştım. Bu makalede bahsedilecek olan bazı yöntemleri uygulayarak ertesi gün için havanın nasıl olacağını tahmin etmeye çalışabilir ve bu yetkinliğinizi gözlemlerinizle geliştirebilirsiniz.

Hava tahminleri, ilgili bölgedeki değişimleri gösterirken, sizin özel olarak ilgilendiğiniz, bulunduğunuz veya gideceğiniz mevkideki değişimlerin zamanlamasıdır. Hava haritaları üzerinde çalışmak yardımcı olacaktır fakat hava haritaları 12 saatte bir güncellendiğinden bu periyotta cephe sistemlerinin konumları, yüksek ve alçak basınç alanları, özellikle hızlı hareket eden bir hava sisteminde önemli ölçüde değişebilir.

Bu sebeple bulunduğunuz bölgedeki havayı ve bulutları gözleyerek değişimlerin zamanlaması hakkında daha net bir fikir elde etmelisiniz. Hava tahmininizi geliştirmek için son birkaç gün içinde hava durumu verilerini ve kendi gözlemlerinizi kaydedip verilerin aynı günlere karşılık gelen hava durumu tahminleri ile karşılaştırarak sürece daha çok aşina olabilirsiniz.

Hava Tahminleri

Hava ölçüm aletlerinden alınan bilimsel veriler ile hava tahminine yardımcı olan bazı eski atasözlerini birleştirerek kendi hava tahmin yöntemlerinizi geliştirebilirsiniz. Atasözleri, bilimsel veriler ile beraber kullanıldığında daha fazla anlam kazanır ve yardımcı olur. Dikkat etmeniz gereken veriler ve ölçüm cihazlarından almak isteyeceğiniz bilgilerden bazıları şu şekilde sıralanabilir:

  • Gözlenebilir bulut türleri neler? Bulut türleri gelecek hava hakkında neler söylüyor?
  • Rüzgar yön değiştirdi mi?
  • Barometrede bir değişiklik oldu mu? Yükselen veya alçalan barometre değeri neyi ifade eder?
  • anki bağıl nem nedir? Bağıl nem göreceli olarak yüksek mi düşük mü?
  • Hava sıcaklığında bir değişiklik oldu mu?
  • Herhangi bir yağış oldu mu?
  • Kaç derecede çiğ oluşuyor?
  • Gökyüzü gece ya da gündüz kızıllaştı mı?
  • Ağaçlar esen rüzgarla yapraklarını döküyor mu?
  • Ay ya da Güneş’in etrafında hale var mı?
  • Etrafta kimse, özellikle yaşlılardan eklem ağrısından şikayet eden oldu mu?
  • Atasözleri herhangi bir ek ipucu veriyor mu? Bu sorulara cevap aramak kendi hava tahmininizi yapmanıza yarayacak bilgileri bulmanıza olanak sağlar.
Bulut Çeşitleri

Bulutlara Bakarak Hava Tahmini

Bulut şekilleri, rakım, yoğunluk ve renk, yürüyüş yaparken ve bir hava tahminine erişiminiz olmadığında hava durumunu tahmin etmenize yardımcı olabilir. Bu, özellikle dağlık alanlarda, ağaç sınırının üzerinde veya yıldırım çarpması, ani sel, şiddetli rüzgar nedeniyle düşme veya ıslak kaya levhalarında kaymanın ciddi yaralanmalara neden olabileceği ani sel baskınlarına eğilimli alanlar için geçerlidir.

Aşağıdaki tüm bulut şekillerini belleğe alamıyorsanız, işte basit bir kural:

  • Yüksek irtifa incecik bulutlar, iyi havanın bir göstergesidir.
  • Yükselen, yoğun ve kara bulutlar yağmur, fırtına ve şiddetli rüzgarın bir göstergesidir. Rüzgar onları size doğru esiyorsa, önlem alın.

Sadece bunu bilmek seni yüksek ve kuru tutabilir ve zarar görmeni engelleyebilir.

Bulutları Nasıl Okumalıyız

Serbest atmosferde, buz kristalleri, ve su damlacıkları gibi gözle görülür parçacıkların bir araya gelmesiyle oluşan bulut, hava parselinin atmosfer içerisinde yükselmesi ile içerisinde bulunan su buharının yoğunlaşması sonucunda oluşur. Sisin buharlaşması şeklinde oluşumu da söz konusudur.

Yoğunlaşma çekirdekleri adı verilen toz ve duman parçacıkları sayesinde su buharı yoğunlaşabilir. Bulutun oluşumunda her şeyden önce, ister konvektif faaliyetle olsun, isterse bir dağ yamacının zorlamasıyla olsun veya isterse yerin ısınmasıyla yere yakın yerlerdeki hava parselinin ısınarak yükselmesi sonucunda olsun yükselme, soğuma ve yoğunlaşma gerekli olan üç temel özelliktir.

Bulut Çeşitleri

Bulutlar Bizimle Konuşur

Bulutlar, gelecek hava hakkında rüzgar yönü, yağış ve sıcaklık gibi çok fazla ipucu vermesinden dolayı önemli bir hava tahmin aracıdır. Türleri, bulundukları, geldikleri konumlar ve gelişimleri hava tahmini bakımından çok önemlidir.

Eskiden denizciler ve çiftçiler gelen havayı tahmin etmek için bulutlara oldukça dikkat ediyorlardı. Fakat çevrenizdeki hava durumuna ilişkin bu görsel işaretler hemen yakın çevrenizde oldukları için onlardan hava koşullarına ve olası değişiklere dair alabileceğiniz bilgiler her ne kadar önemli olsa da bir gün gibi kısa vadelidir.

Genel olarak tahmin edeceğimiz gibi, bazı bulutların tespiti kolay ve anlamları açıktır. Açık renkli ve yüksek bulutlar güzel hava vadederken, alçak ve koyu renkli bulutlar yağmur ve hatta fırtına habercisi olma olasılıkları yüksektir. Gök gürültülü fırtına bulutları çok belirgindir, yüksek sirrüs ipliksi bulutları yaklaşan sıcak cephe ile alakalıdır.

Bazı bulutlar ise güçlü yerel rüzgarların varlığını işaret edebilirler. Seyirdeyken sık sık tabanı düz, koyu renkleriyle ayırt edilen bulutlar görebilirsiniz, bu, altında yağış görmüyorsanız yağmur habercisi olmayabilir, ama kesinlikle altında yerel bir rüzgar düzensizliğinin işaretidir. O bulut, ısınma ya da hava girdapları nedeniyle birbirleriyle etkileşip karışmış yerel hava sistemleri tarafından oluşturulur ve bu da genellikle altında rüzgar sağanaklarının bulunabileceği anlamına gelir.

 Çoğunlukla kümülüs ve kümülonimbüs tipi üst tarafı giderek yükselen bulutlar altlarındaki rüzgar hareketliliğinin işaretleridir. Daha yüksek bulutlar geleceğe dair ipuçları verebilir, örneğin çok yüksekte hareket eden sirrüsleri görebiliyorsanız, güçlü rüzgarların geleceğini tahmin edersiniz.

Bulutlar; su damlacıkları ve genellikle 0,01 mm çapındaki küçük buz kristallerinden meydana gelen topluluklardır. Yükselen hava kütleleri çiğ noktasının altına soğutulduğu bir sıcaklığa ulaştığında çeşitli bulutlar üretir.

Bulut Çeşitleri

Bulutlar üç ana sınıfta tanımlanır; stratus, kümülüs ve sirrus diğer anlamıyla tüy, küme ve tabaka bulutları olarak meydana geliş biçimlerine göre ayrılırlar. Diğer tüm bulut türleri bu üçünün bir araya gelmesiyle ya da varyasyonuyla oluşur.

Bu üç tip aşağıda daha ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Meteoroloji uzmanları göründükleri bulutları bulundukları deniz seviyesinden yüksekliklerine göre 3 ana gruba ayırırlar: yüksek bulutlar (5- 13 km); orta bulutlar (2-7 km); alçak bulutlar (0-2 km).

Bulutlar ve Seviyeleri

Bulutlar yüksekliklerine göre üçe ayrılırlar: Başlıca on adet bulut tipi fiziksel özelliklerine göre isimlendirilirler.

Alçak bulutlar: Kümülüs, Kümülonimbüs, Stratüs, Stratokümülüs

Orta bulutlar: Altokümülüs. Altostratüs, Nimbostratüs

Yüksek bulutlar: Sirrüs, Sirrokümülüs, Sirrostratüs

Yüksek Bulutlar

Sirrüs (Cirrus) Bulutları

Sirrüs (Cirrus) Bulutları

Cirrus Bulutları, güzel havalarda görülen yüksek irtifalı incecik bulutlardır. Beyaz renkte, çok ince iplikler halinde veya dar şeritler şeklinde bağımsız bulutlardır. Görünümleri lif veya ipek parlaklığındadır. Bu bulutlar genellikle Cirrocumulus ve Altocumulus bulutları ile Cumulonimbus bulutlarının üst kısımlarından meydana gelir. Cirrus bulutları, çok ufak buz kristallerinden meydana gelmiştir.

Birbirinden ayrılmış saç tutamları gibi lifli bulutlardır. Düşen buz kristallerinin oluşturduğu narin çizgiler ya da şeritler şeklinde ipeksi bir görünüşleri vardır. Denizlerimizde güneyli yönlerde görülürse rüzgarın ve denizin durumu ve barometre, termometre iyi takip edilmelidir.

Alçak basınç ve sıcak cephenin yaklaştığını haber veriyor olabilirler. Kuzeyde ise hava yükselmiş ve geçmiştir. Sıcak cephe, sıcak havanın belirgin unsur olduğu ve daha soğuk havanın üzerine çıktığı yerdir. Sıcak hava soğuk havayla karşılaşınca, iki hava kütlesi arasında doğru açısı olan bir yoldan soğuk havanın üzerine doğru yükselir; bu da çok tipik bir bulut serisi yaratır. Seriyi bilmek ve onun hangi aşamasında olduğunu anlamak ardından gelen rüzgar değişimi ile birlikte ne zaman geçeceğini anlamanıza olanak sağlar.

Sirrüs (Cirrus) Bulutları

Sirrüs bulutlarının ortaya çıkmasıyla bazı hava davranışları öngörülebilir bir sırayla devam eder. Bu süreç genelde açık olan gökyüzünde kümülüsler dışında kristal sirrüslerin görülmesiyle başlar. Nasıl yayıldıklarına dikkat etmek gerekir, bu yüksekteki rüzgarın yönü hakkında bilgi verir. Bu rüzgar yeryüzündeki rüzgara dik olacak bir açı ile esiyorsa bilinen sürecin başladığı şeklinde yorumlanabilir.

Kuzey yarım kürede rüzgarı arkanıza aldığınızda sirrus bulutları sağ tarafınıza doğru yayılıyorsa, bu alçak basınç alanının geçişini gösterir. Sirrus bulutu çok geçmeden birleşip yayılarak sirrostratüs tabaka bulutuna dönüşür, kalınlaştıkça alçalır ve altostratüse döner ve hafif yağış bırakmaya başlar.

Yerden 300 metreye kadar alçalabilen bu bulut tabakası yağmur bulutu nimbostratüse dönüşmüştür ve yağış hızlanmıştır. Bir kaç saat sonra tabaka incelmeye başlar ve sonra parçalanarak kümülüs bulutları bırakır.

Sürecin bu ilk bölümü yaklaşık bir gün kadar sürebilir. Sürecin devamında hava sıcaklığının düşmesiyle tekli konveksiyon bulutları ani ve farklı bulut düzenleri oluştururlar. Genellikle sürecin bu ikinci bölümü denizcilerin balık sırtı dedikleri balık pullarına benzeyen 10 sirrokümülüslerin görülmesi ile başlar.

Sirrüs (Cirrus) Bulutları

Çok fazla nem tutmadıklarından şiddetli ve kısa süren bir yağış bırakırlar. Sürecin bu ikinci bölümü birkaç saatte tamamlanır. Bütün bu süreç tamamlandığında en başında olduğu gibi gökyüzünde altostratüs parçaları ve sirrüs iplikleri kalır. Burada sürecin yeni başladığını veya bitmiş olduğunu rüzgarın yönüne bakarak anlayabilirsiniz. Bu sefer kuzey yarımkürede rüzgarı arkanız aldığınızda sirrüs bulutlarının başlangıçtaki gibi sağa değil sola doğru sürüklendiğini göreceksiniz. Özetle sırtınızı gerçek rüzgara döndüğünüzde bulutlar soldan geliyorsa hava bozacak, sağdan geliyorsa hava düzelecek demektir.

Sirrokümülüs (Cirrocumulus) Bulutları

Sirrokümülüs (Cirrocumulus) Bulutları

Cirrocumulus Bulutlar bir gölün yüzeyindeki su dalgaları gibi görünürler. İyi havanın bir işaretidirler ve genellikle mavi bir gökyüzüne dağılırlar. Kum taneleri veya küçük dalgacıklar halinde, oldukça küçük kümeciklerden meydana gelmiş ince, beyaz ve gölgesiz bulut örtüsüdür. Bulutlar toplu halde oldukları gibi, ayrı ayrı parçacıklar halinde de görülebilirler.

Beyaz minik bulutların oluşturdukları yüksekteki bulut parçaları ya da tabakalarıdır. Genellikle düzeni aralıklarla dizilirler, ya da dalgacıklar halindelerdir. Diğer bulut cinsleri içinde fark edilmeleri en zor olan bulut cinsidir.

Ayırt edilmelerinin bir yolu sirrüs ipliklerinin varlığıdır. Tabaka parçalarının birbirinden ayrı bulunması o seviyedeki havanın kararsız olduğunun göstergesidir.

Sirrokümülüs (Cirrocumulus) Bulutları

Bu bulut troposferin o seviyesinde çok fazla nem olduğunu belirtir. Denizciler tarafından bilinen bir özdeyişi akla getirir “Uskumru sırtı ve kısrak kuyruğu, ver yelkenlere camadan buyruğu”. Bu özdeyiş alçak bulutlar tarafından takip edilen yüksek Sirüslerin, ılıman bölgelerde yaklaşmakta olan ve yağmur getiren bir alçak basıncın erken belirtisi olarak yorumlanabilir. Ya da o yükseklikte rüzgarın şiddetli olduğuna ve yaklaşan havanın sert olacağına işaret eder.

Bazen bu balık sırtı gökyüzünü altokümülüs bulutları oluşturabilir, bu sirrokümülüs ile karıştırılmamalıdır. Ancak altokümülüs bulutçuklarının pulları daha büyük gözükür ve alçak olduklarından gölgede kalan kısımları daha koyu renk alabilir. Altokümülüsün bu görünüşü hafif bir yağmurdan başka bir şey söylemez.

Cirrocumulusler, Cirrus veya Cirrostratus bulutlarının şekil değiştirmesinden veya parçalar halindeki Altocumuluslerin küçülmesinden meydana gelirler. Bu bulutlar tamamen buz kristallerinden ibaret olup, bazen aşırı soğumuş su damlacıkları da görülür.

Sirrostratüs (Cirrostratus) Bulutları

Sirrostratüs (Cirrostratus) Bulutları

Cirrostratus Bulutları, buz parçacıklarından oluşur ve güneşin etrafında bir hale oluşturur. Cirrus dolu bir gökyüzü kararır ve Cirrostratus’a dönerse, sıcaklığa bağlı olarak yağmur veya kar belirtisidir.

Şeffaf, beyazımsı, ince bir tüle benzeyen bir buluttur ve çok geniş bir alana yayılır. Dikkat çekmeyecek kadar incedir. Sirrüs bulutlarının yayılıp birleşmesiyle oluşur.

Bazen Güneş ve Ay’ın çevresinde hale olgularını oluşturur. Daha kalın ve orta yükseklikte oluşan Altostratüs ise sadece ışık diski oluşturur, birbirine karıştırılmamalıdır.

Sirrostratüs (Cirrostratus) Bulutları

Sirrostratüs o kadar incedir ki güneş ışığını tamamen kapatamadığından yerde gölge oluşturur, altostratüsten geçen ışın ise çok fazla dağılır ve yerde hiç gölge oluşmaz. Sirrostratüs bulutlar sirrüs bulutlarını gördükten sonra birleşerek oluştuysa yaklaşan bir sıcak cephenin belirtisi olabilirler. Bazen, önünüzde 12 ila 24 saat arasında devam edecek bir yağışı haber verebilirler ya da cephe hızlıysa 6-8 saat gibi daha kısa bir süre içinde yağış geleceğini belirtirler.

Eğer yayılan tabaka kırılmışsa daha zayıf bir cephedir ve nimbostratüs yerine sadece bir stratüs oluştururlar. Bu bulutlar artmıyor ve her yere yayılmıyorsa, bu fırtına güneyinizden geçiyor demektir ve ve bulunduğunuz yere kötü hava uğramayacak demektir.

Cirrostratuslar gökyüzünü tamamen veya kısmen kaplar ve genellikle Hale olayını meydana getirirler. Bunlar şeffaf, saça benzer, beyazımsı lifler halinde düzgün görünümlü bulutlardır. Cirrostratuslar küçük buz kristallerinden oluşurlar. Bu bulutlar fazla kalın olmadıklarından şeffaf görünürler. Güneş ve ay ışığını geçirirler.

Orta Bulutlar

Altokümülüs (Altocumulus) Bulutları

Altokümülüs (Altocumulus) Bulutları

Altocumulus Bulutları, açık hava bulutlarıdır. Genellikle bir fırtınadan sonra ortaya çıkarlar.

Altocumulus bulutları, genellikle gölgeli, beyaz renge sahiptir. Bu bulutlar kısmen lif halinde yayılmış olduğu gibi ayrı ayrı durumda olan ince tabakalar, yuvarlak kütlelerden ve tomurcuklardan meydana gelir. Düzgün şekildeki parçacıkların gökyüzünün ancak yarısını kaplayacak kadar genişliğe sahip olduğu görülür.

Normal bir düzende yayılmış tabaka ya da kümeler, rulo ve mercek şekillerinde olan parça bulutlardır. Beyaz ve gri renklidir, genellikle damlacıklardan oluşurlar. Yaklaşık 3 saatlik bir sürede şekil değiştirmeden duruyorlarsa pek bir hava olayı yoktur.

Altokümülüs (Altocumulus) Bulutları

Arkalarından daha kalın ve yüksek bulut tabakaları veya kümülüs tipi alçak bulutlar takip ediyorsa önemlidirler. Paralel bantlar şeklindelerse, sıcak hava cephesinin önündediler bu da sabit yağmur veya kar yağışı demektir. Altokümülüsler kule şeklinde tabanı düz ve yükselen şekil oluşturuyorsa bu genellikle sağanak veya gök gürültülü öncüsüdür.

Altostratüs (Altostratus) Bulutları

Altostratüs (Altostratus) Bulutları

Altostratus Bulutları, güneş veya ay üzerinde grimsi bir örtü oluşturur. Koyulaşır ve kalınlaşırsa, yağmurun yolda olduğuna dair bir işarettir.

Gökyüzünün büyük bir kısmını veya tamamını kapatan, çizgili, lif veya düzgün görünüşteki grimsi veya mavimsi renkteki bulut tabakasıdır. Bazı kısımları çok ince olduğundan, Güneş; sanki buzlu cam arkasındaymış gibi bir görünüm alır. Bu bulut hale olayını göstermez.

Genellikle gökyüzünün tamamını kaplayan veya katmanlar halinde tekdüze görünümlü grimsi bulutlardır. Çoğunlukla hem su damlacıkları hem de buz kristallerinden oluşur ve yer yer, buzlu camın ardındaymış gibi görünen Güneş’ın yeri ayırt edilebilir.

Altostratüs (Altostratus) Bulutları

Güneş’in ya da Ay’ın etrafında taç şeklinde ışık diski oluşturur. Güneş’in altostratüsün altını aydınlatması için doğmakta ya da batmakta olduğu yerde gökyüzünün açık olması gerekir. Bu durum, eski halk deyişi olan ‘sabah kızartısı akşamı kış eder, akşam kızartısı sabahı güz eder’ sözünü açıklar.

Bu bulutlar soğuk hava tabakasının üzerinden akan ılık havayı belirtir, sıcak cepheyle birlikte hareket eder. Genelde yağış bırakmazlar ama arada bir hafif yağmur veya kar şeklinde yağış bırakabilirler. Özellikle de bulut tabakası ilerliyor ve kalınlaşıyorsa. Bu bulutlar denizde kötü görüş mesafesini, büyük dalgalar ve kabarmalar ile denizde yeni bir fırtınanın oluşumunun önemli bir göstergesidir.

Nimbostratüs (Nimbostratus) Bulutları

Nimbostratüs (Nimbostratus) Bulutları

Nimbostratus Bulutları, alçak bulut örtüleri oluşturur ve birkaç saat süren yağmur veya karı gösterir.

Yağmur bulutunun latincesi ‘nimbus’tur. Nimbostratüste bu ismin kullanılmasının sebebi tanımı gereği yağış bırakan bir bulut olmasıdır, aynı kümülonimbus gibi. Kümülonimbus suyunu şiddetli fırtına ile bir kaç dakika içinde atarken, Nimbostratüs sürekli bir yağışla bir kaç saat içinde boşaltır. Nimbostratüs, yayılan bir tabaka şeklindedir.

Altostratüsün kalılaşıp alçalması sonucu meydana gelen koyu gri renkli buluttur. Genellikle, alçak, orta ve yüksek irtifalarda bulunur. Kendisini meydana getiren sıcak ve nemli hava kararsızsa, şekil değiştirir. Gök gürlemeye ve yağış şeklini almaya başlar ve rüzgar sertleşirse, kümülonimbüs’e dönüşmüş demektir. Özellikle denizlerin sıcak olduğu dönemde bu olay sık sık gerçekleşir, bu sebeple denizciler bu kara buluttan uzak durmalıdırlar.

Nimbostratüs (Nimbostratus) Bulutları

Genellikle koyu gri renkteki bulut tabakasıdır. Bunlar çoğu zaman yere kadar ulaşan ve devamlılık gösteren yağmur ve karın düştüğü bulutlardır. Çok kalın olduklarından, güneş ve ayın görülmesi mümkün değildir. Nimbostratus bulutunun altında, parçalar halinde alçak bulutlar meydana gelebilir.

Bu bulutlar yatay ve dikey olarak çok geniş sahaları kaplarlar. Su damlaları, yağmur damlaları, kar kristalleri, kuşbaşı kar taneleri ve bunların karışımından meydana gelirler. Nimbostratusler dikey gelişmeli bulutlar sınıfından oldukları için; en alçak bulut seviyesinden, yüksek bulut seviyesine kadar çok kalın bir tabakayı tamamen kaplarlar.

Alçak Bulutlar

Stratus Bulutları

Stratus Bulutları

Stratus Bulutları, sis benzeri bir katman oluşturan ve çiseleyen yağmura neden olabilen alçak bulutlardır. Geceleri kalın bir şekilde oluşurlarsa ve sabah göğünü kaplarlarsa, genellikle yanarlar ve güzel bir gün meydana getirirler.

Kenarları çok silik gri tabakalı ya da parçalı buluttur. Bulut cinsleri arasında en alçak buluttur, ortalama yüksekliği 300-400 m olup karada sıfıra kadar inebilirken denizde 25-30 m seviyesinden daha aşağıya inmez. Sis bulutu olarak bilinen bu bulutun en önemli özelliği çisenti bırakmasıdır.

Stratüs, konveksiyon bulutları olan kümülüs ve kümülonimbustan tamamiyle farklı olarak termallerle yükselen farklı ceplerin değil, geniş bir alanın soğumasıyla oluşur. Konveksiyon bulutlarının çalkantılı akımlarıyla karşılaştırıldığında stratüs nispeten kararlı bir havanın işaretidir.

Stratus Bulutları

Genellikle gri renkte, düzgün görünüme sahip bulutlardır. Stratus’lerden çisenti, buz prizmaları ve kar grenleri yağışı meydana gelir. Güneş bu bulutlardan görüldüğü zaman, bulutun sınırları kolayca teşhis edilebilir. Çok düşük sıcaklıklar dışında Stratus, hale olayını meydana getirmez.

Bu bulutlar bazen düzensiz sıralar halinde de meydana gelebilir. Stratus’lerin karakteristik yağışı çisenti olup, rüzgarın sakin veya hafif olduğu dönemlerde görüşü kısıtlayacak şekilde yere yakın seviyelerde görülebilmektedirler.

Stratokümülüs (Stratocumulus) Bulutları

Stratokümülüs (Stratocumulus) Bulutları

Stratocumulus Bulutları, tüm gökyüzünü kaplayan topaklı bir kütle oluşturabilir ve hafif yağmur üretebilir, ancak genellikle öğleden sonra veya akşam geç saatlerde dağılır.

Ilıman bölgelerde genelde 600-2000m arasında bulunan alçak bulut tabakasıdır. Tepeleri düz, tabanları yumak yumak olan koyu kısımları gri veya beyazımsı mozaik görünümlü bulutlardır. Kışın gökyüzünü tamamen kaplayabilir. Soğuk cephenin hemen arkasında bulunan bu bulutlar aralıklarla hafif yağmur ve kar bırakır.

Stratokümülüsün oluşum şekillerinden biri, kümülüslerin yayılarak birleşmesidir. Kümülüs bulutlarını oluşturan termaller bir enverziyonla (sıcaklığın yükseklikle azalmayıp, tersine artması durumu) karşılaştıklarında çevredeki havadan artık ne daha sıcak ne daha hafiftirler, ve tek seçenekleri yanlara doğru yayılmaktır. Diğer bir oluşum sebebi ise sakin ve sisli bulut örtüsünün kümeler halinde toplandığı durgun ve düz bir stratüsten meydana gelmesidir.

Stratokümülüs (Stratocumulus) Bulutları

Stratocumulus’ler gri veya beyazımtrak renkte, yada her iki renge birden sahip olan bulutlardır. Bu bulutlar toplu halde veya ayrı ayrı olabilen mozaik görünümünde yuvarlak kütleler ve tomarlardan meydana gelirler. Stratocumulusu meydana getiren elemanlar, genellikle sıralar halinde ve tepeleri düz şekildedir.

Kümülüs (Cumulus) Bulutları

Kümülüs (Cumulus) Bulutları

Kümülüs Bulutları, kolayca tanınabilen, büyük, beyaz, kabarık bulutlardır. Geniş bir şekilde ayrıldıklarında iyi havayı gösterirler, ancak büyük ve çok başlılarsa, şiddetli sağanaklar getirebilirler.

Genelde 600-900 metre arasında yer alan kümeler şeklinde, şişkin bulutlardır. Yükselen kubbeler şeklinde yerin fazla ısınması sonucu yükselen havanın ani soğuması sonucu meydana gelir. Genellikle yassı tabanlıdır ve üst kısımları da karnabahara benzetilir.

Kümülüs bulutları genellikle güzel hava ile ilişkilendirilmesine rağmen belli koşullar altında yağmur taşıyan oluşumlara dönüşebilirler. Zararsız küçük bir kümülüs bulutları bazen kule gibi yükselebilir ki bu güzel hava habercisi değildir.

Cumulus bulutları genel olarak su damlalarından meydana gelmiştir. Bulut içindeki sıcaklığın sıfırın altına düştüğü yerlerde, aşırı soğumuş su damlaları ve buz kristalleri de bulunur. Dikine gelişmeye sahip Cumulus’lerde yağmur ve sağanak şeklinde yağışlar meydana gelir.

Kümülüs (Cumulus) Bulutları

Bunlar devasa kümülonimbüs gök gürültüsü bulutlarına dönüşmeye başlamıştır ve orta ila şiddetli sağanak arasında yağışa neden olabilir. Bu duruma tropikal bölgelerde her gün rastlanabilirken ılıman iklimlerde daha az görülür. Yine de eğer öğleden önce kümülüs bulutlarının yükseldiğini görüyorsanız, öğleden sonra şiddetli sağanaklarla karşılaşmanız büyük bir olasılıktır. “Sabah dağ gibiyse, akşam çeşme gibidir.”

Açık denizde tek başına, hareketsiz bir kümülüs görürseniz orada küçük de olsa bir kara parçasının olduğunu unutmayın. Güneş ışınları adanın yüzeyini, çevresindeki denize göre daha çok ısıtır ve sık sık adanın üzerinde beyaz ve kabarık bir kümülüs bulutu görülür.

Üst kısımları karnabahar görünümünde olan; küme, kubbe veya kuleler halinde dikine olarak gelişen, genel olarak yoğun durumda bulunan bağımsız bulutlardır. Cumulus’lerin güneşle aydınlanan kısımları çoğu zaman parlak beyaz görünüme sahiptir. Bu bulutların tepe ve yan kısımları tomurcuğu andıran kümeler halinde olmasına karşılık, tabanları daha koyu ve hemen hemen düzdür. Cumulusler bazı zamanlarda düzensiz şekillerde de bulunabilirler.

Kümülonimbüs (Cumulonimbus) Bulutları

Kümülonimbüs (Cumulonimbus) Bulutları

Cumulonimbus Bulutları, dolu, kuvvetli rüzgar, gök gürültüsü ve şimşek getiren yükselen gök gürültüsü bulutlarıdır. Karakteristik düz, örs benzeri bir tepeye sahiptirler.

Dağ ve kuleler biçiminde, büyük bir dikine uzanışa sahip, yoğun ve koyu bir buluttur. Üst kısımları genellikle düz, lifli veya çizgili bir görünüme sahiptir. Cumulonimbus bulutlarının üst kısımları örs veya sorguç şeklinde yayılır. Bu bulutların altında düzensiz biçimde alçak bulutlar oluşabilir. Bunlar Cumulonimbus’lerle bir arada veya ayrı olarak bulunabilirler.

Kümülonimbüs (Cumulonimbus) Bulutları

Bu bulutlar tek bulut halinde oldukları gibi, birçok Cumulonimbus bulutunun meydana getirmiş olduğu büyük bir bulut silsilesi halinde de olabilirler. Böyle bir Cumulonimbus grubu içindeki her Cumulonimbus bulutuna Oraj meydana getirmesi sebebiyle Oraj Hücresi adı verilir.

Gökyüzünün büyük bir bölümünü kapladıklarında, tabanları Nimbostratus bulutunu andırır. Bu durumda bulutun yapmış olduğu yağış şekline bakılmalıdır. Sağanak yağışlarla birlikte şimşek, gök gürültüsü veya dolu varsa bulut; Cumulonimbus bulutudur.

Bütün outdoor aktivitelerinde güvenlik öncelikle sizin sorumluluğunuzdadır. Hiçbir makale veya video doğru eğitim ve deneyimin yerini alamaz. Özellikle outdoor ekstrem sporlarda kendi kişisel güvenliğinizden öncelikli olarak siz sorumlusunuz. Her zaman kişisel güvenliğinizi kendiniz ön planda tutun. Her durumda doğadan taraf olun.  Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında iletişim sayfamızdaki bağlantıları kullanarak bize yazın. Outdoor aktiviteleri ve macera turizmi hakkında en son bilgileri almak için sitemizi takip ediniz. 

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları 5 İpek Yolu

Outdoor Türkiye

Bu yazımız Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları’nı tanıttığımız yazı dizisinin 4. yazısıdır.

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak “Doğa Yürüyüşleri” hakkında onlarca yazımızı okuyucularımızla buluşturduk. Tema tema ayırarak doğa yürüyüşü, hiking, trekking ve diğer önemli noktalarda bilgilendirici yazılar yayınladık. Yazılarımızdan bazılarını burada hatırlatmak istiyoruz:

Doğa Yürüyüşüne HazırlıkHiking Ne Demek? Yürümenin Faydaları Nelerdir?Hiking ve Trekking Ne demek?Yürümenin Sağlığa Faydaları Nelerdir?, Doğa Yürüyüşü Kıyafetleri Hakkındaki yazı dizimiz, İlk Doğa Yürüyüşü İçin Tavsiyeler ve Yeni Başlayanlar İçin Doğa Yürüyüşü gibi yazılarımızla doğa yürüyüşleri hakkında teorik bilgiler verdik. Doğa Yürüyüşü Hakkında Her şey! başlıklı yazımızda ise doğa yürüyüşüne dair gerekli bütün bilgileri işledik.

Bu ve devam eden yazımızda ise Türkiye’nin Kültür Rotaları hakkında bilgiler vereceğiz. Yazının çok uzun olmaması için ilk yazımızda Türkiye’nin Kültür Rotaları, kültür rotası kavramı ve bu alandaki isimlendirme noktasında yaşanan sıkıntıları detaylı olarak ifade edip, ikinci yazımızda Türkiye’nin Kültür Rotaları’nı detaylı olarak tanıtacağız.

İlk yazımızda;

İpek Yolu
  1. İki Deniz Arası Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  2. Sarıkamış Kültür ve Yürüyüş Rotaları,
  3. Kurtuluş (İstiklal) Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  4. Kurtuluş Yolu Samsun,
  5. Hoşgörü Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  6. Avrasya Yolu,
  7. Artemea Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  8. İdyma Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  9. Hz. İbrahim Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  10. Yenice Orman Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  11. Hitit Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası, Gastronomi Yolu
  12. Troya Kültür Rotası

İkinci yazımızda ;

  1. Tasavvuf Yolu Sufi Trail,
  2. Evliya Çelebi Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  3. Sultanlar Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  4. Via Egnatia Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  5. Küre Dağları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  6. Aziz Paul Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  7. Frig Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  8. Fethiye Yürüyüş Parkurları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  9. Ephesus-Mimas Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  10. Karia Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,

Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları 3 başlıklı üçüncü yazımızda ise;

  1. Kaçkarlar Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  2. Ağrı Dağı Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  3. Aladağlar Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  4. Mysia Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  5. Kapadokya Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  6. Bafa Gölü ve Latmos Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  7. Pisidya Kültür ve Yürüyüş Rotası‘nı

Dördüncü yazımızda ise Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası hakkında detaylı bilgiler verdik. Bu yazımızda Türklerin 4000 yıldır kat ettiği ve günümüzde de Afganistan başta olmak üzere Orta Asya ülkelerinden yoğun göçün devam ettiği İpek Yolu’nu tanıtacağız.

İPEK YOLU – BAHARAT YOLU – SİLK ROAD

İpek Yolu

Bu yazımızda aşağıdaki konular hakkında yerli ve yabancı kaynaklardan derlediğimiz bilgileri vereğeciz.

  • İpek Yolu’nun Önemi
  • İpek Yolu’nun çöküşü
  • Baharat yolu
  • İpek Yolu Türkiye’de Hangi Şehirlerden Geçer
  • İpek Yolu Türkiye’den Nereden Geçer
  • İpek Yolu’nun Geçtiği Ülkeler Haritası
  • İpek Yolu’nun Geçtiği Ülkeler
  • Yeni İpek Yolu güzergâhı

İpek Yolu (Silk Road)

İpek Yolu, Çin’den başlayarak Anadolu ve Akdeniz aracılığıyla Avrupa’ya kadar uzanan ve dünyaca ünlü ticaret yoludur. Haziran 2014’te UNESCO, İpek Yolu’nun Chang’an-Tianshan koridorunu Dünya Mirası olarak belirledi.

Tarihte Büyük Göçler

İnsanlık tarihi kadar eskidir göç olgusu. İnsanoğlu var olduğundan beri çeşitli nedenlerle hareket halinde olmuş, münferit ya da topluca bir yerden bir yere geçici veya sürekli olmak üzere göç etmiştir.

Tarihsel boyutuyla baktığımızda göç, insanlık tarihinin bütününde olan bir yer değiştirme hareketidir. Buzul çağı sonrası Kafkaslar üzerinden Mezopotamya’ya göçler de miladın ilk yüzyıllarında başlayarak neredeyse 10 yüzyıl süren Asya’dan Avrupa’ya uzanan büyük göçler de tarihin akışını ve uygarlığı biçimlendirmiştir: Türk kavimlerinin birbirini iten göçleri ile Batı Hunlarının Cermen kabilelerini sıkıştırması, bin yıllık Roma’nın yıkılmasına ve bugünkü Avrupa’nın temellerinin atılmasına neden olmuştur örneğin.

Yine Türk ve Moğol göçleri, Oğuzları Bizans’a komşu yapmış ve Anadolu’nun tarihini değiştirmiştir. Ki Anadolu, coğrafi konumu nedeniyle hep kavimler kapısı ve göçün en çok yaşandığı koridor olmuştur.

 Selçuklu Hanedanı 11. yüzyıldan itibaren Anadolu’ya yerleşerek burada kalıcı Türk yerleşimi ve varlığını ve sonunda Anadolu Türklerinin oluşmasını sağladı.

Türk Göçleri

İpek Yolu ve Türk Göçleri

Türklerin Orta Asya’dan Göçü ve Kavimler Göçü: Türklerin Orta Asya’da yaşadığı yerlerde kurak ve yarı kurak iklim hâkimdi. Hayvancılıkla uğraşan Türkler ise göçebe yaşıyorlardı. Hayvanlarına otlaklar bulmak, bu toplulukların başlıca sorunuydu. Diğer yandan nüfusun artması da yaşam koşullarını güçleştirmekteydi. Bu nedenlerden dolayı Türk toplulukları batıya, doğuya, kuzeye ve güneye doğru göç etmişlerdir. Türklerin bu göç hareketi milattan önce başlamış, milattan sonra da devam etmiştir. MS IV. yüzyılda batıya doğru gerçekleşen Türk göçü, dünyanın en büyük göçlerinden biri olan Kavimler Göçü’nü başlatmıştır.

Geçiş yolları üzerinde bulunan Anadolu toprakları sürekli bir yer değiştirme, nüfus hareketliliğine sahne olmuştur.  7 MÖ 138’de Çin’in Han Hanedanlığından General Zhang Qian, Orta Asya halklarıyla ekonomik ve kültürel bağlar geliştirmek üzere diplomatik bir göreve gönderildi. Bunu yaparak, bugün bildiğimiz dünyayı şekillendirecek kıtalararası bir ticaret yolunun yaratılmasını harekete geçirdi.

İpek Yolu

İpek Yolu (Arapça: طريق الحرير: Çince: 丝绸之路; Farsça: جاده ابریشم; Rusça: Великий Шёлковый Путь; Kırgızca: Cibek Colu), Çin’den başlayarak Anadolu ve Akdeniz aracılığıyla Avrupa’ya kadar uzanan ve dünyaca ünlü ticaret yoludur.

Haziran 2014’te UNESCO, İpek Yolu’nun Chang’an-Tianshan koridorunu Dünya Mirası olarak belirledi.

İpek Yolu sadece tüccarların değil, aynı zamanda doğudan batıya ve batıdan doğuya bilgelerin, orduların, fikirlerin, dinlerin ve kültürlerin de yolu olmuştur.

İpek Yolu

Milattan yüzyıllar önce Mısırlılar, daha sonra da Romalılar, Çinlilerden ipek satın alırlardı. Ulaşım ise, daha sonra İpek Yolu adı verilen güzergâhı izleyen kervanlarla sağlanırdı. İpek endüstrisi, eski çağlardan beri birçok milletin hayatında çok önemli bir yer tutmuştur. Uzak Doğu’dan gelen ipek ve baharat, Batı dünyası için, uluslararası ilişkilerde önemli bir rol oynamıştır. İpek, ayrıca Doğu kültürünün Batı tarafından tanınmasını da sağlamıştır. Doğu’nun ipeği ile baharatının kervanlarla batıya taşınması, Çin’den Avrupa’ya ulaşan ticaret yollarını oluşturmuştur. Orta Çağda, ticaret kervanları, şimdiki Çin’in Şian kentinden hareket ederek Özbekistan’ın Kaşgar kentine gelirler, burada ikiye ayrılan yollardan ilkini izleyerek Afganistan ovalarından Hazar Denizi’ne, diğeri ile de Karakurum Dağları’nı aşarak İran üzerinden Anadolu’ya ulaşırlardı. Anadolu’dan deniz yolu ile Akdeniz ve Karadeniz (Tirebolu) limanlarından veya Trakya üzerinden kara yolu ile Avrupa’ya giderlerdi.

Doğudan batıya doğru gelişen bu ticari harekette daha önceki çağlardan beri kullanılmakta olan bir yol şebekesinden yararlanılmıştır. Yoğun bir şekilde ipek, porselen, kâğıt, baharat ve değerli taşların taşınmasının yanında kıtalar arasındaki kültür alışverişine de imkân sağlayan bu binlerce kilometre uzunluğundaki kervan yolları zaman içinde İpek Yolu olarak adlandırılmıştır. İpek Yolu Asya’yı Avrupa’ya bağlayan bir ticaret yolu olmasının ötesinde, 2000 yıldan beri bölgede yaşayan kültürlerin, dinlerin, ırkların da izlerini taşımakta ve olağanüstü bir tarihsel ve kültürel zenginlik sunmaktadır.

Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmalarından sonra, İpek Yolu’nun hem bir ticaret yolu, hem de tarihsel ve kültürel değer olarak yeniden canlandırılması gündeme gelmiş, bu yol boyunca inşa edilmiş ve artık kullanılmayan yapıların, yeni işlevler kazandırılarak korunmaları ve yaşatılmaları için çalışmalar başlamıştır. İpek Yolu çeşitli Türk uygarlıklarının ekonomik kaynağı olmuştur.

İpek Yolu, Çin ve Uzak Doğu’yu Orta Doğu ve Avrupa’ya bağlayan bir ticaret yolları ağıydı. Çin’deki Han Hanedanlığı’nın MÖ 130 yılında Batı ile resmi olarak ticarete başlamasıyla kurulan İpek Yolu yolları, Osmanlı İmparatorluğu’nun Çin ile ticareti boykot edip kapattığı MS 1453 yılına kadar kullanımda kaldı. İpek Yolu’nun uluslararası ticaret için kullanılmasının üzerinden yaklaşık 600 yıl geçmesine rağmen, rotaların ticaret, kültür ve tarih üzerinde bugün bile yankılanan kalıcı bir etkisi oldu.

İpek Yolu Arkeolojisi

Kraliyet Yolu

İpek Yolu, Çin’i MÖ 206’dan MS 220’ye kadar yöneten Han Hanedanlığı döneminde Uzak Doğu ve Avrupa arasındaki ticareti resmen başlatmış olabilir. Han İmparatoru Wu, MÖ 138’de Orta Asya’daki kültürlerle temas kurmak için imparatorluk elçisi Zhang Qian’ı gönderdi ve yolculuklarından aldığı raporlar, Batı’ya uzanan insanlar ve topraklar hakkında değerli bilgiler aktardı. Ancak bu güzergahlar boyunca mal ve hizmet taşımacılığı daha da eskilere dayanmaktadır.

Persler Kraliyet Yolu’nu Mezopotamya’yı Hindistan alt kıtasına ve Mısır üzerinden kuzey Afrika’ya bağlayan daha küçük yolları içerecek şekilde genişletti.

Eski Yunan krallığı Makedonya’nın hükümdarı olan Büyük İskender, egemenliğini Kraliyet Yolu üzerinden İran’a kadar genişletti. Caddenin bir kısmı nihayetinde İpek Yolu’na dahil edildi.

İpek Yolu Tarihi

İpek Yolu, ünlü tarihçi Heredot’un M.Ö. 450 yılında yazdığı bir belgede karşımıza çıkmaktadır. Bu durum İpek Yolu’nun tarihin ne kadar eski çağlarından beri dünyamızın yazgısını şekillendirmekte olduğunu gösterir. İpek Yolu ile adı anılan bir başka ünlü şahsiyet ise Marco Polo’dur. Ünlü gezginin, Çin’den Avrupa’ya kadar uzanan İpek Yolu’nu katettiği düşünülmektedir.

İpek Yolu Ekonomi Kuşağı

İpek Yolu’nun kullanım amacı ise adından da anlaşılabileceği gibi ipek ticaretidir. Tarihin her çağında değerli bir ticari mal olan ipek, Batılı ülkelerin ilgisini çekmiştir. Bu ilgiyi karşılamak için Çin’den Avrupa’ya kervanlarla ipek taşınmıştır. Bu değerli kumaş ile yüklü kervanlar İpek Yolu adı verilen bir güzergâhı izlemiştir.

Tarih öncesinden itibaren bu rota üzerinde ipek ticareti yapılmaya başlanır. Birçok hikâyeye de konu olan bu güzergâh ismini ipekten alsa da Çin’den Batı’ya taşınan değerli mallar arasında o zamanlar Avrupa’da üretilmeyen baharat, değerli ve yarı değerli taşlar, porselen ve kâğıt gibi medeniyet açısından önemli yükler de bulunurdu.

Özbekistan’dan Anadolu’ya uzanan rotanın bir bacağı Afganistan ovalarından Hazar Denizi’ne, ikincisi ise Karakum Dağları üzerinden İran’a ulaşırdı. Bu uzun yolculuk sonunda Anadolu’ya varan kervanlar Akdeniz ve Karadeniz’deki limanlardan gemilerle ya da Trakya üzerinden kara yoluyla Batı ülkelerine ulaşırdı.

Asya’dan Avrupa’ya uzanan İpek Yolu sadece tüccarların değil gezginlerin, bilgelerin, orduların dolayısıyla kültürün ve fikirlerin de seyahat ettiği bir güzergâh olmuştu. Zenginlik, refah, yeni bilgiler ve kültür İpek Yolu çevresine yayılmıştı. Bu rota üzerinde bulunan şehirler gelişmiş, insanlık için önemli merkezler olmuşlardır.

Yunanistan ve Çin arasındaki doğu-batı ticaret yolları MÖ birinci ve ikinci yüzyıllarda açılmaya başladı Roma İmparatorluğu ve Kuşan İmparatorluğu (şimdi kuzey Hindistan’da bulunan toprakları yöneten) de İpek Yolu boyunca oluşturulan ticaretten yararlandı. İlginçtir ki, Çin için kullanılan antik Yunanca sözcük, kelimenin tam anlamıyla “ipek ülkesi” anlamına gelen “Seres”tir.

Bununla birlikte, isimle bu bariz bağlantıya rağmen, “İpek Yolu” terimi, Alman coğrafyacı ve tarihçi Ferdinand von Richthofen’in ticaret yollarını tanımlamak için ilk kez kullandığı 1877 yılına kadar icat edilmedi. Tarihçiler artık birden fazla cadde olduğu gerçeğini daha doğru bir şekilde yansıtan “İpek Yolları” terimini tercih ediyor.

1.Yüzyılda İpek Yolu.

Doğuda barışın hüküm sürdüğü zamanlar, Batı bir savaş alanı idi. Romalılar ile Partlar arasında uzun zamandan beri yaşanan sorunlar, birinci Roma İmparatoru Augustus’un diplomatik başarısı ile son bulmuş, iki taraf arasında bir barış süreci başlamıştır. Bu barış süreci, İpek Yolu’nun batı bölümünün daha güvenli olmasını ve Uzak Doğu ile yapılan ticaretin canlanmasını sağlamıştır. Geç Antik Çağ döneminde Doğu Roma, yani Bizans ile Sassani İmparatorluğu arasındaki ticaret Roma-Pers Savaşları nedeniyle büyük ölçüde engellenmiştir.

Çin Silk Road

İpek Yolu, bir diğer yükselme dönemini, Perslerin İpek Yolu üzerindeki hâkimiyetine son veren Tang Hanedanlığı döneminde yaşamıştır. İkinci Tang İmparatoru Taizong, Orta Asya’nın büyük bir bölümünü ve Tarım Vadisini kontrolü altına almıştır. Bizans İmparatorluğu, 7. yy.da Asya’daki bazı topraklarının Müslümanlar tarafından ele geçirilmesiyle İpek Yolu ile bağlantısını ara sıra koruyabilmiş ve uzun süre Doğu’dan gelen malların ana aktarma yeri olarak işlev görmüştür. Tang döneminden sonra İpek Yolu üzerindeki ticaret trafiği azalmaya başlamıştır. Bunun nedeni, Beş Hanedanlık döneminde Tang Hanedanlığı’nda iç istikrarın korunamaması ve ticaret yollarının güvenliğinin azalmasıdır. Avrupa ile Asya arasındaki ticaret veba salgınları nedeniyle de uzun süre askıya alınmış ve gerçekleşmemiştir.

Asya ile Avrupa arasında doğrudan bağlantı kurulmasında, 13. yy.da Moğollar’ın büyük katkısı olmuştur. Moğol istilaları sık ve geniş iletişim çağının başlamasında etkili olmuştur. Bu durum, Moğolların ele geçirdikleri yerlerde sistemlerini kurduktan sonra, yabancılarla iletişim kurarak yönetime devam etmeleri ile gerçekleşmiştir. Bu dönemde Moğolların yabancılara olan misafirperverlikleri sayesinde ticaret yeniden artmıştır.

Ancak, Moğol İmparatorluğu’nun ömrü kısa sürmüş ve 1262 yılında koca imparatorluğun çöküşü başlamıştır. Buna rağmen İpek Yolu’nun doğu bölümünün güvenliği Kubilay Han döneminde uzun süre sağlanmıştır. Çin milliyetçiliği canlanmaya başlamış; 1368 yılında, yabancı egemenliği Moğol kökenlilere karşı saldırgan bir dış politika tutumu izleyen Ming Hanedanlığı dönemini sona erdirmiştir. Moğollar dönemindeki rahatlığa rağmen, İpek Yolu üzerinde yapılan ticaret hiçbir zaman Tang Hanedanı dönemindeki seviyesine ulaşmamıştır. Song Hanedanlığı döneminde İpek Yolu önemini yitirmeye devam etmiştir. Çin deniz ticareti sayesinde Güneydoğu Asya’da yeni pazarların keşfedilmesi ve Arapların koyduğu yüksek gümrük vergileri nedeniyle İpek Yolu daha az tercih edilmiştir.

Bir Batılının deveye binmesini tasvir eden Çin’de üretilmiş bir heykel, 368-534 yılları.

Erken Yeni Çağ döneminde Avrupalı denizcilerin dünya geneline açılmaları ile İpek Yolu tamamen önemini yitirmiştir. Böylece uzun süren yolculukların ve malın aracılara teslim edilmesinin yerine daha kısa süren ve doğrudan gerçekleştirilen deniz taşımacılığı önem kazanmıştır. İpek Yolu’nun yerini gemiler almıştır. Çinli tüccarlar jonk adını verdikleri gemileri ile Hindistan’a, hatta Arap ülkelerine kadar gidebilmekteydi. Avrupalı tüccarların Çin ile yaptıkları ticaret Song Hanedanı döneminden beri kısıtlanmaktaydı. Bu nedenle, Avrupalıların deniz seferleri ile gerçekleştirmek istedikleri asıl amaçlarından biri de Hitay’a ulaşmaktı.

İpek Yolu Haritası

İlk olarak, 1514 yılında Portekizliler Çin’e ulaşmış ve orada çok canlı bir ticaret başlatmışlardır; ancak bu pazar daha sonra İspanyollar tarafından ele geçirilmiştir. İmparatorluk, 16. yy.dan itibaren, yenidünyada Avrupa kolonilerinden temel fayda sağlayanların arasında yer almaktaydı. Kolonilerde çıkarılan madenin büyük bir bölümü Avrupalılara satılmak amacıyla Çin’e gönderilmekteydi. Ticaret şirketlerinin gemileri Avrupalı soylulara lüks eşya ve sanat eserleri tedarik etmek amacıyla, Doğu Asya’ya ulaşımda İpek Yolu görevini görmekteydi.

Ortaçağ’da İpek Yolu

Ortaçağ’da İpek yolu güzergâhına birçok devlet sahip olmak istemiş ve yolun sağladığı ekonomik faydalar sebebiyle zaman zaman birbirleriyle savaşmıştır. V. yüzyılın ilk yarısında Kuzey Çin’e ve İpek yolunun büyük bir kısmına Tabgaç Türkleri hâkimdi. Ancak Tabgaçlar bir asır sonra parçalandılar; bütün arazileri benimsedikleri Budizm’in de etkisiyle Çin hânedanına intikal etti.

Bu asrın başlarında Bizans, sık sık savaştığı Sâsânîler’le İran’dan gelecek malların kendi tüccarlarına satılacağı merkezler konusunda anlaştı. Aynı zamanda birer gümrük kontrol mahalli olan bu merkezler kuzeyde Artaxate (Artaşat [bugün Ermenistan’da]), Mezopotamya’da Nusaybin ve daha güneyde Callinicum (Rakka) idi.

Sâsânî-Bizans çekişmesi sırasında VII. yüzyılın başlarında Kur’an’da da bahsi geçen savaşlarda önce Sâsânîler, ardından Bizanslılar galip geldi. Herakleios 627-628’de Destecird hükümdar sarayına girdiğinde pek çok ipekli elbise, kumaş ve işlenmemiş ipekle büyük miktarda Hindistan kaynaklı baharat buldu (Heyd, s. 20). Hz. Peygamber’in vefatından kısa bir süre sonra İran’a ve Bizans’ın büyük bir bölümüne hâkim olan müslümanlar da Medâin’i fethettiklerinde burada çok miktarda misk, amber, öd ağacı stoku ve kâfur ele geçirdiler.

Çin’deki İpek Yolu

İpek yolunun Çin’deki başlangıç noktası olan Chang’an’da her milletten ve dinden insana rastlamak mümkündü; müslüman tüccarlar da Emevîler döneminden itibaren gelip gitmeye başlamışlardı. Burada bulunan ulucaminin (Qing Zhen Si) kuruluş tarihi 742 olarak verilir ki bu, Çin’in İslâm ordularına yenildiği Talas Savaşı’ndan (751) daha öncedir.

Günümüzde İpek yolu bu şehirden sonra batıya doğru takip edildiğinde halen Moğolistan’a yün, ipek ve çay gönderen Lanzhou ile karşılaşılır. Lanzhou’nun 70 km. yakınında Binglingsi (bin Buda mağarası) vardır. İpek yolunda kayalara oyulmuş Budist manastır ve mâbedlerine rastlanır. Rahipler ipek üretimi ve ticaretiyle çok ilgilenmiş ve faaliyetlerini buralarda sürdürmüşlerdir.

Çin’e Giden İpek Yolu

İpek Yolu güzergahları, malların taşınmasını, değişimini, dağıtımını ve depolanmasını kolaylaştırmak için tasarlanmış stratejik olarak konumlandırılmış ticaret noktaları, pazarlar ve caddelerden oluşan geniş bir ağı içeriyordu.

İpek Yolu Güzergahları

İpek Yolu Harita

Güzergahlar Greko-Romen metropolü Antakya’dan Suriye Çölü boyunca Palmyra üzerinden Ctesiphon’a (Part başkenti) ve Dicle Nehri üzerindeki Seleucia’ya, günümüz Irak’ında bir Mezopotamya şehri olarak uzanıyordu.

Seleucia’dan rotalar doğuya doğru Zagros Dağları üzerinden Ecbatana (İran) ve Merv (Türkmenistan) şehirlerine geçti; buradan ek rotalar günümüz Afganistan’ına ve doğuya doğru Moğolistan ve Çin’e geçti.

İpek Yolu güzergâhları, aynı zamanda, malların daha sonra Dicle ve Fırat nehirleri üzerinden taşındığı Basra Körfezi’ndeki limanlara da yol açtı.

Bu şehirlerden gelen yollar, aynı zamanda, malların Roma İmparatorluğu boyunca şehirlere ve Avrupa’ya sevk edildiği Akdeniz boyunca uzanan limanlara da bağlandı.

İpek Yolu’nun Ortaya Çıkış ve Tarih

Orta Asya bölgeleri ile her zaman bağlantılar var olmuştur. Örneğin; Çin ile Avrupa arasında en eski zamanlardan beri, en az Tunç Devri’nden beri bağlantılar vardı. İlk zamanlarda maden elde etme ve işleme konusunda bilgi alışverişine ve ticari malların değişimine dayanmış olan bu bağlantılar, diplomatik ilişkilerin kurulmasını ve iki kültürün birbirini tanımasını da sağlamıştır. Ancak, arabulucular yolu ile gerçekleştirilmiş olan bu bağlantılar bir süreklilik göstermemiş, uzun süreli kopukluklar yaşanmış, ticaret ve bilgi alışverişinin uzun bir süre gerçekleşmediği dönemler de olmuştur.

Çin’in batıya doğru genişlemesi, İpek Yolu’nun doğu sınırının tamamen açılmasında önemli bir etken olmuştur. İmparator Vudi (M.Ö. 142–87) döneminde Han İmparatorluğu sınırlarını neredeyse iki katı kadar genişletmiştir. Sınır tehditlerine karşı düşman bölgelerini istila ederek karşılık veren İmparator Vudi, ordularını kuzeye, güneye ve batıya göndererek birçok devleti boyunduruk altına almış, Hiung-nu zaferi ile de Orta Asya’nın tüm kontrolünü ele geçirmiştir. Vudi’nin birlikleri, Pamir dağlarını ve Fergana şehrini de işgal ederek, Çin ile Batı arasındaki ticaret yollarını açmıştır. İpek Yolu üzerinden gerçekleşen ticaret sayesinde Hun İmparatorluğunun başkenti Batılı seyyahlar ve Batı’dan gelen lüks mallarla dolup taşmaya başlamıştır.

İpek Yolu Tanrı Dağları

İpek yolu nedir, nerede başlayıp biter ve hangi şehirlerden geçer? İpek Yolu haritası, güzergahı ve önemi

İnsanlık tarihinde oldukça önemli bir yere sahip olan İpek Yolu, farklı fikirlerin ve kültürlerin de taşınmasına vesile olan bir ticaret güzergahıdır. Uzak Doğu üzerinden gelen baharat, kağıt, porselen, taşlar ve ipek, tarihi İpek Yolu üzerinden taşınırdı. Ticaret kervanları, günümüzdeki Çin Şian kentinden hareket ederlerdi. Binlerce kilometre uzunluğa sahip İpek Yolu nerede? İpek Yolu hangi şehirlerden geçer?

Tarihi milattan yüzyıllar öncesine kadar uzanan İpek yolu; Mısırlılar, Romalılar ve Çinliler tarafından satın alınmıştır. İpek endüstrisinin gelişmesiyle bu adı alan İpek yolu, Çin’den Avrupa’ya kadar uzanmaktadır. Oldukça uzun bir güzergaha sahip olan İpek yolu üzerinde hangi devletler var? sorusu araştırılmaktadır. İran, Afganistan, Pakistan gibi Orta Doğu Ülkeleri üzerinden geçen İpek Yolu; birçok Kafkasya ve Orta Asya ülkesinden de geçmektedir.

İpek Yolu Nedir?

İpek yolu Asya ile Avrupa arasında ekonomik, jeopolitik, kültürel ve tarihsel ögelerin taşınmasını sağlayan bir ticaret ağıdır. Tarihi İpek yolu Çin’den başlar, Akdeniz ve Anadolu toprakları aracılığıyla Avrupa’ya kadar uzanır. İpek yolu, Orta Doğu ve Çin arasında ipek taşımacılığı yapılması nedeniyle bu adı almıştır. Çin topraklarının batı bölgelerine doğru genişlemesi, İpek Yolu’nun doğu kısmının açılmasında oldukça önemli bir faktör olmuştur. İpek Yolu hanedan Zhang Qian’in emriyle açılmıştır. İpek Yolu, Yavuz Sultan Selim’in tahtta olduğu 1512-1520 yılları aralığında Osmanlı Devleti himayesine geçmiştir. İpek Yolu kontrolünü ele geçiren Osmanlı İmparatorluğu ekonomik açıdan ilerleme göstermiş ve dönemin güçlü devletlerinden olmayı başarmıştır. Batı için ipek, alışılmadık ve oldukça sıradışı bir maddedir. Bölgede yapılan ipek ticareti nedeniyle bu ticaret ağına ipek yolu adı verilmiştir. Doğu ile Batı arasındaki etkileşimi ve kültür alışverişini sağlayan İpek yolu, 18.yüzyılda ortaya çıkan ticaret yolları ile birlikte değer kaybetmeye başlamıştır.

Tarihi İpek Yolu’nun koridoru olan Chang’an-Tianshan 2014 yılı haziran ayında UNESCO Dünya Mirası listesine girmiştir. İpek yolu önemini fikirlerin ve kültürlerin de aktarılmasıyla kazanmıştır. Doğudan batıya, batıdan doğuya olmak üzere ticari ürünler, bilgiler, dinler, ordular, fikirler ve kültürler de tarihi ipek yolu vasıtasıyla taşınmıştır.

İpek Yolu

İpek Yolu Nerede?

İpek yolu güzergahı hakkındaki bilgiler Roma ve Antik Yunan belgelerine dayanmaktadır. İpek yolu haritası Anadolu topraklarında başlamaktadır. Antakya’dan başlayarak ilerleyen İpek yolu haritası Gaziantep’ten geçer. İpek yolu güzergahı Afganistan ve İran topraklarından da geçer. Pamir Ovası’na kadar uzanan tarihi ipek yolu Avrupa ile Çin arasında ticaret güzergahı görevi görmüştür.

İpek yolu hangi şehirlerden geçer?

Dünyaca ünlü ticaret ağı olan ipek yolu güzergahı Çin, Moğalistan, Kazakistan, Kırgızistan, Afganistan, Özbekistan, Suriye ve topraklarından geçmektedir. İpek yolu Türkiye’de nereden geçer? sorusuna cevap olarak ise Konya, Malatya, Erzurum, Ankara, Kayseri, Bilecik, Bursa, İzmit ve İstanbul güzergahı verilebilir. İpek yolu, İtalya Venedik topraklarından da geçerek Avrupa’ya kadar uzanır.

İpek Yolu Türkiye’de Nereden Geçer?

Tarihi çağlardan beri doğu ile batı arasında köprü görevi gören İpek Yolu oldukça önemli bir konuma sahiptir. Selçuklular döneminde Anadolu’da ticari faaliyetleri desteklemek amacıyla kervansaraylar inşa edilmiştir. Orta Asya’dan Avrupa’ya uzanan İpek yolu, Anadolu’da kuzeyden ve güneyden geçmektedir. İpek Yolu Kuzeyde; Trabzon, Gümüşhane, Erzurum, Sivas, Tokat, Amasya, Kastamonu, Adapazarı, İzmit, İstanbul ve Edirne’den geçmektedir. İpek Yolu Güneyde; Mardin, Diyarbakır, Adıyaman, Malatya, Kahramanmaraş, Kayseri, Nevşehir, Aksaray, Konya, Isparta, Denizli, Antalya güzergahını izlemektedir. Ayrıca İpek yolu güzergahının Erzurum, Malatya, Kayseri, Ankara, Bilecik, Bursa, İznik, İzmit, İstanbul’dan geçtiği de bilinmektedir.

Türkiye’de de Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Anadolu güzergâhı üzerinde bulunan 11 kervansaray restore edilmiş, turizm amaçlı hizmetler sunabilecek hale getirilmiştir. Bu hanlar;

  • Sultan Hanı (Aksaray)
  • Sarı Han (Nevşehir)
  • Şarapsa Han (Antalya)
  • Ak Han (Denizli)
  • Ağzıkara Han (Aksaray)
  • Alara Han (Antalya)
  • Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı (Malatya)
  • Çardak Han (Denizli)
  • Susuz Han (Burdur)
  • İncir Han (Burdur)
  • Alay Han (Aksaray)

İpek Yolu’nun Geçtiği Ülkeler

İpek Yolu tarih boyunca kullanılan bir ticaret güzergâhı olmasının yanı sıra fikirlerin, dinlerin, orduların ya da farklı kültürlerin ve bu kültürel deneyimleri aktaran bilgelerin ve gezginlerin takip ettiği bir yol olmuştur. Dolayısıyla insanlık tarihinde çok önemli bir yeri vardır ve hakkındaki bilgileri vermek yerinde olacaktır.

Tarihi İpek Yolu

Çin Xi-An

-Tarih ipek yolu çinin xian(şian) şehrinden başlar xi’an şensi bölgesinin başkentidir.4 büyük başkentten biridir ve en eski şehirlerdendir. -Çinin ipeklerinin burada olması ve en eski şehir olmasından dolayı tarihi yol buradan başlar.İpek kozları burada -Buradan başladığı için Müslüman tüccarlar buraya yerleşmiş ve çinin en büyük camisi buraya yapılmış kennette birçok kervansaray yapılmış.Birçok tüccar yerleşmiş şehir kalkınmış

Moğalistan Karakurum

-Moğalistanın güney batısında övörk hongoy ilinde ve bugünkü harhorin kenti yakınlarındadır. -Tarımsal alanda en verimli topraklara sahip oldukları içinve tarihi orhun yanıtları buradadır. Burada olduğu için tarih boyunca türkler ve diğer devletler arasında hakimiyet mücadelesi olmuş.Farklı kültür ve dinlerde insanlar yaşamıştır.

Afganistan Belh

-Afkanistanın kuzeyinde yer alır.mezarı şerit velayetinin 20km yakınında tarihi birkasabadır.Afkanistanın en önemli ticaret merkezi mezar şerit ile beraber anılmaktadır.Afkanistanın ticaret üçgeni denilen bölgesinde olduğu anılmaktadır.Afkanistanın ticaret üçgeni denilen bölgesinde olduğu için buradan geçmektedir.Ziraatçok fazladır.Barajlar yapılmış Belh nehri burada . -Ticaretin yanında kültür de geldiği için şehir alimlerin yetiştiği mevlananın doğduğu kübbetül islam Drül fıkh adıyla ünlendi.Tarih boyunca bu önemini korur.

Özbekistan

-Orta asya ülkesidir.Güneyinde Afkanistan ve Türkmenistan doğuda kırgız ve kırgizitan ile komsudur. -Orta asyanın en büyük başkenti taşkenttir.Seyhun Ceyhun nedenleri ile tarım gelişmiş Altın ve çeşitli yer altı kaynakları vardır.Pamukta en önemli etmendir . -Şehir tarih boyunca gelişmeleri yaşamıştır.İlk metro yapılmış önemli ilim ve kültür adımları yapılmıştır.

Suriye Halep

-Doğunun kraliçesi doğunun kraliçesi olarak geçmektedir.Türkiyenin güneyinde yer alır -Şamdan sonra halep suriyenin en büyük ve önemli kentidir.Önemi ticaret merkezlerinden ve kavşak noktalarından biridir. -En önemli mimari eserler ticari binalar burada olmuş önemli nüfüs bağlanma alanları olmuştur.Önemli edebi eserlere konu oldu.

Anadolu Konya

Konya, Türkiye’nin yüzölçümü bakımından en büyük ili ve en kalabalık yedinci şehri. 31 ilçeden oluşur. Konya İl Nüfusu: 2.161.303’dür. (2016) Trafik plaka numarası 42’dir. 1875’te kurulan Konya Belediyesi, 1987’de çıkarılan 3399 sayılı yasa gereğince “büyükşehir” statüsüne kavuşmuş olup 1989’dan beri belediye hizmetleri bu statüye göre yürütülmektedir. 2014’te 6360 sayılı kanun ile büyükşehir belediyesinin sınırları il mülki sınırları oldu.

Anadolu İstanbul

İstanbul, Türkiye’de yer alan şehir ve ülkenin 81 ilinden biri. Ülkenin en kalabalık, ekonomik, tarihi ve sosyo-kültürel açıdan en önemli şehridir. Şehir, iktisadi büyüklük açısından dünyada 34., nüfus açısından belediye sınırları göz önüne alınarak yapılan sıralamaya göre Avrupa’da birinci, dünyada ise Lagos’tan sonra altıncı sırada yer almaktadır. İstanbul Türkiye’nin kuzeybatısında, Marmara kıyısı ve Boğaziçi boyunca, Haliç’i de çevreleyecek şekilde kurulmuştur. İstanbul kıtalararası bir şehir olup, Avrupa’daki bölümüne Avrupa Yakası veya Rumeli Yakası, Asya’daki bölümüne ise Anadolu Yakası veya Asya Yakası denir. Tarihte ilk olarak üç tarafı Marmara Denizi, Boğaziçi ve Haliç’in sardığı bir yarımada üzerinde kurulan İstanbul’un batıdaki sınırını İstanbul Surları oluşturmaktaydı. Gelişme ve büyüme sürecinde surların her seferinde daha batıya ilerletilerek inşa edilmesiyle 4 defa genişletilen şehrin 39 ilçesi vardır.

İtalya Venedik

-İtalyanın kuzeydoğusundadır.Kanallar şehri,sular şehridir. -Balıkçılık gemi yapımı ile ortadağ ve yeniçağda önemli bir ticaret merkezi olmuştur.Akdenizin ticaretede önemli bir konumdadır. -Halk zenginleşme,tarihi yapılar artmış.zenginlikle rönesansta birçok sanatçıyı ağırlamıştır.

İpek Yolu ve Kervanlar

İpek Yolu Ve Türkler

Türkiye ve Anadolu tarihi denilince akla gelen en önemli kültür ve yürüyüş rotası şüphesiz İpek Yolu’dur.  İpek Yolu, daha sonra adlandırılacağı gibi, ne gerçek bir yol ne de tek bir rotadır. Çin’i Avrupa’ya bağlayan Avrasya boyunca binlerce kilometre uzanan tarihi ticaret yolları ağına atıfta bulunuyor.

Bu yolları sadece mallar değil, ilimler, dinler ve insanlar da kat etti. Barut, manyetik pusula, matbaa ve ileri matematik, hepsi Çin’den ve İslam dünyasından Avrupa’ya geldi. Budizm, Hıristiyanlık ve İslam’ın her biri Doğu’ya ve Batı’ya açılan topraklarda yeni mühtediler buldu.

Bu alışverişlerin içinden geçtikleri imparatorluklar ve medeniyetler üzerinde derin bir etkisi oldu ve onlara siyasi, dini ve kültürel bir şekil verdi. 16. yüzyılın sonlarında, İpek Yolu yeni deniz ticaret yollarına olan önemini yitirmişti, ancak karşılıklı bağlantı ve takas mirası devam etti.

İpek Yolu Ekonomik Kuşağı

“İpek Yolu” adı, Çin ipeğinin Roma İmparatorluğu’nda ve Avrupa’nın başka yerlerinde tüccarlar arasındaki popülaritesinden gelse de, Doğu’dan Batı’ya yapılan tek önemli ihracat malzeme değildi.

Sözde İpek Yolu ekonomik kuşağı boyunca ticaret, meyve ve sebze, hayvancılık, tahıl, deri ve postlar, aletler, dini nesneler, sanat eserleri, değerli taşlar ve metaller ve belki daha da önemlisi dil, kültür, dini inançlar, felsefe ve bilimi içeriyordu. .

Han Hanedanlığı döneminde Çinliler tarafından icat edilen kağıt ve barut gibi malların Batı’daki kültür ve tarih üzerinde belirgin ve kalıcı etkileri oldu. Ayrıca Doğu ve Batı arasında en çok ticareti yapılan ürünler arasındaydılar.

Kağıt, MÖ 3. yüzyılda Çin’de icat edildi ve kullanımı İpek Yolu aracılığıyla yayıldı, ilk olarak MS 700 civarında Semerkant’a ulaştı, ardından Avrupa’ya o zamanlar İslam olan Sicilya ve İspanya limanlarından taşınmadan önce.

Elbette, kağıdın Avrupa’ya gelişi, yazılı sözcüklerin ilk kez kilit bir kitle iletişim biçimi haline gelmesiyle birlikte önemli bir endüstriyel değişimi teşvik etti. Gutenberg’in matbaasının nihai gelişimi , daha geniş bir haber ve bilgi alışverişi sağlayan kitapların ve daha sonra gazetelerin seri üretimine izin verdi.

İpek Yolu

İpek Yolu Baharatları

Doğu’nun zengin baharatları Batı’da hızla popüler oldu ve Avrupa’nın çoğunda mutfağı değiştirdi. Benzer şekilde, cam yapma teknikleri de İslam dünyasından doğuya Çin’e göç etti.

Barut kökenleri 600s kadar erken Çin’de havai fişek ve ateşli silahlara referanslar olmasına rağmen daha az, bilinmektedir. Tarihçiler, barutun gerçekten de İpek Yolu yolları boyunca Avrupa’ya ihraç edildiğine ve burada 1300’lerde İngiltere, Fransa ve başka yerlerdeki toplarda kullanılmak üzere daha da rafine edildiğine inanıyorlar.

Ona erişimi olan ulus-devletlerin savaşta bariz avantajları vardı ve bu nedenle barut ihracının Avrupa’nın siyasi tarihi üzerinde muazzam bir etkisi oldu.

doğuya doğru keşif

İpek Yolu güzergâhları, Uzak Doğu’nun kültürünü ve coğrafyasını daha iyi anlamak isteyen kaşifler için de geçiş yolları açmıştır.

Venedikli kaşif Marco Polo , 1275’te geldikleri Moğol İmparatorluğu’nun kontrolü altında olan İtalya’dan Çin’e seyahat etmek için İpek Yolu’nu ünlü olarak kullandı.

İpek Yolu Haritası

Tarih boyunca bir ticaret güzergahı olarak kullanılan ipek yolu bilginlerin ve gezginlerin takip ettikleri bir yol olmuştur. Dünya üzerinde önemli bir yer olan ipek yolunun nerede olduğu ve hangi güzergahtan geçtiği merak edilmektedir. Peki, İpek yolu nedir, hangi ülkelerden geçer? İpek yolunun Dünya güzergahını sizlere yazımızda açıkladık

İpek Yolu Harita

İpek yolu fikirlerin, dinlerin ve orduların farklı kültürlerini ve kültürel deneyimlerini aktaran bir yol olmuştur. İpek yoluna bu işim Alman coğrafyacısı Ferdinand Von Richthofen tarafından verilmiştir. Bu ismin verilmesinin sebebi Çin ile Orta doğu arasında ipek ticaretinin yapılmasıdır. İpek yolu dünya üzerinde tarih boyunca ekonomik ve kültürel açıdan çok önemli bir uyol olmuştur. Bir kısmı denizden olmak üzere birçok güzergahı bulunmaktadır. Arkeolojik kazılarda pek çok tarihi eser bulunmuştur. Bu nedenle ipek yolu dünya üzerinde hem ekonomik hem de kültürel açıdan pek çok yarar sağlamıştır.

İpek Yolu Nedir, Hangi Ülkelerden Geçer? İpek Yolunun Dünya Güzergahı

İpek yolunun güzergahının en eskisi Sibirya’nın güneyinden geçen kürk yolu adı ile bilinmektedir. Bu yol Don Nehrinin denize döküldüğü yerden başlamaktadır. Perslerin bölgesine varmadan kuzey bölgesinde Sibirya’nın güneyinden tarım havzasına ulaşmaktadır. Milattan Önce V. yüzyılda Herodotos’un yazdıklarından Kuzey İpek Yolunun Çin ülkesinin batı eyaleti olan Kansu’ya kadar takip etmektedir.

İpek Yolunun Dünya Güzergahı

Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlığını kazanmasından itibaren İpek yolu tarihi, kültürel ve tarihsel açıdan canlanması gündeme gelmiştir. İpek yolu doğu ile batı arasındaki köprüyü sağlayan bir yoldur. İpek Yolunun dünyanın tarihinde en önemli rolü de budur. Batı medeniyeti bu nedenle yeni ufuklara yelken açabilmiştir. Ayrıca ipek yolu sayesinde bu yol üzerinde bulunan medeniyetler birbirleri ile iletişimler kurmaya başlamışlardır. Bu sayede modern ekonomik faaliyetlere bu yol üzerinden ulaşılmış ve neticede ticaret gelişmiştir.

Dünya üzerinde İpek Yolunun güzergahı Orta Asya ve İran ülkesinin üzerinden Mezopotamya’ya ulaşmaktadır. Buradan Akdeniz kıyısında bulunan Antakya ve Sür Limanına bağlayan kara yoludur. Bu güzergah Milattan Önce VII. yüzyıla ait çivi yazılı bir tablet üzerinde Mezopotamya’dan Hemedan’a kadar uzanan kısmı belirtilmiştir. İpek Yolu buradan Soğd bölgesinin Kireşta’ya uzanmakta idi.

İpek Yolu Ana Güzergahı

İpek Yolu

İpek yolunun ana güzergâhı Çin’i Orta Asya ve İran üzerinden Mezopotamya’ya, oradan da Akdeniz kıyısındaki Antakya ve Sûr limanlarına bağlayan kara yoludur. Bu güzergâha dair en eski kayıt, milâttan önce VII. yüzyıla ait çivi yazılı bir tablet üzerinde olup yolun Mezopotamya’dan Hemedan’a (Ekbatan) kadar uzanan kısmıyla ilgilidir.

Yol buradan Ahamenîler zamanında Soğd bölgesinin önemli merkezlerinden Kireşeta’ya (Kuruşkat) uzanıyordu. Hindistan’dan fildişi, pamuk, Orta Asya’dan gümüş, bakır, turkuaz, lâcivert taşı (lapis-lazuli) ve Kuzeydoğu Hindistan’dan keten kumaş, çift hörgüçlü Asya develerinden oluşturulan kervanlarla batıya taşınırdı. Mezopotamya ve Mısır’da paralı askerlik yapan İskitler’in hem bu ticaretin başlamasında, hem de kurgan geleneği gibi karşılıklı dinî ve kültürel etkilerin gelişmesinde önemli rolleri olduğu sanılmaktadır.

İslam ve İpek Yolu

Arabistan’ın büyük bölümü tarıma el-verişli olmadığı için ticaret çok gelişmişti. Yarımadanın her tarafında panayır kurulan şehirler vardı. Mezopotamya’dan Habeşistan’a, Mısır’dan Uman’a kadar ticaretle uğraşanlar tercümana gerek duymaksızın birbirleriyle anlaşabilirlerdi.

İpek Yolu Arap Ticaret Kervanları

Mekkeliler kendilerine verilen emanlarla buralarda rahatça alışveriş yapabilmekteydiler. Gençliğinde ticaretle uğraşan Hz. Peygamber’in Abd-i Kays elçileriyle sohbetinden yarımadanın doğusunda bulunan panayır yerlerini tanıdığı anlaşılmaktadır (Müsned, IV, 206).

Kur’an’da daha çok cennet tasvirlerinde rastlanan istebrak, sündüs, zerâbî, abkarî, kâfur, mercan, yakut, misk gibi Farsça asıllı kelimeler, uzun zaman devam eden ve Hîre’den Yemen’e kadar denizden ve karadan uzanan ticarî ilişkiler sonucu Arapça’ya girmiştir.

Irak, İran, Suriye, Azerbaycan, Anadolu’nun büyük bir bölümü ve Mısır’ın fethedilmesiyle İpek yolunun hemen hemen bütün güzergâhları müslümanların eline geçti.

Emevîler ve Abbâsîler döneminde bu ticaret yolu işlemeye devam etti. Ayrıca deniz ticaretine büyük önem verildi; Denizci Simbad hikâyelerinde ve binbir gece masallarında bunun yansımaları görülür. Abbâsîler döneminde müslüman denizciler, Bağdat’taki büyük tüccarların mağazalarını Çin ipeklileri, Hint baharat ve güzel kokuları ile doldurmak için daha önce İran ve Habeş gemilerinin ancak erişebildikleri Seylan adasının ötesine gidiyorlardı. Çinliler de özellikle Tang hânedanı döneminde Hindistan’ın Malabar sahilleri rotasıyla Basra körfezine giriyorlardı. Demir attıkları yer genellikle körfezin doğu kıyısındaki Sîrâf ve Kiş idi.

İpek Yolu ve Endüstri

İpek endüstrisi, eski çağlardan beri birçok milletin hayatında çok önemli bir yer tutmuş; Uzak Doğudan gelen ipek ve baharat, Bat dünyası için, uluslararası ilişkilerde önemli bir rol oynamıştır. İpek, ayrıca, Doğu kültürünün Batı tarafından tanınmasını da sağlamıştır.

Doğunun ipeği ile baharatının kervanlarla batıya taşınması, Çin’den Avrupa’ya ulaşan ticaret yolların oluşturmuştur. Orta Çağda, ticaret kervanları, şimdiki Çin’in Xian kentinden hareket ederek Özbekistan’ın Kaşgar kentine gelirler; burada ikiye ayrılan yollardan ilkini izleyerek Afganistan ovalarından Hazar Denizine; diğeri ile de Karakurum Dağlarını aşarak İran üzerinden Anadolu’ya ulaşırlardı. Anadolu’dan deniz yolu ile veya Trakya üzerinden karayolu ile Avrupa’ya giderlerdi.

İpek Yolu

Doğudan batıya doğru gelişen bu ticari harekette, daha önceki çağlardan beri kullanılmakta olan bir yol şebekesinden yararlanılmıştır. Yoğun bir şekilde ipek, porselen, kağıt, baharat ve değerli taşların taşınmasının yanında kıtalar arasındaki kültür alışverişine de imkan sağlayan bu binlerce kilometre uzunluğundaki kervan yolları, zaman içinde ”İpek Yolu” olarak adlandırılmıştır.

İpek Yolu, Asya’yı Avrupa’ya bağlayan bir ticaret yolu olmasının ötesinde, 2000 yıldan beri bölgede yaşayan kültürlerin, dinlerin, ırkların da izlerini taşımakta ve olağanüstü bir tarihi ve kültürel zenginlik sunmaktadır. Orta Asya Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmalarından sonra, İpek Yolunun hem bir ticaret yolu, hem de tarihi ve kültürel değer olarak yeniden canlandırılması gündeme gelmiş, bu yol boyunca inşa edilmiş ve artık kullanılmayan yapıların, yeni işlevler kazandırılarak korunmaları ve yaşatılmaları için çalışmalar başlatılmıştır.

İpek Yolu’nun Sönümlenişi

Kara ve deniz İpek yolu tarih boyunca farklı ırk ve dinlerden pek çok insanı ve kültürlerini kaynaştırmış, özellikle müslüman tüccarların İslâmiyet’i Çin, Hindistan, Doğu Hint adaları ve Filipinler’e kadar yaymalarına vasıta olmuştur.

 XVI. yüzyılda tarihin bu en büyük ticaret yolu, Isık Göl çevresiyle Doğu Türkistan’da bulunan Moğol toplulukları arasındaki sonu gelmez savaşlar sebebiyle güvenliğini yitirmiş, bu yüzden kervanlar artık gidip gelmez olurken denizyolu önem kazanmıştır.  

Anadolu’nun İpek Yolları

Anadolu, coğrafi konumu nedeniyle, eski çağlardan beri çeşitli uygarlıkların doğup geliştiği bir yer olduğu gibi, doğu ile batı arasında bir geçit ve köprü işlevi de görmüştür. Bunun sonucu olarak, çeşitli dönemlerde, Kral Yolu (M.Ö. VI. yy.), Roma Devri Yolları (M.Ö. II. yy.) gibi, değişik doğrultu ve karakterde olan yol ağları Anadolu’yu sarmıştır.

Doğunun ipeği ile baharatının ve diğer ürünlerinin kervanlarla Batıya taşınması, Çin’den Avrupa’ya uzanan ve bugün ”İpek Yolu” olarak adlandırılan ticaret yollarını oluşturmuştur.

Ancak, İpek Yolları yalnızca ticaret yolları olmakla kalmamış, yüzyıllar boyu doğu ile batı arasında kültür alışverişini de sağlamıştır. Anadolu, İpek Yolunun en önemli kavşak noktalarından birini oluşturmuştur. Orta Çağda, ipek yolları Çin’den başlayıp Orta Asya’da birden fazla güzergahı izleyerek köprü niteliği taşıyan Anadolu’yu geçip Trakya üzerinden Avrupa’ya uzanmıştır.

Ayrıca, Ege kıyılarında Efes ve Milet, Karadeniz’de Trabzon ve Sinop, Akdeniz’de Alanya ve Antalya gibi önemli limanlar kullanarak deniz yolu ile Avrupa’ya ulaşmıştır.

Anadolu’da İpek Yolu:

Kervansaraylar

Kuzeyde:  Trabzon, Gümüşhane, Erzurum, Sivas, Tokat, Amasya, Kastamonu, Adapazarı, İzmit, İstanbul, Edirne,

Güneyde: Mardin, Diyarbakır, Adıyaman, Malatya, Kahramanmaraş, Kayseri, Nevşehir, Aksaray, Konya, Isparta, Antalya, Denizli merkezlerini izlemektedir.

Ayrıca, Erzurum, Malatya, Kayseri, Ankara, Bilecik, Bursa, İznik, İzmit, İstanbul güzergahının da kullanıldığı bilinmektedir.

Kuzey ve Güney güzergahlarında bulunan Sivas ile Kayseri bağlantısıyla oluşan Antalya-Erzurum güzergahının uzantısı, Anadolu’yu İran ve Türkmenistan’a bağlamaktadır.Bu ticaret aksında, karayolunun yanı sıra deniz yolu da kullanılmış olup,

Karadeniz’de: Kuzeyden gelip Batum üzerinden Trabzon, Samsun, Sinop, İstanbul, Bursa, Gelibolu, Venedik;

Akdeniz’de: Suriye üzerinden Antakya, Antalya, İzmir (Foça), Avrupa hattın izlemektedir.14. yüzyıldan sonra, Osmanlılar döneminde de önemini sürdüren İpek Yolu, Yeni Çağda yapılan keşifler sonucu canlılığını yitirmeye başlamıştır. 16. ve 17. yüzyıllarda ipeğin Avrupa’da da üretilmeye başlanmasından sonra eski önemini kaybetme tehlikesiyle karşılaşmıştır.

Artan denizcilik faaliyetleri ile de, kervanlar ortadan kalkmaya ve Uzak Doğu ürünleri çekiciliğini yitirmeye başlamıştır. 19. yüzyıldan itibaren, İpek Yolu kullanılmaz olmuştur.

Orta Çağda, Doğunun zengin ürünlerinin Anadolu üzerinden Batıya güvenli bir şekilde sevkini sağlayan Selçuklular, aldıkları önlemlerle ticari faaliyeti canlı tutarak devletin zenginliğini de artırmışlardır.

Kervansaraylar

Anadolu’ya Göçler ve İpek Yolu

Orta Çağ Anadolusu’nda ticaret, devletin zenginliğini birinci derecede etkileyen faaliyetler arasında yer almaktaydı. Selçuklular, yabancılarla ticari anlaşmalar yapmışlar; Hıristiyan tacirlere, Müslüman tacirler gibi Anadolu topraklarında ticaret özgürlüğü tanımışlar; yolculuklarında karşılaşabilecekleri soygunlara ve her türlü zarara karşı devlet güvencesi sağlamışlardır.

Ticari yaşamı gözetmek amacıyla ”devlet sigorta sistemini” ilk kullanan ve ayrıca gümrük vergilerinde uyguladıkları indirimlerle ticari hayat özendirmeye çalışan yine Selçuklular olmuştur.Han ve kervansaraylar, bu aktif ortamın önemli görevler yüklenen kuruluşlarıdır.

Ticaret Hanları

Kervansaraylar

Issız yollar üzerinde kaleyi andıran görünümleri, zengin taş süslemeleri, gelişmiş mekan tasarımlar ile, mimari açıdan da etkisi büyük olan bu görkemli yapılar, belli bir ulaşım programının ve güçlü bir yol politikasının uygulanması bakımından titizlikle ele alınmışlardır.Gerek Selçuklu gerekse Osmanlı dönemlerinde inşa edilen kervansaraylarda, kervanlar askeri birlikler tarafından korunurdu.

Kervansarayda kalındığı sürece yolcuların can ve malları teminat altına alınır, her türlü bakım ve hizmetlerin yerine getirilmesinden doğan giderleri karşılamak amacıyla vakıfları bulunurdu.

Bu yapılar, seyahat ve ticareti güvence altına alan, sosyal dayanışmayı sağlayan nitelikleri yanında, gelen tacirlerin mallarını pazarladıkları durak yerleri ve ayrıca önceden depolanan erzak ile mühimmatın ordunun sefer zamanında ikmalini kolaylaştıran üslerdi.

Genellikle yaya yürüyüşü ile 8-10 saati geçmeyen, deve yürüyüşüyle de bir gün süren 30-40 kilometrelik mesafelerde inşa edilmişlerdir.

Anadolu Selçukluları tarafından bu ticari yollar üzerinde inşa edilmiş olan konaklama kuruluşlarından devlet büyükleri ve hayır sahipleri tarafından yaptırılanlara “HAN”, sultanlar tarafından yaptırılan ve diğerlerine göre daha büyük ve görkemli olanlarına “SULTAN HAN” denmektedir.

Kervansaraylar

O çağda, kırsal alanlarda kurulan han ve kervansarayların kaleye benzer, kalın ve sağır duvarlarıyla dışa kapalı yapılar olarak inşasını zorunlu kılan neden, güvenlik idi.

İçlerinde yolcuların yatmasına mahsus odalar, atların dinlenmesi ve eşyaların korunması için bölümler, mescit, yıkanma yerleri, çeşmeler ile nalbant, doktor, veteriner, araba ve koşum onarım hizmetleri de yer almaktaydı.

Han ve kervansaraylarda konaklayan yolcular din, dil, ırk fark gözetilmeden üç gün kalabilir, hastaysa tedavi edilirdi. Günde iki öğün yemek verilen, banyo ihtiyaçları karşılanan, hayvanlarına bakılan ve yem temin edilen bu yolculardan üç gün süreyle hiçbir ücret alınmaz, tüm giderler vakıftan karşılanırdı.

Bu vakıfların vakfiyelerinde nasıl yönetilecekleri, gelirlerinin neler olduğu, görevlilerin çalıştırılma şekilleri ve ücretleri açık olarak belirtilmekteydi.Yapılan araştırmalar sonucu, Anadolu’da yaklaşık 200 han ve kervansaray olduğu tespit edilmiştir.

Selçuklu Dönemi Kervansaraylar

Kervansaray Kültürü

Kervansaray, kelime olarak Farsça kârban (kervan) ve saraydan türetilmiştir. Kervansaraylar şehirlerarasında inşa edilen, kervanların ve yolcuların konaklamaları için ana yollar üzerinde yapılan hayır kurumlarıdır. Ribat adı verilen ve Asya’da Türklerden kalan ilk kervansaraylar, Gazneliler ve Karahanlılar dönemine aittir. Bunların mimarisi ve planları, daha sonra Büyük Selçuklular döneminde yapılan kervansaraylara örnek olmuştur.

Özünü yardımlaşma ve insanlık duygusundan alan, vakıf sistemi sayesinde günümüze kadar oluşan kervansaraylar, yollar üzerinde kurulan ve kamu yararına çalışan ticaret yapılarıdır. Kervansaraylar genellikle yaya yürüyüşü ile 8 -10 saatlik (35–40 kilometrelik) uzaklıklarda kurulurlardı.

Sultan, vezir ve büyük devlet adamları tarafından yaptırılan kervansaraylar, kale gibi sağlam, anıtsal, kesme taştan yapılmış, döneminin süsleme özellikleriyle bezeli, kitabeli veya kitabesiz ticaret, sosyal yardım ve bir kültür müesseseleri idi. Kervansarayların duvarları kalın olup, duvarların her iki yüzü yonu taşı ile kaplıdır. Kapalı mekânların üzeri genellikle tonozla örtülü olup, sanatkârane olarak yapılan taş işçiliği taç kapılarda en üst düzeydedir. Kervansaraylar içerisinde veya yanında insan ve hayvanlarının her türlü ihtiyacını karşılayacak, yiyecek içecek, bol su, mescit, hamam, her çeşit tamir ustası, rehber gibi donanım bulunmaktaydı. Kervansaraylarda yazın kapalı mekânlarda hayvanlar, açık mekânlar da insanlar ve arabalar kalırdı.

İpek Yolu’nun Türkiye topraklarından geçen güzergâhı için T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca UNESCO’da Dünya Miras Listesi’ne önerilmiş ve Dünya Miras Merkezince 2000 yılı içinde onaylanan Geçici (Endikatif) Listede Selçuk Kervansarayları Denizli – Doğubeyazıt Güzergâhı (13. yy) yer almıştır.

Kervansaray

Anadolu Selçuklu yapılarında önemli bir yere sahip olan kervansaraylar, XII. yüzyılın son çeyreğinden sonra yapılmaya başlanmış, Selçukluların yıkılışına kadar devam etmiştir. Son araştırmalara göre bu dönemden günümüze kadar gelen kervansaray sayısı 270 civarındadır.

Osmanlı imparatorluğu döneminde Selçuklu kervansaraylarının kullanılmasının yanında ihtiyaca göre yenileri de yapılmıştır. Bunlardan şehir merkezlerine yapılanların işlev ve planları değişime uğramıştır. Şehir hanları, genellikle iki katlı olup, avlulu ve revaklıdır. Ayrıca kentlerin gelişmesiyle kentlerde ticaret hanları ortaya çıkmıştır. Yerleşim yerleri dışında yapılan menzil hanları eski geleneği sürdürerek, Selçuklu kervansarayları gibi yapılmışlardır. Bunlar etrafında zamanla şehirler oluşmuştur.

Günümüzde ulaşım kolaylığı, modern otelcilik anlayışı ve karayollarındaki dinlenme tesislerindeki yenilikler ve yeni karayolu güzergâhları gibi nedenlerle, hanlarımızın ve kervansaraylarımızın geçmişteki fonksiyonları kalmadığından, bu evrensel nitelikteki çok önemli anıtlarımız, kullanılmadığı için, gün geçtikçe harap olmaktadır.

Önemli Han ve Kervansaraylar

Sarıhan (Saruhan):

Avanos-Ürgüp kara yolu üzerinde, Nevşehir’e 25, Avanos’a 6 kilometre uzaklıktadır. Bir Selçuklu eseri olan Sarıhan’ın 1238 yılında yapıldığı tahmin edilmektedir. Klasik sultan hanları planındaki yapı, kare avlulu yazlık bölümle, üstü kapalı ve dikdörtgen şeklindeki kışlık bölümden oluşmaktadır.

Sarıhan (Saruhan)

Ağzıkara Han:

Aksaray-Nevşehir karayolu üzerinde, Aksaray’a 17 kilometre uzaklıkta olup, Anadolu’daki en önemli hanlardan birisidir. Selçuklu eseri olan ve Hoca Mesut Kervansarayı diye de anılan yapının, açık ve kapalı bölüm taç kapıları üzerindeki kitabelerden, 1231-1236 tarihleri arasında yapıldığı anlaşılmaktadır. Anıtsal taç kapısı, mihrabiyeleri ve geometrik motiflerle bezeli cephesi ile etkileyici bir görünüme sahiptir ve Selçuklu taş süsleme sanatının tüm özelliklerini göstermektedir.

Ağzıkara Han

Sultan Han:

Aksaray-Konya karayolu üzerinde, Aksaray’a 42 kilometre uzaklıkta Sultanhanı kasabasında bulunan Sultan Han, 1229 yılında Selçuklu Sultan I. Alaaddin Keykubad tarafından yaptırılmıştır. Açık ve kapalı bölümleriyle yaklaşık 4990 m2’lik bir alana sahip olan yapı, Anadolu’daki Selçuklu kervansaraylarının en büyüğüdür. İleri taşan mermer taç kapısı, dıştan kulelerle desteklenmiş duvarlarıyla bir kaleyi andırmaktadır. Taç kapı ve mescidin geometrik bezemeleri, Selçuklu taş süsleme sanatının en güzel örneklerindendir.

Sultan Han

Zazadin Han:

Konya’ya 22 kilometre uzaklıkta, Aksaray-Konya karayolundan 5 kilometre içerde Tömek köyü yakınında olan ve Saadeddin Köpek Hanı diye de anılan Zazadin Han, 1235-1236 yıllarında yapılmıştır. Güney cephede, kapalı mekana yakın bir yerde bulunan açık bölüm taç kapısı, beyaz ve açık kahverengi taşlarla yapılmıştır. Güney cephenin inşasında, çok miktarda işlenmiş buluntu taş kullanılmıştır. Taç kapının hacimli kitlesi içinde, duvara oturmuş basamaklarla çıkılan ve zengin bir taş süslemeye sahip olan mescidi yer almaktadır.

Zazadin Han

Kızılören Hanı:

Konya-Beyşehir karayolu üzerinde, Konya’ya 41 kilometre uzaklıkta olan Kızılören Hanı, 1206-1207 tarihlerinde Selçuklu sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından yaptırılmıştır.

Kızılören Hanı

Ertokuş Hanı:

Beyşehir-Eğirdir karayolu üzerinde, Gelendost ilçesinin Yeşilköy mevkiindedir. Kapalı bölüm kapısı üzerindeki kitabeden 1233 yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

Ertokuş Hanı

Susuz Han:

Burdur-Antalya karayolunun 2 kilometre içerisinde, Bucak ilçesine bağlı Susuzköy’ün içindedir. Susuz Han’ın, II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in saltanat döneminde, 1237-1246 yılları arasında bir tarihte yaptırıldığı tahmin edilmektedir. En gösterişli yeri taç kapısıdır. Girişin iki yanındaki mihrabiyelerin kemerleri üstünde yer alan ‘ejder’ ve ‘melek’ motifleri dikkati çekmektedir.

Susuz Han

Kırkgöz Han:

Burdur-Antalya karayolundan yaklaşık bir kilometre içerde, Antalya’ya 30 kilometre uzaklıktadır. Açık bölüm taç kapısı üzerindeki kitabeye göre han, II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in saltanat döneminde, 1236-1246 yılları arasında bir tarihte inşa edilmiştir.

Kırkgöz Han:

Alara Han:

Antalya-Alanya karayolundan 8 kilometre içeride, Antalya’ya 115 kilometre uzaklıkta, Akdeniz’e ulaşan yolların kontrolünde stratejik bir görevi olan Alara kalesinin yakında bulunmaktadır. Sultan Alaaddin Keykubad tarafından 1229-1230 yıllarında yaptırılmıştır.

Alara Han

Hunat Hatun Cami:

Kayseri’nin merkezinde, Selçuklu sultanı Alaaddin Keykubad’ın eşi Mahperi Hatun tarafından 1238 yılında yaptırılan külliyenin bir bölümünü oluşturmaktadır. Kubbesi ve minaresi sonradan inşa edilmiştir. Doğu ve batı yönlerindeki taç kapıları, Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Ahşap mimberi orijinaldir.

Hunat Hatun Cami

Gevher Nesibe Sultan Tıp Müzesi:

Kayseri’de Mimar Sinan Parkı içinde bulunan Gıyasiye Medresesi ve şifaiyesi, XIII. yüzyılda, Selçuklu sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından, kız kardeşi Gevher Nesibe Sultan’ın vasiyeti üzerine yaptırılmıştır. Dünyanın ilk tatbiki tıp okuludur.

Güpgüpoğlu Konağı:

Kayseri kent merkezinde bulunan bu yapı, XVIII. yüzyılın sivil mimarisine güzel bir örnektir. İlk inşa edildiğinde tek katlı olan konağa, iki kat sonradan ilave edilmiştir.

Zelve Açık Hava Müzesi:

Avanos’a 5 kilometre uzaklıkta olan ve üç vadiden oluşan Zelve ören yeri, peribacalarının en yoğun olduğu yerdir. İkonoklastik dönemde, yapılan manastır ve kiliselerle dini bir merkez haline gelmiştir. 1952 yılına kadar iskan edilen Zelvedeki köy, 3 kilometre uzağa taşınmış ve Zelve, açık hava müzesi olmuştur.

Zelve Açık Hava Müzesi

Göreme Açık Hava Müzesi:

Nevşehir’e 13 kilometre, Göreme kasabasına 1,5 kilometre uzaklıkta olan Göreme Açık Hava Müzesinde, çeşitli dönemlerde kayalara oyularak yapılmış ve fresklerle süslenmiş kiliselerin yanı sıra manastır, kiler, mutfak, yemekhane bulunmaktadır.

Derinkuyu Yer Altı Şehri:

Derinkuyu Yeraltı Şehirleri

Nevşehir-Niğde karayolu üzerinde, Nevşehir’e 30 kilometre uzaklıktadır. İlk Hıristiyanlar tarafından sığınma amacıyla yapılmıştır. Yeraltı şehrinde haç biçimli büyük bir kilise, konferans salonu, günah çıkarma yeri, havalandırma bacalar, kilerler, ambar, tandır bulunmaktadır. Halen 8 katı ziyarete açık olan Derinkuyu’nun, 2,5 km2’yi bulan alanıyla bölgenin en büyük yer altı şehri olduğu tahmin edilmektedir.

Ihlara (Peristrama) Vadisi:

Ihlara Vadisi, yeryüzünde büyük değişikliklerin meydana geldiği üçüncü jeolojik dönemde, Hasan Dağı’ndan püsküren lavların oluşturduğu tüf tabakasının doğal etkenlerle erozyona uğraması sonucu oluşmuştur. Aşınmaya çok elverişli bu tüf katmanlarının çatlaklarında yol bulan termal özellikli Melendiz çayı, milyonlarca yıllık bir sürecin sonunda, 14 kilometre uzunluğunda ve yüksekliği yer yer 110 metreye ulaşan kanyon görünümlü bu vadiyi meydana getirmiştir Vadi, Ihlara (Yeşilyurt) köyünde başlayıp, Selime köyünde sona ermektedir. lhlara vadisi, doğal güzelliğiyle olduğu kadar, tarihi yerleriyle de ünlüdür. Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde, Kapadokya’nın en güvenilir sığınak-bölgelerinden birisi oldu. Pek çok kilise, manastır ve mağara-ev yapıldı. Bugün gezilebilen kiliselerdeki fresklerin 9-13. yüzyıllar arasında boyandığı sanılmaktadır. ilk dönemlerde yapılan fresklerde daha çok Doğu etkisi görülmektedir. Belisırma köyünde yoğunlaşan ve 10 ve 11. yüzyıllara tarihlenen kiliselerde ise Bizans üslubu egemendir.

Anadolu ve İpek Yolu

İpek Yolu Ve Anadolu’da Kervan Yolları

Orta Çağ’da doğu ile batıyı birleştiren dünya ticareti, Çin’den başlayarak bütün Asya’yı boydan boya geçip, Anadolu ve Akdeniz aracılığıyla Avrupa’ya kadar uzanan ve dünyaca ünlü ticaret yolu olan “İpek Yolu” ile yapılmaktaydı.

“İpek Yolu” adını ilk defa 1877 yılında Alman coğrafyacı Ferdinand Freiherr von Richthofen kullanmıştır. Çin ile Anadolu ve Avrupa arasında yapılan bu ticaretin ana metaını ipek teşkil ettiğinden bu yola “İpek Yolu” adı verilmiştir.

İpek Yolu, tarih boyunca hem geçtiği bölgeleri iktisadi açıdan kalkındırıp halkın refah seviyesini yükseltmiş hem de Doğu-Batı kültür ve uygarlıkları için bir köprü olmuştur. Böylece farklı pek çok ulusun birbiriyle tanışması, ticaret yapması ve kültürel zenginliğin alışverişine de olanak sağlamıştır.

Milattan yüzyıllar önce Mısırlılar, daha sonra da Romalılar, Çinlilerden satın aldıkları zengin ipekli kumaşların ulaşımını Çin’den başlayarak Anadolu ve Akdeniz aracılığıyla Avrupa’ya kadar uzanan, dünyaca ünlü bir ticaret yolu olan ve adını, taşıdığı ipekten alarak İpek Yolu olarak adlandırılan bu güzergâhı izleyen kervanlarla sağlarlardı. Kervanların en büyük yük taşıyıcısı, hiç kuşkusuz, iki hörgüçlü “Baktriyan develeri” idi. Yoğun bir şekilde ipek, porselen, kâğıt, baharat ve değerli taşların taşınmasının yanında, kıtalar arasındaki kültür alışverişine de imkân sağlamıştır.

İpek Yolu, Orta Çağ’da, Çin’in Xian (Şian) kentinden başlayıp, Doğu Türkistan, Moğolistan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan’ı geçip Hazar Denizi’ne; İran üzerinden, bir kolu Suriye’nin Lazkiye Limanına ulaşır, diğer bir büyük kolu ise Karakurum Dağlarını aşarak İran üzerinden Anadolu topraklarına girerdi.

Asya ile Avrupa arasında doğal bir köprü durumunda olan Anadolu, coğrafi ve jeopolitik konumunun doğal bir sonucu olarak, tarihin ilk döneminden itibaren uluslararası ulaşımda önemli bir rol üstlenmiş, önemli ticaret yollarının geçtiği bir merkez konumunda olmuştur.

Çardak Han

İpek Yolu, Anadolu Selçuklu döneminde doğu-batı, kuzey-güney yönünde Anadolu’yu hiçbir ülkede olmadığı kadarıyla bir ağ gibi dolaşır, doğuda Erzurum, Sivas, Kayseri ve Konya’da düğüm oluşturan bu yollar kuzeyde Sinop, güneyde Antalya’ya kadar uzanırdı.

Günümüzde İpek Yolu Projesi

Çeşitli uygarlıkların beşiği olan Anadolu’da, Selçuklular ve Osmanlılar döneminden günümüze kadar varlıklarını sürdürebilmiş değişik türde ve çok sayıdaki mimari eserler arasında en ilginç olanları, hiç şüphesiz han ve kervansaraylardır.

Kültürel mirasımızın en önemli unsurlarından olan bu yapıların, doğanın ve diğer çevresel etkenlerin tahribatına karşı korunması, bir koruma – kullanma dengesi içinde yaşatılarak tarihi İpek Yolunun canlandırılması amacıyla, turizm olgusu kapsamında değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Bu hedef doğrultusunda, öncelikle tur güzergahı üzerinde olan han ve kervansaraylara turizm amaçlı hizmetleri sunabilecek “Mola Noktası” fonksiyonu verilmesi çalışmaları başlatılmıştır.

İlk etapta, ana tur güzergahı ile çakışan İpek Yolu üzerinde değerlendirilmesi düşünülen Han ve Kervansaraylara ilişkin ön etütler, Bakanlığımız ile Vakıflar Genel Müdürlüğü işbirliği çerçevesinde yapılmış ve 11 adet kervansaray belirlenmiştir.

İpek Yolu Harita

Bunlar;

  • 1- Sultan Hanı (Aksaray -13. yy.)
  • 2- Saruhan (Nevşehir / Ürgüp -13. yy.)
  • 3- Şarapsa Han (Alanya -13. yy.)
  • 4- Akhan (Denizli / Merkez -13. yy.)
  • 5- Ağzıkara Han (Aksaray -13. yy.)
  • 6- Alara Han (Antalya / Alanya -13. yy.)
  • 7- Çardak Hanı (Denizli / Çardak -13. yy.)
  • 8- Susuz Han (Burdur / Bucak -13. yy.)
  • 9- İncir Han (Burdur / Bucak -13. yy.)
  • 10-Alay Han (Aksaray -13. yy.)
  • 11-Silâhtar Mustafa Paşa Hanı (Malatya / Battal Gazi -16. yy.)

Kervansarayların bulunduğu ana işlek güzergahlar, Aksaray-Kayseri, Kayseri-Malatya, Kayseri-Sivas, Sivas-Amasya, Konya-Ankara, Konya-Beyşehir, Antalya-Afyon, Antalya-Adana idi. Antalya ve Alanya’dan başlayan yol; Konya, Aksaray, Kayseri, Sivas, Erzincan ve Erzurum’dan geçerek İran ve Türkistan’a ulaşırdı.

Aksaray Sultanhanı Kervansaray

Bu tarihi yapıların ”Restore et – İşlet – Devret” modeli çerçevesinde yatırımcılara tahsisi için çalışmalar sürdürülmektedir. Kervansarayların restore edilmesinden sonra, kısıtlı konaklama imkanı tanıyan, daha çok günübirlik kullanıma yönelik işlev verilerek turizme kazandırılması ile, hem dünyada eşi olmayan ve zaman içerisinde yavaş yavaş yok olmaya mahkum bu eserlerin kullanılarak korunmalar sağlanmış olacak, hem de geçmiş yüzyıllarda olduğu gibi, ülke ekonomisine katkıda bulunmaları temin edilecektir.

Bu kervansarayların turizm amaçlı kullanılabilmelerine olanak sağlayacak bir işbirliği protokolü, Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Bakanlığımız arasında 22.02.1993 tarihinde imzalanmıştır.

Söz konusu protokole göre, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından idare edilen eski eser nitelikli han ve kervansaraylar, adı geçen Genel Müdürlük tarafından 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa göre ve Bakanlığımız işbirliği ile ihale edilerek ”Restore et – İşlet – Devret” modeli çerçevesinde turizme kazandırılacaktır. Protokol esasları gereği, yatırım projeleri Kültür Bakanlığınca onaylanacak ve Bakanlığımızdan Turizm Yatırım Belgesi alacaklardır.

Turizm sektörü, diğer yatırım sektörleri arasında öncelikli bir konumdadır.

İpek Yolu

İpek Yolu Güzergâhlar ve Doğa

İpek Yolu’nun güzergâhı ile ilgili ilk belgeler Antik Yunan ve Romalılara dayanmaktadır. Tarım Havzası’nın kuzeyinden geçen kuzey rotasını ünlü tarihçi Heredot M.Ö. 450 yılında ayrıntılı bir şekilde tarif etmiş, güzergâh merkezlerine de oradaki yerli halkların isimlerini vermiştir. Heredot’un tarifine göre kuzey rotası Don Nehri ağzından başlayarak ilk olarak kuzeye ve hemen sonra Partların bölgesine doğru doğuya ilerlemekte, oradan da Çin’in batısında bulunan Kansu şehrinde son bulan Tanrı Dağları’nın kuzeyindeki kervan yolu üzerinden geçmektedir.

Güney rotasına ilişkin buna benzer bir tarif bulunmamaktadır. Ancak güney rotası yeniden kurgulandığında, rota Mezopotamya’dan başlamaktadır; fakat bu veri kesin değildir. İpek Yolu Anadolu’da Antakya’da başlayıp, Gaziantep’ten geçerek İran ve Afganistan’ın kuzeyinde Pamir Ovası’na kadar uzanmaktadır. Ayrıca Güneydoğu Bölgesi’nde bulunan Gaziantep ve Malatya’yı geçip, Trakya üzerinden ve Ege kıyılarında İzmir, Karadeniz’de Trabzon ve Sinop, Akdeniz’de ise Alanya ve Antalya gibi önemli limanlar üzerinden Avrupa’ya ulaşmaktadır.

İpek Yolu

Üçüncü bir yol da Mısır ve Mezopotamya rotalarının birleşmesi ile meydana gelen Narmada Nehrinin Hint Okyanusu’na döküldüğü Hindistan’ın liman kenti Bargyzaga şehrine ulaşan deniz ve kara yollarının birleşimi ile oluşmaktadır. Her üç rota da İpek Yolu’nun yüzyıllar süren gelişmesi sonucu ortaya çıkmıştır.

Bunların haricinde İpek Yolu bir doğa yolu olarak var olmuştur. Akdeniz’den Çin’e kadar çöl üzerinden uzanan, yeryüzünde en ıssız yollardan geçip, en susuz ve acımasız arazilerden ilerleyen, bir vahayı bir diğerine bağlayan yollardan biridir. Güneyden gelinip de Taklamakan Çölü’ne ulaşıldığında, yeryüzünün en yüksek sıradağlarıyla karşılaşılır. Bu dağlar sadece, derin uçurumları ve 5000 m. yükseklikleri ile dünyanın aşılması en zor birkaç buzlu geçit üzerinden aşılabilmektedir. Aynı zamanda bu bölgenin iklimi de çok serttir. Sık sık kum fırtınaları meydana gelmekte, sıcaklık yazın 40 °C üzerine çıkmakta, kışın ise -20 °C altına inmektedir. Bu olumsuzluklara rağmen yol, doğu ile batı arasındaki milletlerarası iletişim konusundaki önemini yüzyıllar boyunca muhafaza etmiştir.

Bu yollar, vahaların yanı sıra yollardaki geçiş trafiğinin kontrolünü sağlayan askerî merkezler tarafından da kullanılmıştır. Bölgenin coğrafi özelliklerinden dolayı çok az sabit ulaşım ve ticaret yolu oluşmuştur. Çok hassas olan bu yollarda çıkan en küçük bir çatışma bile doğu ile batı arasında tüm trafiğin durmasına sebep olabilmiştir.

Tarih boyunca çok az insan İpek Yolunun tam uzunluğu olan yaklaşık 6000 km.’yi dolaşmıştır. Ticaret sürekli birden çok ara duraklar üzerinde gerçekleşmiş ve yolun teğet geçtiği bütün uluslar, toptancı olarak kazançlarını en yüksek düzeyde tutmak istemişlerdir. Böylece, rekabet nedeniyle sürekli silahlı çatışmalara dönen kavgalar çıkmıştır. Sadece, 13. ve 14. yy.larda Moğol iktidarı döneminde bütün Asya tek bir yönetim altında toplanmış ve güvenli bir ticaret ortamı sağlanmıştır.

İpek Yolu ile Kültür ve Teknik Aktarımı

İpek Yolu

Teknik alandaki gelişmelerin, kültür ürünlerinin veya ideolojilerin aktarımı, ticari mallara göre daha doğal ve kalıcı olmuştur. Ticari, politik, diplomatik veya misyonerlik nedenler ile gerçekleştirilmiş uzak ticaretin bütün türleri farklı toplumlar arasında kültürel değişimi meydana getirmiştir. Şarkılar, hikâyeler, dini düşünceler, felsefi görüşler ve bilimsel bilgiler seyahat edenler yoluyla taşınmış ve güncel kalmıştır. Bunların yanı sıra gıda maddelerinin girişi ile tarımsal değişim de gerçekleşmiştir. Kâğıt üretimi ve matbaa, damıtma gibi kimyasal süreçler, etkili at koşumu ile üzengi gibi önemli buluşlar dünyaya Asya üzerinden yayılmıştır.

İpek Yolu Üzerinde Dinlerin Yayılması

İpek Yolu üzerinde taşınan kalıcı şeylerden biri de dinler olmuştur. Örneğin 4. ve 5. yüzyıllarda Kuzey Vey Hanedanlığı döneminde Budizm, kuzey güzergâhı yoluyla Hindistan’dan Çin ve Japonya’ya gelmiştir. Bazı istisnalar haricinde, Hristiyanlığın Anadolu’da yayılmasının 3. yy. da Sasani İmparatorluğu döneminin başlaması ile mümkün olduğu kabul edilmektedir. Hristiyanlık, Orta ve Doğu Asya’da hiçbir zaman hâkim din olmamasına rağmen, İpek Yolu’nu kullanarak Çin sınırlarına kadar dayanmıştır. Moğollar döneminde Yunan teolog Nestorius’a dayanan Diofizit hasaba katılması gereken kültürel bir silah olmuştur.

Hristiyanlığın yayılması diğer dinlerden baskın olan İslam’ın yayılmasına göre daha kısıtlı olmuştur. M.S. 632 yılında Muhammed’in vefatından sonra İslamiyet, Arap yarımadası üzerinde hızla yayılmaya başlamış ve sonraki yüzyılda da eski Roma şehirleri olan Suriye, Mısır ve bütün Kuzey Afrika’da yerleşme sürecine girmiştir. Kısa süre içinde İpek Yolu’nun batı kısmı ve böylelikle Asya üzerinde gerçekleşen ticaret Müslümanların kontrolüne geçmiştir. Pers İmparatorluğu’nun fethi ile genişleme doğuya doğru gerçekleşmeye devam etmiştir. İslamiyet, ilk olarak İpek Yolu üzerinde yer alan şehir merkezleri boyunca etkili olmuş ve daha sonra kırsal kesimlere kaymıştır. Orta Asya, Çin, Bengal ve daha sonra Endonezya’da da askerî veya politik bir girişim olmadan Müslüman yerleşim yerleri oluşmuştur. Pers kökenli olan Zerdüştlük ve Mani Dini de İpek Yolu üzerinden yayılmıştır.

İpek Yolu  ve Hastalıkların Yayılması

Dinler ve diğer kültürel öğeler gibi hastalıklar ve enfeksiyonlar da İpek Yolu üzerinde yayılmıştır. Uzun seyahat edenler, virüslerin ortaya çıktıkları bölgelerden çıkmasına ve bu virüsler yoluyla ortaya çıkan hastalıkların, bağışıklığı olmayan toplumlarda yayılmasına yol açmışlardır. Bu durum da felaketle sonuçlanan salgınların ortaya çıkmasına neden olmuştur.

İpek Yolu üzerinde hastalıkların yayılmasına verilebilecek en iyi örnek 14. yy.da görülen veba salgınıdır. 1330’lu yıllarda Çin’de ortaya çıkan, kemirgenlerden pireler yoluyla insanlara bulaşan aşırı bulaşıcı olan bir veba ortaya çıkmıştır. Bu salgın, uzun bir süre sadece Çin’in güney şehri olan Yunnan’da görülmüştür; fakat 14. yy.ın başında Moğol orduları yoluyla vebalı pireler Yunnan’dan Çin’in diğer bölgelerine taşınmış ve böylece veba, İpek Yolu boyunca çok hızlı bir şekilde yayılmıştır. Veba, Kafa (günümüz Feodosya) şehrinden gelen ticaret gemileri ile Kırım Yarımadası üzerinden geçerek 1348 yılında Avrupa’ya da ulaşmıştır.

Asya’dan Avrupa’ya kadar etkili olan ve Avrupa nüfusunun yaklaşık üçte birinin hayatını kaybettiği büyük veba salgını ortaya çıkmıştır. Bu salgın, Ortadoğu, Hindistan ve Çin’de yaklaşık 75 milyon kişinin ölümüyle sonuçlanmıştır. Özellikle kürk ihracatı salgının hızlanmasına neden olmuştur.

İpek Yolu ve Ticaret

İpek Yolu ve Ticaret

İpek, Batı için İpek Yolu üzerinde taşınan en sıradışı, alışılmadık maddedir ve bu madde yola da adını vermiştir. Ancak, yol üzerinde başka mallar da taşınıp takas edildiğinden, bu kavram ticaret gerçekliğinden uzaktır. Çin’e doğru yol alan kervanlar altın, değerli taş ve cam da taşımışlardır. Ters istikamette de özellikle kürk, seramik, yeşim taşı, tunç, vernik ve demir taşınmıştır. Yol üzerinde malların çoğu değiştirilmiş ve asıl varış noktasına yetişmeden birden çok el değiştirmiştir.

İpeğin yanı sıra baharat da Yeni Çağa kadar Güneydoğu Asya’dan taşınan önemli mallar arasında yer almıştır. Baharat sadece baharat ve tatlandırıcı olarak değil, aynı zamanda ilaç, anestezi, afrodizyak, parfüm olarak ve tılsımlı içecekler için de kullanılmıştır.

Buna rağmen ipek en değerli Çin ürünü olarak kalmıştır. İpek dokumacılığının gelişimi, Çin’de M.Ö. de 2. yy.a uzanmaktadır. İpek üreticilerinin eğitimi ile görünmeye başlayan ihracat için fazla miktarda üretim yapılması ilk olarak M.Ö. 3 yy.de “kavgalı imparatorluklar döneminde” gerçekleşmiştir.

Avrupa’da en eski Çin ipeği M.Ö. 6 yy.ye dayanan Kelt Prensliği kazılarında bulunmuştur. O zamanlar ipek Batı’da oldukça nadir bulunan bir madde olup, Roma İmparatorluğu döneminde kürk ve cam gibi lüks eşyalar arasında sayılmıştır. Sadece zamanın en zenginleri bu pahalı maddeden kayda değer bir miktarda sahip olabilmiştir.

İpek Yolunda Ticaretin Organizasyonu

İpek Yolu ve Ticaret

Ticaret yollarının güvenliği büyük tehdit teşkil etmekteydi. Korsanlar, Çin’den Mısır’a kadar kervanları rahatlıkla yağmalayabilecekleri dar geçitlerde kervanlara saldırmaktaydılar. Bu yüzden, Han İmparatorluğu kervanlarını özel savunma birlikleri ile donatmış, güzergâh bölümleri boyunca da Çin Seddi’ni inşa etmiştir.

Kıtalararası gerçekleşen bu ticaretin organizasyonu oldukça karışık ve zor olmuştur. Yüz binlerce hayvan, çok sayıda çoban ve tonlarca ticaret malının bir araya getirilmesi ve hareket ettirilmesi, insanların ve hayvanların bu uzun yolculuklarda, zorlu coğrafi ve iklim koşullarında hayatta kalmalarının sağlanması gerekmekteydi. Ancak bilindiği gibi tüccarlar mallarını satmak için tüm yolu gitmiyorlardı ve ticaret birden çok ara tüccar (komisyoncu) aracılığı ile gerçekleştirilmekteydi.

İpek Yolu’nun sonunu uzun bir zaman Partlar, daha sonra Sasaniler kontrol etmiştir; bu dönemlerde, Orta Asya’da mal değişimine hâkim olanlar, göçebe kökenliler idi. Önemli bir taşıma aracı olarak da Orta Asya’da yaşayan çift hörgüçlü develer kullanılmaktaydı. Bu develer tek hörgüçlü develere göre sıcağa daha dayanıklıydılar ve kış derileri vardı. Böylece, yükseklikleri arasında büyük farklılıklar olan bozkır ve dağlık bölgelerde sürekli görülen kıta iklimsel büyük sıcaklık değişimlerine daha uygundular. Aslında, develer ticari ilişkilerin başlamasından bu yana kullanılmaya başlanmıştır.

İpek Yolu Üzerinde Kıtalararası Takas

İpek Yolu üzerinde sadece baharat, ipek, cam ve porselen gibi mallar taşınmamış, bu yol üzerinde yapılan ticaret yoluyla din ve kültür de kıtalararası yayılmıştır. Böylece, Hindistan’da doğan Budizm İpek Yolu üzerinden Uzak Doğu’ya, Çin’e ve Japonya’ya kadar yayılmış ve orada hâkim din olmuştur. Bugünkü Xi’an (Şian) şehrinde bulunan bir tablete göre, Hristiyanlık İpek Yolu üzerinden zamanın Çin’in başkentine kadar yetişmiştir.

Bunların yanı sıra bu yol Türklerin dininin, Şamanlığın, Mani Dini’nin, Mazdehizm’in ve daha sonra İslamiyet’in yayılma ortamı bulduğu bir yol, bir bölge olmuştur. Kâğıt ve barut bilgisi yine İpek Yolu ile Arap ülkeleri üzerinden Avrupa’ya gelmiştir.

İpek yolu

İpek Yolu’nun Günümüzdeki Önemi

Günümüzde İpek Yolu daha çok turistik bir öneme sahiptir. Batı, İpek Yolu güzergâhı üzerindeki Doğu Mistisizmini kitaplar yoluyla tanımaya başladıktan sonra Batı’nın Doğu’ya olan ilgisi ve buna bağlı olarak turistik faaliyetler artmıştır.

Özellikle, “Marco Polo’nun izlerinin peşinden” adı altında düzenlenen gezilerle bölgeye sürekli daha fazla turist gelmektedir. Çin, yabancı turistlere kapılarını 1970’li yılların sonlarına doğru açması ile büyük turizm potansiyelinin hemen farkına varılmış, İpek Yolu üzerinde bulunan görülmeye değer birçok yer ve kültür anıtı restore edilmiş ve resmî makamlarca koruma altına alınmıştır.

Bütün outdoor aktivitelerinde güvenlik öncelikle sizin sorumluluğunuzdadır. Hiçbir makale veya video doğru eğitim ve deneyimin yerini alamaz. Özellikle outdoor ekstrem sporlarda kendi kişisel güvenliğinizden öncelikli olarak siz sorumlusunuz. Her zaman kişisel güvenliğinizi kendiniz ön planda tutun. Her durumda doğadan taraf olun.  Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında iletişim sayfamızdaki bağlantıları kullanarak bize yazın. Outdoor aktiviteleri ve macera turizmi hakkında en son bilgileri almak için sitemizi takip ediniz. 

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları 4 Likya Yolu Yürüyüş Rotası

Outdoor Türkiye

Bu yazımız Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları’nı tanıttığımız yazı dizisinin 4. yazısıdır.

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak “Doğa Yürüyüşleri” hakkında onlarca yazımızı okuyucularımızla buluşturduk. Tema tema ayırarak doğa yürüyüşü, hiking, trekking ve diğer önemli noktalarda bilgilendirici yazılar yayınladık. Yazılarımızdan bazılarını burada hatırlatmak istiyoruz:

Doğa Yürüyüşüne HazırlıkHiking Ne Demek? Yürümenin Faydaları Nelerdir?Hiking ve Trekking Ne demek?Yürümenin Sağlığa Faydaları Nelerdir?, Doğa Yürüyüşü Kıyafetleri Hakkındaki yazı dizimiz, İlk Doğa Yürüyüşü İçin Tavsiyeler ve Yeni Başlayanlar İçin Doğa Yürüyüşü gibi yazılarımızla doğa yürüyüşleri hakkında teorik bilgiler verdik. Doğa Yürüyüşü Hakkında Her şey! başlıklı yazımızda ise doğa yürüyüşüne dair gerekli bütün bilgileri işledik.

Bu ve devam eden yazımızda ise Türkiye’nin Kültür Rotaları hakkında bilgiler vereceğiz. Yazının çok uzun olmaması için ilk yazımızda Türkiye’nin Kültür Rotaları, kültür rotası kavramı ve bu alandaki isimlendirme noktasında yaşanan sıkıntıları detaylı olarak ifade edip, ikinci yazımızda Türkiye’nin Kültür Rotaları’nı detaylı olarak tanıtacağız.

İlk yazımızda;

  1. İki Deniz Arası Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  2. Sarıkamış Kültür ve Yürüyüş Rotaları,
  3. Kurtuluş (İstiklal) Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  4. Kurtuluş Yolu Samsun,
  5. Hoşgörü Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  6. Avrasya Yolu,
  7. Artemea Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  8. İdyma Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  9. Hz. İbrahim Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  10. Yenice Orman Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  11. Hitit Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası, Gastronomi Yolu
  12. Troya Kültür Rotası
Likya Yolu Harita

İkinci yazımızda ise;

  1. Tasavvuf Yolu Sufi Trail,
  2. Evliya Çelebi Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  3. Sultanlar Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  4. Via Egnatia Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  5. Küre Dağları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  6. Aziz Paul Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  7. Frig Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  8. Fethiye Yürüyüş Parkurları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  9. Ephesus-Mimas Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  10. Karia Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,

Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları 3 başlıklı üçüncü yazımızda ise;

  1. Kaçkarlar Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  2. Ağrı Dağı Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  3. Aladağlar Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  4. Mysia Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  5. Kapadokya Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  6. Bafa Gölü ve Latmos Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  7. Pisidya Kültür ve Yürüyüş Rotası‘nı tanıttık.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Türkiye’nin kültür, turizm, trekking ve yürüyüş yollarını tanıtmaya devam ediyoruz. 02 Ocak 2021 tarihli “En Güzel 30 Yürüyüş Rotası” başlıklı yazımızda dünyanın en güzel ve popüler yürüyüş rotalarını listesini paylaşmıştık.

Dünyanın en güzel yürüyüş yolları arasında Türkiye’den Likya Yolu’nun bulunduğunu ifade etmiştik. Türkiye’nin kültür ve yürüyüş rotalarını tanıtmaya devam ettiğimiz yazı dizimizde Likya Yolu’na özel bir başlık açmayı uygun bulduk. Çünkü Likya Yürüyüş Yolu Türkiye’deki trekking rotaları denilince yıllardır ilk akla gelen ve yerli-yabancı doğa severlerce en çok tercih edilen yürüyüş yoludur.

Likya Yürüyüş Yolu Rotası Harita

Likya Yolu Türkiye’nin en popüler hiking rotasıdır. Likya yolunu tanıtan onlarca site, yüzlerce blog ve binlerce makale-resim bulunmaktadır. Türkiye’nin outdoor sayfası olarak en popüler yürüyüş rotasını en geniş şekliyle ve bütün bilgileri ile tanıtmak istiyoruz.

Öncelikle belirtmek gerekir ki Likya Yolu yürüyüş programı ve yürüyüş planını öncedenyapmadan yola çıkmamalısınız. Likya Yolu kaç km diye sorduğumuzda 550 km’lik bir rota ile karılaşmaktayız. Dolayısıyla Likya Yolu Turu plansız ve programsız yürünecek, daha doğrusu tamamlanabilecek bir rota değildir.

Likya Yolu güzergahı Antalya ve Muğla il sınırlarında yer almaktadır. Likya Yolu Nerede başlar nerede biter sorusunun cevabı Fethiye’den başlayı Antalya’da bittiğidir. Antalya’da başlayıp Muğla’da da bitirilebileceği gibi günübirlik ya da birkaç günlük kısa trekkinglerde her parkuru da ayrı ayrı yürünebilir. Likya Yolu’nun başından sonuna kadar muhteşem doğa, deniz ve tertemiz hava sizlere eşlik edecektir. Bütün Likya yolu parkurları birbirinden güzel ve eşsiz güzellikleri yürüyüşçülere doyasıya sunmaktadır.


Likya Yolu Hakkında Herşey!

Likya Yolu Manzara

Likya Yolu Tarihçesi

  • Günümüzde Teke Yarımadası olarak adlandırılan, Antalya ile Fethiye körfezleri arasındaki Akdeniz’e uzanan yarımada antik coğrafyada Likya olarak adlandırılmıştır. Bölgenin güney sınırı Akdeniz ile belirlenmiş; doğu, batı ve kuzey sınırları ise tarihi süreç içinde dönemlere göre değişiklik göstermiştir.
  • Antik yazarlara göre; Antalya’nın hemen batısından başlayıp güneybatıya doğru uzanan Beydağları, Akdağ silsilesi ve onların kuzeybatı doğrultusundaki uzantısı, Likya’nın kuzey sınırını oluşturmaktadır.
  • Homeros Troia savaşlarını anlatan ünlü İlyada destanında Likyalıların Glaukos ve Sarpedon önderliğinde Akhalara karşı Troialıların yanında yer aldığını anlatmaktadır.Likya İ.Ö.545 yılından itibaren Pers Kralı Harpagos’un zaptı ile Pers yönetimine girip 480 yılında Kral Xerxes’in Yunanistan’ı zaptı için oluşturduğu donanmaya 50 gemi ile katılmıştı.
  • Likya Yolu, Muğla Fethiye’den başlayarak sahil üerinden Antalya’ya kadar ulaşan ve antik tarihte Likya olarak adlandırılan Teke yarımadasındaki patikalardan bir kısmının işaretlenip haritalanması ile oluşturulmuş yürüyüş, trekking ve hiking rotasıdır.
  • Patara Limanı yakınlarında bulunan ve 1994 yılında Prof. Dr. Sencer Şahin tarafından tercüme edilen Stadiasmus Patarensis isimli bir yazıtta M.S. 43 yılında Likya’nın Roma İmparatorluğunun eyaleti olduğu belirtilmekte ve bölgede yer alan 69 yol ve 53 şehir listelenmektedir.
  • Likya kenti ve yeşille mavinin birbirine karıştığı doğal güzellikler içinden geçiyor. Take Yarımadası’nı kendilerine yurt edinen Anadolu’nun en eski halklarından biri olan Likyalılar’ın izini süren yürüyüş rotası, tarihi mekânların yanı sıra Ölüdeniz, Kabak Koyu, Yediburunlar, Patara, Kalkan, Kaş, Demre, Finike, Adrasan, Çıralı gibi ülkemizin en önemli turizm bölgelerine uğruyor.
  • Likya yolu’nun hazırlanmasına 1992 yılında başlanılmış ve 1999 yılında Kate Clow tarafından hizmete açılmıştır.
  • Likya yürüyüş yolu çeşitli kaynaklarca dünyanın en iyi 10 uzun mesafe yürüyüş rotasından biri olarak gösterilir. Yolun toplam uzunluğu ise 540 kilometreye kadar çıkabilmektedir.
  • Türkiye’de kültür rotası denince ilk akla gelen yerlerden, olmazsa olmaz Likya Yolu’dur.
  • Likya Yolu yurt dışında yayınlanan çeşitli dergiler tarafından dünyanın en iyi 10 ve en güzel manzaralı 50 yürüyüş rotasından biri seçilmiştir.
Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu Nerede?

Teke Yarımadası üzerinde kuzeyde Burdur-Gölhisar, batıda Muğla-Köyceğiz ile doğuda Antalya arasındaki bölge ‘Işık Ülkesi’ Likya’nın anayurdu sayılıyor.

  • Kendilerini ‘Trmmili’ olarak adlandıran Likyalılar, özgürlüklerine düşkünlükleri ve savaşçı gelenekleriyle ün salmışlar.
  • Coğrafyası çetin, iklimi sıcak bu bölgede kartal yuvası olarak tanımlanacak sayısız kent kuran Likyalılar, yerel kireç taşını işleyerek oluşturdukları ev ve tapınak tipindeki kaya-lahit mezarlarıyla özgün bir kültüre sahiptiler.
  • Başkenti Patara olan Likya Birliği, özerk yönetim anlayışıyla günümüzdeki birçok devlet modeline örnek olmuş durumda. Denizcilik, korsanlık ve paralı askerlik yapan Likyalılar, anaerkil bir toplum yapısına sahiptiler.
Likya Yolu Kültür ve Hiking Rotası

Likya Yolu’nun Özellikleri

  • Türkiye’nin uluslararası işaret sistemiyle belirlenen ilk uzun yürüyüş rotası Likya Yolu’nun bir kısmı halen kullanılmakta olan eski göç yollarından oluşuyor.
  • Eski adıyla Likya, şimdiki adıyla ise Teke Yarımadası’nda olan bu rota ülkemizin ilk uzun mesafeli yürüyüş yolu olmasıyla biliniyor.
  • Take Yarımadası’nı kendilerine yurt edinen Anadolu’nun en eski halklarından biri olan Likyalılar’ın izini süren yürüyüş rotası, tarihi mekânların yanı sıra Ölüdeniz, Kabak Koyu, Yediburunlar, Patara, Kalkan, Kaş, Demre, Finike, Adrasan, Çıralı gibi ülkemizin en önemli turizm bölgelerine uğruyor.
  • Mavinin yeşille karışarak insanı büyülediği Likya yürüyüş rotası Muğla Fethiye ile Antalya Konyaaltı arasında uzanan 509 kilometrelik rota, dünyanın en uzun 10 trekking parkurundan biridir.
  • Başlangıç noktası Muğla Ölüdeniz olan bu yol, Antalya sınırları içerisinde Altınkum yakınlarında bitmektedir.
  • Yüzme, kano ve yamaç paraşütü yapılabilen rota üzerinde; Sdyma, Pyndai, Phellos, Letoon, Xanthos, Patara, Apollonia, Simena, Myra, Limyra ve Olympos gibi pek çok antik alanı da görmek mümkün.
Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu Hakkında Her şey

  • Türkiye’nin en uzun yürüyüş yollarından biri olan Likya Yolu, sadece ülkemizde değil dünya çapında meşhur bir parkurdur.
  • Türkiye’nin uluslararası işaret sistemiyle belirlenen ilk uzun yürüyüş rotası Likya Yolu’nun bir kısmı halen kullanılmakta olan eski göç yollarından oluşuyor.
  • Likya Yolu parkuru üzerinde yer alan Gelidonya Feneri manzarası 2007 yılında Türkiye’nin en güzel manzarası seçilmiştir.
  • Ayrıca dünya üzerinde bir geminin tamamının çıkarılabildiği ilk su altı kazısı bu bölgeden görülebilen Amerikan Koyu’nda yapılmıştır.
  • Parkur üzerindeki yerleşim birimlerinde konaklama olanağı mevcuttur.
  • Parkurun tamamı işaretlenmiş olup sponsor kuruluşlar ve gönüllüler tarafından bakımı yapılmaktadır.
  • Yerlilerden çok yabancı turistlerin rağbet gösterdiği Likya yolu, dünyanın en uzun 10 trekking parkuru arasında yer alıyor.
  • Likya Yolu’nun birinci bölümünde Uzunyurt (Faralya) Köyü, Dodurga Köyü, Sdyma, Pınara – Letoon – Xanthos kentleri ve incecik kumlarıyla eski bir liman bölgesi olan Patara yer alır.
  • Likya Yolunun İkinci bölümünde Antiphellos, Apollonia, Simena, Myra, Limyra, Rhodiapolis, Gagai, Melanippe, Gelidonia, Edrassa, Olympos, Chimera ve Phaselis bulunur.
  • Rotanın en avantajlı özelliği, yılın 11 ayı yürüyüş olanağı sunmasıdır.
  • Uluslararası doğa yürüyüşçüleri arasında da oldukça popüler olan Likya Yolu tam 509 KM uzunluğunda bir yoldur.
  • Likya yolunun tamamının yürünmesi yaklaşık 1 aylık bir zaman alan bu yolu yürümek her doğa yürüyüşçüsünün harcı değildir.
  • Yürüyüş esnasında Likyalıların izlerini süreceğiniz bu rotada harika manzaralara tanık olacaksınız.
  • Ölüdeniz, Kabak Koyu, Patara, Kalkan ve Kaş gibi oldukça güzel turizm bölgelerinden geçen bu yolda keyifli mola seçenekleriniz olacak.
  • Yol üstündeki duraklarında birçok antik kent bulunan bu tarihi yol, sonuna kadar gitmeye cesaret edenlere bir medeniyetler geçidi sunuyor.
  • Likya kenti ve yeşille mavinin birbirine karıştığı doğal güzellikler içinden geçiyor.
  • Likya Yolu yürüyüşü dünyanın en güzel manzaralarından birisine sahiptir.
  • Likya ülkesinin gizemini, Akdeniz’in sonsuz maviliğini, Tahtalı Dağı’nın zirvesini,  dağların kekik toplayıcı Yörüklerini, keçiboynuzunun kekremsi tadını, yalnızlığı, doğayı, dinginliği hissedebilmek için zamanın ve mekanın içindeki Likya Yolu serüvenini yaşamak gerekiyor.
  • Likya Yolu kaç km.? Muğla ili Fethiye ilçesi Hisarönü (Ovacık) mevkiinden başlayan rota, 555 kilometrelik güzergahın sonucunda Antalya ili Geyikbayırı köyünde sona eriyor. Rotayı Antalya’dan başlayıp Fethiye’de bitirebilmek de mümkün.
  • Likya yolu parkuru sadece sahili takip etmekle kalmıyor, yer yer sarp yamaçlara çıkarak, kumsallara ve limanlara iniyor.
  • Yaylalardan ve ormanlık alanlardan da geçen güzergah, Tahtalı Dağı’nda 1800 metredeki sedir ormanlarının yukarısında en yüksek noktasına ulaşıyor.
  • Dinlenmek, yüzmek veya güneşlenmek isteyenler için de alternatifler sunan Likya Yolu, pansiyon, restoran ve plaj olanaklarından yararlanabileceğiniz birçok sahil köyünün içinden veya yakınından geçiyor.
  • Likya yolu üzerinde bulunan Xanthos ve Letoon ören yerlerinin UNESCO dünya mirası listesindedir.
  • Hem doğal hem de tarihi güzelliklerle dolu bir doğa yürüyüşü rotası olan Likya Yolu, Fethiye’den başlıyor, Antalya’ya kadar devam ediyor. Ya da Antalya’dan başlayıp Fethiye’ye doğru da yürüyebilirsiniz. Size kalmış.
  • Uzunluğu ortalama 540-560 km olan, yaklaşık 25 günde tamamlanan bu trekking rotası göz korkutucu gelebilir.
  • Likya Yolu trekking parkurlarına ayrılıyor ve bu yol tam 20 etaptan oluşuyor. Parkurlar ise zorluk derecesine göre çeşitlendiriliyor.
  • Likya yolu trekking turlarını araştırarak doğru rotayı belirledikten sonra yürüyüşünüze başlamanızı tavsiye ederiz.
  • İsteğinize göre antik kentleri kapsayan ya da denize girebileceğiniz bir trekking rotası sizi mutlu edecektir.
  • Eğer antik kentleri keşfetmek istiyorsanız, Faralya ve Dodurga köyleri, Sidyma Antik Kenti, Pınara Ören Yeri, Letoon Antik Kenti ve Xanthos Antik Kenti yürüyüş rotaları tam size göre. 
  • Likya yolunda denize girebileceğiniz yürüyüş rotasında ise Ölüdeniz, Kaputaş, Demre, Finike, Olympos, Kaş ve Çıralı gibi tatil bölgeleri sizi bekliyor.
  • Doğa yürüyüşü sırasında pansiyonlarda konaklayabilir belirli alanlarda kamp kurabilirsiniz. Likya Yolu işaretleri rotayı kolaylıkla takip etmenizi sağlayacak
  • Fransız Grande Randonnee sistemiyle işaretlenmiş ve kavşak noktalarına sarı yönlendirme tabelaları yerleştirilmiş olan Likya Yolu’nu doğayı ve yürüyüşü seven herkes rahatlıkla yürüyebilir.
  • Kayalık ve taşlık olması nedeniyle dağ bisikleti için uygun değildir.
  • Patikalarda her 50, toprak yollarda ise yaklaşık her 200 metre aralıklarla işaretlenen kırmızı-beyaz çizgiler, doğaseverlerin işini kolaylaştırıyor. Kırmızı boya ile çizilmiş ‘çarpı’ işaretleri patikadan sapıldığını, işaretin başında bulunduğu yola girmemeniz gerektiğini söylüyor.
  • Üst üste çizilmiş kırmızı-beyaz işaretlerse, bir yol ayrımına geldiğinizi hatırlatıyor. Söz konusu işaretler periyodik aralıklarla gönüllüler tarafından yenileniyor.
  • Ancak doğal koşullar, yeni orman yollarının açılması ve insanlar tarafından tahrip edilme gibi nedenlerle kimi zaman işaretleri kaybetmek mümkün. Böyle bir durumda, en son işarete geri dönüp sakin bir şekilde yeniden çevreyi araştırmak, doğru yolu bulmanızı sağlayacaktır.
  • Ağaç, kaya gibi şeylerin her iki tarafına yapılan işaretleme sistemi sayesinde Likya Yolu başlangıç noktası, Fethiye veya Antalya seçilebilir.
Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu Hangi Mevsimde Yürünür?

  • Likya Yolu yılın her zamanı yürümeye elverişlidir
  • Akdeniz ikliminin hakim olduğu bölgede kış ayları oldukça yumuşak geçtiğinden, yürüyüş sezonu uzundur. Likya Yolu, küresel ısınmanın da etkisiyle yılın on bir ayı yürünebilecek uygun koşullara sahiptir.
  • Yine de yürümek için en uygun ve en güzel zaman, karlarla kaplı tepeleri ve toprağın yüzünü örten çiçekleri bir arada görebileceğiniz ilkbahar mevsimi ile sıcak ve nemin giderek azaldığı Ekim-Kasım dönemidir. Dağların doruklarında gün içinde dört mevsimin birden yaşanabileceği de unutulmamalı.
  • Eğer yüksek kesimlerde yürümüyorsanız, Mayıs ortası ile Eylül ortası yürüyüş aktivitesi için oldukça sıcaktır. Aralık ve Ocak aylarında yağmur ve fırtına görülebilir. Ocak ayından Nisan başına kadar 1500 metrenin üzerinde genellikle kar vardır. Kasım-Şubat aylarında sağanak yağışlar görülebilir.
Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası Harita

Likya Yolu Üzerindeki Doğal Ve Tarihi Alanlar:

  • 540 km’lik bir alana yayılan yol üzerinde Sdyma, Pyndai, Phellos, Letoon, Xanthos, Patara, Apollonia, Simena, Myra, Limyra, Olympos gibi birçok antik alanı görmek mümkün.
  • Likya Rotası ayrıca Kalabantia, Sidyma, Pydnai, Letoon, Xanthos, Patara, Phellos, Antiphellos, Sebada, Apllania, Aperlai, Teimussa, Simena, Sura, Andriake, Myra, Belos, Gagai, Melanippe, Olimpos, Chimera (Yanartaş), Phaselis antik kentleri yanı sıra St Nicholas (Noel Baba) Kilisesi, Alakilise, Papazın Kayası, Gedelme Kalesi, Delikkemer ile Xanthos’a su götüren su kemerleri gibi tarihi mekanlara uğruyor.
  • Adını Likyalılardan alan yürüyüş rotası yirmiyi aşkın antik kentin yanı sıra zaten bir turizm hareketliliği olan Fethiye, Ölüdeniz, Kelebekler Vadisi, Kabak Koyu, Yediburunlar, 18 kilometre ile dünyanın en uzun doğal plajlarından biri olan Patara Kumsalı, Kalkan, Kaş, Kekova, Demre, Finike, Korsan Koyu, Türkiye’nin en güzel deniz feneri seçilen Gelidonya (Taşlık Burnu) Feneri, Adrasan Koyu, Musa (Olimpos) Dağı, Çıralı Plajı, Avrupa ve Türkiye’nin sahildeki en yüksek zirvesi olan Tahtalı Dağı (2366), Tekirova, Kesme Boğaz, Göynük Kanyonu, Göynük gibi doğal güzelliklerden geçerek Akdeniz kıyı şeridi boyunca uzanıyor.

Likya Kültür ve Yürüyüş Rotaları

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu etapları, Hisarönü (Ovacık)-Faralya, Faralya-Kabak Koyu, Kabak Koyu-Alınca, Alınca-Yediburunlar, Yediburunlar-Gavurağılı, Gavurağılı-Patara, Patara-Kalkan, Kalkan-Sarıbelen-Gökçeören, Gökçeören-Kaş, Kaş-Kekova, Kekova-Demre, Demre-Alakilise-Finike, Karaöz-Gelidonya Feneri-Adrasan, Adrasan-Olimpos-Çıralı, Çıralı-Beycik, Çıralı-Tekirova, Tekirova-Phaselis-Gedelme, Beycik-Tahtalı Dağı-Gedelme, Gedelme-Göynük, Göynük-Hisarçandır ve Hisarçandır-Geyikbayırı şeklinde planlanabilir.

  • Bu uzun rota; Fethiye Boğaziçi köyü, Patara Delikkemer ve Çıralı bölgelerinde 2 alternatif güzergaha ayrılıp daha sonra tekrar birleşmektedir.
  • 555 kilometrelik uzunluğundaki Likya Yolu’nu yürümek isteyenler güzergahı farklı etaplara bölerek 3-5-7-10 günlük etkinliklerle kotarabilirler.
  • Tamamını bir seferde yürümek için performansa ve kondisyona göre 25-40 gün arası gibi bir zaman dilimini ayırmak gerekir.

Likya Yolu Parkurları

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu Ovacık-Kirme Arası Rotası

Ovacık-Kirme (Kayaköy)

Likya yolu, resmi olarak Ovacık kasabasının güneyinde, Ölüdeniz yoluna paralel doğu (dağ) tarafında bulunan diğer bir asfalt yolun dönemecinde başladığı kabul edilse de, bilinen Likya ülkesinin batı sınırı olan eski adı Telmessos; bugünkü Fethiye ilçesi ile daha güneyinde bulunan yarımada ortasında Kayaköy olarak bilinen eski ismi Karmylassos arkeolojik yerleşimler mevcuttur. Likya ülkesinin en büyük yerleşimlerinden olan Karmylassos (Kayaköy) ile Ölüdeniz arasında yer yer taş örülü, Likya yolu olarak işaretlenmemiş ancak yürüyüş yolu olarak farklı renklerde işaretlenmiş patikayı geçerek hem Kayaköy, hem de deniz-orman manzaralı bir yürüyüşten sonra Ölüdeniz lagüne inilebilir.

Burada araç yolundan Ölüdeniz kasaba merkezinde bir molanın ardından, Belcekız plajının bitiminde daha güneye inen, dağın yamacında bulunan karayolu üzerinde, daha yukarıdaki Likya yoluna bağlanan diğer bir patika ile ana Likya yoluna bağlanabilir. Likya yolunun resmi başlangıç noktasından sonraki birkaç km.lik kısım, doğallığını yitirmiş, inşaat çalışmaları nedeniyle genişletilmiş toprak bir yoldan sonra, Ölüdenize bakan sırtın dönemecinde, arkeolojik dönemlerde yapılmış taştan tahkimat bir merdiven ile patika başlar. Sol tarafında Babadağı, sağ tarafında ise açık deniz manzarası arasında, hafif bir eğimle yükselen patika çevresinde yer yer çam ağacı, keçiboynuz ağaçları ile genellikle Akdeniz’e özgü maki ve çalılıklar görülmektedir. İlkbaharda rengarenk kır çiçekleri, sonbaharda ise ıslanmış toprak ve bitkilerin kokusu, yürüyüş yapanların keyifli ve dinlendirici bir gün geçirmelerini sağlayacaktır. Kozağacı yerleşiminde, çeşmenin önünden ayrılan diğer bir patika; çam ve sedir ormanı içerisinde yer yer dik eğimle yükselerek öncelikle yamaç paraşütü indirme noktasına;, oradan da 1970 m. seviyesine, Baba Dağının zirvesine ulaşır. Sıcak yaz günlerinde yüksek rakımda serinlemek isteyenler için keyifli bir tırmanış olabilir.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya yolu, Kozağacı yerleşiminden sonra birkaç km. boyunca toprak yola paralel olarak devam edilir. Kozağacı ile Kirme yerleşimi arasında, toprak yoldan batı yönünde birkaç yüz metre saptığımızda, Kıdrak koyu ve gerisindeki yüksek uçurumun başında manzara izlenebilir. Vadinin başladığı dere yatağından aşağıya, deniz kıyısına kadar ulaşan diğer bir patika mevcut olsa da, ağır yük ve amatör yürüyüşçüler için iniş, tehlikeli olabilir.

Likya yolu, toprak yoldan devam ederek, Kirme yerleşiminin üzerinde, toprak yol ayrımında, köy evleri içerisinden dönerek inişe geçer.

Her ne kadar yol üzerindeki iki eski sarnıç olmasına rağmen; 300 m seviyelerindeki başlangıç noktasından, 750 m seviyesindeki Kozağacı yerleşimine kadar içme suyu bulunmaz. Kozağacı yerleşimi girişinde yol üzerinde, Kirmeyerleşiminde , veKirme›den 1 km sonra bulunan toplam 3 çeşme , bu paftada mevcut içme suyu kaynaklarıdır.

Kozağacı veya Kirme yerleşimlerinde alışveriş, su, yeme içme , konaklamaya yönelik resmi işletmeler olmasa da, bölgede yaşayan yerel halk, yürüyüşçülerin bu ihtiyaçlarını karşılayabilir.

Kayaköy

Likya döneminden günümüze ulaşan yerleşimlerden birisi olsa da Lİkya dönemine ait kalıntılar yok olmuştur. Birbirinden çok farklı iki yerleşim alanından oluşmaktadır. Bunların birincisi, turizmde de önemli yeri olan, 19. yüzyıl başında kurulmuş, yamaçlara dayalı ve nispeten yakın tarihli bir yerleşim olmakla birlikte, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde, tamamı Rum, 3000 nüfuslu bir kasaba boyutuna ulaşmış, eski adları Levissi veya Karmylassos şeklinde geçen köydür. 1957 Fethiye Depremi ile evler harabeye dönüşmüş olsa da, canlı müze niteliği büyük ilgi çekmektedir. Kayaköy’de gezilip görülecek yerler arasında büyük ve küçük kilise ve onbir şapel bulunmaktadır. Ayrıca küçük kilise yanında iki senedir bulunmakta olan bir çömlek atölyesi (Çömlekhane) vardır. Küçük kilise yolundan yalnızca deniz veya yürüyerek ulaşımın mümkün olduğu Soğuk Su koyuna yürüyerek yaklaşık kırk dakikada gidilebilir. İkinci yerleşim, 1923 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi ile Kayaköy’deiskan edilen Batı Trakya Türklerinin buradaki altyapıya ayak uyduramamaları nedeniyle bu göçmenlerce ovada kurulmuş daha büyük boyutlu kısımdır.

Likya Yolu Faralya Alıncak Arası Rotası

Faralya – Kabak- Alınca

Kirme yerleşiminden aşağıya doğru inen Likya Yolu, irili ufaklı su kaynaklarının kenarından geçerek Faralya yerleşimine, asfalt yola iner. Faralya köy yerleşimi, Babadağ’ın eteklerinde güneye bakan bir yamaçta, Kelebekler Vadisi’nin hemen üzerinde yer alan, mevki ve flora açısından son derece özel bir konumdadır. Birçok endemik bitki türü barındırır. Ölüdeniz’den gelen dolmuş, Faralya’dan geçerek Uzunyurt ve hatta Kabak yerleşimine ulaşır. Faralya’da market ve diğer alışveriş imkanı bulunur. Kamp, bungalow veya Akdeniz tipi taştan yapılmış otellerde barınma imkanı mevcuttur. Faralya’yı geçmeden önce ana yoldan sağa doğru sapılırsa, Kelebekler Vadisi’nin eşsiz manzarası izlenebilir. Hatta bu sapaktan aşağıya, vadinin tabanındaki kamp alanına ulaşan bir patika vardır. Sarp kayalıkların üzerinde kurulu iplere asılarak inilmektedir. Ağır yük taşıyanlar veya amatör yürüyüşçüler için oldukça tehlikelidir.

Faralya köy halkı, evinde yiyecek, köy kahvaltısı gibi imkanlar sağlamaktadır. Faralya köyü, yola devam etmeden önce güzel bir mola noktasıdır. Likya Yolu, Faralya’nın bitiminde, asfalt yoldan ayrılarak sola doğru yükselir. Yer yer makilik, çoğunlukla çam ağaçları arasından, geniş açılı deniz manzarası ile Kabak yerleşimine ulaşır. Kabak yerleşiminde, yol üzerinde ve daha yukarda iki farklı çeşme ile içme suyu sağlanabilir. Üst yerleşimde, asfalt yolun bitiminde market mevcuttur. Üst yerleşimlerdeki köy halkı, her türlü yiyecek imkanı sağlamaktadır. Kabak yerleşiminin aşağısındaki vadide ise, birçok farklı kamp alanı ve bungalow tipi evlerde konaklama imkanı sağlanmaktadır.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Kabak Vadisi, içerisinde birçok endemik bitkinin yer aldığı doğal koruma alanlarından birisidir. Likya Yolu, üst Kabak yerleşiminin daha üzerinden vadinin içine doğru yönelse de Kabak Vadisi’nden aşağıya inen bir başka patika ile vadinin tamamını görmek; vadi tabanından tam doğuya doğru, çam ormanı içerisinde yükselerek de ormanın derinliklerinde  şelaleleri görmek mümkündür. Şelalere giden alttaki patika, daha yukarda Likya Yolu ile birleşir. Kabak Vadisi’ni, içerden kavisli bir yol ile dolanarak güneydeki Alınca yerleşimine doğru çıkış yapılır. Sandal, çam, keçi boynuzu, pinar ağaçları arasında ilerleyen Likya Yolu’nun bu kısmı, doğal içerik açısından en zengin ve keyifli parkurlardan birisidir. Alınca yerleşiminde yiyecek ve konaklama imkanı, yerel halk tarafından sağlanabilir. Asfalt yolun 50 m kadar doğusunda, çınar ağaçları altında içme suyu için çeşme bulunur.

Alınca yerleşiminde asfalttan aşağıya inerken sağa doğru ayrılan Likya Yolu, olağanüstü deniz manzarasına sahip Cennet Koyu’nun üzerinden kavisli bir şekilde dolanarak aşağıya inmeye devam eder. Bir sonraki paftada (3. pafta) görüleceği üzere Üçkeçi Mevkii denilen bir noktada, aşağıda Cennet Koyu’na inen patika, Likya Yolu’ndan ayrılır. Cennet Koyu, sandal ağaçları ile bahar aylarında rengarenk görünümlere sahip, hiçbir yapı veya tesisin bulunmadığı bakir ve temiz kumsalı ile görülmeye değer doğal güzelliklerden birisidir. Vadinin derinliklerinde, son yıllarda bir kamp işletmesi faaliyete başlamıştır. Çok dik eğimli, taşlık bir inişi göze alanlar için Cennet Koyu muhakkak görülmeye değer yerlerden birisidir. Kabak Vadisi’nden Cennet Koyu’na, kıyıdan gelen başka bir patika da mevcuttur.

Alınca yerleşiminden yukarı, Karaağaç yönüne, oradan da dağların arkasındaki Pınara antik kentine ulaşan patikalar mevcut olup kırmızı – sarı çizgiler ile işaretlenmiştir.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu Alınca-Sidyma-Gey-Bel Arası Rotası

Alınca yerleşiminde, asfalt yoldan ayrılan Likya Yolu patikası, Eren Dağı’nın batı tarafında denize bakan dik yamaç boyunca güneye doğru iner. Arı kovanlarının bulunduğu Üçkeçi mevkiinden aşağıya, Cennet Koyu’na inen patika, Likya Yolu’ndan ayrılır. Güneye doğru bir süre daha devam eden patika, yer yer taş terasların olduğu düz ovaya iner. Burada görülen ilk sarnıçtan sağa doğru ayrılan patika ile Korsan Koyu’na inilebilir. Korsan Koyu ve daha güneydeki burun boyunca Kalabantia arkeolojik yerleşimi görülebilir. Eğer işaretli Likya Yolu’ndan ayrılmadan devam edilecek olursa, bir köy evinin önünde ikiye ayrılan Likya Yolu, gidiş yönüne göre sağ tarafta Gey ve Yediburunlar yerleşimleri üzerinden Bel yerleşimi yönüne devam eder. Ovadaki bu yol ayrımından sonra, birkaç km lik keyifli ve manzaralı tırmanışın büyük kısmı asfalt yol üzerinden yapılsa da deniz manzarası ve ayrıca Akdeniz’e özgü karstik kireçtaşlarının içerisinde yetişen makilikler, bu güzergahın peyzajını oluşturur. Gey veya Yediburunlar’da bulunan marketlerde içme suyu ve diğer temel alışveriş imkanı bulunmaktadır. Gey köyünde, asfalt yoldan güneybatı yönünde ayrılan Likya Yolu, taş duvarlı tarlalar arasında güneye doğru ilerler. Birkaç km ilerledikten sonra geçilecek bir boğazın ardından, sağ (güney) tarafta, tabanda deniz olan geniş, derin bir vadinin sol yamacında, ince patikada ilerleyen Likya Yolu’nun bu bölümü oldukça keyiflidir. Vadinin merkezindeki dere yatağına kadar aşağıya inen patika, dere yatağından sonra tekrar yükselmeye başlar. Bu vadinin tamamında Akdeniz’e özgü ağaçlar; keçiboynuzu, asırlık zeytin ağaçları ile pıynar meşeleri görülür. Vadinin sonunda, doğuya doğru yönelen patika, bir boğazdan geçerek çam ormanı içerisinden Bel yerleşimine ulaşır.

Aşağıda bulunan yol ayrımından diğer yöne, kuzey taraftaki patika seçilecek olursa, ovada bulunan tüm yerleşimlerden, asfalt yola paralel bir şekilde geçerek Boğaziçi yerleşiminden güneye, Dodurga yönüne doğru yönelir. Ovada yaşayanlar geçimlerini, bu bereketli topraklarda tarım yaparak sağlamakta olduğundan, ova boyunca çok çeşitli ağaçlar, meyve bahçeleri, ekinlik, zeytinlikler, özellikle bahar aylarında özel görünüme sahiptir. Dodurga yerleşiminden batıya doğru birkaç km mesafede bulunan Sidyma antik kenti, bölgede bulunan en büyük arkeolojik yerleşimlerden birisidir. Sidyma kentinden güneybatı yönüne doğru devam eden patika, dere yatağından sonra birkaç tepenin yamacından dolanarak Bel yerleşimine ulaşır. Bu ikinci güzergah üzerinde Boğaziçi, Dodurga ve Bel yerleşimlerinde market bulunur.

Gey yerleşiminde, denize bakan tepenin başında konaklama imkanı sağlayan işletme, Bel yerleşiminde ise yerel halkın sağladığı imkanlarla çadırlı konaklama imkanı vardır. Bel yerleşiminden güneye doğru devam eden Likya Yolu, toprak araç yolu üzerinden bir süre devam ederek Belceğiz’e ulaşır.

Paftada gösterilen market yerleri ve köy yerleşimlerinin dışında, sadece Bel yerleşiminde bulunan çeşmeden içme suyu temin edilebilir.

Sidyma

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Fethiye’ye 55 km olan Sidyma’nın eski tarihi pek bilinmemekle beraber Roma Devri’nde büyük gelişme gösterdiği bilinmektedir. Bu gelişme Bizans Çağı’nda devam etmiştir. Roma Çağı’ndaki gelişmenin nedeni İmparator Marcus’tur. Marcus (450 – 457), daha imparator olmadan Perslere karşı yapılan savaşta Lykia Bölgesi’nde hastalanır, Sidyma’da bırakılır ve Sidymalı iki kardeşin evine yerleşir. Marcus, iyileştikten sonra kardeşlerden biri ona sorar: “Eğer imparator olsaydın bize nasıl bir iyilik yapardın?” Marcus da “Bu olması imkansız olay olsaydı sizi şehrinizin en önde gelen kişileri yapardım.” diye yanıtlar. Daha sonra II. Theodosius’un ölümü üzerine tahta geçen Marcus sözünde durur ve Sidyma’dan ilgisini eksik etmez; kendisine bakan bu kişileri yüksek makamlara getirir.

Köyün kuzeyinde bulunan akropol iki bölüm halindedir. Güneydoğu eteği boyunca 365 m uzunluğunda, yer yer 3 m yükseklikte erken döneme ait bir duvar uzanmakta; Sidyma’nın erken dönemde de var olduğunu kanıtlamaktadır. Bu duvarın doğu ucu polygonal biçimde yapılmış olup burada kapı ve gözetleme kulesi de bulunmaktadır. Buranın biraz ilerisinde 6 oturma sırası belli olan ve daha geç dönemde yapılmış tiyatro gezilebilir. Diğer kalıntılar toprak altında kalmıştır. Sur, sonraki devirlerde de kullanıldığı için yer yer harçlı duvarlar ve kuleleri ile görülmektedir. Akropolde, birkaç küçük kalıntı sarnıçlardan başka eser görülmez. Asıl ören yeri, bu akropolün kuzey eteğindeki vadide bulunmaktadır. Sidyma’nın güneybatı tarafına yakın yerde, 9 m yükseklikte bir yapı bulunmaktadır ki birçok devirde kullanılmış bir mezar yapısıdır.
Köyün ortasında, sütunları esas yerinde duran stoanın, bulunan kitabesinde, Cladius zamanında (41 – 54) yapıldığı ve ona armağan edildiği anlaşılmaktadır. Stoanın güneyinde, şimdi düz bir alan halindeki agora, kuzeyinde ise yine Cladius döneminde yapılan ve cella duvarlarının kuzey kısmından birazı ayakta kalmış 9 m uzunlukta bir tapınak yer alır. Bu tapınak imparatorlara ve Artemis’e adanmıştır. Harabenin üzerine yapılan köy evleri nedeniyle bazı kalıntılar zor seçilebilir hale gelmiştir.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu Belceğiz-Gavurağılı-Karadere Arası Rotası

Belcekız – Gavurağılı – Kumluova 

Bel yerleşiminden güneydoğuya doğru ayrılan toprak yoldan birkaç km ilerde sağa doğru ayrılan Likya Yolu; kırmızı toprağı, asırlık zeytin ağaçları, karstik kireç taşları ve Akdeniz’e özgü bitki örtüsü ile adeta büyük ve yapay bir süs bahçesini andıran bir düzlükte; Belcekız denilen mevkiden sonra, yüksek çam ağaçları arasından bir boğaza doğru yükselir. Boğazdan sonra ise nispeten dik eğimli bir yamaçtan zigzaglar ile inişe geçer. Karakteristik Likya Yolu işaretlerinin nispeten silindiği bölgede, güneydoğu yönünde yamaçtan aşağıya doğru inmeye devam edilirse bir müddet sonra Gavurağılı yerleşiminin batısındaki düzlüklerin üzerinde iniş devam eder. Uzun yamaç inişi, taş örülü bir patikayı geçerek sona erer. Ağaçların ve tarlaların arasından 1 km kadar devam eden patika, Gavurağılı yerleşimine ulaşır.

Bel yerleşiminden tam güney yönünde ayrılan Likya Yolu’ndan ayrı bir başka patika mevcuttur. Bu patika ise Bel köyünün güneyinde, tepenin üzerinden denize doğru dere yatağından devam ederek en sonunda bir koya ulaşır. Burada çok eski bir sarnıç ve birkaç küçük kalıntı bulunmaktadır. Bu isimsiz koydan güneybatı yönünde denize paralel olarak devam eden patika, zorlu tırmanış ve inişlerden sonra Gavurağılı düzlüğüne ulaşır.

Gavurağılı yerleşiminde içme suyu için çeşme ve ayrıca konaklama imkanı sağlayan tesis mevcuttur. Gavurağılı yerleşiminin doğu tarafındaki tepenin üzerinden devam eden Likya Yolu, tepenin altında bulunan Pydnai Kalesi etrafında dolanarak deniz kıyısına yakın bir köprü ile derenin karşısına geçer.

Pydnai Kalesi, muntazam kesme taştan yapılmış olup içerisinde Bizans Dönemi’nde de kullanılan kilise ve sarnıçlar bulunmaktadır. Kalenin sur duvarları günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir.

Kumluova’ya doğru ilerlerken okaliptus, çam ve fundalıklar arasından devam eden patika, özellikle kış ve ilkbahar aylarında büyük bir su birikintisi ortasında kaldığından; harita ve fotoğraf üzerinde görüleceği üzere, kuzey yönüne doğru saparak ve su birikintisinin etrafından dolanarak doğu yönünde ilerlemek doğru olacaktır.

Şayet Pydnai Kalesi’nden kuzey yönünde ilerlenirse, bataklığı geçtikten sonra asfalt yolun sola viraj aldığı yerde bir başka köprü ile derenin karşısına geçilebilir. Buradaki köprü, konaklama ve yemek imkanı sağlayan bir işletmenin önündedir. Buradan 250 m kadar ilerideki anayolda, toplu taşıma araçları ile şehirlerarası ana yola, buradan da Fethiye ya da Antalya yönüne giden otobüslere erişim mümkündür.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu Karadere-Leton-Santos Arası Rotası

Kumluova-Letoon-Kınık-Ksanthos-Çavdır 

Kumluova’ya gelmeden, kumluk arazide yer yer okaliptus ağaçları ve fundalıkların içerisinde, çeşmenin olduğu yerden sola devam eder. Bu çeşmenin suyundan içilmesi tavsiye edilmez. Bir süre sonra köprüyü geçen patika, artık sıklıkla seraların olduğu Kumluova – Gerenovası yerleşimlerine doğru yönelir. Yol üzerinde Letoon harabeleri görülür. Letoon harabelerinden sonra doğuya yönelince, Eşen ırmağının kıyısına kadar devam edilir. Eşen Irmağı’na paralel olarak kuzey yönünde devam eder. Karaköy ve köprünün diğer tarafında da Kınık yerleşimleri görülür.

Fethiye’den buraya kadar, Likya Yolu üzerinde banka ya da ATM erişimi olan ilk yerleşimdir. Köprünün karşısında, sol tarafta pazar yerinin ortasından geçilerek asfalt yolda yukarı doğru devam edildiğinde, Ksanthos harabeleri görülür. Harabelerden sonra patika, orman içerisinde, asfalt yola paralel olarak devam eder. Bu bölgede Likya yol işaretleri silinmiştir. Asfalt yola paralel olarak tam doğu yönünde devam edildiğinde, şehirlerarası yol kavşağı görülür. Buradan tam karşıya devam eden Likya Yolu, asfalt yolu üzerinde dümdüz, uzun bir süre devam ederek Çavdır yerleşimine ulaşır. Üçyol ağzından sağa devam edilerek önce mezarlıktan, sonra toprak yoldan devam edilir. Köy evinin sol tarafında zeytinliklerin içerisinden tepeye, yukarı doğru yönelir. Eski bir köprünün üzerinden geçen patika, köy yoluna çıkar.

Letoon

Şair Ovidius’un anlattığı bir öyküye göre kent, Zeus’tan hamile kalan Leto’nun adına kurulmuştur. Kentte en eski yerleşim izleri MÖ 7. yüzyıla kadar gider. Kalıntılar ve ele geçen kitabeler, buranın dinsel ve politik bir alan olduğunu göstermektedir. Ören yeri merkezinde yan yana üç tapınak bulunmaktadır. Bunlardan en kuzeydeki Leto, ortadaki Artemis, güneyindeki ise Apollon’a adanmıştır. Tapınakların güneybatısında bir çeşme, hemen doğusunda kilise yer almaktadır. Kentin kuzeyinde stoa ile arkasını kısmen doğal yamaca dayamış Helenistik Dönem’e ait tiyatro bulunmaktadır. Letoon, M.S. 7. yüzyılda terk edilmiştir.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Ksanthos

Homeros’un ünlü İlyada Destanı’nda, Ksanthoslu Sarpedon komutasında, Likyalıların Troia Savaşı’na katıldığı anlatılmaktadır. İ.Ö. 1200 yılında yapıldığı tahmin edilen Troia Savaşı sırasında Ksanthos adının geçmesi kentin, İ.Ö. 1200 yıllarında Likya Bölgesi’yle birlikte tarih sahnesinde olduğunu göstermektedir. Herodotos ise M.Ö. 545’teki Pers komutanı Harpagos’a karşı yapılan savaşta Ksanthosluların teslim olmamak için savaştıklarını ve kendilerini kentle birlikte yaktıklarını anlatmaktadır.

İ.Ö. 468 yılında Delos Deniz Birliği’ne giren Ksanthos’un, İ.Ö. 475-450 yıllarında bir yangın felaketi yaşadığı bilinmektedir. İ.Ö. 333’te Büyük İskender’in; İskender’in ölümüyle önce Seleukoslar’ın, sonra Ptolemaioslar’ın eline geçen Ksanthos, daha sonra kurulan Likya Birliği’nin 3 oy hakkına sahip altı büyük kentinden birisidir. Likya dilindeki adı Arnna olan Ksanthos, İ.Ö. 2. yy.da, Likya Birliği’nin başkenti olmuştur.

Tarih boyunca büyük istilalar ve felaketler geçiren şehri, Roma Dönemi’nde, M.Ö. 42 yılında Brutus işgal etmiş ve Likya akropolünü yerle bir etmiştir. Ksanthoslular Brutus’a teslim olmamak için yine topluca intihar etmiştir. Hemen bir yıl sonra Marcus Antonius, Brutus’un açtığı yaraları sarmak için Ksanthos’u yeni baştan imar etmiş; kentin Roma Dönemi, refah ve zenginlik içinde geçmiştir. 141 yılındaki deprem kentte hasara neden olmuştur. Rhodiapolisli Opramoas her yere yetiştiği gibi buraya da yardım etmiş ancak Ksanthos eski şaşaalı günlerine ulaşamamıştır. Bizans Dönemi’nde bir piskoposluk merkezi olmuş, Arap akınları başlayınca terk edilmiştir.

Ksanthos’u ilk defa 1838 yılında Ch. Fellows keşfetmiş; kentteki bütün rölyefleri ve büyük mimari parçaları sökerek Patara’dan savaş gemisiyle Londra’ya taşımıştır. Bugün British Museum’un Lykia Salonu’nda, buradan götürülmüş olan birçok eser sergilenmektedir.

Kınık yerleşiminin içinde yer alan Ksanthos Antik Kenti’ne çıkılırken Helenistik Dönem’de inşa edilmiş şehir kapısının yanından geçilmektedir. Kapının hemen üzerindeki kalıntılar, 69-79 yıllarında hüküm süren Roma İmparatoru Vespasianus’un anısına yapılmış kapının kalıntılarıdır. Yolun sağında, Sir Charles Fellows tarafından sökülüp Londra’ya götürülen Nereidler Anıtı’ndan arta kalan kısımlar görülmektedir. 10.15 x 68 m ebadında ve 5.15 m yüksekliğindeki anıt, İ.Ö. 380 yıllarında Kral Arbinas’ın mezarı olarak yapılmıştır. Anıt mezar yüksekçe bir kaide üzerine oturtulmuştur. Anıtın alt kısmında bir savaş sahnesini anlatan iki dizi kabartma, onun üzerindeki mimari parçalardan sonra önde dört sütunun tuttuğu bir üçgen alınlık bulunmaktadır. Alınlık kısmına, yanlarda savaş sahnelerini yansıtan kabartmalar yerleştirilmiştir. Anıtın sütunları arasında deniz perileri olan Nereid heykelleri bulunduğundan anıta “Nereidler Anıtı” denilmiştir.

Çeşitli zamanlarda ilave edilen ve kulelerle desteklenen Helenistik surlar, Ksanthos Antik Kenti’nin etrafını çevirmektedir. Antik Tiyatro, akropoldedir. Helenistik Dönem’de yapılan ve Roma Devri’nde yenilenen tiyatronun doğu ve batı yönünde tonozlu girişleri bulunmaktadır. Yarım daire şeklinde orkestrası ve süslü bir skene binası bulunan tiyatro, 2200 kişiliktir. Tiyatronun üzerinde 4.35 m yükseklikte bir Likya tipi kule mezar bulunmaktadır. Bu mezar İ.Ö. 4. yy.da yapılmış ancak tiyatro yapılırken buraya taşınmıştır.

Roma Devri özelliklerini taşıyan ve günümüze sağlam olarak gelebilen tiyatronun batı tarafında, gösterişli üç anıt yan yana durmaktadır. Bu anıtlardan birisi İ.Ö. 480 yılına ait Harpyialar Anıtı’dır. 8,87 m yükseklikteki bu anıt, 5,43 m yükseklikteki bir gövde üzerine oturtulmuştur. Yukarıda, ölü ailesini ve Sirenler’i tasvir eden kabartmalar bugün British Museum’a götürülmüş olup yerinde alçı kopyaları bulunmaktadır. Kabartmalarda küçük kadın şeklindeki ölülerin ruhlarını sembolize eden Harpyialar’dan dolayı bu anıta “Harpyialar Anıtı” denmiştir. Bir krala ait olması muhtemel anıtın kalan izlerinden kırmızı ve mavi boyalı olduğu anlaşılmaktadır.

Likya akropolünün kuzeydoğu kısmını Bizans Devri’nde yapılan bir manastır kaplamaktadır. Manastırdaki mozaiklerden birinde meşhur Calydon Avı ve Thetis’in Akhilleus’u Styks Irmağı’na batırması sahneleri işlenmiştir. Bu eserler günümüzde Antalya Müzesi’nde sergilenmektedir.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Tiyatronun karşısında bulunan 2. yy.a ait agoranın arkasında, yekpare taşın üzerine Grekçe ve Likya yazısı ile yazılmış; 9,71 m yükseklikte, 250 satırlık kitabeli bir anıt vardır. “Yazıtlı Stel” de denilen bu anıttaki kitabenin bazı kısımlarında İ.Ö. 5. yy.da yaşamış Ksanthos Kralı Gergis ve oğlu Arbinas’ın adı geçmektedir.
Kentin merkezinde doğu-batı yönlü ana cadde yer almaktadır. 11,85 m genişliğindeki caddenin iki yanında, üzerleri portikolarla örtülü, 5,70 m genişliğinde beyaz mozaikler ile kaplı kaldırımlar vardır. Ana caddenin sonunda Erken Roma Dönemi’ne ait bir anıtsal kapı bulunmaktadır. Bir kavşağa gelindiğinin göstergesi olan anıtsal kapıdaki bir yazıttan, bu kapının tanrılaştırılmış Tetrarkhoslar’a ithaf edildiği ve 4. yy.ın ikinci yarısında inşa edildiği anlaşılmaktadır.

Ana caddenin güneyinde yukarı agora yer almaktadır. Bu agora hem ana caddeyle hem de güneye inen caddeyle sınır oluşturmaktadır. Agora dört yandan portikolarla çevrilmiş, meydanı ise kalker karolarla kaplanmıştır. Güneye inen caddede 5. yy.a ait, zemini ve narteksi mozaiklerle kaplı Bizans bazilikası yer almaktadır. Doğuya doğru gidildiğinde “Dansözler Lahdi” görülmektedir. Lahdin uzun yüzlerinden birinde savaş, diğerinde av sahnesi yer almıştır. Kapağın her iki dar yüzünde ise birer dansöz, karşılıklı şekilde dönerek dans etmektedir.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Surların açık bıraktığı yerden çıkarak nekropol sahasına gelindiğinde birçok lahit görülmekte, kayalarda ev tipi mezarlar dikkati çekmektedir. Aslanlı Mezar ile Merihi Anıtı burada en çok ilgi çeken iki mezardır. 1840 yılında Ch. Fellows tarafından British Museum’a götürülen Merihi Lahdi’nin kapağında “Merihi” adı geçmekte; kapağın her iki tarafında dört atın çektiği arabada bulunanlar, Khimaira Canavarı’na karşı savaşmaktadır.

Merihi Lahdi’nin yanından surun içine girildiğinde karşılaşılan dört mezar anıtından en dikkat çekeni, Likya kule mezarıdır. Bu kule mezarın hemen yanında yer alan Payava Anıtı, Ch. Fellows tarafından British Museum’a götürülmüştür. Bu anıtın bir yüzünde huzura kabul sahnesi ile üstte iki satırdan oluşan Pers Satrabı Autophradates’in adını veren Likçe yazıt; diğer yüzünde ise savaş sahnesi ile kabartmanın üst kısmında bir satır halinde bu anıtı Payava’nın yaptırdığını bildiren Likçe yazıt bulunmaktadır.

Ksanthos’un suyu, 15 km uzaklıktaki Çay köyünden aquaduklerle şehrin yakınına getirilmiş, buradan dağıtılmıştır. Bugün su kanalları İslamlar köyüne kadar 7 km takip edilebilmektedir. Lykia akropolündeki yapılara su götüren künkler de hala görülebilmektedir.


Likya Yolu Parkurları

Olympos-Musa Dağı-Lost City Parkuru

  • Olympos’tan başlayıp Musa Dağı’nın zirvesinde(780m) son bulan gidiş-dönüş yaklaşık 5 saatlik parkurdur.
  • Musa Dağı’nın zirvesinde Likyalılar’ın ilk yerleşim yerlerinden olan Olympos tarihi şehrinin tamamıyle bozulmamış kalıntılarını görecek ve Adrasan manzarasında mola verilebilir.

Olympos-Çıralı-Ulupınar Parkuru

  • Olympos’tan başlayıp Çıralı’dan geçen ve çınar ağaçları, dereleri ve alabalık lokantaları ile meşhur Ulupınar’da son bulan zevkli bir parkur.
  • Ortalama 5 saatlik bir parkurdur.

Olympos-Adrasan Parkuru

  • Likya Yolu’nun bu parkurunda Musa Dağı’nın zirvesine çıkıp, Kayıp Şehir’i ziyaret edilir ve Adrasan sahilinde yürüyüş tamamlanır.
  • Ortaama 7 saat süren bir parkurdur.

Olympos-Cennet Parkuru

  • Olympos’un gizli kalmış tarihi yapıları arasından geçip sahilden devam eden, birbirinden ilginç manzaralara sahip kısa bir parkurdur.
  • Yürüyüş, kaya tırmanıcılarının keşfettiği ve tırmandıkları dümdüz duvarların yanından geçer ve Ceneviz Koyu’nu gören ormanda son bulur.

Karaöz-Adrasan Parkuru

  • Meşhur Gelidonya Feneri’nden geçen, birbirinden güzel 5 ada ve deniz manzarası eşliğindeki en güzel parkurlardan biridir.
  • Yaklaşık 7 saat sürmektedir.

Likya Yolu Konaklama ve Ulaşım

  • Türkiye’nin en önemli turizm merkezi olmasından dolayı bölgede konaklama ve ulaşım olanakları oldukça zengindir.
  • Dalaman veya Antalya havaalanı parkurun iki başlangıç noktası Fethiye ve Antalya için uygun ulaşım alternatifi olabilir. Büyük kentlerden tüm ilçelere şehirlerarası veya yerel otobüslerle erişilebiliyor.
  • Fethiye, Ölüdeniz, Faralya, Kabak Koyu, Patara, Kalkan, Kaş, Kekova, Demre, Finike, Adrasan, Olimpos, Çıralı, Tekirova, Çamyuva, Kemer ve Göynük yerleşimlerinde her bütçeye uygun otel ve pansiyon bulunabilir.
  • Muğla Fethiye ile Antalya Konyaaltı arasında uzanan 550 kilometrelik rota, dünyanın en uzun 10 trekking parkurundan biridir.
  • Fethiye’den Antalya Konyaaltı’na kadar tam 550 kilometrelik bu rota, eski göç yollarından oluşuyor.
  • Likya kentinden geçen Likya Yolu parkuru Ölüdeniz, Kabak Koyu, Yediburunlar, Patara, Kalkan, Kaş, Demre, Finike, Adrasan, Çıralı gibi tatil beldelerini birbirine bağlıyor. Parkurun en büyük avantajı ise, yılın nerdeyse tamamında yürüyüş fırsatı sunması.
  • Rotanın en popüler güzergahı olan Kaş-Çıralı arası 110 kilometrelik parkur, size Olimpos Antik Kenti’ni ve Yanartaş bölgesini görme şansı sunacağından trekking rotası hakkınızı bu kısma ayırmanız yerinde olur.
  • Yolun bir kısmını arabayla ya da minibüslerle geçmezseniz, bu rota tam bir haftanızı alacak.
  • Ülkemizin en uzun yürüyüş rotası olan ‘Likya Yolu’nun en güzel parkurlarından biri Patara-Kalkan rotasıdır. Bu, Likya Yolu’nun orta seviyeli parkurlardan biridir. 27 kilometre uzunluğundaki yola Fethiye’ye bağlı Yediburunlar Köyü’nden başlayabilirsiniz.
  • Zorluk seviyesi orta olarak değerlendirilen rota boyunca hem doğanın dinginliğini hissedecek hem de karşınıza çıkacak antik yerleşim yerleri ile Patara’ya su taşıyan tarihi su yolunu izlerken geçmişin derinliklerine yolculuk edeceksiniz.

Bütün outdoor aktivitelerinde güvenlik öncelikle sizin sorumluluğunuzdadır. Hiçbir makale veya video doğru eğitim ve deneyimin yerini alamaz. Özellikle outdoor ekstrem sporlarda kendi kişisel güvenliğinizden öncelikli olarak siz sorumlusunuz. Her zaman kişisel güvenliğinizi kendiniz ön planda tutun. Her durumda doğadan taraf olun.  Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında iletişim sayfamızdaki bağlantıları kullanarak bize yazın. Outdoor aktiviteleri ve macera turizmi hakkında en son bilgileri almak için sitemizi takip ediniz. 

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları 3

Outdoor Türkiye

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak “Doğa Yürüyüşleri” hakkında onlarca yazımızı okuyucularımızla buluşturduk. Tema tema ayırarak doğa yürüyüşü, hiking, trekking ve diğer önemli noktalarda bilgilendirici yazılar yayınladık. Yazılarımızdan bazılarını burada hatırlatmak istiyoruz:

Doğa Yürüyüşüne HazırlıkHiking Ne Demek? Yürümenin Faydaları Nelerdir?Hiking ve Trekking Ne demek?Yürümenin Sağlığa Faydaları Nelerdir?, Doğa Yürüyüşü Kıyafetleri Hakkındaki yazı dizimiz, İlk Doğa Yürüyüşü İçin Tavsiyeler ve Yeni Başlayanlar İçin Doğa Yürüyüşü gibi yazılarımızla doğa yürüyüşleri hakkında teorik bilgiler verdik. Doğa Yürüyüşü Hakkında Her şey! başlıklı yazımızda ise doğa yürüyüşüne dair gerekli bütün bilgileri işledik.

Bu ve devam eden yazımızda ise Türkiye’nin Kültür Rotaları hakkında bilgiler vereceğiz. Yazının çok uzun olmaması için ilk yazımızda Türkiye’nin Kültür Rotaları, kültür rotası kavramı ve bu alandaki isimlendirme noktasında yaşanan sıkıntıları detaylı olarak ifade edip, ikinci yazımızda Türkiye’nin Kültür Rotaları’nı detaylı olarak tanıtacağız.

İlk yazımızda;

Kültür Rotaları
  1. İki Deniz Arası Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  2. Sarıkamış Kültür ve Yürüyüş Rotaları,
  3. Kurtuluş (İstiklal) Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  4. Kurtuluş Yolu Samsun,
  5. Hoşgörü Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  6. Avrasya Yolu,
  7. Artemea Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  8. İdyma Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  9. Hz. İbrahim Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  10. Yenice Orman Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  11. Hitit Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası, Gastronomi Yolu
  12. Troya Kültür Rotası

İkinci yazımızda ise;

  1. Tasavvuf Yolu Sufi Trail,
  2. Evliya Çelebi Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  3. Sultanlar Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  4. Via Egnatia Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  5. Küre Dağları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  6. Aziz Paul Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  7. Frig Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  8. Fethiye Yürüyüş Parkurları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  9. Ephesus-Mimas Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  10. Karia Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,

Bu yazımızda Türkiye’nin Kültür, Turizm ve yürüyüş yollarını tanıtmaya devam ediyoruz.

Doğa, Dağlar ve Turizm

Doğa Turizmi

Turizm sektörü günümüzün en dinamik sektörleri arasında yer almaktadır. Özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için kalkınmada önemli bir fırsat olarak değerlendirilmektedir.

Birçok ülke dış ticaret açığının önemli bir bölümünü turizm sektörü ile kapatmaktadır. Bu denli öneme sahip olan turizm sektörü kırsal kalkınmaya ve kırsal alanlarda yaşan yerel halka da önemli ekonomik katkılar sağlamaktadır.

Son yıllardaki değişen turist motivasyonlarına bağlı olarak doğal alanlar, dağlık alanlar ve milli parklar popüler destinasyonlar haline gelmiştir. Ülkemizde de deniz, kum, güneş eksenli kıyı turizminin yanı sıra dağ turizmi, kırsal turizm, ekoturizm ve diğer turizm türleri yaygınlaşmakta, turizm çeşitlenmektedir.

Dağlık alanlar ve kırsal alanlar turizme kaynak olarak sunabileceği birçok doğal güzelliğe sahiptir. Endemik bitki ve hayvan türleri, su kaynakları ve biyolojik çeşitlilik açısından ve temiz hava konusunda da oldukça zengindir. Bunun yanında manzara güzellikleri, yerel kültürel öğelerle iç içe olma gibi nedenler kırsal alanları çekici kılmaktadır.

Kırsal alanlar ve dağlık alanlarda gerçekleşen çeşitli turizm faaliyetleri, kıyı turizminin alternatifi veya tamamlayıcısı olarak görülebilir. Türkiye’de ortalama 4 ile 8 ay arasında bir sezona sahip olan kıyı turizmi, kıyının hemen gerisinde kalan iç kısımlarda, dağlık veya kırsal alanlardaki turizm kaynakları kullanılarak tamamlanabilir.


21. Kaçkarlar Kültür ve Yürüyüş Rotası

Kaçkarlar Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Kaçkar Dağları Milli Parkı olarak bilinir.
  • Kaçkar Dağları Yolu, Artvin, Trabzon ve Rize sınırlarında bulunmaktadır.
  • Hem kamp yapıp hem de trekking yapabileceğiniz bir rota arıyorsanız Kaçkarlar sizin için en güzel tercihlerden biri olabilir.  
  • Araba yoluyla Başhemşin Yaylası’na ulaşıldığı için, yaz mevsiminde hemen herkes o görkemli Verçenik Dağı’nı ve gölleri görebilir.
  • Rize, Trabzon, Artvin ve Erzurum sınırlarındaki Kaçkarlar için hem günübirlik hem de kamp programı yapmak mümkündür.
  • Yıllanmış ormanlar, yüksek yaylalar, keskin bazalt zirveleri buzul kütleleri ve göllerine sahip parkurlarıyla ilginç bir deneyim sunan Kaçkar Dağı Yolu, en eski ticaret güzergahlarının arasında yer alıyor.
  • En gözde yürüyüşü, 4000 metredeki Kaçkar Dağı’na tırmanış olan bu rota için en uygun zamanlar ise Temmuz’dan Eylül’e kadar olan dönem.
  • Karadeniz’i Anadolu’dan ayıran ve Kafkaslar’ın bir uzantısı olan Kaçkar Dağları, bio-çeşitlilik bakımından dünyadaki sayılı yerlerden biridir.
  • En az 45 km’lik bir parkura sahip olan Kaçkarlar’da çok temiz bir havayla karşılaşacaksınız.  
  • Yolun önemli bölümü yatay, küçük çocuklarla birlikte yürünebilir.
  • Kafkas Dağları’nın uzantısı Kaçkar Dağları, dünyanın bitki örtüsü açısından en zengin yerlerinden birisi olmasının yanı sıra kayalıkların içine gizlenmiş manastır ve kaleleri, buzul gölleri her mevsim yeşil ormanları ile bölgeyi yürüyerek gezen herkesi büyülüyor.
  • Bir haftada tamamlanabilen bu parkurda hiçbir güvenlik endişeniz olmadan gönül rahatlığıyla yürüyebilir ve kamp yapabilirsiniz.
  • Tatilinizi yeşilin onlarca tonu içinde bir terapiye dönüştürmek istiyorsanız, Karadeniz ve Çoruh Nehri arasında kalan orman, alpin çayır ve orman altı florasını olağanüstü zengin olduğu Kaçkar Dağları Milli Parkı’nda kısa ve uzun yürüyüş rotalarını mutlaka planlarınız arasına almalısınız.
  • Bu rotalar genellikle yazlıktır. Diğer zamanlar karlıdır. Bu nedenle yaz dışında yürümek için teknik bilgi ve malzeme gerekir.
  • Kaçkar, Avusur, Palakçur, Çeymakçur, Kavrun, Elevit, Tirovit, Verçenik vadilerinde farklı zorluk derecelerinde yürüyüş yolları var.
  • Zaman zaman engebeli ve zor yolları ile sizi biraz yoracak olan Kaçkarlar rotasında Hevek ve Ayder yaylalarında mola vererek çadırınızı kurabilirsiniz.
  • Kaçkarlar’daki bir önemli doğa harikası rota da Verçenik’tir.
  • Dağların kuzeyi Rize’nin Çamlıhemşin-Pazar ve Ardeşen yaylalarını kapsıyor. Buradan hem Kaçkar zirve tarafına hem de Verçenik’e doğru yürüyebilirsiniz.
  • Kaçkar Dağları Milli Parkı’nda yapacağınız yürüyüşler için Haziran-Temmuz-Ağustos aylarını seçmelisiniz. Hem karlar erimiş, hem de hava şartları yürüyüş için daha uygun olacak. Ayrıca, şehirde yaşayanlar yaylalara dönmüş ve festivallerin de yapıldığı bir dönem olacağı için tercih edilmeli.
Kaçkar Yürüyüş Rotası

Kaçkar Dağları’nın En Güzel Rotaları:

  • Ayder (1200 m), bölgenin en turistik yerleşimi olması nedeniyle konaklama, yeme-içme alternatiflerinin en çok olduğu yerdir.
  • Ayder’de bulunan her bütçeye uygun konaklama seçeneklerinden birini tercih edip, günübirlik yürüyüşler için çevredeki yaylalara gidebilirsiniz. Akşam Ayder’e döndüğünüzde ise sıcak kaplıca sularında dinlenebilirsiniz.
  • Kaçar’ın en iyi seyir terası Pokut Yaylası’na Çamlıhemşin’den ulaşabilirsiniz.
  • 10.yy’da yapılmış ve çok iyi korunmuş bir kiliseyi barındıran Barhal (1200 m)’dan Özgüven Şelasi’ne giden 5-6 saatlik yürüyüş parkuru boyunca bulunan ormanlarda doyasıya ahududu ve böğürtlen yiyebilirsiniz.
  • Eski Hristiyan köyü Hodacur, bugünki adıyla Sırakonaklar (1700 m), birçok kilise ve manastır barındırıyor. 4Sırakonaklar- Davalı Yaylası rotası üzerinde Temmuz ayında dağ yamaçlarında karların üzerinde yürüyebilir, rota üzerinde yer alan , ambarlar ve zengin bitki örtüsünü görebilirsiniz.
  • Yukarı Kavrun yaylasında konaklayarak buzul göllerine yürüyüş yapabilirsiniz. 2,5 saatlik yürüyüş ile Karadeniz Gölü’ne ulaşabilirsiniz.
  • Fırtına Vadisi’nde bulunan Şenyuva Köyü’nde konaklayıp vadiye hâkim bir tepede yer alan Zilkalesi’ne ulaşabilirsiniz.
  • Tatos Dağları’nın eteğindeki çanakta buzulların erimesi ile dolan ve bir birine bağlı olan Tatos Gölleri toplamda üç tane. Tatos Gölleri’ne Verçenik Yaylası’ndan ulaşabilirsiniz.

22. Ağrı Dağı Kültür ve Yürüyüş Rotası

Ağrı Dağı Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • 2004 yılında milli park ilan edilmiştir.
  • Türkiye’nin “çatısı” olarak bilinen Ağrı ilinde Türkiye’nin en yüksek dört zirvesi bulunmaktadır: Büyük Ağrı 5137m., Süphan Dağı 4058m., Küçük Ağrı 3896m., Tendürek Dağı 3533m.
  • Bölge, birçok tanınmış dağcılık rotası ile dağcıları ve doğa severleri cezbetmektedir.
  • Ünlü kaşif Marco Polo’nun “tırmanması imkansız” dediği bu heybetli dağ, adrenalin bağımlısı kaşiflerin uzun yıllar rüyalarına musallat oldu.
  • Ağrı yürüyüş rotaları arasında Büyük Ağrı, Küçük Ağrı, Süphan Dağı, Köse Dağı zirveleri ile Balık ve Küp yüksek dağları sayılabilir.
  • Ağrı Dağı’nın konisi, 3000 m’den yüksek birkaç zirve ile çevrilidir. Tüm bu dağların yamaçları, eski volkanik patlamalarla savrulan bazalt bloklar ve lav akıntılarıyla kaplıdır.
Ağrı Dağı Tırmanma Rotası
  • Süphan’ın zirvesi Bitlis’te ama kuzeydoğu yamaçları Ağrı ili içinde yer alıyor.
  • Hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın en yüksek noktası olan Ağrı Dağı (Ağrı), doğu Türk ovasında uçsuz bucaksız bir şekilde bulutlara doğru yükselerek çok uzaklardan görülebilir.
  • Nuh’un Gemisi hikayesi bağlamında kutsal metinlerde yer alması bu masifi benzersiz kılmaktadır.
  • Küçük göllerin yanı sıra çeşitli kuşları ve nadir kır çiçeklerini barındırırlar.
  • Tüm yıl boyunca karla kaplı zirvesi, Türkiye’nin en büyük kalıcı buz kütlesi olan buzullarla kaplı hareketsiz bir volkanik konidir.
  • Ağrı ili, bir zamanlar muazzam surları ve mükemmel metal işçiliği ile ünlü erken Urartu krallığının bir parçasıydı.
  • 17. yüzyıldan kalma lüks İshak Paşa Sarayı, karlı zirveler arasında yer alır ve hem doğa hem de tarih tutkunları tarafından keşfedilmeyi bekler.

23. Aladağlar Kültür ve Yürüyüş Rotası

Aladağlar Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Kayseri, Niğde ve Adana arasında uzanan Aladağlar, içinde birbirinden farklı birçok doğal güzelliği barındırıyor.
  • Sadece trekking ve dağ yürüyüşü ile değil, rafting ve dağcılıkla da ilgileniyorsanız Aladağlar tam size göre.
  • Yaklaşık 3750 metre yükseliğindeki Demirkazık Dağı ile zirve yapan bu rota Yedigöller, Sokuluponar, Kapızbaşı Şelaleleri, Sarımadenler gibi birçok parkuru içinde bulunduruyor.
  • Ormanlık alanı diğer rotalarımıza göre daha az olsa da yürüyüş esnasında birçok şey keşfedebileceğiniz ilginç bir rota.
  • Sokulupınar başta olmak üzere belirlenen alanlarda kamp kurabilirsiniz.
  • Doğa yürüyüşünüze alpin bitki toplulukları eşlik ediyor.
  • Özellikle yaz aylarında tercih edilen Aladağlar’ın en yüksek zirvesi 3756 metre olan Demirkazık Dağı’ndan doğa yürüyüşüne başlayabilirsiniz.
  • Toros Dağları’nın orta ve güneydoğu taraflarından yükselen Aladağlar özellikle yazın yapılacak yürüyüşler için ideal.
  • Bölgede devam edebileceğiniz trekking rotaları ise Maden Boğazı, Yedigöller, Kapızbaşı Şelalesi, Sokulupınar, Emli Vadisi ve Barasama Vadisi.
  • Tüm yürüyüş rotaları boyunca ormanlık alan olmadığını belirtelim.

24. Mysia Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası

Mysia Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Bursa-Nilüfer Belediyesi’nin ‘Doğa, Tarih ve Kültür Rotaları Projesi’ kapsamında hayata geçen Mysia Yolları’ arasında 27 farklı doğa yürüyüşü, 18 bisiklet ve 5 tane de atlı yürüyüş olmak üzere 4 ile 30 kilometrelik parkurlar var.
  • Misi’den Dağyenice Göleti’ne uzanan rota ise 10 kilometre uzunluğundadır.
  • Meyve bahçeleri, tarlalar ve çam ormanları arasından devam eden yürüyüşçüler, Karabayır civarında biraz yükselerek Dağyenice Köyü’ne ve bir gölete ulaşıyorlar.

25. Kapadokya Kültür ve Yürüyüş Rotası

Kapadokya Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Nevşehir, Kayseri ve Aksaray il sınırlarına yayılan Kapadokya bölgesinde Ihlara, Soğanlı, Güvercin, Aşıklar, Kızılçukur, Gül, Bal, Zemi, Keşişler, Devrent, Avla vb vadilerde keyifli yürüyüşler yapabilirsiniz.
  • Panoramik ayrıntıların tek tek sahneye çıkıp görsel bir şölene dönüştüğü söz konusu vadiler, konuklarına günübirlik rotalar sunuyor.
  • Milyonlarca yıl önce Erciyes ve Hasan Dağı volkanlarından fışkıran lav ve küllerin soğuması sonucu ilginç yeryüzü şekillerinin meydana geldiği Kapadokya bölgesi, derin tüf vadileri, peri bacaları ve insanlığa mesken olmuş kaya yerleşimleriyle biliniyor.
  • Sürekli bir devinim ve değişim içerisindeki coğrafyasının oluşturduğu vadiler, Kapadokya yürüyüş parkurlarının omurgasını oluşturuyor.
  • Tabiat ananın özenle yarattığı doğa mucizesi Kapadokya, ülkemizin en çok ziyaret edilen turizm merkezlerinden biridir.

26. Bafa Gölü ve Latmos Kültür ve Yürüyüş Rotası

Bafa Gölü ve Latmos Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Aydın ve Muğla sınırlar içindeki Bafa Gölü, Beşparmak (Latmos) Dağları’nın dibinde yer alıyor.
  • Hem göl etrafında hem de çevredeki köylerdeki eski yerleşimlere yürüyüşler yapabilirsiniz.
  • Gölün etrafındaki Kapıkırı Köyü antik dönemde yörenin merkezi Hereklia kentinin kalıntıları üzerine kurulmuştur.
  • Çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmış göl mistik duyguları harekete geçiren olağanüstü bir ıssızlığa ve güzelliğe sahiptir. Yürürken attığınız her adım sonunda ulaşacağınız bir yapı veya çizim sizi zaman tünelinde gizemli bir yolculuğa götürecek.
  • Bağarcık Köyü, Beşparmak Dağları’nın doğu yamacında. Köyün hemen yanında bulunan Çörlen Kalesi’ni gezmeye gittiğinizde ilk kale taşlarının uyumun fark edersiniz.
  • Taşların bazıları sanki birkaç gün önce döşenmiş kadar sağlam duruyor. Kapıkırı köyü sakinlerinin kullandığı antik patika, Myus ve Alinda antik kentleri arasında uzanıyor.
  • Bu bölgede yerel rehberlerin düzenlediği turlara katılmanız daha akılcı olur. Hem bölgeye bir katkınız olur hem de hiç zahmet etmeden bölgede görülmesi gereken yerlere birkaç saatlik yürüyüşler yapabiliriz.
  • Yolun döşeme taşları hâlâ sapasağlam. Latmos Dağı eteklerinde de çok sayıda yürüyüş parkuru var. Bunların içinde en güzeli ve en hafifi Yediler Manastırı’na giden patikadır.

27. Pisidya Kültür ve Yürüyüş Rotası

Pisidya Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Pisidya Yolu Isparta, Burdur ve Antalya’nın sınırları içinde yer alan Antik Pisidya bölgesinde hazırlanan yol, hem arkeolojik hem de doğal güzellikleriyle yürüyüşçüleri büyülemeye hazırlanıyor.
  • Pisidya yolu arkeoloji ve doğayı seven gezginler için henüz hazırlanmakta olan bir yoldur.
  • İlk ayağı 250 km’lik bir uzunluğa ulaşan rotanın büyük bir kısmı antik yollardan, halen kullanılan küçük patikalardan ya da orman yollarından geçiyor.
  • Pisidya’nın nefes kesen güzellikteki ormanları arasında gizlenmiş olan bu alanlar ziyaretçilerine masalsı bir gezi deneyimi sunuyor.
  • Projenin amacı arkeolojik mirasın bölge halkına sosyo-ekonomik faydalar sağlamak amacıyla kullanılması için bir yol haritası belirlemek.
  • Antik Pisidya bölgesinde ziyaretçilerini bekleyen çok sayıda arkeolojik alan yer alıyor. Sagalassos, Termessos, Pisidya Antioch, Kremna, Adada, Selge, Pednelissos, Amblada, Anabura, Tymriada, Ariassos, Pityassus, Tarbassus, Cretepolis, Panemoteichos, Kodrula (Kaynar Kale), Prostanna, Andeda, Ceraitai, Comama, Seleuceia Sidera, Pogla, Melli, Sandalion, Etenna, Sia, Gökbel, Kapılıtaş (Kapıkaya), Hyia, Colbasa, Kepez Kalesi (Kartalpınar) ve Döşeme Boğazı.

Bütün outdoor aktivitelerinde güvenlik öncelikle sizin sorumluluğunuzdadır. Hiçbir makale veya video doğru eğitim ve deneyimin yerini alamaz. Özellikle outdoor ekstrem sporlarda kendi kişisel güvenliğinizden öncelikli olarak siz sorumlusunuz. Her zaman kişisel güvenliğinizi kendiniz ön planda tutun. Her durumda doğadan taraf olun.  Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında iletişim sayfamızdaki bağlantıları kullanarak bize yazın. Outdoor aktiviteleri ve macera turizmi hakkında en son bilgileri almak için sitemizi takip ediniz. 

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları 2

Outdoor Türkiye

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak “Doğa Yürüyüşleri” hakkında onlarca yazımızı okuyucularımızla buluşturduk. Tema tema ayırarak doğa yürüyüşü, hiking, trekking ve diğer önemli noktalarda bilgilendirici yazılar yayınladık. Yazılarımızdan bazılarını burada hatırlatmak istiyoruz:

Doğa Yürüyüşüne HazırlıkHiking Ne Demek? Yürümenin Faydaları Nelerdir?Hiking ve Trekking Ne demek?Yürümenin Sağlığa Faydaları Nelerdir?, Doğa Yürüyüşü Kıyafetleri Hakkındaki yazı dizimiz, İlk Doğa Yürüyüşü İçin Tavsiyeler ve Yeni Başlayanlar İçin Doğa Yürüyüşü gibi yazılarımızla doğa yürüyüşleri hakkında teorik bilgiler verdik. Doğa Yürüyüşü Hakkında Her şey! başlıklı yazımızda ise doğa yürüyüşüne dair gerekli bütün bilgileri işledik.

Bu ve devam eden yazımızda ise Türkiye’nin Kültür Rotaları hakkında bilgiler vereceğiz. Yazının çok uzun olmaması için ilk yazımızda Türkiye’nin Kültür Rotaları, kültür rotası kavramı ve bu alandaki isimlendirme noktasında yaşanan sıkıntıları detaylı olarak ifade edip, ikinci yazımızda Türkiye’nin Kültür Rotaları’nı detaylı olarak tanıtacağız.

Önceki yazımızda;

  • İki Deniz Arası Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  • Sarıkamış Kültür ve Yürüyüş Rotaları,
  • Kurtuluş (İstiklal) Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  • Kurtuluş Yolu Samsun,
  • Hoşgörü Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  • Avrasya Yolu,
  • Artemea Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  • İdyma Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  • Hz. İbrahim Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  • Yenice Orman Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  • Hitit Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası, Gastronomi Yolu
  • Troya Kültür Rotası‘nı tanıtmıştık.

Bu yazımızda Türkiye’nin Kültür, Turizm ve yürüyüş yollarını tanıtmaya devam ediyoruz.

11. Tasavvuf Yolu – Sufi Trail

Tasavvuf Yolu Sufi Trail
  • Sufi Trail, Mekke’ye giden eski Osmanlı Hac yolunu takip eden mistik bir yürüyüş, bisiklet ve kültür turizmi rotasıdır.
  • Yukarıda Hoşgörü Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası (Avrasya Yolu) olarak tanıttığımız yolun devamı olarak düşünülebilir.
  • Günümüzde Türkiye’de Tasavvuf Yolu denilince İstanbul’dan Konya’ya kadar olan mesafe anlaşılmaktadır.
  • Sufi Trail, İstanbul’dan Konya’ya uzun mesafeli bir yürüyüş ve bisiklet parkurudur. Uzunluğu 801 km’dir ve Sufi Parkurunu tamamlamak ortalama bir kişinin 40 gün sürer.
  • Bisikletçiler ve bisikletçilerin Sufi Trail bisiklet rotasını tamamlamaları yaklaşık iki haftaya ihtiyaç duyar.
  • Anıtsal camileri, gizli hazineleri ve hatta Hristiyanlığın başladığı İznik’te bir sualtı şehri ve Han’da bir yeraltı şehri ile muhteşem doğası ve pastoral eski köylerden geçiyor.
  • Sufi Yolu’nun cazibesi özellikle Anadolu’nun doğal çeşitliliği ve halkının misafirperverliğinde yatmaktadır. Bu güzellikleri keşfetmeniz için olağanüstü bir kondisyon veya çaba gerekmeden Anadolu’nun yüksek tepelerini ve güzel ova ve derelerini aşarsınız. Bu yalnız tüm rotayı bir kerede aşacaklar için geçerli.
  • Bazı yerlerde, örneğin, Emirdağ’dan Emirdede’ye çıkışı ilk günde yapacaksanız yorulacağınızdan emin olabilirsiniz.
  • Yol boyunca antik Frigler, Romalılar, Bizans, Osmanlılar ve modern Türkiye’nin gizli hazinelerini keşfedeceksiniz. Horasan erenleri ile tanışacaksınız, kucaklaşacaksınız. Şeyh Medeni’den Şeyh Edebali’ye, Sucaddin Veli’den Nasrettin hocaya, Hacı Haydar Sultan’dan Mevlana’ya büyük Sufilerle hemhal olup aşk yolunda ilham bulacaksınız.
  • Sufi Yolu Türkiye kesiminde İstanbul’dan Konya’ya işaretli rota yaklaşık 801 km uzaklıktadır. Yürüyüş hızınıza bağlı olarak ortalama 40 günde yürüyebilirsiniz.
Tasavvuf Yolu Sufi Trail
  • Eskiden kervanların geçtiği gizli eski patikalarda mistik atmosfer çok fazladır ve bu rotada ziyaret ettiğiniz birçok mezar, ancak oradayken hissedebileceğiniz eski sırlarla doludur.
  • Bu bölgenin manzarasında ve hafızasında bin yılı aşkın süredir yaşayan Hac yolculuğunun hikayesi bugün dünyada milyonlarca insan tarafından paylaşılıyor.
  • Bu rota geleneksel olarak Konya’ya ve daha sonra Kudüs ve Mekke’ye giden dervişler tarafından kullanılır.
  • 801 kilometrede, Sufi Yolu birçok Sufi azizini ziyaret eder ve manevi, doğal ve tarihi olayları geçer.
  • Bu yolculuğun izini sürmek, tüm inanç ve kültürlerden insanlarla bir buluşma yeri sağlar.
  • Bizi ortak kökenlerimizi hatırlamaya, kültürel farklılıklarımıza saygı duymaya ve ortak mirasımızı tanımaya davet ediyor. Tasavvuf, birleştirici yumuşak güçlerden biri olacaktır.
  • Sufi Trail ayrıca sürdürülebilir turizm ve ekonomik kalkınma için bir katalizör görevi görüyor: Gençlerin enerjisi ve idealizmi için bir platform.
  • Türkiye, Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerinin zengin kültürünü ve misafirperver insanlarını öne çıkarmak için pozitif medyaya odaklanır.
  • Yol boyunca ev sahibi topluluklar tarafından sunulan cömert karşılama sayesinde, Sufi Trail’in tüm yürüyüş ve bisiklet bölümleri gezginlere açıktır.
  • Yol ilerledikçe, sizi mistik çabada bize katılmaya davet ediyoruz.
  • Sufi Trail, Mekke’ye giden eski Osmanlı Hac yolunu takip eden mistik bir yürüyüş, bisiklet ve kültür turizmi rotasıdır. Bu bölgenin manzarasında ve hafızasında bin yılı aşkın süredir yaşayan Hac yolculuğunun hikayesi bugün dünyada milyonlarca insan tarafından paylaşılıyor.

Sufi Yolu İşaretleme/İşaretleme

  • Sufi Trail’de kayalarda, duvarlarda vb. GR işaretleri var. Ayrıca sprey kutuları ve boya ile yeşil okları işaretledik. Hemen fark edilmek üzere tasarlanmış çıkartmalar ve işaretler de vardır.
  • GR işaretleri (beyaz-kırmızı uzun mesafe güzergah çizgileri) uluslararası alanda tanınmakta ve Sufi Yolu’nda uygulanmaktadır.
  • Sufi Trail işaretleme çalışmasına katkıda bulunabilirsiniz. 1-4 kişilik gruplar tek renk kullanıp yeşil oklar yapabilir. Daha büyük gruplar için beyaz, kırmızı ve yeşil ile 3 renk işareti yapabilirsiniz.
  • Valilikler, kaymakamlıklar, belediyeler, köyler, yol üzerindeki firmalar, dükkanlar ve özel şahıslar kendi tabela ve stickerlarını tasarlayabilirler. Sufi Trail, kendi tasarımınız ve çıkartmalarınız için temel sanat eseri sağlayabilir.

12. Evliya Çelebi Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

  • Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde bahsi geçen yerlere sadık kalarak oluşturulan bu rota 650 kilometrelik uzunluğu boyunca at binmeye elverişli olmasıyla biliniyor.
  • Evliya Çelebi Yolu, İzmit Körfezi’nden Simav’a kadar uzanıyor ve yol boyunca sizi doğa, tarih ve macera ile karşı karşıya getiriyor. Ülkemizin pek çok farklı kültürel yapısıyla karşılaşacağınız yolda, Evliya Çelebi’nin izinde mistik bir yolculuğa çıkabilirsiniz.
Evliya Çelebi Yolu
  • Ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin doğumunun 400.yılında açılan ve Türkiye’nin ilk at binme yolu olan bu Evliya Çelebi Yolu, yürüyüşçü ve bisikletçilerin mutlaka deneyimlemesi gereken yollardan.
  • Çelebi’nin Seyahatnamesinde anlattığı yerlere sadık kalınarak ve 1671 yılında çıktığı Hac yolculuğunun ilk bölümlerini takip ederek hazırlanmış bu rota, yaklaşık 650 km uzunluğunda.
  • Çelebi’nin seyahatlerinin ilhamını taşıyan Evliya Çelebi Yolu, Türkiye’nin harika manzaralarının bulunduğu bölgelerden, tarihi önem taşıyan kent ve kasabaları üzerinden geçerek tarih ve doğayı, macera ve dinlenmeyi bir araya getiriyor.

13. Sultanlar Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Sultanlar Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Sultanlar Yolu Viyana’dan İstanbul’a takip edilen rotaya denilmektadir.
  • Kültürel mirası koruyan bir kültür turizmi rotası olan Sultanlar Yolu, Birinci ve İkinci Viyana Seferi güzergahlarını takip ederek Viyana’dan İstanbul’a kadar uzanıyor.
  • 2100 kilometrelik bir alana yayılan dünyanın en önemli kültür yollarından biri olan bu rota, yol – işaret çalışmaları tamamlandığında Avusturya, Macaristan, Slovakya, Hırvatistan, Sırbistan, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan ve Türkiye’yi de içine alarak 9 ülkeden geçecek.
  • Böylece Roma döneminden beri var olan ve Osmanlı döneminde en şaşaalı dönemini yaşayan bu yolu yeniden tanıma imkanımız olacak.
Sultanlar Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman, ilk defa 1529’da ve daha sonra 1532’de İstanbul’dan Viyana’ya kadar Avrupa’yı işgal etti.
  • Padişah ve ordusu her iki seferde de Viyana şehrini fethedemedi. Bu, Osmanlı İmparatorluğu’nun en geniş ve en güçlü olduğu dönemdi ve Viyana’daki başarısızlık, Osmanlı’nın kaderini gerilemeye başladı.
  • Daha sonra, padişahın çadırlarını kurduğu Viyana dışında, Habsburg İmparatoru bir zevk kalesi inşa etti.
  • Rota Viyana kenarında başlar. Yol, İstanbul’daki Süleymaniye Camii’nin arkasında, Sultan Türbesi’nde sona eriyor.
  • Sultanlar Yolu, E8 ve Donauweg’in bazı kısımlarını kullanır ve Via Comitis’e (Kudüs’e giden Roma yolu) aşağı yukarı paralel çalışır.
  • Parkurun toplam uzunluğu yaklaşık 2100 km’dir. Türkiye bölümü 330 km’dir. Türkiye’de rota bisikletle yapılabilir.
  • Hollanda, Haarlem’deki Sultans Trail ofisi, sertifika almak için güzergah boyunca çeşitli yerlere damgalanabilen bir hacı kartına sahiptir. Ofis, web sitesi aracılığıyla yürüyüşçüler için en son rota ve GPS bilgilerini sağlayacaktır.
  • Sultans Trail neredeyse yıl boyunca yürünebilir. Bazı yüksek kısımlara (Bulgar dağları gibi) sadece mayıstan ekime kadar erişilebilir. Türkiye temmuz ve ağustos aylarında sıcak olabilir.

14. Via Egnatia Kültür ve Yürüyüş Rotası

Via Egnatia Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Egnatia üzerinden Balkanlar’da Roma’dan Bizans’a olan rotadır. Via Egnetia yukarıda tanıtılan Sultanlar Yolu ile neredeyse aynıdır.
  • Via Egnatia, İtalya’daki Via Appia ile birlikte, Roma ile Bizans arasındaki, şimdiki İstanbul olan yoldu.
  • İki bin yıl boyunca bölge için gerçek bir yaşam arteri olan çok amaçlı bir trans-Balkan otoyolu olarak işlev gördü.
  • Arnavutluk, Makedonya, Yunan ve Türk Trakya’dan geçer. Osmanlı Sol Kol ile uyumludur. Yolun en bakımlı ve halen kullanılan kısımları Arnavutluk’ta.
  • Via Egnatia Vakfı (VEF), antik Via Egnatia’yı “bağlanmanın bir yolu” olarak yeniden canlandırmayı amaçlıyor.
  • Yani Via Egnatia sadece bir yürüyüş parkurundan daha fazlasıdır. Yolu daha geniş bir amaç için kullanmayı amaçlar: insanları birbirine bağlamak.
Via Egnatia Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • İnsanları, malları ve fikirleri değiş tokuş etmenin bir yolu olarak yol. Sonunda yol, dostluk ve barışa giden bir yoldur.
  • VEF 2007’den beri varlığını sürdürmektedir ve şimdi farklı ülkelerde yüzlerce insandan oluşan bir ağ oluşturmaktadır.
  • Örgütün yönetim kurulu şu anda Hollanda’da, ancak yakında uluslararası bir gruba genişletilecek.
  • Orijinal Via Egnatia’nın kesin rotası hakkında farklı teoriler var, ancak ana istasyonların yerleri biliniyor.
  • Güzergâhın Türk kısmının Osmanlı Sol Kol’una tekabül ettiği ve İpsala boyunca Marmara üzerinden Tekirdağ’a ve ardından sahil boyunca İstanbul’a gittiği tahmin ediliyor.
  • Son zamanlarda, orijinal Via Egnatia’nın seyri hakkında daha fazla ipucu sağlayacak bir Roma dönüm noktası bulundu.
  • VEF, İpsala’dan İstanbul’a yürüyüşçüler için çekici bir parkur çiziyor.
  • Via Egnatia Vakfı’nın bazı faaliyetleri:
  • Tarihçiler, arkeologlar, sosyal bilimciler ve paydaşlar arasındaki işbirliğini geliştirmek için ağ oluşturma ve konferanslar tanıtım ve araştırma yolculukları yapılmaktadır.
  • Bilgi için bkz.  http://www.viaegnatiafoundation.eu

15. Küre Dağları Kültür ve Yürüyüş Rotası

Küre Dağları Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Küre Dağları Yolu, Kastamonu Küre Dağları Yolu, Kanyon ve orman yollarıyla Milli Park’tır.
  • Kastamonu’ndan Bartın’a kadar uzanan Küre Dağları, jeomorfolojik bakımdan son derece zengin bir alan. Batı Karadeniz’in en geniş ve nemli ormanlarını içinde barındıran Küre Dağları; yaban hayatı, endemik bitkileri, vadileri, kanyonları, şelaleleri ve diğer tüm güzellikleriyle Türkiye’nin özgün coğrafi alanlarından biri.
  • Korunan alanlar için Yaban Hayatı Fonu (WWF) kriterleri, alanın bütünlüğü, biyolojik çeşitlilik, vahşi yaşam, endemizm, nadirlik, hassasiyet ve tehditlerin ciddiyetini içerir.
  • Türkiye coğrafyasının eşsiz bir parçası olan Küre Dağları Milli Parkı tüm kriterleri karşıladı.
  • Milli Park, Kastamonu ve Bartın illerinin iki yakasında bulunan bir alanı kapsıyor. Park, endemik bitkilere, faunaya, eşsiz bir mikro iklime, ilginç jeomorfolojik yapılara, derin vadilere ve boğazlara, akan nehirlere, şelalelere ve yerel kültüre ev sahipliği yapan bozulmamış arazileri içerir.
  • 37 bin hektarlık bir alanı kapsayan Küre Dağları’nda parkurlarla 762 kilometreye ulaşan ve Küre Dağları Yolu adı olarak bilinen bir yürüyüş rotası mevcut.
  • 370 kilometrekarelik bir alanı kaplayan park, gerçek anlamda bir açık hava müzesi ve dünyadaki hemen hemen her şeye rakip olabilecek bir biyolojik çeşitliliğe sahip.
  • Dünya Yaban Hayatı Fonu (WWF), Milli Park’ı acil koruma gerektiren yüz bölgeden biri ve Türkiye’deki dokuz sıcak noktadan biri olarak seçti.
  • Huzur veren görüntüleriyle insanı büyüleyen bu rota, her seviyeden yürüyüşçüye hitap ediyor. Kamplı etkinlikler ve dağ bisikleti turları için de oldukça uygun olan bu güzergah için en uygun aylar ise Mayıs ile Kasım arası dönem.
Küre Dağları Kültür ve Yürüyüş Rotası

Küre Dağları Kültür ve Yürüyüş Rotası Hakkında

  • Küre Dağları Milli Parkı Müdürlüğü ekoturizm projesi kapsamında trekking rotasını işaretlemeye başlamış ve çalışma 2010 yılında tamamlanmıştır.
  • 482 kilometre uzunluğundaki parkurda 36 işaretli parkur bulunmakta olup, alternatif parkurlar da sayıldığında toplam parkur uzunluğu 762 kilometreye ulaşmaktadır.
  • Dağ bisikleti parkurları 828 kilometredir.
  • Farklı yetenek ve ilgi alanlarına sahip yürüyüşçüler, kısa yürüyüşlerin, günübirlik gezilerin ve daha uzun, daha zorlu yürüyüşlerin keyfini çıkarabilir.
  • En uzun rotalar bir hafta yürüyüş ve kamp yapmayı gerektirir. Hırslı yürüyüşçüler, bitişikteki Yenice Ormanı parkurlarından başlayabilir, Küre Dağları Milli Parkı’nın tamamını gezebilir ve bir ay süren 500 kilometrelik yürüyüş parkuru olan İstiklal Yolu’nda ( İstiklal Yolu ) bitirebilir.
  • Trekking için en uygun mevsim Mayıs ve Kasım ayları arasıdır. Kış aylarında bölge karla kaplı ve sessizce güzeldir.

Daha fazla bilgi için


16. Aziz Paul Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Aziz Paul Yolu Kültür ve Yürüyüş
  • St. Paul Yolu, Aziz Paul’un Hristiyanlığı İsrail dışında bulunan Yunan ve Roma kültürünün hakim olduğu yerlere yaymak amacıyla çıktığı yolculuğun güzergahından oluşuyor.
  • Antalya’nın doğusundaki Perge ile Eğirdir Gölü’nün kuzeydoğusundaki Yalvaç arasında yer alan 500 km’lik bir uzunluğa sahip bu rota; Antik Roma yolları, patikalar ve orman yollarından geçiyor.
  • Yürüyüş için en iyi zamanların ilkbahar ve sonbahar ayları olduğu yolda, ayrıca kamp yapmak ve dağ bisikleti kullanmak için de alanlar mevcut.
  • Aziz Paul’un Hristiyanlığı, Roma ve Yunan kültürlerine yayma amacıyla çıktığı kutsal bir yolculuk olan St. Paul Yolu toplamda 500 kilometreden oluşmakta.
  • Antalya’nın doğusundaki Eğirdir Gölü yakınlarında yer alan Yalvaç’ta başlayan yol, yine Antalya’nın kuzeydoğusundaki Köprülü Kanyon Ulusal Parkı’ndan başlayan ikinci bir kol ile Roma antik kenti olan Adada’da buluşuyor.
  • Yürüyüş için en uygun zamanların ilkbahar ve sonbahar ayları olduğu rotada yer yer dağ bisikleti kullanmak mümkün.
  • Toplamda 27 gün süren bu yolculukta konaklamak için eşsiz güzellikte kamp alanları bulabilirsiniz.
  • Antalya’nın 10 kilometre doğusundaki Perge ile Eğirdir Gölü’nün kuzeydoğusundaki Yalvaç arasında yer alan 500 kilometrelik bir rota.
  • Bu yol üzerinde birbirinden farklı zorluk derecesine sahip, farklı uzunluklarda parkurlar var.
  • Toroslar’ı kuzeyden güneye Köprüçay eşliğinde yürüyeceğiniz bu parkur boyunca Eğirdir’den başlayarak Pednelissos Antik Kenti ve Uçansu Şelalesi’ni de görerek Toroslar’ın gizli kalmış tarihi mirasını keşfedebilir, doğada olmanın keyfini çıkarabilirsiniz.

17. Frig Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Frig Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Antik dönemde Friglerin yaşadığı; bugün Ankara, Afyonkarahisar, Eskişehir ve Kütahya arasındaki bölgeyi içine alan Frig Yolu, dönemin antik kalıntılarını kapsayan rotaları kapsıyor.
  • Üç ana rotadan oluşan, toplamda 506 km’lik bu yol, 3000 yıl önce bir medeniyet kurmuş ve efsaneleriyle ünlenmiş Friglerin izlerini taşıyor.
  • Diğer yürüyüş rotalarından farklı olarak tek bir hat üzerinde ilerlemeyen Frig Yolu’nun 3 farklı parkuru bulunuyor.
  • Bu rotaların kesişme noktası ise Friglerin dini merkezi olarak kabul edilen Midas şehri. 
  • Toplam uzunluğu 506 km olan rotalar ise şöyle sıralanıyor:
  • Seydiler-Yazılıkaya (Afyonkarahisar) Rotası 140 km uzunluğunda bir parkura sahip.
  • Yenice – Yazılıkaya (Kütahya) Rotası 147 km uzunluğunda bir parkura sahip.
  • Yazılıkaya-Gordion (Eskişehir-Ankara) Rotası 219 km uzunluğunda bir parkura sahip.
  • Afyonkarahisar, Ankara, Eskişehir ve Kütahya illeri arasında kalan patika, antik kent ve ormanı içeren hem trekking hem de bisiklet yolu.
  • Afyonkarahisar-Ankara karayolu üzerindeki Seydiler beldesinden başlayan 1. rotada Aslantaş, Yılantaş, Maltaş, Aslankaya ve Burmeç gibi Frig eserlerini görebilirsiniz.
  • Kütahya-Eskişehir karayolu üzerindeki Yenice Çiftliği’nden başlayan 2. rotada ise antik yolları geçerek Fındık’a varabilirsiniz. Bu trekking rotasında Frigya’daki en görkemli ve sıra dışı doğal güzelliklere sahip olan Zahran Vadisi’ni keşfedebilirsiniz.
  • Eskişehir sınırlarındaki, 3. rotada ise Friglerin iki önemli merkezi olan Gordion ve dini merkez olarak yapılandırdıkları Yazılıkaya’yı gezebilirsiniz. Bu bölge yakınlarında zaman zaman düzenlenen balon turlarına da katılabilirsiniz.
  • Medeniyetlerin beşiği Anadolu’da; Ankara, Afyonkarahisar, Eskişehir ve Kütahya sınırları arasındaki Frig Vadilerinde bulunan Frig Yolu antik yerleşim yerlerini birbirine bağlayan bir rota.
  • Frigya’nın tarihi ve doğal atmosferini günümüze taşıyan rota toplamda 506 kilometreden oluşmakta. Yürüyüş ve bisiklet için uygun olması ise özellikle bahar aylarında doğaseverlerin ilgisini çekiyor.
  • En konforlu zamanlarını ilk ve sonbaharda yaşayan Frig Yolu, yılın her mevsimi ziyaretçilerine farklı güzellikler sunuyor.

18. Fethiye Yürüyüş Parkurları Kültür ve Yürüyüş Rotası

Fethiye Yürüyüş Parkurları Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Fethiye Alternatif Parkurları olarak bilinen bu yürüyüş rotasıEski Likya şehri Telmessos olan Fethiye, Babadağ zirvesinin altında dairesel bir koy üzerindedir.
  • Yamaçları kokulu çam ormanları örter; antik mezarlar ve kalıntılar kayalık yamaçlarda veya zeytinliklerde gizlenmiştir.
  • Her yıl binlerce ziyaretçi, yelken kanatların zirveden yükseldiği ve yumuşak kumlara indiği Ölüdeniz’de kalıyor.
  • Göçebelerin hala keçilerini dağların yükseklerindeki yazlık meralara götürdüğü iç kısım, Türkiye’nin ilk uzun mesafe yürüyüş rotası olan Likya Yolu’ndaki yürüyüşçüler dışında az ziyaret ediliyor.

Fethiye Alternatif Parkurları

  • Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası, kırmızı-sarı ile işaretlenmiş 343 km’lik kolay ve orta günlük yürüyüşler geliştirmiştir.
  • Çoğu Likya Yolu’na bağlı ve buradan imzalanmış. Fethiye parkurları, ailelerin ve daha az deneyimli yürüyüşçülerin denizin, yelkenlilerin ve adaların üzerinde uçsuz bucaksız manzaraların keyfini çıkarmaları veya Likya Yolu’na başlamadan önce bir patika denemeleri için tasarlanmıştır.
  • Toplu taşıma araçlarını ve yerel olarak organize edilen transferleri kullanarak, konforlu bir oteldeyken günübirlik yürüyüşler yapabilirsiniz.
  • Şubat – Haziran veya Eylül – Kasım’da yürümek en iyisidir

19. Ephesus-Mimas Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Ephesus-Mimas Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Efes-Mimas Yolu, İzmir’de bulunmaktadır.
  • Ege’nin tarihi, doğal ve kültürel güzelliklerini gözler önüne seren 709 km uzunluğundaki Efes-Mimas Yolu her adımında etkileyici deneyimlerle dolu.
  • Efes Antik Kenti, Selçuk‘tan başlayan ve tarihteki adı Mimas olan Karaburun‘da sona eren rota Karaburun, Çeşme, Urla, Seferihisar, Güzelbahçe, Menderes ve Selçuk ilçelerini kapsıyor. Güzergâh üzerinde İyonya Uygarlığı’na ait 6 antik kent yer alıyor.
  • Ephesus (Efes-Selçuk), Kolophon (Değirmendere-Menderes), Lebedos (Ürkmez-Seferihisar), Teos (Sığacık-Seferihisar), Klazomenai (İskele-Urla), Erythrai (Ildırı-Çeşme) ve Phokaia (Foça).
  • Phokaia’yı görmek istiyorsanız bu uzun parkurdaki Mavi Rota’yı izlemeniz gerekiyor.
  • 49 parkurdan oluşan Yarımada Gezi Rotaları yürüyüş, bisiklet, zeytin, bağ ve mavi rota olarak bölümlere ayrılmış. Her rota Ege’nin farklı bir zenginliğine açılıyor.
  • Rotalar üzerinde belirlenen kamp alanları olduğu gibi rotanızı otellerde konaklayacak şekilde de ayarlayabilirsiniz.

20. Karia Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Karia Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Karia Yolu, Muğla – Aydın illerini kapsar
  • Antik Çağ’dan bu yana çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan Karia Yolu, ismini o çağlarda burada yaşayan Karia medeniyetinden almış.
  • Aydın’ın Çine ilçesinden başlayarak Muğla’nın yarımadalarının tamamından geçen rota, çeşitli köy ve kasabalara, koylara, tepe ve dağ yollarına ve antik kentlere de uğramasından ötürü Türkiye’den ve yurtdışından gelen pek çok yürüyüşçüyü çekmektedir.
  • İsmini Antik Çağ’da bölgede yaşamış Karia medeniyetinden alan bu rota, Akdeniz’den Ege’ye uzanan doğal ve tarihsel güzelliklerinden arasından, el değmemiş koylara, zeytin ve badem ağaçları dolu tepelerden, kıyıların turistik kasabalarına kadar pek çok noktanın içinden geçiyor.
  • 850 kilometre uzunluğuyla Türkiye’nin en uzun yürüyüş rotası Bozburun, Datça, Gökova Körfezi ve İç Karia olmak üzere 4 ana bölümden oluşmakta. Konumu nedeniyle Ege’den Akdeniz’e uzanan bu kültür yolculuğu, zeytin ve badem ağaçları ile bezenmiş bir doğa harikası aynı zamanda.
  • Karia Yolu, ismini antik Karya bölgesinden alan, 46 etaba ve yaklaşık 820 kilometrelik patika yoluna sahip Türkiye’nin en uzun yürüyüş yoludur. 820 kilometrelik mesafesiyle Türkiye’nin en uzun mesafeli trekking rotası olan Karia Yolu, Muğla ve Aydın illerini kapsayan bir bölgede bulunuyor.
  • 850 kilometre uzunluğundaki yürüyüş yolu, Bozburun Yarımadası, Datça Yarımadası, Gökova Körfezi ve İç Karia olmak üzere 4 ana bölüm ile Muğla ve çevresindeki bölgeleri kapsayan 1 ek bölümden oluşmaktadır.

Bütün outdoor aktivitelerinde güvenlik öncelikle sizin sorumluluğunuzdadır. Hiçbir makale veya video doğru eğitim ve deneyimin yerini alamaz. Özellikle outdoor ekstrem sporlarda kendi kişisel güvenliğinizden öncelikli olarak siz sorumlusunuz. Her zaman kişisel güvenliğinizi kendiniz ön planda tutun. Her durumda doğadan taraf olun.  Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında iletişim sayfamızdaki bağlantıları kullanarak bize yazın. Outdoor aktiviteleri ve macera turizmi hakkında en son bilgileri almak için sitemizi takip ediniz. 

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları 1

Outdoor Türkiye

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak “Doğa Yürüyüşleri” hakkında onlarca yazımızı okuyucularımızla buluşturduk. Tema tema ayırarak doğa yürüyüşü, hiking, trekking ve diğer önemli noktalarda bilgilendirici yazılar yayınladık. Yazılarımızdan bazılarını burada hatırlatmak istiyoruz:

Doğa Yürüyüşüne HazırlıkHiking Ne Demek? Yürümenin Faydaları Nelerdir?Hiking ve Trekking Ne demek?Yürümenin Sağlığa Faydaları Nelerdir?, Doğa Yürüyüşü Kıyafetleri Hakkındaki yazı dizimiz, İlk Doğa Yürüyüşü İçin Tavsiyeler ve Yeni Başlayanlar İçin Doğa Yürüyüşü gibi yazılarımızla doğa yürüyüşleri hakkında teorik bilgiler verdik. Doğa Yürüyüşü Hakkında Her şey! başlıklı yazımızda ise doğa yürüyüşüne dair gerekli bütün bilgileri işledik.

Bu ve devam eden yazımızda ise Türkiye’nin Kültür Rotaları hakkında bilgiler vereceğiz. Yazının çok uzun olmaması için ilk yazımızda Türkiye’nin Kültür Rotaları, kültür rotası kavramı ve bu alandaki isimlendirme noktasında yaşanan sıkıntıları detaylı olarak ifade edip, ikinci yazımızda Türkiye’nin Kültür Rotaları’nı detaylı olarak tanıtacağız.

İlk Türkiye’nin Kültür Rotaları başlıklı yazımızda genel olarak “Kültür Rotası” tanımını yapmış ve literatür hakkında genel bilgiler vermiştik.

Türkiye’nin Kültür Rotaları

Bu yazımızda ise belli başlı Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yollarını tanıtacağız.

Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak doğa ve outdoor turizmine katkı sağlamak üzere yayınlarımıza devam ediyoruz. Aşağıdaki listede Türkiye’de bulunan 28 kültür rotası hakkında derlediğimiz bilgiler yer almaktadır. Yazı çok uzun olduğu için, kolay okunabilmesi için Türkiye’nin Kültür rotalarını 3 ayrı yazıyla sunacağız.

Kültür rotası kavramı bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de görece yeni bir kavram olduğundan bu alandaki çalışmalar ve gelişmeler devam etmektedir.

Yürüyüş rotaları trekking rotaları, hiking rotaları, doğa yürüyüş yolları, devletler/uluslar arası rotalar, sahil yolları, doğa rotaları, tarihi rotalar, bisiklet rotaları, binicilik rotaları, hac rotaları ya da dini rotalar olarak farklı farklı sınıflandırmalara ayrılabilir.

İlk yazımızda da belirttiğimiz üzere Kültür Rotası olarak bilinen rotaların tamamı doğa yürüyüşü veya trekking için uygun değildir. Aşağıdaki listede yer alan yolların sadece küçük bir kısmı trekking (hiking/doğa yürüyüşü) için düzenlenmiş ve işaretleniştir. Dolayısıyla profesyonel trekking yapacaklar için uygun olmayan rotalar da aşağıdaki listemizde yer almaktadır.

İnsan, Yürümek ve Yol

Yürümek Yalnızca Spor Değildir! - Yol Ve Macera
Yürümek

İnsanoğlu ilk çağlardan günümüze, bazen yakın çevresinde bazense tanımadığı coğrafyalarda seyahat etmeye devam ediyor. Seyahat olgusu, başlarda barınma ve yemek bulma gibi yaşamsal ihtiyaçların giderilmesini sağlarken, tarih boyunca dini, ticari, askeri ve sosyal amaçlarla yeni şekillere de büründü. Kutsal bir alana yapılan ziyaret, ticaret mallarının taşınması, yeni bölgelerin keşfedilmesi, askeri yolculuklar, mevsimsel göçler gibi çok sayıda seyahat biçimi insanoğlunu ve uygarlıklar tarihini şekillendiren temel etkenlerden oldu.

Kimi zaman bireysel, kimi zaman gruplar halinde; planlı veya planlanmamış bir rotada farklı ulaşım seçenekleriyle ilerlemek, yolculuk sırasındaki en temel harekettir. Bu hareket sırasında gözlenen doğal oluşumlar, yerleşimler, insanlar ve olaylar ise yolculuk deneyimi dediğimiz olguyu meydana getirir. Diğer bir deyişle, yola çıkan kişi yolculuğunu tamamladığında, geçtiği güzergâhı sadece fiziksel değil, tüm yönleriyle de deneyimlemiştir. Örneğin, kültürel miras öğeleri taşıyan bir güzergâhta geçmişin sosyal, kültürel ve ekonomik etkileşimlerinin izlerini takip etmiş olur.

Anadolu’da Kültürel Miras

İnsan hareketine dair izleri barındıran bu tip ulaşım güzergâhlarına, dünyanın her yerinde, insanın yaşadığı, ürettiği ve geçtiği tüm alanlarda rastlanmaktadır. Bulunduğu konum, iklim ve arazi çeşitliliği, uygarlıkların zenginliği gibi koşullar düşünüldüğünde ise Anadolu’nun da bir yollar coğrafyası olduğunu söylemek yanlış olmaz. Anadolu’da, gerek geçmişte kullanılmış yol izleri gerekse bugüne malzeme sağlayan zengin miras birikimiyle, çalışılması ve değerlendirilmesi gereken bir konu olmaya başladı artık yollar.

Kültür Rotaları Tanım

Bir kültür rotası;

  • Günümüzde yaratılmış veya tarihin belirli bir döneminde gerçekten kullanılmış,
  • Üzerinde kültürel ve/veya doğal miras öğelerini taşıyan ve önemini bu miras sayesinde kazanan,
  • Koruma, kırsal kalkınma ve turizmin geliştirilmesi gibi amaçlarla geliştirilebilen,
  • Yerel, bölgesel veya ulusal ölçekli bir ulaşım koridoru şeklinde tanımlanabilir.
Likya Yolu

Neden Kültür Rotaları’nda Yürünmeli?

Anadolu’nun kültürel ve doğal mirası, kentleşme baskıları ve kırsal alanın terk edilmesi; enerji, ulaşım, turizm, gayrimenkul ve sanayi sektörlerindeki gelişme eğilimlerinin yarattığı tehditler nedeniyle her geçen gün biraz daha kırılgan hale gelmekte. Yasal mevzuat ve koruma uygulamalarındaki zorluklar da düşünüldüğünde, yerel yönetimler, sivil toplum ve yerel halk açısından bu mirası korumak da giderek güçleşiyor. Bu noktada, özellikle bölgesel ölçekteki birleştirici/bağlayıcı yapıları sayesinde kültür rotaları, koruma alanında kolaylaştırıcı bir araç olarak karşımıza çıkıyor.

Kültür rotaları, en temelde tekil bir anıt, tarihi bir alan veya doğal bir peyzaj alanından daha kapsamlı bir fiziksel karakter ve anlamı temsil eder. Diğer bir deyişle rota, birden fazla tarihi ve doğal alanın birlikteliğinden oluşan ve bu birliktelik sayesinde yeni bir anlam kazanan bir sistemdir. Bu açıdan bakıldığında bir kültür rotasının, bölgesel ölçekteki bütünselliği de ortaya çıkardığı söylenebilir. Koruma, sunum ve tanıtım çalışmalarında genellikle atlanan ilke olarak bütüncül yaklaşımın, kültür rotaları sayesinde elde edilmesi mümkündür.

Türkiye’de Kültür Yürüyüşleri ve Gelişimi

İpek Yolu turizm koridoru

Türkiye’de planlanmış ilk rota 1999 yılından bu yana kullanılan Likya Yolu’dur. Fethiye’den Antalya’ya ulaşan güzergâh, tüm Teke Yarımadası kıyılarını izlerken, antik Likya uygarlığının günümüze ulaşmış kentlerine ve tekil izlerine de uğrar. Likya Yolu’nun ardından St. Paul Yolu, Kaçkar Rotaları gibi çalışmalar devam etmiştir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı 2023 Turizm Stratejisi kapsamında, tematik gelişim aksları belirlenmiştir. Turizm gelişim koridorları başlığında tanımlanan strateji; “Belli bir güzergâhın doğal ve kültürel dokusunun yenilenerek belli temalara dayalı olarak turizm amacıyla geliştirilmesidir.” Bu doğrultuda, bölgesel ölçekte turizm değerlerinin cazibesinin arttırılması, alternatif turizmin geliştirilmesi ve yatırımcıların yönlendirilmesi amaçlanmıştır. Ulaşımın çeşitlendirilmesi, butik otel ve pansiyonculuğun geliştirilmesi de belirtilen amaçlar arasındadır.

Belirlenen 7 tematik turizm koridoru:

  • Zeytin koridoru
  • Kış koridoru
  • İnanç turizmi koridoru
  • İpek Yolu turizm koridoru
  • Batı Karadeniz kıyı koridoru
  • Yayla koridoru
  • Trakya kültür koridoru

Avrupa’da başlayan ve dünyada giderek popüler olan kültürel rota yaklaşımı değerli kültürel ya da doğal kaynaklara sahip gelişmekte olan ülkelerde ya da az gelişmiş bölgelerde turizmin gelişmesi için çok önemli bir fırsat olarak yorumlanabilir.

Türkiye’nin Kültür Rotaları

Ayrıca bu değerler arasında bütüncül bir yaklaşımla geliştirilen ağlar, bağlantılık oluşturduğu için koruma planlamasının başarısının artmasına katkı sağlayabilir. Örneğin; Likya yolu üzerinde çok sayıda korunan alan (Xhantos-Letoon Dünya Miras Alanı, Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi, Patara Özel Çevre Koruma Bölgesi, Beydağları Milli Parkı, kentsel sit alanları arkeolojik sit alanları ve doğal sit alanları) bulunmaktadır.

Türkiye’nin Kültür Rotaları

1.   İki Deniz Arası Kültür ve Yürüyüş Rotası

İki Deniz Arası Kültür ve Yürüyüş Yolu
  • İki Deniz Arası (Between Two Seas) Nedir? İki Deniz Arası (Between Two Seas), 13. İstanbul Bienali tarafından desteklenmiş ve Kültür Rotaları Derneği‘nin yaz için önerilen rotaları arasında yer almaktadır.
  • Diğer kültür rotalarından ayrılan özelliği, İki Deniz Arası‘nın İstanbul’un doğal kaynaklarının aldığı hasarı, kültürel değişimlerinin nedenlerini ve sonuçlarını, yaşanan kirliliğin ve tüketim yoğunluğunun güncel durumunu görmenizi sağlıyor oluşudur.
  • İstanbul’un Karadeniz ile Marmara denizleri arasında bir rota olan İki Deniz Arası Kültür Rotası, İstanbul’u yürüyerek deneyimleme imkanı veren önemli bir rotadır. Bu rota üzerinde İstanbul’un en eski yerleşimi Yarımburgaz Mağarası ve kent içi bostanları gibi kültürel ve tarihi dokuları barındıran yerleri de görmek mümkündür.
  • İstanbul’un yakın batısında, Karadeniz ile Marmara denizleri arasında, toplamda 60 kilometreden oluşan rota her biri ortalama 15 kilometrelik 4 parçadan oluşmaktadır.
  • Rota İstanbul’un en dışından, Karadeniz kıyısında yer alan Yeniköy’den Marmara kıyısında yer alan Küçükçekmece, Menekşe Plajı’na doğru katman katman ilerliyor. Deniz kıyılarından, eski madenlerden, şantiyelerden, orman ve kırsal alanlardan, otoyollardan, su havzalarından geçerek şehrin merkezine ulaşıyorsunuz.
  • Rota ulaşım anlamında sağladığı kolaylık nedeniyle ayrı ayrı zamanlarda, 4 farklı günde de tamamlanabilecek bir özelliktedir.
  • Güzergah İstanbul’un son yıllardaki ekolojik ve sosyal dengeleri gözetmeyen pervasız dönüşümü farklı açılardan görmenize olanak sunuyor. Linyit ocaklarının delik deşik ettiği, denize bulandığı, toz halinde havaya yayıldığı kıyı bölgesinden başlayan yolculuk, sonrasında uçsuz bucaksız bir katliama şahitlik sunuyor ve kendinizi yeni havalimanı bölgesinde buluyorsunuz.
  • Sonraki adımlarınız 3. Köprü yoluna, hafriyat atıklarına, sanayi ve toplu konut alanlarına, alışveriş merkezlerine doğru ulaşıyor. Finali ise, İstanbul’un en eski, günümüzün kıymet görmemiş yerleşimi Yarımburgaz Mağarası ve kent içi bostanları gibi kültürel ve tarihi dokuları barındıran yerlerde yapıyorsunuz.
  • Kanal İstanbul projesi ile iki deniz arası yürüyüş ve kültür yolunun tamamen yok olacağı söylenebilir.
  • Kısaca bu rotayı yürürken görecekleriniz bir tutam güzelliğin ötesinde tüm duyularınızla tecrübe edeceğiniz, etrafınızı saracak çirkinliğin kendisidir.
  • İki Deniz arası kültür ve yürüyüş yolu haritası için tıklayınız: https://www.google.com/maps/d/edit?mid=1Y2lvz1j4V7RuBZR4UaqG0Nb1li8afMg-&usp=sharing
  • Detaylı bilgi için: https://ecodiurnal.com/iki-deniz-arasi-between-two-seas-2/

2.   Sarıkamış Kültür ve Yürüyüş Rotaları

Sarıkamış Kültür ve Yürüyüş Rotaları
  • Kış mevsiminin insanın içini ürperten soğukları güzel bir tablo sergileyebilir mi? Kuşkusuz bu sorunun yanıtını, Kars ilinin Sarıkamış ilçesinde bulabilirsiniz. 2100 metre rakımıyla ülkemizin en yüksek yerleşimlerinden biri olan Sarıkamış, Ekim ayıyla birlikte bembeyaz elbisesini kuşanır. Dağları sarmalayan sarıçam ormanlarının yeşili, Kars-Sarıkamış yolunda beyaz kar örtüsüyle bütünleşir.
  • Zengin bir tarihi ve kültürel birikime sahip olan Sarıkamış, yılın büyük bölümünü karlarla kaplı geçiriyor. Bu özelliğini kış turizmi için bir avantaja dönüştüren Sarıkamış, Anadolu Yarımadası’nın Kafkasya’ya geçiş noktasında bulunan Kars ilinde yer alıyor.
  • Allahuekber, Soğanlı ve Güllü dağlarının kuşattığı Kars Duzu (Kars Ovası) kenarında yer alan Sarıkamış, Anadolu yarımadasının Kafkasya’ya (Transkafkasya bölgesi) geçiş yaptığı noktadadır.
  • Yükseklikleri 1500 ila 3000 metre olarak değişen yüksek platolar üzerine yayılı Sarıkamış Yürüyüş Yolu, yürüyüş parkurlarıyla Türkiye’deki en önemli kültür rotalarından biridir. 1500 ila 3000 metre rakımlarda bulunan yüksek platolar üzerinde yayılan Sarıkamış, Kars’ın güneybatısında yer alır.
  • Yerleşme, Doğu Anadolu Bölgesi’nin tüm coğrafi özelliklerini ve kuzeyden Erzurum İli Selim ve Şenkaya ilçeleri, güneyden Horasan ve Eleşkirt ilçeleri (Erzurum), doğudan Selim ve Kağızman ilçeleri ile Şenkaya ve Horasan ilçeleri tarafından belirlenen topraklarının tüm coğrafi özelliklerini taşımaktadır.
  • Sarıkamış Sarıçam Ormanları ve Allahuekber Dağları Milli Parkı vb gibi güzergahlar; yerli ve yabancı doğaseverler tarafından yürünmektedir.
  • Coğrafyada Keklik, Komdere ve İnkaya gibi kanyonlar bulunur. Bu kanyonlar, Sarıkamış adıyla da anılan ve güzel yerleşimleri ile tanınan sık ve yemyeşil sarıçam ormanlarıyla kaplıdır.
Sarıkamış Kültür ve Yürüyüş Rotaları

Sarıkamış Rotası Hakkında

  • Sarıkamış parkurları 21 farklı güzergahta toplamda 256 kilometre uzunluğa ulaşıyor. Keklikdere, Komdere ve İnkaya vadilerinin yanı sıra jenerik Sarıçam ormanı dokusunu da etkin bir şekilde kullanan bu parkurlarda her doğasever rahatlıkla ve zorlanmadan yürüyebilir.
  • Sarıkamış’ta esas olarak rotalar iki bölgede yoğunlaşmıştır; Sarıkamış ve Susuz Vadisi.
  • Sarıkamış, mevcut kış turizmi dinamiklerinin yanı sıra doğaseverleri alternatif turizm faaliyetleriyle buluşturmayı hedefliyor.
  • Sarıkamış’ta yürüyüş parkurları dışında orman ve köy yollarını takip eden bisiklet parkurları da bulunmaktadır. Oksijen açısından zengin ormanlık alanlardan geçen bu rotaların toplam uzunluğu 356 kilometreye ulaşıyor.
  • Tarih (Ani Harabeleri, kiliseler, kaleler, burçlar ve şehitlik turları) ve doğa ile ilgili farklı tematik rotalardan dilediğinizi seçebilirsiniz. Botanik ve kuş gözlem turları yaban hayatına yakın olmak isteyenler içindir.
  • Türkiye’nin önemli kayak merkezlerinden biri olan Sarıkamış, muhteşem güzellikleri ile misafirlerini kendine hayran bırakıyor. Bir dost evinin konforunu ve sıcaklığını hissedeceğiniz doğunun bu şirin küçük kasabası, doğal ve tarihi mirasıyla gerçek bir turizm potansiyeli sunuyor.
  • Ayrıca tarihi ve doğal güzellikleri içinde barındıran 428 kilometre uzunluğundaki peyzajlı motorsiklet parkurunun yanı sıra ilçe sınırları içerisinde kalan kültürel ve tarihi mirasın daha kapsamlı bir şekilde ziyaret edilmesine ve daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacak kültür rotalarını hizmete açılmıştır.
  • Boğatepe Ekoturizm Köyü, doğa tutkunlarını şifalı bitkiler toplamak ve peynir yapımını öğrenmek için bekliyor.

Sarıkamış’ta Yürüyecek Yürüyüşçüler İçin Gerekli Önlem Ve Uyarılar

  1. Sarıkamış parkurları genel olarak her yürüyüşçü için uygun özellikte rotalar içeriyor. Parkur anlatımlarında profesyoneller için olan bölümler özellikle belirtilmiştir.
  2. Sarıkamış’ta kış mevsimi sert geçiyor. İlçenin yüksek rakımda bulunması nedeniyle Kasım-Mart arası en soğuk dönem. Parkurları diğer aylarda rahatlıkla yürüyebilirsiniz.
  3. Açık kaynaklarda ve İl Turizm Müdürlüğü yayınlarında yer alan parkurların detay bilgilerini okuyarak, yürümeyi düşündüğünüz güzergahın size uygun olup olmadığını belirleyin.
  4. Yola çıkmadan önce hava durumunu mutlaka kontrol edin.
  5. Kesinlikle parkur tabelalarını ve işaretleri takip edin, güzergah dışına çıkmayın.
  6. Uzun rotaları deneyecekseniz asla yalnız yola çıkmayın. Kısa ve kolay bir rotayı yürüseniz de, risk faktörünü asgariye indirmek için dikkatli davranın.
  7. Yürüyüş parkurlarının en zor bölümü Keklik Deresi-Aras Nehri arasındaki 17 kilometrelik parkurdur. Bu güzergahı sadece profesyonel ve deneyimli yürüyüşçülere öneriyoruz.
  8. En ıssız sayılabilecek bölümler orman içi alanlardır.
  9. Hemen hemen tüm parkurlarda çeşme veya kaynak suyu bulabileceğiniz alanlar var.
  10. Orman içi yürüyüşlerde yanınıza pilleri sağlam bir fener almayı unutmayın.
  11. Yürüyüşler sırasında yanınızda mutlaka bir çöp poşeti bulundurun ve bütün çöplerinizi geri götürün.
  12. Arkeolojik alanları gezerken tarihi dokuya asla zarar vermeyin ve hiçbir şeyin yerini değiştirmeyin. Sahip olduğumuz bu kalıntıların insanlığın ortak mirası olduğunu lütfen akıldan çıkarmayın.
  13. Bayraktepe’nin Komdere’ye bakan bölümlerinde, Komdere Vadisi ile Keklik Vadisi’nin belli kısımlarında cep telefonu çekmiyor.
  14. Ağır kış şartlarında veya kış mevsiminin başlangıcında yürümek isteyenler trekking için gerekli ekipmanları yanlarında bulundurmak zorundalar. Çantanızda özellikle survival battaniyesi (alüminyum folyo), yedek çorap ve iç giyim, ıslanmaz kibrit ve kramponun yer almasında fayda var.
  15. Her türlü riski azaltmak için yanınıza mutlaka bölgeyi bilen bir rehber alın.

Sarıkamış Yürüyüş Rotaları hakkında Türkçe daha fazla bilgi için:


3.   Kurtuluş (İstiklal) Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Kurtuluş (İstiklal) Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

İnternet üzerinden yaptığımız araştırmada Kurtuluş Yolu, İstiklal Yolu ya da Kurtuluş Savaşı yolu olarak tanımlanan iki farklı rota olduğunu fark ettik. Bu rotalardan birisi Samsun’dan başlayan Amasya’ya uzanan Atatürk’ün kat ettiği yol, diğeri de İnebolu, Kastamonu, Çankırı, Ankara güzergahını kapsayan yol.

Biz hangi yolun Kurtuluş Yolu olarak adlandırılacağı noktasında uzman olmadığımız için her iki yol hakkında bulduğumuz bilgileri size aktarıyoruz. Seçim sizin!

Kurtuluş (İstiklal) Yolu

Kurtuluş Yolu Samsun

  • Kurtuluş Yolu, ya da Kurtuluş Savaşı Yolu olarak bilinen yol Mustafa Kemal Atatürk’ün 1919 yılında Samsun’dan Amasya’ya giderken kullandığı 98 kilometrelik güzergahtır. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurtuluş mücadelesini başlatmak üzere 18 arkadaşıyla birlikte 19 Mayıs 1919 sabahı Samsun’a ayak bastığı iskeledir.
  • Kurtuluş Yolu, Mustafa Kemal’in Samsun’a çıktığı Tütün İskelesi’nden Amasya’ya yolculuk ettiği Samsun sınırları içerisindeki güzergâh.
  • Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından 2009 yılında Samsun sahilinde oluşturulan sembolik Tütün İskelesi’nden Mustafa Kemal’in altı gün konakladığı yer olan Gazi Müzesi’ne dek bir yol oluşturulmuş ve Kurtuluş Yolu adı verilmiştir.
  • Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Milli Mücadeleyi başlatmak için Bandırma Vapuru ile Samsun’a gelişinin ardından, Amasya’ya gidişinde kullandığı 98 kilometrelik ‘Kurtuluş Yolu’ yüreği vatan sevgisi ile dolu bir avuç yiğidin bu kutsal yürüyüşünün başlangıcına tanıklık eden bu tarihi iskele aslına benzer şekilde yeniden yapılmıştır. Böylece Türk Ulusu’nun yeniden doğuşu olan 19 Mayıs 1919 sabahı ölümsüzleştirilmiştir.
  • Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının iskeleye çıkışları ve onu karşılamaya giden Samsun halkı, balmumu tekniği ile birebir ölçülerde özel olarak heykelleştirilmiştir. Kurtuluş Yolu’nu gezerken kurtuluş savaşımızın başlangıç anına da tanıklık etmek mümkün olmaktadır.
Kurtuluş Yolu Samsun
  • 45 metre genişliğinde 400 metre uzunluğunda olan yolun başlangıç noktasına temsili Bandırma Vapuru ve Mustafa Kemal ile heyetinin balmumu heykelleri, yol boyunca ise Samsun Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti üyelerinin temsili balmumu heykelleri yerleştirilmiştir.
Kurtuluş Yolu Samsun
  • İlerleyen yıllarda yapılan çalışmalar neticesinde Mustafa Kemal’in Samsun’dan Amasya’ya giderken kullandığı güzergâh açığa çıkarılmış ve yollar yenilenerek güzergâh üzerindeki tarihî yapılar restore edilmiştir.

İstiklal Yolu Kastamonu

Kurtuluş (İstiklal) Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Millet olma mücadelesinin kilometre taşı olan İstiklal Yolu, Kastamonu Valiliği tarafından yürüyüş ve bisiklet parkuru olarak yeniden canlandırıldı.
  • Kurtuluş Savaşı Yolu, Kurtuluş Savaşı’nın en önemli ayaklarından birini oluşturan İnebolu, Kastamonu, Çankırı, Ankara hattını kapsıyor. İnebolu ile Kastamonu arasında iyi korunmuş kağnı yolu güzergahın bir parçasını oluşturuyor.
  • 105 kilometrelik bir uzunluğa sahip bu rota Ersizlerdere Kanyonu, Karacehennem Boğazı ve Çuhadoruğu gibi doğal güzelliklerle bezeli. Tarihi önemi büyük olan ünlü yol, Ersizler Boğazı, Karacehennem Geçidi ve Çuhadoruğu zirvesi gibi olağanüstü doğal güzellikteki noktalardan da geçmektedir.
  • Yürüyüş ve bisiklet rotası olan Kurtuluş Savaşı Rotası’nda yürümek için en iyi sezon Nisan-Kasım aylarıdır.
  • Güzergahta İkiçay Vadisi, Çuhadoruğu, Karacehennem Boğazı, Ecevithan ve Çataltepe-Ödemiş ormanlık alanları ve Doğanlar Kalesi gibi önemli yerler de görülebiliyor.
  • 105 kilometrelik parkurun ilk on kilometresi patika olarak yapılmış, kalan kısım üzerinde eski kağnı yolu onarılmıştır.
  • Günümüzde açık hava müzesi hâline getirilen yolu yerleştirilen tabelalar ile takip etmek mümkün olup toplam 98 kilometrelik projenin önümüzdeki yıllarda tamamen tamamlanması beklenmektedir.
İstiklal Yolu Kastamonu

Tavsiye edilen 7 günlük İstiklal Yürüyüşü

  • 1. Gün: İnebolu – Çuhadoruğu – Çuhadoruğu köy evi veya kampında konaklama
  • 2. Gün: Çuhadoruğu – Küre Ayrancı Piknik alanı – Ayrancı kampı
  • 3. Gün: Ayrancı-Ecevit Han – Ecevit Han’da konaklama
  • 4. Gün: Çatak Gölet transferi – Çatak Göleti – Belören-Ecevit Han – Ecevit Han’da konaklama
  • 5. Gün: Ecevit Han-Ödemiş – Ödemişor kampında bir köy evinde konaklama
  • 6. Gün: Ödemiş-Seydiler – Seydiler’de konaklama
  • 7. Gün: Seydiler-Kastamonu (kısmi araç transferi)

4.   Hoşgörü Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası (Avrasya Yolu)

Hoşgörü Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası (Avrasya Yolu)
  • Avrasya Yolu, Roma’dan Bari’ye, Balkanlar ve İstanbul üzerinden, Akdeniz kıyısındaki Demre’ye (Myra) uzanan bir yürüyüş yolu ağıdır.
  • Yürüyüş ve bisiklet rotalarından oluşan bu uluslararası kültür rotası, Bitinya, Frig, Pisidya ve Likya dönemlerinin yanı sıra Roma, Bizans ve Osmanlı imparatorluklarından kalan antik yol ağlarını izlemektedir.
  • Dolayısıyla, rotanın temasını, farklı dönemlere ait eski yollar ile bu yollar üzerinde ve yakınında bulunan somut ve somut olmayan kültür mirası oluşturmaktadır.

Avrasya Yolu’nu oluşturan kültür rotaları şunlardır:

Hoşgörü Yolu
  • Likya Yolu Hoşgörü Yolu
  • Aziz Paul Yolu Sultanlar Yolu
  • Frig Yolu Via Egnatia
  • Mysia Yolları Via Francigena del Sud
  • Evliya Çelebi Yolu
  • İtalya’nın Puglia bölgesinde yer alan küçük liman kenti Bari’den Antalya’nın Demre ilçesine kadar uzanan, 1700 yıllık tarihe sahip olan ve İzmit üzerinden geçen yol için “Kocaeli Avrasya Yolu Çalışmaları Ön Protokolü” imzalandı. Avrasya Yürüyüş Projesi’nde “Hoşgörünün Yolu” İzmit’ten geçiyor.
  • Hoşgörü Yolu adını Hoşgörü Fermanı’ndan almış. Hoşgörü Yolu Roma İmparatoru Galerius, dünyada bilinen ilk hoşgörü fermanını 30 Nisan 311 yılında yayınlamıştır.
  • Diocletianus’un Hıristiyanlığa yönelik zulmünü resmen sona erdiren ve Roma İmparatoru Galerius’un adını taşıyan Hoşgörü Fermanı, Galerius, Licinius, Constantine ile Maximinus Daza’dan oluşan Roma dörtlü yönetimi (tetrarşi) tarafından M.S. 311 yılında, Roma İmparatorluğu’nun o günkü başkenti olan Nikomedia’da (günümüz İzmit) ilan edilmiş.
  • Bu bildiri, Hristiyan dinine ilişkin önceki tüm kısıtlamaları kaldırarak, onun ve diğer tüm dinlerin Roma İmparatorluğu’nda uygulanmasına izin vermiş.
  • Fermanın sonunda “Bu ferman Mayıs ayının ilk gününden önceki günde yayınlanmıştır.” diyor. Yani ferman 30 Nisan’da yayınlanmış. Dolayısı ile Nisan ayında Hoşgörü Yolu’nu yürümek bir anlamda fermanın ilan edildiği ayda yürümek anlamına geliyor. Ayrıca İslam’a göre hoşgörü ayı olarak nitelendirilen Ramazan ayı da 2021 yılında bu ay içerisinde başlıyordu.
  • Bu fermanla Hıristiyanlara, yasalara uymaları koşuluyla ibadet etme özgürlüğünü ve kiliselerini yeni baştan inşa etme özgürlüğünü tanımış olur.
  • Yayınlanan hoşgörü fermanının bir başka özelliği de, 313 yılında Milano’da tüm dinleri kapsayacak şekilde genişletilen 2. fermana ilham olmasıdır. Yayınlanan bu iki hoşgörü fermanı sayesinde dünyada hoşgörü olgusunun temelleri atılmıştır
  • Hoşgörü Fermanı’nın yayınladığı (30 Nisan MS 311) tarihten sonra, dönemin başkenti ve Metropolis ünvanı olan tek şehir olan İzmit (Nicomedia), üzerinden İznik’e (Nikaia) ulaşan yol.
  • Hoşgörü Yolu’nun İznik’teki toplam uzunluğu, yaklaşık 126 km (Yürüyüş ve bisiklet yolları) uzunluğundadır
  • Bu yol 1745 yılında, Fransız gezgin ve elçi olan Charles de Peyssonnel, 1906 yılında Kanadalı botanikçi Robert Chamber tarafından kullanılmıştır. 1955 yılında, Demokrat Parti döneminde, İznik bölgesinin sebze ve meyvesini, en kısa yoldan İstanbul’a ulaştırmak için, Bahçecik üzerinden İznik Yolu’nun yapımına başlamış, 1960 ihtilali nedeniyle bitirilememiştir.
  • En az 1700 yıllık İzmit (Nicomedia) ile İznik (Nikaia) arasındaki tarihi önemi olan, yaklaşık 126 kilometrelik antik yolu, Hoşgörü Yolu adı koymayı uygun bulduk.
  • Hoşgörü Yolu, antik dönemde Romalıların hüküm sürdüğü, günümüzde İzmit (Nicomedia) ile İznik (Nikaia) arasında kalan bölgede, doğal yürüyüş yollarına dayalı, yakın tarihi ve doğa güzelliklerin görülmesi düşüncesiyle oluşturulmuştur.
Hoş Görü Yolu Rotaları

Hoşgörü Yolu Rotaları

Hoşgörü Yolu (Tolerance Way) Yürüyüş Rotaları

  1. Rota Nicomedia’dan Astakos’a (İzmit-Başiskele-10 Km)
  2. Rota Başiskele-Bahçecik- Servetiye Karşı (12km)
  3. Rota Servetiye Karşı-Beşkayalar Tabiat Parkı (13km)
  4. Rota Beşkayalar Tabiat Parkı- Kırıntı Köyü (9km)
  5. Rota Kırıntı- Kutluca-Hacıosman
  6. Rota Hacıosman-Gürmüzlü-Elbeyli-Dikilitaş
  7. Rota Dikilitaş- Ayasofya (10 km)

Hoşgörü Yolu (Tolerance Way) Bisiklet Rotaları

  1. Rota Nicomedia’dan Astakos’a (İzmit-Başiskele)
  2. Rota Astakos-Bahçecik- Servetiye Karşı
  3. Rota Servetiye Karşı-Menekşe Yaylası
  4. Rota Menekşe yaylası- Kırıntı Köyü
  5. Rota Kırıntı- Kutluca-Hacıosman
  6. Rota Hacıosman-Gürmüzlü-Elbeyli- Dikilitaş
  7. Rota Dikilitaş- Ayasofya

Detaylı tarihsel ve kültürel bilgi ile birlikte Rota hakkında http://www.toleranceway.com adresini ziyaret edebilirsiniz.


5.   Artemea Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Artemea Yolu Yürüyüş rotası
  • Artemea Yolu, Artemea Trail (Doğa Yürüyüşü, Trekking, Hiking) yoludur. Artemea Yolu; Balıkesir’in Gönen ilçesi sınırları içinde kalan 276 km. uzunluğunda uluslararası nitelikli bir doğa yürüyüş yoludur.
  • ’Artemea’’ Gönen’in antik çağlardaki adı olup ‘’Artemis’in ülkesi’’ anlamına gelmektedir. Artemea; Gönen’in antik çağdaki adı olup, doğa ve av tanrıçası artemis’in ülkesi anlamındadır.
  • İşaretleme sistemi Grande Randonnee, renkleri kırmızı beyazdır. Yolun 140 km.lik bir bölümü işaretlenmiş olup, 2021 sonbaharında tamamlanması planlanmaktadır.
  • Halen yapım aşamasında olup 4-6 Eylül 2020 tarihinde, bir Dağcılık Ve Doğa Festivali ile açılacaktır.
  • Bu doğa yürüyüş yolu, farklı zorluk derecelerinde parkurlar içermekte olup, toplam uzunluğu 250 km’dir.
  • Yol; kuzeybatıdan, Kınalar köyünden başlamakta ve Gönen’in güneyindeki dağları dolaşarak doğuda Saraçlar köyünde son bulmaktadır.
  • Yürüyüş yolu; kayın, meşe, kestane ormanlarından, kayalık ve makilik bölgelerden, pek çok şelale, dere ve göletlerden geçmektedir.
  • Su açısından çok zengindir. Pek çok parkuru yarım litre su ile yürünebilir.
Açılış Afişi
Artemea Trekking Rotası

Artemea Yolu’nun Özellikleri

  1. Bölge çok zengin bir floraya sahiptir. Kayın, meşe, çam ve kestane ormanlarının yanı sıra kısmen makilik alanlarda mevcuttur.
  2. Çok zengin su kaynaklarına sahiptir. Yolun yaklaşık 100 km. lik bir bölümü orman içerisinden akan, harika manzaralı nehir / dere yataklarından geçmektedir. Pek çok şelale mevcuttur. İçme suyu da son derece boldur. Yolun pek çok parkurunu 0,5 – 1 lt. su ile yürümek mümkündür.
  3. Yolun üzerinde güven içinde kamp yapılabilecek, harika manzaralara sahip pek çok kamp alanı mevcuttur.
  4. Lojistik destek imkanları çok fazladır. Kendinizi tamamen izole olmuş hissedeceğiniz yoğun ormanlarda yürürken bir anda karşınıza çıkan dağ köylerinde pansiyon/otel konaklaması hariç pek çok temel ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. (Kamp kurmak dahil)
  5. Yol son derece güvenlidir. Bölgede büyük yırtıcı yoktur. Suç oranı hemen hemen yok denebilecek seviyededir. Cep telefonları çok az bir bölge hariç hemen hemen her yerde çekmektedir. Su kaynaklarının çok bol olması nedeniyle dehidrasyon tehlikesi yoktur. İklim ılımandır.
  6. Yol üzerinde, açık havada üzerinize kar, yağmur yağarken kaplıca keyfi yapma imkanı da mevcuttur.
  7. Yol üzerinde mevsimin göre, elma, ahlat, erik, dağ çileği, böğürtlen gibi pek çok meyveyi yiyebilmek mümkündür.
  8. Bölgeye ulaşım çok kolaydır. Özellikle bu sporun nüfusu nedeniyle en yoğun olarak yapıldığı Marmara bölgesinin tam ortasında yer almaktadır. İstanbul, Bursa gibi büyük şehirlerden 2 saatte ulaşmak mümkündür.
  9. Yol, doğa yürüyüş tecrübesi çok fazla olan ve ülkemizdeki pek çok doğa yürüyüş yolunu yürümüş gönüllü bir ekip tarafından hazırlanmaktadır. Bu nedenle doğa yürüyüşçülerinin karşılaştıkları sorunları minimum seviyede tutmak için büyük gayret gösterilmektedir. Bunun en önemli adımı olarak, işaret arama sorununu çözmek için çok yoğun bir işaretleme yapılmakta, özellikle yol ayrımları kargaşaya meydan vermeyecek şekilde işaretlenmektedir.
  10. Yürüyüşçüler çok iyi işaretlenmiş, GPS’e ihtiyaç duymayacakları bir yürüyüş yolunda yürüyeceklerdir.
  11. Yolun geçtiği köylerde, erkekler ile kahvehanelerde, kadınlar ile evlerde toplantılar düzenlenerek, yürüyüş yolu ve gelecek yürüyüşçülerin ihtiyaçları konusunda bilgilendirme yapılmaktadır.

Artemea Yolu Hakkında Detaylı Bilgiler ve Bağlantılar:


6.   İdyma Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Idyma Yolu Kültür ve Yürüyüş rotası
  • Idyma Yolu, Muğla’da bulunmaktadır. Geçmişte birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış önemli bir nokta olan İdyma Yolu, Muğla’nın Gökova ilçesinde bulunuyor.
  • Idyma Yolu esasında aşağıda tanıttığımız Karye Yolu’nun bir etabı ya da devamı olarak algılanabilir. Karye yolunun rotalarından bir rota olduğu söylenebilir.
  • Geçmişte pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan Idyma Yolu, Muğla’nın Gökova ilçesinde yer almaktadır. Gökova ve çevresinde ki tüm köyleri birbirine bağlamaktadır. Türkiye’de ilk Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak bilinen Idyma Yolu, 150 km uzunluğunda ve 10 rotadan oluşmaktadır.
  • Eşsiz güzellikteki Gökova ve çevresindeki tüm köyleri birbirine bağlayan antik yollar, kervan yollar, patikalar ve kanyonlar İdyma yoluyla tekrar hayat bulmakta.
  • Akyaka’nın da içinde olduğu Gökova bölgesi 1988 yılında, Türkiye’ de ilk defa “Özel Çevre Koruma Bölgesi” ilan edildi.
  • Gökova, değişik bitki örtüsü türlerinin yanı sıra, sulak alanlara ve çayırlıklara sahip bir bölgedir.
  • Akyaka ise kuş gözlemcileri için önemli bir alandır. Özellikle bölgedeki sulak alan kuşların kışlama ve yuvalama noktalarındandır.
  • Bu 10 günlük yürüyüş ve 150 km. uzun rota bazı noktalarda Karya Yolu’na bağlanıyor ve harabeler ve vahşi kırların içinden geçiyor. Çoban patikalarına veya antik yollara dayanan rota, sahildeki geleneksel yaşam tarzına dair bir fikir veriyor.
  • 2500 yaşında olduğuna inanılan tarihi bir asfalt yolun bulunduğu dramatik Ula kanyonundan da geçiyor. Yürüyenler Akyaka’da kendilerini modern konfora dayandırabilir ve rotanın en uzak noktalarına minibüs veya taksi ile ulaşabilirler. Gelecekte, köy konaklama geliştirilecektir.
  • Barındırdığı evrensel koruma altındaki türler sebebiyle nemli Kuş Alanı ilan edilmiştir.
  • 150 km uzunluğundaki 10 rota, Gökova Doğa Koruma alanındaki tarihi ve doğal güzellikleri korumak ve tanıtmak için oluşturuldu.
  • Rota, Ula ve Gerit Kanyonlarını, Damla deresini, İdyma ve çevresindeki antik yerleşimleri, Gökova Körfezi’nin nefes kesen manzarasını ve saklı Ege köylerini yürüyürek keşfetmenizi sağlayacaktır.
  • Karia Yolu’yla birkaç noktada birleşen yolu tümden veya Akyaka’dan günübirlik turlar şeklinde de yürüyebilirsiniz.
  • 150 kilometrelik 10 rotadan oluşan Idyma Yolu, Muğla’nın Gökova ilçesinde bulunuyor. Pek çok önemli medeniyete ev sahipliği yapmasıyla bilinen Idyma, tarih açısından önemli bir yere sahip olduğu gibi doğal güzellikler açısından da oldukça zengin.
İdyma Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Ege köylerinin bakir güzelliklerini keşfe çıkarken Idyma ve çevresindeki antik yerler ile de tarihi bir yolculukla baş başa olabilirsiniz.
  • Gökova ve çevresindeki tüm köyleri birbirine bağlayan antik yollardan oluşan rota Türkiye’ de ilk defa ‘Özel Çevre Koruma Bölgesi’ ilan edilen bölgesi içinde de yer alıyor.
  • 50 km uzunluğundaki 10 rotadan oluşan bu yolda, İdyma ve çevresindeki antik yerleri görebilir, Gökova Körfezi ile Ula ve Gerit Kanyonlarının muhteşem manzaralarına şahit olabilir, Ege köylerinin el değmemiş güzelliklerini keşfedebilirsiniz.

İdyma Yolu Akyaka’nın Tarihi

  • Şimdilik bu toprakların 2600 yıldır yerleşim gördüğünü biliyoruz.
  • Akyaka’nın şimdi bulunduğu yer olan İdyma, bir Karya kenti olarak kurulmuştur.
  • MÖ 546 yılında İdyma, Harpagos komutasındaki Pers ordusu tarafından işgal edilmiştir. 484 – 405 yılları arasında Pers alayı sürgüne gönderilmiş ve şehir Atina’nın önderlik ettiği Attika Delos Deniz Birliği’ne katılmıştır. M.Ö. 440 yılında İdyma Birlik’ten ayrıldı ve Sparta’nın bölgede dericilik yapmaya başladı.
  • Karia’nın en önemli kralı Mausolos (M.Ö. 277 – 353) döneminde bölge Perslerin kontrolüne geçmiştir. Ancak Pers ve Karia arası iyi olduğundan Mausolos bağımsız bir kral olarak hareket edebildi. MÖ 334 yılında Büyük İskender bölgeyi işgal etmiş ve Helenistik dönem başlamış, Yunan dili ve kültürü hızla yayılmıştır.
  • 3. yüzyıl, İmparatorluğun zayıflamaya başladığı dönemdi. Ayrıca büyük depremler ve uzun kara ölüm salgınları vardı. Bu yüzyıldan sonra İdyma ve onun kanalları, kaleleri, sarnıçları bölgedeki diğer şehirlerin çoğu gibi terk edilmiştir.
  • 13. yüzyıldan sonra Türk Saltanatları tarafından iskân edilmiştir. Ve 1420 yılında Osmanlı İmparatorluğu’na katıldı.
İdyma Yolu

Idyma Yolu Harita ve Parkurlar

  1.     Akyaka – Turnalı:  Küçük köylerin içinden geçip, çam ormanlarının ve zeytin bahçelerinin arasından dolanarak 350m rakıma kadar yükseldiğimiz 18km’lik uzun bir parkur.
  2.    Turnalı–Sarnıç: İki alternatif bitişi olan 15km’lik bir etap. Seher Yolu (Günbatımı Yolu) inanılmaz bir manzara eşiliğinde 800m rakıma kadar tırmanılan eski bir parkur, bitiminde Gökova Körfezine ulaşıyoruz. Merdivenli yol olarak adlandırılan 300 yıllık parkur Kıransahili’nde Karia Yolu ile birleşiyor.
  3.    Sarnıç- Denizova: Etrafı çam ağaçları ile kaplı, içerisinde derin mağaralar bulunan ve gizli kalmış bir kanyon olan Gerit kanyonunu geçerek toplamda 8km’lik bir yürüyüşle Denizova Köyüne ulaşıyoruz.
  4.    Denizova- Kızılağaç :  Ortalama yüksekliği 600m olan Menteşe Tepelerini aşarak gerçekleştireceğimiz, 20km lik uzun bir rota. Yol üzerinde Damla Kanyonu ve Karia mezarları gibi görülmeye değer bir çok şey var.
Idyma ancient city comes to surface
İdyma Yolu Tarih
  1.    Kızılağaç – Yeşilova: Ula Kanyonundan geçen 7km uzunluğunda bir yürüyüş. Ula Kanyonu duvarları 400m ‘ye kadar ulaşan , endemik bitki örtüsüyle doğa harikası bir yer. En sıcak aylarda bile rahatlıkla yürüyebilir. Kanyon İdymos Çayını besleyen ana kaynaklardan birtanesidir. İdyma Antik kenti de bu nehrin kıyısına kuruldu.
  2.    Yeşilova- Çiçekli: Antik Karia şehirlerini birbirine bağlayan patikalar ve antik yollar arasında yapacağınız 15km’lik bir yürüyüş. Karia açık hava müzesi olarak bilinen yüz yıllardır el değmemiş bir coğrafya.
  3.    Çiçekli- Çıtlık: 1. Dünya savaşında bölgeyi istila eden İtalyanlar tarafından inşaa edilmiş 100 yaşında bir yol. Yolun devamı bizi Portakallıktaki M.Ö.2000 yılında yapıdığı tahmin edilen Kibele tapınağına götürür.
  4.     Çıtlık- Gökce: 15 km uzunluğundaki parkur Şirinköy ve Akçapınar’da geçerek Gökçe köyünde Karia Yoluna bağlanır.
  5.     Gökçe- Akyaka: 10km’lik parkur Gökçe kanyonunu aşarak zeytin bahçelerinin arasından Gemi Koyuna uğrar, tarım alanları içinden devam ederek Akyaka’daki Uçurtma Koyuna ulaşır.
  6. Akyaka – Sakar- Idyma –Akyaka: 10km’lik parkur Gökçe kanyonunu aşarak zeytin bahçelerinin arasından Gemi Koyuna uğrar, tarım alanları içinden devam ederek Akyaka’daki Uçurtma Koyuna ulaşır.

7.   Hz. İbrahim Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Hz. İbrahim Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Hz. İbrahim, bugün dünya nüfusunun yarısından fazlası tarafından paylaşılan, ruhani ve kültürel bir geleneğin başlangıcında bir yere sahiptir.
  • Hz. İbrahim’in hikayesi bize yaklaşık 4000 yıl öncesinden, Tunç Çağı’ndan gelmiş olsa da, bugün Orta Doğu’nun dört bir yanındaki kutsal yerlerde ve tarihi kentlerde hala hatırlanmakta ve kutlanmaktadır.
  • Hz. İbrahim’in anısı, belki de en çok, Türkiye’nin güneydoğusunda yer alan Şanlıurfa halkı tarafından yaşatılmaktadır.
  • Eski bir efsane, doğum yeri ve çocukluğunun geçtiği şehir olarak Şanlıurfa’yı anlatmaktadır ve burası, bin yılı aşkın bir süredir bir hac merkezi olmuştur. Bu külte ait mağara, cami, bahçe ve havuzlardan oluşan bir yapı kompleksi, kent merkezini oluşturmaktadır.
  • Buradan yürüyerek yalnızca bir gün uzaklıkta olan Harran’a, Hz. İbrahim’in kutsal topraklara ve oradan da Mekke’ye giden yolculuğunun başladığı yere gidilir.
  • Hz. İbrahim Yolu, Orta Doğu’da bu kültün izini takip eden bir yürüyüş kültür turizm rotasıdır. Rota, bir grup kutsal ve tarihi yeri, son derece ilginç tek bir güzergahta buluşturmaktadır.
  • Rotanın Türkiye bölümü, Şanlıurfa bölgesindeki eşsiz Hz. İbrahim mirasını anmak ve kutlamak için oluşturulmuştur.
  • Rota, dünyanın dört bir yanından gelen gezginleri, muhteşem tarihi ve kutsal yerleri keşfetmeye teşvik etmenin yanı sıra, onlara, Hz. İbrahim’in mirası olan misafirperverlik ve dostluğu deneyimleme imkanı da sunmaktadır.
  • Yürüyüş için en uygun zamanlar, Şubat-Mayıs ve Ekim-Kasım arasıdır ve yaz ayları fazla sıcaktır.
  • Göbeklitepe’deki kazı çalışmaları, genelde bahar sonu ile sonbaharda yapılmaktadır ve burayı ziyaret etmek için en uygun zamanlar yine bu aylardır.
Hz. İbrahim Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Rota, 170 km uzunluğundadır ve yerel bir refakatçi eşliğinde yürünebilmektedir.
  • Erken saatlerde başlamak, yürüyüşçülerin, günün erken saatlerindeki serinlikten faydalanmalarına olanak sağlamaktadır. Rota boyunca, hayatları atalarınınkiyle çok sayıda benzer özellik taşıyan köylülerle tanışma fırsatı bulacaksınız.
  • Hz. İbrahim Yolu organizatörleri, rotanın uzağındaki yerlere yürüyüş ve turlar da düzenlemektedir.
  • Şanlıurfa; eski bir efsanede de olduğu gibi onun, doğum yeri ve çocukluğunun geçtiği şehir olarak anlatılmaktadır.
  • Tüm anlatılarla da bu şehir, bin yılı aşkın bir süredir bir hac merkezi olagelmiştir. Bu külte ait mağara, cami, bahçe ve havuzlardan oluşan bir yapı kompleksi, Şanlıurfa’nın kent merkezinde tüm heybetiyle durmakta ve ziyaret edilmektedir.
  • Buradan yürüyerek yalnızca bir gün uzaklıktaki Harran’a, Hz. İbrahim’in kutsal topraklarına ve oradan da Mekke’ye giden yolculuğunun başladığı yere gidilir.
  • Bu yürüyüş güzergahı bir grup kutsal ve tarihi yeri, tek bir rotada yani Hz. İbrahim’in izinde buluşturmaktadır.
  • Hz. İbrahim Yolu, Orta Doğu’da bu kültürün izini takip eden bir yürüyüş rotasıdır. Bu toprakları tanımak, buradaki ruhani ve kültürel geleneği keşfetmek için dünyanın dört bir yanından gezginler gelmektedir.
  • Bu yolda yürüyenler tarihi ve kutsal yerleri keşfetmekle kalmayıp Hz. İbrahim’in mirası olan misafirperverlik ve dostluğu da deneyimleme şansını yakalamaktadır. Rotanın Türkiye bölümü, Şanlıurfa bölgesindeki Hz. İbrahim’in mirasını anmak ve kutlamak için oluşturulmuştur.
  • Yerel bir refakatçi eşliğinde yürünebilen bu rota, 170 km uzunluğundadır. Yürüyüş için en uygun zamanlar, Şubat-Mayıs ve Ekim-Kasım arasıdır ve yaz ayları fazla sıcaktır.
  • Üç semavi dinin ortak simgesinden yola çıkan Harvard Üniversitesi, barışa hizmet edecek uluslararası bir turizm projesi geliştirdi. Tıpkı İspanya’daki Camino Yolu gibi, bireylere arınma, kendini sorgulama fırsatı verecek uzun bir yürüyüş güzergahı hazırladı. Yürüyüş, Hz. İbrahim’in doğduğu Şanlıurfa’dan başlayacak.Yaşadığı Suriye, Ürdün topraklarından geçip, Filistin’in El Halil kentindeki mezarında sona erecek.
  • İbrahim Yolu’nun rotası köylerden GPS sistemi Google Earth kullanarak toplanan verilerle çiziliyor. Urfa’dan El Halil’e tahmini yürüyüş güzergahı 1100 kilometre.
Hz. İbrahim Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası Urfa Bölümü
  • İbrahim Peygamberin doğduğu Urfa’nın Harran ilçesinden başlayacak yürüyüş, Halep, Şam, Amman, Beytüllahim ve Kudüs üzerinden Filistin’in El Halil kentinde sona erecek.
  • İbrahim’in Yolu Projesi uzlaşı hedefinin dışında bölge halklarına inanç turizmi ekseninde gelir sağlamayı da amaçlıyor.
  • İbrahim’in Yolu, yolculuğu İncil anlatısının başlangıcını ve bugün dünyadaki insanların yarısından fazlasının paylaştığı manevi ve kültürel bir geleneğin doğuşunu işaret eden ata İbrahim’in ayak izlerini takip eder.
  • Tarih ve efsaneyi yaşayan kültürlere ve topluluklara bağlayan bir yolculuğa katılın: yarı kurak bozkırları geçin, antik tapınakları keşfedin ve yerel ev sahibi ailelerle hikayeler ticaret yapın.
  • Urfa, İbrahim’in doğduğu yeri işaretleyen camiler, mağaralar ve kutsanmış sazan havuzlarından oluşan bir ritüel kompleksi etrafında inşa edilmiş mükemmel bir kutsal şehirdir.
  • Ziyaretçiler bu antik çevrede İbrahim’in ayak izlerini takip edecek ve patrik döneminden önce ve sonra önemi artan çevredeki alanların bir mozaiğini keşfedecekler.
  • Balıklıgöl’ün ünlü hac yerlerini keşfedebileceğiniz ve şehrin ünlü yemeklerinden bazılarını tadabileceğiniz başkent Urfa’dan başlayabilirsiniz. Ya da İbrahim’in vaat edilen Kenan ülkesine seyahat etmeden önce Sarah ile birlikte yaşadığı İncil’deki Harran şehrini tercih edin. Bu dönemin kalıntıları (Yakup Kuyusu, Jethro şehri), günümüz Arap ve Kürt köylerinin pamuk tarlaları ve kerpiç evleri arasında sıkışmış durumda.
  • Harran’a bir günlük yürüyüş mesafesinde, çevredeki platodan aniden yükselen birkaç tepedeki türbe yer alır; Bazıları, yakın zamanda keşfedilen Göbekli Tepe arkeolojik harikası gibi, kilometrelerce öteden görülebilir. Bu olağanüstü tarih öncesi, Urfa’nın tarihi hazineleriyle rekabet ediyor: şehir bir zamanlar Urfa’nın çağdaş kültürüne, mutfağına ve mimarisine farklı bir hava katan paganlara, Yahudilere, Hıristiyanlara ve Müslümanlara ev sahipliği yapıyordu.
  • Hz. İbrahim Yolu, dünya nüfusunun büyük çoğunluğu için önemli bir yere sahip olan İbrahim Peygamber’in doğduğu yer olarak kabul edilen Şanlıurfa’dan başlıyor.
  • Dünyanın dört bir yanından gelen gezginleri kutsal yerleri keşfetmeye yönelten rota İbrahim Peygamber’in, Şanlıurfa’dan kutsal topraklara giden yolculuğunun ilginç bir deneyimi. 1100 kilometrelik yürüyüş güzergahıyla Filistin’in El Halil kentinde sona eren rotanın Türkiye topraklarındaki uzunluğu ise yaklaşık 170 kilometre.
  • Hz. İbrahim’in mirası olan misafirperverlik ve dostluğu deneyimleme imkanı sunan bu rota için en uygun zamanlar yaz aylarının oldukça sıcak geçmesi nedeniyle Şubat-Mayıs ve Ekim-Kasım arası dönemler.

8.   Yenice Orman Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası

Yenice Orman Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Yenice Ormanları Yolu, Karabük, 1999’da Dünya Yaban Hayatı Fonu (WWF), acil koruma gerektiren olağanüstü biyolojik çeşitliliğe sahip yüz “Avrupa Ormanlarının Sıcak Noktası” bölgesi belirledi. Karabük ilindeki Yenice Ormanı, Türkiye’deki dokuz “Sıcak Nokta”dan biridir.
  • Bölge, bakir orman, anıtsal ağaçlar, eşsiz bir ekosistem ve tropiklerin dışında nadir bulunan zengin bir biyolojik çeşitlilik içeren bir doğa harikasıdır.
  • Yenice Ormanı’nın kuşkusuz en önemli kısımları anıt ağaçların bulunduğu “Tabiatı Koruma Alanları” ve Arboretum alanıdır.
  • Koruma bölgesi, mirasın en değerli parçası olan birçok anıtsal ağaç türünün bulunduğu bozulmamış ormanın biyolojik çeşitliliğini korumak için kurulmuştur.
  • Bazı ağaçların gövdeleri dünyada ender görülen çap ve yüksekliklere ulaşarak, bol su ve nemin oluşturduğu yemyeşil vadiler, sarp zirveler, zengin bitki yaşamı arasında büyür.

Yenice Orman Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası Hakkında

Yenice Orman Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası Hakkında
  • Karabük Valiliği ve Yenice Kaymakamı tarafından Ekim 2009’da başlatılan bir proje kapsamında oluşturulan güzergah, 210 kilometre boyunca 21 parkur işaretlendi ve alternatif parkurlarla birlikte toplam güzergah 396 kilometreye ulaştı.
  • Parkurlar günübirlik geziler, kısa geziler veya uzun geziler olarak sınıflandırılır ve orman yolları ve patikaları içerir.
  • Dağ bisikleti parkurları toplam 292 kilometredir. İz işaretleme, uluslararası “Grande Randonnée” sistemine uygundur, kırmızı ve beyaz boya işaretleri ve yön tabelaları, rotaların başlangıçlarını, bitişlerini ve kavşaklarını işaretler.
  • Daha sonra patikalar, Hadrianoupolis kalıntıları da dahil olmak üzere Eskipazar’a (Karabük) kadar uzanır. 8 parkur daha eklenmiş olup, uzatma projesinin adı ‘Doğadan Tarihe Yürüyüş Rotaları – Eskipazar’dır.
  • Rotaları yürümek için en iyi mevsim Nisan ve Kasım ayları arasıdır.
  • Karabük ili sınırlarındaki Yenice Ormanları, Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) tarafından belirlenen ‘Avrupa’nın biyolojik çeşitlilik açısından en değerli ve acil olarak korunması gereken 100 orman alanı’ içinde bulunuyor.
  • Yenice Ormanları içinde bulunan ve alternatif yollarla 396 kilometreye kadar uzanan Yenice Ormanları Yolu, orman yolu ve patikalardan oluşan 21 parkura da sahip. Bunun yanında dağ bisikleti için de parkurların bulunduğu bu rotanın en önemli bölümü anıt ağaçların olduğu ‘Tabiat Koruma Alanları ve Arboretum sahası’. Parkuru ziyaret etmek için en uygun dönem ise Nisan-Kasım ayları arasındaki dönem.
  • Unesco Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve eski konaklarıyla ünlü Safranbolu’ya sadece 40 kilometre mesafedeki Yenice Ormanları, Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) tarafından Avrupa’nın 100, Türkiye’nin ise dokuz sıcak noktasından biri olarak belirlendi.
  • Yemyeşil vadilerin, yalçın zirvelerin, suyun ve nemin yarattığı zengin bitki çeşitliliğinin yansıması olan anıt ağaçlar, bu doğa harikasının en değerli hazineleri olarak dikkat çekiyor.
  • Yenice Ormanları Doğa Yürüyüş Parkurları’ projesi Ekim 2009’da ayında uygulamaya geçirildi. 210 kilometre boyunca işaretlenen yol üzerindeki 21 parkur, günübirlik, kısa ve uzun olmak üzere üç kategoride toplandı. Parkurlar genellikle orman yolları ve patikalardan oluşuyor.
  • Ayrıca 292 kilometrelik dağ bisikleti rotası mevcut.
  • Türkçe daha fazla bilgi için http://ersindemirel.blogspot.com/2011/01/yenice-ormanlari.html adresini ziyaret edin.

9.   Hitit Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası (Gastronomi Yolu)

Hitit Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası (Gastronomi Yolu)
  • Hitit Yolu parkurları, Çorum’daki Hattuşa, Alacahöyük, Şapinuva gibi binlerce yıllık kentleri birbirine bağlıyor.
  • Roma döneminde Niconia olarak bilinen, aynı zamanda Yankoniye, Trokmu ve Gordiana olarak da anılan Çorum adının Yunanca kökeni Dzorum’dur. Bir araştırmaya göre Çorum adı, Oğuz Türklerinin Üçok koluna bağlı bir boydan gelmektedir.
  • Kültürel hazinelerle dolu eşsiz bir şehir olan Çorum, cömert bir doğaya sahiptir ve tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Tüm Anadolu yarımadası içinde Hitit uygarlığının en çok izlerinin bulunduğu Çorum; İç Anadolu ile Karadeniz arasındaki yol ise medeniyetlerin geçişinde tüm zaman boyunca önemini korumuştur. Hattuşa Antik Kenti, Unesco Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Türkiye’deki 10 yer arasında yer alıyor.
  • Gastronomi Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası: Hitit Yürüyüş Yolundan sonra 2011 yılı içerisinde, Türkiye’de bir ilk olarak doğa, tarih ve mutfak kültürünü buluşturan bir eko turizm çalışması Kızılırmak Havzası, Gastronomi ve Yürüyüş Rotaları belirleme ve işaretleme çalışmaları tamamlanmıştır.
  • 2010’da 23 parkurun haritaları, GPS koordinatları çıkarıldı, çevre özelliklerini içeren bir kitap yayımlandı. Ersin Demirel’in hazırladığı kitapta uzunlukları 2 – 18 kilometre arasında değişen 11 günübirlik, uzunlukları 23 – 87 kilometre arasında değişen altı uzun yürüyüş, uzunlukları 32 – 103 kilometre arasında değişen altı bisiklet parkuru yer alıyor.
  • Kültürel mozaiğin en belirgin olduğu rotalardan biri olan Hitit Yolu’nda belirlenmiş olan 17 parkuru yürüyebilir, eşsiz güzelliklerin tadını çıkarabilirsiniz. Hitit Yolu, Anadolu’nun zengin tarihini ve kültürel mirasını doğa severlerle buluşturan bir yol.
  • Türkiye’de Unesco Dünya Mirası listesi‘ne giren yerlerden biri olan Hattuşa Antik Kenti ve Hititlerin zengin birikimini yansıtan ayrıntıları barındıran Hitit Yolu tarih, kültür ve doğa meraklıları için dünyanın en özel yerlerinden biri.
  • Çalışmalar sonucu 236 km boyunca işaretlenen doğa yürüyüşü rotası üzerindeki 17 parkur, alternatif güzergahlarla birlikte 385 kilometreye ulaşıyor.
  • Hitit yurdunun önemli kentleri Hattuşa, Alacahöyük ve Şapinuva üçgenindeki tarihi güzergahlar kullanılarak oluşturulan Hitit Yolu eski kervan ve göç yollarından geçiyor.
  • Hitit Yolu yürüyüş parkurlarının en güzel bölümlerinden birini Alaca Çayı Vadisi oluşturuyor. Tarihin birçok evresinde yurt edinilen bu vadi, Cemilbey köyüne kadar uzanıyor.
  • 2010’da 23 parkurun haritaları, GPS koordinatları çıkarıldı, çevre özelliklerini içeren bir kitap yayımlandı. Ersin Demirel’in hazırladığı kitapta uzunlukları 2 – 18 kilometre arasında değişen 11 günübirlik, uzunlukları 23 – 87 kilometre arasında değişen altı uzun yürüyüş, uzunlukları 32 – 103 kilometre arasında değişen altı bisiklet parkuru yer alıyor.
  • Kızılırmak Nehrinin kılavuzluğunda trekking, bisiklet, kültür, manzaralı araç yolu ve jeep safari gibi farklı konseptteki rotalarıyla, aktiviteye olduğu kadar damak tadına da önem veren doğaseverleri beklemektedir.
  • Baharda bülbül şakımalarını dinleyebileceğiniz dokuz kilometrelik Karakaya – Alacahöyük etabını ve Köroğlu Dağları’nı seyredeceğiniz 11 kilometrelik İskilip Elmalı Vadisi etabını tavsiye ediliyor.
  • Anadolu Yarımadası bir kültür mozaiğidir, bu topraklara ve insanlığa damgasını vurmuş birbirini takip eden medeniyetlerin sentezidir. Bu uygarlıklardan Hititler, zamanlarının bir ‘süper gücü’ idi. Hititler, ilk yazılı anayasayı ve gelişmiş bir ceza kanununu yapmalarıyla ünlüdür; dönemin müthiş silahı olan hafif savaş arabaları yapmak için; strateji ustası krallar için; bin tanrı ve tanrıça içeren bir panteon için; ve muhteşem şehirler için.
  • Hattuşaş antik kenti, UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nin bir parçasını oluşturan on Türk sit alanından biridir.
  • Hititler ayrıca bize, şimdi UNESCO Dünya Belleği Kaydı’nın bir parçası olan olağanüstü çivi yazılı tabletler bıraktılar. Hitit Rotaları, bölgenin zengin kültürel mirasını sakin bir ortamda keşfediyor – tarih tutkunları için gerçekten özel bir deneyim.
Hitit Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası (Gastronomi Yolu)
  • Gastronomi ve Yürüyüş Yolu, saklı kalmış güzellikleri ortaya çıkaran, unutulmaya yüz tutmuş yemekleri yaşatmayı hedefleyen ve Çorum’un aslında bir lezzet durağı olduğu iddiasını ortaya koymaktadır.
  • 190 kilometre boyunca işaretlenen bu rotalar, ilimizde doğaya dayalı alternatif turizm çeşitliliğinin gelişimine önemli katkı vermektedir. “Gastronomi Turları” ile yürüyüş, bisiklet, manzaralı araç yolu, kültür ve jip safari rotalarıyla alternatif programların uygulanmasına imkan sağlanması amaçlanmıştır.
  • Hitit Rotalarının odak noktası, 1988 yılında Boğazkale ilçesinde 2634 hektarlık bir arazi üzerine kurulmuş güzel bir Milli Parktır.
  • Milli Park, antik Hitit kenti Hattuşa’nın kalıntılarını ve Alacahöyük toprak mezar höyüğünü içerir.
  • Hitit Yürüyüş Rotaları ve Bisiklet Parkurları, Hattuşa, Alacahöyük ve Şapinuva’nın oluşturduğu üçgenin köşelerini birleştiren tarihi yolları takip ediyor.
  • Güzergahlar Çorum Valiliği tarafından çizildi ve çalışmalar Ekim 2010’da tamamlandı.
  • 236 km’lik 17 trekking rotası ticaret kervanlarının kat ettiği eski yollar ve birbirini takip eden göç dalgaları tarafından işaretlenir.
  • Alternatif yollar da sayıldığında toplam uzunluğu 385 km’ye ulaşıyor.
  • Altı heyecan verici dağ bisikleti parkuru 406 km’lik bir alana yayılıyor.
  • 1355 kilometre uzunluğundaki Kızılırmak, ilin 10 ilçesinden geçerek Çorum şehrine hayat veriyor.
  • Türkiye’nin en uzun nehri olan Kızılırmak, Çorum’un peyzajını yeşillendirir ve iç kısımlardaki derin vadilerin kültürlerini Karadeniz kıyılarına bağlar.
  • Dağların, derin vadilerin, yemyeşil ormanların, şelalelerin bulunduğu ilin güney kesiminin aksine, kuzey kesiminin doğal güzellikleri renkli yaylalardan oluşmaktadır. Elbette mutfağı da Çorum’un zengin kültürel mozaiğini yansıtıyor.

     Gastronomi Rotası Hakkında

Hitit Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası (Gastronomi Yolu)
  • Kızılırmak Havzası Çorum Gastronomi ve Yürüyüş Rotası projesi hazırlanırken Türkiye’de ilk kez kullanılan farklı bir konsept kullanıldı.
  • Bir ekoturizm çalışmasında Kızılırmak boyunca uzanan yerleşimlerin kültürel, tarihi ve doğal güzellikleri değerlendirilmiş ve özgün bir yemek kültürünü desteklediği tespit edilmiştir.
  • Nehrin güzergahı boyunca, doğanın kucağında, sürekli bir gezgin akışı, zamanın akıntılarıyla taşınarak, bu kültürü yayarak, zaman ve mekan arasında kesintisiz bir yolculuk yapar.
  • Kızılırmak Havzası’nın ekoturizm açısından değerlendirilmesi sonucunda 190 kilometrelik gastronomi ve yürüyüş parkurları işaretlendi.
  • Toplam 305 kilometrelik alternatif rotalarla birlikte 25 parkurdan oluşuyor. Türkiye’deki diğer patikalarda olduğu gibi patikalarda kırmızı-beyaz işaretlerle işaretlenmiş 37 ve 52 kilometre uzunluğunda uzun yürüyüş yolları bulunuyor.
  • Genellikle köy ve orman yollarını takip eden toplam 606 kilometrelik 7 bisiklet yolu bulunmaktadır.
  • Manzaralı Araç Yolu olarak bilinen 702 kilometrelik kısım Kırşehir yakınlarındaki Hirfanlı Barajı’ndan başlayıp Kırıkkale, Ankara, Çankırı, Çorum, Samsun ve Sinop illerinden geçmektedir.
  • Nevşehir ilinin Avanos ilçesinden kuzeye giden Kızılırmak’ı takip etmek isteyenler bu rotanın nehre paralel kısımlarını kullanarak Karadeniz kıyısına ulaşabilirler.
  • Çorum’un tarihi değerlerini görmek isteyenler 359 kilometrelik Kültür Rotasını takip edebilirler.
  • Böylece Hattuşa Antik Kenti, Yazılıkaya, Alacahöyük, Çorum Müzesi ve Saat Kulesi, Kapılıkaya, Osmancık Koyunbaba Köprüsü, Kandiba Kalesi, İç Kale ve Hacıhamza Kargı Camii, İskilip Kalesi ve Kaya Mezarlarını tek seferde geçebilirsiniz.
  • Aynı zamanda tüm bisiklet rotaları ve Manzaralı Araç Yolu jeep safari rotası olarak birleştirilebilir.
  • Sinop ilinin güneyinden ve Çankırı’nın kuzeyinden ve ayrıca güzel Kızılırmak’ın çevrelediği Çorum’dan geçen bu ekoturizm rotasını keşfederken, tarihi ve kültürel değeri olan otantik öğeleri, el sanatlarını ve folkloru görme fırsatınız var.
  • Ayrıca fasulye, mercimek, buğday, haşhaş, erişte, birçok çeşit dolmalar, tatlılar gibi tarla mahsullerine dayanan, adı kulağa tuhaf gelen, kulağa tuhaf gelen yöresel geleneksel lezzetlerin tadına bakabilirsiniz. helva gibi.
  • Rota, özellikle Nisan-Kasım arasındaki dönemde yürüyüş için çok uygundur. Parkurun en yüksek yeri Kösedağ’dır (2100 m.), kışın Sakaröküz Tepesi ile birlikte yoğun kar altındadır.
  • Hitit Yolu 236 KM’lik bir rotada işaretlenmiş ve GPS verileri çıkarılmış olan 17 parkurdan oluşan bu yol trekking severler için harika bir alternatif.
  • Çorum’daki Hattuşa, Alacahöyük ve Şapinuva bölgelerinden geçen bu yol, tarih ve doğayı bir arada sergiliyor.
  • Hattuşa, Alacahöyük ve Şapinuva üçgenindeki ‘Hitit Yolu’, alternatif güzergâhlarla birlikte toplam 385 kilometreye ulaşan 17 parkurdan oluşuyor. Rotaların ana hatlarında Boğazkale-Hattuşa-Şapinuva, Alacahöyük-Alaca-Şapinuva ve Boğazkale-Alacahöyük bölgeleri var.
  • Alaca Çayı Vadisi ve İncesu Kanyonu ise alternatif rotalar. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Hattuşa Antik Kenti’nde güneşin batışını izlemek ve Alacahöyük’te tarihin katmanlarını keşfetmek de parkurun güzelliklerinden.

Hitit Yürüyüşü Kültür ve Yürüyüş Yolu En İyi Sezon

•      Rota özellikle Nisan-Kasım arasındaki dönemlerde yürüyüş için son derece uygun. Parkurun en yüksek bölümü olan Kösedağ (2100 m.) ile Sakaröküz tepelerinin kış aylarında yoğun kar altında olduğunu hatırlatalım.

Çorum’da bulunan En İyi Yürüyüş Parkurları

Hitit Yolu Yürüyüş Önerileri
  • Karayanık – Şelaleler – Asarkaya
  • Gökçedoğan Baraj Gölü – Kızıloluk Piknik Alanı
  • Karaağaç Yayla – Mt. Köse – Çukuraluç
  • Tepelice – Hacıveliler – Kargı Tatil Köyü
  • Kargı Tatil Köyü – Kızılcaoluk Şelalesi – Başköy
  • Yalakyayla – Akpınar
  • Akpınar – Ahmetçe – İskilip

Hitit Yolu Yürüyüş Önerileri

  Günübirlik Yürüyüş Parkurları Uzunluk

  • Sorkun-Asarkaya 6 Km
  • Sorkun-Karayanık Şelaleleri 7 Km
  • Yalakyayla-Akpınar 11 Km
  • Akpınar-İskilip 14 Km
  • Karaağaç Yaylası-Çukuralıç 15 Km
  • İskilip-Karayanık 52 Km
  • Gökçedoğan Baraj Gölü-Kızıloluk 5 Km
  • Tepelice-Kargı Tatil Köyü 9 Km
  • Tepelice-Çobanlar 11 Km
  • Zeytin Yangın Göz. Kul.-Gölbel Gölü 5 Km
  • İnegöl Yangın Göz. Kul.-Karaca Yaylası 11 Km
  • Bisiklet Parkurları Uzunluk
  • İskilip-Asarkaya 54 Km
  • Kargı-Saraycık 62 Km
  • İskilip-Elmabeli-İskilip 82 Km
  • Obruk Baraj Gölü Çevresi-İskilip 110 Km
  • 1.     Gün : İskilip-Ahmetçe (7 km), Ahmetçe’de bir köy evinde konaklama
  • 2.     Gün : Ahmetçe-Akpınar-Yalakyayla (14 km), Yalakyayla kampı
  • 3.     Gün : Yalakyayla-Sorkun (11 km), Sorkun’da bir köy evinde konaklama
  • 4.     Gün : Sorkun-Asarkaya-Şelaleler-Karayanık (14 km), Karayanık’ta bir köy evinde konaklama
  • 5.     Gün : Karaağaç Yaylası-Abdullah Yaylası (10 km), Kargı Tatil Köyü’nde konaklama
  • 6.     Gün : Tepelice-Hacıveliler-Kargı Tatil Köyü (11 km), Kargı Tatil Köyü’nde konaklama
  • 7.     Gün : Kargı Tatil Köyü-Şelale-Başköy-İkitaş (14 km), Kargı’da konaklama

Türkçe daha fazla bilgi için


10. Troya Kültür Rotası

  •       Troya Kültür Rotası Çanakkale’de (tarihi adı Troas) bulunur ve doğu-batı ekseninde Ege ve Marmara denizlerini, kuzey-güney ekseninde ise Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlar.
  •       Arkeolojik çalışmalar bu bölgenin MÖ 7000’den itibaren Anadolu halklarının Avrupa topraklarına göç etmek için kullandıkları yollardan biri olduğunu göstermektedir.
  •       Troas tarih boyunca önemini hiçbir zaman kaybetmemiştir. Truva Savaşları, Helenler, Lidyalılar, Persler, Büyük İskender, Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu’nun izlerini taşır. Ayrıca Çanakkale Savaşı, bölgenin, Birinci Dünya Savaşı’nın yanı sıra dünya tarihinin akışını da değiştirdiği şekilde tarihte nasıl önemli bir rol oynadığının bir göstergesiydi.
Truva Antik Kenti
  •       Gelecek Turizmde Programı, Troya Kültür Rotası’nı desteklemekte ve Homeros’un İlyada’daki dizeleriyle ölümsüzleştirdiği Truva kenti ile başlamaktadır.
  •       Paris’in Hellen’den kaçtığı ve Truva Savaşlarının gerçekleştiği yer burasıdır. Priam’ın Schliemann’a göre paha biçilmez hazinelerine ev sahipliği yapıyor ve bugün UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde.
  •       Güzergah yaklaşık 120 km uzunluğundadır.
  •       Truva Antik Kenti’nde başlar ve Assos Antik Limanı’nda biter. Tüm rotayı tamamlamak bisiklet veya yürüyüş temponuza, parkurdaki köylerde, plajlarda ve tarihi mekanlarda geçirilen süreye bağlı olarak yaklaşık 5-7 gün sürecektir.
  •       Rota birkaç etaptan oluşuyor, bu nedenle daha kısa veya tematik turlar yapmak da mümkün.


Bütün outdoor aktivitelerinde güvenlik öncelikle sizin sorumluluğunuzdadır. Hiçbir makale veya video doğru eğitim ve deneyimin yerini alamaz. Özellikle outdoor ekstrem sporlarda kendi kişisel güvenliğinizden öncelikli olarak siz sorumlusunuz. Her zaman kişisel güvenliğinizi kendiniz ön planda tutun. Her durumda doğadan taraf olun.  Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında iletişim sayfamızdaki bağlantıları kullanarak bize yazın. Outdoor aktiviteleri ve macera turizmi hakkında en son bilgileri almak için sitemizi takip ediniz. 

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

Yazın Doğa Yürüyüşü

Outdoor Türkiye

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak sadece kendi yayınlarımızı değil, outdoor sektöründe yazılan yerli ve yabancı bütün yayınları tarıyor ve gerekli izinleri aldıktan sonra bütün outdoor sevenlere duyuruyoruz.

Bu yazımızı “https://blog.campingworld.com” adresindeki bir makaleyi birebir çevirerek elde ettik. Yazının orijinalini okumak için “https://blog.campingworld.com/at-the-campsite/tips-tricks/tips-and-tricks-for-safely-hiking-in-the-summer/” adresini ziyaret edebilirsiniz.

Yaz aylarında Güvenle Yürüyüş İçin İpuçları ve Püf Noktaları

Karavan gezginleri için en popüler aktivitelerden biri yürüyüş yapmaktır. Dışarı çıkıp doğanın tadını çıkarmanın patikalara çarpmaktan daha iyi bir yolu var mı? Güvenli ve eğlenceli bir zaman geçirmek için yaz yürüyüşlerinin bazı tehlikelerine karşı önlem aldığınızdan emin olun.

“Orada ne tür tehlikeler var” diye soruyorsunuz? Spesifik patikaya bağlı olarak değişebilse de, endişeler neredeyse her zaman aşırı sıcaklık ve ani gök gürültülü fırtınaları içerir, bu da ani sel ve yıldırım riskini beraberinde getirir.

Birkaç önlem, bir sonraki yürüyüşünüzde tüm aileyi güvende ve mutlu tutmak için uzun bir yol kat edecektir, örneğin:

  • Uygun donanıma sahip olmak.
  • Çevrenize çok dikkat etmek.
  • Kendinizi hızlandırmak.
  • Susuz kalma.

Güvenli ve mutlu bir yolculuk—hedef bu, değil mi? İşte bu yaz yürüyüş yaparken güvende kalmanız için bazı ipuçları ve püf noktaları.

Hava Durumundan Haberdar Olun

A man and his son on a hiking trail.
Hava Durumunu takip edin

Dışarı çıkmadan önce, yürüyüş yapmayı planladığınız zamanı çevreleyen saatlik bir döküm de dahil olmak üzere gün için yerel hava tahminini kontrol edin. En güncel duyurular için bir hava durumu radyosu kullanın . Dağlarda RVing yapıyorsanız , bu araç, kayıp hücre sinyali durumunda gereklidir.

Ek olarak, yüksek sıcaklıklardan ani sellere kadar yerel hava tehlikelerini daha iyi anlamak için park görevlileriyle konuşun. Bunu yapmak, şüpheli hava koşullarının ortaya çıkması durumunda yürüyüşünüz sırasında elverişsiz alanlarda gezinmenize yardımcı olabilir.

Bir hava durumu radyosu, hücre sinyalini kaybedebileceğiniz yürüyüşler ve geziler için önemli bir güvenlik aracıdır.

En kötüsü için plan yapın ve yıldırım düşmesi durumunda ne yapacağınız konusunda kendinizi eğitin. En iyi yaklaşım, mümkünse bundan kaçınmaya çalışmaktır. Patikadaysanız ve yaklaşan bir fırtına görüyorsanız, sırtlardan, tepelerden ve yüksek alanlardan aşağı inin. Bir fırtınaya yakalanırsanız, bir vadide veya arazide bir çöküntü geçene kadar korunun.

Her zaman izole ağaçlardan veya diğer uzun nesnelerden kaçının. Daha fazla bilgi için  NOAA Yıldırım Güvenliği web sitesine bakın. (NOAA, Amerika Birleşik Devletleri’nin Dünya’daki hava ve deniz olaylarını araştırması amacıyla görevlendirilmiş bir kurumudur. 1807 yılında kurulmuş olan NOAA, hava, deniz ve gökyüzündeki tehlikeleri araştırıp, okyanus ve kıyı kaynaklarının korunması konusunda araştırma ve geliştirme yapmaktadır.)

Araziyi Anlayın

A man standing on a rock looking out at a spectacular view while hiking.
Araziyi iyi anlayın

Patikaya çıkmadan önce, yürüyüşün tam güneşte olup olmayacağını veya yol boyunca biraz gölge bekleyip bekleyemeyeceğinizi ve eğer öyleyse, gölgeli yerler arasında yürüyüş yapmak için geçen ortalama süreyi belirlemek için biraz araştırma yapmaya çalışın. . Yürüyüşün en zor kısımlarının nerede olacağını anlayın ve kendiniz ve sizinle birlikte yürüyüş yapanlar için makul bir tempo belirlemeye çalışın.

Unutmayın, yaz, Rockies’teki gibi doğal olarak daha serin olan daha yüksek bir rakımda patikaları keşfetmek için harika bir fırsat sağlar . En önemlisi, nereye giderseniz gidin, dinlenmek için yol boyunca durun, vücudunuzu serinletin ve manzaranın tadını çıkarın. Hayatın sadece varış noktası değil, yolculukla ilgili olduğunu unutmayın.

Erken Başlayın

A sunrise over a mountain top
Erken Saatlerde Yürüyün

En yüksek sıcaklıklardan kaçınmak için yürüyüşe sabah erkenden başlayın.

Yaz tatilinizde uyumak cazip gelse de, günün erken saatlerinde yürüyüş yapmak sıcak yorgunluğunuzu azaltır. Dağlık bölgelerde, fırtınalar tipik olarak öğleden sonra erken saatlerde gelişir, bu nedenle günün erken saatlerinde yürüyüş yapmak ve öğleden sonra dağdan aşağı inmek iyi bir fikirdir.

Ancak erken başlamaya karar verirseniz aklınızda bulundurmanız gereken bir şey var. Yol çimenliyse, muhtemelen sabah çiyiyle ıslanacak. Bir yürüyüş sırasında ıslak ayaklardan daha rahatsız edici birkaç şey olduğundan, fazladan bir çift kuru çorap veya suya dayanıklı yürüyüş ayakkabısı giymek isteyebilirsiniz . Erkek yürüyüş ayakkabısı ve kadın yürüyüş ayakkabısı tüm farklı stil ve renklerde gelir. Yaz yürüyüşünüzde hangi ayakkabıyı giyeceğinizi merak ediyorsanız, bir Kamp Dünyası ortağı, arazinize en uygun ekipmanı bulmanıza yardımcı olabilir.

A waterproof hiking boot
Su geçirmez bot

Islak ayakkabı ve çoraplarla yürüyüş yapmayın. Su geçirmez bir bot, her koşulda hava almanıza yardımcı olacaktır.

Hava Durumuna Göre Elbise Tercih edin

Atletler ve parmak arası terlikler yazın favorileri olsa da patikalar için iyi bir seçim değiller. En sıcak havalarda bile, güneş yanığı, böcek ısırıkları ve korkunç zehirli sarmaşıktan korunmak için çıplak deriyi kapatmak en iyi ipucudur. Bir tam dolu ilk yardım çantası bu basit rahatsızlıkların tedavisinde doğru öğeleri olmalıdır, ancak hazırlık ile bunu gerekmez.

Polarize güneş gözlükleri güneş parlamasına yardımcı olur.

Polar güneş gözlüğü

Kendinizi dış etkenlerden korumak için nemi uzaklaştıran uzun kollu gömlek ve pantolonlara yatırım yaptığınıza pişman olmayacaksınız. Lütfen açıkta kalan herhangi bir cilt için bir şapka, güneş gözlüğü ve güneş kremi unutmayın.

Bol Su Getirin (ve İçin)

Çocuklar yetişkinlerden daha kolay susuz kalabilirler. Ailece seyahat ederken asla fazla suyunuz olmaz.

Gerçek: Sıcak havalarda yürüyüş yapmak vücudunuzdaki sıvıları tüketir. Daha da kötüsü, ne kadar susuz kalırsanız, vücudunuz kendini soğutmada o kadar az verimli olur. Çocukların yetişkinlerden daha fazla ısı ürettiğini, ancak aynı zamanda daha az terlediklerini ve bu da dehidrasyon şanslarını artırdığını unutmayın. Seyahat eden aileler için bol su bulundurmak önemlidir.

Camelbak Hydration pack
Hidrasyon Çantası

Yürüyüşünüze bol su ile başlayın ve parkur boyunca sıvıları değiştirmeye devam edin. Suyu sırtınızda rahatça taşıyan bir Camelbak hidrasyon paketi kullanın . Susadığını hissetmeden önce iç. Ne yazık ki, susadığınızı hissettiğiniz zaman sıvı değişiminde zaten geride kalmışsınızdır. Genel bir kural olarak, her yarım saatte bir bardak için. Yürüyüşünüzün uzunluğuna ve yoğunluğuna bağlı olarak yanınızda bir spor içeceği getirmek isteyebilirsiniz. Spor içecekleri, ter yoluyla kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin yerine konmasına yardımcı olmak için özel olarak formüle edilmiştir. Ayrıca, tadı da güzel.

Isı Yorgunluğunu Nasıl Tanıyacağınızı Bilin

Yaz aylarında yürüyüş yaparken en büyük tehlikelerden biri sıcak bitkinliğidir. Bu noktaya kadar olan tüm ipuçlarını takip ederek, kendinizi önleme taktikleri ile hazırladınız. Ancak yine de sıcak bitkinliği, sıcak çarpması ve hatta hiponatreminin erken belirtilerini bilmek önemlidir, böylece kendinizi ve sizinle birlikte yürüyüş yapan diğerlerini koruyabilirsiniz.

Hastalık Kontrol Merkezlerine göre, aşırı terleme, nemli cilt, hızlı nabız, mide bulantısı, kas krampları, baş ağrısı ve bayılma ile ısı bitkinliği tanımlanabilir. Bu endişeler varsa, yürüyüş yapmayı hemen bırakın. Gölgeye geçmeye, ıslak bezle soğumaya ve suyu yavaşça yudumlamaya odaklanın.

family hiking camping in desert summer
Yazın suyu çok için

Bu ipuçlarını ele alarak, destansı bir yaz yürüyüşünün eğlencesine, heyecanına ve manzaralarına daha fazla odaklanabilirsiniz.

________________________________________

Bu ipuçlarının, bu yaz eğlenceli ve güvenli bir yürüyüş macerası yaşamanıza yardımcı olacağını umuyoruz!

Bütün outdoor aktivitelerinde güvenlik öncelikle sizin sorumluluğunuzdadır. Hiçbir makale veya video doğru eğitim ve deneyimin yerini alamaz. Özellikle outdoor ekstrem sporlarda kendi kişisel güvenliğinizden öncelikli olarak siz sorumlusunuz. Her zaman kişisel güvenliğinizi kendiniz ön planda tutun. Her durumda doğadan taraf olun.  Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında iletişim sayfamızdaki bağlantıları kullanarak bize yazın. Outdoor aktiviteleri ve macera turizmi hakkında en son bilgileri almak için sitemizi takip ediniz. 

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

Kampta Güneş Enerjisi Kullanımı

Outdoor Türkiye

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak sadece kendi yayınlarımızı değil, outdoor sektöründe yazılan yerli ve yabancı bütün yayınları tarıyor ve gerekli izinleri aldıktan sonra bütün outdoor sevenlere duyuruyoruz.

Bu yazımızı “https://www.inspiredcamping.com” adresindeki bir makaleyi birebir çevirerek elde ettik. Yazının orijinalini okumak için “https://www.inspiredcamping.com/camping-with-solar-energy/” adresini ziyaret edebilirsiniz.

Kampta Güneş Enerjisi

Kampta Güneş Enerjisi

Yenilenebilir güneş enerjisini kamptaki boş zamanlarına sığdırmak isteyen kampçılarda büyük bir artış gördük. Birçoğu, bir tür güneş enerjisi veya rüzgar enerjisi üretim sistemleri kullanan eko-kamp alanlarını araştırırken, diğerleri kamp deneyimlerini mümkün olduğunca dünya dostu olacak şekilde basitleştirip küçültüyor.

Birleşik Krallık’taki konaklamalardaki artış ve bir seçenek olarak popüler kamp seçimi ile, biraz vahşi kamp yapmak ve deneyiminizi geliştirmek için güneş enerjisi çözümlerini düşünmek hiç bu kadar iyi olmamıştı.

Bu, yalnızca konum esnekliği ve bağlantı olmadan daha ucuz bir satış alanı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda fosil yakıtların kullanımını azaltmak için nihai hedefe ulaşır.

Birleşik Krallık’ta halihazırda güneş veya rüzgar enerjisi üretim sistemleri kullanan bir dizi eko-kamp alanı var ve bu adımı daha da ileri götürmek ve eko yenilenebilir enerjiyi kamp deneyiminize dahil etmek istiyorsanız, artık birçok güvenilir şebeke dışı seçenek var. İster çadır kullanıcısı, ister karavan eklentisi olarak düşünebilirsiniz.

Bu yazıda, kampçıların kamp alanını ziyaret ettiklerinde yenilenebilir enerji ile ilgili sürdürülebilir kararlar almalarına yardımcı olmak istiyoruz ve güneş enerjisi en ucuz enerji şekli olduğundan, bu başlamak için harika bir yer.

Çadırda Güneş enerjisi

Güneş Enerjisi Nedir?

Güneş ışınlarından toplanan güneş enerjisi, gerektiğinde kullanıma hazır bir pilde depolanır. Bu teknoloji, Daryl Chaplin’in 1954’teki ilk keşfinden bu yana çok yol kat etti. Kristal silikon teknolojisini kullanan fotovoltaik (PV) panellerden elde edilen güneş enerjisi, hala en yaygın kullanılan ve en ucuz seçeneklerden biridir ve son gelişmeler, perovskit kristalinin (bir güneş panellerinin (Oxford PV) verimliliğinde önemli bir artış sağlayan hafif kalsiyum titanyum oksit minerali).

Diğer gelişmeler, ışığı konsantre etmek için koruyucu camda altıgen lenslerin kullanımını da görüyor (İsviçre merkezli Insolight şirketi). Bakır indiyum galyum selenit (CIGS) güneş pilleri, başlangıçta askeriye tarafından kullanılan ve şu anda büyük ölçekli ticari kullanım için çok pahalı olmasına rağmen, güneş teknolojisinin geleceği olduğu düşünülen başka bir sistemdir. PV özelliklerini çatı kiremitleri ve özellikle güneş camı gibi yapı malzemelerine (binaya entegre fotovoltaikler veya BIPV’ler) dahil etmek için heyecan verici gelişmeler var. Ayrıca güneş pili kumaşları veya araba çatıları mobilyalarında ve giysilerinde üretilen yüksek verimli III-V malzemeleri.

Kamp Alanında Güneş Enerjisi Nasıl Kullanılabilir ve Seçenekler Nelerdir?

Karavan ve kamyonet sakinleri için, kendin yap projesi olarak veya aracınıza daha kapsamlı çözümler dönüştürmeye kendini adamış bir şirket kullanarak kurulumu kolay birçok güneş enerjisi kiti mevcuttur.

Off-Grid: How to Camp with Solar Power
Doğada Güneş enerjisi

Taşınabilir katlanır paneller, eğimli ve monte edilmiş panel rafları, aracınıza kalıcı olarak sabitlenebilen sabit üniteler ile kavisli yüzeylere tutturmak için hafif esnek panel seçeneği ve açılır kapanır kampçılar için idealdir. Park halindeyken ön camlara ve kırtasiye malzemelerine yerleştirilen çıkarılabilir güneş panelleri, kalıcı kurulum taahhütlerinden kaçınmanın kullanışlı bir yoludur. Kamyoneti olmayanlar için, piyasada güneş enerjisiyle çalışan harika çadırlar var ve yaya olarak yürüyüş yapanlar, daha küçük kullanımlar için bir sırt çantası güneş parşömeni satın alabilir.

Kamp Güneş Enerjisi Kiti Satın Almadan Önce Nelere Dikkat Etmelisiniz?

Akılda tutulması gereken bazı hızlı ipuçları. Yeni güneş enerjisi kitinize yatırım yapmadan önce, hangi panelin sizin için doğru olduğunu bilmek için günlük kamp elektrik tüketiminizi öğrendiğinizden emin olun. Ayrıca, optimum güneş ışığını ve herhangi bir engel olmadan almak için panelin nereye gideceğini düşünün. Minibüsünüzün çatısına kalıcı bir ünite takıyorsanız, bazıları güçlü ısıda diğerlerinden daha iyi performans gösterdiğinden, güneş panellerinin yüksek çatı sıcaklıklarında çalışma kapasitesini kontrol etmeye dikkat edin.

Güneş enerjisi kitinin bulutlu koşullarda ve güneşli havalarda ne kadar iyi performans gösterdiğini kontrol edin ve bazı kampçılar kış ayı kullanımıyla ilgilenebilirler. Güneş panelini boş zaman pilinize bağlarken, herhangi bir özel adaptör gerekip gerekmediğini kontrol etmeniz gerekebilir ve boş zaman pilinizin sağlığı yenilenebilir enerjinin ne kadar iyi depolandığını belirleyecektir.

Ayrıca, üç pinli prizler ve genel cihazları kullanmak için güneş panelinin doğru akımını (DC) alternatif akıma (AC) dönüştürmek için bir invertöre ihtiyacınız olabilir.

İlham Veren Kamp Güneş Enerjisi Vaka Çalışması

Güneş enerjisi

Aşağıdaki örnek olay, okuyucularımızdan biri olan Paul Nutton tarafından yazılmıştır ve bir minibüste denenmiş ve test edilmiş bir güneş enerjisi dönüşümüne mükemmel bir örnektir. Paul’un hikayesinin, kamp alanına yapacağınız bir sonraki seyahatinizde güneş enerjisini kullanma konusunda onun izinden gitmeniz için size ilham verebileceğini umuyoruz.

Paul Nutton tarafından

Bir çift olarak ve daha sonra bir aile olarak sayısız yıl boyunca kamp yapmak, 2 kişilik küçük yürüyüş ünitelerinden 12 kişilik çok kubbeli çadırlara ve son olarak bir karavan çadırına kadar birçok boyutta çadır deneyimlememizi sağladı. Ancak 2 yıl önce, şimdi sadece standart bir sahaya sığan ve dışarıda oturacak hiçbir yeri olmayan küçük köyümüzü topladıktan sonra, yıllık 2 haftalık tatilimiz sırasında seyahat edemeyecek kadar büyüdüğümüze karar verdik. Tatildeyken kamp kurabilmemiz ve kolayca toplanabilmemiz ve istediğimiz zaman hareket edebilmemiz için tek seçenek bir karavandı.

Dönüştürmek için bir panelvan bulana kadar yerel gazeteler, Autotrader ve İnternet’te dolaştık – bir Volkswagen TransporterT5. Bu minibüsler, kendin yap meraklıları için birçok parça bulunduğundan dönüşüm için idealdir. Farklı düzenler, maliyetler, neyin gerekli olduğu ve karşılayabilseydik ne gibi bir bonus olacağını araştırmak için saatler harcandı. Dokuz ay sonra, bir sürü kafa kaşıma, uykusuz geceler ve çoğu hafta sonları çalıştıktan sonra, temeller bitti ve artık 4 kişi uyuyabiliyor ve içinde yemek pişirebiliyorduk.

Solar Enerji

İlk gezimiz uzun bir hafta sonu için Kuzey Galler’eydi, hava biraz esintiliyse çoğunlukla kuruydu ve her şey fevkalade çalıştı. Başarıyla şamandıra 2 haftalığına Fransa’ya giden tüneli ayırttık. Güney Batı sahilindeyken, bir güneş paneli takma fikri ilk kez aklımdan geçmeye başladı.

Önceden, çadır ve karavan çadırındaki buzdolabını çalıştırmak için elektrikli kancaya alışmıştık, ancak karavanla birlikte bir buzdolabımız, ısıtıcımız ve boş aküden çalışan ışıklarımız vardı, bu da kısa bir süre kendimize yeterli olabileceğimiz anlamına geliyordu. Kate’in şarabının ya da benim biramın ısınmadığı zaman.

Biz dolaşırken French Aires kullandığımız için bu oldukça kullanışlıydı, ancak hava sıcakken ve buzdolabı işleri serin tutmak için çok çalıştığında, pil göstergesi yaklaşık 2 gün sonra pilin zayıf olduğu konusunda bizi uyarırdı. Aküyü şarj etmek için tek seçenek, ya minibüsün motorunu çalıştırmak ya da elektrik bağlantısı olan bir yer bulmaktı.

Bu yılın başlarında, yenilenebilir enerjiyi araştırmaya başladım ve Lensun’dan  tasarıya uygun görünen 80 Watt Yarı Esnek Güneş Panelleri buldum , bunlar sadece 3 mm kalınlığındaydı ve minibüsün çatısının düz alanına takılmıştı, güç derecesi teoride yeterliydi. Bir sitede veya Aire’de istediğimiz kadar takılmadan kalmamıza izin vermek için gecikmeden regülatör dahil 268 £ (435 $) sipariş verdim.

Bir hafta sonra panel geldi ve bir sonraki hafta sonu Sikaflex 252 kullanarak çatıya yapıştırdım ve kabloları güneş enerjisi regülatörü aracılığıyla boş aküye bağladım. Daha sonra düzenli aralıklarla minibüse çıkma ve akü voltajını ölçme ve ardından Kate’e ne yaptığını ve nasıl çalıştığını anlatmak için tekrar içeri girme süreci başladı.

Earth Environmentally Friendly Camping Solar Power
Lensun Solar Panel

Sonraki hafta, bölünmüş şarj sigortasını çıkardım ve buzdolabının çalışmaya devam etmesi için güneş paneline güvendim. Bunu tüm hafta boyunca hatasız ve akü voltajında önemli bir kayıp olmadan yaptı. Regülatör üzerindeki gösterge, bir sabah panel donduğunda şarj olduğunu bile gösterdi. Paneli test etmek için Paskalya hafta sonu Seathwaite’deki Turner Hall Çiftliğine gittik.

Minibüs, pilin dayanıp dayanmayacağını düşünmeden ışıkları, Eberspacher ısıtıcısını ve buzdolabını kullanarak 2 tam gün boyunca park edildi. Ağırlıklı olarak bulutlu ve yağmurlu günlerde, gösterge pilin neredeyse tamamen şarj olduğunu gösterecek, ardından akşamları doğal ışığın azaldığında pil, ertesi sabah tekrar şarj olacağı güne kadar biraz boşalacaktır.

Güneş panelleri teknolojisi son yıllarda oldukça ilerledi. Artık sadece güneş ışığına güvenmek zorunda değiller, boş bir pili yavaşça şarj etmek için tek başına gün ışığı yeterli. Paneli taktığımdan beri aklımdaki tek düşünce, soğutmaya yardımcı olması için altında bir hava boşluğu bıraksaydım ne kadar verimli olacağıydı. Panel tarafından üretilen fazla enerji, panelin kendisi aracılığıyla değil, regülatördeki bir soğutucu aracılığıyla dağıtılsa da, bunun yardımcı olabileceğini düşünüyorum.

Güneş panelinden çok memnunuz. Beklendiği gibi göze batmayan bir çalışmadır ve bağlantısı olmayan sitelerde rezervasyon yapmamızı sağlar. Ayrıca, artık minibüsten bağlantıya sarkan mavi bir ipucumun olmamasını da seviyorum. Bana göbek bağlarını hatırlatıyorlar ve şimdi kendimizinkini kestik, biraz daha kamp özgürlüğü yaşayabiliriz.

Bütün outdoor aktivitelerinde güvenlik öncelikle sizin sorumluluğunuzdadır. Hiçbir makale veya video doğru eğitim ve deneyimin yerini alamaz. Özellikle outdoor ekstrem sporlarda kendi kişisel güvenliğinizden öncelikli olarak siz sorumlusunuz. Her zaman kişisel güvenliğinizi kendiniz ön planda tutun. Her durumda doğadan taraf olun.  Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında iletişim sayfamızdaki bağlantıları kullanarak bize yazın. Outdoor aktiviteleri ve macera turizmi hakkında en son bilgileri almak için sitemizi takip ediniz. 

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

En İyi GPS Saatler

Outdoor Türkiye

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak sadece kendi yayınlarımızı değil, outdoor sektöründe yazılan yerli ve yabancı bütün yayınları tarıyor ve gerekli izinleri aldıktan sonra bütün outdoor sevenlere duyuruyoruz.

Doğada yön bulma ve kişisel güvenlik sağlayan GPS cihazlarının nasıl çalıştıklarını “Outdoor GPS Cihazları” başlıklı yazımızda ve outdoor GPS cihazı seçiminde dikkat edilmesi gereken noktaları da aşağıda bağlantılarını verdiğimiz yazılarımızda anlatmıştık.

GPS cihazlarının çalışmaları ve seçimi konusunda detaylı bilgi için lütfen yukarıdaki yazılarımıza göz atın.

Bu yazımızda (https://www.outdoorhub.com) adresinden birebir çeviri yoluyla elde ettiğimiz makaleyi paylaşıyoruz. Dilerseniz yazının İngilizce orijinalini (https://www.outdoorhub.com/gps-watch/) adresinden okuyabilirsiniz.

Alabileceğiniz En İyi GPS Saatiyle Yolunuzu Bulun

Navigasyon ve çok daha fazlası, bileğinizde

GPS nasıl çalışır?

FAA’ya göre, temel küresel konumlandırma sistemleri, dünyanın herhangi bir yerinde veya yakınında size zamanın %95’inde kabaca 7,8 metrelik doğruluk sağlar. Nasıl çalıştığı, bir sinyalin gönderildiği zaman ile alındığı zaman arasındaki farkı hesaplayarak konumu belirleyen alıcılara sinyal yayan 31 uydu kullanmaktır. Bu, bir GPS saatinin daha anlamlı olmasını ve neden bir GPS saatinde saati asla ayarlamak zorunda kalmamanızı sağlar. (FAA: Federal Havacılık İdaresi ya da İngilizce resmî adıyla Federal Aviation Administration, Amerika Birleşik Devletleri Ulaştırma Bakanlığına bağlı bir “federal” yani devlet kuruluştur.)

GPS uyduları, son derece doğru zaman sağlayan atomik saatler taşır. Zaman bilgisi, bir alıcının sinyalin yayınlandığı zamanı sürekli olarak belirleyebilmesi için kodlanmış uydu tarafından yayınlanır. Alıcı, alıcıdan uyduya olan mesafeyi veya aralığı hesaplamak için sinyal alım zamanı ile yayın zamanı arasındaki zaman farkını kullanır. GPS saatinin ayarladığı farklılıklar vardır. Üç uydunun menzili ve sinyal gönderildiğinde uydunun konumu hakkında bilgi ile alıcı kendi üç boyutlu konumunu hesaplayabilir. GPS saatiniz yalnızca üç uydudan sinyal alıyorsa, bu üç sinyalden mesafeleri hesaplamak için GPS ile senkronize edilmiş bir atom saati gerekir. Bu nedenle, GPS saatiniz gibi alıcılar en az, dördüncü uydu sinyali. Alıcı, dördüncü bir uydudan ölçüm alarak atom saatine olan ihtiyacı ortadan kaldırır. Alıcı enlem, boylam, yükseklik ve zamanı hesaplamak için dört uydu sinyalini kullanır. Bu size tam konumunuzu ve gitmek istediğiniz yere geri dönmenin bir yolunu verir.

GPS saatini ne için kullanabilirim?

Zamanı söylemenin bariz özelliğinin yanı sıra, hem konumunuzu hem de sağlığınızı takip edebilirsiniz. Çoğu GPS saati, daha sağlıklı olmanıza yardımcı olan birçok sağlık izleme işlevine sahiptir.

GPS güvenli mi?

GPS alıcılarının kullanımı tamamen güvenlidir. GPS ve diğer teknolojilerle ilgili en büyük tehlike, ona tamamen güvenmektir. Teknoloji başarısız olabilir, ancak kendi başınıza gezinmenize yardımcı olacak uygun hayatta kalma becerilerine sahip olmak hayatınızı kurtarmanıza yardımcı olabilir.

İşte oradaydım, tamamen arkamı döndüm ve ormanda kayboldum. Hiç kayboldun mu? Başıma geldi. Tamam, biraz geri çekilip kaybolduğumu söylememe izin verin – kasıtlı olarak. Bir arkadaşımdan gözlerim bağlı olarak beni ormana geri götürmesini istedim, böylece test olarak nerede olduğumu bilemezdim. Yeni bir cihazım vardı – bir GPS saati – değerlendirilmesi gereken. Göz bağını çıkardım ve navigasyon için saate döndüm. Bu hikayeyi yazdığıma göre, onu da sağ salim geri döndürdüğümü söyleyebilirsiniz. GPS saatleri uzun bir yol kat etti ve gittiğiniz her yere kolayca götürebileceğiniz harika navigasyon araçlarıdır. Şu anda alabileceğiniz en iyi GPS saati ile yolunuzu bulmanıza yardım etmeme izin verin.


1. Garmin Fenix 6 Pro Solar – Editörün Seçimi

Garmin fenix 6 Pro Solar - Editor’s Pick
Garmin Fenix 6 Pro Solar GPS Saat
  • Fenix6 Pro Solar bir saat, dizüstü bilgisayarınıza kağıt ağırlığı demek gibidir.
  • Bu, başlangıçta kullandığım saatin en son sürümü ve oldukça şık. 1.4 inçlik bir ekrana sahip ve bir “saatten” asla beklemeyeceğiniz birçok şeyi yapabiliyor.
  • Bileğinize taktığınız bu fitness takip cihazları, bir süredir, insanların forma girmesine yardımcı olmak için çok popüler oldu.
  • Fenix adımlarınızı takip, bütün bunlar yok, ama bu kolay bir şey. Bu saat aynı zamanda kalp atış hızınızı ve oksijen seviyenizi ve ayrıca hidrasyon seviyenizi de takip eder.
  • Hatta uyku alışkanlıklarınızı takip eder ve sizin için kötü olan yiyecekleri yiyip yemediğinizi size söyler. Tamam, bu son kısım doğru değil ama bir gün bu bir fonksiyon olursa şaşırmam.
  • Bu saat sizi daha iyi biri yapabilir ve daha sağlıklı kalmanıza yardımcı olabilir ve bu harika bir şey.
  • Fenix ayrıca topografik haritalama, adım adım navigasyon ve aktivitenize uyacak farklı modlar ile tamamen işlevsel bir GPS sistemine sahiptir. Yani avlanma noktanıza giriyorsanız saat sizi oraya götürebilir.
  • Ayrıca kayak, sörf, dağ bisikleti ve daha pek çok uygulamayla harika çalışır. Ayrıca barometrik basıncı, rakımı ve daha fazlasını takip eder.
  • Biraz melodi ister misin? Müziği saklar ve çalar, böylece ne yapıyorsanız onu yaparken sıkışma yapabilirsiniz.
  • Pil ömrü konusunda endişeli misiniz? Bu model, pil ömrünü tam şarj olmadan 14 güne kadar uzatan yerleşik bir güneş enerjisi şarj cihazına sahiptir.
  • Bir dokunuşla kahve ve daha fazlası için dijital olarak ödeme yapmak için kullanabilirsiniz ve mağazalarınızı hatırlayarak, tıpkı bir akıllı saat gibi işleri kolaylaştırır. Oh evet, ve zamanı gösteriyor.
  • Sonuncusunu neredeyse unutuyordum. Bu, bileğinize uyan harika bir teknoloji parçası.

Artıları / Navigasyon, sağlık izleme, solar şarj ve daha fazlası

Eksileri / Herhangi bir GPS’de olduğu gibi, doğru çalışması için gökyüzünün net bir görünümüne ihtiyaç duyar ve ucuz değildir

Son Söz: / Bu “saatte” paketledikleri özelliklerin miktarı tek kelimeyle şaşırtıcı. Navigasyon, bileğinize bağladığınız şeyin sadece küçük bir kısmıdır.

Kişisel Görüşler

2. Apple Watch Series 6 – Stres Tasarrufu

Apple Watch Series 6 - Stress Saver
Apple Watch Series 6 GPS Saat
  • Kamuflaj da dahil olmak üzere bu izleme için her türlü harika yedek bant bulabilirsiniz.
  • Çoğu insan, GPS saatlerini düşündüğünde Apple Watch’u düşünmez. İtiraf edeyim, genellikle her zaman en sonuncusu olan yeğenimi düşünürüm çünkü babası ona her şeyi alır.
  • Ben acıkmıyorum ama. Benim çocuklar? Olabilir. İşin aslı, Apple Watch’un en son sürümü, müzik çalma, saati söyleme, arama yapma, internette gezinme vb. beklediğiniz her şeyi yapar. medeniyet.
  • Ayrıca, her türlü sağlık izleme uygulamasına ve daha önce teknolojiye sahip olduğunuza göre nasıl yaşadığınızı sorgulamanıza neden olan diğer eğlenceli şeylere sahiptir.
  • Apple Watch Series 6 ile ilgili gerçekten en sevdiğim GPS işlevlerinden biri, GPS’in aile işlevidir.
  • Ben kaçıp çocuklarıma süslü elektronik aletler alacak biri değilim, ama bu saate ciddi olarak bakıyorum. GPS, ailenizi birbirine bağlar, böylece onları bulmak için yolunuzda gezinebilirsiniz.
  • Diyelim ki büyük bir milli parkta yürüyüşe çıkıyorsunuz ya da büyük bir alışveriş merkezine giderken sıkışıp kaldınız. Siz ve aileniz ayrılırsınız, ancak saate dokunursunuz ve saat size tam olarak nerede olduklarını ve oraya nasıl gideceğinizi söyler.
  • Alışverişe çıktığımızda, karım her zaman bir şey almak ya da bir şeyler bırakmak için arabaya gitmemi ister, sonra onu bulmak için mağazaya geri dönmem gerekir.
  • Bir noktada kalacağını söylüyor, ama hiç öyle mi? Hayır! Bunun olduğu her sefer için bir dolarım olsaydı, Apple Watch’u satın almak için fazlasıyla yeterli olurdu.

Artıları / Aile GPS takibi, akıllı telefon işlevi

Eksileri / Hücre sinyaline ihtiyaç var

Son Söz: / Bu temelde bileğinize taktığınız bir akıllı telefon. GPS işlevine sahiptir ve sizi arabanıza, evinize ve en önemlisi ailenize götürebilir.

Kişisel Görüşler

3. Garmin Instinct Solar – En Dayanıklı Saat

Garmin Instinct Solar - Toughest Watch
Garmin Instinct Solar GPS Saat
  • Dayanıklılık için askeri standartları karşılar veya aşar – Bu çok güzel!
  • Göz önünde bulundurmanız gereken bir diğer Garmin GPS saati ise Garmin Instinct.
  • Bu saat ciddi anlamda sağlamdır, termal, şok ve su koruması için askeri gereksinimleri karşılar veya aşar.
  • 100 metre veya daha fazla su geçirmez olarak derecelendirilmiştir, güneşin ısısını kaldırabilir ve muhtemelen bağlı olduğu koldan çok daha iyi düşer. Sormayın – bunu test edecek olan ben olmayacağım.
  • GPS tarafında, Instinct birden fazla küresel navigasyon uydu sistemine erişebilir – GPS, GLONASS ve Galileo.
  • Bu, nerede olursanız olun kaybolmayacağınız anlamına gelir.
  • Herhangi bir tür açık hava etkinliği yapmak için yurt dışına seyahat ediyorsanız, bu sizin için harika bir GPS saatidir.
  • Bir rota başlatmanıza ve aynı yolda geri gitmenize izin veren Garmin’s Tracback rotasına sahiptir, böylece kamyonu nereye park ettiğinizi her zaman hatırlarsınız.
  • Instinct, yükseklik verileri için yerleşik bir altimetreye, hava durumunu izlemek için bir barometreye ve üç eksenli bir elektronik pusulaya sahiptir.
  • Kalp atış hızı ve oksijen seviyeleri gibi çeşitli sağlık monitörlerine sahiptir. Bu listedeki diğer Garmin saatleri gibi, kendini şarj etmek için güneş enerjisi işlevine sahiptir ve size daha uzun pil ömrü sağlar. O da kamuflaj. Kamuflajı kim sevmez?

Artıları / En zorlu ortamların üstesinden gelebilir ve sizi başlangıç noktanıza geri götürebilir

Eksileri / Fenix 6 kadar çok özellik yok , ancak daha ucuz

Son Söz: / Başkalarının basmaktan korktuğu yerlere gitmeyi seven biriyseniz, bu, maceralarınız için en iyi GPS saatidir.

Kişisel Görüşler

Kaynak: “https://www.outdoorhub.com/gps-watch/” yazının orijinaline bu adresten ulaşabilrsiniz.


Bütün outdoor aktivitelerinde güvenlik öncelikle sizin sorumluluğunuzdadır. Hiçbir makale veya video doğru eğitim ve deneyimin yerini alamaz. Özellikle outdoor ekstrem sporlarda kendi kişisel güvenliğinizden öncelikli olarak siz sorumlusunuz. Her zaman kişisel güvenliğinizi kendiniz ön planda tutun. Her durumda doğadan taraf olun.  Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında iletişim sayfamızdaki bağlantıları kullanarak bize yazın. Outdoor aktiviteleri ve macera turizmi hakkında en son bilgileri almak için sitemizi takip ediniz. 

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

Köpekle Doğa Yürüyüşleri İçin 14 İpucu

Outdoor Türkiye

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak sadece kendi yayınlarımızı değil, outdoor sektöründe yazılan yerli ve yabancı bütün yayınları tarıyor ve gerekli izinleri aldıktan sonra bütün outdoor sevenlere duyuruyoruz.

Bu yazımızda https://theoutdoorguide.co.uk adresinden birebir çeviri yoluyla elde ettiğimiz makaleyi paylaşmıştık. Bu yazımızda “https://www.cleverhiker.com/blog/14-tips-for-hiking-amp-backpacking-with-a-dog” adresindeki İngilizce makaleyi birebir çeviri yoluyla yayınlıyoruz. Yazının bazı bölümlerindeki kelimelere tam olarak Türkçe karşılık bulamadığımız için İngilizce kelimeleri olduğu gibi kullandık. Yazımız genel olarak doğa yürüyüşlerinde ve outdoor aktivitelerinde köpekle birlikte gezeceklerin ihtiyaçlarını karşılayacaktır.

Yazının tam olarak çevrilemeyen ve anlaşılamayan kısımları için orijinal bağlantının tıklanarak İngilizce metinden yararlanılmasını tavsiye ediyoruz.

A long hike is an excellent way to build upon a great relationship with your dog

Köpekle Yürüyüş ve Sırt Çantasıyla Seyahat için 14 İpucu

Mümkün olduğunda köpeklerimizle dışarı çıkmayı seviyoruz. Dört ayaklı arkadaşlarımız her zaman macera peşindedir ve isteyebileceğimiz en hevesli yürüyüş ortaklarıdır. Ancak, deneyimin ikiniz için de güvenli ve eğlenceli olduğundan emin olmak için köpekler ekstra dikkat ve özen gerektirir.

Bu kılavuzdaki ipuçlarını takip etmek, sizi ve köpeğinizi patikaya hazırlayacak ve onları daha uzun yürüyüşlere ve sırt çantalı gezilere götürmek için güven oluşturacaktır. Sonuçta, en iyi arkadaşıyla uzun bir yürüyüş, köpeğinizin rüyasının gerçekleşmesidir.

Keeping your dog in tip-top shape will help ensure you both have a great experience on your adventures together
Uzun bir yürüyüş, köpeğinizle harika bir ilişki kurmanın harika bir yoludur.

Veteriner ziyaretlerini, aşıları ve ilaçları takip edin – En iyi arkadaşınızın sağlığı için yapabileceğiniz en önemli şey onları düzenli olarak veterinere götürmektir. Veteriner hekiminiz, köpeğinizle yürüyüş yapmakla ilgili tüm endişelerinizi gözden geçirebilir ve uygun köpek ilk yardımına ilişkin yararlı bilgiler sağlayabilir . Köpeğinizin aşıları, kalp kurdu önleme, pire ve kene önleme yöntemlerinin güncel olduğundan emin olmak için veterinerinize danışın, çünkü bu, başka bir hayvandan ısırık veya kötü su içmek gibi şeylerin neden olduğu ciddi sağlık sorunlarından kaçınmalarına yardımcı olabilir. Ve elbette, uzun yürüyüş gezilerinde köpeğinizin ihtiyaç duyduğu herhangi bir ilacı uygulamak için bir planınız olmalıdır.

Eco rests in camp on a  NEMO Switchback  that we cut to size for her
Köpeğinizi en iyi durumda tutmak, birlikte maceralarınızda harika bir deneyim yaşamanıza yardımcı olacaktır.

Kimlik etiketleri ve mikroçip – Köpeğiniz yoldayken her zaman adınızı ve telefon numaranızı içeren bir kimlik etiketi takmalıdır ve en kötüsünün olması ve kaybolması durumunda onlara mikroçip takmak en iyi uygulamadır.

Köpeğinizin sınırlarını bilin – Köpekler, acı çektiklerinde veya rahatsız olduklarında bize bunu söylemekte her zaman iyi değildir, bu nedenle zorlu bir yürüyüşe çıktığınızda, özellikle hava sıcaksa, onları daha yakından takip etmek önemlidir. Bazı sıkıntı belirtileri arasında aşırı nefes nefese kalma, yüksek sesle nefes alma ve geride kalma sayılabilir. Bu davranışları fark ederseniz, gölgede uzun süre dinlenin ve bol su ve atıştırmalık bir şeyler verin. Sırt çantasıyla seyahat ederken, hedefinize ulaşmadan önce durmaları gerekiyorsa, gün boyunca kaç mil yaptığınızı nihai olarak belirleyen kişi köpeğiniz olmalıdır.

Keep your dog on leash if there’s a steep drop off nearby
Eco, Onun İçin Boyutlandırdığımız Bir Nemo Switchback’te Kampta Dinleniyor

Köpeğinizi tasmalı tutmaya hazır olun – Birçok vahşi alan, köpeklerin genellikle 6 fitten uzun olmayan bir kurşunla tasmalı olmasını gerektirir., Birkaç nedenden dolayı. Genellikle bu kurallar, vahşi yaşamı veya hassas ekosistemleri korumak için uygulanır. Ya da trafiğin yoğun olduğu bir bölge olabilir ve köpeğinizi tasmalı tutmak, diğerlerinin yolda geçirdikleri zamandan keyif almasına yardımcı olacaktır. Sebep ne olursa olsun, sizin, köpeğinizin, diğer yürüyüşçülerin ve yerel flora ve faunanın güvenliği için bu kurallara uymanız önemlidir. Tasmaların gerekli olmadığı alanlarda, köpeğinizi hızlı hareket eden suların, dik inişlerin veya başka bir patika kullanıcısı gördüğünüzde (ister başka bir yürüyüşçü isterse vahşi yaşam olsun) yakınında tutmak iyi bir fikirdir. Köpeğinizin çok arkadaş canlısı olabileceğini unutmayın, ancak bu, tüm köpeklerin olduğu veya herkesin köpeğinizin onlara yaklaşmasını istediği anlamına gelmez.

Be sure to bring lots of  training treats  on the trail; we like to carry them in the  Ruffwear Stash bag  for convenience
Yakında Dik Bir Düşüş Varsa Köpeğinizi Tasmalı Tutun

Köpeğinizi izin verilmeyen yerlere götürmeyin – Bir bölgenin köpeğinizi tasmalı tutmanızı gerektirebileceği nedenlere benzer şekilde, bazı açık alanlar köpeklere hiç izin vermez. Köpeğinizi asla yasak olduğu bir yere götürmeyin, aksi takdirde hassas bir bölgeye zarar verebilirsiniz, koruma altındaki bir vahşi yaşam türünü rahatsız edebilirsiniz ve/veya para cezasına çarptırabilirsiniz.

Köpeğinizle önceden biraz eğitim yapın – Vahşi doğaya gitmeden önce köpeğinizle temel komutlar üzerinde çalışın. Köpeğinizin gel, git, otur ve kal konusunda yetkin olmasını öneririz. Köpeğiniz tasmasız olacaksa, iyi bir hatırlama (gelme) özellikle önemlidir, böylece sizden biraz fazla uzaklaşırlarsa veya onları çabucak tasma takmanız gerekiyorsa onları geri arayabilirsiniz. “Bırak” da önemlidir, böylece vahşi yaşamı kovalamaya veya potansiyel olarak tehlikeli bir şeyi kemirmeye başlarlarsa dikkatlerini yeniden kazanabilirsiniz. Gerçek durumda değil, önceden kontrollü bir ortamda durum için eğitim almayı unutmayın. Köpeğinizin becerilerini patikada test etme zamanı geldiğinde, iyi davranışları ödüllendirmek için bol miktarda eğitim ödülü aldığınızdan emin olun.

Dog carrying backpacks, like the  K9 Sport Sack , are a great way to tote young puppies along on your adventures
Yolda Çok Sayıda Eğitim İkramı Getirdiğinizden Emin Olun

Kolaylık Sağlamak İçin Onları Ruffwear Stash Çantasında Taşımayı Seviyoruz. Köpeğiniz yürüyüşe yeni başlıyorsa, kısa ve basit bir iz ile başlamak en iyisidir. Çoğu köpek yürüyüşe çıkmaktan gerçekten hoşlanıyor gibi görünüyor, ancak her köpeğin birkaç kilometre yürüyecek enerjisi yok. Sonunda köpeğinizi daha uzun gece yolculuklarına çıkarmak istiyorsanız, taşraya gitmeden önce eve yakın parkurlarda daha büyük mil günlerine kadar çalışın.

Köpek yavruları ve yaşlı köpekler – Yavruların ve yaşlı köpeklerin – özellikle sağlık sorunları olanların – muhtemelen yolda sizden ekstra desteğe ihtiyaç duyacağını unutmamak önemlidir. Köpeğinizin hızı belirlemesine ve onlara karşı sabırlı olmasına izin verin. Daha küçük köpekler ve köpek yavruları için, sırt çantası taşıyan bir köpek almak iyi bir fikirdir, böylece köpeğiniz , mesafeyi kendi başlarına idare edemediğinde bile sizinle birlikte yürüyüşlerin tadını çıkarabilir.

if your dog carries a backpack - Harvey is rocking the  Onetigris Hoppy Camper  - you can stash poop bags in one of the pockets
 K9 sport sack gibi köpek taşıyan sırt çantaları, genç köpek yavrularını maceralarınızda yanınızda taşımanın harika bir yoludur.

Evcil hayvan atıklarıyla uğraşmak – Köpeğiniz işini yaptığında, ona taşrada kendi köpeğinize davrandığınız gibi davranmalısınız. Atıklarınızı gömmenin güvenli olduğu bir bölgedeyseniz, köpeğinizin atıklarını da gömebilirsiniz (6-8 inç derinliğinde bir deliğe). Atıklarınızı paketlemeniz gereken alanlarda (alpin alanlar ve çevreye duyarlı alanlar gibi), köpeğinizin atıklarını da paketliyor olmalısınız. Onu yerde bırakmak sadece bölgenin diğer kullanıcıları için iğrenç değil, aynı zamanda toprak ve su sistemlerine yabancı madde soktuğunuz için ekosistemi de istikrarsızlaştırabilir. Biz bunu paketleme olmak olacak, biz genellikle getirmek galon Kilitli veya OPsak izole etmek bizimle doody çantasırt çantamızın dış cebinde kalan eşyalarımızdan. Köpeğiniz bir sırt çantası taşıyorsa , ceplerden birini plastik bir torba ile kaplayabilir ve kendi kaka torbalarını yapmalarını sağlayabilirsiniz. Her zaman gerektiğini ayı-hang ayı ülkede backpacking zaman smellies geri kalanı ile köpeğinizin dışkısını. Ve lütfen çıkarken onları almayı planlayarak patikanın kenarında kaka torbaları bırakmayın.

When backpacking, we pack along Ruffwear’s ultralight and compact  Trail Runner Bowls
Köpeğiniz bir sırt çantası taşıyorsa – harvey onetigris hoppy camper’ı sallıyorsa – ceplerden birine kaka torbaları koyabilirsiniz.

Yiyecek ve su – Köpekler, tıpkı bizim yaptığımız gibi, yürüyüş için ekstra kaloriye ve hidrasyona ihtiyaç duyar. Köpeklerimiz, yolda yemek yemeyi bıraktığımızda genellikle bir şeyler atıştırır. Çabalarını ödüllendirmek ve enerji seviyelerini korumak için fıstık ezmesi , sarsıntılı ve peynir gibi yüksek kalorili yiyecekleri paketliyoruz . Kilometrelerce yürüyüş yapıyorsanız veya çok günlük sırt çantasıyla seyahat ediyorsanız, normal öğünleri için onlara biraz daha büyük bir porsiyon beslemek isteyebilirsiniz. Veterinerinize, seyahatinizde köpeğinizi kaç kalori beslemeyi önerdiklerini sormak en iyisidir. Suya gelince , köyde köpeklerinize sunduğunuz tüm suyu filtreliyor olmalısınız . Ciddi bir enfeksiyon daha nadir olmakla birlikte, köpekler Giardia ve Cryptosporidium gibi su kaynaklı hastalıkların çoğuna karşı hassastır.

Taking proper precautions, like putting your dog in a  life jacket  around deep or fast moving water, will help ensure your  first aid kit  remains a “just-in-a-case item”
Sırt Çantasıyla Seyahat Ederken, Ruffwear’ın Ultra Hafif Ve Kompakt Trail Runner Kaselerini Paketliyoruz

Bir ilk yardım çantasına sahip olun ve nasıl kullanılacağını öğrenin – Uygun önlemleri alırsanız, yürüyüşünüzde herhangi bir şeyin yanlış gitme riskini büyük ölçüde azaltacaksınız. Bununla birlikte, her şey olur, bu yüzden her zaman bir köpek ilk yardım çantası taşımalı ve içindeki her şeyi nasıl kullanacağınızı bilmelisiniz; yardıma ihtiyacınız varsa veterineriniz bazı iyi ilk yardım ipuçları sağlayabilir. Ayrıca, yaralanırsa köpeğinizi nasıl taşıyacağınız konusunda bir planınız olmalıdır. Tıpkı zorlu yürüyüşlerde kendinize acil bir yemek ve gecelik eşya getirmeniz gibi, her ihtimale karşı köpeğiniz için biraz yiyecek ve gerekli ilaçları yanınıza almak isteyeceksiniz. Ayrıca eve gelir gelmez köpeğinizde pire ve kene olup olmadığını kontrol etmek de iyi bir fikirdir.

It’s best to put  boots  or  Musher’s Wax   on your dog’s paws in icy conditions
Köpeğinizi derin veya hızlı akan suların etrafına can yeleğine koymak gibi uygun önlemleri almak, ilk yardım çantanızın ” her an elinizin altında olması “nı sağlamaya yardımcı olacaktır.

İz tehlikelerinden kaçınmak – Köpeğinizi vahşi yaşam, hızlı su, dik çıkıntılar ve ince buz gibi tehlikelerin etrafında korumaya özen gösterin. Köpeğinizin bu tehlikeler karşısında güvenliğini sağlamanın en iyi yolu onları tasma takmaktır. Av mevsiminde, vahşi yaşamla karıştırılmaması için köpeğinize parlak renkli bir yansıtıcı yelek ve bir yaka ışığı koyun. Şimşek veya kar fırtınası gibi sert havalarda da köpeğinizi yakından izlemelisiniz. Kısa tüylü bir köpeğiniz varsa, soğuk havalarda onları yalıtmak için bir ceket getirin. Köpeğinizin gök gürültüsü hakkında endişesi varsa, kaçmalarını veya yüksek stresten kaynaklanan diğer sağlık problemlerini önlemek için ona birçok ödül verin ve cesaretlendirin.

Give your dog lots of encouragement on backpacking trips so they can build confidence
Köpeğinize parlak renkli bir şey koymak, avcıların onu vahşi hayvanlardan ayırt etmesine yardımcı olacaktır.

Pençelerini koruyun – Muhtemelen engebeli arazide çıplak ayakla yürümezsiniz ve köpeğinizin de yapmaması daha iyidir. Uygun bakım yapılmazsa, köpekler pati pedlerinde ağrılı kabarcıklar ve yırtıklar geliştirebilir. Kayalık ve aşındırıcı (volkanik manzaralar gibi) araziler için, pedlerini korumak için köpeklerimize yürüyüş botları koyarız . Kar, kum, buz ve zeminin çok ısındığı patikalarda (asfalt patikalar ve çöl kumu gibi), patilerin yanmasını veya su toplamasına neden olan döküntüleri toplamasını önlemek için Musher’s Wax kullanıyoruz.

If your dog is big enough to carry a backpack, like the  Ruffwear Approach Pack , make sure the pack weight is no more than 25% of their body weight
Buzlu koşullarda köpeğinizin patilerine bot veya musher’s wax koymak en iyisidir.

Ekipmanınızı koruyun – Hafif ekipman kullanıyorsanız, bazı malzemelerin oldukça hassas olabileceğini bilirsiniz. Köpek pençeleri ve dişleri, ekipmanınız üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip olabilir, bu nedenle köpeklere dış mekan ekipmanlarınızın onların oyuncağı olmadığını öğretmek önemlidir. Çadırda, şişme uyku pedlerimizi, uyku tulumlarımızı ve çadır zeminimizi pençelerinden korumak için köpeklerimize çorap tutuyoruz.

Köpeğinize, güven inşa edebilmeleri için sırt çantalı gezilerde çok fazla cesaret verin.

Doğa Yürüyüşü Kontrol listeleri

Artık köpeğinizi yolda nasıl güvende ve mutlu tutacağınızı bildiğinize göre, tam olarak ne getirmelisiniz? İşte gezilerimizin çoğunda yanımıza getirdiğimiz eşyalar:

Günlük Yürüyüşler İçin Köpek Kontrol Listesi

  • Herhangi bir önemli ilaç
  • Planladığınızdan daha uzun süre dışarıda kalmanız durumunda köpeğiniz için ekstra bir yemek
  • İlk yardım kiti
  • Sırt çantası (isteğe bağlı)
  • Koşum veya yaka
  • Tasma
  • Kimlik etiketleri
  • Yaka ışığı
  • Kaka torbaları
  • Eğitim ikramları
  • Yemek ve su kapları
  • Köpek için ekstra su veya iz üzerinde filtreleme yolu
  • Tedavi kılıfı
  • Atıştırmalıklar ( fıstık ezmesi , sarsıntılı veya peynir)
  • Bot veya musher’s wax (araziye bağlı olarak isteğe bağlı)
  • Şartlara uygun kıyafet
  • Soğutma yeleği
  • Polar ceket
  • Yağmurluk
  • Yansıtıcı yelek
  • Can yeleği
  • Paket havlu
  • Oyuncak (isteğe bağlı)

Köpeğiniz ruffwear approach pack gibi bir sırt çantası taşıyabilecek kadar büyükse , paket ağırlığının vücut ağırlığının %25’inden fazla olmadığından emin olun.

Make sure to filter all of the water you offer your dog in the backcountry

Sırt Çantası İçin Köpek Kontrol Listesi

  • Herhangi bir önemli ilaç
  • Bol miktarda yiyecek (bizimkileri kilitli veya özel yiyecek torbalarında paketliyoruz )
  • İlk yardım kiti
  • Sırt çantası (köpeğiniz kendi ekipmanını taşıyorsa)
  • Koşum veya yaka
  • Tasma
  • Kimlik etiketleri
  • Yaka ışığı
  • Kaka torbaları
  • Eğitim ikramları
  • Yemek ve su kapları
  • Tedavi çantası
  • Atıştırmalıklar ( fıstık ezmesi , sarsıntılı , peynir vb.)
  • Bot veya musher’s wax (araziye bağlı olarak isteğe bağlı)
  • Şartlara uygun kıyafet
  • Soğutma yeleği
  • Polar ceket
  • Yağmurluk
  • Yansıtıcı yelek
  • Can yeleği
  • Kapalı hücreli köpük ped ; boyutuna göre kesin (bunu onları kamptaki pisliklerden uzak tutmak ve çadırda uyumaları için kullanıyoruz)
  • Köpek uyku tulumu veya battaniyesi (soğuk gecelerde uyku tulumunuzu paylaşmak istemiyorsanız)
  • Çoraplar / bot astarları (çadırda ve/veya botlarla birlikte giymek için)
  • Opsak veya galon kilitli (kaka torbaları için)
  • Paket havlu
  • Oyuncak (isteğe bağlı)

 Köpeğinize sunduğunuz tüm suyu taşrada filtrelediğinizden emin olun.

Kaynak: (https://www.cleverhiker.com/blog/14-tips-for-hiking-amp-backpacking-with-a-dog)

Bütün outdoor aktivitelerinde güvenlik öncelikle sizin sorumluluğunuzdadır. Hiçbir makale veya video doğru eğitim ve deneyimin yerini alamaz. Özellikle outdoor ekstrem sporlarda kendi kişisel güvenliğinizden öncelikli olarak siz sorumlusunuz. Her zaman kişisel güvenliğinizi kendiniz ön planda tutun. Her durumda doğadan taraf olun.  Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında iletişim sayfamızdaki bağlantıları kullanarak bize yazın. Outdoor aktiviteleri ve macera turizmi hakkında en son bilgileri almak için sitemizi takip ediniz. 

Çadır mı? Bivak mı?

Outdoor Türkiye

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak sadece kendi yayınlarımızı değil, outdoor sektöründe yazılan yerli ve yabancı bütün yayınları tarıyor ve gerekli izinleri aldıktan sonra bütün outdoor sevenlere duyuruyoruz.

Bu yazımızda https://modernsurvivalonline.com/ adresinden birebir çeviri yoluyla elde ettiğimiz makaleyi paylaşıyoruz. Dilerseniz yazının İngilizce orijinalini “https://modernsurvivalonline.com/Bivak-vs-tent/” adresinden okuyabilirsiniz. Yazıya geçmeden önce bilmeyenler için kısa bir bilgi verelim:

Bivak Nedir?

Temel dağcılık ekipmanlarını tanıttığımız yazımızda dağcılıkta kullanılan yürüyüş ve kamp malzemeleri içerisinde bivak torbasının bulunduğunu belirtmiş, Temel outdoor eğitimi ve dağcılık başlıklı yazımızda bivakları tanıtmıştık. Temel Outdoor Eğitimi ve Dağcılık 3 başlıklı yazımızda kamplarda geceleme türlerini tanıtırken bivaklama yönteminin de bulunduğunu ifade etmiştik.

Bivak

Yazımıza başlamadan önce Bivak Nedir?, Bivak Torbası ne anlama gelir?, Bivak torbası Nedir?, Bivak Çadır?, bivouac barınak nasıl yapılır? gibi soruların cevaplarını burada açıklmamaız gerekiyor.

Bivak Nedir?

  • Fransızca bir kelime olan “Bivouac”, 1700’lerde “ordugah” anlamında kullanılmaktaydı. Kelime ordugâh Fransız ve sonuçta bir 18. yüzyıl İsviçre Almancası kullanım kaynaklanmaktadır.
  • 18. Yüzyılda İsviçre kökenli Almanlar gece bekçisi anlamına gelen “bei” çift, “wacht” bekçi kelime köklerinin birleşmesinden oluşmuş “beiwacht” kelimesini kullanmaktaydı.
  • Fiil olarak  “Bivouac” 1809 itibariyle “geceleri ordu göndermek” anlamında kullanılmaya başlandı, sonraları ise 1814 itibariyle kapıların dışında kamp yapmak yani açık havada gecelemek anlamını kazandı.
  • Beiwacht (bei tarafından Wacht saatten veya devriye). Bir kampta uyanıklığı artırmak için askeri veya sivil bir güç tarafından sürdürülecek ek bir nöbete atıfta bulundu. İngiliz İmparatorluğu’nun askerleri tarafından kullanılmasının ardından terim, kısaca bivvy olarak da bilinir hale geldi.
  • Bivak (bivouac) barınak temel olarak öncelikle askeri amaçlarla kullanılan geçici bir doğaya sahip barınaktır.
  • Bivak, planlı veya plansız yapılabilen, sınırlı malzeme ile gerçekleştirilen geceleme şekline verilen isimdir. Hızlı hareket etmeniz gereken ve sınırlı süreye sahip olduğunuz tırmanışlarda erken rotaya girmek için planlı bivaklama yapılabilir.

Günümüzde Bivak

Modern bivouac’lar genellikle bir veya iki kişilik çadır kullanımını içerir, ancak çadırsız veya tam örtülü de olabilir.

Modern dağcılıkta bivouac sığınağının doğası hazırlık düzeyine bağlı olacaktır. Bir bivouac sığınağı, halk dilinde bivvy ( bivy veya bivvi veya bivi olarak da yazılır ) olarak bilinir.

wikipedia

Kimler Bivak Kullanır?

  • Askerler, backpacking (sırt çantalı gezginler),  bikepacking (bisikletli gezginler, izcilik veya dağcılık yapanların kullandığı barınak türü.
  • Bivak (bivouac) genellikle açık havada bir bivouac çuval ile uyumayı ifade edebilir, ancak aynı zamanda bir çerçeve oluşturmak için dallardan oluşan bir yapı gibi doğal malzemelerden yapılmış ve daha sonra yapraklar, eğrelti otları ve benzeri şeylerle kaplanmış bir barınağa da atıfta bulunabilir.
Bivak

Bivak Kampı

Bivak Kampı Kelime anlamı ile Bivouac (Türkçe’de Bivak veya Bivaklama diye anılır) açık havada geceyi geçirmek amacıyla planlı ya da plansız yapılan, az malzemeli kamp yöntemine verilen addır. Özellikle dağ, kaya tırmanışı yapanlar, askeri birlikler gibi bir rota üzerinde hareket eden kişilerin sınırlı zaman diliminde, belli bir nedene bağlı verdikleri konaklama molasında asgari konforun sağlandığı kamp modelidir.

Bivak kampı, zorunlu koşullara bağlı olarak gelişmiş bir kamp türüdür. Genellikle hızlı hareket gerektiren, sınırlı süreli tırmanışlarda, hedeflenen rota üzerinde varış noktasına erken gitmek için planlı ya da beklenmeyen bir durum karşısında (ani gelişen bir hava olayı, yaralanma, bulunulan bölgede çığ riski gibi…) plansız “Bivaklama” yapılabilir. “Bivaklama”nın tam karşılığı gecelemektir.

Bivaklama

Doğada Bivaklama

  • Doğa aktiviteleri, extreme sporlar ile ulaşan kişilerin Bivouac ile ilgili yeterli bilgi ve donanıma sahip olmaları önemlidir. Standart kamp ile bivak kampını birbirinden ayıran en temel özellik sahip olunan kamp donanımının taşıma, kurulum ve kullanımının çok daha pratik olmasıdır. “Bivouac kampı” bivak torbası ya da bivak çadırı denilen özel bir donanım gerektirir.
  • Tıpkı kamp yaparken dikkat edilmesi gereken hususlar gibi bivak kampı sırasında da aynı konulara önem vermek gerekir. Özellikle kötü hava koşullarında bivaklamanın gerektiği durumlarda ıslak ya da nemli giysilerle, çoraplarla, eldiven ya da başlıkla geceyi geçirmemek altın kuraldır.

Bivak ve Hipotermi Riski

  • Islak ya da nemli donanım hipotermi riskini beraberinde getirir, ayrıca hipotermi yaşamasanız dahi bazı uzuvlarınız donabilir. Böylesi bir durum ertesi gün hareket almayı zorlaştırır bazen de imkansız hale getirir. Asla ıslak ya da nemli kıyafetlerle uyumayın…
  • Bivaklama sırasında grup arkadaşları ile bir arada olmak, bir arada kalmak önemlidir. Bu şekilde sürekli iletişim halinde olur, birbirinizi kollayarak koruyabilirsiniz.
  • Kötü hava şartları, olumsuz durumlar ya da zorunlu haller karşısında moralli olmak motivasyon sağlar, grup halinde bir arada kalmak moral kazanmaya yardımcı olur. Bir arada kalmanın sağlayacağı bir diğer avantaj ise ısınma veya ısı kaybından korunmaktır. Birlikte olmak daha hızlı şekilde ısınmanızı sağlayacaktır.

Bivak Kampı Nasıl Yapılır?

Bivak Kampı için gerekli minimum malzemeler; çanta, battaniye, mat, yedek kıyafetler ve yeteri kadar yiyecek içecektir. Gerekli donanıma sahip olmak kadar Bivouac yapılacak yerin hazırlanması da önemlidir. Hava şartları ne kadar zor olursa olsun rahat bir bivak yeri hazırlanmalıdır.

Bivak ve Doğada Güvenlik

Bivak Kampı yaparken güvenlik gözetilmesi gereken en önemli detaydır. Düşme riskinin bulunduğu bivak alanlarında önce kolonla emniyet sağlanmalı sonra bivak torbasına girilmelidir. Ayrıca diğer eşyalar da koruma altına alınmalıdır.

Bivaklama yaparken bivak çadırının etrafı olası yaban hayvanlarının gelişini duymak için çalı çırpı, ağaç dalları gibi üzerine basıldığında sizi uyaracak şekilde çevrelenmelidir.

Bivak Kampı

Bivak Kampında Beslenme

Bivak kampı sırasında sık aralıklarla sıcak sıvı ve/veya sıcak yemek tüketmek önemlidir. Sıcak yiyecek ya da içecekler vücudunuzun ihtiyacı olan enerji ve ısıyı korumanızı sağlayacaktır. Varsa cep sobası yoksa sıcak su şişeleri ya da torbası özellikle soğuk ve kötü hava koşullarında hayat kurtarır. Yanınızda mutlaka ısınmanıza yardımcı olacak bir donanım ile yol alın.

En doğrusu çantanızda her zaman bivak torbası taşımanızdır. Bu tip torbaların içine tulumunuzla rahatlıkla girebilirsiniz. İyi bir uyku tulumu ve altınıza sereceğiniz kaliteli bir mat ile en zor şartlarda hayatta kalırsınız.

Kötü hava şartlarında bivaklarken dikkat etmeniz gereken bir diğer husus ıslak elbiselerle, ıslak veya nemli çoraplarla geceyi geçirmemeniz gerektiğidir. Sabah olduğunda farkına varmadan uzuvlarınız donmuş olabilir. Bu durum ertesi gün hareket etmenizi imkansız kılacaktır. Bol bol sıcak sıvı ve yiyecek tüketin. Su ısıtma imkanınız varsa şişelere sıcak su doldurup bunlarla uyuyun.

Bivak Kampının Avantaj ve Dezavantajları

Bivouac demek özgürlük demektir… Engin gökyüzünün altında uyumak, yıldızlarla kucaklaşmak, doğanın kucağında olmak demektir. Bu duygu tarif edilmesi zor ancak yaşayanların birbirini anlayabileceği bir duygudur. Bivak kampının avantajı çok dezavantajı ise neredeyse yok denilecek kadar azdır.

Bivak

Bivak Kampının Dezavantajları

Bivouac kampının yanyana anılamayacağı tek kelime konfordur.

Tüm güzelliğinin yanında bivaklamak denildiğinde rahatsız bir geceye hazır olmak atacağınız en doğru adım olur.

Sınırlı imkanlar, dar alanlar, yeteri kadar donanım, taşınabilecek oranda yemek ve su, bivaklama sırasında sahip olabileceğinizin tamamıdır.

Bivak Kampının Avantajları

Bir bivak torbasına sahip olmak hayat kurtarır.

Bivouac kampı ya da bivaklamak, bu alanda bilgi ve donanım sahibi olmak her outdoor aktivitesi yapan kişi için önem taşır.

Aniden hava koşulları kötüleştiğinde ya da rotanızdan saptınız ve hava kararmak üzere olduğunda yanınızda sırt çantanıza ek bir de bivak torbası varsa yeniden yol almak için sabahı beklemek ve bivaklamak en güvenlisi olabilir.

Bivouac Camping Nereden Çıkmıştır?

Rotadan sapma, rotada beklenmeyen durumlar (örneğin çığ riski yüzünden rotayı değiştirmeniz ve uzatmanız gerektiğinde), yaralanma, kötü hava koşulları gibi nedenlerden plansız bivaklama yapılabilir. Önemli olan her iki durumda da ne yapacağınızı bilmektir.

“Bivouac Camping” Yaparken Ne Tür Malzeme Kullanmak Gerekir?

  • Bivak kampı için ihtiyaç duyulan donanım, ani konaklama durumunda hayatta kalmanıza yardımcı malzemelerden ibarettir.
  • Rüzgar ve yağıştan sizi koruyacak kumaştan üretilmiş, dış alan ısısını +10 derece kadar perdeleyerek kuru ve sıcak kalmanızı sağlayacak, pratik kolay kurulumu, hafif ve taşıması kolay bivouac (bivak) torbası ana malzemedir.
  • Bivak torbasının yanı sıra; sırt çantası, kıyafet, mat, battaniye ve/veya uyku tulumu Bivouac kampı için yeterli malzemelerdir. Soğuk ve çetin hava koşulları için ise bir küçük cep sobası bulundurmak bivak torbası içinde size ekstra ısı sağlayacaktır.
  • Planlı veya plansız bivak yapacağınız zaman hedefiniz rahat olmasa da asgari koşullarda geceleme yapmanızı sağlamaktır. Mevsim ve ortam koşullarına bağlı olarak bivak torbası, battaniye, çöp torbası, sırt çantanız, matınız veya yedek giysilerinizle geceleme yapmanız mümkündür. Yanınızda ısınmanızı sağlayacak ocak veya cep sobası, enerji verecek yiyecek ve içecek su bulundurmanız bu tip zorunlu konaklamalarda avantaj sağlayacaktır.
Doğadaki Barınak – Bivak

Bivak Kampı Nerelerde Yapılır?

  • Bivak kampı diğer bir deyişle “bivaklama” yapmanın altın kuralı, doğru bivak alanı seçmektir. Bivak alanı, mümkün olduğunca hava kararmadan seçilmelidir böylece güvenlik noktalarını daha kolay etüt edebilirsiniz.
  • Çığ düşme riski olan alanlar, taş ya da kaya yuvarlanabilecek bölgeler bivak kampı için güvensiz alanlardır. Tıpkı çadır kampı gibi, bivak alanı seçerken de güneşin açısı ayarlanmalı, rüzgardan korunmalıdır.
  • Bivak kamplarının en büyük düşmanlarından biri rüzgardır. Özellikle eksi ısı değerlerinin söz konusu olduğu bölgelerde rüzgar hissedilen mevcut ısının daha da düşük olmasını sağlayacaktır. Rüzgardan korunacak bir alan mümkün değilse o zaman doğanın size sunduklarını bivak alanına siper etmek doğru olacaktır. (taşlardan duvar örmek, ağaç dallarından siperlik yapmak hatta kar duvarı oluşturmak… gibi)
Bivak Kulllanımı

Trekking ve Bivaklama

Aşağıda “https://modernsurvivalonline.com/bivy-vs-tent/” adresinden birebir çeviri yoluyla elde ettiğimiz Çadır ve Bivak seçimi konulu yazıyı sunuyoruz.

Bivak vs Çadır: Sizin İçin En İyisi Hangisi?

Bivak Barınak

İtiraf etmelisiniz ki, düzenli olarak outdoor ekipmanlarını kullanan insanlar kesinlikle seçimleri konusunda tutkuludur ve bu kategorideki en ateşli argümanlardan biri barınak konusudur. Bivies ve çadırlar, mevcut en popüler iki açık hava barınağı seçeneğidir ve her birinin, görünüşte sonu olmayan bir şekilde diğerine tercihlerinin esasını tartışan bir dizi gayretli hayran vardır. Bu, sektöre yeni başlayanların bir analiz felci vakasıyla sonuçlanmasını kolaylaştırabilir.

Çadır ve Bivak arasında en iyisi hangisi? Her ikisi de uygulanabilir. Cevap, hangisinin amaçlarınıza daha iyi hizmet ettiğidir. Çadırların genişlik avantajı vardır, ancak bivie’lerden biraz daha hantal ve ağırdırlar. Bivie’ler tam tersi, daha hafif ve daha kompakt, ancak içeride kesinlikle sıkışık yerler. Her ikisi de havayı sizden uzak tutabilir ve sıcak kalmanıza ve iyi yapmanıza yardımcı olabilir.

tent on camping grounds
Çadır kampı

Şimdi, bunun herkesi sakinleştirmek ve geçinmek için verilen bir kaçamak cevap olduğunu düşünmeyin, bu makalenin geri kalanında daha fazla ayrıntıya ve kapsamlı bir analize girmeye hazırız. Birinin diğerine üstünlüğü var mı? Bazı insanlar için açıkça üstün olan var mı? Aşağıda öğrenin!

Bivaklar ve Çadırlar Karşılaştırması

KategoriÇadırBivak
MaliyetHarcanabilir, birkaç yüz ila 1.000 doların üzerinde.Karşılaştırılabilir kalitede çadırlardan önemli ölçüde daha ucuz, genellikle 200 $ veya daha az
KurulumÇok parçalı çerçeveler, zemin kaplamaları ve diğer gereksinimlerin doğru şekilde monte edilmesi zaman alır.Kurulumu hızlı ve kolaydır, genellikle 5 dakika veya daha kısadır.
Ağırlık/TopluBirkaç kilo ağırlığında olabilir. Çerçeve ağırlık ve hacim ekler. “Flyweight” çadırlar pahalı ve kırılgan olabilir.Ağırlık tasarrufu için seçim. Nadiren tam olarak birkaç kilodan daha ağırdır. Küçük paketler.
UzayKüçük çadırlar bile geniştir, ayrıca oturmak, değiştirmek ve eşyalarınızı saklamak için yer sağlar.Tasarım gereği sıkışık. Klostrofobik hissedebilir. Varsa çok az yer.
DiğerÇadırların haşerelere, özellikle böceklere karşı sızdırmazlığı kolaydır ve çoğu zaman bivie’lerden daha iyi havalandırmaya sahiptir.Bivies, sizi ve uyku tulumunuzu yanlış koşullarda ıslatmaya yetecek kadar yoğuşmadan çok acı çeker. Ayrıca çadırlara kıyasla haşerelere karşı oldukça geçirgendir.

Barınak Maliyeti

Okurlarımızın çoğu, satın aldıkları işi yapmaması için çok ucuz olan herhangi bir özel hayatta kalma ekipmanı satın almamaları konusunda onları uyarmama ihtiyaç duymasa da, elmaları elmalarla karşılaştırırsanız, bir Bivak her zaman daha ucuz olacaktır. bir çadır.

İlk olarak, bir Bivak inşa etmek için gereken önemli ölçüde daha az kumaş var. Çok daha küçüktürler ve bu da daha az malzeme gereksinimi anlamına gelir. Çoğu zaman bu malzeme maliyet tasarrufları alıcıya geçer.

Çadırlar daha büyüktür ve ayrıca pazarlıkta yapılarının bir parçası olarak çok parçalı ve bazen karmaşık çerçevelere sahiptir. Çadırın özellikleri ve seçenekleri arttıkça maliyeti de artmaktadır.

İyi, kompakt bir çadıra 400 dolar veya daha fazlasını harcamak kolay bir şey. Eşdeğer kalitede bir Bivak genellikle 200 dolardan daha ucuza mal olur. Sıkı bir finansal bütçeyle hayatta kalmaya çalışıyorsanız, Bivak en iyi seçenek olabilir.

Bivak Barınağı

Barınak Kurmak

Seçtiğiniz barınağın kurulum süresini dikkate almaya değer. İster keyifli bir yürüyüşte olun, ister bir hata sırasında umutsuzca iz yapmaya çalışıyor olun, yapacak çok şeyiniz olacak ve bunu halletmek için yalnızca sınırlı miktarda gün ışığı alacaksınız.

Kampınızı kurmak veya yıkmak için harcanan her zaman, dinlenmek, yemek hazırlamak, rotanızı gözden geçirmek veya ekipman bakımı yapmak gibi başka bir şey yapmak için harcanmayan zamandır.

Kurulum ve yıkım süresi söz konusu olduğunda, genellikle çadırlar ve bivies arasında bir karşılaştırma yoktur. Bivies, minimalist doğasına uygun olarak, genellikle kurulabilir ve yırtılabilir, daha sonra sadece birkaç dakika içinde istiflenebilir, çoğunluğu deneyimli bir kişi tarafından 5 dakikadan az ve çoğu 2 dakikadan az sürer.

Çadırlar ise karma bir çantadır. Kullanıcı dostu olması göz önünde bulundurularak tasarlanan modern çadırlar, genellikle çadır kabuğunun kendisine yerleştirilmeden veya başka bir şekilde takılmadan önce birbirine kenetlenmesi gereken birkaç çerçeve bileşenine sahiptir.

Araziye, uygulamaya ve diğer faktörlere bağlı olarak bu, 8 dakikadan 15 dakikaya kadar sürebilir. Eski moda veya ilkel çadırlar önemli ölçüde daha uzun sürebilir.

Barınak Ağırlığı

Modern çadırları ve bivakları düşündüğünüz sürece, ikisi arasındaki ağırlık tasarrufu o kadar önemli olmayabilir. Hemen hemen her Bivak birkaç kilodan daha hafiftir ve en iyi modern örnekler sadece birkaç ons ağırlığındadır.

Ultra hafif sırt çantalı topluluktaki insanlar veya çantalarına ekledikleri her gramı sayan hazırlayıcılar için, muhtemelen ağırlık tasarrufu ve tek başına hacim eksikliğine bağlı olarak bir Bivak kazanacak .

Bivak Hacmi

Modern çadırlar da oldukça hafif olabilir, birkaç kilo kadar hafif olabilir, ancak ağırlığı ve hacmi önemli ölçüde artıran çerçevedir. Araçla seyahat ediyorsanız, bu sizin için bir fark yaratmayabilir, ancak taşımanız gerektiğinde çok daha fazla dikkat edeceksiniz, söz veriyorum.

Bununla birlikte, modern, sentetik çadırlar tüy gibi hafiftir ve alaşım veya sentetik çerçeve elemanları ile birleştiğinde tüm çadırınız yalnızca beş ila on pound ağırlığında olabilir. Ancak eski moda kanvas çadırlar bir ton ağırlığa sahip olabilir ve ıslanırsa daha da ağır olabilir.

Barınma Hacmi

Burada bir yarışma yok; en küçük çadır bile, herhangi bir Bivak’den çok daha fazla manevra alanı sağlar. Kompakt bir çadır, hiçbir yerin ortasında değil, diğer insanların arasında kamp yaptığınızı varsayarsak, oturmak, çantanızı yanınıza almak ve hatta mahremiyetle değiştirmeden önce ıslak veya kirli kıyafetlerinizden sıyrılmak için bolca alan sağlayacaktır.

Duvarlar üzerinize kapanmadan nefes almak için fazladan bir alana sahip olmak da çok güzel! Daha büyük çadırlarda birden fazla kişi, hatta bütün bir aile bile sorunsuz uyuyabilir.

Öte yandan, Bivies, tasarım gereği mümkün olduğunca kompakttır, size biraz daha fazla boşluk bırakan biraz daha geniş, alevlenmiş bir ucu olan bir uyku tulumunu tutmak için zar zor yeterli alan içerir.

Bu, tartışacağımız gibi iki ucu keskin bir kılıçtır, ancak yaratık konforu düşünüldüğünde, bazı insanlar Bivak’nin içinde bir klostrofobi hissinden muzdariptir ve gerçek klostrofobiden muzdarip insanlar genellikle rahat olmakta ve uykuya dalmakta zorlanırlar .

Bivak

Herhangi bir amaç için ve özellikle de eşyalarınızı dışarıda tutmak için yanınıza almak için ek alana ihtiyacınız varsa, bir çadır hemen hemen sizin fiili seçiminizdir. Bivak’nin başka birçok avantajı vardır, ancak anlamlı bir şekilde dinlenmeniz veya yapmanız gereken diğer şeyleri yapmanız için yeterli alanı sağlamazlarsa, hiçbir değeri olmayabilir.

Diğer Barınak Fikirleri

Geleneksel bir çadır, daha fazla alana ihtiyaç duyanlar ve bir çiftliğin kötüleşmesiyle çok fazla mücadele etmek istemeyenler için daha iyidir, bu da daha ağır, kurulumu daha yavaş olan daha ağır bir paketi taşımak pahasına.

Düşünecek birkaç şey daha. Bivies’in büyük bir zayıf noktası vardır, çünkü daha sonra damlayacak, damlayacak, yüzünüze, uyku tulumunuza ve başka yerlere damlayacak ve genellikle sizi çıldırtacak ve donanımınızı ıslatacak olan yoğunlaşmayı biriktirmekle ünlüdürler.

Beşinci derece bir baş belası olmanın yanı sıra, ıslak, ıslak dişli sorunuyla uğraşmanız ve ya kurutmanız ya da paketlemeniz ve küflenme riskiyle uğraşmanız gerekir. Çadırlar, daha geniş iç hacimleri ve daha iyi havalandırmaları nedeniyle bu konuda çok daha iyidir.

Havalandırmadan bahsetmişken, çadırların böcek ve memeli çeşitliliğinin davetsiz misafirlerine karşı yalıtılması daha kolaydır.

Doğanın derinliklerinde düzgün bir şekilde kamp yapan herkes, böceklerin ve diğer meraklı yaratıkların bolluğunun yerel KOA’nızdan veya herhangi bir yerleşim ortamından bekleyebileceğinizden çok çok daha fazla olduğunu bilir. (KOA: Kampgrounds of America, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da yaklaşık 500 lokasyonla dünyanın en büyük özel kamp alanı sistemidir. 1962’de kuruldu ve merkezi Billings, Montana, Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunuyor.)

Bivak Barınağı

Bir çadırın fermuarlı kapısı veya kanadı, içeriyi davetsiz misafirlere karşı kolayca kapatmanızı sağlar. Öte yandan, bivies’i anlamlı bir şekilde mühürlemek çok zordur ve bu, her zaman içeri giren böceklerle ve ara sıra ısınmak isteyen sürüngen veya memeli ziyaretçilerle uğraşmak zorunda kalacağınız anlamına gelir.

Çözüm

Bivak veya çadır sizin için daha mı iyi? Buna karar vermek size kalmış okuyucu, ancak göz önünde bulundurmanız gereken tüm faktörleri ortaya koyduk.

Genel olarak konuşursak, bivak bütçesi olan ancak yine de açık hava barınağına ihtiyaç duyan veya yaratık konforu pahasına mümkün olan en hafif ve en küçük paketi isteyen biri için en iyisidir.

Geleneksel bir çadır, daha fazla alana ihtiyaç duyanlar ve bir çiftliğin kötüleşmesiyle çok fazla mücadele etmek istemeyenler için daha iyidir, bu da daha ağır, kurulumu daha yavaş olan daha ağır bir paketi taşımak pahasına.

Kaynak: (https://modernsurvivalonline.com/bivy-vs-tent/)

Bütün outdoor aktivitelerinde güvenlik öncelikle sizin sorumluluğunuzdadır. Hiçbir makale veya video doğru eğitim ve deneyimin yerini alamaz. Özellikle outdoor ekstrem sporlarda kendi kişisel güvenliğinizden öncelikli olarak siz sorumlusunuz. Her zaman kişisel güvenliğinizi kendiniz ön planda tutun. Her durumda doğadan taraf olun.  Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında iletişim sayfamızdaki bağlantıları kullanarak bize yazın. Outdoor aktiviteleri ve macera turizmi hakkında en son bilgileri almak için sitemizi takip ediniz. 

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

Doğadaki Dostlarımız

Outdoor Türkiye

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak sadece kendi yayınlarımızı değil, outdoor sektöründe yazılan yerli ve yabancı bütün yayınları tarıyor ve gerekli izinleri aldıktan sonra bütün outdoor sevenlere duyuruyoruz.

Bu yazımızda https://theoutdoorguide.co.uk adresinden birebir çeviri yoluyla elde ettiğimiz makaleyi paylaşıyoruz. Köpek cinslerinin Türkçe kullanımları genellikle İngilizce teriminin Türkçe olarak kullanılmasıyla yapılmaktadır. Biz kelime olarak çevirdik, dolayısıyla kelime olarak Türkçe karşılığını kullanmış olsak da kullanımda isimlendirmenin İngilizce olarak yapıldığını unutmayın.

The Outdoor Guide

Outdoor Severler İçin En İyi 8 Köpek Irkı

Bu blog harici bir katılımcı tarafından gönderilmiştir, içerdiği görüşler yalnızca yazarın görüşleridir. Lütfen sizin ve aileniz için en iyi köpeğe karar vermeden önce araştırmanızı yapın.

Doğayı seven biriyseniz, tüm yol boyunca yanınızda kalırken açık hava etkinliklerine ayak uydurabilen çok aktif bir köpek istersiniz. Ama aralarından seçim yapabileceğiniz yüzlerce tür arasından hangisi açık hava yaşam tarzınıza ayak uydurabilir?

8 Best Dog Breeds
En İyi Köpek Irkları

Bugün, açık hava sevenler için en iyi köpekleri seçtik ve sizin ve ihtiyaçlarınız için hangi köpek ırkının doğru olduğunu açıklıyoruz. Öğrenmeye hazır mısınız?

8 En İyi Köpek Irkları

Alman Çoban Köpeği (German Shepherd Dog)

Alman Çoban Köpeği (German Shepherd Dog)

Alman Çobanları sadık ve zeki köpeklerdir. Meraklı, uyanık, kendinden emin ve harika bir açık hava arkadaşıdırlar. GSD’lerin davranışları büyük ölçüde eğitimlerine ve sosyalleşmelerine bağlıdır. Bu köpeklerin hem zihinsel hem de fiziksel olarak sürekli uyarılmaya ihtiyacı vardır – bu da onları açık hava sahipleri için mükemmel köpekler yapar.

Alman Çoban köpekleri de oldukça uyumludur. Her türlü yaşam tarzına kolayca uyum sağlayabilirler! Böylece ister kampçı, ister uzun yürüyüşe çıkan kimse veya gezgin olun, yaşam tarzınıza uyum sağlayabilirler.


Alaska Malamute (Alaskan Malamute)

Alaskan Malamute

Alaskan Malamutes, soğuk havalarda gelişen en eski ve en büyük kızak köpeklerinden biridir. Bu çalışan köpeklerin güçlü bir dayanıklılığı vardır, bu yüzden malları taşımak ve kızakları çekmek için kullanıldılar.

Malamutes inanılmaz dayanıklılık, güç, çeviklik ve hız ile çok atletiktir. Sabah koşusu, bisiklete binme veya yürüyüş için mükemmel bir ortaktırlar !


Bernese dağ köpeği (Bernese Mountain Dog)

Bernese Mountain Dog

Bernese Dağ Köpeği, büyük ama nazik, güçlü bir çalışma köpeğidir. Bernese Dağ Köpekleri, çocuklara karşı son derece nazik oldukları için, arkadaş canlısı ve aileler için mükemmeldir. Ayrıca, onları mükemmel yürüyüş arkadaşları yapan yabancı aktivitelerden hoşlanırlar.


Sibirya kurdu (Siberian Husky)

Sibirya kurdu (Siberian Husky)

Sibirya Husky başlangıçta sert, soğuk iklimlerde kızak ve araba çekicileri (tıpkı Alaskan Malamute gibi) olarak çalıştı. Bu çalışan köpekler enerjiktir ve her an maceraya her zaman hazırdır!


Avustralyalı Çoban (Australian Shepherd)