Etiket arşivi: kültürel turizm

TÜRKİYE’DEKİ KÜLTÜR VE YÜRÜYÜŞ YOLLARI 5 THE ECO TRAILS BİSİKLET VE YÜRÜYÜŞ ROTASI

Outdoor Türkiye

Bu yazımız Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları’nı tanıttığımız yazı dizisinin 5. yazısıdır. Aynı zamanda Türkiye’deki trekking rotalarını tanıttığımız serimizin de 2. yazısı olmaktadır. İlk yazımızda Balıkesir’de bulunan Artemea Yolu‘nu tanıtmıştık.

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak “Doğa Yürüyüşleri” hakkında onlarca yazımızı okuyucularımızla buluşturduk. Tema tema ayırarak doğa yürüyüşü, hiking, trekking ve diğer önemli noktalarda bilgilendirici yazılar yayınladık. Yazılarımızdan bazılarını burada hatırlatmak istiyoruz:

Doğa Yürüyüşüne HazırlıkHiking Ne Demek? Yürümenin Faydaları Nelerdir?Hiking ve Trekking Ne demek?Yürümenin Sağlığa Faydaları Nelerdir?, Doğa Yürüyüşü Kıyafetleri Hakkındaki yazı dizimiz, İlk Doğa Yürüyüşü İçin Tavsiyeler ve Yeni Başlayanlar İçin Doğa Yürüyüşü gibi yazılarımızla doğa yürüyüşleri hakkında teorik bilgiler verdik. Doğa Yürüyüşü Hakkında Her şey! başlıklı yazımızda ise doğa yürüyüşüne dair gerekli bütün bilgileri işledik.

The Eco Trails Bisiklet ve Yürüyüş Rotaları

İlk yazımızda;

  1. İki Deniz Arası Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  2. Sarıkamış Kültür ve Yürüyüş Rotaları,
  3. Kurtuluş (İstiklal) Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  4. Kurtuluş Yolu Samsun,
  5. Hoşgörü Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  6. Avrasya Yolu,
  7. Artemea Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  8. İdyma Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  9. Hz. İbrahim Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  10. Yenice Orman Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  11. Hitit Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası, Gastronomi Yolu
  12. Troya Kültür Rotası
Likya Yolu Harita

İkinci yazımızda ise;

  1. Tasavvuf Yolu Sufi Trail,
  2. Evliya Çelebi Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  3. Sultanlar Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  4. Via Egnatia Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  5. Küre Dağları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  6. Aziz Paul Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  7. Frig Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  8. Fethiye Yürüyüş Parkurları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  9. Ephesus-Mimas Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  10. Karia Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,

Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları 3 başlıklı üçüncü yazımızda ise;

Likya Yolu
  1. Kaçkarlar Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  2. Ağrı Dağı Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  3. Aladağlar Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  4. Mysia Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  5. Kapadokya Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  6. Bafa Gölü ve Latmos Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  7. Pisidya Kültür ve Yürüyüş Rotası‘nı tanıttık.

Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları 4 başlıklı yazımızda ise Likya Yolu‘nu tanıttık. Bu yazımızda ise 2018 sonunda Köyceğiz-Ortaca-Dalaman bölgesinde projesi yürütülen, Lİkya ile Karia’yı birbirine bağlayan The ECO Trails rotalarını tanıtacağız.

The Eco Trails Kültür ve Yürüyüş Yolu hakkındaki gerekli bütün bilgileri yazımızda bulacaksınız. https://theecotrails.com.tr/ adresi üzerinden bize ulaşan proje koordinatörleri bizlere “The ECOtrails” hakkında bilgiler sağladılar.

Trekking Rotaları 2 / The Eco Trails Bisiklet ve Yürüyüş Rotaları

The Eco Trails Bisiklet ve Yürüyüş Rotaları

Bu yazımız aynı zamanda Türkiye’deki trekking rotalarını tanıttığımız serimizin de 2. yazısı olmaktadır. İlk yazımızda Balıkesir’de bulunan Artemea Yolu‘nu tanıtmıştık.

Aşağıdaki yazımızdaki bilgi ve resimler temel olarak https://theecotrails.com.tr ve https://www.facebook.com/theecotrails adreslerinden alınmıştır.

Muğla yöresi yürüyüş ve kültür yolları bakımından çok zengin olup bazen bu rotalar karıştırılabilmekte, çeşitli outdoor ve doğa dernekler arasında tatlı rekabetlere rastlanabilmektedir. Likya Yolu‘nu tanıttığımız yazımızda haritada yer alan bazı rotaların The Eco Trails rotasında yer aldığını uyarı üzerine öğrendik ve bu yazımızı hazırladık.

The Eco Trails 

Karya ve Likya’nın işaretli yürüyüş ve bisiklet rotaları

The Eco Trails Bisiklet ve Yürüyüş Rotaları

The ECO Trails, Köyceğiz-Ortaca-Dalaman bölgesinde işaretli yürüyüş ve bisiklet rotaları oluşturulması ve tanıtımını içeren Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) destekli, kar amacı gütmeyen bir projedir.

Projenin amacı, eko-turizm odaklı, yerli ve yabancı yürüyüş ve bisikletçilerin özellikle ilkbahar ve sonbaharda bölgedeki rotaları fiziki işaretlerle veya mobil uygulama vasıtasıyla kullanabilmeleri, bölge değerlerini görüp tanımaları ve bu vesileyle bölge doğasının korunması yönünde farkındalık yaratılmasıdır.

Dalyan Turizm Kültür ve Çevre Koruma Derneği tarafından yürütülen proje tamamlandığında, doğuda Fethiye Yürüyüş Rotaları ve Likya Yolu’na, batıda Karia Yolu ve Marmaris Bisiklet Rotaları’na, kuzey doğuda da Çameli Kibyratis Yolu’na kısmen bağlantı sağlayacaktır.

2018 sonunda Köyceğiz-Ortaca-Dalaman bölgesinde hayata geçirilen The Eco Trails projesi 470 km’lik yürüyüş ve 740 km’lik bisiklet rotası olarak oluşturuldu ve işaretlendi. 

The Eco Trails Rotasında Sizi neler bekliyor?

The Eco Trails Bisiklet ve Yürüyüş Rotaları
  • Doğal güzellikler ve tabiat varlıkları: Köyceğiz Gölü, Alagöl, Sülüklü göl, Sulungur Gölü, İztuzu Gölü, Kocagöl, Gökçeova göleti, Yuvarlakçay kanyonu, Kepez kanyonu, Çiçekbaba dağı, Çal dağı, Ölemez dağı, Eren tepesi, sığla ormanları
  • Endemik veya tehdit ve tehlike altındaki korunan türler: İribaş deniz kaplumbağası, Likya karasemenderi, su samuru, Karakulak, İzmir yalıçapkını, kız böceği, sığla, kum zambağı.
  • Peyzaj açısından özelliği bulunan akarsu, termal kaynak, şelale ve mağaralar: Namnam çayı, Yuvarlakçay, Dalaman çayı, Sultaniye kaplıcaları, Kokargirme, Fevziye ve Kapukargın kükürtlü sıcak su kaynakları, Toparlar şelalesi, Mergenli Alanbaşı şelalesi, Yangı Akçay şelalesi, Kargıcak şelalesi, Kırcagedre mağarası, Koca İn.
  • Issız, binasız kumsal ve koylar: Akçıballık, İnardı, Şeytancık, Lakoz, Hamam, Gökgemile, Ağa limanı, Merdivenli, Kurşunlu, Kille, Osmanağa, Teğnelli, Karakum, Çığlık.
  • Antik kentler, tarihi kalıntılar: Kaunos, Pisilis (Sarıgerme), Asar (Yangı), Lydae (Kapıdağı), Lissa (Namazla), Krya (Taşyaka), Kalynda (Şerefler), Daedala (İnlice), Oktapolis (Kızılkaya) antik kentleri; Sultaniye, Çandır, Dalyan, Gökbel, Marmarlı, Karadonlar, Fevziye, Kayadibi, Kızılkaya, İnlice’deki lahit ve kaya mezarları.
  • Tanıtım sitesinde detaylarını bulabilirsiniz.

The Eco Trails Proje Paydaşları

The Eco Trails Bisiklet ve Yürüyüş Rotaları

The Eco Trails projesinin uygulanması konusunda gerekli mali, teknik, kurumsal işbirliğinin sağlanması ve proje tecrübelerinden faydalanılması için, bölgenin kamu kurumları, yerel yönetimler ve STK’lar bir araya geldi.

Rota belirleme ve/veya temizleme faaliyetleri aşamasında bölgenin turizm, çevre, yürüyüş ve bisiklet konularında faaliyet gösteren Dalyan Yürüyüş Grubu (DYG), Dalyan Bisiklet Muhtarlığı, Ortaca Yürüyüş Grubu (Ortaca Outdoor), Dalaman Doğa Yürüyüşçüleri ve Dalaman Patika Yürüyüş Grubu da projeye destek verdi.

The Eco Trails Proje Sahibi:
  • Dalyan Turizm, Kültür ve Çevre Koruma Derneği
The Eco Trails Ortaklar:
  • Ortaca Belediyesi
  • Dalaman Belediyesi
  • Muğla Ticaret ve Sanayi Odası
The Eco Trails Sponsorlar:
  • Muğla Büyükşehir Belediyesi.
The Eco Trails İştirakçiler:
  • Doğa Koruma ve Milli Parklar Muğla Şube Müdürlüğü
  • Muğla Orman Bölge Müdürlüğü
  • Muğla İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü
  • Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Ortaca MYO
  • Dalaman-Ortaca Turizm Altyapı Birliği
  • Köyceğiz Turizm ve Doğayı Koruma Derneği
  • Hürpedal Bisiklet ve Doğa Sporları Derneği
  • Sarıgerme Çevre Eğitim Derneği
  • Dalaman Bisiklet Derneği (DABİSDE)

The Eco Trails Tanıtımı

The Eco Trails Bisiklet ve Yürüyüş Rotaları

The ECO Trails, 470 km yürüyüş ve 740 km bisiklet rotası içerir. Tüm rotalarda, mevcut uygulamalara uygun olarak, uluslararası standartlarda yapılmış yönlendirme işaret ve tabelaları vardır. Bunun yanı sıra rotaların GPS kayıtları ve mobil uygulaması oluşturulmuş ve kullanıma sunulmuştur.

Rotaların büyük bir kısmı Köyceğiz-Dalyan ve Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgelerinde yer alır. Sahil Rotasının Döğüşbelen-Dalyan kısmı ile bisiklet rotalarından “Köyceğiz Gölü”, “Sığla Rotası” ve “Trans Ölemez” Köyceğiz Yaban Hayatı Geliştirme Sahasından, Mutlak Koruma Bölgeleri dışında kalarak geçer.

Köyceğiz, Ortaca ve Dalaman ilçe merkezleri ile D400 karayolu Karabörtlen kavşağı, Dalyan, D400 karayolu Günlüklü kavşağı, Çameli Tuzla Beli ve Hamitköy Namnam köprüsünde, rotaları gösteren harita, rota bilgileri, güzergahın geçtiği yerlere ait bölge değerlerini içeren bilgilendirme panosu bulunmaktadır. Buna ilaveten, Köyceğiz Gölü Yoğun burun mevkii ile Sultaniye-Ekincik yolu Sinan Kavağı virajında bulunan Köyceğiz Yaban Hayatı Geliştirme Sahası seyir teraslarına da bilgilendirme panoları konulmuştur.

The Eco Trails Rota işaretlemeleri

The Eco Trails Bisiklet ve Yürüyüş Rotaları

Yürüyüş rotalarının işaretlemesi, Likya Yolu ve Karia Yolu’ndaki gibi güzergah boyunca belirli aralıklarla uygun yerlere konulan kırmızı-beyaz şerit boya ile önemli kavşaklarda yer alan sarı yön tabelası şeklindedir.

Yürüyüş yön tabelalarında; hedef yer isimleri ve mesafe, tabela numarası, rota ismi ve kodu ve paydaş logoları bulunur.

The Eco Trails Rotaları

1- The Eco Trails Yürüyüş Rotaları

The Eco Trails Bisiklet ve Yürüyüş Rotaları

The ECO Trails Sahil Rotasında bölge değerleri olarak deniz ve sulak alan-arkeoloji-yaban hayatı öne çıkarken, Kuzey Rotasında kırsal yaşam-dağlık arazi-nehir ve kanyonlar genel temayı oluşturur. Nispeten düz ve kolay seyreden Orta Hat ise, üç ilçe merkezini birbirine bağlarken, Sığla (Günlük) ormanları, kükürtlü su kaynakları ve arkeolojik alanlardan geçer.

(Detaylı Harita için: https://theecotrails.com.tr/bisiklet-ve-yuruyus-ekoloji-rotalari/yuruyus-rotalari/sahil-yuruyus-rotasi/)

a) The Eco Trails Sahil Yürüyüş Rotası / Coastal Route (245 km)
The Eco Trails Bisiklet ve Yürüyüş Rotaları
  • C1: Karabörtlen kvş.-Hamitköy (16 km)
  • C2: Hamitköy-Sultaniye (15,5 km)
  • C3: Sultaniye-Ekincik (8,5 km)
  • C3a: Sultaniye-Dalyan (13 km)
  • C3a: C4 bağl. Surlar / connection (1 km)
  • C3b: Trans Ölemez (7 km)
  • C3b: Trans Ölemez-Kale bağl. / connection (1,5 km)
  • C4: Ekincik-Çandır-Dalyan (16 km)
  • C4a: İztuzu kumsalı (6 km)
  • C4b: Dalyan iç bağl. / inner connection (1,5 km)
  • C5: Dalyan-Kapız-Gökbel (16,5 km)
  • C5a: Alanbaşı şelalesi (2,5 km)
  • C6: Gökbel-İztuzu-Kışla (10 km)
  • C6a: İztuzu alternatif (1 km)
  • C6a: İztuzu-İnardı (14 km)
  • C7: Kışla-İnardı-Aşı koyu (10 km)
  • C7a: Kışla-Kargıcak bağl. / connection (1,25 km)
  • C7b: Kırangöl-Eşek burnu bağl. / connection (1,25 km)
  • C7c: İnardı koyu (0,5 km)
  • C7d: Şeytancık koyu (1 km)
  • C8: Aşı koyu-Sarıgerme (8 km)
  • C9: Dalaman kumsalı (11 km)
  • C10: İncebel-Akbük (10 km)
  • C10a: Manzara (viewpoint) *İŞARETSİZ (UNWAYMARKED)*
  • C11: Kapıdağı Kuzey-Güney / North-to-South (13 km)
  • C11a: Lydae-Gölcük-Kurtoğlu (3,5 km)
  • C12: Kapıdağı Batı-Doğu / West-to-East (11 km)
  • C12a: Kurşunlu bağl. / connection (0,5 km)
  • C12b: Yavansu bağl. / connection (0,25 km)
  • C12c: Göbün bağl. / connection (0,3 km)
  • C12d: Kafkalle bağl. / connection (0,5 km) *İŞARETSİZ (UNWAYMARKED)*
  • C13: Akbük-Sarsala-Kille (13 km)
  • C14: Kille-Boynuzbükü-Göcek (13,5 km)
  • C15: Göcek-İnlice-Günlüklü koyu (19,5 km)
b) The Eco Trails Orta Yürüyüşü Rotası / Middle Route (115 km)
The Eco Trails Bisiklet ve Yürüyüş Rotaları
  • M1: Toparlar Sığla rotası (10 km)
  • M2: Köyceğiz-Nasuhdede (16 km)
  • M2a: N2a bağl. Yangı / connection (3 km)
  • M2b: Göl iskele bağl. / pier connection (0,5 km) *İŞARETSİZ (UNWAYMARKED)*
  • M3: Nasuhdede-Kavakarası-Ortaca (16,5 km)
  • M3a: Kemaliye-Kapız (6 km)
  • M4: Ortaca-Dalaman (21 km) *KAPALI (CLOSED)*
  • M4a: Atatürk köprüsü-Çaylı (4km)
  • M4b: Fevziye-Sarıgerme (Çürükdağ) (11 km)
  • M5: Dalaman-Kapukargın-İncebel (19 km)
  • M6a: Kocagöl-Kızılağaç (1 km)
c) The Eco Trails Kuzey Yürüyüş Rotası / Northern Route (110 km)
  • N1: Döğüşbelen-Toparlar şelalesi-Yeşilköy (20 km)
  • N2: Yeşilköy-Çamova-Yuvarlakçay (Trans Panguduz) (20 km)
  • N2a: Yeşilköy-Yangı-Yuvarlakçay (15 km)
  • N3: Yuvarlakçay-Çaylı (12 km)
  • N4: Çaylı-Akkaya-Barajyolu (Nuri Baba) (16,5 km)
  • N5: Barajyolu-Kızılkaya-Sabunlu (13,5 km)
  • N6: Sabunlu-Taşbaşı-Göcek (13,5 km)

The Eco Trails Bisiklet Rotaları

The Eco Trails Bisiklet ve Yürüyüş Rotaları

740 km’lik bisiklet rotaları, Köyceğiz’de 5, Ortaca’da 4 ve Dalaman’da 5 olmak üzere toplam 14 güzergah ve bunları birbirine bağlayan ara güzergahları izler. Her iki yönde seyire imkan verecek şekilde kırmızı yön tabelalarıyla işaretli rotaların tamamı birbirine bağlantılıdır. Rotalar, kuzey-doğuda Çameli Bisiklet Rotaları’na bağlantı sağlar.

a) The Eco Trails Köyceğiz Bisiklet Rotaları / Cycling Routes (300 km)
The Eco Trails Bisiklet ve Yürüyüş Rotaları
  • K1: KÖYCEĞİZ GÖLÜ rotası / Köyceğiz Lake Loop (70 km)
  • K1a: Sultaniye kaplıcaları / hot springs (1,6 km)
  • K1b: Horozlar-Dalyan bağl. / connection (2,7 km)
  • K1c: Müzealtı bağl. / connection (1,7 km)
  • K1d: Kavakarası-Nasuhdede (3,4 km)
  • K1d: Kavakarası ara bağl. / inner connection (0,5 km)
  • K1e: Mantık burnu toprak yol / cape Mantık earth rd (4,3 km)
  • K1f: K5 bağl. Eğrekli / connection (3,1 km)
  • K1g: D400 Yangı-Zeytinalanı (4,1 km)
  • K2: SIĞLA rotası / Sweetgum Loop (32 km)
  • K3: TRANS ÖLEMEZ rotası: Sultaniye-Ekincik-Sultaniye (35 km)
  • K3: TRANS ÖLEMEZ rotası: Ekincik gediği-Selvili gedik (10 km)
  • K3: TRANS ÖLEMEZ rotası: Ölemez zirve / summit (3 km)
  • K3a: K1 bağl. Sultaniye girişi / connection (0,8 km)
  • K3b: K1 bağl. Sultaniye / connection (0,3 km)
  • K3c: Ekincik iskele / pier (0,8 km)
  • K4: YUVARLAKÇAY rotası / Yuvarlakçay River Loop (34 km)
  • K5: TRANS SANDRAS rotası: Köyceğiz-Gökçeova göleti (27 km)
  • K5: TRANS SANDRAS rotası: Gökçeova göleti-Çövenli (17 km)
  • K5: TRANS SANDRAS rotası: Çövenli-Köyceğiz (41 km)
  • K5a: Eren bağl. / connection (5,2 km)
b) The Eco Trails Ortaca Bisiklet Rotaları / Cycling Routes (190 km)
The Eco Trails Bisiklet ve Yürüyüş Rotaları
  • O1: ORTACA 3-KUMSAL rotası / Ortaca 3-beaches Loop (39 km)
  • O1a: İztuzu (1,5 km)
  • O1b: Kargıcak (3,5 km)
  • O1c: Aşı koyu (3 km)
  • O2: KÖSTEN DAĞI rotası / Mt.Kösten Loop (24,5 km)
  • O2a: Hayıtlıöz ara bağl./ inner connection (0,5 km)
  • O2b: O4 bağl. Karadonlar/ connection (2,4 km)
  • O2c: O4 bağl. Dereköy/ connection (4,2 km)
  • O3: KAYA MEZARLARI rotası / Rock Tombs Loop (39 km)
  • O3a: O4 bağl. Ortaca / connection (2 km)
  • O3b: O4 bağl. Yeşilyurt / connection (1,2 km)
  • O4: DALAMAN ÇAYI rotası / Dalaman River Loop (55,5 km)
  • O4a: D3 bağl. Atakent / connection (3,7 km)
  • O4b: ara bağl. Ortaca merkez / inner connection (2,2 km)
  • O4c: ara bağl. Dikmekavak / inner connection (0,9 km)
  • O4d: ara bağl. Güzelyurt / inner connection (1,4 km)
  • O4e: Sarıgerme bağl. / connection (2,6 km)
  • O4f: Ortaca belediye plajı / municipality beach (1,1 km)
c) The Eco Trails Dalaman Bisiklet Rotaları / Cycling Routes (250 km)
The Eco Trails Bisiklet ve Yürüyüş Rotaları
  • D1: DALAMAN 4-KUMSAL rotası / Dalaman 4-beaches Loop (29 km)
  • D1a: D2 bağl. Kırcagedre / connection (1,4 km)
  • D1b: Kille (3,4 km)
  • D1c: Boynuzbükü (1,6 km)
  • D1d: Sarsala (5,7 km)
  • D1e: Kayacık (5,6 km)
  • D1f: Dalaman havalimanı / airport (1 km)
  • D1g: O4 bağl. Fevziye / connection (3,2 km)
  • D2: DALAMAN-GÖCEK rotası / Dalaman-Göcek Loop (51 km)
  • D2a: ara bağl. Tersakan / inner connection (0,5 km)
  • D2b: Göcek bağl. / connection (1,4 km)
  • D2c: D3 bağl. Karacaağaç / connection (1,5 km)
  • D3: KUZEY-DOĞU DALAMAN rotası / North-East Dalaman Route (54 km)
  • D3a: Kayadibi dairesel rotası / loop (16,5 km)
  • D3b: D5 bağl. Çöğmen / connection (2,7 km)
  • D4: NURİBABA DAĞI rotası / Mt.Nuribaba Route (20 km)
  • D5: YÖRÜK rotası Göcek-Çöğmen / Nomads Route (23 km)
  • D5: YÖRÜK rotası Çöğmen-Tuzla beli / Nomads Route (16 km)
  • D5a: Karaoluk-Ardovacık (13 km)

The Eco Trails Rotası Hangi Mevsim Yürünür?

ECO Trails coğrafyasında genel ılıman iklim özelliği, tüm faaliyetlerinizi yıl boyu yapabilmenize imkân sağlar. Bölgedeki yürüyüş ve bisiklet faaliyetleriniz için ilkbahar ve sonbahar ayları idealdir; yazın kıyı bölgelerinin sıcağından kuzeydeki rotaları tercih ederek kaçabilirsiniz.

The Eco Trails Bisiklet ve Yürüyüş Rotaları

Eğer kar ve soğukla aranız yoksa, kışın kar altında kalan bazı kuzey rotalarından kaçınmalı, orta ve kıyı kesimlerini tercih etmelisiniz. Rotaların ulaştığı en yüksek irtifa yürüyüşte 1450mt, bisiklette 2000 m’dir ve genel olarak kuzey rotalarında kışın kar yağışı 1000 mt irtifaya kadar inebilir.

Doğa Yürüyüşlerinde Nasıl giyinmeli

The Eco Trails Bisiklet ve Yürüyüş Rotaları

Yürüyüş ve bisiklet faaliyetleri için seçilecek giyecekler az yer tutan, hafif ancak sağlıklı işlev gören cinsten, hareket yeteneğini kısıtlamayan, rahat, mevsime göre şort-tişört, pantolon-uzun kollu, yünlü ya da polar tarzı yün-sentetik karışımı olmalıdır. Çok kalın ve az kat giymek yerine, ince ve çok kat giyilmelidir. Bu malzemeler teri hemen emerek dışarı iletirler ve çabuk kururlar. Böylece terlendiği zaman soyunup, üşündüğü zaman giyinilerek belli bir vücut sıcaklığı korunmaya çalışılır. Doğada ne üşümek ne de terlemek iyidir.

Faaliyete uygun bot veya bisiklet ayakkabısı, uygun seçilmediğinde gününüzü kabusa döndürebilecek en önem vermeniz gereken giysiniz olmalıdır.

Yürüyüş ve bisiklet turuna çantasız çıkmayın!

The Eco Trails Bisiklet ve Yürüyüş Rotaları

Rotaları kullanırken küçük de olsa mutlaka bir sırt çantanız olsun. Faaliyet esnasında denge unsuru nedeniyle ve yaralanmalardan korunabilmek amacıyla elleriniz boş olmalıdır.

Aşağıda yer alan malzeme listesine bakarak günübirlik bir doğa yürüyüşü veya bisiklet turunda yanınıza almanız gereken malzemeler hakkında bir fikir edinebilirsiniz. Unutmayınız ki aşağıdaki malzemeler tüm ihtiyaçlarınızı karşılayacağı gibi eksikler de olabilir.

Doğa Yürüyüşlerinde Kullanılacak 10 Temel Ekipman

  • Ekstra giysiler
  • İçecek (Matara, termos veya bazı su kapları içinde en az 1 lt su alınmalıdır)
  • Yiyecek (turun uzunluğuna göre ayarlanmalıdır)
  • İlk yardım seti (ve alerji, arı sokması gibi durumlara karşı kişilere özel ilaçlar)
  • Küçük bir çakı ve dikiş malzemesi
  • Su geçirmez kap içinde çakmak ve kibrit
  • Bölgenin haritası, pusula ve düdük, varsa GPS
  • Fener (tercihen kafa feneri) – yedek pil ve ampulleri ile birlikte
  • Güneş gözlüğü ve güneş kremi
  • Pratik bisiklet pompası, lastik tamir seti, yedek iç lastik, alyan
  • Bisiklet kaskı ve eldiven
  • Küçük not defteri ve kalem

The Eco Trails Ekibi’nin Yürüyüşçülerden Beklentileri

The Eco Trails Bisiklet ve Yürüyüş Rotaları

ECO Trails rotalarını kullanırken aşağıdaki uyarı ve tavsiyelere uymanız yararınızadır:

  • Rota kullanımında sorumluluk öncelikle sizdedir.
  • Bölgeyi bilmiyorsanız, rehberli bir tura çıkın veya tura çıkarken rehber kitap, harita ve pusula, GPS veya ECO Trails mobil uygulaması içeren cep telefonu araçlarından en az biri yanınızda olsun.
  • Tura çıkmadan önce güncel rota bilgilerini internet sitemizden öğrenin; gerekmedikçe, işaretli güzergahın dışına çıkmayın.
  • Kişisel ihtiyaçlarınızı, rehbere veya yanınızdakilere haber vererek giderin.
  • Oyuk, çukur ve kuytu yerlere, sarp/dar geçitlere dikkat edin. Özellikle kızıl-sarı renkte “kızlan” kayaların kolayca kırılıp kopabileceğini bilin.
  • Eko-turizmin doğasına uygun olarak hareket edin, doğayı tahrip edici davranışlardan kaçının:
  • Çöp atmayın; bir torbaya koyarak sırt çantanızda taşıyın.
  • Mecbur kalmadıkça ateş yakmayın.
  • Hayvanları rahatsız etmeyin; bilinmeyen bitkileri ellemeyin ve yemeyin,
  • Kırsal alanda arı kovanları ile koyun/keçi sürülerine ve onları ve bölgesini koruyan çoban köpeklerine rastlamanız olasıdır. Böyle bir durumda soğukkanlılığınızı yitirmeden, ani hareketlerden kaçınarak, yavaşça yön değiştirip kovanların/sürünün uzağından geçin.
  • Yürüyüş/bisiklet turundayken içki ve sigara kullanmayın.
  • Yeme-içme ihtiyaçlarınızı geçtiğiniz yerlerin ekonomisine katkıda bulunacak şekilde giderin. Önceliği yerel, küçük işletmelere verin, sürdürülebilir turizmi destekleyin.

Köyceğiz Yaban Hayatı Geliştirme Sahası Trekking Kuralları

Rotaların bir bölümünün geçtiği Köyceğiz Yaban Hayatı Geliştirme Sahası’nda aşağıdaki kurallara uyulmalıdır:

Yaban Hayatı Geliştirme Sahası Trekking Kuralları

  • Alanda ateş yakılamaz. Alana moloz, cüruf, çöp gibi katı ve sıvı atıklar atılamaz ve dökülemez. Arazinin doğal topoğrafik yapısını değiştirecek bilimsel gerekçesi olmayan hiçbir kazı veya dolgu yapılamaz.
  • Mutlak Koruma Bölgesinde hiçbir şekilde otlatma, bitki toplama, yaylacılık, ormancılık faaliyetleri, arıcılık faaliyetleri, avcılık faaliyetleri, yol ve patika yapımı, alt yapı, üst yapı, maden arama ve işletimi, alandan malzeme alımı, su alımı, su yatağının değiştirilmesi, balık üretim istasyonu gibi doğal yapıya ve alanda yaşayan flora ve faunaya etki edebilecek faaliyetlere izin verilmez.
  • Yönetim ve Gelişme Planına uygun olarak hazırlanarak, Genel Müdürlükçe onaylanan; Avlanma Planı çerçevesinde belirlenen kota sayısı kadar kara avcılığı, Sulak Alanlar Yönetim Planı çerçevesinde de balık avcılığı yaptırılabilir.
  • Genel Müdürlüğün izni olmadan YHGS kaynak değerlerini içeren hiçbir reklam, film, belgesel, vb. etkinlik ticari amaçlı yapılamaz.

The Eco Trails Projesi İletişim Bilgileri:

Yaban Hayatı Geliştirme Sahası Trekking Kuralları
The Eco Trails Proje Sahibi:
  • Dalyan Turizm Kültür ve Çevre Koruma Derneği
  • Adres: Dalyan mah.,Tahsin Davran Pasajı, No: 2/2 Ortaca, Muğla
The Eco Trails Projesi İnternet Siteleri:
The Eco Trails Projesi e-posta adresi:
  • info@theecotrails.com.tr
The Eco Trails Projesi Telefon:
  • +90 533 694 09 23
The Eco Trails Projesi Facebook Adresleri:
The Eco Trails Projesi İnstagram Hesabı:

The Eco Traıls

http://www.turkeyoutdoor.org

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak profesyonel bakış açısına ve amatör heyecanına sahip The Eco Trails Projesi ekibini kutluyoruz. Bu yazıyı hazırlarken incelediğimiz sitelerdeki resimlerden gözlerimizi alamadık ve her biri birbirinden güzel manzaralar arasından seçim yapmakta zorlandık.

Özellikle The Eco Trails yürüyüş ve bisiklet rotalarında outdoor aktivitesi yapmak isteyenler yukarıdaki iletişim adreslerinden gönüllüler ile iletişime geçebilir, site üzerinden detaylı olarak hazırlanmış haritaları inceleyebilirler.

Ayrıca sitede wikiloc rota kayıtları, bölgenin doğal varlıları, ekosistem, arkeoloji ve kültürü hakkında detaylı bilgiler bulunmaktadır. Dileyen okuyucularımız site üzerinden bakabilir.

Türkiye’nin Kültür Rotaları hakkındaki diğer yazılarımızı okumak için lütfen tıklayınız.

Bütün outdoor aktivitelerinde ve doğa sporlarında güvenlik öncelikle sizin sorumluluğunuzdadır. Hiçbir makale veya video, doğru pratik eğitim ve şahsî deneyimin yerini alamaz. Özellikle outdoor ekstrem sporlarda kendi kişisel güvenliğinizden öncelikli olarak siz sorumlusunuz. Her zaman kişisel güvenliğinizi, birlikte olduğunuz takımın uyum ve güvenliğini ön planda tutun.

Her durumda doğadan taraf olun, çevreyi temiz tutun, vahşi hayvanlara, vahşi yaşamın devam ettiği doğaya kesinlikle zarar vermeyin. Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında iletişim sayfamızdaki bağlantıları kullanarak bize yazın. Outdoor aktiviteleri ve macera turizmi hakkında en son bilgileri almak için sitemizi takip ediniz. 

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları 5 İpek Yolu

Outdoor Türkiye

Bu yazımız Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları’nı tanıttığımız yazı dizisinin 4. yazısıdır.

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak “Doğa Yürüyüşleri” hakkında onlarca yazımızı okuyucularımızla buluşturduk. Tema tema ayırarak doğa yürüyüşü, hiking, trekking ve diğer önemli noktalarda bilgilendirici yazılar yayınladık. Yazılarımızdan bazılarını burada hatırlatmak istiyoruz:

Doğa Yürüyüşüne HazırlıkHiking Ne Demek? Yürümenin Faydaları Nelerdir?Hiking ve Trekking Ne demek?Yürümenin Sağlığa Faydaları Nelerdir?, Doğa Yürüyüşü Kıyafetleri Hakkındaki yazı dizimiz, İlk Doğa Yürüyüşü İçin Tavsiyeler ve Yeni Başlayanlar İçin Doğa Yürüyüşü gibi yazılarımızla doğa yürüyüşleri hakkında teorik bilgiler verdik. Doğa Yürüyüşü Hakkında Her şey! başlıklı yazımızda ise doğa yürüyüşüne dair gerekli bütün bilgileri işledik.

Bu ve devam eden yazımızda ise Türkiye’nin Kültür Rotaları hakkında bilgiler vereceğiz. Yazının çok uzun olmaması için ilk yazımızda Türkiye’nin Kültür Rotaları, kültür rotası kavramı ve bu alandaki isimlendirme noktasında yaşanan sıkıntıları detaylı olarak ifade edip, ikinci yazımızda Türkiye’nin Kültür Rotaları’nı detaylı olarak tanıtacağız.

İlk yazımızda;

İpek Yolu
  1. İki Deniz Arası Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  2. Sarıkamış Kültür ve Yürüyüş Rotaları,
  3. Kurtuluş (İstiklal) Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  4. Kurtuluş Yolu Samsun,
  5. Hoşgörü Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  6. Avrasya Yolu,
  7. Artemea Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  8. İdyma Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  9. Hz. İbrahim Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  10. Yenice Orman Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  11. Hitit Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası, Gastronomi Yolu
  12. Troya Kültür Rotası

İkinci yazımızda ;

  1. Tasavvuf Yolu Sufi Trail,
  2. Evliya Çelebi Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  3. Sultanlar Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  4. Via Egnatia Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  5. Küre Dağları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  6. Aziz Paul Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  7. Frig Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  8. Fethiye Yürüyüş Parkurları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  9. Ephesus-Mimas Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  10. Karia Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,

Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları 3 başlıklı üçüncü yazımızda ise;

  1. Kaçkarlar Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  2. Ağrı Dağı Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  3. Aladağlar Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  4. Mysia Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  5. Kapadokya Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  6. Bafa Gölü ve Latmos Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  7. Pisidya Kültür ve Yürüyüş Rotası‘nı

Dördüncü yazımızda ise Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası hakkında detaylı bilgiler verdik. Bu yazımızda Türklerin 4000 yıldır kat ettiği ve günümüzde de Afganistan başta olmak üzere Orta Asya ülkelerinden yoğun göçün devam ettiği İpek Yolu’nu tanıtacağız.

İPEK YOLU – BAHARAT YOLU – SİLK ROAD

İpek Yolu

Bu yazımızda aşağıdaki konular hakkında yerli ve yabancı kaynaklardan derlediğimiz bilgileri vereğeciz.

  • İpek Yolu’nun Önemi
  • İpek Yolu’nun çöküşü
  • Baharat yolu
  • İpek Yolu Türkiye’de Hangi Şehirlerden Geçer
  • İpek Yolu Türkiye’den Nereden Geçer
  • İpek Yolu’nun Geçtiği Ülkeler Haritası
  • İpek Yolu’nun Geçtiği Ülkeler
  • Yeni İpek Yolu güzergâhı

İpek Yolu (Silk Road)

İpek Yolu, Çin’den başlayarak Anadolu ve Akdeniz aracılığıyla Avrupa’ya kadar uzanan ve dünyaca ünlü ticaret yoludur. Haziran 2014’te UNESCO, İpek Yolu’nun Chang’an-Tianshan koridorunu Dünya Mirası olarak belirledi.

Tarihte Büyük Göçler

İnsanlık tarihi kadar eskidir göç olgusu. İnsanoğlu var olduğundan beri çeşitli nedenlerle hareket halinde olmuş, münferit ya da topluca bir yerden bir yere geçici veya sürekli olmak üzere göç etmiştir.

Tarihsel boyutuyla baktığımızda göç, insanlık tarihinin bütününde olan bir yer değiştirme hareketidir. Buzul çağı sonrası Kafkaslar üzerinden Mezopotamya’ya göçler de miladın ilk yüzyıllarında başlayarak neredeyse 10 yüzyıl süren Asya’dan Avrupa’ya uzanan büyük göçler de tarihin akışını ve uygarlığı biçimlendirmiştir: Türk kavimlerinin birbirini iten göçleri ile Batı Hunlarının Cermen kabilelerini sıkıştırması, bin yıllık Roma’nın yıkılmasına ve bugünkü Avrupa’nın temellerinin atılmasına neden olmuştur örneğin.

Yine Türk ve Moğol göçleri, Oğuzları Bizans’a komşu yapmış ve Anadolu’nun tarihini değiştirmiştir. Ki Anadolu, coğrafi konumu nedeniyle hep kavimler kapısı ve göçün en çok yaşandığı koridor olmuştur.

 Selçuklu Hanedanı 11. yüzyıldan itibaren Anadolu’ya yerleşerek burada kalıcı Türk yerleşimi ve varlığını ve sonunda Anadolu Türklerinin oluşmasını sağladı.

Türk Göçleri

İpek Yolu ve Türk Göçleri

Türklerin Orta Asya’dan Göçü ve Kavimler Göçü: Türklerin Orta Asya’da yaşadığı yerlerde kurak ve yarı kurak iklim hâkimdi. Hayvancılıkla uğraşan Türkler ise göçebe yaşıyorlardı. Hayvanlarına otlaklar bulmak, bu toplulukların başlıca sorunuydu. Diğer yandan nüfusun artması da yaşam koşullarını güçleştirmekteydi. Bu nedenlerden dolayı Türk toplulukları batıya, doğuya, kuzeye ve güneye doğru göç etmişlerdir. Türklerin bu göç hareketi milattan önce başlamış, milattan sonra da devam etmiştir. MS IV. yüzyılda batıya doğru gerçekleşen Türk göçü, dünyanın en büyük göçlerinden biri olan Kavimler Göçü’nü başlatmıştır.

Geçiş yolları üzerinde bulunan Anadolu toprakları sürekli bir yer değiştirme, nüfus hareketliliğine sahne olmuştur.  7 MÖ 138’de Çin’in Han Hanedanlığından General Zhang Qian, Orta Asya halklarıyla ekonomik ve kültürel bağlar geliştirmek üzere diplomatik bir göreve gönderildi. Bunu yaparak, bugün bildiğimiz dünyayı şekillendirecek kıtalararası bir ticaret yolunun yaratılmasını harekete geçirdi.

İpek Yolu

İpek Yolu (Arapça: طريق الحرير: Çince: 丝绸之路; Farsça: جاده ابریشم; Rusça: Великий Шёлковый Путь; Kırgızca: Cibek Colu), Çin’den başlayarak Anadolu ve Akdeniz aracılığıyla Avrupa’ya kadar uzanan ve dünyaca ünlü ticaret yoludur.

Haziran 2014’te UNESCO, İpek Yolu’nun Chang’an-Tianshan koridorunu Dünya Mirası olarak belirledi.

İpek Yolu sadece tüccarların değil, aynı zamanda doğudan batıya ve batıdan doğuya bilgelerin, orduların, fikirlerin, dinlerin ve kültürlerin de yolu olmuştur.

İpek Yolu

Milattan yüzyıllar önce Mısırlılar, daha sonra da Romalılar, Çinlilerden ipek satın alırlardı. Ulaşım ise, daha sonra İpek Yolu adı verilen güzergâhı izleyen kervanlarla sağlanırdı. İpek endüstrisi, eski çağlardan beri birçok milletin hayatında çok önemli bir yer tutmuştur. Uzak Doğu’dan gelen ipek ve baharat, Batı dünyası için, uluslararası ilişkilerde önemli bir rol oynamıştır. İpek, ayrıca Doğu kültürünün Batı tarafından tanınmasını da sağlamıştır. Doğu’nun ipeği ile baharatının kervanlarla batıya taşınması, Çin’den Avrupa’ya ulaşan ticaret yollarını oluşturmuştur. Orta Çağda, ticaret kervanları, şimdiki Çin’in Şian kentinden hareket ederek Özbekistan’ın Kaşgar kentine gelirler, burada ikiye ayrılan yollardan ilkini izleyerek Afganistan ovalarından Hazar Denizi’ne, diğeri ile de Karakurum Dağları’nı aşarak İran üzerinden Anadolu’ya ulaşırlardı. Anadolu’dan deniz yolu ile Akdeniz ve Karadeniz (Tirebolu) limanlarından veya Trakya üzerinden kara yolu ile Avrupa’ya giderlerdi.

Doğudan batıya doğru gelişen bu ticari harekette daha önceki çağlardan beri kullanılmakta olan bir yol şebekesinden yararlanılmıştır. Yoğun bir şekilde ipek, porselen, kâğıt, baharat ve değerli taşların taşınmasının yanında kıtalar arasındaki kültür alışverişine de imkân sağlayan bu binlerce kilometre uzunluğundaki kervan yolları zaman içinde İpek Yolu olarak adlandırılmıştır. İpek Yolu Asya’yı Avrupa’ya bağlayan bir ticaret yolu olmasının ötesinde, 2000 yıldan beri bölgede yaşayan kültürlerin, dinlerin, ırkların da izlerini taşımakta ve olağanüstü bir tarihsel ve kültürel zenginlik sunmaktadır.

Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmalarından sonra, İpek Yolu’nun hem bir ticaret yolu, hem de tarihsel ve kültürel değer olarak yeniden canlandırılması gündeme gelmiş, bu yol boyunca inşa edilmiş ve artık kullanılmayan yapıların, yeni işlevler kazandırılarak korunmaları ve yaşatılmaları için çalışmalar başlamıştır. İpek Yolu çeşitli Türk uygarlıklarının ekonomik kaynağı olmuştur.

İpek Yolu, Çin ve Uzak Doğu’yu Orta Doğu ve Avrupa’ya bağlayan bir ticaret yolları ağıydı. Çin’deki Han Hanedanlığı’nın MÖ 130 yılında Batı ile resmi olarak ticarete başlamasıyla kurulan İpek Yolu yolları, Osmanlı İmparatorluğu’nun Çin ile ticareti boykot edip kapattığı MS 1453 yılına kadar kullanımda kaldı. İpek Yolu’nun uluslararası ticaret için kullanılmasının üzerinden yaklaşık 600 yıl geçmesine rağmen, rotaların ticaret, kültür ve tarih üzerinde bugün bile yankılanan kalıcı bir etkisi oldu.

İpek Yolu Arkeolojisi

Kraliyet Yolu

İpek Yolu, Çin’i MÖ 206’dan MS 220’ye kadar yöneten Han Hanedanlığı döneminde Uzak Doğu ve Avrupa arasındaki ticareti resmen başlatmış olabilir. Han İmparatoru Wu, MÖ 138’de Orta Asya’daki kültürlerle temas kurmak için imparatorluk elçisi Zhang Qian’ı gönderdi ve yolculuklarından aldığı raporlar, Batı’ya uzanan insanlar ve topraklar hakkında değerli bilgiler aktardı. Ancak bu güzergahlar boyunca mal ve hizmet taşımacılığı daha da eskilere dayanmaktadır.

Persler Kraliyet Yolu’nu Mezopotamya’yı Hindistan alt kıtasına ve Mısır üzerinden kuzey Afrika’ya bağlayan daha küçük yolları içerecek şekilde genişletti.

Eski Yunan krallığı Makedonya’nın hükümdarı olan Büyük İskender, egemenliğini Kraliyet Yolu üzerinden İran’a kadar genişletti. Caddenin bir kısmı nihayetinde İpek Yolu’na dahil edildi.

İpek Yolu Tarihi

İpek Yolu, ünlü tarihçi Heredot’un M.Ö. 450 yılında yazdığı bir belgede karşımıza çıkmaktadır. Bu durum İpek Yolu’nun tarihin ne kadar eski çağlarından beri dünyamızın yazgısını şekillendirmekte olduğunu gösterir. İpek Yolu ile adı anılan bir başka ünlü şahsiyet ise Marco Polo’dur. Ünlü gezginin, Çin’den Avrupa’ya kadar uzanan İpek Yolu’nu katettiği düşünülmektedir.

İpek Yolu Ekonomi Kuşağı

İpek Yolu’nun kullanım amacı ise adından da anlaşılabileceği gibi ipek ticaretidir. Tarihin her çağında değerli bir ticari mal olan ipek, Batılı ülkelerin ilgisini çekmiştir. Bu ilgiyi karşılamak için Çin’den Avrupa’ya kervanlarla ipek taşınmıştır. Bu değerli kumaş ile yüklü kervanlar İpek Yolu adı verilen bir güzergâhı izlemiştir.

Tarih öncesinden itibaren bu rota üzerinde ipek ticareti yapılmaya başlanır. Birçok hikâyeye de konu olan bu güzergâh ismini ipekten alsa da Çin’den Batı’ya taşınan değerli mallar arasında o zamanlar Avrupa’da üretilmeyen baharat, değerli ve yarı değerli taşlar, porselen ve kâğıt gibi medeniyet açısından önemli yükler de bulunurdu.

Özbekistan’dan Anadolu’ya uzanan rotanın bir bacağı Afganistan ovalarından Hazar Denizi’ne, ikincisi ise Karakum Dağları üzerinden İran’a ulaşırdı. Bu uzun yolculuk sonunda Anadolu’ya varan kervanlar Akdeniz ve Karadeniz’deki limanlardan gemilerle ya da Trakya üzerinden kara yoluyla Batı ülkelerine ulaşırdı.

Asya’dan Avrupa’ya uzanan İpek Yolu sadece tüccarların değil gezginlerin, bilgelerin, orduların dolayısıyla kültürün ve fikirlerin de seyahat ettiği bir güzergâh olmuştu. Zenginlik, refah, yeni bilgiler ve kültür İpek Yolu çevresine yayılmıştı. Bu rota üzerinde bulunan şehirler gelişmiş, insanlık için önemli merkezler olmuşlardır.

Yunanistan ve Çin arasındaki doğu-batı ticaret yolları MÖ birinci ve ikinci yüzyıllarda açılmaya başladı Roma İmparatorluğu ve Kuşan İmparatorluğu (şimdi kuzey Hindistan’da bulunan toprakları yöneten) de İpek Yolu boyunca oluşturulan ticaretten yararlandı. İlginçtir ki, Çin için kullanılan antik Yunanca sözcük, kelimenin tam anlamıyla “ipek ülkesi” anlamına gelen “Seres”tir.

Bununla birlikte, isimle bu bariz bağlantıya rağmen, “İpek Yolu” terimi, Alman coğrafyacı ve tarihçi Ferdinand von Richthofen’in ticaret yollarını tanımlamak için ilk kez kullandığı 1877 yılına kadar icat edilmedi. Tarihçiler artık birden fazla cadde olduğu gerçeğini daha doğru bir şekilde yansıtan “İpek Yolları” terimini tercih ediyor.

1.Yüzyılda İpek Yolu.

Doğuda barışın hüküm sürdüğü zamanlar, Batı bir savaş alanı idi. Romalılar ile Partlar arasında uzun zamandan beri yaşanan sorunlar, birinci Roma İmparatoru Augustus’un diplomatik başarısı ile son bulmuş, iki taraf arasında bir barış süreci başlamıştır. Bu barış süreci, İpek Yolu’nun batı bölümünün daha güvenli olmasını ve Uzak Doğu ile yapılan ticaretin canlanmasını sağlamıştır. Geç Antik Çağ döneminde Doğu Roma, yani Bizans ile Sassani İmparatorluğu arasındaki ticaret Roma-Pers Savaşları nedeniyle büyük ölçüde engellenmiştir.

Çin Silk Road

İpek Yolu, bir diğer yükselme dönemini, Perslerin İpek Yolu üzerindeki hâkimiyetine son veren Tang Hanedanlığı döneminde yaşamıştır. İkinci Tang İmparatoru Taizong, Orta Asya’nın büyük bir bölümünü ve Tarım Vadisini kontrolü altına almıştır. Bizans İmparatorluğu, 7. yy.da Asya’daki bazı topraklarının Müslümanlar tarafından ele geçirilmesiyle İpek Yolu ile bağlantısını ara sıra koruyabilmiş ve uzun süre Doğu’dan gelen malların ana aktarma yeri olarak işlev görmüştür. Tang döneminden sonra İpek Yolu üzerindeki ticaret trafiği azalmaya başlamıştır. Bunun nedeni, Beş Hanedanlık döneminde Tang Hanedanlığı’nda iç istikrarın korunamaması ve ticaret yollarının güvenliğinin azalmasıdır. Avrupa ile Asya arasındaki ticaret veba salgınları nedeniyle de uzun süre askıya alınmış ve gerçekleşmemiştir.

Asya ile Avrupa arasında doğrudan bağlantı kurulmasında, 13. yy.da Moğollar’ın büyük katkısı olmuştur. Moğol istilaları sık ve geniş iletişim çağının başlamasında etkili olmuştur. Bu durum, Moğolların ele geçirdikleri yerlerde sistemlerini kurduktan sonra, yabancılarla iletişim kurarak yönetime devam etmeleri ile gerçekleşmiştir. Bu dönemde Moğolların yabancılara olan misafirperverlikleri sayesinde ticaret yeniden artmıştır.

Ancak, Moğol İmparatorluğu’nun ömrü kısa sürmüş ve 1262 yılında koca imparatorluğun çöküşü başlamıştır. Buna rağmen İpek Yolu’nun doğu bölümünün güvenliği Kubilay Han döneminde uzun süre sağlanmıştır. Çin milliyetçiliği canlanmaya başlamış; 1368 yılında, yabancı egemenliği Moğol kökenlilere karşı saldırgan bir dış politika tutumu izleyen Ming Hanedanlığı dönemini sona erdirmiştir. Moğollar dönemindeki rahatlığa rağmen, İpek Yolu üzerinde yapılan ticaret hiçbir zaman Tang Hanedanı dönemindeki seviyesine ulaşmamıştır. Song Hanedanlığı döneminde İpek Yolu önemini yitirmeye devam etmiştir. Çin deniz ticareti sayesinde Güneydoğu Asya’da yeni pazarların keşfedilmesi ve Arapların koyduğu yüksek gümrük vergileri nedeniyle İpek Yolu daha az tercih edilmiştir.

Bir Batılının deveye binmesini tasvir eden Çin’de üretilmiş bir heykel, 368-534 yılları.

Erken Yeni Çağ döneminde Avrupalı denizcilerin dünya geneline açılmaları ile İpek Yolu tamamen önemini yitirmiştir. Böylece uzun süren yolculukların ve malın aracılara teslim edilmesinin yerine daha kısa süren ve doğrudan gerçekleştirilen deniz taşımacılığı önem kazanmıştır. İpek Yolu’nun yerini gemiler almıştır. Çinli tüccarlar jonk adını verdikleri gemileri ile Hindistan’a, hatta Arap ülkelerine kadar gidebilmekteydi. Avrupalı tüccarların Çin ile yaptıkları ticaret Song Hanedanı döneminden beri kısıtlanmaktaydı. Bu nedenle, Avrupalıların deniz seferleri ile gerçekleştirmek istedikleri asıl amaçlarından biri de Hitay’a ulaşmaktı.

İpek Yolu Haritası

İlk olarak, 1514 yılında Portekizliler Çin’e ulaşmış ve orada çok canlı bir ticaret başlatmışlardır; ancak bu pazar daha sonra İspanyollar tarafından ele geçirilmiştir. İmparatorluk, 16. yy.dan itibaren, yenidünyada Avrupa kolonilerinden temel fayda sağlayanların arasında yer almaktaydı. Kolonilerde çıkarılan madenin büyük bir bölümü Avrupalılara satılmak amacıyla Çin’e gönderilmekteydi. Ticaret şirketlerinin gemileri Avrupalı soylulara lüks eşya ve sanat eserleri tedarik etmek amacıyla, Doğu Asya’ya ulaşımda İpek Yolu görevini görmekteydi.

Ortaçağ’da İpek Yolu

Ortaçağ’da İpek yolu güzergâhına birçok devlet sahip olmak istemiş ve yolun sağladığı ekonomik faydalar sebebiyle zaman zaman birbirleriyle savaşmıştır. V. yüzyılın ilk yarısında Kuzey Çin’e ve İpek yolunun büyük bir kısmına Tabgaç Türkleri hâkimdi. Ancak Tabgaçlar bir asır sonra parçalandılar; bütün arazileri benimsedikleri Budizm’in de etkisiyle Çin hânedanına intikal etti.

Bu asrın başlarında Bizans, sık sık savaştığı Sâsânîler’le İran’dan gelecek malların kendi tüccarlarına satılacağı merkezler konusunda anlaştı. Aynı zamanda birer gümrük kontrol mahalli olan bu merkezler kuzeyde Artaxate (Artaşat [bugün Ermenistan’da]), Mezopotamya’da Nusaybin ve daha güneyde Callinicum (Rakka) idi.

Sâsânî-Bizans çekişmesi sırasında VII. yüzyılın başlarında Kur’an’da da bahsi geçen savaşlarda önce Sâsânîler, ardından Bizanslılar galip geldi. Herakleios 627-628’de Destecird hükümdar sarayına girdiğinde pek çok ipekli elbise, kumaş ve işlenmemiş ipekle büyük miktarda Hindistan kaynaklı baharat buldu (Heyd, s. 20). Hz. Peygamber’in vefatından kısa bir süre sonra İran’a ve Bizans’ın büyük bir bölümüne hâkim olan müslümanlar da Medâin’i fethettiklerinde burada çok miktarda misk, amber, öd ağacı stoku ve kâfur ele geçirdiler.

Çin’deki İpek Yolu

İpek yolunun Çin’deki başlangıç noktası olan Chang’an’da her milletten ve dinden insana rastlamak mümkündü; müslüman tüccarlar da Emevîler döneminden itibaren gelip gitmeye başlamışlardı. Burada bulunan ulucaminin (Qing Zhen Si) kuruluş tarihi 742 olarak verilir ki bu, Çin’in İslâm ordularına yenildiği Talas Savaşı’ndan (751) daha öncedir.

Günümüzde İpek yolu bu şehirden sonra batıya doğru takip edildiğinde halen Moğolistan’a yün, ipek ve çay gönderen Lanzhou ile karşılaşılır. Lanzhou’nun 70 km. yakınında Binglingsi (bin Buda mağarası) vardır. İpek yolunda kayalara oyulmuş Budist manastır ve mâbedlerine rastlanır. Rahipler ipek üretimi ve ticaretiyle çok ilgilenmiş ve faaliyetlerini buralarda sürdürmüşlerdir.

Çin’e Giden İpek Yolu

İpek Yolu güzergahları, malların taşınmasını, değişimini, dağıtımını ve depolanmasını kolaylaştırmak için tasarlanmış stratejik olarak konumlandırılmış ticaret noktaları, pazarlar ve caddelerden oluşan geniş bir ağı içeriyordu.

İpek Yolu Güzergahları

İpek Yolu Harita

Güzergahlar Greko-Romen metropolü Antakya’dan Suriye Çölü boyunca Palmyra üzerinden Ctesiphon’a (Part başkenti) ve Dicle Nehri üzerindeki Seleucia’ya, günümüz Irak’ında bir Mezopotamya şehri olarak uzanıyordu.

Seleucia’dan rotalar doğuya doğru Zagros Dağları üzerinden Ecbatana (İran) ve Merv (Türkmenistan) şehirlerine geçti; buradan ek rotalar günümüz Afganistan’ına ve doğuya doğru Moğolistan ve Çin’e geçti.

İpek Yolu güzergâhları, aynı zamanda, malların daha sonra Dicle ve Fırat nehirleri üzerinden taşındığı Basra Körfezi’ndeki limanlara da yol açtı.

Bu şehirlerden gelen yollar, aynı zamanda, malların Roma İmparatorluğu boyunca şehirlere ve Avrupa’ya sevk edildiği Akdeniz boyunca uzanan limanlara da bağlandı.

İpek Yolu’nun Ortaya Çıkış ve Tarih

Orta Asya bölgeleri ile her zaman bağlantılar var olmuştur. Örneğin; Çin ile Avrupa arasında en eski zamanlardan beri, en az Tunç Devri’nden beri bağlantılar vardı. İlk zamanlarda maden elde etme ve işleme konusunda bilgi alışverişine ve ticari malların değişimine dayanmış olan bu bağlantılar, diplomatik ilişkilerin kurulmasını ve iki kültürün birbirini tanımasını da sağlamıştır. Ancak, arabulucular yolu ile gerçekleştirilmiş olan bu bağlantılar bir süreklilik göstermemiş, uzun süreli kopukluklar yaşanmış, ticaret ve bilgi alışverişinin uzun bir süre gerçekleşmediği dönemler de olmuştur.

Çin’in batıya doğru genişlemesi, İpek Yolu’nun doğu sınırının tamamen açılmasında önemli bir etken olmuştur. İmparator Vudi (M.Ö. 142–87) döneminde Han İmparatorluğu sınırlarını neredeyse iki katı kadar genişletmiştir. Sınır tehditlerine karşı düşman bölgelerini istila ederek karşılık veren İmparator Vudi, ordularını kuzeye, güneye ve batıya göndererek birçok devleti boyunduruk altına almış, Hiung-nu zaferi ile de Orta Asya’nın tüm kontrolünü ele geçirmiştir. Vudi’nin birlikleri, Pamir dağlarını ve Fergana şehrini de işgal ederek, Çin ile Batı arasındaki ticaret yollarını açmıştır. İpek Yolu üzerinden gerçekleşen ticaret sayesinde Hun İmparatorluğunun başkenti Batılı seyyahlar ve Batı’dan gelen lüks mallarla dolup taşmaya başlamıştır.

İpek Yolu Tanrı Dağları

İpek yolu nedir, nerede başlayıp biter ve hangi şehirlerden geçer? İpek Yolu haritası, güzergahı ve önemi

İnsanlık tarihinde oldukça önemli bir yere sahip olan İpek Yolu, farklı fikirlerin ve kültürlerin de taşınmasına vesile olan bir ticaret güzergahıdır. Uzak Doğu üzerinden gelen baharat, kağıt, porselen, taşlar ve ipek, tarihi İpek Yolu üzerinden taşınırdı. Ticaret kervanları, günümüzdeki Çin Şian kentinden hareket ederlerdi. Binlerce kilometre uzunluğa sahip İpek Yolu nerede? İpek Yolu hangi şehirlerden geçer?

Tarihi milattan yüzyıllar öncesine kadar uzanan İpek yolu; Mısırlılar, Romalılar ve Çinliler tarafından satın alınmıştır. İpek endüstrisinin gelişmesiyle bu adı alan İpek yolu, Çin’den Avrupa’ya kadar uzanmaktadır. Oldukça uzun bir güzergaha sahip olan İpek yolu üzerinde hangi devletler var? sorusu araştırılmaktadır. İran, Afganistan, Pakistan gibi Orta Doğu Ülkeleri üzerinden geçen İpek Yolu; birçok Kafkasya ve Orta Asya ülkesinden de geçmektedir.

İpek Yolu Nedir?

İpek yolu Asya ile Avrupa arasında ekonomik, jeopolitik, kültürel ve tarihsel ögelerin taşınmasını sağlayan bir ticaret ağıdır. Tarihi İpek yolu Çin’den başlar, Akdeniz ve Anadolu toprakları aracılığıyla Avrupa’ya kadar uzanır. İpek yolu, Orta Doğu ve Çin arasında ipek taşımacılığı yapılması nedeniyle bu adı almıştır. Çin topraklarının batı bölgelerine doğru genişlemesi, İpek Yolu’nun doğu kısmının açılmasında oldukça önemli bir faktör olmuştur. İpek Yolu hanedan Zhang Qian’in emriyle açılmıştır. İpek Yolu, Yavuz Sultan Selim’in tahtta olduğu 1512-1520 yılları aralığında Osmanlı Devleti himayesine geçmiştir. İpek Yolu kontrolünü ele geçiren Osmanlı İmparatorluğu ekonomik açıdan ilerleme göstermiş ve dönemin güçlü devletlerinden olmayı başarmıştır. Batı için ipek, alışılmadık ve oldukça sıradışı bir maddedir. Bölgede yapılan ipek ticareti nedeniyle bu ticaret ağına ipek yolu adı verilmiştir. Doğu ile Batı arasındaki etkileşimi ve kültür alışverişini sağlayan İpek yolu, 18.yüzyılda ortaya çıkan ticaret yolları ile birlikte değer kaybetmeye başlamıştır.

Tarihi İpek Yolu’nun koridoru olan Chang’an-Tianshan 2014 yılı haziran ayında UNESCO Dünya Mirası listesine girmiştir. İpek yolu önemini fikirlerin ve kültürlerin de aktarılmasıyla kazanmıştır. Doğudan batıya, batıdan doğuya olmak üzere ticari ürünler, bilgiler, dinler, ordular, fikirler ve kültürler de tarihi ipek yolu vasıtasıyla taşınmıştır.

İpek Yolu

İpek Yolu Nerede?

İpek yolu güzergahı hakkındaki bilgiler Roma ve Antik Yunan belgelerine dayanmaktadır. İpek yolu haritası Anadolu topraklarında başlamaktadır. Antakya’dan başlayarak ilerleyen İpek yolu haritası Gaziantep’ten geçer. İpek yolu güzergahı Afganistan ve İran topraklarından da geçer. Pamir Ovası’na kadar uzanan tarihi ipek yolu Avrupa ile Çin arasında ticaret güzergahı görevi görmüştür.

İpek yolu hangi şehirlerden geçer?

Dünyaca ünlü ticaret ağı olan ipek yolu güzergahı Çin, Moğalistan, Kazakistan, Kırgızistan, Afganistan, Özbekistan, Suriye ve topraklarından geçmektedir. İpek yolu Türkiye’de nereden geçer? sorusuna cevap olarak ise Konya, Malatya, Erzurum, Ankara, Kayseri, Bilecik, Bursa, İzmit ve İstanbul güzergahı verilebilir. İpek yolu, İtalya Venedik topraklarından da geçerek Avrupa’ya kadar uzanır.

İpek Yolu Türkiye’de Nereden Geçer?

Tarihi çağlardan beri doğu ile batı arasında köprü görevi gören İpek Yolu oldukça önemli bir konuma sahiptir. Selçuklular döneminde Anadolu’da ticari faaliyetleri desteklemek amacıyla kervansaraylar inşa edilmiştir. Orta Asya’dan Avrupa’ya uzanan İpek yolu, Anadolu’da kuzeyden ve güneyden geçmektedir. İpek Yolu Kuzeyde; Trabzon, Gümüşhane, Erzurum, Sivas, Tokat, Amasya, Kastamonu, Adapazarı, İzmit, İstanbul ve Edirne’den geçmektedir. İpek Yolu Güneyde; Mardin, Diyarbakır, Adıyaman, Malatya, Kahramanmaraş, Kayseri, Nevşehir, Aksaray, Konya, Isparta, Denizli, Antalya güzergahını izlemektedir. Ayrıca İpek yolu güzergahının Erzurum, Malatya, Kayseri, Ankara, Bilecik, Bursa, İznik, İzmit, İstanbul’dan geçtiği de bilinmektedir.

Türkiye’de de Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Anadolu güzergâhı üzerinde bulunan 11 kervansaray restore edilmiş, turizm amaçlı hizmetler sunabilecek hale getirilmiştir. Bu hanlar;

  • Sultan Hanı (Aksaray)
  • Sarı Han (Nevşehir)
  • Şarapsa Han (Antalya)
  • Ak Han (Denizli)
  • Ağzıkara Han (Aksaray)
  • Alara Han (Antalya)
  • Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı (Malatya)
  • Çardak Han (Denizli)
  • Susuz Han (Burdur)
  • İncir Han (Burdur)
  • Alay Han (Aksaray)

İpek Yolu’nun Geçtiği Ülkeler

İpek Yolu tarih boyunca kullanılan bir ticaret güzergâhı olmasının yanı sıra fikirlerin, dinlerin, orduların ya da farklı kültürlerin ve bu kültürel deneyimleri aktaran bilgelerin ve gezginlerin takip ettiği bir yol olmuştur. Dolayısıyla insanlık tarihinde çok önemli bir yeri vardır ve hakkındaki bilgileri vermek yerinde olacaktır.

Tarihi İpek Yolu

Çin Xi-An

-Tarih ipek yolu çinin xian(şian) şehrinden başlar xi’an şensi bölgesinin başkentidir.4 büyük başkentten biridir ve en eski şehirlerdendir. -Çinin ipeklerinin burada olması ve en eski şehir olmasından dolayı tarihi yol buradan başlar.İpek kozları burada -Buradan başladığı için Müslüman tüccarlar buraya yerleşmiş ve çinin en büyük camisi buraya yapılmış kennette birçok kervansaray yapılmış.Birçok tüccar yerleşmiş şehir kalkınmış

Moğalistan Karakurum

-Moğalistanın güney batısında övörk hongoy ilinde ve bugünkü harhorin kenti yakınlarındadır. -Tarımsal alanda en verimli topraklara sahip oldukları içinve tarihi orhun yanıtları buradadır. Burada olduğu için tarih boyunca türkler ve diğer devletler arasında hakimiyet mücadelesi olmuş.Farklı kültür ve dinlerde insanlar yaşamıştır.

Afganistan Belh

-Afkanistanın kuzeyinde yer alır.mezarı şerit velayetinin 20km yakınında tarihi birkasabadır.Afkanistanın en önemli ticaret merkezi mezar şerit ile beraber anılmaktadır.Afkanistanın ticaret üçgeni denilen bölgesinde olduğu anılmaktadır.Afkanistanın ticaret üçgeni denilen bölgesinde olduğu için buradan geçmektedir.Ziraatçok fazladır.Barajlar yapılmış Belh nehri burada . -Ticaretin yanında kültür de geldiği için şehir alimlerin yetiştiği mevlananın doğduğu kübbetül islam Drül fıkh adıyla ünlendi.Tarih boyunca bu önemini korur.

Özbekistan

-Orta asya ülkesidir.Güneyinde Afkanistan ve Türkmenistan doğuda kırgız ve kırgizitan ile komsudur. -Orta asyanın en büyük başkenti taşkenttir.Seyhun Ceyhun nedenleri ile tarım gelişmiş Altın ve çeşitli yer altı kaynakları vardır.Pamukta en önemli etmendir . -Şehir tarih boyunca gelişmeleri yaşamıştır.İlk metro yapılmış önemli ilim ve kültür adımları yapılmıştır.

Suriye Halep

-Doğunun kraliçesi doğunun kraliçesi olarak geçmektedir.Türkiyenin güneyinde yer alır -Şamdan sonra halep suriyenin en büyük ve önemli kentidir.Önemi ticaret merkezlerinden ve kavşak noktalarından biridir. -En önemli mimari eserler ticari binalar burada olmuş önemli nüfüs bağlanma alanları olmuştur.Önemli edebi eserlere konu oldu.

Anadolu Konya

Konya, Türkiye’nin yüzölçümü bakımından en büyük ili ve en kalabalık yedinci şehri. 31 ilçeden oluşur. Konya İl Nüfusu: 2.161.303’dür. (2016) Trafik plaka numarası 42’dir. 1875’te kurulan Konya Belediyesi, 1987’de çıkarılan 3399 sayılı yasa gereğince “büyükşehir” statüsüne kavuşmuş olup 1989’dan beri belediye hizmetleri bu statüye göre yürütülmektedir. 2014’te 6360 sayılı kanun ile büyükşehir belediyesinin sınırları il mülki sınırları oldu.

Anadolu İstanbul

İstanbul, Türkiye’de yer alan şehir ve ülkenin 81 ilinden biri. Ülkenin en kalabalık, ekonomik, tarihi ve sosyo-kültürel açıdan en önemli şehridir. Şehir, iktisadi büyüklük açısından dünyada 34., nüfus açısından belediye sınırları göz önüne alınarak yapılan sıralamaya göre Avrupa’da birinci, dünyada ise Lagos’tan sonra altıncı sırada yer almaktadır. İstanbul Türkiye’nin kuzeybatısında, Marmara kıyısı ve Boğaziçi boyunca, Haliç’i de çevreleyecek şekilde kurulmuştur. İstanbul kıtalararası bir şehir olup, Avrupa’daki bölümüne Avrupa Yakası veya Rumeli Yakası, Asya’daki bölümüne ise Anadolu Yakası veya Asya Yakası denir. Tarihte ilk olarak üç tarafı Marmara Denizi, Boğaziçi ve Haliç’in sardığı bir yarımada üzerinde kurulan İstanbul’un batıdaki sınırını İstanbul Surları oluşturmaktaydı. Gelişme ve büyüme sürecinde surların her seferinde daha batıya ilerletilerek inşa edilmesiyle 4 defa genişletilen şehrin 39 ilçesi vardır.

İtalya Venedik

-İtalyanın kuzeydoğusundadır.Kanallar şehri,sular şehridir. -Balıkçılık gemi yapımı ile ortadağ ve yeniçağda önemli bir ticaret merkezi olmuştur.Akdenizin ticaretede önemli bir konumdadır. -Halk zenginleşme,tarihi yapılar artmış.zenginlikle rönesansta birçok sanatçıyı ağırlamıştır.

İpek Yolu ve Kervanlar

İpek Yolu Ve Türkler

Türkiye ve Anadolu tarihi denilince akla gelen en önemli kültür ve yürüyüş rotası şüphesiz İpek Yolu’dur.  İpek Yolu, daha sonra adlandırılacağı gibi, ne gerçek bir yol ne de tek bir rotadır. Çin’i Avrupa’ya bağlayan Avrasya boyunca binlerce kilometre uzanan tarihi ticaret yolları ağına atıfta bulunuyor.

Bu yolları sadece mallar değil, ilimler, dinler ve insanlar da kat etti. Barut, manyetik pusula, matbaa ve ileri matematik, hepsi Çin’den ve İslam dünyasından Avrupa’ya geldi. Budizm, Hıristiyanlık ve İslam’ın her biri Doğu’ya ve Batı’ya açılan topraklarda yeni mühtediler buldu.

Bu alışverişlerin içinden geçtikleri imparatorluklar ve medeniyetler üzerinde derin bir etkisi oldu ve onlara siyasi, dini ve kültürel bir şekil verdi. 16. yüzyılın sonlarında, İpek Yolu yeni deniz ticaret yollarına olan önemini yitirmişti, ancak karşılıklı bağlantı ve takas mirası devam etti.

İpek Yolu Ekonomik Kuşağı

“İpek Yolu” adı, Çin ipeğinin Roma İmparatorluğu’nda ve Avrupa’nın başka yerlerinde tüccarlar arasındaki popülaritesinden gelse de, Doğu’dan Batı’ya yapılan tek önemli ihracat malzeme değildi.

Sözde İpek Yolu ekonomik kuşağı boyunca ticaret, meyve ve sebze, hayvancılık, tahıl, deri ve postlar, aletler, dini nesneler, sanat eserleri, değerli taşlar ve metaller ve belki daha da önemlisi dil, kültür, dini inançlar, felsefe ve bilimi içeriyordu. .

Han Hanedanlığı döneminde Çinliler tarafından icat edilen kağıt ve barut gibi malların Batı’daki kültür ve tarih üzerinde belirgin ve kalıcı etkileri oldu. Ayrıca Doğu ve Batı arasında en çok ticareti yapılan ürünler arasındaydılar.

Kağıt, MÖ 3. yüzyılda Çin’de icat edildi ve kullanımı İpek Yolu aracılığıyla yayıldı, ilk olarak MS 700 civarında Semerkant’a ulaştı, ardından Avrupa’ya o zamanlar İslam olan Sicilya ve İspanya limanlarından taşınmadan önce.

Elbette, kağıdın Avrupa’ya gelişi, yazılı sözcüklerin ilk kez kilit bir kitle iletişim biçimi haline gelmesiyle birlikte önemli bir endüstriyel değişimi teşvik etti. Gutenberg’in matbaasının nihai gelişimi , daha geniş bir haber ve bilgi alışverişi sağlayan kitapların ve daha sonra gazetelerin seri üretimine izin verdi.

İpek Yolu

İpek Yolu Baharatları

Doğu’nun zengin baharatları Batı’da hızla popüler oldu ve Avrupa’nın çoğunda mutfağı değiştirdi. Benzer şekilde, cam yapma teknikleri de İslam dünyasından doğuya Çin’e göç etti.

Barut kökenleri 600s kadar erken Çin’de havai fişek ve ateşli silahlara referanslar olmasına rağmen daha az, bilinmektedir. Tarihçiler, barutun gerçekten de İpek Yolu yolları boyunca Avrupa’ya ihraç edildiğine ve burada 1300’lerde İngiltere, Fransa ve başka yerlerdeki toplarda kullanılmak üzere daha da rafine edildiğine inanıyorlar.

Ona erişimi olan ulus-devletlerin savaşta bariz avantajları vardı ve bu nedenle barut ihracının Avrupa’nın siyasi tarihi üzerinde muazzam bir etkisi oldu.

doğuya doğru keşif

İpek Yolu güzergâhları, Uzak Doğu’nun kültürünü ve coğrafyasını daha iyi anlamak isteyen kaşifler için de geçiş yolları açmıştır.

Venedikli kaşif Marco Polo , 1275’te geldikleri Moğol İmparatorluğu’nun kontrolü altında olan İtalya’dan Çin’e seyahat etmek için İpek Yolu’nu ünlü olarak kullandı.

İpek Yolu Haritası

Tarih boyunca bir ticaret güzergahı olarak kullanılan ipek yolu bilginlerin ve gezginlerin takip ettikleri bir yol olmuştur. Dünya üzerinde önemli bir yer olan ipek yolunun nerede olduğu ve hangi güzergahtan geçtiği merak edilmektedir. Peki, İpek yolu nedir, hangi ülkelerden geçer? İpek yolunun Dünya güzergahını sizlere yazımızda açıkladık

İpek Yolu Harita

İpek yolu fikirlerin, dinlerin ve orduların farklı kültürlerini ve kültürel deneyimlerini aktaran bir yol olmuştur. İpek yoluna bu işim Alman coğrafyacısı Ferdinand Von Richthofen tarafından verilmiştir. Bu ismin verilmesinin sebebi Çin ile Orta doğu arasında ipek ticaretinin yapılmasıdır. İpek yolu dünya üzerinde tarih boyunca ekonomik ve kültürel açıdan çok önemli bir uyol olmuştur. Bir kısmı denizden olmak üzere birçok güzergahı bulunmaktadır. Arkeolojik kazılarda pek çok tarihi eser bulunmuştur. Bu nedenle ipek yolu dünya üzerinde hem ekonomik hem de kültürel açıdan pek çok yarar sağlamıştır.

İpek Yolu Nedir, Hangi Ülkelerden Geçer? İpek Yolunun Dünya Güzergahı

İpek yolunun güzergahının en eskisi Sibirya’nın güneyinden geçen kürk yolu adı ile bilinmektedir. Bu yol Don Nehrinin denize döküldüğü yerden başlamaktadır. Perslerin bölgesine varmadan kuzey bölgesinde Sibirya’nın güneyinden tarım havzasına ulaşmaktadır. Milattan Önce V. yüzyılda Herodotos’un yazdıklarından Kuzey İpek Yolunun Çin ülkesinin batı eyaleti olan Kansu’ya kadar takip etmektedir.

İpek Yolunun Dünya Güzergahı

Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlığını kazanmasından itibaren İpek yolu tarihi, kültürel ve tarihsel açıdan canlanması gündeme gelmiştir. İpek yolu doğu ile batı arasındaki köprüyü sağlayan bir yoldur. İpek Yolunun dünyanın tarihinde en önemli rolü de budur. Batı medeniyeti bu nedenle yeni ufuklara yelken açabilmiştir. Ayrıca ipek yolu sayesinde bu yol üzerinde bulunan medeniyetler birbirleri ile iletişimler kurmaya başlamışlardır. Bu sayede modern ekonomik faaliyetlere bu yol üzerinden ulaşılmış ve neticede ticaret gelişmiştir.

Dünya üzerinde İpek Yolunun güzergahı Orta Asya ve İran ülkesinin üzerinden Mezopotamya’ya ulaşmaktadır. Buradan Akdeniz kıyısında bulunan Antakya ve Sür Limanına bağlayan kara yoludur. Bu güzergah Milattan Önce VII. yüzyıla ait çivi yazılı bir tablet üzerinde Mezopotamya’dan Hemedan’a kadar uzanan kısmı belirtilmiştir. İpek Yolu buradan Soğd bölgesinin Kireşta’ya uzanmakta idi.

İpek Yolu Ana Güzergahı

İpek Yolu

İpek yolunun ana güzergâhı Çin’i Orta Asya ve İran üzerinden Mezopotamya’ya, oradan da Akdeniz kıyısındaki Antakya ve Sûr limanlarına bağlayan kara yoludur. Bu güzergâha dair en eski kayıt, milâttan önce VII. yüzyıla ait çivi yazılı bir tablet üzerinde olup yolun Mezopotamya’dan Hemedan’a (Ekbatan) kadar uzanan kısmıyla ilgilidir.

Yol buradan Ahamenîler zamanında Soğd bölgesinin önemli merkezlerinden Kireşeta’ya (Kuruşkat) uzanıyordu. Hindistan’dan fildişi, pamuk, Orta Asya’dan gümüş, bakır, turkuaz, lâcivert taşı (lapis-lazuli) ve Kuzeydoğu Hindistan’dan keten kumaş, çift hörgüçlü Asya develerinden oluşturulan kervanlarla batıya taşınırdı. Mezopotamya ve Mısır’da paralı askerlik yapan İskitler’in hem bu ticaretin başlamasında, hem de kurgan geleneği gibi karşılıklı dinî ve kültürel etkilerin gelişmesinde önemli rolleri olduğu sanılmaktadır.

İslam ve İpek Yolu

Arabistan’ın büyük bölümü tarıma el-verişli olmadığı için ticaret çok gelişmişti. Yarımadanın her tarafında panayır kurulan şehirler vardı. Mezopotamya’dan Habeşistan’a, Mısır’dan Uman’a kadar ticaretle uğraşanlar tercümana gerek duymaksızın birbirleriyle anlaşabilirlerdi.

İpek Yolu Arap Ticaret Kervanları

Mekkeliler kendilerine verilen emanlarla buralarda rahatça alışveriş yapabilmekteydiler. Gençliğinde ticaretle uğraşan Hz. Peygamber’in Abd-i Kays elçileriyle sohbetinden yarımadanın doğusunda bulunan panayır yerlerini tanıdığı anlaşılmaktadır (Müsned, IV, 206).

Kur’an’da daha çok cennet tasvirlerinde rastlanan istebrak, sündüs, zerâbî, abkarî, kâfur, mercan, yakut, misk gibi Farsça asıllı kelimeler, uzun zaman devam eden ve Hîre’den Yemen’e kadar denizden ve karadan uzanan ticarî ilişkiler sonucu Arapça’ya girmiştir.

Irak, İran, Suriye, Azerbaycan, Anadolu’nun büyük bir bölümü ve Mısır’ın fethedilmesiyle İpek yolunun hemen hemen bütün güzergâhları müslümanların eline geçti.

Emevîler ve Abbâsîler döneminde bu ticaret yolu işlemeye devam etti. Ayrıca deniz ticaretine büyük önem verildi; Denizci Simbad hikâyelerinde ve binbir gece masallarında bunun yansımaları görülür. Abbâsîler döneminde müslüman denizciler, Bağdat’taki büyük tüccarların mağazalarını Çin ipeklileri, Hint baharat ve güzel kokuları ile doldurmak için daha önce İran ve Habeş gemilerinin ancak erişebildikleri Seylan adasının ötesine gidiyorlardı. Çinliler de özellikle Tang hânedanı döneminde Hindistan’ın Malabar sahilleri rotasıyla Basra körfezine giriyorlardı. Demir attıkları yer genellikle körfezin doğu kıyısındaki Sîrâf ve Kiş idi.

İpek Yolu ve Endüstri

İpek endüstrisi, eski çağlardan beri birçok milletin hayatında çok önemli bir yer tutmuş; Uzak Doğudan gelen ipek ve baharat, Bat dünyası için, uluslararası ilişkilerde önemli bir rol oynamıştır. İpek, ayrıca, Doğu kültürünün Batı tarafından tanınmasını da sağlamıştır.

Doğunun ipeği ile baharatının kervanlarla batıya taşınması, Çin’den Avrupa’ya ulaşan ticaret yolların oluşturmuştur. Orta Çağda, ticaret kervanları, şimdiki Çin’in Xian kentinden hareket ederek Özbekistan’ın Kaşgar kentine gelirler; burada ikiye ayrılan yollardan ilkini izleyerek Afganistan ovalarından Hazar Denizine; diğeri ile de Karakurum Dağlarını aşarak İran üzerinden Anadolu’ya ulaşırlardı. Anadolu’dan deniz yolu ile veya Trakya üzerinden karayolu ile Avrupa’ya giderlerdi.

İpek Yolu

Doğudan batıya doğru gelişen bu ticari harekette, daha önceki çağlardan beri kullanılmakta olan bir yol şebekesinden yararlanılmıştır. Yoğun bir şekilde ipek, porselen, kağıt, baharat ve değerli taşların taşınmasının yanında kıtalar arasındaki kültür alışverişine de imkan sağlayan bu binlerce kilometre uzunluğundaki kervan yolları, zaman içinde ”İpek Yolu” olarak adlandırılmıştır.

İpek Yolu, Asya’yı Avrupa’ya bağlayan bir ticaret yolu olmasının ötesinde, 2000 yıldan beri bölgede yaşayan kültürlerin, dinlerin, ırkların da izlerini taşımakta ve olağanüstü bir tarihi ve kültürel zenginlik sunmaktadır. Orta Asya Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmalarından sonra, İpek Yolunun hem bir ticaret yolu, hem de tarihi ve kültürel değer olarak yeniden canlandırılması gündeme gelmiş, bu yol boyunca inşa edilmiş ve artık kullanılmayan yapıların, yeni işlevler kazandırılarak korunmaları ve yaşatılmaları için çalışmalar başlatılmıştır.

İpek Yolu’nun Sönümlenişi

Kara ve deniz İpek yolu tarih boyunca farklı ırk ve dinlerden pek çok insanı ve kültürlerini kaynaştırmış, özellikle müslüman tüccarların İslâmiyet’i Çin, Hindistan, Doğu Hint adaları ve Filipinler’e kadar yaymalarına vasıta olmuştur.

 XVI. yüzyılda tarihin bu en büyük ticaret yolu, Isık Göl çevresiyle Doğu Türkistan’da bulunan Moğol toplulukları arasındaki sonu gelmez savaşlar sebebiyle güvenliğini yitirmiş, bu yüzden kervanlar artık gidip gelmez olurken denizyolu önem kazanmıştır.  

Anadolu’nun İpek Yolları

Anadolu, coğrafi konumu nedeniyle, eski çağlardan beri çeşitli uygarlıkların doğup geliştiği bir yer olduğu gibi, doğu ile batı arasında bir geçit ve köprü işlevi de görmüştür. Bunun sonucu olarak, çeşitli dönemlerde, Kral Yolu (M.Ö. VI. yy.), Roma Devri Yolları (M.Ö. II. yy.) gibi, değişik doğrultu ve karakterde olan yol ağları Anadolu’yu sarmıştır.

Doğunun ipeği ile baharatının ve diğer ürünlerinin kervanlarla Batıya taşınması, Çin’den Avrupa’ya uzanan ve bugün ”İpek Yolu” olarak adlandırılan ticaret yollarını oluşturmuştur.

Ancak, İpek Yolları yalnızca ticaret yolları olmakla kalmamış, yüzyıllar boyu doğu ile batı arasında kültür alışverişini de sağlamıştır. Anadolu, İpek Yolunun en önemli kavşak noktalarından birini oluşturmuştur. Orta Çağda, ipek yolları Çin’den başlayıp Orta Asya’da birden fazla güzergahı izleyerek köprü niteliği taşıyan Anadolu’yu geçip Trakya üzerinden Avrupa’ya uzanmıştır.

Ayrıca, Ege kıyılarında Efes ve Milet, Karadeniz’de Trabzon ve Sinop, Akdeniz’de Alanya ve Antalya gibi önemli limanlar kullanarak deniz yolu ile Avrupa’ya ulaşmıştır.

Anadolu’da İpek Yolu:

Kervansaraylar

Kuzeyde:  Trabzon, Gümüşhane, Erzurum, Sivas, Tokat, Amasya, Kastamonu, Adapazarı, İzmit, İstanbul, Edirne,

Güneyde: Mardin, Diyarbakır, Adıyaman, Malatya, Kahramanmaraş, Kayseri, Nevşehir, Aksaray, Konya, Isparta, Antalya, Denizli merkezlerini izlemektedir.

Ayrıca, Erzurum, Malatya, Kayseri, Ankara, Bilecik, Bursa, İznik, İzmit, İstanbul güzergahının da kullanıldığı bilinmektedir.

Kuzey ve Güney güzergahlarında bulunan Sivas ile Kayseri bağlantısıyla oluşan Antalya-Erzurum güzergahının uzantısı, Anadolu’yu İran ve Türkmenistan’a bağlamaktadır.Bu ticaret aksında, karayolunun yanı sıra deniz yolu da kullanılmış olup,

Karadeniz’de: Kuzeyden gelip Batum üzerinden Trabzon, Samsun, Sinop, İstanbul, Bursa, Gelibolu, Venedik;

Akdeniz’de: Suriye üzerinden Antakya, Antalya, İzmir (Foça), Avrupa hattın izlemektedir.14. yüzyıldan sonra, Osmanlılar döneminde de önemini sürdüren İpek Yolu, Yeni Çağda yapılan keşifler sonucu canlılığını yitirmeye başlamıştır. 16. ve 17. yüzyıllarda ipeğin Avrupa’da da üretilmeye başlanmasından sonra eski önemini kaybetme tehlikesiyle karşılaşmıştır.

Artan denizcilik faaliyetleri ile de, kervanlar ortadan kalkmaya ve Uzak Doğu ürünleri çekiciliğini yitirmeye başlamıştır. 19. yüzyıldan itibaren, İpek Yolu kullanılmaz olmuştur.

Orta Çağda, Doğunun zengin ürünlerinin Anadolu üzerinden Batıya güvenli bir şekilde sevkini sağlayan Selçuklular, aldıkları önlemlerle ticari faaliyeti canlı tutarak devletin zenginliğini de artırmışlardır.

Kervansaraylar

Anadolu’ya Göçler ve İpek Yolu

Orta Çağ Anadolusu’nda ticaret, devletin zenginliğini birinci derecede etkileyen faaliyetler arasında yer almaktaydı. Selçuklular, yabancılarla ticari anlaşmalar yapmışlar; Hıristiyan tacirlere, Müslüman tacirler gibi Anadolu topraklarında ticaret özgürlüğü tanımışlar; yolculuklarında karşılaşabilecekleri soygunlara ve her türlü zarara karşı devlet güvencesi sağlamışlardır.

Ticari yaşamı gözetmek amacıyla ”devlet sigorta sistemini” ilk kullanan ve ayrıca gümrük vergilerinde uyguladıkları indirimlerle ticari hayat özendirmeye çalışan yine Selçuklular olmuştur.Han ve kervansaraylar, bu aktif ortamın önemli görevler yüklenen kuruluşlarıdır.

Ticaret Hanları

Kervansaraylar

Issız yollar üzerinde kaleyi andıran görünümleri, zengin taş süslemeleri, gelişmiş mekan tasarımlar ile, mimari açıdan da etkisi büyük olan bu görkemli yapılar, belli bir ulaşım programının ve güçlü bir yol politikasının uygulanması bakımından titizlikle ele alınmışlardır.Gerek Selçuklu gerekse Osmanlı dönemlerinde inşa edilen kervansaraylarda, kervanlar askeri birlikler tarafından korunurdu.

Kervansarayda kalındığı sürece yolcuların can ve malları teminat altına alınır, her türlü bakım ve hizmetlerin yerine getirilmesinden doğan giderleri karşılamak amacıyla vakıfları bulunurdu.

Bu yapılar, seyahat ve ticareti güvence altına alan, sosyal dayanışmayı sağlayan nitelikleri yanında, gelen tacirlerin mallarını pazarladıkları durak yerleri ve ayrıca önceden depolanan erzak ile mühimmatın ordunun sefer zamanında ikmalini kolaylaştıran üslerdi.

Genellikle yaya yürüyüşü ile 8-10 saati geçmeyen, deve yürüyüşüyle de bir gün süren 30-40 kilometrelik mesafelerde inşa edilmişlerdir.

Anadolu Selçukluları tarafından bu ticari yollar üzerinde inşa edilmiş olan konaklama kuruluşlarından devlet büyükleri ve hayır sahipleri tarafından yaptırılanlara “HAN”, sultanlar tarafından yaptırılan ve diğerlerine göre daha büyük ve görkemli olanlarına “SULTAN HAN” denmektedir.

Kervansaraylar

O çağda, kırsal alanlarda kurulan han ve kervansarayların kaleye benzer, kalın ve sağır duvarlarıyla dışa kapalı yapılar olarak inşasını zorunlu kılan neden, güvenlik idi.

İçlerinde yolcuların yatmasına mahsus odalar, atların dinlenmesi ve eşyaların korunması için bölümler, mescit, yıkanma yerleri, çeşmeler ile nalbant, doktor, veteriner, araba ve koşum onarım hizmetleri de yer almaktaydı.

Han ve kervansaraylarda konaklayan yolcular din, dil, ırk fark gözetilmeden üç gün kalabilir, hastaysa tedavi edilirdi. Günde iki öğün yemek verilen, banyo ihtiyaçları karşılanan, hayvanlarına bakılan ve yem temin edilen bu yolculardan üç gün süreyle hiçbir ücret alınmaz, tüm giderler vakıftan karşılanırdı.

Bu vakıfların vakfiyelerinde nasıl yönetilecekleri, gelirlerinin neler olduğu, görevlilerin çalıştırılma şekilleri ve ücretleri açık olarak belirtilmekteydi.Yapılan araştırmalar sonucu, Anadolu’da yaklaşık 200 han ve kervansaray olduğu tespit edilmiştir.

Selçuklu Dönemi Kervansaraylar

Kervansaray Kültürü

Kervansaray, kelime olarak Farsça kârban (kervan) ve saraydan türetilmiştir. Kervansaraylar şehirlerarasında inşa edilen, kervanların ve yolcuların konaklamaları için ana yollar üzerinde yapılan hayır kurumlarıdır. Ribat adı verilen ve Asya’da Türklerden kalan ilk kervansaraylar, Gazneliler ve Karahanlılar dönemine aittir. Bunların mimarisi ve planları, daha sonra Büyük Selçuklular döneminde yapılan kervansaraylara örnek olmuştur.

Özünü yardımlaşma ve insanlık duygusundan alan, vakıf sistemi sayesinde günümüze kadar oluşan kervansaraylar, yollar üzerinde kurulan ve kamu yararına çalışan ticaret yapılarıdır. Kervansaraylar genellikle yaya yürüyüşü ile 8 -10 saatlik (35–40 kilometrelik) uzaklıklarda kurulurlardı.

Sultan, vezir ve büyük devlet adamları tarafından yaptırılan kervansaraylar, kale gibi sağlam, anıtsal, kesme taştan yapılmış, döneminin süsleme özellikleriyle bezeli, kitabeli veya kitabesiz ticaret, sosyal yardım ve bir kültür müesseseleri idi. Kervansarayların duvarları kalın olup, duvarların her iki yüzü yonu taşı ile kaplıdır. Kapalı mekânların üzeri genellikle tonozla örtülü olup, sanatkârane olarak yapılan taş işçiliği taç kapılarda en üst düzeydedir. Kervansaraylar içerisinde veya yanında insan ve hayvanlarının her türlü ihtiyacını karşılayacak, yiyecek içecek, bol su, mescit, hamam, her çeşit tamir ustası, rehber gibi donanım bulunmaktaydı. Kervansaraylarda yazın kapalı mekânlarda hayvanlar, açık mekânlar da insanlar ve arabalar kalırdı.

İpek Yolu’nun Türkiye topraklarından geçen güzergâhı için T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca UNESCO’da Dünya Miras Listesi’ne önerilmiş ve Dünya Miras Merkezince 2000 yılı içinde onaylanan Geçici (Endikatif) Listede Selçuk Kervansarayları Denizli – Doğubeyazıt Güzergâhı (13. yy) yer almıştır.

Kervansaray

Anadolu Selçuklu yapılarında önemli bir yere sahip olan kervansaraylar, XII. yüzyılın son çeyreğinden sonra yapılmaya başlanmış, Selçukluların yıkılışına kadar devam etmiştir. Son araştırmalara göre bu dönemden günümüze kadar gelen kervansaray sayısı 270 civarındadır.

Osmanlı imparatorluğu döneminde Selçuklu kervansaraylarının kullanılmasının yanında ihtiyaca göre yenileri de yapılmıştır. Bunlardan şehir merkezlerine yapılanların işlev ve planları değişime uğramıştır. Şehir hanları, genellikle iki katlı olup, avlulu ve revaklıdır. Ayrıca kentlerin gelişmesiyle kentlerde ticaret hanları ortaya çıkmıştır. Yerleşim yerleri dışında yapılan menzil hanları eski geleneği sürdürerek, Selçuklu kervansarayları gibi yapılmışlardır. Bunlar etrafında zamanla şehirler oluşmuştur.

Günümüzde ulaşım kolaylığı, modern otelcilik anlayışı ve karayollarındaki dinlenme tesislerindeki yenilikler ve yeni karayolu güzergâhları gibi nedenlerle, hanlarımızın ve kervansaraylarımızın geçmişteki fonksiyonları kalmadığından, bu evrensel nitelikteki çok önemli anıtlarımız, kullanılmadığı için, gün geçtikçe harap olmaktadır.

Önemli Han ve Kervansaraylar

Sarıhan (Saruhan):

Avanos-Ürgüp kara yolu üzerinde, Nevşehir’e 25, Avanos’a 6 kilometre uzaklıktadır. Bir Selçuklu eseri olan Sarıhan’ın 1238 yılında yapıldığı tahmin edilmektedir. Klasik sultan hanları planındaki yapı, kare avlulu yazlık bölümle, üstü kapalı ve dikdörtgen şeklindeki kışlık bölümden oluşmaktadır.

Sarıhan (Saruhan)

Ağzıkara Han:

Aksaray-Nevşehir karayolu üzerinde, Aksaray’a 17 kilometre uzaklıkta olup, Anadolu’daki en önemli hanlardan birisidir. Selçuklu eseri olan ve Hoca Mesut Kervansarayı diye de anılan yapının, açık ve kapalı bölüm taç kapıları üzerindeki kitabelerden, 1231-1236 tarihleri arasında yapıldığı anlaşılmaktadır. Anıtsal taç kapısı, mihrabiyeleri ve geometrik motiflerle bezeli cephesi ile etkileyici bir görünüme sahiptir ve Selçuklu taş süsleme sanatının tüm özelliklerini göstermektedir.

Ağzıkara Han

Sultan Han:

Aksaray-Konya karayolu üzerinde, Aksaray’a 42 kilometre uzaklıkta Sultanhanı kasabasında bulunan Sultan Han, 1229 yılında Selçuklu Sultan I. Alaaddin Keykubad tarafından yaptırılmıştır. Açık ve kapalı bölümleriyle yaklaşık 4990 m2’lik bir alana sahip olan yapı, Anadolu’daki Selçuklu kervansaraylarının en büyüğüdür. İleri taşan mermer taç kapısı, dıştan kulelerle desteklenmiş duvarlarıyla bir kaleyi andırmaktadır. Taç kapı ve mescidin geometrik bezemeleri, Selçuklu taş süsleme sanatının en güzel örneklerindendir.

Sultan Han

Zazadin Han:

Konya’ya 22 kilometre uzaklıkta, Aksaray-Konya karayolundan 5 kilometre içerde Tömek köyü yakınında olan ve Saadeddin Köpek Hanı diye de anılan Zazadin Han, 1235-1236 yıllarında yapılmıştır. Güney cephede, kapalı mekana yakın bir yerde bulunan açık bölüm taç kapısı, beyaz ve açık kahverengi taşlarla yapılmıştır. Güney cephenin inşasında, çok miktarda işlenmiş buluntu taş kullanılmıştır. Taç kapının hacimli kitlesi içinde, duvara oturmuş basamaklarla çıkılan ve zengin bir taş süslemeye sahip olan mescidi yer almaktadır.

Zazadin Han

Kızılören Hanı:

Konya-Beyşehir karayolu üzerinde, Konya’ya 41 kilometre uzaklıkta olan Kızılören Hanı, 1206-1207 tarihlerinde Selçuklu sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından yaptırılmıştır.

Kızılören Hanı

Ertokuş Hanı:

Beyşehir-Eğirdir karayolu üzerinde, Gelendost ilçesinin Yeşilköy mevkiindedir. Kapalı bölüm kapısı üzerindeki kitabeden 1233 yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

Ertokuş Hanı

Susuz Han:

Burdur-Antalya karayolunun 2 kilometre içerisinde, Bucak ilçesine bağlı Susuzköy’ün içindedir. Susuz Han’ın, II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in saltanat döneminde, 1237-1246 yılları arasında bir tarihte yaptırıldığı tahmin edilmektedir. En gösterişli yeri taç kapısıdır. Girişin iki yanındaki mihrabiyelerin kemerleri üstünde yer alan ‘ejder’ ve ‘melek’ motifleri dikkati çekmektedir.

Susuz Han

Kırkgöz Han:

Burdur-Antalya karayolundan yaklaşık bir kilometre içerde, Antalya’ya 30 kilometre uzaklıktadır. Açık bölüm taç kapısı üzerindeki kitabeye göre han, II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in saltanat döneminde, 1236-1246 yılları arasında bir tarihte inşa edilmiştir.

Kırkgöz Han:

Alara Han:

Antalya-Alanya karayolundan 8 kilometre içeride, Antalya’ya 115 kilometre uzaklıkta, Akdeniz’e ulaşan yolların kontrolünde stratejik bir görevi olan Alara kalesinin yakında bulunmaktadır. Sultan Alaaddin Keykubad tarafından 1229-1230 yıllarında yaptırılmıştır.

Alara Han

Hunat Hatun Cami:

Kayseri’nin merkezinde, Selçuklu sultanı Alaaddin Keykubad’ın eşi Mahperi Hatun tarafından 1238 yılında yaptırılan külliyenin bir bölümünü oluşturmaktadır. Kubbesi ve minaresi sonradan inşa edilmiştir. Doğu ve batı yönlerindeki taç kapıları, Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Ahşap mimberi orijinaldir.

Hunat Hatun Cami

Gevher Nesibe Sultan Tıp Müzesi:

Kayseri’de Mimar Sinan Parkı içinde bulunan Gıyasiye Medresesi ve şifaiyesi, XIII. yüzyılda, Selçuklu sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından, kız kardeşi Gevher Nesibe Sultan’ın vasiyeti üzerine yaptırılmıştır. Dünyanın ilk tatbiki tıp okuludur.

Güpgüpoğlu Konağı:

Kayseri kent merkezinde bulunan bu yapı, XVIII. yüzyılın sivil mimarisine güzel bir örnektir. İlk inşa edildiğinde tek katlı olan konağa, iki kat sonradan ilave edilmiştir.

Zelve Açık Hava Müzesi:

Avanos’a 5 kilometre uzaklıkta olan ve üç vadiden oluşan Zelve ören yeri, peribacalarının en yoğun olduğu yerdir. İkonoklastik dönemde, yapılan manastır ve kiliselerle dini bir merkez haline gelmiştir. 1952 yılına kadar iskan edilen Zelvedeki köy, 3 kilometre uzağa taşınmış ve Zelve, açık hava müzesi olmuştur.

Zelve Açık Hava Müzesi

Göreme Açık Hava Müzesi:

Nevşehir’e 13 kilometre, Göreme kasabasına 1,5 kilometre uzaklıkta olan Göreme Açık Hava Müzesinde, çeşitli dönemlerde kayalara oyularak yapılmış ve fresklerle süslenmiş kiliselerin yanı sıra manastır, kiler, mutfak, yemekhane bulunmaktadır.

Derinkuyu Yer Altı Şehri:

Derinkuyu Yeraltı Şehirleri

Nevşehir-Niğde karayolu üzerinde, Nevşehir’e 30 kilometre uzaklıktadır. İlk Hıristiyanlar tarafından sığınma amacıyla yapılmıştır. Yeraltı şehrinde haç biçimli büyük bir kilise, konferans salonu, günah çıkarma yeri, havalandırma bacalar, kilerler, ambar, tandır bulunmaktadır. Halen 8 katı ziyarete açık olan Derinkuyu’nun, 2,5 km2’yi bulan alanıyla bölgenin en büyük yer altı şehri olduğu tahmin edilmektedir.

Ihlara (Peristrama) Vadisi:

Ihlara Vadisi, yeryüzünde büyük değişikliklerin meydana geldiği üçüncü jeolojik dönemde, Hasan Dağı’ndan püsküren lavların oluşturduğu tüf tabakasının doğal etkenlerle erozyona uğraması sonucu oluşmuştur. Aşınmaya çok elverişli bu tüf katmanlarının çatlaklarında yol bulan termal özellikli Melendiz çayı, milyonlarca yıllık bir sürecin sonunda, 14 kilometre uzunluğunda ve yüksekliği yer yer 110 metreye ulaşan kanyon görünümlü bu vadiyi meydana getirmiştir Vadi, Ihlara (Yeşilyurt) köyünde başlayıp, Selime köyünde sona ermektedir. lhlara vadisi, doğal güzelliğiyle olduğu kadar, tarihi yerleriyle de ünlüdür. Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde, Kapadokya’nın en güvenilir sığınak-bölgelerinden birisi oldu. Pek çok kilise, manastır ve mağara-ev yapıldı. Bugün gezilebilen kiliselerdeki fresklerin 9-13. yüzyıllar arasında boyandığı sanılmaktadır. ilk dönemlerde yapılan fresklerde daha çok Doğu etkisi görülmektedir. Belisırma köyünde yoğunlaşan ve 10 ve 11. yüzyıllara tarihlenen kiliselerde ise Bizans üslubu egemendir.

Anadolu ve İpek Yolu

İpek Yolu Ve Anadolu’da Kervan Yolları

Orta Çağ’da doğu ile batıyı birleştiren dünya ticareti, Çin’den başlayarak bütün Asya’yı boydan boya geçip, Anadolu ve Akdeniz aracılığıyla Avrupa’ya kadar uzanan ve dünyaca ünlü ticaret yolu olan “İpek Yolu” ile yapılmaktaydı.

“İpek Yolu” adını ilk defa 1877 yılında Alman coğrafyacı Ferdinand Freiherr von Richthofen kullanmıştır. Çin ile Anadolu ve Avrupa arasında yapılan bu ticaretin ana metaını ipek teşkil ettiğinden bu yola “İpek Yolu” adı verilmiştir.

İpek Yolu, tarih boyunca hem geçtiği bölgeleri iktisadi açıdan kalkındırıp halkın refah seviyesini yükseltmiş hem de Doğu-Batı kültür ve uygarlıkları için bir köprü olmuştur. Böylece farklı pek çok ulusun birbiriyle tanışması, ticaret yapması ve kültürel zenginliğin alışverişine de olanak sağlamıştır.

Milattan yüzyıllar önce Mısırlılar, daha sonra da Romalılar, Çinlilerden satın aldıkları zengin ipekli kumaşların ulaşımını Çin’den başlayarak Anadolu ve Akdeniz aracılığıyla Avrupa’ya kadar uzanan, dünyaca ünlü bir ticaret yolu olan ve adını, taşıdığı ipekten alarak İpek Yolu olarak adlandırılan bu güzergâhı izleyen kervanlarla sağlarlardı. Kervanların en büyük yük taşıyıcısı, hiç kuşkusuz, iki hörgüçlü “Baktriyan develeri” idi. Yoğun bir şekilde ipek, porselen, kâğıt, baharat ve değerli taşların taşınmasının yanında, kıtalar arasındaki kültür alışverişine de imkân sağlamıştır.

İpek Yolu, Orta Çağ’da, Çin’in Xian (Şian) kentinden başlayıp, Doğu Türkistan, Moğolistan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan’ı geçip Hazar Denizi’ne; İran üzerinden, bir kolu Suriye’nin Lazkiye Limanına ulaşır, diğer bir büyük kolu ise Karakurum Dağlarını aşarak İran üzerinden Anadolu topraklarına girerdi.

Asya ile Avrupa arasında doğal bir köprü durumunda olan Anadolu, coğrafi ve jeopolitik konumunun doğal bir sonucu olarak, tarihin ilk döneminden itibaren uluslararası ulaşımda önemli bir rol üstlenmiş, önemli ticaret yollarının geçtiği bir merkez konumunda olmuştur.

Çardak Han

İpek Yolu, Anadolu Selçuklu döneminde doğu-batı, kuzey-güney yönünde Anadolu’yu hiçbir ülkede olmadığı kadarıyla bir ağ gibi dolaşır, doğuda Erzurum, Sivas, Kayseri ve Konya’da düğüm oluşturan bu yollar kuzeyde Sinop, güneyde Antalya’ya kadar uzanırdı.

Günümüzde İpek Yolu Projesi

Çeşitli uygarlıkların beşiği olan Anadolu’da, Selçuklular ve Osmanlılar döneminden günümüze kadar varlıklarını sürdürebilmiş değişik türde ve çok sayıdaki mimari eserler arasında en ilginç olanları, hiç şüphesiz han ve kervansaraylardır.

Kültürel mirasımızın en önemli unsurlarından olan bu yapıların, doğanın ve diğer çevresel etkenlerin tahribatına karşı korunması, bir koruma – kullanma dengesi içinde yaşatılarak tarihi İpek Yolunun canlandırılması amacıyla, turizm olgusu kapsamında değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Bu hedef doğrultusunda, öncelikle tur güzergahı üzerinde olan han ve kervansaraylara turizm amaçlı hizmetleri sunabilecek “Mola Noktası” fonksiyonu verilmesi çalışmaları başlatılmıştır.

İlk etapta, ana tur güzergahı ile çakışan İpek Yolu üzerinde değerlendirilmesi düşünülen Han ve Kervansaraylara ilişkin ön etütler, Bakanlığımız ile Vakıflar Genel Müdürlüğü işbirliği çerçevesinde yapılmış ve 11 adet kervansaray belirlenmiştir.

İpek Yolu Harita

Bunlar;

  • 1- Sultan Hanı (Aksaray -13. yy.)
  • 2- Saruhan (Nevşehir / Ürgüp -13. yy.)
  • 3- Şarapsa Han (Alanya -13. yy.)
  • 4- Akhan (Denizli / Merkez -13. yy.)
  • 5- Ağzıkara Han (Aksaray -13. yy.)
  • 6- Alara Han (Antalya / Alanya -13. yy.)
  • 7- Çardak Hanı (Denizli / Çardak -13. yy.)
  • 8- Susuz Han (Burdur / Bucak -13. yy.)
  • 9- İncir Han (Burdur / Bucak -13. yy.)
  • 10-Alay Han (Aksaray -13. yy.)
  • 11-Silâhtar Mustafa Paşa Hanı (Malatya / Battal Gazi -16. yy.)

Kervansarayların bulunduğu ana işlek güzergahlar, Aksaray-Kayseri, Kayseri-Malatya, Kayseri-Sivas, Sivas-Amasya, Konya-Ankara, Konya-Beyşehir, Antalya-Afyon, Antalya-Adana idi. Antalya ve Alanya’dan başlayan yol; Konya, Aksaray, Kayseri, Sivas, Erzincan ve Erzurum’dan geçerek İran ve Türkistan’a ulaşırdı.

Aksaray Sultanhanı Kervansaray

Bu tarihi yapıların ”Restore et – İşlet – Devret” modeli çerçevesinde yatırımcılara tahsisi için çalışmalar sürdürülmektedir. Kervansarayların restore edilmesinden sonra, kısıtlı konaklama imkanı tanıyan, daha çok günübirlik kullanıma yönelik işlev verilerek turizme kazandırılması ile, hem dünyada eşi olmayan ve zaman içerisinde yavaş yavaş yok olmaya mahkum bu eserlerin kullanılarak korunmalar sağlanmış olacak, hem de geçmiş yüzyıllarda olduğu gibi, ülke ekonomisine katkıda bulunmaları temin edilecektir.

Bu kervansarayların turizm amaçlı kullanılabilmelerine olanak sağlayacak bir işbirliği protokolü, Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Bakanlığımız arasında 22.02.1993 tarihinde imzalanmıştır.

Söz konusu protokole göre, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından idare edilen eski eser nitelikli han ve kervansaraylar, adı geçen Genel Müdürlük tarafından 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa göre ve Bakanlığımız işbirliği ile ihale edilerek ”Restore et – İşlet – Devret” modeli çerçevesinde turizme kazandırılacaktır. Protokol esasları gereği, yatırım projeleri Kültür Bakanlığınca onaylanacak ve Bakanlığımızdan Turizm Yatırım Belgesi alacaklardır.

Turizm sektörü, diğer yatırım sektörleri arasında öncelikli bir konumdadır.

İpek Yolu

İpek Yolu Güzergâhlar ve Doğa

İpek Yolu’nun güzergâhı ile ilgili ilk belgeler Antik Yunan ve Romalılara dayanmaktadır. Tarım Havzası’nın kuzeyinden geçen kuzey rotasını ünlü tarihçi Heredot M.Ö. 450 yılında ayrıntılı bir şekilde tarif etmiş, güzergâh merkezlerine de oradaki yerli halkların isimlerini vermiştir. Heredot’un tarifine göre kuzey rotası Don Nehri ağzından başlayarak ilk olarak kuzeye ve hemen sonra Partların bölgesine doğru doğuya ilerlemekte, oradan da Çin’in batısında bulunan Kansu şehrinde son bulan Tanrı Dağları’nın kuzeyindeki kervan yolu üzerinden geçmektedir.

Güney rotasına ilişkin buna benzer bir tarif bulunmamaktadır. Ancak güney rotası yeniden kurgulandığında, rota Mezopotamya’dan başlamaktadır; fakat bu veri kesin değildir. İpek Yolu Anadolu’da Antakya’da başlayıp, Gaziantep’ten geçerek İran ve Afganistan’ın kuzeyinde Pamir Ovası’na kadar uzanmaktadır. Ayrıca Güneydoğu Bölgesi’nde bulunan Gaziantep ve Malatya’yı geçip, Trakya üzerinden ve Ege kıyılarında İzmir, Karadeniz’de Trabzon ve Sinop, Akdeniz’de ise Alanya ve Antalya gibi önemli limanlar üzerinden Avrupa’ya ulaşmaktadır.

İpek Yolu

Üçüncü bir yol da Mısır ve Mezopotamya rotalarının birleşmesi ile meydana gelen Narmada Nehrinin Hint Okyanusu’na döküldüğü Hindistan’ın liman kenti Bargyzaga şehrine ulaşan deniz ve kara yollarının birleşimi ile oluşmaktadır. Her üç rota da İpek Yolu’nun yüzyıllar süren gelişmesi sonucu ortaya çıkmıştır.

Bunların haricinde İpek Yolu bir doğa yolu olarak var olmuştur. Akdeniz’den Çin’e kadar çöl üzerinden uzanan, yeryüzünde en ıssız yollardan geçip, en susuz ve acımasız arazilerden ilerleyen, bir vahayı bir diğerine bağlayan yollardan biridir. Güneyden gelinip de Taklamakan Çölü’ne ulaşıldığında, yeryüzünün en yüksek sıradağlarıyla karşılaşılır. Bu dağlar sadece, derin uçurumları ve 5000 m. yükseklikleri ile dünyanın aşılması en zor birkaç buzlu geçit üzerinden aşılabilmektedir. Aynı zamanda bu bölgenin iklimi de çok serttir. Sık sık kum fırtınaları meydana gelmekte, sıcaklık yazın 40 °C üzerine çıkmakta, kışın ise -20 °C altına inmektedir. Bu olumsuzluklara rağmen yol, doğu ile batı arasındaki milletlerarası iletişim konusundaki önemini yüzyıllar boyunca muhafaza etmiştir.

Bu yollar, vahaların yanı sıra yollardaki geçiş trafiğinin kontrolünü sağlayan askerî merkezler tarafından da kullanılmıştır. Bölgenin coğrafi özelliklerinden dolayı çok az sabit ulaşım ve ticaret yolu oluşmuştur. Çok hassas olan bu yollarda çıkan en küçük bir çatışma bile doğu ile batı arasında tüm trafiğin durmasına sebep olabilmiştir.

Tarih boyunca çok az insan İpek Yolunun tam uzunluğu olan yaklaşık 6000 km.’yi dolaşmıştır. Ticaret sürekli birden çok ara duraklar üzerinde gerçekleşmiş ve yolun teğet geçtiği bütün uluslar, toptancı olarak kazançlarını en yüksek düzeyde tutmak istemişlerdir. Böylece, rekabet nedeniyle sürekli silahlı çatışmalara dönen kavgalar çıkmıştır. Sadece, 13. ve 14. yy.larda Moğol iktidarı döneminde bütün Asya tek bir yönetim altında toplanmış ve güvenli bir ticaret ortamı sağlanmıştır.

İpek Yolu ile Kültür ve Teknik Aktarımı

İpek Yolu

Teknik alandaki gelişmelerin, kültür ürünlerinin veya ideolojilerin aktarımı, ticari mallara göre daha doğal ve kalıcı olmuştur. Ticari, politik, diplomatik veya misyonerlik nedenler ile gerçekleştirilmiş uzak ticaretin bütün türleri farklı toplumlar arasında kültürel değişimi meydana getirmiştir. Şarkılar, hikâyeler, dini düşünceler, felsefi görüşler ve bilimsel bilgiler seyahat edenler yoluyla taşınmış ve güncel kalmıştır. Bunların yanı sıra gıda maddelerinin girişi ile tarımsal değişim de gerçekleşmiştir. Kâğıt üretimi ve matbaa, damıtma gibi kimyasal süreçler, etkili at koşumu ile üzengi gibi önemli buluşlar dünyaya Asya üzerinden yayılmıştır.

İpek Yolu Üzerinde Dinlerin Yayılması

İpek Yolu üzerinde taşınan kalıcı şeylerden biri de dinler olmuştur. Örneğin 4. ve 5. yüzyıllarda Kuzey Vey Hanedanlığı döneminde Budizm, kuzey güzergâhı yoluyla Hindistan’dan Çin ve Japonya’ya gelmiştir. Bazı istisnalar haricinde, Hristiyanlığın Anadolu’da yayılmasının 3. yy. da Sasani İmparatorluğu döneminin başlaması ile mümkün olduğu kabul edilmektedir. Hristiyanlık, Orta ve Doğu Asya’da hiçbir zaman hâkim din olmamasına rağmen, İpek Yolu’nu kullanarak Çin sınırlarına kadar dayanmıştır. Moğollar döneminde Yunan teolog Nestorius’a dayanan Diofizit hasaba katılması gereken kültürel bir silah olmuştur.

Hristiyanlığın yayılması diğer dinlerden baskın olan İslam’ın yayılmasına göre daha kısıtlı olmuştur. M.S. 632 yılında Muhammed’in vefatından sonra İslamiyet, Arap yarımadası üzerinde hızla yayılmaya başlamış ve sonraki yüzyılda da eski Roma şehirleri olan Suriye, Mısır ve bütün Kuzey Afrika’da yerleşme sürecine girmiştir. Kısa süre içinde İpek Yolu’nun batı kısmı ve böylelikle Asya üzerinde gerçekleşen ticaret Müslümanların kontrolüne geçmiştir. Pers İmparatorluğu’nun fethi ile genişleme doğuya doğru gerçekleşmeye devam etmiştir. İslamiyet, ilk olarak İpek Yolu üzerinde yer alan şehir merkezleri boyunca etkili olmuş ve daha sonra kırsal kesimlere kaymıştır. Orta Asya, Çin, Bengal ve daha sonra Endonezya’da da askerî veya politik bir girişim olmadan Müslüman yerleşim yerleri oluşmuştur. Pers kökenli olan Zerdüştlük ve Mani Dini de İpek Yolu üzerinden yayılmıştır.

İpek Yolu  ve Hastalıkların Yayılması

Dinler ve diğer kültürel öğeler gibi hastalıklar ve enfeksiyonlar da İpek Yolu üzerinde yayılmıştır. Uzun seyahat edenler, virüslerin ortaya çıktıkları bölgelerden çıkmasına ve bu virüsler yoluyla ortaya çıkan hastalıkların, bağışıklığı olmayan toplumlarda yayılmasına yol açmışlardır. Bu durum da felaketle sonuçlanan salgınların ortaya çıkmasına neden olmuştur.

İpek Yolu üzerinde hastalıkların yayılmasına verilebilecek en iyi örnek 14. yy.da görülen veba salgınıdır. 1330’lu yıllarda Çin’de ortaya çıkan, kemirgenlerden pireler yoluyla insanlara bulaşan aşırı bulaşıcı olan bir veba ortaya çıkmıştır. Bu salgın, uzun bir süre sadece Çin’in güney şehri olan Yunnan’da görülmüştür; fakat 14. yy.ın başında Moğol orduları yoluyla vebalı pireler Yunnan’dan Çin’in diğer bölgelerine taşınmış ve böylece veba, İpek Yolu boyunca çok hızlı bir şekilde yayılmıştır. Veba, Kafa (günümüz Feodosya) şehrinden gelen ticaret gemileri ile Kırım Yarımadası üzerinden geçerek 1348 yılında Avrupa’ya da ulaşmıştır.

Asya’dan Avrupa’ya kadar etkili olan ve Avrupa nüfusunun yaklaşık üçte birinin hayatını kaybettiği büyük veba salgını ortaya çıkmıştır. Bu salgın, Ortadoğu, Hindistan ve Çin’de yaklaşık 75 milyon kişinin ölümüyle sonuçlanmıştır. Özellikle kürk ihracatı salgının hızlanmasına neden olmuştur.

İpek Yolu ve Ticaret

İpek Yolu ve Ticaret

İpek, Batı için İpek Yolu üzerinde taşınan en sıradışı, alışılmadık maddedir ve bu madde yola da adını vermiştir. Ancak, yol üzerinde başka mallar da taşınıp takas edildiğinden, bu kavram ticaret gerçekliğinden uzaktır. Çin’e doğru yol alan kervanlar altın, değerli taş ve cam da taşımışlardır. Ters istikamette de özellikle kürk, seramik, yeşim taşı, tunç, vernik ve demir taşınmıştır. Yol üzerinde malların çoğu değiştirilmiş ve asıl varış noktasına yetişmeden birden çok el değiştirmiştir.

İpeğin yanı sıra baharat da Yeni Çağa kadar Güneydoğu Asya’dan taşınan önemli mallar arasında yer almıştır. Baharat sadece baharat ve tatlandırıcı olarak değil, aynı zamanda ilaç, anestezi, afrodizyak, parfüm olarak ve tılsımlı içecekler için de kullanılmıştır.

Buna rağmen ipek en değerli Çin ürünü olarak kalmıştır. İpek dokumacılığının gelişimi, Çin’de M.Ö. de 2. yy.a uzanmaktadır. İpek üreticilerinin eğitimi ile görünmeye başlayan ihracat için fazla miktarda üretim yapılması ilk olarak M.Ö. 3 yy.de “kavgalı imparatorluklar döneminde” gerçekleşmiştir.

Avrupa’da en eski Çin ipeği M.Ö. 6 yy.ye dayanan Kelt Prensliği kazılarında bulunmuştur. O zamanlar ipek Batı’da oldukça nadir bulunan bir madde olup, Roma İmparatorluğu döneminde kürk ve cam gibi lüks eşyalar arasında sayılmıştır. Sadece zamanın en zenginleri bu pahalı maddeden kayda değer bir miktarda sahip olabilmiştir.

İpek Yolunda Ticaretin Organizasyonu

İpek Yolu ve Ticaret

Ticaret yollarının güvenliği büyük tehdit teşkil etmekteydi. Korsanlar, Çin’den Mısır’a kadar kervanları rahatlıkla yağmalayabilecekleri dar geçitlerde kervanlara saldırmaktaydılar. Bu yüzden, Han İmparatorluğu kervanlarını özel savunma birlikleri ile donatmış, güzergâh bölümleri boyunca da Çin Seddi’ni inşa etmiştir.

Kıtalararası gerçekleşen bu ticaretin organizasyonu oldukça karışık ve zor olmuştur. Yüz binlerce hayvan, çok sayıda çoban ve tonlarca ticaret malının bir araya getirilmesi ve hareket ettirilmesi, insanların ve hayvanların bu uzun yolculuklarda, zorlu coğrafi ve iklim koşullarında hayatta kalmalarının sağlanması gerekmekteydi. Ancak bilindiği gibi tüccarlar mallarını satmak için tüm yolu gitmiyorlardı ve ticaret birden çok ara tüccar (komisyoncu) aracılığı ile gerçekleştirilmekteydi.

İpek Yolu’nun sonunu uzun bir zaman Partlar, daha sonra Sasaniler kontrol etmiştir; bu dönemlerde, Orta Asya’da mal değişimine hâkim olanlar, göçebe kökenliler idi. Önemli bir taşıma aracı olarak da Orta Asya’da yaşayan çift hörgüçlü develer kullanılmaktaydı. Bu develer tek hörgüçlü develere göre sıcağa daha dayanıklıydılar ve kış derileri vardı. Böylece, yükseklikleri arasında büyük farklılıklar olan bozkır ve dağlık bölgelerde sürekli görülen kıta iklimsel büyük sıcaklık değişimlerine daha uygundular. Aslında, develer ticari ilişkilerin başlamasından bu yana kullanılmaya başlanmıştır.

İpek Yolu Üzerinde Kıtalararası Takas

İpek Yolu üzerinde sadece baharat, ipek, cam ve porselen gibi mallar taşınmamış, bu yol üzerinde yapılan ticaret yoluyla din ve kültür de kıtalararası yayılmıştır. Böylece, Hindistan’da doğan Budizm İpek Yolu üzerinden Uzak Doğu’ya, Çin’e ve Japonya’ya kadar yayılmış ve orada hâkim din olmuştur. Bugünkü Xi’an (Şian) şehrinde bulunan bir tablete göre, Hristiyanlık İpek Yolu üzerinden zamanın Çin’in başkentine kadar yetişmiştir.

Bunların yanı sıra bu yol Türklerin dininin, Şamanlığın, Mani Dini’nin, Mazdehizm’in ve daha sonra İslamiyet’in yayılma ortamı bulduğu bir yol, bir bölge olmuştur. Kâğıt ve barut bilgisi yine İpek Yolu ile Arap ülkeleri üzerinden Avrupa’ya gelmiştir.

İpek yolu

İpek Yolu’nun Günümüzdeki Önemi

Günümüzde İpek Yolu daha çok turistik bir öneme sahiptir. Batı, İpek Yolu güzergâhı üzerindeki Doğu Mistisizmini kitaplar yoluyla tanımaya başladıktan sonra Batı’nın Doğu’ya olan ilgisi ve buna bağlı olarak turistik faaliyetler artmıştır.

Özellikle, “Marco Polo’nun izlerinin peşinden” adı altında düzenlenen gezilerle bölgeye sürekli daha fazla turist gelmektedir. Çin, yabancı turistlere kapılarını 1970’li yılların sonlarına doğru açması ile büyük turizm potansiyelinin hemen farkına varılmış, İpek Yolu üzerinde bulunan görülmeye değer birçok yer ve kültür anıtı restore edilmiş ve resmî makamlarca koruma altına alınmıştır.

Bütün outdoor aktivitelerinde güvenlik öncelikle sizin sorumluluğunuzdadır. Hiçbir makale veya video doğru eğitim ve deneyimin yerini alamaz. Özellikle outdoor ekstrem sporlarda kendi kişisel güvenliğinizden öncelikli olarak siz sorumlusunuz. Her zaman kişisel güvenliğinizi kendiniz ön planda tutun. Her durumda doğadan taraf olun.  Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında iletişim sayfamızdaki bağlantıları kullanarak bize yazın. Outdoor aktiviteleri ve macera turizmi hakkında en son bilgileri almak için sitemizi takip ediniz. 

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

Turizm Çeşitleri

Outdoor Türkiye:

Outdoor Logo

Türkiye’nin Outdoor Sayfası Outdoor turizmine katkı sağlamak üzere yayınlarına devam ediyor. Macera turizminin tanımını önceden yapmıştık. Türkiye’de bulunan milli parklarda sıklıkla yapılan aktiviteleri de okuyucuya sunmuştuk. Outdoor turizmi, doğa turizmi veya da macera turizmi olarak adlandırılan outdoor aktiviteleri Türkiye’de halihazırda bir sektör olarak anılmakla birlikte on yıllar içerisinde outdoor endüstrisine dönüşeceği yönündeki öngörümüzü birçok yazıyla belirttik. Aşağıdaki yazı temel olarak Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Turizm İşletmeciliği Anabilim Dalı’nda Mahmut EFENDİ tarafından hazırlanmış “Yerli Turistlerin Paket Turlarda Yapmış Oldukları Etik Dışı Davranışların Belirlenmesi Ve Bu Davranışlara Yönelik Etik Kodlar” başlıklı teze dayanmaktadır.

Turizm Çeşitleri Nelerdir?

Aşağıdaki yazımızda

  • Turizm çeşitleri nelerdir sorusunun cevabını
  • Turizm çeşitlerinin sınıflandırılmasının nasıl yapıldığını,
  • Turizm çeşitleri ve örnekleri,
  • Kültür turizminin tanımını ve örneklerini,
  • Kültürel Miras Turizminin tanımını ve Kültürel Miras Turizminin örneklerini,
  • Dark (hüzün) turizm tanımını ve Dark (hüzün) turizm örneklerini,
  • Etnik turizm tanımını ve etnik turizm örneklerini,
  • Festival (Etkinlik) turizmi tanımını ve Festival (Etkinlik) turizmi örneklerini,
  • Üçüncü Yaş Turizminin tanımını ve Üçüncü Yaş Turizmi örneklerini,
  • İnanç Turizmi tanımını ve inanç turizmi örneklerini,
  • İpek Yolu turizmi tanımını ve örneklerini,
  • Sorumlu Turizm tanımını ve örneklerini tanıtacağız.
Turizm Çeşitleri

Kültür Turizmi

Türkçe Sözlük‟de, kültür, “tarihi, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerleri yaratmada, bunları gelecek kuşaklara iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü” olarak tanımlanmaktadır.

Kültürün etimolojik açıdan kökenine inilirse, Latince‟de tarım anlamına gelen Cultura kelimesinden geldiği görülmektedir. Batı dillerinde daha sonra Culture olarak kullanılan bu kelimenin zamanımıza kadar gelen Osmanlıca karşılığı Hars kelimesidir.

Diğer taraftan Avrupa‟da kültür terimini 19.Yüzyılın sonunda ingiliz Antropologları, kültür kavramını etnografya tarafından incelenen toplumlara özgü olan düşünce, eylem biçimleri, inançlar, değer sistemleri, simgeler ve tekniklerin tümünü anlatmak üzere kullanmışlardır.

Sosyolojide kültür kavramı, etkileşimlere yön veren senaryo ve rollerin işleyişinin daha iyi anlaşılmasına yardım eden bir kavram olarak kullanılmaktadır. Kültür terimini bu anlamda ilk kez kullanan İngiliz antropologu E.B.Taylor, kültürün ünlü ve bugün de geçerli olan bir tanımını yapmıştır; ona göre kültür, “etnografyadaki en geniş anlamında, bilgi, sanat, hukuk, ahlak, töre ve tüm diğer yetenek ve alışkanlıkları içeren karmaşık bütün”dür.

Kültürün içeriğinde; insanın meydana getirdiği bilgi, inanç, sanat, ahlak ve görgü kuralları, dil, kanun, gelenek ve görenek gibi soyut, mimari, yaşam biçimi, gastronomi, davranış kalıpları gibi somut unsurlar bulunur.

Kültürel Turizm

Beraber yaşayan bir grup insanın kimliği haline gelmiş olan kültür, diğer toplumlardan ayrılmasını sağlayan bir olgudur ve kültürün oluşumunda inançlar, gelenekler, normlar, düşünce biçimleri gibi manevi öğeler kadar, teknoloji, doğal çevre, araç-gereç, giysiler gibi maddi öğelerde yer almaktadır.

Kültürün özellikleri ise; toplumsal olması, öğrenilebilir olması, değişebilir olması, aktarılması ve sürekliliği, öğeleri arasında belirli bir uyumun olması, kurallar sistemi olması şeklindedir ve bütünleştiriciliğinden bahsedilmelidir.

Kültür ve Turizm

Alternatif turizmin çıkış nedenleri üzerinde kaynakların azalması ve niteliklerinin bozulması, sürdürülebilir turizm kavramının ortaya çıkışı, turizmin tüm yıla yayılması anlayışı, tüketicilerin klasik turizm hareketlerindense farklı beklentilere girmesi, tüketicilere özel ilgi alanlarına göre farklı heyecan ve tatillerin yaratılmasıdır.

Alternatif turizm türlerinden olan kültür turizmi, değişen seyahat eğilimleri ve turist beklentileriyle beraber giderek büyüyerek gelişmektedir. Kişilerin artık daha farklı ve otantik yerleri görme isteği kültürel alanlarda yapılan gezilere artış göstermektedir.

Kültür Turizmi

Kültür turizmi günümüzde dünyada özellikle Avrupa‟da turist trafiğinin en önemli biçimlerinden biri olarak kabul edilmektedir ve UNWTO (Dünya Turizm Örgütü) 2030’a kadar kültür turizminin ana form odağından biri olacağını öngörmektedir.

Kültür turizminin tanımında sadece kültürün geçmişini, tarihi ürünlerin tüketimini değil, ayrıca bölge insanlarının çağdaş, kültürel yaşamlarını içermeleri de gerektirmektedir. Kültür turizmi bu nedenle hem kültürel miras turizmi hem de sanat turizmi olarak kabul edilebilir.

Kültür turizmi, birinin boş olduğu bir zaman süresince, ara vermeden 12 aydan daha fazla olmayan devamlı bir süre için yaşadığı yerden gönüllü olarak ayrılması ile bağlantılı seyahat şekli olarak yorumlanabilir. Bu, düşünce katılımcının seyahati planlarken kültürün (turist ürününün ana unsuru) önemli bir rol oynayacağı ziyaret edeceği yer ile ilgili az ya da çok bilinçli olmasını gerektirir.

Bu, şu çerçeveye yönlenmiştir: yeni mekanlardan, topluluklarından, kültürlerden, sanat zevklerinden, mimarisi ve tarihinden haberdar olmak, kültürel ve sanatsal etkinliklere katılmak, “aslına dönmek” ve turistin karşılama ve lokasyon deneyiminde belkemiği (sakrum) ile iletişimi. Dolayısıyla, yerel çevre ile kişisel iletişim- özellikle, doğal çevresi kadar kültürel çevre- hedef mekânın kültürü ile haberdar olmada anahtar bir rol oynar.

Kültüre Dayalı Turizm Türleri

Kültüre dayalı turizm çeşitleri kapsamında; kültürel miras turizmi, dark turizm, etnik turizm, festival (etkinlik) turizmi, üçüncü yaş turizmi, inanç turizmi, ipekyolu turizmi, kültür turizmi başlığı altında incelenebilir ve bu kavramlar aşağıda sırasıyla açıklanmıştır.

Kültürel Miras Turizmi

Kültürel Miras turizmi

United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization (UNESCO) somut olmayan kültürel mirası; insan toplulukların ve bazı durumlarda bireylerin, kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımladıkları uygulamalar, temsiller, anlatımlar, bilgiler, beceriler ve bunlara ilişkin araçlar, gereçler ve kültürel mekanlar olarak tanımlamıştır.

Kültür mirası, soyut ve somut unsurları ile beraber ulusal miras olarak önceki nesillerden alınır. Bununla beraber bir kültürün, geleneksel üretim metotları, yaşam tarzı, gelenekler veya ibadet biçimleri gibi soyut veya mimari, arkeolojik alanlar, el sanatları, giysiler ve yemekler gibi somut unsurları, yaratıcıları hakkında bilgi verir.

Hepsi bir bütün olarak, ait olduğu toplumun geçmiş ve şu an yaşayan nesillerinin özelliklerini anlatır. Kısacası, kültür turizmi, tarihi binaların, sit alanlarının ve müzelerin ziyaret edilmesi, festival veya özel etkinliklere katılma, yerel halkın davranış biçimlerinin gözlemlenmesi veya deneyimlenmesi pek çok etkinliği içerebilir. insanlar, ziyaret ettikleri yerlerin kültürleri hakkında bilgi edinmek ve folkloru, gelenekleri, doğal güzellikleri ve tarihi mekânları deneyimlemek için kültür turizmine katılırlar ve aynı zamanda doğa, macera, spor olayları, festivaller ve el sanatları gibi diğer etkinliklerden de yararlanabilirler.

Kültürlerin somut olmayan alanına; diller, dinler, gelenekler, görenekler, töreler, anonim halk edebiyatının sözlü ürünleri, seyirlik oyunlar, ritüeller, mitler vd. girmektedir. Günümüzde bu kültürün ve mirasın korumaya alınması sadece bireysel, ulusal değil uluslararası bir konu hâline gelmiştir.

Turizmin başlangıcı tatil turizmi ile değil bilinmeyeni bilme, görülmeyeni görme ve öğrenme içgüdüsü ile gerçekleştirilen kültürel gezilerle ortaya çıkmıştır. Kültür turizmi geniş manada ziyaretçilerin gittikleri yerdeki tarihi ve bir ulusa ait olan değerleri görmesi olayına verilen isimdir. Kültür turizmine olan artışın insanların etnik kökenlere olan ilgisi olduğu söylenebilir.

Dark (hüzün) turizm

Dark turizm, hüzün turizmi

Keder, korku, ölüm gibi olaylar insanları etkilemektedir. Bu olayların yaşandığı yerlerde turizm hareketliliği görülmektedir. Bahsedilen turizm hareketliliği hüzün turizmi olarak adlandırılmakta ve destinasyonların çeşitli yönlerden çekiciliğini arttırmaktadır.

Uluslararası literatürde“darktourism” olarak adlandırılan bu özel ilgi turizm çeşidi, ulusal literatürde “keder turizmi, karanlık turizm ve ölüm turizmi” olarak incelenmiştir.

Son yıllarda popüler hale gelen savaş alanlarını gezme, hapishaneleri görme, soykırım alanlarını dolaşma, doğal felaketlerin yaşandığı alanları gezme isteği özel ilgi alanı olarak turistlerin eski yaşanmış acıları, yasları ve kederli düşünme isteğinden ortaya çıkmaktadır.

Tarihten pay almak isteyen insanların seyahatlerinde rol oynayan faktörler; sevindirici, gurur verici günler ve olaylar olduğu gibi, hüzün ve acı verici olaylarda vardır. Hüzün ve acı verici olayların geçtiği yerleri insanlar tekrardan görüp hatırlamak da isterler ve buralara yaptıkları seyahatlere hüzün (dark) turizm adı verilir.

Etnik Turizm

Etnik turizm

Hükümetlerin kültürel mirasları korumak için gelişimine dikkat edilen bir tür turizm çeşididir. Birden fazla etnik grubun bir arada yaşadığı bölgelere yönelik yapılır ve bu turizm çeşidine kültürel zenginliği korumak ve turizmin yarattığı pazar ekonomisinden gelir elde etmek isteyen hükümet ve yerel yönetimler destek verirler. Etnik turizmin ekonomik faydasının yanında, etnik kimliklerin sahiplenmesine katkıda etnik kültürlerin korunmasına yardımcı olur.

Festival (Etkinlik) Turizmi

Festivaller toplumlar tarafından genellikle sosyal ve kültürel bağların hatırlanması etkinlikleri olarak görülmektedir. Festival ve özel etkinlikler, ev sahibi topluluğa olumlu yararlar sağlar. Bunlar sakinlere eğlence kaynağı olduğu gibi yerel kültürün bir dilimini korumaya ve geliştirmeye yardımcı olan birer araçtır. Bir topluluğu özel kılan yer-yaşanabilirlik unsuru sağlarlar.

Festival turizmi

Ayrıca, festivallere ve özel etkinliklere ev sahipliği yapan organizasyonlar topluluklarına karşılık verebilmektedir. Bir festivalin veya özel etkinliğin, ekonomik olarak topluluğa gerçekten fayda sağlayacağı yol, turistleri cezbetmektir. Bir festivalin veya etkinlik ziyaretçisinin standart operasyonel tanımı, ziyaret nedeni festival veya özel etkinlikle özel olarak bağlı olan, çalışma dışı maksatlarla 80 kilometreden fazla, en az bir gece konaklayan bir kişidir.

Her toplumun, kendine ait gelenekleşmiş, belli tarihler arasında gerçekleştirilen festival, karnaval gibi özel kutlama etkinlikleri vardır. Festivaller, dini ve dini olmayan etkinlikler şeklinde her kültürde bulunan bir çeşit toplumsal ibadet ve eğlenme biçimleridir. Festivaller, ait oldukları toplumların kültürel kimliklerini yansıtması ve kültürel değerlerin ilerideki nesillere aktarılması açısından önemli kültürel değerleridir.

Üçüncü Yaş Turizmi

3. Yaş turizmi

Belirli bir yaşın üzerinde bulunan ve genellikle çalışma hayatını bitirmiş (emekli) bireylerin bulundukları yerden ayrılarak değişik ülkelere yönelik yaptıkları seyahatler bu kapsama girmektedir. Bu gruba dahil olan bireyler; seyahatin yapılacağı bölgeye uygun iklim koşulları, ucuzluk, sağlık hizmetlerinin iyi olması, bölgeye ulaşımın kolaylığı gibi olanakların iyi olmasına dikkat etmektedirler.

İnanç Turizmi

Günümüzde turizm trendinde yaşanan değişimler; turistlerin dinlenmek ve tatil geçirmek dışında; eğitim ve bilgi seviyesini arttırmak, dünya görüşünü geliştirmek, yeni yerler keşfetmek ve onların tarihi, yaşam biçimi ve kültürü hakkında bilgi sahibi olmak, dini gereklerini yerine getirmek, dini alanları ziyaret ederek manevi huzur aramak gibi motivasyonlara bağlı olarak güdülendiklerini göstermektedir.

İnanç turizmi

İnsanların sürekli oturdukları, çalıştıkları ve temel ihtiyaçlarını karşıladıkları yerlerden dini amaç ile farklı çekim merkezlerine gitmelerine inanç turizmi adı verilir.

İnanç turizmi, ruhsal bir rahatlama sağlamaktadır. İnanç turizminde, turistler hoş bir seyahatin yanı sıra, kültür, tarih ve dinlerine ait mirasların bugünün hayatını nasıl etkilediklerini görebilmektedirler. Dini seyahat, insanların ruhsal, fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal her noktasına dokunmaktadır.

Türk halkının Anadolu toprakları üzerinde uzun yıllardan beridir sürdürdüğü yaşam biçimi ve ilgili dönemin özelliklerini yansıtan dini inançları, gelenek ve görenekleri, mimari ve sanat eserleri günümüz turizmine önemli birer kaynak olarak gösterilmektedir.

Ayrıca ilk çağ uyarlıklarının Anadolu‟da yaşam bulması, Hıristiyanlığın ilk dönemlerindeki Havarilerin, Ortaçağ‟da ise; Musevilerin bulundukları ülkelerde karşılaştıkları yoğun baskılardan dolayı bu bölgelere kaçmış olmaları Anadolu‟nun üç büyük dine ait bir merkez haline gelmesini sağlamıştır. Buna bağlı olarak bu zengin dini merkezin bir turizm çeşidine açılması ve bir proje ile bunu geliştirmesi inanç turizmi kapsamına girmektedir.

İpek Yolu turizmi

İpek Yolu Turizmi

Kültür ve Turizm Bakanlığı‟nın turizmin ülke içerisinde turizmin tüm yıla yayılması politikası içerisine dahil edilerek geliştirilmeye çalışılan “ipek Yolu Projesi” adı ile aynı ismi taşıyan ipek yolu turizmidir. Bu çerçevede kültürel bir mirasımız olan fakat yıllar içerisinde çoğu doğaya ve çevresel etkilere yenik düşmüş olan hanların (kervansarayların) korunma kapsamına alınması ve turizme katkı sağlanması düşünülmektedir.

İpek yolunun yeniden hareketlendirilmesi ve güzergahı üzerinde bulunan ülkeler arasında ekonomik, beşeri ve kültürel ilişkileri canlandırmak için yapılan turizm çeşididir. Bunun yanında diğer alanlarda olduğu gibi altyapı ve üst yapı yatırımlarının tam anlamıyla giderilmesi gerekmektedir.

Tarihe mal olmuş önemli bir değer olduğu için Türkiye de bu alandan payını alacaktır ülkeye büyük faydaları olacaktır. Bu kapsamda Türkiye ve Çin arasında hızlı tren projesinin önemli bir girişim olduğu söylenebilir.

Sorumlu Turizm

Günümüzde turistler, turizme yönelik daha iyi bir deneyim ve daha kaliteli ürünlerin peşinden koşmaktadırlar. Buna bağlı olarak turistler ülke kültürüne yönelik daha gerçekçi deneyimler sunan ve birbirinden farklı doğal ve kültürel mirası deneyimlemeyi düşünerek tatile çıkarlar. Turistik tatil beklentilerinin farklılaştığı, insanların daha kısa süreli ancak daha sık seyahat ettiği ve beklentilerin arttığı belli alanlarda küresel bir eğilim halini almıştır.

Sorumlu turizm, turizmin araştırma ve uygulama alanı halini almıştır. Sürdürülebilir turizm, eko turizm, etik turizm ve diğer ilgili sosyal bilinç turizmi uygulama formları ile ortak birçok şey paylaşmasına rağmen, sorumlu turizm etiketi diğerlerinden açık ara en desteklenen endüstri terimidir.

Sorumlu turizm anlamı, hem teoride hem de uygulamada, epeyce tartışmanın konusu olmaktadır. Uygulamacılar arasında, kilit prensipleri ve uygulamaları tanımlamaya önem veren sorumlu turizm üzerine birkaç endüstri protokolü vardır.

Sorumlu turizm

Town Beyannamesi sorumlu turizmi:

  • olumsuz etkileri azaltmak;
  • ev sahibi topluluklar için ekonomik fayda oluşturmak;
  • karar vermede yerel halkı dahil etmek;
  • doğal ve kültürel mirası korumak;
  • turistler ve yerel halk arasında anlamlı bağlantılar sağlamak;
  • kültürel olarak hassas ve ulaşılabilir olmak açılarından karakterize etmektedir.

Sorumlu tüketiciler, ekolojik ve/ ya da sosyal olarak „bilinçli‟ tüketiciler gibi terimlere yol açarak, bir dizi sosyal, çevresel ve etik konulara daha yüksek ilgi paylaşanlar olarak tanımlanmaktadır.

Endüstri aktörleri nezdinde sorumlu turizmin bu yapıları ayrıca tüketiciler arasında sorumlu turizm olasılığını ve anlamını tanımlamaya yardımcı olur. Yani, sorumlu turizm tüketicileri keşfedilmeyi bekleyen önceden tanımlanmış kategori olarak var olmamaktadır, ancak endüstri tarafından dile getirilen sorumlu turizm kavramları pazar diliminin çevresine çizilen hatlarını oluşturmaktadır.

Toplu taşıma odağı, belirli bir kırsal alana hangi ulaşım araçlarıyla ulaşıp oradaki hangi ulaşım araçlarını kullandıklarına odaklanmaktadır. Bu durum, gürültüyü, hava kirliliğini, görsel bozulmaları, araçlarla araziye zarar vermeyi ve toplu taşıma altyapısını kısıtlamak ya da azaltmak, yanında iklim değişikliğinden kaynaklanan emisyonları azaltmak ve/veya seyahat için alternatif ve daha az zararlı yollar sunmak anlamına da gelebilir.

Ekolojik, kültürel, ekonomik ve politik etkiler üretmek için turizmin gücü, turizmin olumlu potansiyellerinin zarar verici yönlerinden daha ağır basmasını sağlamak için tasarlanmış çeşitli uygulama şekilleri ve düşünce biçimlerini ortaya çıkarmıştır. “Sorumlu turizm”, bu umut verici ve/veya alternatif imkânlardan biri olarak son yıllarda dikkatleri çekmiştir.

Çalışmalar, sorumlu turizme etik bir pazar segmenti tarafından tüketilen bir ürün olarak yaklaşırken bu terim, topluluk düzeyinde katılımı, sürdürülebilir kaynak yönetimini, faydaların adil dağılımını ve yerel bağlamdaki olumsuz etkileri en aza indirgemeyi ön plana çıkaran bir planlama, politika ve geliştirme sürecini vurgulamaktadır.

Bu tür süreçler, birey, toplum ve daha geniş sosyal ve çevresel refah için bütüncül bir ahlaki kaygının altında yatan turizm deneyimlerini üretmeyi amaçlamaktadır. Bu, Uluslararası Sorumlu Turizm Merkezi’nin “insanların yaşaması için daha iyi yerler ve daha iyi gezilecek yerler” mantığında da yansıtılmaktadır.

2002‟de Cape Town’da öngörülen Destinasyonlarda Sorumlu Turizm Bildirgesi’nde de yazılmıştır. Bu durum, araştırma ve geliştirmenin, ziyaretçileri ve yerli topluluk perspektiflerini anlama operatörler ve ziyaretçiler için davranış kuralları geliştirme ve hızlı çevre değişiminin etkilerini değerlendirmeyi içerdiği kutup bölgesi turizmi ile de ilgilidir.

Her türlü görüş, düşünce, öneri, istek ve geri dönüşleriniz bizim için değerlidir. Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında bize yazın. http://www.turkeyoutdoor.org

Türkiye’nin Outdoor Sayfası