Antalya Tanıtımı ve Gerekli Bilgiler 1. Yazı

Antalya Gezi Rehberi 1. Yazı

Bu yazı dizimizde Antalya’nın tarihi ve turistik yerlerini tanıtıyoruz. #Antalya deniz, güneş, doğa ve tarihin bütünleştiği bir şehirdir. Türkiye’nin turizm cenneti olan Antalya’nın her ilçesi başlı başına birer doğa harikasıdır.

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak özellikle outdoor turizminde büyük eksiklik olarak gördüğümüz illerin tek tek tanıtımı, illerde yapılabilecek outdoor aktiviteleri, outdoor ürün satan firmalar, kamp alanları, doğal güzellikler, yürüyüş rotaları gibi bütün bilgileri içeren bir yazı dizisine başladık.

Bu yazı dizimizde bulunduğunuz veya tatil amaçlı gittiğiniz ilde öncelikle yapabileceğiniz doğa aktivitelerinin, aktivite bölgelerinin, kamp alanlarının, tarihi ve turistik mekanların tam ve en geniş listelerini oluşturup okuyucumuzun kullanımına sunuyoruz.

Özellikle kampçılardoğa severler, karavancılardoğa tatilcileri, macera turizmikültür turizmi ve outdoor ekstrem sporları yapanlar için en çok aranan bilgileri derlemeye gayret gösteriyoruz.

Listede gördüğünüz eksiklikleri ve eklenmesini istediğiniz bilgileri iletişim sayfamızda bulunan kanallardan bize ulaştırabilirsiniz.

ANTALYA

Antalya gibi tarih, turizm ve doğanın bütün potansiyelini en üst seviyede barındıran bir ili tek bir yazıda anlatmak ve tanıtmaya çalışmak mümkün değil. Bu sebeple Antalya Tanıtımı ve Gerekli Bilgiler başlıklı yazımızı dizi şeklinde yazıyoruz. Antalya Tanıtımı yazılarımızı aşağıdaki bağlantılardan takip edebilirsiniz.

Bu yazımızda aşağıdaki başlıklarda kısa bilgiler vereceğiz.

Antalya Tanıtımı

Hadrian Kapısı veya Üçkapılar, 130 yılında Roma İmparatoru Hadrianus’un Antalya’yı ziyareti onuruna, kenti çevreleyen sur üzerinde inşa edilmiş anıtsal zafer takıdır.

Antalya, Türkiye’nin bir ili ve en kalabalık beşinci şehridir. 2021 sonu itibarıyla il nüfusu 2.619.832’dir.  Türkiye’de “turizmin başkenti” olarak görülmektedir. Şehrin yüzölçümü 20.177 km2dir. İlde km2ye 130 kişi düşmektedir. En kalabalık ilçesi 2021 yılı itibarıyla 591.895 kişiyle Kepez ilçesidir. Nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu ilçe ise km2 başına 5429 kişi ile Muratpaşa‘dır. 19 ilçe ve belediye, bu belediyelerde toplam 914 mahalle bulunmaktadır.

Derin geçmişi ve köklü bir kültürel mirası ile eşsiz güzellikteki koyları ve yaylaları, bozulmamış plajları, konforlu otel ve marinaları, renkli eğlence mekanları ve sanat dolu festivalleri, Antalya’yı konuklarına sınırsız seçenekler sunan bir turist destinasyonu haline getirmektedir. Günün doğuşundan batışına kadar güneşlenme keyfi; doğa ananın kucağında açık hava sporlarının heyecanını yaşamak, zengin flora ve faunaya sahip milli parkları, antik kentleri, müzeleri ve Kaleiçi’ni keşfetme heyecanı; uzaklara alıp götüren dağların ve huzurlu Akdeniz koylarının gizemi; gece yıldızların altında açık havada opera izlemenin büyüsünü yaşamak; Türk mutfağının eşsiz lezzetlerini tatmak ve partilerin tadını çıkarmak bu seçeneklerden bazılarıdır. Ayrıca, konuksever insanları ile tanışmak da, Antalya’da geçirilen keyifli tatilin hoş bir parçası.

Antalya’nın Komşuları

Antalya Haritası ve Antalya’nın Komşuları

Antalya, Türkiye’nin güneybatısında 29° 20’-32°35’ doğu boylamları ile 36° 07’-37° 29’ kuzey enlemleri arasındadır. Güneyinde Akdeniz ve kuzeyinde denize paralel uzanan Toroslar ile çevrili olup, doğusunda Mersin, Konya ve Karaman, kuzeyinde Isparta ve Burdur, batısında Muğla illeri ile komşudur.

İlin yüzölçümü 20.177 km2 kadardır. Bu Türkiye yüzölçümünün % 2.6’sı kadarına karşılık gelir. Akdeniz Bölgesi’nin batısında bulunan Antalya, bölge yüzölçümünün ise % 17.6’sını oluşturur.

Antalya Coğrafi Yapısı

Myra Antik kenti

İl arazisinin ortalama olarak %77.8’i dağlık, %10.2’si ova, %12’si ise engebeli bir yapıya sahiptir. İl alanının 3/4’ünü kaplayan Torosların birçok tepesi 2500-3000 metreyi aşar. Batıdaki Teke yöresinde geniş platolar ve havzalar yer alır. Çoğunlukla kireçtaşlarından oluşmuş bu dağlar ve platolar alanında, kireçtaşlarının erimesiyle oluşmuş mağaralar, düdenler, su çıkaranlar, dolinler, uvalalar ve daha geniş çukurluklar olan polyeler gibi büyüklü, küçüklü karst şekilleri çok yaygındır. İlin topoğrafik yönden gösterdiği değişkenlik gerek iklim, gerek tarımsal gerekse demografi ve yerleşme yönünden farklı ortamlar yaratmaktadır. Ayrı özellik gösteren bu alanlar sahil ve yayla bölgesi olarak tanımlanır.

Antalya Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • Antalya’nın “Yeryüzü Cenneti”, “Akdeniz’in incisi”, “Türk Rivierası” olarak da tanındığını,
  • Asya ve Afrika’daki en muhteşem ve en iyi korunan antik tiyatronun Antalya’daki Aspendos Tiyatrosu olduğunu,
  • Antalya’nın, pek çok arkeolojik kentin ve tarihi yapının yanı sıra birçok şelale, mağara ve sonsuz sahilleri barındırdığını,
  • Dünya çapında 35 milyon kişiye uygulanan müşteri memnuniyeti anketine göre dünyanın en iyi 100 otelinden 15’inin Antalya’da yer aldığını,
  • Antalya’nın dünya standartlarındaki golf kulüplerinin, uluslararası ünlü golfcülerin favorileri arasında olduğunu,
  • Kentin Attalos’tan sonra sırasıyla Kleopatra ve Hadrian gibi kraliçeler ve imparatorlar tarafından ziyaret edildiğini,
  • Antalya Müzesi’nin sergilediği antik heykeller sayesinde dünyanın en önemli müzelerinden biri olduğunu bilmelisiniz.

Antalya Tarihi

Antalya’nın kurucusu Bergama Kralı II. Attalos

Helenistik dönemde Bergama Kralı II. Attalos (MÖ 159-138), askerlerine “Gidin ve bana yeryüzündeki cenneti bulun” der. Askerlerinin gösterdiği yeri (bugünkü Antalya) beğenen II. Attalos, bölgenin stratejik önemini dikkate alarak buraya bir liman şehri kurdurur ve kent, kurucusu Attalos’un adına binaen “Ataleia” olarak adlandırılır. Şehrin adı eski Arap kaynaklarında “Antaliye”, Türk kaynaklarında ise “Adalya” olarak geçer. Yerleşme, 20. yüzyılın ilk çeyreğinden başlayarak “Antalya” olarak adlandırılmıştır.

Antalya adı, ayrıca biyolojide takson epiteti olarak Antalyaensis, Antalyensis, Antalyanus, Antalyana biçimlerinde geçer.

Antalya Tarihi: İlk Çağ Öncesi

Karain Mağarası girişi Anadolu’da insana ait bilinen en eski yerleşim alanlarından bir tanesi Antalya kent merkezinden yaklaşık 30 km kuzeybatıda Korkuteli yolu üzerinde Toros Dağlarının Akdeniz’e bakan yamaçlarında bulunan Karain Mağarası‘dır. Mağarada 1946 yılından beri kazılar yapılmaktadır. Yapılan kazılardan, bölgenin günümüzden 500.000 yıl kadar önce de yerleşim merkezi olarak kullanıldığı sonucuna varılmıştır.

Karain Mağarası

Tarihlendirilmesi günümüzden yaklaşık 500 bin yıl kadar geriye, başka bir deyişle Eski Taş Çağının ilk dönemlerine rast gelmektedir. Bu dönem, günümüzden 2 milyon ila 140 bin yılları arasında kalan evresini içerir. Karain‘de mağara adamlarına (homo sapiens neandertalensis) ilişkin kemik kalıntıları da ele geçmiştir. Bunlar, tüm Anadolu’da ele geçen en erken fosil kalıntılarıdır.

Bölgenin en eski tarih öncesi dönem buluntularını içeren Karain Mağarası, Eski Taş Devri ve Cilalı Taş Devrinden, Beldibi Mağarası da Orta Taş Çağından veriler sunarken; Bademağacı Höyüğü’nde yapılan kazılarda Cilalı Taş Çağı yerleşimlerine, buluntularına ve insanın yerleşik hayata geçişinin ilk izlerine rastlanır. Bunlara Karataş, Semahöyük’te yapılan kazılarla elde edilen Erken Tunç Çağı bulguları da eklenince, bölgede Eski Taş Çağından zamanımıza kadar kesintisiz bir uygarlık vardır.

Antalya Tarihi: İlk Çağ Dönemi 

Antalya Bölgesi’nin yakın tarihi, bölgede 1946’dan önce yapılan kazılardan önce karanlıktı. Hititlerin çivi yazılı belgelerinde, adı geçen Ahhiyava ve Arzava ülkelerinin Pamfilya olduğu bilim çevrelerinde kabul görmektedir. Bu bölgedeki araştırmalar ve buluntuların ortaya çıkması ve eldeki verilerle bölgenin karanlık olan bu dönemi de aydınlanmaya başlamıştır.

Antalya Tarihi: Hititler Dönemi

Anadolu’da ilk siyasi birliği sağlayan Hitit Devleti‘nin kurulduğu dönemde yazı, Anadolu’ya yakın zamanda gelmişti. Anadolu’nun ortasında kurulmuş olan Hitit Devleti dönemi, başlangıçta Antalya için sessiz ve karanlık geçti. Bölgenin tarih sahnesine çıkışı Hitit krallarının Batı Anadolu seferleri düzenlemesiyle başlar.

En geniş sınırlarıyla Hititler

Bugünkü Antalya il sınırları içinde kalan Perge, Kesros, Patara gibi eski coğrafya adlarının Hitit çağından kalma olduğunu MÖ 1267-1237 yılları arasında hüküm sürmüş Hitit Kralı III. Hattuşili’nin yıllıklarından öğrenilmiştir. Konya’nın Yalburt’unda bir Hitit hiyeroglifinde Patara‘nın “Pataf” biçiminde geçmesi, bu aydınlanmayı güçlendiren buluntulardır. Buradan anlaşılan Hititlerin “Lukka ülkesi” diye adlandırdıkları Akdeniz sahiline kadar uzanmış olmalarıdır.

Hitit İmpratorluğu’nun yıkılmasının sebebi olan deniz kavimleri göçü sırasında bir kısım Akalıların bu bölgeye göç ettiklerinden Yunan mitolojisinde söz edilir. Truva Savaşları’ndan sonra bazı Aka boyları, Amphilokhos, Kalkhas ve Mopsos’un idaresinde Pamfilya‘ya geldikleri; Perge, Sillyon, Aspendos ve Selge’yi kurdukları söylenmekle birlikte son bilimsel veriler bu kentleri yörenin yerli halkının kurduğunu göstermektedir. Bu Perge‘nin Parha, Aspendos‘un Estvedüs, Selge’nin Estlegiis, Silyon’un Selyuüs adlarından da bellidir.

Bölgeye Pamfilyalılar yerleşmeden MÖ 7. yüzyılda önce kısa bir dönem Rodoslular ve Dorluların, Kumluca ve Phaselis’te (Çıralı) bölgesini kolonileştirdiğini Eski Yunan kaynaklarında geçmektedir. Kumluca yakınlarında bulunan Rhodiopolis kenti bunun bir kanıtı sayılmaktadır.

Antalya Tarihi: Likya ve Pamfilya Dönemi 

Anadolu’daki antik kentlerin dağılışı Antalya ili, tarihteki antik bölgelerden batı Pamfilya‘nın güneydoğu ucunu ve doğu Likya’yı içine almaktadır.

Günümüz Antalyası’nın batı sınırları içinde yerleşen Likyalılar’ın kökenleri tartışılmakla birlikte, Hitit ve Antik Mısır kaynaklarında (MÖ 2000) Lukki veya Lukka adlı bir kavimden bahsedilmektedir. Bu kavim, kendilerini Termili olarak adlandıran Akdeniz kıyılarımızdaki güçlü komşuları Luvilere akrabalıkları ile bilinen Likya ulusundan olması kuvvetli ihtimaldir.

Likya ve Pamfilya Dönemi 

Sınırların nereleri olduğu üzerinde pek çok tartışma olan Pamfilya bölgesinin büyük bölümü günümüzdeki Antalya‘nın içindedir.

Kelime anlamı olarak “Tüm halklardan olan insanların yaşadığı memleket, Irkların ülkesi anlamlarına gelen Pamfilya‘da isminden dolayı pek çok kavmin bir arada yaşadığı düşünülmektedir. Syedra kentinde ele geçen bir kehanet yazıtında “karışık milletlerin ülkesinde yaşayan siz Syedra Pamfuliyalıları…” denmektedir ki; bu yazıt da kentin toplumsal yapısı hakkında bilgi vermektedir.

Pamfilya Helenleri, karşılaştırmalı dilbilim yöntemlerine göre, Anadolu’daki en eski Helen gruplarından birini oluşturmuşlardır. Bunların dilinde Mukenlerin ve Dorların dil özelliklerinden bazılarına rastlanmaktadır. Bu nedenle MÖ ilk bin yılın başlarında Anadolu’ya göç etmiş oldukları kabul edilmektedir. Bunlar Anadolu’da karşılaştıkları insanlarla iç içe geçmiş, onların inanç ve çeşitli kültürel özelliklerinden etkilenmişlerdir.

Yalnızca bu Helenlerin değil, genel olarak Pamfilya’da yaşayan diğer halkların da erken dönem tarihi hakkında pek fazla belge bulunmamaktadır.

Sonuç olarak, ilk çağlardan Roma İmparatorluğu çağına kadar temelde halklar ve kültürler çerçevesinde ele alınmış çalışmalarda, bölgedeki Eski Çağ incelemelerinin henüz bir doygunluğa ulaşmadığı bellidir.

Özellikle Roma öncesi evre açısından yanıtlanması gereken pek çok sorun vardır. Bunların açığa kavuşmasında dil incelemeleri büyük bir yer tutmaktadır. Antalya kenti, tüm Anadolu’da en çok yazılı belgenin ele geçtiği kenttir. Bu niteliğiyle Antalya bölgesi tarih, dil ve arkeoloji incelemeleri için önemli bir merkezdir. Son yıllarda Köprüçayı yönünde daha önce örneklerine rastlanmamış olan yeni bir dile ilişkin yazılı kanıtlar bulunmuştur. Bu buluntular bölge incelemelerinin sanıldığından çok daha derin boyutları olduğunu göstermektedir.

Antalya Tarihi: Bergama, Roma ve Bizans Dönemleri

Roma İmparatoru Hadrianus‘un kenti ziyareti sırasında yaptırılan şehir merkezinin tam ortasında kale içinde yer alan Hadrian Kapısı; halk içindeki ismiyle Üçkapılar Hıristiyanlığın Anadolu’da hızla yayıldığı MS 5.-7. yüzyıllar boyunca Pamfilya ve Likya, Doğu Roma eyaleti olarak önemlerini korumuşlar, hatta MS 2. yüzyıldaki parlak çağlarına yaklaşır derecede, imar görmüşlerdir.

Roma İmparatorluğu’nun en geniş sınırları

7. yüzyılın ortalarında Arapların sürekli yağma ve saldırıları her iki bölgeyi büyük ölçüde zarara sokmuş, bu duruma engel olmak isteyen Doğu Romalılar, bölgeyi korumak amacıyla özel bir donanma kurmuşlardır.

Roma İmparatorluğu’nun bölgeye egemen olmasından sonra, stratejik yerler veya kentlerin bazıları, ufak keşişlikler halinde Doğu Roma İmparatorluğu egemenliği sırasında yaşamalarını sürdürmüşlerdir.

Bizans İmparatorluğu Justinianus devrinde en geniş sınırlar

Antalya‘nın bugünkü bulunduğu yerde II. Attalos’un zamanında inşâ edilen ilk surların da bu dönemde dikildiği bilinmektedir. MS 130 yılında Roma İmparatoru Hadriyanus, Antalya seferi sırasında Hadrian Kapısı’nı yaptırmış, surların doğu bölümünü de onartmıştır.

Ayrıca, Rodos, Venedik, Ceneviz korsanlarının talanları, Kıbrıs Krallarının saldırıları ve Haçlı seferi sırasındaki yağmalar, depremler, bölgenin ekonomik gücü kadar kentleri de yıpratmıştır.

Bu sırada özellikle Rodos ve Cenevizliler koruma ve saldırma için, uygun kıyılarda üsler kurmuşlardır. Antalya, Batı Akdeniz kıyısında stratejik konumuyla önemli bir liman olma özelliğinden dolayı, kurulduğu tarihten başlayarak sürekli istilalara maruz kalmıştır.

Antalya Tarihi: Selçuklu Dönemi

1092’de Melikşah’ın ölümünde Büyük Selçuklu Devleti

Konumu bakımından savunma olanakları güçlü olan Antalya, 11. yüzyıl sonlarında Türklerin eline geçti. Kent, 1097’de I. Haçlı seferinin sonrasında yeniden Bizans eline geçmiş bulunuyordu. Türkler, 12. yüzyılın ilk yarısında Antalya önlerine kadar gelip, yörede etkili olmaya başladılar. 1148 yılındaki II. Haçlı seferi sırasında buraya gelen Haçlı yazarları, Türklerin şehrin yakınlarına kadar geldiklerini, halkın bu sebeple verimli tarlalarını ekemediklerini belirtir. Bu yüzden şehirdeki halk yiyecek ihtiyacını deniz yolu ile karşılamaktaydı.

Türkler, 1176 Miryokefalon Savaşı’ndan sonra Anadolu’yu yurt edinmeye başladılar. Bu dönemde II. Kılıç Arslan devletinin güçlü temellere sahip olması için çabalıyordu. II. Kılıç Arslan, bunun için oğullarını Anadolu’nun çeşitli yerlerine gönderdi. En küçük oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev’i de 1180 yıllarında fethettiği Borgulu’daki (şimdiki Uluborlu) kaleye ve civarına melik olarak gönderildi. II. Kılıç Arslan 1182 yılında Antalya’yı kuşatmış, fakat şehri alamamıştı.

Antalya Tarihi: Anadolu Türk Beylikleri Dönemi

Anadolu Türk Beylikleri Haritası

Anadolu Selçuklu Devleti’nin son senelerinde İlhanlılar’ın nüfuzu altına girmesiyle, batısındaki uç beyleri toplanarak beylik kurmaya başladılar. Bu sırada 13. yüzyıl başlarında Anadolu Selçukluları tarafından Yalvaç, Borlu ve Eğirdir taraflarına yerleştirilmiş olan Teke aşiretinin bir kolunu teşkil eden Türkmenler de 13. yüzyıl sonlarında, başlarında bulunan Hamid Bey’in torunu ve İlyas Bey’in oğlu Feleküddîn Dündar Bey’in liderliğinde hüküm sürdükleri göller havzasında bağımsızlıklarını ilân ederek Hamitoğulları Beyliği’ni kurmuş ve kendisine önce Uluborlu’yu, daha sonra Eğirdir’i merkez yapmıştır.

Kuruluştan hemen sonra ülkesinin sınırlarını güneye doğru genişleten Dündar Bey, Gölhisar, Korkuteli ve daha sonra memleketin bazı yerlerini gezmeye çıkmış olan Antalya Beyi’nin esir düşmesi üzerine Antalya‘yı 1301’de zapt etti.

Dündar Bey, Hamitoğullan Beyliği’nin sınırlarını Germiyan ve Denizli’ye kadar genişletmiş ve Antalya‘yı kardeşi Yunus Bey’in idaresine verdi. Böylece Hamitoğulları Beyliği, Eğirdir ve Antalya olmak üzere ikiye ayrıldı.

Ankara Savaşı’ndan sonra, Sivrihisar’a gelen Timur’un 10 tümenle gönderdiği Şahruh ve kumandanlarının korkunç tahribi neticesinde Korkuteli ve Kitir dolaylarını, Emir Şah Melik de Antalya başta olmak üzere bütün Teke-eli’ni yağmaladılar.

Timur, Kütahya’ya geldiğinde, Teke-eli’ni, Karamanoğlu Mehmed Bey’e verdi. Timur’a bağlılığını sunan Osman Çelebi Bey, Antalya hariç olmak üzere eski beyliğine yeniden sahip olarak Korkuteli’ni kendisine merkez yaptı.

Antalya Tarihi: Osmanlı Dönemi

1683’te Osmanlı İmparatorluğu en geniş sınırlarında

Piri Reis’in tarihi Antalya, Manavgat ve Side haritası Bugünkü Antalya ili sınırlarıyla Osmanlı Devleti’nin 15. ve 16. yüzyılda bu bölge için hazırladığı idari düzen arasında farklılıklar vardır. Bu yüzyıllarda bu bölgede kabaca Alanya ve Teke sancakları yer almaktaydı.

Ticaret yolları üzerinde bulunmasından dolayı sık sık el değiştiren Antalya, Selçuklu Hanedanı döneminde tersanesi ve limanıyla büyük öneme sahipti. Selçuklu egemenliğindeki Antalya, Kıbrıs ile arasında önemli ticari etkinlikler yaparak dönemin en önemli ticaret merkezlerinden birisi oldu.

Tahminen 13. yüzyılın sonu ya da 14. yüzyılın başlarında burası Hamidoğulları’nın Antalya şubesinin eline veya Tekeoğulları’nın eline geçti. Tekeoğulları döneminde huzur ve gelişme devam etmiş, imar ve kültürel etkinlikler artmıştır.

Bölge, Osmanlıların elindeyken Karamanoğulları‘nın ve ara sıra da bazı Avrupalı devletlerin saldırılarına uğradı. Antalya, yeniden Osmanlıların eline geçtikten sonra Anadolu eyaletine bağlandı. Ayrıca, Antalya bir süre şehzade sancağı olarak Osmanlı sancaklarından bir tanesi oldu. Şehzade Korkut 1502’den 1511 yılına kadar sekiz sene burada valilik yaptı. Antalya‘nın Korkuteli ilçesi de ismini Şehzade Korkut’un bu bölgedeki hükümdarlığından aldı.

Antalya Tarihi: Millî Mücadele Dönemi

Milli Mücadele Haritası

Sevr Antlaşması’ndan sonra Antalya‘nın kontrolü İtalya Krallığı’na geçmişti. I. Dünya Savaşı’ndan sonra yapılan Mondros Ateşkes Antlaşması’yla Antalya ve çevresi İtalya Krallığı’na verilmişti. Bu dönemde işgalciler istedikleri gibi Anadolu’yu istilâ etti. Anadolu limanları İtilaf Devletleri’nin gemileri ile doldu, askerî okulları boşaltıldı, askeri daireleri yıkıldı ya da yakıldı; ilçe ve köylerde kontrol yabancıların eline geçti. 28 Mart 1919 Cuma günü İtalyanlar tarafından Antalya işgal edilmiştir.

Antalya yöresinde Yörük Ali Efe’nin evinde kentin ileri gelenlerinden bir grup, Antalya Rumlarının dışarıdan ufak bir yardım gördükleri takdirde isyana kalkışarak memleketin İtilaf kuvvetlerine teslim olacağı tehlikesine karşı Antalya‘yı korumak konusunda toplantı yapmaya karar verdiler. Ancak yapılan toplantılardan bir sonuç alınamadı.

Bir müddet sonra Anadolu’nun çeşitli yerlerinden bölgesel savunma cemiyetlerinin kurulduğunun duyulması ve 19 Mayıs 1919 günü Samsun’dan gelen haberler Antalya‘da bir savunma cemiyeti kurulması fikrini yeniden gündeme getirdi.

Antalya Tarihi: Türkiye Cumhuriyeti Dönemi

29 Ekim 1923’ten sonra ülkenin tamamında olduğu gibi Antalya‘da da pek çok değişim göstermiştir. Osmanlı döneminde sancak olan bölge cumhuriyet dönemiyle birlikte il haline gelmiştir. 1923-50 döneminde küçük ölçeklerde gelişen ilin nüfusu özellikle de ilin merkezinin nüfusu 1950 yılından sonra yoğun göç almaya başlamıştır.

Cumhuriyeti Döneminde Antalya

Antalya’da 1950-60 yılları arası dönem; sanayileşmenin başlamasıyla birlikte kırdan kente göçle gelen nüfus artışının görüldüğü, bunun sonucunda daha iyi iş, daha iyi çalışma, dinlenme ve barınma arzularıyla kente gelen kişilerin bu ihtiyaçlarına cevap verecek kenti kurma çabalarının görüldüğü bir zaman sürecidir.

Kentte 1950’den sonra da artarak devam edecek olan göçün, mekânda yaratacağı sosyal, kültürel ve fiziksel değişimler de bu dönemde yavaş yavaş başlamıştır.

Kentte 1960-70 yılları arası dönemde, kentleşme hareketlerinin mekânsal etkileri görülmeye başlanmıştır. Bu dönem, üretimde farklılaşmayı getiren, sosyo-ekonomik ve kültürel değişime yol açan yeni bir yerleşme biçimlenmesinin başladığı dönem olması açısından önem taşımaktadır.

1960-1965 yılları arasında Kalekapısı çarşısı oluşmuş, 1965-1970 yılları arasında, Kalekapısı ile Belediye işhanı arasında, caddenin güneyinde bugünde kullanımı devam eden ticaret fonksiyonları yerini almıştır. 1970 yıllarında Vakıf İşhanı yapılmıştır. Doğal ve kültürel kaynak potansiyeli yüksek bir kent olan Antalya’nın 1969 yılında turizmde öncelikli alanlar olarak belirlenmesiyle planlama ve yatırım önceliği artmıştır. 1960-70 dönemi Antalya’nın hızlı nüfus artışı ve kentleşmeden doğan sosyal, kültürel ve mekansal değişimlere hazırlıksız yakalandığı bir süreçtir.

Antalya ve Turizmin Gelişimi

1974 yılından itibaren Antalya’da, güney kısmının turizm alanı ilanı ve altyapı çalışmalarının başlaması, liman inşaatının tamamlanması, havalimanı kapasitesinin arttırılması, eski liman ve Kaleiçi projesinin uygulamaya konulması, Fethiye-Kaş yolunun yapılması, Antalya‘nın ülke çapında çok önemli bir turistik merkez işlevi yüklenmesi sonucunda kent 1970’lerden 1990’lı yılların sonuna kadar düzensiz bir şekilde yapılaşmıştır. Antalya kent yapısı özellikle 1990’ların sonundan başlayarak önceki döneme göre daha fazla göç almış ve bu da şehirdeki doğal dokunun bozulmasına, konut talebinin artmasına ve kentin kalabalıklaşmasına sebep olmuştur.

Antalya, 2 Eylül 1993’te çıkarılan 504 sayılı kanun hükmünde kararname ile büyükşehir unvanı kazandı. 2004 yılında çıkarılan 5216 sayılı kanun ile büyükşehir belediyesinin sınırları valilik binası merkez kabul edilerek yarıçapı 30 kilometre olan dairenin sınırlarına genişletildi. 2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı kanun ile 2014 Türkiye yerel seçimlerinin ardından büyükşehir belediyesinin sınırları il mülki sınırları oldu.


Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak özellikle outdoor turizminde büyük eksiklik olarak gördüğümüz illerin tek tek tanıtımı, illerde yapılabilecek outdoor aktiviteleri, outdoor ürün satan firmalar, kamp alanları, doğal güzellikler, yürüyüş rotaları gibi bütün bilgileri içeren bir yazı dizisine başladık.

Bu yazı dizimizde Antalya’nın tarihi ve turistik yerlerini tanıtıyoruz. #Antalya deniz, güneş, doğa ve tarihin bütünleştiği bir şehirdir. Türkiye’nin turizm cenneti olan Antalya’nın her ilçesi başlı başına birer doğa harikasıdır.

Bulunduğunuz veya tatil amaçlı gittiğiniz ilde öncelikle yapabileceğiniz doğa aktivitelerinin, aktivite bölgelerinin, kamp alanlarının, tarihi ve turistik mekanların tam ve en geniş listelerini oluşturup okuyucumuzun kullanımına sunuyoruz.

Özellikle kampçılardoğa severler, karavancılardoğa tatilcileri, macera turizmikültür turizmi ve outdoor ekstrem sporları yapanlar için en çok aranan bilgileri derlemeye gayret gösteriyoruz.

Listede gördüğünüz eksiklikleri ve eklenmesini istediğiniz bilgileri iletişim sayfamızda bulunan kanallardan bize ulaştırabilirsiniz.

ANTALYA

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.