Etiket arşivi: Türkiye yürüyüş rotaları

Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları 4 Likya Yolu Yürüyüş Rotası

Outdoor Türkiye

Bu yazımız Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları’nı tanıttığımız yazı dizisinin 4. yazısıdır.

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak “Doğa Yürüyüşleri” hakkında onlarca yazımızı okuyucularımızla buluşturduk. Tema tema ayırarak doğa yürüyüşü, hiking, trekking ve diğer önemli noktalarda bilgilendirici yazılar yayınladık. Yazılarımızdan bazılarını burada hatırlatmak istiyoruz:

Doğa Yürüyüşüne HazırlıkHiking Ne Demek? Yürümenin Faydaları Nelerdir?Hiking ve Trekking Ne demek?Yürümenin Sağlığa Faydaları Nelerdir?, Doğa Yürüyüşü Kıyafetleri Hakkındaki yazı dizimiz, İlk Doğa Yürüyüşü İçin Tavsiyeler ve Yeni Başlayanlar İçin Doğa Yürüyüşü gibi yazılarımızla doğa yürüyüşleri hakkında teorik bilgiler verdik. Doğa Yürüyüşü Hakkında Her şey! başlıklı yazımızda ise doğa yürüyüşüne dair gerekli bütün bilgileri işledik.

Bu ve devam eden yazımızda ise Türkiye’nin Kültür Rotaları hakkında bilgiler vereceğiz. Yazının çok uzun olmaması için ilk yazımızda Türkiye’nin Kültür Rotaları, kültür rotası kavramı ve bu alandaki isimlendirme noktasında yaşanan sıkıntıları detaylı olarak ifade edip, ikinci yazımızda Türkiye’nin Kültür Rotaları’nı detaylı olarak tanıtacağız.

İlk yazımızda;

  1. İki Deniz Arası Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  2. Sarıkamış Kültür ve Yürüyüş Rotaları,
  3. Kurtuluş (İstiklal) Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  4. Kurtuluş Yolu Samsun,
  5. Hoşgörü Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  6. Avrasya Yolu,
  7. Artemea Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  8. İdyma Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  9. Hz. İbrahim Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  10. Yenice Orman Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  11. Hitit Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası, Gastronomi Yolu
  12. Troya Kültür Rotası
Likya Yolu Harita

İkinci yazımızda ise;

  1. Tasavvuf Yolu Sufi Trail,
  2. Evliya Çelebi Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  3. Sultanlar Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  4. Via Egnatia Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  5. Küre Dağları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  6. Aziz Paul Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  7. Frig Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  8. Fethiye Yürüyüş Parkurları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  9. Ephesus-Mimas Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  10. Karia Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,

Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları 3 başlıklı üçüncü yazımızda ise;

  1. Kaçkarlar Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  2. Ağrı Dağı Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  3. Aladağlar Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  4. Mysia Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  5. Kapadokya Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  6. Bafa Gölü ve Latmos Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  7. Pisidya Kültür ve Yürüyüş Rotası‘nı tanıttık.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Türkiye’nin kültür, turizm, trekking ve yürüyüş yollarını tanıtmaya devam ediyoruz. 02 Ocak 2021 tarihli “En Güzel 30 Yürüyüş Rotası” başlıklı yazımızda dünyanın en güzel ve popüler yürüyüş rotalarını listesini paylaşmıştık.

Dünyanın en güzel yürüyüş yolları arasında Türkiye’den Likya Yolu’nun bulunduğunu ifade etmiştik. Türkiye’nin kültür ve yürüyüş rotalarını tanıtmaya devam ettiğimiz yazı dizimizde Likya Yolu’na özel bir başlık açmayı uygun bulduk. Çünkü Likya Yürüyüş Yolu Türkiye’deki trekking rotaları denilince yıllardır ilk akla gelen ve yerli-yabancı doğa severlerce en çok tercih edilen yürüyüş yoludur.

Likya Yürüyüş Yolu Rotası Harita

Likya Yolu Türkiye’nin en popüler hiking rotasıdır. Likya yolunu tanıtan onlarca site, yüzlerce blog ve binlerce makale-resim bulunmaktadır. Türkiye’nin outdoor sayfası olarak en popüler yürüyüş rotasını en geniş şekliyle ve bütün bilgileri ile tanıtmak istiyoruz.

Öncelikle belirtmek gerekir ki Likya Yolu yürüyüş programı ve yürüyüş planını öncedenyapmadan yola çıkmamalısınız. Likya Yolu kaç km diye sorduğumuzda 550 km’lik bir rota ile karılaşmaktayız. Dolayısıyla Likya Yolu Turu plansız ve programsız yürünecek, daha doğrusu tamamlanabilecek bir rota değildir.

Likya Yolu güzergahı Antalya ve Muğla il sınırlarında yer almaktadır. Likya Yolu Nerede başlar nerede biter sorusunun cevabı Fethiye’den başlayı Antalya’da bittiğidir. Antalya’da başlayıp Muğla’da da bitirilebileceği gibi günübirlik ya da birkaç günlük kısa trekkinglerde her parkuru da ayrı ayrı yürünebilir. Likya Yolu’nun başından sonuna kadar muhteşem doğa, deniz ve tertemiz hava sizlere eşlik edecektir. Bütün Likya yolu parkurları birbirinden güzel ve eşsiz güzellikleri yürüyüşçülere doyasıya sunmaktadır.


Likya Yolu Hakkında Herşey!

Likya Yolu Manzara

Likya Yolu Tarihçesi

  • Günümüzde Teke Yarımadası olarak adlandırılan, Antalya ile Fethiye körfezleri arasındaki Akdeniz’e uzanan yarımada antik coğrafyada Likya olarak adlandırılmıştır. Bölgenin güney sınırı Akdeniz ile belirlenmiş; doğu, batı ve kuzey sınırları ise tarihi süreç içinde dönemlere göre değişiklik göstermiştir.
  • Antik yazarlara göre; Antalya’nın hemen batısından başlayıp güneybatıya doğru uzanan Beydağları, Akdağ silsilesi ve onların kuzeybatı doğrultusundaki uzantısı, Likya’nın kuzey sınırını oluşturmaktadır.
  • Homeros Troia savaşlarını anlatan ünlü İlyada destanında Likyalıların Glaukos ve Sarpedon önderliğinde Akhalara karşı Troialıların yanında yer aldığını anlatmaktadır.Likya İ.Ö.545 yılından itibaren Pers Kralı Harpagos’un zaptı ile Pers yönetimine girip 480 yılında Kral Xerxes’in Yunanistan’ı zaptı için oluşturduğu donanmaya 50 gemi ile katılmıştı.
  • Likya Yolu, Muğla Fethiye’den başlayarak sahil üerinden Antalya’ya kadar ulaşan ve antik tarihte Likya olarak adlandırılan Teke yarımadasındaki patikalardan bir kısmının işaretlenip haritalanması ile oluşturulmuş yürüyüş, trekking ve hiking rotasıdır.
  • Patara Limanı yakınlarında bulunan ve 1994 yılında Prof. Dr. Sencer Şahin tarafından tercüme edilen Stadiasmus Patarensis isimli bir yazıtta M.S. 43 yılında Likya’nın Roma İmparatorluğunun eyaleti olduğu belirtilmekte ve bölgede yer alan 69 yol ve 53 şehir listelenmektedir.
  • Likya kenti ve yeşille mavinin birbirine karıştığı doğal güzellikler içinden geçiyor. Take Yarımadası’nı kendilerine yurt edinen Anadolu’nun en eski halklarından biri olan Likyalılar’ın izini süren yürüyüş rotası, tarihi mekânların yanı sıra Ölüdeniz, Kabak Koyu, Yediburunlar, Patara, Kalkan, Kaş, Demre, Finike, Adrasan, Çıralı gibi ülkemizin en önemli turizm bölgelerine uğruyor.
  • Likya yolu’nun hazırlanmasına 1992 yılında başlanılmış ve 1999 yılında Kate Clow tarafından hizmete açılmıştır.
  • Likya yürüyüş yolu çeşitli kaynaklarca dünyanın en iyi 10 uzun mesafe yürüyüş rotasından biri olarak gösterilir. Yolun toplam uzunluğu ise 540 kilometreye kadar çıkabilmektedir.
  • Türkiye’de kültür rotası denince ilk akla gelen yerlerden, olmazsa olmaz Likya Yolu’dur.
  • Likya Yolu yurt dışında yayınlanan çeşitli dergiler tarafından dünyanın en iyi 10 ve en güzel manzaralı 50 yürüyüş rotasından biri seçilmiştir.
Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu Nerede?

Teke Yarımadası üzerinde kuzeyde Burdur-Gölhisar, batıda Muğla-Köyceğiz ile doğuda Antalya arasındaki bölge ‘Işık Ülkesi’ Likya’nın anayurdu sayılıyor.

  • Kendilerini ‘Trmmili’ olarak adlandıran Likyalılar, özgürlüklerine düşkünlükleri ve savaşçı gelenekleriyle ün salmışlar.
  • Coğrafyası çetin, iklimi sıcak bu bölgede kartal yuvası olarak tanımlanacak sayısız kent kuran Likyalılar, yerel kireç taşını işleyerek oluşturdukları ev ve tapınak tipindeki kaya-lahit mezarlarıyla özgün bir kültüre sahiptiler.
  • Başkenti Patara olan Likya Birliği, özerk yönetim anlayışıyla günümüzdeki birçok devlet modeline örnek olmuş durumda. Denizcilik, korsanlık ve paralı askerlik yapan Likyalılar, anaerkil bir toplum yapısına sahiptiler.
Likya Yolu Kültür ve Hiking Rotası

Likya Yolu’nun Özellikleri

  • Türkiye’nin uluslararası işaret sistemiyle belirlenen ilk uzun yürüyüş rotası Likya Yolu’nun bir kısmı halen kullanılmakta olan eski göç yollarından oluşuyor.
  • Eski adıyla Likya, şimdiki adıyla ise Teke Yarımadası’nda olan bu rota ülkemizin ilk uzun mesafeli yürüyüş yolu olmasıyla biliniyor.
  • Take Yarımadası’nı kendilerine yurt edinen Anadolu’nun en eski halklarından biri olan Likyalılar’ın izini süren yürüyüş rotası, tarihi mekânların yanı sıra Ölüdeniz, Kabak Koyu, Yediburunlar, Patara, Kalkan, Kaş, Demre, Finike, Adrasan, Çıralı gibi ülkemizin en önemli turizm bölgelerine uğruyor.
  • Mavinin yeşille karışarak insanı büyülediği Likya yürüyüş rotası Muğla Fethiye ile Antalya Konyaaltı arasında uzanan 509 kilometrelik rota, dünyanın en uzun 10 trekking parkurundan biridir.
  • Başlangıç noktası Muğla Ölüdeniz olan bu yol, Antalya sınırları içerisinde Altınkum yakınlarında bitmektedir.
  • Yüzme, kano ve yamaç paraşütü yapılabilen rota üzerinde; Sdyma, Pyndai, Phellos, Letoon, Xanthos, Patara, Apollonia, Simena, Myra, Limyra ve Olympos gibi pek çok antik alanı da görmek mümkün.
Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu Hakkında Her şey

  • Türkiye’nin en uzun yürüyüş yollarından biri olan Likya Yolu, sadece ülkemizde değil dünya çapında meşhur bir parkurdur.
  • Türkiye’nin uluslararası işaret sistemiyle belirlenen ilk uzun yürüyüş rotası Likya Yolu’nun bir kısmı halen kullanılmakta olan eski göç yollarından oluşuyor.
  • Likya Yolu parkuru üzerinde yer alan Gelidonya Feneri manzarası 2007 yılında Türkiye’nin en güzel manzarası seçilmiştir.
  • Ayrıca dünya üzerinde bir geminin tamamının çıkarılabildiği ilk su altı kazısı bu bölgeden görülebilen Amerikan Koyu’nda yapılmıştır.
  • Parkur üzerindeki yerleşim birimlerinde konaklama olanağı mevcuttur.
  • Parkurun tamamı işaretlenmiş olup sponsor kuruluşlar ve gönüllüler tarafından bakımı yapılmaktadır.
  • Yerlilerden çok yabancı turistlerin rağbet gösterdiği Likya yolu, dünyanın en uzun 10 trekking parkuru arasında yer alıyor.
  • Likya Yolu’nun birinci bölümünde Uzunyurt (Faralya) Köyü, Dodurga Köyü, Sdyma, Pınara – Letoon – Xanthos kentleri ve incecik kumlarıyla eski bir liman bölgesi olan Patara yer alır.
  • Likya Yolunun İkinci bölümünde Antiphellos, Apollonia, Simena, Myra, Limyra, Rhodiapolis, Gagai, Melanippe, Gelidonia, Edrassa, Olympos, Chimera ve Phaselis bulunur.
  • Rotanın en avantajlı özelliği, yılın 11 ayı yürüyüş olanağı sunmasıdır.
  • Uluslararası doğa yürüyüşçüleri arasında da oldukça popüler olan Likya Yolu tam 509 KM uzunluğunda bir yoldur.
  • Likya yolunun tamamının yürünmesi yaklaşık 1 aylık bir zaman alan bu yolu yürümek her doğa yürüyüşçüsünün harcı değildir.
  • Yürüyüş esnasında Likyalıların izlerini süreceğiniz bu rotada harika manzaralara tanık olacaksınız.
  • Ölüdeniz, Kabak Koyu, Patara, Kalkan ve Kaş gibi oldukça güzel turizm bölgelerinden geçen bu yolda keyifli mola seçenekleriniz olacak.
  • Yol üstündeki duraklarında birçok antik kent bulunan bu tarihi yol, sonuna kadar gitmeye cesaret edenlere bir medeniyetler geçidi sunuyor.
  • Likya kenti ve yeşille mavinin birbirine karıştığı doğal güzellikler içinden geçiyor.
  • Likya Yolu yürüyüşü dünyanın en güzel manzaralarından birisine sahiptir.
  • Likya ülkesinin gizemini, Akdeniz’in sonsuz maviliğini, Tahtalı Dağı’nın zirvesini,  dağların kekik toplayıcı Yörüklerini, keçiboynuzunun kekremsi tadını, yalnızlığı, doğayı, dinginliği hissedebilmek için zamanın ve mekanın içindeki Likya Yolu serüvenini yaşamak gerekiyor.
  • Likya Yolu kaç km.? Muğla ili Fethiye ilçesi Hisarönü (Ovacık) mevkiinden başlayan rota, 555 kilometrelik güzergahın sonucunda Antalya ili Geyikbayırı köyünde sona eriyor. Rotayı Antalya’dan başlayıp Fethiye’de bitirebilmek de mümkün.
  • Likya yolu parkuru sadece sahili takip etmekle kalmıyor, yer yer sarp yamaçlara çıkarak, kumsallara ve limanlara iniyor.
  • Yaylalardan ve ormanlık alanlardan da geçen güzergah, Tahtalı Dağı’nda 1800 metredeki sedir ormanlarının yukarısında en yüksek noktasına ulaşıyor.
  • Dinlenmek, yüzmek veya güneşlenmek isteyenler için de alternatifler sunan Likya Yolu, pansiyon, restoran ve plaj olanaklarından yararlanabileceğiniz birçok sahil köyünün içinden veya yakınından geçiyor.
  • Likya yolu üzerinde bulunan Xanthos ve Letoon ören yerlerinin UNESCO dünya mirası listesindedir.
  • Hem doğal hem de tarihi güzelliklerle dolu bir doğa yürüyüşü rotası olan Likya Yolu, Fethiye’den başlıyor, Antalya’ya kadar devam ediyor. Ya da Antalya’dan başlayıp Fethiye’ye doğru da yürüyebilirsiniz. Size kalmış.
  • Uzunluğu ortalama 540-560 km olan, yaklaşık 25 günde tamamlanan bu trekking rotası göz korkutucu gelebilir.
  • Likya Yolu trekking parkurlarına ayrılıyor ve bu yol tam 20 etaptan oluşuyor. Parkurlar ise zorluk derecesine göre çeşitlendiriliyor.
  • Likya yolu trekking turlarını araştırarak doğru rotayı belirledikten sonra yürüyüşünüze başlamanızı tavsiye ederiz.
  • İsteğinize göre antik kentleri kapsayan ya da denize girebileceğiniz bir trekking rotası sizi mutlu edecektir.
  • Eğer antik kentleri keşfetmek istiyorsanız, Faralya ve Dodurga köyleri, Sidyma Antik Kenti, Pınara Ören Yeri, Letoon Antik Kenti ve Xanthos Antik Kenti yürüyüş rotaları tam size göre. 
  • Likya yolunda denize girebileceğiniz yürüyüş rotasında ise Ölüdeniz, Kaputaş, Demre, Finike, Olympos, Kaş ve Çıralı gibi tatil bölgeleri sizi bekliyor.
  • Doğa yürüyüşü sırasında pansiyonlarda konaklayabilir belirli alanlarda kamp kurabilirsiniz. Likya Yolu işaretleri rotayı kolaylıkla takip etmenizi sağlayacak
  • Fransız Grande Randonnee sistemiyle işaretlenmiş ve kavşak noktalarına sarı yönlendirme tabelaları yerleştirilmiş olan Likya Yolu’nu doğayı ve yürüyüşü seven herkes rahatlıkla yürüyebilir.
  • Kayalık ve taşlık olması nedeniyle dağ bisikleti için uygun değildir.
  • Patikalarda her 50, toprak yollarda ise yaklaşık her 200 metre aralıklarla işaretlenen kırmızı-beyaz çizgiler, doğaseverlerin işini kolaylaştırıyor. Kırmızı boya ile çizilmiş ‘çarpı’ işaretleri patikadan sapıldığını, işaretin başında bulunduğu yola girmemeniz gerektiğini söylüyor.
  • Üst üste çizilmiş kırmızı-beyaz işaretlerse, bir yol ayrımına geldiğinizi hatırlatıyor. Söz konusu işaretler periyodik aralıklarla gönüllüler tarafından yenileniyor.
  • Ancak doğal koşullar, yeni orman yollarının açılması ve insanlar tarafından tahrip edilme gibi nedenlerle kimi zaman işaretleri kaybetmek mümkün. Böyle bir durumda, en son işarete geri dönüp sakin bir şekilde yeniden çevreyi araştırmak, doğru yolu bulmanızı sağlayacaktır.
  • Ağaç, kaya gibi şeylerin her iki tarafına yapılan işaretleme sistemi sayesinde Likya Yolu başlangıç noktası, Fethiye veya Antalya seçilebilir.
Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu Hangi Mevsimde Yürünür?

  • Likya Yolu yılın her zamanı yürümeye elverişlidir
  • Akdeniz ikliminin hakim olduğu bölgede kış ayları oldukça yumuşak geçtiğinden, yürüyüş sezonu uzundur. Likya Yolu, küresel ısınmanın da etkisiyle yılın on bir ayı yürünebilecek uygun koşullara sahiptir.
  • Yine de yürümek için en uygun ve en güzel zaman, karlarla kaplı tepeleri ve toprağın yüzünü örten çiçekleri bir arada görebileceğiniz ilkbahar mevsimi ile sıcak ve nemin giderek azaldığı Ekim-Kasım dönemidir. Dağların doruklarında gün içinde dört mevsimin birden yaşanabileceği de unutulmamalı.
  • Eğer yüksek kesimlerde yürümüyorsanız, Mayıs ortası ile Eylül ortası yürüyüş aktivitesi için oldukça sıcaktır. Aralık ve Ocak aylarında yağmur ve fırtına görülebilir. Ocak ayından Nisan başına kadar 1500 metrenin üzerinde genellikle kar vardır. Kasım-Şubat aylarında sağanak yağışlar görülebilir.
Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası Harita

Likya Yolu Üzerindeki Doğal Ve Tarihi Alanlar:

  • 540 km’lik bir alana yayılan yol üzerinde Sdyma, Pyndai, Phellos, Letoon, Xanthos, Patara, Apollonia, Simena, Myra, Limyra, Olympos gibi birçok antik alanı görmek mümkün.
  • Likya Rotası ayrıca Kalabantia, Sidyma, Pydnai, Letoon, Xanthos, Patara, Phellos, Antiphellos, Sebada, Apllania, Aperlai, Teimussa, Simena, Sura, Andriake, Myra, Belos, Gagai, Melanippe, Olimpos, Chimera (Yanartaş), Phaselis antik kentleri yanı sıra St Nicholas (Noel Baba) Kilisesi, Alakilise, Papazın Kayası, Gedelme Kalesi, Delikkemer ile Xanthos’a su götüren su kemerleri gibi tarihi mekanlara uğruyor.
  • Adını Likyalılardan alan yürüyüş rotası yirmiyi aşkın antik kentin yanı sıra zaten bir turizm hareketliliği olan Fethiye, Ölüdeniz, Kelebekler Vadisi, Kabak Koyu, Yediburunlar, 18 kilometre ile dünyanın en uzun doğal plajlarından biri olan Patara Kumsalı, Kalkan, Kaş, Kekova, Demre, Finike, Korsan Koyu, Türkiye’nin en güzel deniz feneri seçilen Gelidonya (Taşlık Burnu) Feneri, Adrasan Koyu, Musa (Olimpos) Dağı, Çıralı Plajı, Avrupa ve Türkiye’nin sahildeki en yüksek zirvesi olan Tahtalı Dağı (2366), Tekirova, Kesme Boğaz, Göynük Kanyonu, Göynük gibi doğal güzelliklerden geçerek Akdeniz kıyı şeridi boyunca uzanıyor.

Likya Kültür ve Yürüyüş Rotaları

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu etapları, Hisarönü (Ovacık)-Faralya, Faralya-Kabak Koyu, Kabak Koyu-Alınca, Alınca-Yediburunlar, Yediburunlar-Gavurağılı, Gavurağılı-Patara, Patara-Kalkan, Kalkan-Sarıbelen-Gökçeören, Gökçeören-Kaş, Kaş-Kekova, Kekova-Demre, Demre-Alakilise-Finike, Karaöz-Gelidonya Feneri-Adrasan, Adrasan-Olimpos-Çıralı, Çıralı-Beycik, Çıralı-Tekirova, Tekirova-Phaselis-Gedelme, Beycik-Tahtalı Dağı-Gedelme, Gedelme-Göynük, Göynük-Hisarçandır ve Hisarçandır-Geyikbayırı şeklinde planlanabilir.

  • Bu uzun rota; Fethiye Boğaziçi köyü, Patara Delikkemer ve Çıralı bölgelerinde 2 alternatif güzergaha ayrılıp daha sonra tekrar birleşmektedir.
  • 555 kilometrelik uzunluğundaki Likya Yolu’nu yürümek isteyenler güzergahı farklı etaplara bölerek 3-5-7-10 günlük etkinliklerle kotarabilirler.
  • Tamamını bir seferde yürümek için performansa ve kondisyona göre 25-40 gün arası gibi bir zaman dilimini ayırmak gerekir.

Likya Yolu Parkurları

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu Ovacık-Kirme Arası Rotası

Ovacık-Kirme (Kayaköy)

Likya yolu, resmi olarak Ovacık kasabasının güneyinde, Ölüdeniz yoluna paralel doğu (dağ) tarafında bulunan diğer bir asfalt yolun dönemecinde başladığı kabul edilse de, bilinen Likya ülkesinin batı sınırı olan eski adı Telmessos; bugünkü Fethiye ilçesi ile daha güneyinde bulunan yarımada ortasında Kayaköy olarak bilinen eski ismi Karmylassos arkeolojik yerleşimler mevcuttur. Likya ülkesinin en büyük yerleşimlerinden olan Karmylassos (Kayaköy) ile Ölüdeniz arasında yer yer taş örülü, Likya yolu olarak işaretlenmemiş ancak yürüyüş yolu olarak farklı renklerde işaretlenmiş patikayı geçerek hem Kayaköy, hem de deniz-orman manzaralı bir yürüyüşten sonra Ölüdeniz lagüne inilebilir.

Burada araç yolundan Ölüdeniz kasaba merkezinde bir molanın ardından, Belcekız plajının bitiminde daha güneye inen, dağın yamacında bulunan karayolu üzerinde, daha yukarıdaki Likya yoluna bağlanan diğer bir patika ile ana Likya yoluna bağlanabilir. Likya yolunun resmi başlangıç noktasından sonraki birkaç km.lik kısım, doğallığını yitirmiş, inşaat çalışmaları nedeniyle genişletilmiş toprak bir yoldan sonra, Ölüdenize bakan sırtın dönemecinde, arkeolojik dönemlerde yapılmış taştan tahkimat bir merdiven ile patika başlar. Sol tarafında Babadağı, sağ tarafında ise açık deniz manzarası arasında, hafif bir eğimle yükselen patika çevresinde yer yer çam ağacı, keçiboynuz ağaçları ile genellikle Akdeniz’e özgü maki ve çalılıklar görülmektedir. İlkbaharda rengarenk kır çiçekleri, sonbaharda ise ıslanmış toprak ve bitkilerin kokusu, yürüyüş yapanların keyifli ve dinlendirici bir gün geçirmelerini sağlayacaktır. Kozağacı yerleşiminde, çeşmenin önünden ayrılan diğer bir patika; çam ve sedir ormanı içerisinde yer yer dik eğimle yükselerek öncelikle yamaç paraşütü indirme noktasına;, oradan da 1970 m. seviyesine, Baba Dağının zirvesine ulaşır. Sıcak yaz günlerinde yüksek rakımda serinlemek isteyenler için keyifli bir tırmanış olabilir.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya yolu, Kozağacı yerleşiminden sonra birkaç km. boyunca toprak yola paralel olarak devam edilir. Kozağacı ile Kirme yerleşimi arasında, toprak yoldan batı yönünde birkaç yüz metre saptığımızda, Kıdrak koyu ve gerisindeki yüksek uçurumun başında manzara izlenebilir. Vadinin başladığı dere yatağından aşağıya, deniz kıyısına kadar ulaşan diğer bir patika mevcut olsa da, ağır yük ve amatör yürüyüşçüler için iniş, tehlikeli olabilir.

Likya yolu, toprak yoldan devam ederek, Kirme yerleşiminin üzerinde, toprak yol ayrımında, köy evleri içerisinden dönerek inişe geçer.

Her ne kadar yol üzerindeki iki eski sarnıç olmasına rağmen; 300 m seviyelerindeki başlangıç noktasından, 750 m seviyesindeki Kozağacı yerleşimine kadar içme suyu bulunmaz. Kozağacı yerleşimi girişinde yol üzerinde, Kirmeyerleşiminde , veKirme›den 1 km sonra bulunan toplam 3 çeşme , bu paftada mevcut içme suyu kaynaklarıdır.

Kozağacı veya Kirme yerleşimlerinde alışveriş, su, yeme içme , konaklamaya yönelik resmi işletmeler olmasa da, bölgede yaşayan yerel halk, yürüyüşçülerin bu ihtiyaçlarını karşılayabilir.

Kayaköy

Likya döneminden günümüze ulaşan yerleşimlerden birisi olsa da Lİkya dönemine ait kalıntılar yok olmuştur. Birbirinden çok farklı iki yerleşim alanından oluşmaktadır. Bunların birincisi, turizmde de önemli yeri olan, 19. yüzyıl başında kurulmuş, yamaçlara dayalı ve nispeten yakın tarihli bir yerleşim olmakla birlikte, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde, tamamı Rum, 3000 nüfuslu bir kasaba boyutuna ulaşmış, eski adları Levissi veya Karmylassos şeklinde geçen köydür. 1957 Fethiye Depremi ile evler harabeye dönüşmüş olsa da, canlı müze niteliği büyük ilgi çekmektedir. Kayaköy’de gezilip görülecek yerler arasında büyük ve küçük kilise ve onbir şapel bulunmaktadır. Ayrıca küçük kilise yanında iki senedir bulunmakta olan bir çömlek atölyesi (Çömlekhane) vardır. Küçük kilise yolundan yalnızca deniz veya yürüyerek ulaşımın mümkün olduğu Soğuk Su koyuna yürüyerek yaklaşık kırk dakikada gidilebilir. İkinci yerleşim, 1923 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi ile Kayaköy’deiskan edilen Batı Trakya Türklerinin buradaki altyapıya ayak uyduramamaları nedeniyle bu göçmenlerce ovada kurulmuş daha büyük boyutlu kısımdır.

Likya Yolu Faralya Alıncak Arası Rotası

Faralya – Kabak- Alınca

Kirme yerleşiminden aşağıya doğru inen Likya Yolu, irili ufaklı su kaynaklarının kenarından geçerek Faralya yerleşimine, asfalt yola iner. Faralya köy yerleşimi, Babadağ’ın eteklerinde güneye bakan bir yamaçta, Kelebekler Vadisi’nin hemen üzerinde yer alan, mevki ve flora açısından son derece özel bir konumdadır. Birçok endemik bitki türü barındırır. Ölüdeniz’den gelen dolmuş, Faralya’dan geçerek Uzunyurt ve hatta Kabak yerleşimine ulaşır. Faralya’da market ve diğer alışveriş imkanı bulunur. Kamp, bungalow veya Akdeniz tipi taştan yapılmış otellerde barınma imkanı mevcuttur. Faralya’yı geçmeden önce ana yoldan sağa doğru sapılırsa, Kelebekler Vadisi’nin eşsiz manzarası izlenebilir. Hatta bu sapaktan aşağıya, vadinin tabanındaki kamp alanına ulaşan bir patika vardır. Sarp kayalıkların üzerinde kurulu iplere asılarak inilmektedir. Ağır yük taşıyanlar veya amatör yürüyüşçüler için oldukça tehlikelidir.

Faralya köy halkı, evinde yiyecek, köy kahvaltısı gibi imkanlar sağlamaktadır. Faralya köyü, yola devam etmeden önce güzel bir mola noktasıdır. Likya Yolu, Faralya’nın bitiminde, asfalt yoldan ayrılarak sola doğru yükselir. Yer yer makilik, çoğunlukla çam ağaçları arasından, geniş açılı deniz manzarası ile Kabak yerleşimine ulaşır. Kabak yerleşiminde, yol üzerinde ve daha yukarda iki farklı çeşme ile içme suyu sağlanabilir. Üst yerleşimde, asfalt yolun bitiminde market mevcuttur. Üst yerleşimlerdeki köy halkı, her türlü yiyecek imkanı sağlamaktadır. Kabak yerleşiminin aşağısındaki vadide ise, birçok farklı kamp alanı ve bungalow tipi evlerde konaklama imkanı sağlanmaktadır.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Kabak Vadisi, içerisinde birçok endemik bitkinin yer aldığı doğal koruma alanlarından birisidir. Likya Yolu, üst Kabak yerleşiminin daha üzerinden vadinin içine doğru yönelse de Kabak Vadisi’nden aşağıya inen bir başka patika ile vadinin tamamını görmek; vadi tabanından tam doğuya doğru, çam ormanı içerisinde yükselerek de ormanın derinliklerinde  şelaleleri görmek mümkündür. Şelalere giden alttaki patika, daha yukarda Likya Yolu ile birleşir. Kabak Vadisi’ni, içerden kavisli bir yol ile dolanarak güneydeki Alınca yerleşimine doğru çıkış yapılır. Sandal, çam, keçi boynuzu, pinar ağaçları arasında ilerleyen Likya Yolu’nun bu kısmı, doğal içerik açısından en zengin ve keyifli parkurlardan birisidir. Alınca yerleşiminde yiyecek ve konaklama imkanı, yerel halk tarafından sağlanabilir. Asfalt yolun 50 m kadar doğusunda, çınar ağaçları altında içme suyu için çeşme bulunur.

Alınca yerleşiminde asfalttan aşağıya inerken sağa doğru ayrılan Likya Yolu, olağanüstü deniz manzarasına sahip Cennet Koyu’nun üzerinden kavisli bir şekilde dolanarak aşağıya inmeye devam eder. Bir sonraki paftada (3. pafta) görüleceği üzere Üçkeçi Mevkii denilen bir noktada, aşağıda Cennet Koyu’na inen patika, Likya Yolu’ndan ayrılır. Cennet Koyu, sandal ağaçları ile bahar aylarında rengarenk görünümlere sahip, hiçbir yapı veya tesisin bulunmadığı bakir ve temiz kumsalı ile görülmeye değer doğal güzelliklerden birisidir. Vadinin derinliklerinde, son yıllarda bir kamp işletmesi faaliyete başlamıştır. Çok dik eğimli, taşlık bir inişi göze alanlar için Cennet Koyu muhakkak görülmeye değer yerlerden birisidir. Kabak Vadisi’nden Cennet Koyu’na, kıyıdan gelen başka bir patika da mevcuttur.

Alınca yerleşiminden yukarı, Karaağaç yönüne, oradan da dağların arkasındaki Pınara antik kentine ulaşan patikalar mevcut olup kırmızı – sarı çizgiler ile işaretlenmiştir.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu Alınca-Sidyma-Gey-Bel Arası Rotası

Alınca yerleşiminde, asfalt yoldan ayrılan Likya Yolu patikası, Eren Dağı’nın batı tarafında denize bakan dik yamaç boyunca güneye doğru iner. Arı kovanlarının bulunduğu Üçkeçi mevkiinden aşağıya, Cennet Koyu’na inen patika, Likya Yolu’ndan ayrılır. Güneye doğru bir süre daha devam eden patika, yer yer taş terasların olduğu düz ovaya iner. Burada görülen ilk sarnıçtan sağa doğru ayrılan patika ile Korsan Koyu’na inilebilir. Korsan Koyu ve daha güneydeki burun boyunca Kalabantia arkeolojik yerleşimi görülebilir. Eğer işaretli Likya Yolu’ndan ayrılmadan devam edilecek olursa, bir köy evinin önünde ikiye ayrılan Likya Yolu, gidiş yönüne göre sağ tarafta Gey ve Yediburunlar yerleşimleri üzerinden Bel yerleşimi yönüne devam eder. Ovadaki bu yol ayrımından sonra, birkaç km lik keyifli ve manzaralı tırmanışın büyük kısmı asfalt yol üzerinden yapılsa da deniz manzarası ve ayrıca Akdeniz’e özgü karstik kireçtaşlarının içerisinde yetişen makilikler, bu güzergahın peyzajını oluşturur. Gey veya Yediburunlar’da bulunan marketlerde içme suyu ve diğer temel alışveriş imkanı bulunmaktadır. Gey köyünde, asfalt yoldan güneybatı yönünde ayrılan Likya Yolu, taş duvarlı tarlalar arasında güneye doğru ilerler. Birkaç km ilerledikten sonra geçilecek bir boğazın ardından, sağ (güney) tarafta, tabanda deniz olan geniş, derin bir vadinin sol yamacında, ince patikada ilerleyen Likya Yolu’nun bu bölümü oldukça keyiflidir. Vadinin merkezindeki dere yatağına kadar aşağıya inen patika, dere yatağından sonra tekrar yükselmeye başlar. Bu vadinin tamamında Akdeniz’e özgü ağaçlar; keçiboynuzu, asırlık zeytin ağaçları ile pıynar meşeleri görülür. Vadinin sonunda, doğuya doğru yönelen patika, bir boğazdan geçerek çam ormanı içerisinden Bel yerleşimine ulaşır.

Aşağıda bulunan yol ayrımından diğer yöne, kuzey taraftaki patika seçilecek olursa, ovada bulunan tüm yerleşimlerden, asfalt yola paralel bir şekilde geçerek Boğaziçi yerleşiminden güneye, Dodurga yönüne doğru yönelir. Ovada yaşayanlar geçimlerini, bu bereketli topraklarda tarım yaparak sağlamakta olduğundan, ova boyunca çok çeşitli ağaçlar, meyve bahçeleri, ekinlik, zeytinlikler, özellikle bahar aylarında özel görünüme sahiptir. Dodurga yerleşiminden batıya doğru birkaç km mesafede bulunan Sidyma antik kenti, bölgede bulunan en büyük arkeolojik yerleşimlerden birisidir. Sidyma kentinden güneybatı yönüne doğru devam eden patika, dere yatağından sonra birkaç tepenin yamacından dolanarak Bel yerleşimine ulaşır. Bu ikinci güzergah üzerinde Boğaziçi, Dodurga ve Bel yerleşimlerinde market bulunur.

Gey yerleşiminde, denize bakan tepenin başında konaklama imkanı sağlayan işletme, Bel yerleşiminde ise yerel halkın sağladığı imkanlarla çadırlı konaklama imkanı vardır. Bel yerleşiminden güneye doğru devam eden Likya Yolu, toprak araç yolu üzerinden bir süre devam ederek Belceğiz’e ulaşır.

Paftada gösterilen market yerleri ve köy yerleşimlerinin dışında, sadece Bel yerleşiminde bulunan çeşmeden içme suyu temin edilebilir.

Sidyma

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Fethiye’ye 55 km olan Sidyma’nın eski tarihi pek bilinmemekle beraber Roma Devri’nde büyük gelişme gösterdiği bilinmektedir. Bu gelişme Bizans Çağı’nda devam etmiştir. Roma Çağı’ndaki gelişmenin nedeni İmparator Marcus’tur. Marcus (450 – 457), daha imparator olmadan Perslere karşı yapılan savaşta Lykia Bölgesi’nde hastalanır, Sidyma’da bırakılır ve Sidymalı iki kardeşin evine yerleşir. Marcus, iyileştikten sonra kardeşlerden biri ona sorar: “Eğer imparator olsaydın bize nasıl bir iyilik yapardın?” Marcus da “Bu olması imkansız olay olsaydı sizi şehrinizin en önde gelen kişileri yapardım.” diye yanıtlar. Daha sonra II. Theodosius’un ölümü üzerine tahta geçen Marcus sözünde durur ve Sidyma’dan ilgisini eksik etmez; kendisine bakan bu kişileri yüksek makamlara getirir.

Köyün kuzeyinde bulunan akropol iki bölüm halindedir. Güneydoğu eteği boyunca 365 m uzunluğunda, yer yer 3 m yükseklikte erken döneme ait bir duvar uzanmakta; Sidyma’nın erken dönemde de var olduğunu kanıtlamaktadır. Bu duvarın doğu ucu polygonal biçimde yapılmış olup burada kapı ve gözetleme kulesi de bulunmaktadır. Buranın biraz ilerisinde 6 oturma sırası belli olan ve daha geç dönemde yapılmış tiyatro gezilebilir. Diğer kalıntılar toprak altında kalmıştır. Sur, sonraki devirlerde de kullanıldığı için yer yer harçlı duvarlar ve kuleleri ile görülmektedir. Akropolde, birkaç küçük kalıntı sarnıçlardan başka eser görülmez. Asıl ören yeri, bu akropolün kuzey eteğindeki vadide bulunmaktadır. Sidyma’nın güneybatı tarafına yakın yerde, 9 m yükseklikte bir yapı bulunmaktadır ki birçok devirde kullanılmış bir mezar yapısıdır.
Köyün ortasında, sütunları esas yerinde duran stoanın, bulunan kitabesinde, Cladius zamanında (41 – 54) yapıldığı ve ona armağan edildiği anlaşılmaktadır. Stoanın güneyinde, şimdi düz bir alan halindeki agora, kuzeyinde ise yine Cladius döneminde yapılan ve cella duvarlarının kuzey kısmından birazı ayakta kalmış 9 m uzunlukta bir tapınak yer alır. Bu tapınak imparatorlara ve Artemis’e adanmıştır. Harabenin üzerine yapılan köy evleri nedeniyle bazı kalıntılar zor seçilebilir hale gelmiştir.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu Belceğiz-Gavurağılı-Karadere Arası Rotası

Belcekız – Gavurağılı – Kumluova 

Bel yerleşiminden güneydoğuya doğru ayrılan toprak yoldan birkaç km ilerde sağa doğru ayrılan Likya Yolu; kırmızı toprağı, asırlık zeytin ağaçları, karstik kireç taşları ve Akdeniz’e özgü bitki örtüsü ile adeta büyük ve yapay bir süs bahçesini andıran bir düzlükte; Belcekız denilen mevkiden sonra, yüksek çam ağaçları arasından bir boğaza doğru yükselir. Boğazdan sonra ise nispeten dik eğimli bir yamaçtan zigzaglar ile inişe geçer. Karakteristik Likya Yolu işaretlerinin nispeten silindiği bölgede, güneydoğu yönünde yamaçtan aşağıya doğru inmeye devam edilirse bir müddet sonra Gavurağılı yerleşiminin batısındaki düzlüklerin üzerinde iniş devam eder. Uzun yamaç inişi, taş örülü bir patikayı geçerek sona erer. Ağaçların ve tarlaların arasından 1 km kadar devam eden patika, Gavurağılı yerleşimine ulaşır.

Bel yerleşiminden tam güney yönünde ayrılan Likya Yolu’ndan ayrı bir başka patika mevcuttur. Bu patika ise Bel köyünün güneyinde, tepenin üzerinden denize doğru dere yatağından devam ederek en sonunda bir koya ulaşır. Burada çok eski bir sarnıç ve birkaç küçük kalıntı bulunmaktadır. Bu isimsiz koydan güneybatı yönünde denize paralel olarak devam eden patika, zorlu tırmanış ve inişlerden sonra Gavurağılı düzlüğüne ulaşır.

Gavurağılı yerleşiminde içme suyu için çeşme ve ayrıca konaklama imkanı sağlayan tesis mevcuttur. Gavurağılı yerleşiminin doğu tarafındaki tepenin üzerinden devam eden Likya Yolu, tepenin altında bulunan Pydnai Kalesi etrafında dolanarak deniz kıyısına yakın bir köprü ile derenin karşısına geçer.

Pydnai Kalesi, muntazam kesme taştan yapılmış olup içerisinde Bizans Dönemi’nde de kullanılan kilise ve sarnıçlar bulunmaktadır. Kalenin sur duvarları günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir.

Kumluova’ya doğru ilerlerken okaliptus, çam ve fundalıklar arasından devam eden patika, özellikle kış ve ilkbahar aylarında büyük bir su birikintisi ortasında kaldığından; harita ve fotoğraf üzerinde görüleceği üzere, kuzey yönüne doğru saparak ve su birikintisinin etrafından dolanarak doğu yönünde ilerlemek doğru olacaktır.

Şayet Pydnai Kalesi’nden kuzey yönünde ilerlenirse, bataklığı geçtikten sonra asfalt yolun sola viraj aldığı yerde bir başka köprü ile derenin karşısına geçilebilir. Buradaki köprü, konaklama ve yemek imkanı sağlayan bir işletmenin önündedir. Buradan 250 m kadar ilerideki anayolda, toplu taşıma araçları ile şehirlerarası ana yola, buradan da Fethiye ya da Antalya yönüne giden otobüslere erişim mümkündür.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu Karadere-Leton-Santos Arası Rotası

Kumluova-Letoon-Kınık-Ksanthos-Çavdır 

Kumluova’ya gelmeden, kumluk arazide yer yer okaliptus ağaçları ve fundalıkların içerisinde, çeşmenin olduğu yerden sola devam eder. Bu çeşmenin suyundan içilmesi tavsiye edilmez. Bir süre sonra köprüyü geçen patika, artık sıklıkla seraların olduğu Kumluova – Gerenovası yerleşimlerine doğru yönelir. Yol üzerinde Letoon harabeleri görülür. Letoon harabelerinden sonra doğuya yönelince, Eşen ırmağının kıyısına kadar devam edilir. Eşen Irmağı’na paralel olarak kuzey yönünde devam eder. Karaköy ve köprünün diğer tarafında da Kınık yerleşimleri görülür.

Fethiye’den buraya kadar, Likya Yolu üzerinde banka ya da ATM erişimi olan ilk yerleşimdir. Köprünün karşısında, sol tarafta pazar yerinin ortasından geçilerek asfalt yolda yukarı doğru devam edildiğinde, Ksanthos harabeleri görülür. Harabelerden sonra patika, orman içerisinde, asfalt yola paralel olarak devam eder. Bu bölgede Likya yol işaretleri silinmiştir. Asfalt yola paralel olarak tam doğu yönünde devam edildiğinde, şehirlerarası yol kavşağı görülür. Buradan tam karşıya devam eden Likya Yolu, asfalt yolu üzerinde dümdüz, uzun bir süre devam ederek Çavdır yerleşimine ulaşır. Üçyol ağzından sağa devam edilerek önce mezarlıktan, sonra toprak yoldan devam edilir. Köy evinin sol tarafında zeytinliklerin içerisinden tepeye, yukarı doğru yönelir. Eski bir köprünün üzerinden geçen patika, köy yoluna çıkar.

Letoon

Şair Ovidius’un anlattığı bir öyküye göre kent, Zeus’tan hamile kalan Leto’nun adına kurulmuştur. Kentte en eski yerleşim izleri MÖ 7. yüzyıla kadar gider. Kalıntılar ve ele geçen kitabeler, buranın dinsel ve politik bir alan olduğunu göstermektedir. Ören yeri merkezinde yan yana üç tapınak bulunmaktadır. Bunlardan en kuzeydeki Leto, ortadaki Artemis, güneyindeki ise Apollon’a adanmıştır. Tapınakların güneybatısında bir çeşme, hemen doğusunda kilise yer almaktadır. Kentin kuzeyinde stoa ile arkasını kısmen doğal yamaca dayamış Helenistik Dönem’e ait tiyatro bulunmaktadır. Letoon, M.S. 7. yüzyılda terk edilmiştir.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Ksanthos

Homeros’un ünlü İlyada Destanı’nda, Ksanthoslu Sarpedon komutasında, Likyalıların Troia Savaşı’na katıldığı anlatılmaktadır. İ.Ö. 1200 yılında yapıldığı tahmin edilen Troia Savaşı sırasında Ksanthos adının geçmesi kentin, İ.Ö. 1200 yıllarında Likya Bölgesi’yle birlikte tarih sahnesinde olduğunu göstermektedir. Herodotos ise M.Ö. 545’teki Pers komutanı Harpagos’a karşı yapılan savaşta Ksanthosluların teslim olmamak için savaştıklarını ve kendilerini kentle birlikte yaktıklarını anlatmaktadır.

İ.Ö. 468 yılında Delos Deniz Birliği’ne giren Ksanthos’un, İ.Ö. 475-450 yıllarında bir yangın felaketi yaşadığı bilinmektedir. İ.Ö. 333’te Büyük İskender’in; İskender’in ölümüyle önce Seleukoslar’ın, sonra Ptolemaioslar’ın eline geçen Ksanthos, daha sonra kurulan Likya Birliği’nin 3 oy hakkına sahip altı büyük kentinden birisidir. Likya dilindeki adı Arnna olan Ksanthos, İ.Ö. 2. yy.da, Likya Birliği’nin başkenti olmuştur.

Tarih boyunca büyük istilalar ve felaketler geçiren şehri, Roma Dönemi’nde, M.Ö. 42 yılında Brutus işgal etmiş ve Likya akropolünü yerle bir etmiştir. Ksanthoslular Brutus’a teslim olmamak için yine topluca intihar etmiştir. Hemen bir yıl sonra Marcus Antonius, Brutus’un açtığı yaraları sarmak için Ksanthos’u yeni baştan imar etmiş; kentin Roma Dönemi, refah ve zenginlik içinde geçmiştir. 141 yılındaki deprem kentte hasara neden olmuştur. Rhodiapolisli Opramoas her yere yetiştiği gibi buraya da yardım etmiş ancak Ksanthos eski şaşaalı günlerine ulaşamamıştır. Bizans Dönemi’nde bir piskoposluk merkezi olmuş, Arap akınları başlayınca terk edilmiştir.

Ksanthos’u ilk defa 1838 yılında Ch. Fellows keşfetmiş; kentteki bütün rölyefleri ve büyük mimari parçaları sökerek Patara’dan savaş gemisiyle Londra’ya taşımıştır. Bugün British Museum’un Lykia Salonu’nda, buradan götürülmüş olan birçok eser sergilenmektedir.

Kınık yerleşiminin içinde yer alan Ksanthos Antik Kenti’ne çıkılırken Helenistik Dönem’de inşa edilmiş şehir kapısının yanından geçilmektedir. Kapının hemen üzerindeki kalıntılar, 69-79 yıllarında hüküm süren Roma İmparatoru Vespasianus’un anısına yapılmış kapının kalıntılarıdır. Yolun sağında, Sir Charles Fellows tarafından sökülüp Londra’ya götürülen Nereidler Anıtı’ndan arta kalan kısımlar görülmektedir. 10.15 x 68 m ebadında ve 5.15 m yüksekliğindeki anıt, İ.Ö. 380 yıllarında Kral Arbinas’ın mezarı olarak yapılmıştır. Anıt mezar yüksekçe bir kaide üzerine oturtulmuştur. Anıtın alt kısmında bir savaş sahnesini anlatan iki dizi kabartma, onun üzerindeki mimari parçalardan sonra önde dört sütunun tuttuğu bir üçgen alınlık bulunmaktadır. Alınlık kısmına, yanlarda savaş sahnelerini yansıtan kabartmalar yerleştirilmiştir. Anıtın sütunları arasında deniz perileri olan Nereid heykelleri bulunduğundan anıta “Nereidler Anıtı” denilmiştir.

Çeşitli zamanlarda ilave edilen ve kulelerle desteklenen Helenistik surlar, Ksanthos Antik Kenti’nin etrafını çevirmektedir. Antik Tiyatro, akropoldedir. Helenistik Dönem’de yapılan ve Roma Devri’nde yenilenen tiyatronun doğu ve batı yönünde tonozlu girişleri bulunmaktadır. Yarım daire şeklinde orkestrası ve süslü bir skene binası bulunan tiyatro, 2200 kişiliktir. Tiyatronun üzerinde 4.35 m yükseklikte bir Likya tipi kule mezar bulunmaktadır. Bu mezar İ.Ö. 4. yy.da yapılmış ancak tiyatro yapılırken buraya taşınmıştır.

Roma Devri özelliklerini taşıyan ve günümüze sağlam olarak gelebilen tiyatronun batı tarafında, gösterişli üç anıt yan yana durmaktadır. Bu anıtlardan birisi İ.Ö. 480 yılına ait Harpyialar Anıtı’dır. 8,87 m yükseklikteki bu anıt, 5,43 m yükseklikteki bir gövde üzerine oturtulmuştur. Yukarıda, ölü ailesini ve Sirenler’i tasvir eden kabartmalar bugün British Museum’a götürülmüş olup yerinde alçı kopyaları bulunmaktadır. Kabartmalarda küçük kadın şeklindeki ölülerin ruhlarını sembolize eden Harpyialar’dan dolayı bu anıta “Harpyialar Anıtı” denmiştir. Bir krala ait olması muhtemel anıtın kalan izlerinden kırmızı ve mavi boyalı olduğu anlaşılmaktadır.

Likya akropolünün kuzeydoğu kısmını Bizans Devri’nde yapılan bir manastır kaplamaktadır. Manastırdaki mozaiklerden birinde meşhur Calydon Avı ve Thetis’in Akhilleus’u Styks Irmağı’na batırması sahneleri işlenmiştir. Bu eserler günümüzde Antalya Müzesi’nde sergilenmektedir.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Tiyatronun karşısında bulunan 2. yy.a ait agoranın arkasında, yekpare taşın üzerine Grekçe ve Likya yazısı ile yazılmış; 9,71 m yükseklikte, 250 satırlık kitabeli bir anıt vardır. “Yazıtlı Stel” de denilen bu anıttaki kitabenin bazı kısımlarında İ.Ö. 5. yy.da yaşamış Ksanthos Kralı Gergis ve oğlu Arbinas’ın adı geçmektedir.
Kentin merkezinde doğu-batı yönlü ana cadde yer almaktadır. 11,85 m genişliğindeki caddenin iki yanında, üzerleri portikolarla örtülü, 5,70 m genişliğinde beyaz mozaikler ile kaplı kaldırımlar vardır. Ana caddenin sonunda Erken Roma Dönemi’ne ait bir anıtsal kapı bulunmaktadır. Bir kavşağa gelindiğinin göstergesi olan anıtsal kapıdaki bir yazıttan, bu kapının tanrılaştırılmış Tetrarkhoslar’a ithaf edildiği ve 4. yy.ın ikinci yarısında inşa edildiği anlaşılmaktadır.

Ana caddenin güneyinde yukarı agora yer almaktadır. Bu agora hem ana caddeyle hem de güneye inen caddeyle sınır oluşturmaktadır. Agora dört yandan portikolarla çevrilmiş, meydanı ise kalker karolarla kaplanmıştır. Güneye inen caddede 5. yy.a ait, zemini ve narteksi mozaiklerle kaplı Bizans bazilikası yer almaktadır. Doğuya doğru gidildiğinde “Dansözler Lahdi” görülmektedir. Lahdin uzun yüzlerinden birinde savaş, diğerinde av sahnesi yer almıştır. Kapağın her iki dar yüzünde ise birer dansöz, karşılıklı şekilde dönerek dans etmektedir.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Surların açık bıraktığı yerden çıkarak nekropol sahasına gelindiğinde birçok lahit görülmekte, kayalarda ev tipi mezarlar dikkati çekmektedir. Aslanlı Mezar ile Merihi Anıtı burada en çok ilgi çeken iki mezardır. 1840 yılında Ch. Fellows tarafından British Museum’a götürülen Merihi Lahdi’nin kapağında “Merihi” adı geçmekte; kapağın her iki tarafında dört atın çektiği arabada bulunanlar, Khimaira Canavarı’na karşı savaşmaktadır.

Merihi Lahdi’nin yanından surun içine girildiğinde karşılaşılan dört mezar anıtından en dikkat çekeni, Likya kule mezarıdır. Bu kule mezarın hemen yanında yer alan Payava Anıtı, Ch. Fellows tarafından British Museum’a götürülmüştür. Bu anıtın bir yüzünde huzura kabul sahnesi ile üstte iki satırdan oluşan Pers Satrabı Autophradates’in adını veren Likçe yazıt; diğer yüzünde ise savaş sahnesi ile kabartmanın üst kısmında bir satır halinde bu anıtı Payava’nın yaptırdığını bildiren Likçe yazıt bulunmaktadır.

Ksanthos’un suyu, 15 km uzaklıktaki Çay köyünden aquaduklerle şehrin yakınına getirilmiş, buradan dağıtılmıştır. Bugün su kanalları İslamlar köyüne kadar 7 km takip edilebilmektedir. Lykia akropolündeki yapılara su götüren künkler de hala görülebilmektedir.


Likya Yolu Parkurları

Olympos-Musa Dağı-Lost City Parkuru

  • Olympos’tan başlayıp Musa Dağı’nın zirvesinde(780m) son bulan gidiş-dönüş yaklaşık 5 saatlik parkurdur.
  • Musa Dağı’nın zirvesinde Likyalılar’ın ilk yerleşim yerlerinden olan Olympos tarihi şehrinin tamamıyle bozulmamış kalıntılarını görecek ve Adrasan manzarasında mola verilebilir.

Olympos-Çıralı-Ulupınar Parkuru

  • Olympos’tan başlayıp Çıralı’dan geçen ve çınar ağaçları, dereleri ve alabalık lokantaları ile meşhur Ulupınar’da son bulan zevkli bir parkur.
  • Ortalama 5 saatlik bir parkurdur.

Olympos-Adrasan Parkuru

  • Likya Yolu’nun bu parkurunda Musa Dağı’nın zirvesine çıkıp, Kayıp Şehir’i ziyaret edilir ve Adrasan sahilinde yürüyüş tamamlanır.
  • Ortaama 7 saat süren bir parkurdur.

Olympos-Cennet Parkuru

  • Olympos’un gizli kalmış tarihi yapıları arasından geçip sahilden devam eden, birbirinden ilginç manzaralara sahip kısa bir parkurdur.
  • Yürüyüş, kaya tırmanıcılarının keşfettiği ve tırmandıkları dümdüz duvarların yanından geçer ve Ceneviz Koyu’nu gören ormanda son bulur.

Karaöz-Adrasan Parkuru

  • Meşhur Gelidonya Feneri’nden geçen, birbirinden güzel 5 ada ve deniz manzarası eşliğindeki en güzel parkurlardan biridir.
  • Yaklaşık 7 saat sürmektedir.

Likya Yolu Konaklama ve Ulaşım

  • Türkiye’nin en önemli turizm merkezi olmasından dolayı bölgede konaklama ve ulaşım olanakları oldukça zengindir.
  • Dalaman veya Antalya havaalanı parkurun iki başlangıç noktası Fethiye ve Antalya için uygun ulaşım alternatifi olabilir. Büyük kentlerden tüm ilçelere şehirlerarası veya yerel otobüslerle erişilebiliyor.
  • Fethiye, Ölüdeniz, Faralya, Kabak Koyu, Patara, Kalkan, Kaş, Kekova, Demre, Finike, Adrasan, Olimpos, Çıralı, Tekirova, Çamyuva, Kemer ve Göynük yerleşimlerinde her bütçeye uygun otel ve pansiyon bulunabilir.
  • Muğla Fethiye ile Antalya Konyaaltı arasında uzanan 550 kilometrelik rota, dünyanın en uzun 10 trekking parkurundan biridir.
  • Fethiye’den Antalya Konyaaltı’na kadar tam 550 kilometrelik bu rota, eski göç yollarından oluşuyor.
  • Likya kentinden geçen Likya Yolu parkuru Ölüdeniz, Kabak Koyu, Yediburunlar, Patara, Kalkan, Kaş, Demre, Finike, Adrasan, Çıralı gibi tatil beldelerini birbirine bağlıyor. Parkurun en büyük avantajı ise, yılın nerdeyse tamamında yürüyüş fırsatı sunması.
  • Rotanın en popüler güzergahı olan Kaş-Çıralı arası 110 kilometrelik parkur, size Olimpos Antik Kenti’ni ve Yanartaş bölgesini görme şansı sunacağından trekking rotası hakkınızı bu kısma ayırmanız yerinde olur.
  • Yolun bir kısmını arabayla ya da minibüslerle geçmezseniz, bu rota tam bir haftanızı alacak.
  • Ülkemizin en uzun yürüyüş rotası olan ‘Likya Yolu’nun en güzel parkurlarından biri Patara-Kalkan rotasıdır. Bu, Likya Yolu’nun orta seviyeli parkurlardan biridir. 27 kilometre uzunluğundaki yola Fethiye’ye bağlı Yediburunlar Köyü’nden başlayabilirsiniz.
  • Zorluk seviyesi orta olarak değerlendirilen rota boyunca hem doğanın dinginliğini hissedecek hem de karşınıza çıkacak antik yerleşim yerleri ile Patara’ya su taşıyan tarihi su yolunu izlerken geçmişin derinliklerine yolculuk edeceksiniz.

Bütün outdoor aktivitelerinde güvenlik öncelikle sizin sorumluluğunuzdadır. Hiçbir makale veya video doğru eğitim ve deneyimin yerini alamaz. Özellikle outdoor ekstrem sporlarda kendi kişisel güvenliğinizden öncelikli olarak siz sorumlusunuz. Her zaman kişisel güvenliğinizi kendiniz ön planda tutun. Her durumda doğadan taraf olun.  Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında iletişim sayfamızdaki bağlantıları kullanarak bize yazın. Outdoor aktiviteleri ve macera turizmi hakkında en son bilgileri almak için sitemizi takip ediniz. 

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları 3

Outdoor Türkiye

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak “Doğa Yürüyüşleri” hakkında onlarca yazımızı okuyucularımızla buluşturduk. Tema tema ayırarak doğa yürüyüşü, hiking, trekking ve diğer önemli noktalarda bilgilendirici yazılar yayınladık. Yazılarımızdan bazılarını burada hatırlatmak istiyoruz:

Doğa Yürüyüşüne HazırlıkHiking Ne Demek? Yürümenin Faydaları Nelerdir?Hiking ve Trekking Ne demek?Yürümenin Sağlığa Faydaları Nelerdir?, Doğa Yürüyüşü Kıyafetleri Hakkındaki yazı dizimiz, İlk Doğa Yürüyüşü İçin Tavsiyeler ve Yeni Başlayanlar İçin Doğa Yürüyüşü gibi yazılarımızla doğa yürüyüşleri hakkında teorik bilgiler verdik. Doğa Yürüyüşü Hakkında Her şey! başlıklı yazımızda ise doğa yürüyüşüne dair gerekli bütün bilgileri işledik.

Bu ve devam eden yazımızda ise Türkiye’nin Kültür Rotaları hakkında bilgiler vereceğiz. Yazının çok uzun olmaması için ilk yazımızda Türkiye’nin Kültür Rotaları, kültür rotası kavramı ve bu alandaki isimlendirme noktasında yaşanan sıkıntıları detaylı olarak ifade edip, ikinci yazımızda Türkiye’nin Kültür Rotaları’nı detaylı olarak tanıtacağız.

İlk yazımızda;

Kültür Rotaları
  1. İki Deniz Arası Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  2. Sarıkamış Kültür ve Yürüyüş Rotaları,
  3. Kurtuluş (İstiklal) Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  4. Kurtuluş Yolu Samsun,
  5. Hoşgörü Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  6. Avrasya Yolu,
  7. Artemea Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  8. İdyma Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  9. Hz. İbrahim Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  10. Yenice Orman Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  11. Hitit Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası, Gastronomi Yolu
  12. Troya Kültür Rotası

İkinci yazımızda ise;

  1. Tasavvuf Yolu Sufi Trail,
  2. Evliya Çelebi Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  3. Sultanlar Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  4. Via Egnatia Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  5. Küre Dağları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  6. Aziz Paul Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  7. Frig Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  8. Fethiye Yürüyüş Parkurları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  9. Ephesus-Mimas Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  10. Karia Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,

Bu yazımızda Türkiye’nin Kültür, Turizm ve yürüyüş yollarını tanıtmaya devam ediyoruz.

Doğa, Dağlar ve Turizm

Doğa Turizmi

Turizm sektörü günümüzün en dinamik sektörleri arasında yer almaktadır. Özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için kalkınmada önemli bir fırsat olarak değerlendirilmektedir.

Birçok ülke dış ticaret açığının önemli bir bölümünü turizm sektörü ile kapatmaktadır. Bu denli öneme sahip olan turizm sektörü kırsal kalkınmaya ve kırsal alanlarda yaşan yerel halka da önemli ekonomik katkılar sağlamaktadır.

Son yıllardaki değişen turist motivasyonlarına bağlı olarak doğal alanlar, dağlık alanlar ve milli parklar popüler destinasyonlar haline gelmiştir. Ülkemizde de deniz, kum, güneş eksenli kıyı turizminin yanı sıra dağ turizmi, kırsal turizm, ekoturizm ve diğer turizm türleri yaygınlaşmakta, turizm çeşitlenmektedir.

Dağlık alanlar ve kırsal alanlar turizme kaynak olarak sunabileceği birçok doğal güzelliğe sahiptir. Endemik bitki ve hayvan türleri, su kaynakları ve biyolojik çeşitlilik açısından ve temiz hava konusunda da oldukça zengindir. Bunun yanında manzara güzellikleri, yerel kültürel öğelerle iç içe olma gibi nedenler kırsal alanları çekici kılmaktadır.

Kırsal alanlar ve dağlık alanlarda gerçekleşen çeşitli turizm faaliyetleri, kıyı turizminin alternatifi veya tamamlayıcısı olarak görülebilir. Türkiye’de ortalama 4 ile 8 ay arasında bir sezona sahip olan kıyı turizmi, kıyının hemen gerisinde kalan iç kısımlarda, dağlık veya kırsal alanlardaki turizm kaynakları kullanılarak tamamlanabilir.


21. Kaçkarlar Kültür ve Yürüyüş Rotası

Kaçkarlar Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Kaçkar Dağları Milli Parkı olarak bilinir.
  • Kaçkar Dağları Yolu, Artvin, Trabzon ve Rize sınırlarında bulunmaktadır.
  • Hem kamp yapıp hem de trekking yapabileceğiniz bir rota arıyorsanız Kaçkarlar sizin için en güzel tercihlerden biri olabilir.  
  • Araba yoluyla Başhemşin Yaylası’na ulaşıldığı için, yaz mevsiminde hemen herkes o görkemli Verçenik Dağı’nı ve gölleri görebilir.
  • Rize, Trabzon, Artvin ve Erzurum sınırlarındaki Kaçkarlar için hem günübirlik hem de kamp programı yapmak mümkündür.
  • Yıllanmış ormanlar, yüksek yaylalar, keskin bazalt zirveleri buzul kütleleri ve göllerine sahip parkurlarıyla ilginç bir deneyim sunan Kaçkar Dağı Yolu, en eski ticaret güzergahlarının arasında yer alıyor.
  • En gözde yürüyüşü, 4000 metredeki Kaçkar Dağı’na tırmanış olan bu rota için en uygun zamanlar ise Temmuz’dan Eylül’e kadar olan dönem.
  • Karadeniz’i Anadolu’dan ayıran ve Kafkaslar’ın bir uzantısı olan Kaçkar Dağları, bio-çeşitlilik bakımından dünyadaki sayılı yerlerden biridir.
  • En az 45 km’lik bir parkura sahip olan Kaçkarlar’da çok temiz bir havayla karşılaşacaksınız.  
  • Yolun önemli bölümü yatay, küçük çocuklarla birlikte yürünebilir.
  • Kafkas Dağları’nın uzantısı Kaçkar Dağları, dünyanın bitki örtüsü açısından en zengin yerlerinden birisi olmasının yanı sıra kayalıkların içine gizlenmiş manastır ve kaleleri, buzul gölleri her mevsim yeşil ormanları ile bölgeyi yürüyerek gezen herkesi büyülüyor.
  • Bir haftada tamamlanabilen bu parkurda hiçbir güvenlik endişeniz olmadan gönül rahatlığıyla yürüyebilir ve kamp yapabilirsiniz.
  • Tatilinizi yeşilin onlarca tonu içinde bir terapiye dönüştürmek istiyorsanız, Karadeniz ve Çoruh Nehri arasında kalan orman, alpin çayır ve orman altı florasını olağanüstü zengin olduğu Kaçkar Dağları Milli Parkı’nda kısa ve uzun yürüyüş rotalarını mutlaka planlarınız arasına almalısınız.
  • Bu rotalar genellikle yazlıktır. Diğer zamanlar karlıdır. Bu nedenle yaz dışında yürümek için teknik bilgi ve malzeme gerekir.
  • Kaçkar, Avusur, Palakçur, Çeymakçur, Kavrun, Elevit, Tirovit, Verçenik vadilerinde farklı zorluk derecelerinde yürüyüş yolları var.
  • Zaman zaman engebeli ve zor yolları ile sizi biraz yoracak olan Kaçkarlar rotasında Hevek ve Ayder yaylalarında mola vererek çadırınızı kurabilirsiniz.
  • Kaçkarlar’daki bir önemli doğa harikası rota da Verçenik’tir.
  • Dağların kuzeyi Rize’nin Çamlıhemşin-Pazar ve Ardeşen yaylalarını kapsıyor. Buradan hem Kaçkar zirve tarafına hem de Verçenik’e doğru yürüyebilirsiniz.
  • Kaçkar Dağları Milli Parkı’nda yapacağınız yürüyüşler için Haziran-Temmuz-Ağustos aylarını seçmelisiniz. Hem karlar erimiş, hem de hava şartları yürüyüş için daha uygun olacak. Ayrıca, şehirde yaşayanlar yaylalara dönmüş ve festivallerin de yapıldığı bir dönem olacağı için tercih edilmeli.
Kaçkar Yürüyüş Rotası

Kaçkar Dağları’nın En Güzel Rotaları:

  • Ayder (1200 m), bölgenin en turistik yerleşimi olması nedeniyle konaklama, yeme-içme alternatiflerinin en çok olduğu yerdir.
  • Ayder’de bulunan her bütçeye uygun konaklama seçeneklerinden birini tercih edip, günübirlik yürüyüşler için çevredeki yaylalara gidebilirsiniz. Akşam Ayder’e döndüğünüzde ise sıcak kaplıca sularında dinlenebilirsiniz.
  • Kaçar’ın en iyi seyir terası Pokut Yaylası’na Çamlıhemşin’den ulaşabilirsiniz.
  • 10.yy’da yapılmış ve çok iyi korunmuş bir kiliseyi barındıran Barhal (1200 m)’dan Özgüven Şelasi’ne giden 5-6 saatlik yürüyüş parkuru boyunca bulunan ormanlarda doyasıya ahududu ve böğürtlen yiyebilirsiniz.
  • Eski Hristiyan köyü Hodacur, bugünki adıyla Sırakonaklar (1700 m), birçok kilise ve manastır barındırıyor. 4Sırakonaklar- Davalı Yaylası rotası üzerinde Temmuz ayında dağ yamaçlarında karların üzerinde yürüyebilir, rota üzerinde yer alan , ambarlar ve zengin bitki örtüsünü görebilirsiniz.
  • Yukarı Kavrun yaylasında konaklayarak buzul göllerine yürüyüş yapabilirsiniz. 2,5 saatlik yürüyüş ile Karadeniz Gölü’ne ulaşabilirsiniz.
  • Fırtına Vadisi’nde bulunan Şenyuva Köyü’nde konaklayıp vadiye hâkim bir tepede yer alan Zilkalesi’ne ulaşabilirsiniz.
  • Tatos Dağları’nın eteğindeki çanakta buzulların erimesi ile dolan ve bir birine bağlı olan Tatos Gölleri toplamda üç tane. Tatos Gölleri’ne Verçenik Yaylası’ndan ulaşabilirsiniz.

22. Ağrı Dağı Kültür ve Yürüyüş Rotası

Ağrı Dağı Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • 2004 yılında milli park ilan edilmiştir.
  • Türkiye’nin “çatısı” olarak bilinen Ağrı ilinde Türkiye’nin en yüksek dört zirvesi bulunmaktadır: Büyük Ağrı 5137m., Süphan Dağı 4058m., Küçük Ağrı 3896m., Tendürek Dağı 3533m.
  • Bölge, birçok tanınmış dağcılık rotası ile dağcıları ve doğa severleri cezbetmektedir.
  • Ünlü kaşif Marco Polo’nun “tırmanması imkansız” dediği bu heybetli dağ, adrenalin bağımlısı kaşiflerin uzun yıllar rüyalarına musallat oldu.
  • Ağrı yürüyüş rotaları arasında Büyük Ağrı, Küçük Ağrı, Süphan Dağı, Köse Dağı zirveleri ile Balık ve Küp yüksek dağları sayılabilir.
  • Ağrı Dağı’nın konisi, 3000 m’den yüksek birkaç zirve ile çevrilidir. Tüm bu dağların yamaçları, eski volkanik patlamalarla savrulan bazalt bloklar ve lav akıntılarıyla kaplıdır.
Ağrı Dağı Tırmanma Rotası
  • Süphan’ın zirvesi Bitlis’te ama kuzeydoğu yamaçları Ağrı ili içinde yer alıyor.
  • Hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın en yüksek noktası olan Ağrı Dağı (Ağrı), doğu Türk ovasında uçsuz bucaksız bir şekilde bulutlara doğru yükselerek çok uzaklardan görülebilir.
  • Nuh’un Gemisi hikayesi bağlamında kutsal metinlerde yer alması bu masifi benzersiz kılmaktadır.
  • Küçük göllerin yanı sıra çeşitli kuşları ve nadir kır çiçeklerini barındırırlar.
  • Tüm yıl boyunca karla kaplı zirvesi, Türkiye’nin en büyük kalıcı buz kütlesi olan buzullarla kaplı hareketsiz bir volkanik konidir.
  • Ağrı ili, bir zamanlar muazzam surları ve mükemmel metal işçiliği ile ünlü erken Urartu krallığının bir parçasıydı.
  • 17. yüzyıldan kalma lüks İshak Paşa Sarayı, karlı zirveler arasında yer alır ve hem doğa hem de tarih tutkunları tarafından keşfedilmeyi bekler.

23. Aladağlar Kültür ve Yürüyüş Rotası

Aladağlar Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Kayseri, Niğde ve Adana arasında uzanan Aladağlar, içinde birbirinden farklı birçok doğal güzelliği barındırıyor.
  • Sadece trekking ve dağ yürüyüşü ile değil, rafting ve dağcılıkla da ilgileniyorsanız Aladağlar tam size göre.
  • Yaklaşık 3750 metre yükseliğindeki Demirkazık Dağı ile zirve yapan bu rota Yedigöller, Sokuluponar, Kapızbaşı Şelaleleri, Sarımadenler gibi birçok parkuru içinde bulunduruyor.
  • Ormanlık alanı diğer rotalarımıza göre daha az olsa da yürüyüş esnasında birçok şey keşfedebileceğiniz ilginç bir rota.
  • Sokulupınar başta olmak üzere belirlenen alanlarda kamp kurabilirsiniz.
  • Doğa yürüyüşünüze alpin bitki toplulukları eşlik ediyor.
  • Özellikle yaz aylarında tercih edilen Aladağlar’ın en yüksek zirvesi 3756 metre olan Demirkazık Dağı’ndan doğa yürüyüşüne başlayabilirsiniz.
  • Toros Dağları’nın orta ve güneydoğu taraflarından yükselen Aladağlar özellikle yazın yapılacak yürüyüşler için ideal.
  • Bölgede devam edebileceğiniz trekking rotaları ise Maden Boğazı, Yedigöller, Kapızbaşı Şelalesi, Sokulupınar, Emli Vadisi ve Barasama Vadisi.
  • Tüm yürüyüş rotaları boyunca ormanlık alan olmadığını belirtelim.

24. Mysia Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası

Mysia Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Bursa-Nilüfer Belediyesi’nin ‘Doğa, Tarih ve Kültür Rotaları Projesi’ kapsamında hayata geçen Mysia Yolları’ arasında 27 farklı doğa yürüyüşü, 18 bisiklet ve 5 tane de atlı yürüyüş olmak üzere 4 ile 30 kilometrelik parkurlar var.
  • Misi’den Dağyenice Göleti’ne uzanan rota ise 10 kilometre uzunluğundadır.
  • Meyve bahçeleri, tarlalar ve çam ormanları arasından devam eden yürüyüşçüler, Karabayır civarında biraz yükselerek Dağyenice Köyü’ne ve bir gölete ulaşıyorlar.

25. Kapadokya Kültür ve Yürüyüş Rotası

Kapadokya Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Nevşehir, Kayseri ve Aksaray il sınırlarına yayılan Kapadokya bölgesinde Ihlara, Soğanlı, Güvercin, Aşıklar, Kızılçukur, Gül, Bal, Zemi, Keşişler, Devrent, Avla vb vadilerde keyifli yürüyüşler yapabilirsiniz.
  • Panoramik ayrıntıların tek tek sahneye çıkıp görsel bir şölene dönüştüğü söz konusu vadiler, konuklarına günübirlik rotalar sunuyor.
  • Milyonlarca yıl önce Erciyes ve Hasan Dağı volkanlarından fışkıran lav ve küllerin soğuması sonucu ilginç yeryüzü şekillerinin meydana geldiği Kapadokya bölgesi, derin tüf vadileri, peri bacaları ve insanlığa mesken olmuş kaya yerleşimleriyle biliniyor.
  • Sürekli bir devinim ve değişim içerisindeki coğrafyasının oluşturduğu vadiler, Kapadokya yürüyüş parkurlarının omurgasını oluşturuyor.
  • Tabiat ananın özenle yarattığı doğa mucizesi Kapadokya, ülkemizin en çok ziyaret edilen turizm merkezlerinden biridir.

26. Bafa Gölü ve Latmos Kültür ve Yürüyüş Rotası

Bafa Gölü ve Latmos Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Aydın ve Muğla sınırlar içindeki Bafa Gölü, Beşparmak (Latmos) Dağları’nın dibinde yer alıyor.
  • Hem göl etrafında hem de çevredeki köylerdeki eski yerleşimlere yürüyüşler yapabilirsiniz.
  • Gölün etrafındaki Kapıkırı Köyü antik dönemde yörenin merkezi Hereklia kentinin kalıntıları üzerine kurulmuştur.
  • Çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmış göl mistik duyguları harekete geçiren olağanüstü bir ıssızlığa ve güzelliğe sahiptir. Yürürken attığınız her adım sonunda ulaşacağınız bir yapı veya çizim sizi zaman tünelinde gizemli bir yolculuğa götürecek.
  • Bağarcık Köyü, Beşparmak Dağları’nın doğu yamacında. Köyün hemen yanında bulunan Çörlen Kalesi’ni gezmeye gittiğinizde ilk kale taşlarının uyumun fark edersiniz.
  • Taşların bazıları sanki birkaç gün önce döşenmiş kadar sağlam duruyor. Kapıkırı köyü sakinlerinin kullandığı antik patika, Myus ve Alinda antik kentleri arasında uzanıyor.
  • Bu bölgede yerel rehberlerin düzenlediği turlara katılmanız daha akılcı olur. Hem bölgeye bir katkınız olur hem de hiç zahmet etmeden bölgede görülmesi gereken yerlere birkaç saatlik yürüyüşler yapabiliriz.
  • Yolun döşeme taşları hâlâ sapasağlam. Latmos Dağı eteklerinde de çok sayıda yürüyüş parkuru var. Bunların içinde en güzeli ve en hafifi Yediler Manastırı’na giden patikadır.

27. Pisidya Kültür ve Yürüyüş Rotası

Pisidya Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Pisidya Yolu Isparta, Burdur ve Antalya’nın sınırları içinde yer alan Antik Pisidya bölgesinde hazırlanan yol, hem arkeolojik hem de doğal güzellikleriyle yürüyüşçüleri büyülemeye hazırlanıyor.
  • Pisidya yolu arkeoloji ve doğayı seven gezginler için henüz hazırlanmakta olan bir yoldur.
  • İlk ayağı 250 km’lik bir uzunluğa ulaşan rotanın büyük bir kısmı antik yollardan, halen kullanılan küçük patikalardan ya da orman yollarından geçiyor.
  • Pisidya’nın nefes kesen güzellikteki ormanları arasında gizlenmiş olan bu alanlar ziyaretçilerine masalsı bir gezi deneyimi sunuyor.
  • Projenin amacı arkeolojik mirasın bölge halkına sosyo-ekonomik faydalar sağlamak amacıyla kullanılması için bir yol haritası belirlemek.
  • Antik Pisidya bölgesinde ziyaretçilerini bekleyen çok sayıda arkeolojik alan yer alıyor. Sagalassos, Termessos, Pisidya Antioch, Kremna, Adada, Selge, Pednelissos, Amblada, Anabura, Tymriada, Ariassos, Pityassus, Tarbassus, Cretepolis, Panemoteichos, Kodrula (Kaynar Kale), Prostanna, Andeda, Ceraitai, Comama, Seleuceia Sidera, Pogla, Melli, Sandalion, Etenna, Sia, Gökbel, Kapılıtaş (Kapıkaya), Hyia, Colbasa, Kepez Kalesi (Kartalpınar) ve Döşeme Boğazı.

Bütün outdoor aktivitelerinde güvenlik öncelikle sizin sorumluluğunuzdadır. Hiçbir makale veya video doğru eğitim ve deneyimin yerini alamaz. Özellikle outdoor ekstrem sporlarda kendi kişisel güvenliğinizden öncelikli olarak siz sorumlusunuz. Her zaman kişisel güvenliğinizi kendiniz ön planda tutun. Her durumda doğadan taraf olun.  Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında iletişim sayfamızdaki bağlantıları kullanarak bize yazın. Outdoor aktiviteleri ve macera turizmi hakkında en son bilgileri almak için sitemizi takip ediniz. 

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları 2

Outdoor Türkiye

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak “Doğa Yürüyüşleri” hakkında onlarca yazımızı okuyucularımızla buluşturduk. Tema tema ayırarak doğa yürüyüşü, hiking, trekking ve diğer önemli noktalarda bilgilendirici yazılar yayınladık. Yazılarımızdan bazılarını burada hatırlatmak istiyoruz:

Doğa Yürüyüşüne HazırlıkHiking Ne Demek? Yürümenin Faydaları Nelerdir?Hiking ve Trekking Ne demek?Yürümenin Sağlığa Faydaları Nelerdir?, Doğa Yürüyüşü Kıyafetleri Hakkındaki yazı dizimiz, İlk Doğa Yürüyüşü İçin Tavsiyeler ve Yeni Başlayanlar İçin Doğa Yürüyüşü gibi yazılarımızla doğa yürüyüşleri hakkında teorik bilgiler verdik. Doğa Yürüyüşü Hakkında Her şey! başlıklı yazımızda ise doğa yürüyüşüne dair gerekli bütün bilgileri işledik.

Bu ve devam eden yazımızda ise Türkiye’nin Kültür Rotaları hakkında bilgiler vereceğiz. Yazının çok uzun olmaması için ilk yazımızda Türkiye’nin Kültür Rotaları, kültür rotası kavramı ve bu alandaki isimlendirme noktasında yaşanan sıkıntıları detaylı olarak ifade edip, ikinci yazımızda Türkiye’nin Kültür Rotaları’nı detaylı olarak tanıtacağız.

Önceki yazımızda;

  • İki Deniz Arası Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  • Sarıkamış Kültür ve Yürüyüş Rotaları,
  • Kurtuluş (İstiklal) Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  • Kurtuluş Yolu Samsun,
  • Hoşgörü Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  • Avrasya Yolu,
  • Artemea Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  • İdyma Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  • Hz. İbrahim Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  • Yenice Orman Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  • Hitit Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası, Gastronomi Yolu
  • Troya Kültür Rotası‘nı tanıtmıştık.

Bu yazımızda Türkiye’nin Kültür, Turizm ve yürüyüş yollarını tanıtmaya devam ediyoruz.

11. Tasavvuf Yolu – Sufi Trail

Tasavvuf Yolu Sufi Trail
  • Sufi Trail, Mekke’ye giden eski Osmanlı Hac yolunu takip eden mistik bir yürüyüş, bisiklet ve kültür turizmi rotasıdır.
  • Yukarıda Hoşgörü Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası (Avrasya Yolu) olarak tanıttığımız yolun devamı olarak düşünülebilir.
  • Günümüzde Türkiye’de Tasavvuf Yolu denilince İstanbul’dan Konya’ya kadar olan mesafe anlaşılmaktadır.
  • Sufi Trail, İstanbul’dan Konya’ya uzun mesafeli bir yürüyüş ve bisiklet parkurudur. Uzunluğu 801 km’dir ve Sufi Parkurunu tamamlamak ortalama bir kişinin 40 gün sürer.
  • Bisikletçiler ve bisikletçilerin Sufi Trail bisiklet rotasını tamamlamaları yaklaşık iki haftaya ihtiyaç duyar.
  • Anıtsal camileri, gizli hazineleri ve hatta Hristiyanlığın başladığı İznik’te bir sualtı şehri ve Han’da bir yeraltı şehri ile muhteşem doğası ve pastoral eski köylerden geçiyor.
  • Sufi Yolu’nun cazibesi özellikle Anadolu’nun doğal çeşitliliği ve halkının misafirperverliğinde yatmaktadır. Bu güzellikleri keşfetmeniz için olağanüstü bir kondisyon veya çaba gerekmeden Anadolu’nun yüksek tepelerini ve güzel ova ve derelerini aşarsınız. Bu yalnız tüm rotayı bir kerede aşacaklar için geçerli.
  • Bazı yerlerde, örneğin, Emirdağ’dan Emirdede’ye çıkışı ilk günde yapacaksanız yorulacağınızdan emin olabilirsiniz.
  • Yol boyunca antik Frigler, Romalılar, Bizans, Osmanlılar ve modern Türkiye’nin gizli hazinelerini keşfedeceksiniz. Horasan erenleri ile tanışacaksınız, kucaklaşacaksınız. Şeyh Medeni’den Şeyh Edebali’ye, Sucaddin Veli’den Nasrettin hocaya, Hacı Haydar Sultan’dan Mevlana’ya büyük Sufilerle hemhal olup aşk yolunda ilham bulacaksınız.
  • Sufi Yolu Türkiye kesiminde İstanbul’dan Konya’ya işaretli rota yaklaşık 801 km uzaklıktadır. Yürüyüş hızınıza bağlı olarak ortalama 40 günde yürüyebilirsiniz.
Tasavvuf Yolu Sufi Trail
  • Eskiden kervanların geçtiği gizli eski patikalarda mistik atmosfer çok fazladır ve bu rotada ziyaret ettiğiniz birçok mezar, ancak oradayken hissedebileceğiniz eski sırlarla doludur.
  • Bu bölgenin manzarasında ve hafızasında bin yılı aşkın süredir yaşayan Hac yolculuğunun hikayesi bugün dünyada milyonlarca insan tarafından paylaşılıyor.
  • Bu rota geleneksel olarak Konya’ya ve daha sonra Kudüs ve Mekke’ye giden dervişler tarafından kullanılır.
  • 801 kilometrede, Sufi Yolu birçok Sufi azizini ziyaret eder ve manevi, doğal ve tarihi olayları geçer.
  • Bu yolculuğun izini sürmek, tüm inanç ve kültürlerden insanlarla bir buluşma yeri sağlar.
  • Bizi ortak kökenlerimizi hatırlamaya, kültürel farklılıklarımıza saygı duymaya ve ortak mirasımızı tanımaya davet ediyor. Tasavvuf, birleştirici yumuşak güçlerden biri olacaktır.
  • Sufi Trail ayrıca sürdürülebilir turizm ve ekonomik kalkınma için bir katalizör görevi görüyor: Gençlerin enerjisi ve idealizmi için bir platform.
  • Türkiye, Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerinin zengin kültürünü ve misafirperver insanlarını öne çıkarmak için pozitif medyaya odaklanır.
  • Yol boyunca ev sahibi topluluklar tarafından sunulan cömert karşılama sayesinde, Sufi Trail’in tüm yürüyüş ve bisiklet bölümleri gezginlere açıktır.
  • Yol ilerledikçe, sizi mistik çabada bize katılmaya davet ediyoruz.
  • Sufi Trail, Mekke’ye giden eski Osmanlı Hac yolunu takip eden mistik bir yürüyüş, bisiklet ve kültür turizmi rotasıdır. Bu bölgenin manzarasında ve hafızasında bin yılı aşkın süredir yaşayan Hac yolculuğunun hikayesi bugün dünyada milyonlarca insan tarafından paylaşılıyor.

Sufi Yolu İşaretleme/İşaretleme

  • Sufi Trail’de kayalarda, duvarlarda vb. GR işaretleri var. Ayrıca sprey kutuları ve boya ile yeşil okları işaretledik. Hemen fark edilmek üzere tasarlanmış çıkartmalar ve işaretler de vardır.
  • GR işaretleri (beyaz-kırmızı uzun mesafe güzergah çizgileri) uluslararası alanda tanınmakta ve Sufi Yolu’nda uygulanmaktadır.
  • Sufi Trail işaretleme çalışmasına katkıda bulunabilirsiniz. 1-4 kişilik gruplar tek renk kullanıp yeşil oklar yapabilir. Daha büyük gruplar için beyaz, kırmızı ve yeşil ile 3 renk işareti yapabilirsiniz.
  • Valilikler, kaymakamlıklar, belediyeler, köyler, yol üzerindeki firmalar, dükkanlar ve özel şahıslar kendi tabela ve stickerlarını tasarlayabilirler. Sufi Trail, kendi tasarımınız ve çıkartmalarınız için temel sanat eseri sağlayabilir.

12. Evliya Çelebi Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

  • Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde bahsi geçen yerlere sadık kalarak oluşturulan bu rota 650 kilometrelik uzunluğu boyunca at binmeye elverişli olmasıyla biliniyor.
  • Evliya Çelebi Yolu, İzmit Körfezi’nden Simav’a kadar uzanıyor ve yol boyunca sizi doğa, tarih ve macera ile karşı karşıya getiriyor. Ülkemizin pek çok farklı kültürel yapısıyla karşılaşacağınız yolda, Evliya Çelebi’nin izinde mistik bir yolculuğa çıkabilirsiniz.
Evliya Çelebi Yolu
  • Ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin doğumunun 400.yılında açılan ve Türkiye’nin ilk at binme yolu olan bu Evliya Çelebi Yolu, yürüyüşçü ve bisikletçilerin mutlaka deneyimlemesi gereken yollardan.
  • Çelebi’nin Seyahatnamesinde anlattığı yerlere sadık kalınarak ve 1671 yılında çıktığı Hac yolculuğunun ilk bölümlerini takip ederek hazırlanmış bu rota, yaklaşık 650 km uzunluğunda.
  • Çelebi’nin seyahatlerinin ilhamını taşıyan Evliya Çelebi Yolu, Türkiye’nin harika manzaralarının bulunduğu bölgelerden, tarihi önem taşıyan kent ve kasabaları üzerinden geçerek tarih ve doğayı, macera ve dinlenmeyi bir araya getiriyor.

13. Sultanlar Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Sultanlar Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Sultanlar Yolu Viyana’dan İstanbul’a takip edilen rotaya denilmektadir.
  • Kültürel mirası koruyan bir kültür turizmi rotası olan Sultanlar Yolu, Birinci ve İkinci Viyana Seferi güzergahlarını takip ederek Viyana’dan İstanbul’a kadar uzanıyor.
  • 2100 kilometrelik bir alana yayılan dünyanın en önemli kültür yollarından biri olan bu rota, yol – işaret çalışmaları tamamlandığında Avusturya, Macaristan, Slovakya, Hırvatistan, Sırbistan, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan ve Türkiye’yi de içine alarak 9 ülkeden geçecek.
  • Böylece Roma döneminden beri var olan ve Osmanlı döneminde en şaşaalı dönemini yaşayan bu yolu yeniden tanıma imkanımız olacak.
Sultanlar Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman, ilk defa 1529’da ve daha sonra 1532’de İstanbul’dan Viyana’ya kadar Avrupa’yı işgal etti.
  • Padişah ve ordusu her iki seferde de Viyana şehrini fethedemedi. Bu, Osmanlı İmparatorluğu’nun en geniş ve en güçlü olduğu dönemdi ve Viyana’daki başarısızlık, Osmanlı’nın kaderini gerilemeye başladı.
  • Daha sonra, padişahın çadırlarını kurduğu Viyana dışında, Habsburg İmparatoru bir zevk kalesi inşa etti.
  • Rota Viyana kenarında başlar. Yol, İstanbul’daki Süleymaniye Camii’nin arkasında, Sultan Türbesi’nde sona eriyor.
  • Sultanlar Yolu, E8 ve Donauweg’in bazı kısımlarını kullanır ve Via Comitis’e (Kudüs’e giden Roma yolu) aşağı yukarı paralel çalışır.
  • Parkurun toplam uzunluğu yaklaşık 2100 km’dir. Türkiye bölümü 330 km’dir. Türkiye’de rota bisikletle yapılabilir.
  • Hollanda, Haarlem’deki Sultans Trail ofisi, sertifika almak için güzergah boyunca çeşitli yerlere damgalanabilen bir hacı kartına sahiptir. Ofis, web sitesi aracılığıyla yürüyüşçüler için en son rota ve GPS bilgilerini sağlayacaktır.
  • Sultans Trail neredeyse yıl boyunca yürünebilir. Bazı yüksek kısımlara (Bulgar dağları gibi) sadece mayıstan ekime kadar erişilebilir. Türkiye temmuz ve ağustos aylarında sıcak olabilir.

14. Via Egnatia Kültür ve Yürüyüş Rotası

Via Egnatia Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Egnatia üzerinden Balkanlar’da Roma’dan Bizans’a olan rotadır. Via Egnetia yukarıda tanıtılan Sultanlar Yolu ile neredeyse aynıdır.
  • Via Egnatia, İtalya’daki Via Appia ile birlikte, Roma ile Bizans arasındaki, şimdiki İstanbul olan yoldu.
  • İki bin yıl boyunca bölge için gerçek bir yaşam arteri olan çok amaçlı bir trans-Balkan otoyolu olarak işlev gördü.
  • Arnavutluk, Makedonya, Yunan ve Türk Trakya’dan geçer. Osmanlı Sol Kol ile uyumludur. Yolun en bakımlı ve halen kullanılan kısımları Arnavutluk’ta.
  • Via Egnatia Vakfı (VEF), antik Via Egnatia’yı “bağlanmanın bir yolu” olarak yeniden canlandırmayı amaçlıyor.
  • Yani Via Egnatia sadece bir yürüyüş parkurundan daha fazlasıdır. Yolu daha geniş bir amaç için kullanmayı amaçlar: insanları birbirine bağlamak.
Via Egnatia Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • İnsanları, malları ve fikirleri değiş tokuş etmenin bir yolu olarak yol. Sonunda yol, dostluk ve barışa giden bir yoldur.
  • VEF 2007’den beri varlığını sürdürmektedir ve şimdi farklı ülkelerde yüzlerce insandan oluşan bir ağ oluşturmaktadır.
  • Örgütün yönetim kurulu şu anda Hollanda’da, ancak yakında uluslararası bir gruba genişletilecek.
  • Orijinal Via Egnatia’nın kesin rotası hakkında farklı teoriler var, ancak ana istasyonların yerleri biliniyor.
  • Güzergâhın Türk kısmının Osmanlı Sol Kol’una tekabül ettiği ve İpsala boyunca Marmara üzerinden Tekirdağ’a ve ardından sahil boyunca İstanbul’a gittiği tahmin ediliyor.
  • Son zamanlarda, orijinal Via Egnatia’nın seyri hakkında daha fazla ipucu sağlayacak bir Roma dönüm noktası bulundu.
  • VEF, İpsala’dan İstanbul’a yürüyüşçüler için çekici bir parkur çiziyor.
  • Via Egnatia Vakfı’nın bazı faaliyetleri:
  • Tarihçiler, arkeologlar, sosyal bilimciler ve paydaşlar arasındaki işbirliğini geliştirmek için ağ oluşturma ve konferanslar tanıtım ve araştırma yolculukları yapılmaktadır.
  • Bilgi için bkz.  http://www.viaegnatiafoundation.eu

15. Küre Dağları Kültür ve Yürüyüş Rotası

Küre Dağları Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Küre Dağları Yolu, Kastamonu Küre Dağları Yolu, Kanyon ve orman yollarıyla Milli Park’tır.
  • Kastamonu’ndan Bartın’a kadar uzanan Küre Dağları, jeomorfolojik bakımdan son derece zengin bir alan. Batı Karadeniz’in en geniş ve nemli ormanlarını içinde barındıran Küre Dağları; yaban hayatı, endemik bitkileri, vadileri, kanyonları, şelaleleri ve diğer tüm güzellikleriyle Türkiye’nin özgün coğrafi alanlarından biri.
  • Korunan alanlar için Yaban Hayatı Fonu (WWF) kriterleri, alanın bütünlüğü, biyolojik çeşitlilik, vahşi yaşam, endemizm, nadirlik, hassasiyet ve tehditlerin ciddiyetini içerir.
  • Türkiye coğrafyasının eşsiz bir parçası olan Küre Dağları Milli Parkı tüm kriterleri karşıladı.
  • Milli Park, Kastamonu ve Bartın illerinin iki yakasında bulunan bir alanı kapsıyor. Park, endemik bitkilere, faunaya, eşsiz bir mikro iklime, ilginç jeomorfolojik yapılara, derin vadilere ve boğazlara, akan nehirlere, şelalelere ve yerel kültüre ev sahipliği yapan bozulmamış arazileri içerir.
  • 37 bin hektarlık bir alanı kapsayan Küre Dağları’nda parkurlarla 762 kilometreye ulaşan ve Küre Dağları Yolu adı olarak bilinen bir yürüyüş rotası mevcut.
  • 370 kilometrekarelik bir alanı kaplayan park, gerçek anlamda bir açık hava müzesi ve dünyadaki hemen hemen her şeye rakip olabilecek bir biyolojik çeşitliliğe sahip.
  • Dünya Yaban Hayatı Fonu (WWF), Milli Park’ı acil koruma gerektiren yüz bölgeden biri ve Türkiye’deki dokuz sıcak noktadan biri olarak seçti.
  • Huzur veren görüntüleriyle insanı büyüleyen bu rota, her seviyeden yürüyüşçüye hitap ediyor. Kamplı etkinlikler ve dağ bisikleti turları için de oldukça uygun olan bu güzergah için en uygun aylar ise Mayıs ile Kasım arası dönem.
Küre Dağları Kültür ve Yürüyüş Rotası

Küre Dağları Kültür ve Yürüyüş Rotası Hakkında

  • Küre Dağları Milli Parkı Müdürlüğü ekoturizm projesi kapsamında trekking rotasını işaretlemeye başlamış ve çalışma 2010 yılında tamamlanmıştır.
  • 482 kilometre uzunluğundaki parkurda 36 işaretli parkur bulunmakta olup, alternatif parkurlar da sayıldığında toplam parkur uzunluğu 762 kilometreye ulaşmaktadır.
  • Dağ bisikleti parkurları 828 kilometredir.
  • Farklı yetenek ve ilgi alanlarına sahip yürüyüşçüler, kısa yürüyüşlerin, günübirlik gezilerin ve daha uzun, daha zorlu yürüyüşlerin keyfini çıkarabilir.
  • En uzun rotalar bir hafta yürüyüş ve kamp yapmayı gerektirir. Hırslı yürüyüşçüler, bitişikteki Yenice Ormanı parkurlarından başlayabilir, Küre Dağları Milli Parkı’nın tamamını gezebilir ve bir ay süren 500 kilometrelik yürüyüş parkuru olan İstiklal Yolu’nda ( İstiklal Yolu ) bitirebilir.
  • Trekking için en uygun mevsim Mayıs ve Kasım ayları arasıdır. Kış aylarında bölge karla kaplı ve sessizce güzeldir.

Daha fazla bilgi için


16. Aziz Paul Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Aziz Paul Yolu Kültür ve Yürüyüş
  • St. Paul Yolu, Aziz Paul’un Hristiyanlığı İsrail dışında bulunan Yunan ve Roma kültürünün hakim olduğu yerlere yaymak amacıyla çıktığı yolculuğun güzergahından oluşuyor.
  • Antalya’nın doğusundaki Perge ile Eğirdir Gölü’nün kuzeydoğusundaki Yalvaç arasında yer alan 500 km’lik bir uzunluğa sahip bu rota; Antik Roma yolları, patikalar ve orman yollarından geçiyor.
  • Yürüyüş için en iyi zamanların ilkbahar ve sonbahar ayları olduğu yolda, ayrıca kamp yapmak ve dağ bisikleti kullanmak için de alanlar mevcut.
  • Aziz Paul’un Hristiyanlığı, Roma ve Yunan kültürlerine yayma amacıyla çıktığı kutsal bir yolculuk olan St. Paul Yolu toplamda 500 kilometreden oluşmakta.
  • Antalya’nın doğusundaki Eğirdir Gölü yakınlarında yer alan Yalvaç’ta başlayan yol, yine Antalya’nın kuzeydoğusundaki Köprülü Kanyon Ulusal Parkı’ndan başlayan ikinci bir kol ile Roma antik kenti olan Adada’da buluşuyor.
  • Yürüyüş için en uygun zamanların ilkbahar ve sonbahar ayları olduğu rotada yer yer dağ bisikleti kullanmak mümkün.
  • Toplamda 27 gün süren bu yolculukta konaklamak için eşsiz güzellikte kamp alanları bulabilirsiniz.
  • Antalya’nın 10 kilometre doğusundaki Perge ile Eğirdir Gölü’nün kuzeydoğusundaki Yalvaç arasında yer alan 500 kilometrelik bir rota.
  • Bu yol üzerinde birbirinden farklı zorluk derecesine sahip, farklı uzunluklarda parkurlar var.
  • Toroslar’ı kuzeyden güneye Köprüçay eşliğinde yürüyeceğiniz bu parkur boyunca Eğirdir’den başlayarak Pednelissos Antik Kenti ve Uçansu Şelalesi’ni de görerek Toroslar’ın gizli kalmış tarihi mirasını keşfedebilir, doğada olmanın keyfini çıkarabilirsiniz.

17. Frig Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Frig Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Antik dönemde Friglerin yaşadığı; bugün Ankara, Afyonkarahisar, Eskişehir ve Kütahya arasındaki bölgeyi içine alan Frig Yolu, dönemin antik kalıntılarını kapsayan rotaları kapsıyor.
  • Üç ana rotadan oluşan, toplamda 506 km’lik bu yol, 3000 yıl önce bir medeniyet kurmuş ve efsaneleriyle ünlenmiş Friglerin izlerini taşıyor.
  • Diğer yürüyüş rotalarından farklı olarak tek bir hat üzerinde ilerlemeyen Frig Yolu’nun 3 farklı parkuru bulunuyor.
  • Bu rotaların kesişme noktası ise Friglerin dini merkezi olarak kabul edilen Midas şehri. 
  • Toplam uzunluğu 506 km olan rotalar ise şöyle sıralanıyor:
  • Seydiler-Yazılıkaya (Afyonkarahisar) Rotası 140 km uzunluğunda bir parkura sahip.
  • Yenice – Yazılıkaya (Kütahya) Rotası 147 km uzunluğunda bir parkura sahip.
  • Yazılıkaya-Gordion (Eskişehir-Ankara) Rotası 219 km uzunluğunda bir parkura sahip.
  • Afyonkarahisar, Ankara, Eskişehir ve Kütahya illeri arasında kalan patika, antik kent ve ormanı içeren hem trekking hem de bisiklet yolu.
  • Afyonkarahisar-Ankara karayolu üzerindeki Seydiler beldesinden başlayan 1. rotada Aslantaş, Yılantaş, Maltaş, Aslankaya ve Burmeç gibi Frig eserlerini görebilirsiniz.
  • Kütahya-Eskişehir karayolu üzerindeki Yenice Çiftliği’nden başlayan 2. rotada ise antik yolları geçerek Fındık’a varabilirsiniz. Bu trekking rotasında Frigya’daki en görkemli ve sıra dışı doğal güzelliklere sahip olan Zahran Vadisi’ni keşfedebilirsiniz.
  • Eskişehir sınırlarındaki, 3. rotada ise Friglerin iki önemli merkezi olan Gordion ve dini merkez olarak yapılandırdıkları Yazılıkaya’yı gezebilirsiniz. Bu bölge yakınlarında zaman zaman düzenlenen balon turlarına da katılabilirsiniz.
  • Medeniyetlerin beşiği Anadolu’da; Ankara, Afyonkarahisar, Eskişehir ve Kütahya sınırları arasındaki Frig Vadilerinde bulunan Frig Yolu antik yerleşim yerlerini birbirine bağlayan bir rota.
  • Frigya’nın tarihi ve doğal atmosferini günümüze taşıyan rota toplamda 506 kilometreden oluşmakta. Yürüyüş ve bisiklet için uygun olması ise özellikle bahar aylarında doğaseverlerin ilgisini çekiyor.
  • En konforlu zamanlarını ilk ve sonbaharda yaşayan Frig Yolu, yılın her mevsimi ziyaretçilerine farklı güzellikler sunuyor.

18. Fethiye Yürüyüş Parkurları Kültür ve Yürüyüş Rotası

Fethiye Yürüyüş Parkurları Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Fethiye Alternatif Parkurları olarak bilinen bu yürüyüş rotasıEski Likya şehri Telmessos olan Fethiye, Babadağ zirvesinin altında dairesel bir koy üzerindedir.
  • Yamaçları kokulu çam ormanları örter; antik mezarlar ve kalıntılar kayalık yamaçlarda veya zeytinliklerde gizlenmiştir.
  • Her yıl binlerce ziyaretçi, yelken kanatların zirveden yükseldiği ve yumuşak kumlara indiği Ölüdeniz’de kalıyor.
  • Göçebelerin hala keçilerini dağların yükseklerindeki yazlık meralara götürdüğü iç kısım, Türkiye’nin ilk uzun mesafe yürüyüş rotası olan Likya Yolu’ndaki yürüyüşçüler dışında az ziyaret ediliyor.

Fethiye Alternatif Parkurları

  • Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası, kırmızı-sarı ile işaretlenmiş 343 km’lik kolay ve orta günlük yürüyüşler geliştirmiştir.
  • Çoğu Likya Yolu’na bağlı ve buradan imzalanmış. Fethiye parkurları, ailelerin ve daha az deneyimli yürüyüşçülerin denizin, yelkenlilerin ve adaların üzerinde uçsuz bucaksız manzaraların keyfini çıkarmaları veya Likya Yolu’na başlamadan önce bir patika denemeleri için tasarlanmıştır.
  • Toplu taşıma araçlarını ve yerel olarak organize edilen transferleri kullanarak, konforlu bir oteldeyken günübirlik yürüyüşler yapabilirsiniz.
  • Şubat – Haziran veya Eylül – Kasım’da yürümek en iyisidir

19. Ephesus-Mimas Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Ephesus-Mimas Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Efes-Mimas Yolu, İzmir’de bulunmaktadır.
  • Ege’nin tarihi, doğal ve kültürel güzelliklerini gözler önüne seren 709 km uzunluğundaki Efes-Mimas Yolu her adımında etkileyici deneyimlerle dolu.
  • Efes Antik Kenti, Selçuk‘tan başlayan ve tarihteki adı Mimas olan Karaburun‘da sona eren rota Karaburun, Çeşme, Urla, Seferihisar, Güzelbahçe, Menderes ve Selçuk ilçelerini kapsıyor. Güzergâh üzerinde İyonya Uygarlığı’na ait 6 antik kent yer alıyor.
  • Ephesus (Efes-Selçuk), Kolophon (Değirmendere-Menderes), Lebedos (Ürkmez-Seferihisar), Teos (Sığacık-Seferihisar), Klazomenai (İskele-Urla), Erythrai (Ildırı-Çeşme) ve Phokaia (Foça).
  • Phokaia’yı görmek istiyorsanız bu uzun parkurdaki Mavi Rota’yı izlemeniz gerekiyor.
  • 49 parkurdan oluşan Yarımada Gezi Rotaları yürüyüş, bisiklet, zeytin, bağ ve mavi rota olarak bölümlere ayrılmış. Her rota Ege’nin farklı bir zenginliğine açılıyor.
  • Rotalar üzerinde belirlenen kamp alanları olduğu gibi rotanızı otellerde konaklayacak şekilde de ayarlayabilirsiniz.

20. Karia Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Karia Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası
  • Karia Yolu, Muğla – Aydın illerini kapsar
  • Antik Çağ’dan bu yana çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan Karia Yolu, ismini o çağlarda burada yaşayan Karia medeniyetinden almış.
  • Aydın’ın Çine ilçesinden başlayarak Muğla’nın yarımadalarının tamamından geçen rota, çeşitli köy ve kasabalara, koylara, tepe ve dağ yollarına ve antik kentlere de uğramasından ötürü Türkiye’den ve yurtdışından gelen pek çok yürüyüşçüyü çekmektedir.
  • İsmini Antik Çağ’da bölgede yaşamış Karia medeniyetinden alan bu rota, Akdeniz’den Ege’ye uzanan doğal ve tarihsel güzelliklerinden arasından, el değmemiş koylara, zeytin ve badem ağaçları dolu tepelerden, kıyıların turistik kasabalarına kadar pek çok noktanın içinden geçiyor.
  • 850 kilometre uzunluğuyla Türkiye’nin en uzun yürüyüş rotası Bozburun, Datça, Gökova Körfezi ve İç Karia olmak üzere 4 ana bölümden oluşmakta. Konumu nedeniyle Ege’den Akdeniz’e uzanan bu kültür yolculuğu, zeytin ve badem ağaçları ile bezenmiş bir doğa harikası aynı zamanda.
  • Karia Yolu, ismini antik Karya bölgesinden alan, 46 etaba ve yaklaşık 820 kilometrelik patika yoluna sahip Türkiye’nin en uzun yürüyüş yoludur. 820 kilometrelik mesafesiyle Türkiye’nin en uzun mesafeli trekking rotası olan Karia Yolu, Muğla ve Aydın illerini kapsayan bir bölgede bulunuyor.
  • 850 kilometre uzunluğundaki yürüyüş yolu, Bozburun Yarımadası, Datça Yarımadası, Gökova Körfezi ve İç Karia olmak üzere 4 ana bölüm ile Muğla ve çevresindeki bölgeleri kapsayan 1 ek bölümden oluşmaktadır.

Bütün outdoor aktivitelerinde güvenlik öncelikle sizin sorumluluğunuzdadır. Hiçbir makale veya video doğru eğitim ve deneyimin yerini alamaz. Özellikle outdoor ekstrem sporlarda kendi kişisel güvenliğinizden öncelikli olarak siz sorumlusunuz. Her zaman kişisel güvenliğinizi kendiniz ön planda tutun. Her durumda doğadan taraf olun.  Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında iletişim sayfamızdaki bağlantıları kullanarak bize yazın. Outdoor aktiviteleri ve macera turizmi hakkında en son bilgileri almak için sitemizi takip ediniz. 

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

Artemea Yolu Açıldı

Outdoor Türkiye

Dinlenme ya da spor amaçlı bir malzeme yardımıyla veya malzeme kullanılmadan gerçekleştirilen doğal arazi ve doğal ortamdaki faaliyetlerin tümüne doğa sporları denilmektedir. Günübirlik yürüyüş olarak bilinen (Hiking), orman içi yollarda, yabanıl ama güvenli alanlarda veya organize edilmiş doğal alanlarda günübirlik veya günün bir kısmında yapılan kısa doğa gezintileri olarak tanımlanır. Doğa yürüyüşü ise günübirlik yürüyüşten daha zor parkurlardan oluşan, günübirlik veya kamplı/konaklamalı yapılan daha fazla günü kapsayabilen, katılımcıların tüm malzemelerini kendilerinin veya taşıyıcılar, araçlar, hayvanlar tarafından taşındığı etkinliktir.

Anadolu, binlerce yıldan günümüze kadar çeşitli medeniyetlerin kurulduğu ve izlerinin görüldüğü bir coğrafi bölgede bulunması nedeniyle, gerek doğal gerekse kültürel kaynak değerleri açısından oldukça zengindir. Bu bağlamda pek çok turizm türüne de mekan oluşturmuştur. Doğaya dayalı turizm de bunlardan birisidir. Aşağıda tanıtımını yaptığımız Artemea Yolu’da binlerce yıllık geçmişi olan, kültürel bir rotadır.

Doğa Yürüyüşü

Doğa yürüyüşü, doğa sporları içinde yer alan ve şehir dışında daha çok organize edilmemiş doğal mekanlarda yalnız ve/veya grupla yapılan bir doğa sporu etkinliğidir. Bilimsel ve teknolojik gelişmeler, yaşam koşullarındaki kolaylıklar ve iş hayatının düzene girmesi kişilerin serbest zamanlarının artmasını sağlamış ve serbest zaman etkinliklerini daha önemli hale getirmiştir.

Eski göç, katır, değirmen, pazar, ticaret vb yolların kullanıldığı ve bunların doğal ve tarihi değerlerle bezendiği söz konusu yürüyüş rotaları; bölgeleri bir çekim merkezine dönüştürüp özgün kimlik ve özelliklerini öne çıkararak ulusal/uluslararası turizm rekabetinde o mekanları ön sıralara taşımaktadır. Tematik kültür ve doğa yürüyüş yollarının bir diğer uygulama amacı ise turistin bir yere bağlı kalması yerine, ilgisini çekecek birçok seçeneğin birlikte sunulması sonucu ekonomik anlamda daha fazla zaman ve para harcamasını sağlamaktır. Aynı zamanda yerel farkındalığın yaratılarak doğal/tarihsel tüm değerlerin korunması ve sahip çıkılması bilincinin yaygınlaştırılması ön görülmektedir.

Ege’de Hiking Rotası: Artemea Yolu

Covid-19 salgını sebebiyle artık evler herkese dar gelmeye başladı. Genç yaşlı, zengin fakir bütün insanlık Covid-19 pandemisinin bitmesini ve doğa ile kucaklaşmayı bekliyor. Doğa ile buluşmanın en kolay ve yaygın yolu ise doğa yürüyüşü (hiking) yapmak. Covid-19 kısıtlamaları bittiği günden itibaren özellikle sosyal medya platformlarında ve çeşitli topluluk sayfalarında “paylaşım” patlaması yaşanmaktadır.

Kampçılık, trekking, hiking ve diğer outdoor aktivitelerine katılan doğa severler güzel anılarını paylaşmakta ve herkes birbirini doğaya çağırmaktadır. 3 Nisan tarihli “Trekking Rotaları 1 / Artemea Yolu” yazımızda Balıkesir’de bulunan Artemea Yolu’nun tanıtımını yapmış, yolun açılması için yapılan hazırlıklar hakkında bilgi vermiştik. Covid-19 yasakları biter bitmez 14.05.2021 tarihinde Artemea Yolu’nun önemli bir bölümü hiking ve trekking sporcuları için kullanıma açıldı. Ege Bölgesinde Trekking ve Hiking Rotası arayanlar için önemli ve iyi bir alternatif ortaya çıktı.

Biz de bu açılışı hem sitelerinden hem de sosyal medya hesaplarından izleyip heyecanlarına ortak olmaya çalıştık. Türkiye’nin en iyi doğa yürüyüşü (hiking/trekking) rotalarından biri olmaya aday olan Artemea Yolu hakkındaki bilgileri derledik ve proje koordinatörü Mete Dinç ile bir röportaj yaptık. Proje ekibinin tecrübelerinin başka illerde yapılacak outdoor organizasyonları için örnek olmasını diliyoruz.

Artemea Yolu, Artemea Trail (Doğa Yürüyüşü, Trekking, Hiking)

Artemea Yolu; Balıkesir’in Gönen ilçesi sınırları içinde kalan 276 km. uzunluğunda  uluslararası nitelikli bir doğa yürüyüş yoludur. ‘’Artemea’’ Gönen’in antik çağlardaki adı olup ‘’Artemis’in ülkesi’’ anlamına gelmektedir. Artemea; gönen’in antik çağdaki adı olup, doğa ve av tanrıçası artemis’in ülkesi anlamındadır.

İşaretleme sistemi Grande Randonnee, renkleri kırmızı beyazdır. Yolun henüz 140 km.lik bir bölümü işaretlenmiş olup, 2021 sonbaharında tamamlanması planlanmaktadır. Halen yapım aşamasında olup 4-6 Eylül 2020 tarihinde, bir Dağcılık Ve Doğa Festivali ile açılacaktır.

Bu doğa yürüyüş yolu, farklı zorluk derecelerinde parkurlar içermekte olup, toplam uzunluğu 250 km. dir. Yol; Kuzeybatıdan, Kınalar köyünden başlamakta ve Gönen’in güneyindeki dağları dolaşarak doğuda Saraçlar köyünde son bulmaktadır.

Yürüyüş yolu; kayın, meşe, kestane ormanlarından, kayalık ve makilik bölgelerden, pek çok şelale, dere ve göletlerden geçmektedir.

Su açısından çok zengindir. Pek çok parkuru yarım litre su ile yürünebilir.

Artemea Yolu’nun Özellikleri

  • 1. Bölge çok zengin bir floraya sahiptir. Kayın, meşe, çam ve kestane ormanlarının yanı sıra kısmen makilik alanlarda mevcuttur.
  • 2. Çok zengin su kaynaklarına sahiptir. Yolun yaklaşık 100 km. lik bir bölümü orman içerisinden akan, harika manzaralı nehir / dere yataklarından geçmektedir. Pek çok şelale mevcuttur. İçme suyu da son derece boldur. Yolun pek çok parkurunu 0,5 – 1 lt. su ile yürümek mümkündür.
  • 3. Yolun üzerinde güven içinde kamp yapılabilecek, harika manzaralara sahip pek çok kamp alanı mevcuttur.
  • 4. Lojistik destek imkanları çok fazladır. Kendinizi tamamen izole olmuş hissedeceğiniz yoğun ormanlarda yürürken bir anda karşınıza çıkan dağ köylerinde pansiyon/otel konaklaması hariç pek çok temel ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. (Kamp kurmak dahil)
  • 5. Yol son derece güvenlidir. Bölgede büyük yırtıcı yoktur. Suç oranı hemen hemen yok denebilecek seviyededir. Cep telefonları çok az bir bölge hariç hemen hemen her yerde çekmektedir. Su kaynaklarının çok bol olması nedeniyle dehidrasyon tehlikesi yoktur. İklim ılımandır.
  • 6. Yol üzerinde, açık havada üzerinize kar, yağmur yağarken kaplıca keyfi yapma imkanı da mevcuttur.
  • 7. Yol üzerinde mevsimin göre, elma, ahlat, erik, dağ çileği, böğürtlen gibi pek çok meyvayı yiyebilmek mümkündür.
  • 9. Bölgeye ulaşım çok kolaydır. Özellikle bu sporun nüfusu nedeniyle en yoğun olarak yapıldığı Marmara bölgesinin tam ortasında yer almaktadır. İstanbul, Bursa gibi büyük şehirlerden 2 saatte ulaşmak mümkündür.
  • 8. Yol, doğa yürüyüş tecrübesi çok fazla olan ve ülkemizdeki pek çok doğa yürüyüş yolunu yürümüş gönüllü bir ekip tarafından hazırlanmaktadır. Bu nedenle doğa yürüyüşçülerinin karşılaştıkları sorunları minimum seviyede tutmak için büyük gayret gösterilmektedir. Bunun en önemli adımı olarak, işaret arama sorununu çözmek için çok yoğun bir işaretleme yapılmakta, özellikle yol ayrımları kargaşaya meydan vermeyecek şekilde işaretlenmektedir. Yürüyüşçüler çok iyi işaretlenmiş, GPS’e ihtiyaç duymayacakları bir yürüyüş yolunda yürüyeceklerdir.
  • 10. Yolun geçtiği köylerde, erkekler ile kahvehanelerde, kadınlar ile evlerde toplantılar düzenlenerek, yürüyüş yolu ve gelecek yürüyüşçülerin ihtiyaçları konusunda bilgilendirme yapılmaktadır.

Artemea Yolu Proje Paydaşları:

  • Gönen Belediyesi – Sivil Toplum işbirliği ile yapılmaktadır.
  • Gönen Kaymakamlığı
  • Gönen Belediyesi
  • Gönen Sivil Toplum Platformu
  • Beykent Üniversitesi
  • Artemea Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü
  • Sekoya Doğa Sporları Kulübü

Artemea Yolu Proje Ekibi

  • Mete DİNÇ – Koordinatör, Artemea Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü Başkanı
  • Sevda ALPHAN Sekoya Doğa Sporları Kulübü Başkanı
  • Dilek KOCA
  • Ayten KEÇİCİ
  • Özcan BOZ
  • Zehra ÖZÇAĞLAYAN
  • Nesrin DİNÇ
  • Menekşe KINALI

Artemea Yolu İletişim Bilgileri ve Bağlantılar:

Proje Koordinatörü Mete Dinç ile Yaptığımız Röportaj:

Türkiye’nin Outdoor Sayfası: Mete Bey, hem sizin hem de ekip arkadaşlarınızın uzun ve yoğun çabaları sonucu Artemea Yolu 17 Mayıs’ta kullanıma açıldı. Öncelikle tebrik ediyoruz. Artemea Yolu’nun sitesini incelediğimizde açılış öncesinde çok yoğun bir emek harcandığını görüyoruz. Açılmadan önceki süreci okuyucularımızla paylaşır mısınız? Kaç yıl sürdü bu hazırlıklar?

Mete Dinç: Yolun bir fikir olarak ortaya çıkışından, ete kemiğe bürünüşüne kadar yaklaşık 7-8 yıllık bir süreç geçti. İlk olarak 2014 yılında Gönen Kaymakamlığı’na bir proje olarak sunduk ama kabul görmedi. Daha sonra atanan yeni Kaymakamımız Faruk Bekarlar’ın dağcılık kulübümüze aktif bir sporcu olarak katılması olayın seyrini değiştirdi. İlk önce TANAP (Trans Avrasya Petrol Boru Hattı) hibe projesine başvurduk. Oradan elimiz boş döndük. 2018 yılında Güney Marmara Kalkınma Ajansına başvurduk. Kültür Bakanlığı 2018 yılını TROYA YILI ilan edince, doğa yürüyüşü projesi olarak, bizle beraber başvurusu olan ‘’Troya Yolu’’ desteklendi. Gene ellerimiz boş kaldı.

Bu esnada Gönen’de ‘’VİZYON 2023’’ adı altında bir Üniversite (Beykent) – Sivil toplum işbirliği çalışma grubu oluşturuldu. Vizyon 2023 çalışmasında doğa yürüyüş yollarının Gönen’e kazandırılması gerekliliği vurgulandı ve en nihayetinde yeni seçilen Gönen Belediye Başkanı projenin hayata geçirilmesi için her türlü desteği sağladı. Bu sayede bir anda yıllardır peşinde koştuğumuz Artemea Yolu projesi hayata geçirme fırsatı bulduk.

Türkiye’nin Outdoor Sayfası: Ekip olarak hazırlık sürecinde ne gibi zorluklarla karşılaştınız? Bu zorlukları nasıl aştınız?

Mete Dinç: En büyük zorluk, bu yolun bir doğa turizmi projesi olduğunu ve bölge ekonomisine ciddi katkıları olacağını anlatmak oldu. Üstelik bunun neredeyse boya ve fırça maliyeti dışında pek bir maliyeti de yoktu. Çünkü bu emek yoğun bir proje idi ve biz tüm emeği / ulaşımı ve hatta pek çok ufak tefek maliyeti karşılamaya gönüllü idik. Ancak bunu anlatmak bile en azından bir 5 yılımızı aldı.

Türkiye’nin Outdoor Sayfası: Takip edebildiğimiz kadarıyla projeyi az sayıdaki proje ekibinin üstün gayretleriyle sürdürüyorsunuz. Bu süreçte resmi kurumlarla ve diğer paydaşlarla ilişkileriniz nasıl oldu?

Mete Dinç: Proje; Gönen Belediyesi ve sivil toplum işbirliği ile hayata geçen bir proje ve Gönen Kaymakamlığı ile Beykent Üniversitesi de bu projenin diğer paydaşları. Tüm paydaşlar ile yoğun bir işbirliği içindeyiz ve büyük destek görüyoruz. Özellikle proje hayata geçmeye başladıktan sonra hiç bir sorun yaşamadık diyebilirim. Tüm yetkililer karşılaştığımız sorunların çözümü için ellerinden geleni yapıyorlar.

Türkiye’nin Outdoor Sayfası: Artemea Yolu projesinin başlangıç, hazırlık ve gelişme sürecini anlatabilir misiniz? Paydaşlarınız arasında devlet kurumları, yerel yönetimler, üniversite ve sivil toplum kuruluşları yer almakta. Koordinasyonu nasıl sağladınız? Alışık olmadığımız şekilde nasıl bu başarıya erişebildiniz?

Mete Dinç: Yol fikri yıllar içerisinde oluştu. Gerek bireysel, gerekse dağcılık kulübü olarak bölgede yaptığımız yürüyüşlerde, bölgenin önemli bir potansiyeli olduğunu fark ettik ve yavaş yavaş bugünkü Artemea Yolu rotaları ortaya çıkmaya başladı. Bu yol yapılmalı dedikten sonra ise en büyük mücadeleyi projenin kabul edilmesi için verdik. Ondan sonrası da ayrı bir mücadele. 8 kişilik bir proje grubu oluşturduk. Bu proje grubuna zaman zaman diğer gönüllülerin katılması ile birlikte doğaya çıktık ve çok zahmetli, yıpratıcı ama o oranda da tatmin edici bir işaretleme çalışmasına başladık. Şu an yolun 142 km.sini tamamladık ve yürüyüşe açtık. Kalan 130 km. de önümüzdeki mayıs ayında tamamlanacak.

Türkiye’nin Outdoor Sayfası: İzleyebildiğimiz kadarıyla açılıştan sonraki ilk bir ayda Artemea Yolu’nun popülaritesi ve kullanımı arttı ve önümüzdeki yıllarda çok daha fazla misafir ağırlayabileceğinizi şimdiden söyleyebiliriz. Proje Ekibi olarak 5 yıl sonrası için hedefleriniz nelerdir?

Mete Dinç: Yol açılır açılmaz çok büyük bir ilgi gördü. Türkiye’nin her yerinden, binlerce km. uzaklardan yürüyüşçüler geldi ve yolu yürüdü. Daha pek çok yürüyüşçü de geliyor ve gelecek. Açıkçası bu bizi şaşırtan bir ilgi oldu. Yol çok güzel ve er geç tutulacağını tahmin ediyorduk ama bu kadar çabuk olacağını tahmin edemedik. Sanırım bunda en etkili konulardan biri de su konusunda bölgenin olağanüstü zengin kaynaklara sahip olması oldu.

Beş yıl sonrası için hedefimiz ise uluslararası bir tanınırlığa ulaşmak. Bunun içinde yolun yapım çalışmaları ile eşzamanlı olarak hazırlanıyoruz. Sonbaharda yolun İngilizce sitesi yayına girecek. 6 Eylül’de Ukranya’dan ilk yurtdışı yürüyüşçülerimiz gelecek. Yolun kültür rotası olarak tescili ve uluslararası fuarlarda tanıtımı da diğer hedeflerimiz arasında.

Türkiye’nin Outdoor Sayfası: Artemea Yolu’nun resmi açılışının sonbahar aylarında Doğa ve Yürüyüş Festivali ile birlikte açılacağını biliyoruz. Bu festival ve hazırlık süreci hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

Mete Dinç: İlk amacımız yolu yön tabelaları, rehber kitabı, haritası vb. tüm şartları ile yürüyüşe hazırlamak. Daha sonrada 3 gün yürüyüşlü, 2 gece kamplı bir dağcılık ve doğa festivali ile açmak. Festivalin esas amacı yolu ülke içine tanıtmak. Bunu imkanlar elverirse her yıl da tekrarlayarak geleneksel bir hale getirmek. Festival henüz bir fikir aşamasında. Sponsorluk kapsamında bazı ön görüşmeler yapmış olsak ta, esas olarak kış aylarında şekillenecek.

Türkiye’nin Outdoor Sayfası: Başarılı olmuş bir projenin ana koordinatörü olarak başka yerlerde yapılacak outdoor organizasyonlarına örnek olmak ve yol göstermek üzere tecrübelerinizden en önemli gördüklerinizi paylaşır mısınız? Bu başarının sırrı nedir?

Mete Dinç: Başarı için temel olarak 4 alana odaklanmak gerekiyor.

1. SABIR : O kadar çok engelle/sorunla karşılaşılıyor ki, sürdürmek bazen gerçekten zor oluyor. Benim önerim bu işe kalkışan arkadaşların çok sabırlı olmaları ve sorunları teker teker aşmaları.

2. EKİP: Doğa yürüyüşü konusunda çok deneyimli, projeye inanan, güvenilir bir ekip oluşturmak. Bizim en büyük avantajımız bu oldu. Bu röportajı proje koordinatörü olarak ben veriyor olsam da, aslında 8 kişilik bir Proje ekibiyiz. Tüm arkadaşlarım doğa yürüyüşü konusunda çok deneyimli, projeye yürekten inanıyorlar ve yılmadan usanmadan çalışıyorlar.  İzninizle onlarında isimlerini belirtmek istiyorum.

Sevda Alphan, Özcan Boz, Ayten Keçici, Dilek Koca, Zehra Özçağlayan, Nesrin Dinç ve Menekşe Kınalı. Gördüğünüz üzere 2 erkek, 6 kadından oluşan bir proje ekibi. Artemea Yolu kadınların damga vurduğu bir yol oldu.

3. BİGİLENDİRME: Yerel halkı, proje ve projenin onlara sağlayacağı yeni imkanlar konusunda bıkmadan usanmadan tekrar tekrar bilgilendirmek. Çünkü yerel halkın sahiplenmediği hiçbir doğa yürüyüş yolu projesinin başarılı olma şansı yok.

4. TANITIM: Yolu yaptınız, mükemmel bir yol oldu ama kimsenin haberi yok. Gene başarılı olma şansınız yok. O nedenle tanıtım çok önemli ve projenin başlaması ile birlikte tanıtım faaliyetlerine de başlamalı. Bunun içinde büyük küçük her imkândan faydalanmalı.

Türkiye’nin Outdoor Sayfası: Cevaplarınız için teşekkür ederiz. Her aşamada tanıtım, bilgi verme ve paylaşımlar için Türkiye’nin Outdoor Sayfası’nın sizlerle birlikte çalışmaya hazır olduğunu ifade ederek başarılarınızın devamını diliyoruz.

Mete Dinç: Bize yolu tanıtma fırsatı sağladığınız için asıl biz teşekkür ederiz.

Artemea Yolu Projesi Hakkında Kişisel Görüşlerimiz:

“Artemea Hiking Route” 14.05.2021 tarihinde doğa yürüyüşçülerinin kullanımına açılmıştır. Açıldığı günden itibaren özellikle sosyal medya platformlarında aktif olarak görünür durumdadır. Artemea Yolu kullanıma açıldıktan sonra bir ay dahi geçmeden outdoor (hiking, trekking, doğa yürüyüşü) sektöründe ciddi görünürlük meydana getirmiştir. Artemea Yolu’nu tanıttığımız yazımızda “yolun kullanıma açılacağı ve hazırlıkların sürdüğünü” belirtmiştik.

Bu yazımızı hazırlarken Artemea Yolu’nun internet sitesini (https://www.artemeayolu.org/) ve yukarıda bağlantıları verilen sosyal medya platformlarını detaylı olarak inceledik. Şunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz ki özellikle site internet sayfası olmak üzere bütün platformlar profesyonel olarak hazırlanmış ve güncel paylaşımlarla zengin bir içerik sunmaktadır.

Bu yazımızda yer alan bilgilerin tamamını bağlantısını verdiğimiz sitelerden derledik. Özellikle Artemea Yolu yürüyüşlerinde çekilmiş fotoğrafların her birinin doğa harikası olan yürüyüş yolunun bir parçasını gösterdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak hem sosyal medyada hem de diğer mecralarda çok çeşitli outdoor kulüp, kurum, kuruluş, dernek ve topluluğu takip ediyoruz. Outdoor alanındaki tecrübelerimiz ışığında şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki Artemea Yolu Proje ekibi hem hazırlık aşamasında, hem de kullanıma açılması sonrasında bir ay gibi kısa bir sürede ilerlemesi ile harika işler çıkarmıştır.

Artemea Yolu’nun galerilerini incelerken 250 km’lik parkurun her metresinde ciddi emek ve ter döküldüğünü bilgisayar ekranından bile görebildik. Amatör heyecanı ve profesyonel yönetimiyle Artemea Yolu Proje ekibini buradan kutluyoruz.

Artemea Yolu Parkurları:

Önceden Hazırlanmış Yürüyüş Güzergahı

1. Kınalar – Dışbudak – Kavakalan Doğa Yürüyüşü Parkuru

  • Rota Uzunluğu: 11.9 km.
  • Alınan Toplam İrtifa: 570 m.
  • Toplam İniş: 243 m.
  • En Fazla İrtifa: 502 m.
  • En az İrtifa: 79 m.
  • Yürüyüş Yolunun İçeriği: dere yatağı, orman yolu ve patika

2. Kavakalan – Hodul – Tahtalı Doğa Yürüyüşü Parkuru

  • Rota Uzunluğu: 21.05 km.
  • Alınan Toplam İrtifa: 655 m.
  • Toplam İniş: 769 m.
  • En Fazla İrtifa: 569 m.
  • En az İrtifa: 137 m.
  • Yürüyüş Yolunun İçeriği: dere yatağı, orman yolu ve patika

3.  Tahtalı – Geyikli – Şaroluk Doğa Yürüyüşü Parkuru

  • Rota Uzunluğu: 13.73 km.
  • Alınan Toplam İrtifa: 381 m.
  • Toplam İniş: 244 m.
  • En Fazla İrtifa: 456 m.
  • En az İrtifa: 99 m.
  • Yürüyüş Yolunun İçeriği: dere yatağı, orman yolu ve patika

4.  Şaroluk – Beyoluk – Mescit Doğa Yürüyüşü Parkuru

  • Rota Uzunluğu: 12.26 km.
  • Alınan Toplam İrtifa: 461 m.
  • Toplam İniş: 621 m.
  • En Fazla İrtifa: 571 m.
  • En az İrtifa: 304 m.
  • Yürüyüş Yolunun İçeriği: patika ve orman yolu

5.  Mescit – Kemerkaya – Çığmış – Dereköy Doğa Yürüyüşü Parkuru

  • Rota Uzunluğu: 20.39 km.
  • Alınan Toplam İrtifa: 498 m.
  • Toplam İniş: 741 m.
  • En Fazla İrtifa: 378 m.
  • En az İrtifa: 34 m.
  • Yürüyüş Yolunun İçeriği: patika, orman yolu ve dere yatağı

6.  Dereköy- Yörükkeçidere  – İncirli – Alacaoluk Doğa Yürüyüşü Parkuru

  • Rota Uzunluğu: 17.44 km.
  • Alınan Toplam İrtifa: 787 m.
  • Toplam İniş: 346 m.
  • En Fazla İrtifa: 504 m.
  • En az İrtifa: 48 m.
  • Zorluk Derecesi: orta
  • Yürüyüş Yolunun İçeriği: patika, orman yolu ve dere yatağı

7. Alacaoluk – Kumköy – Gaybular Doğa Yürüyüşü Parkuru

  • Rota Uzunluğu: 16.2 km.
  • Alınan Toplam İrtifa: 300 m.
  • Toplam İniş: 590 m.
  • En Fazla İrtifa: 495 m.
  • En az İrtifa: 86 m.
  • Zorluk Derecesi: kolay
  • Yürüyüş Yolunun İçeriği: dere yatağı, orman yolu ve patika

8. Gaybular-Adayatak-Ortaoba-Karasukabaklar Doğa Yürüyüşü Parkuru

  • Rota Uzunluğu: 20.54 km.
  • Alınan Toplam İrtifa: 728 m.
  • Toplam İniş: 686 m.
  • En Fazla İrtifa: 407 m.
  • En az İrtifa: 107 m.
  • Zorluk Derecesi: zor
  • Yürüyüş Yolunun İçeriği: orman yolu ve patika

9. Karasukabaklar – Karapınar Doğa Yürüyüşü Parkuru

  • Rota Uzunluğu: 5.05 km.
  • Alınan Toplam İrtifa: 31 m.
  • Toplam İniş: 187 m.
  • En Fazla İrtifa: 253 m.
  • En az İrtifa: 69 m.
  • Zorluk Derecesi: kolay
  • Yürüyüş Yolunun İçeriği: dere yatağı, orman yolu ve patika

Artemea Yolu Türkiye’nin dünyaca ünlü Likya yolundan sonra bilinen en uzun ve işlenmiş yürüyüş (hiking, trekking) yollarından birisidir. Kullanıma tam olarak açıldıktan sonra hem Balıkesir hem de Türkiye outdoor turizmine çok büyük katkılar sağlayacağını şimdiden söyleyebiliriz.

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak Artema Yolu proje ekibine başarılar, yolu yürüyecek outdoor severlere mutlu ve huzurlu tatiller diliyoruz.

Bütün outdoor aktivitelerinde güvenlik öncelikle sizin sorumluluğunuzdadır. Hiçbir makale veya video doğru eğitim ve deneyimin yerini alamaz. Özellikle outdoor ekstrem sporlarda kendi kişisel güvenliğinizden öncelikli olarak siz sorumlusunuz. Her zaman kişisel güvenliğinizi kendiniz ön planda tutun. Her durumda doğadan taraf olun.  Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında iletişim sayfamızdaki bağlantıları kullanarak bize yazın. Outdoor aktiviteleri ve macera turizmi hakkında en son bilgileri almak için sitemizi takip ediniz. 

Türkiye’nin Outdoor Sayfası