Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları 4 Likya Yolu Yürüyüş Rotası

Outdoor Türkiye

Bu yazımız Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları’nı tanıttığımız yazı dizisinin 4. yazısıdır.

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak “Doğa Yürüyüşleri” hakkında onlarca yazımızı okuyucularımızla buluşturduk. Tema tema ayırarak doğa yürüyüşü, hiking, trekking ve diğer önemli noktalarda bilgilendirici yazılar yayınladık. Yazılarımızdan bazılarını burada hatırlatmak istiyoruz:

Doğa Yürüyüşüne HazırlıkHiking Ne Demek? Yürümenin Faydaları Nelerdir?Hiking ve Trekking Ne demek?Yürümenin Sağlığa Faydaları Nelerdir?, Doğa Yürüyüşü Kıyafetleri Hakkındaki yazı dizimiz, İlk Doğa Yürüyüşü İçin Tavsiyeler ve Yeni Başlayanlar İçin Doğa Yürüyüşü gibi yazılarımızla doğa yürüyüşleri hakkında teorik bilgiler verdik. Doğa Yürüyüşü Hakkında Her şey! başlıklı yazımızda ise doğa yürüyüşüne dair gerekli bütün bilgileri işledik.

Bu ve devam eden yazımızda ise Türkiye’nin Kültür Rotaları hakkında bilgiler vereceğiz. Yazının çok uzun olmaması için ilk yazımızda Türkiye’nin Kültür Rotaları, kültür rotası kavramı ve bu alandaki isimlendirme noktasında yaşanan sıkıntıları detaylı olarak ifade edip, ikinci yazımızda Türkiye’nin Kültür Rotaları’nı detaylı olarak tanıtacağız.

İlk yazımızda;

  1. İki Deniz Arası Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  2. Sarıkamış Kültür ve Yürüyüş Rotaları,
  3. Kurtuluş (İstiklal) Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  4. Kurtuluş Yolu Samsun,
  5. Hoşgörü Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  6. Avrasya Yolu,
  7. Artemea Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  8. İdyma Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  9. Hz. İbrahim Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  10. Yenice Orman Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  11. Hitit Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası, Gastronomi Yolu
  12. Troya Kültür Rotası
Likya Yolu Harita

İkinci yazımızda ise;

  1. Tasavvuf Yolu Sufi Trail,
  2. Evliya Çelebi Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  3. Sultanlar Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  4. Via Egnatia Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  5. Küre Dağları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  6. Aziz Paul Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  7. Frig Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  8. Fethiye Yürüyüş Parkurları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  9. Ephesus-Mimas Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  10. Karia Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası,

Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları 3 başlıklı üçüncü yazımızda ise;

  1. Kaçkarlar Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  2. Ağrı Dağı Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  3. Aladağlar Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  4. Mysia Yolları Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  5. Kapadokya Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  6. Bafa Gölü ve Latmos Kültür ve Yürüyüş Rotası,
  7. Pisidya Kültür ve Yürüyüş Rotası‘nı tanıttık.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Türkiye’nin kültür, turizm, trekking ve yürüyüş yollarını tanıtmaya devam ediyoruz. 02 Ocak 2021 tarihli “En Güzel 30 Yürüyüş Rotası” başlıklı yazımızda dünyanın en güzel ve popüler yürüyüş rotalarını listesini paylaşmıştık.

Dünyanın en güzel yürüyüş yolları arasında Türkiye’den Likya Yolu’nun bulunduğunu ifade etmiştik. Türkiye’nin kültür ve yürüyüş rotalarını tanıtmaya devam ettiğimiz yazı dizimizde Likya Yolu’na özel bir başlık açmayı uygun bulduk. Çünkü Likya Yürüyüş Yolu Türkiye’deki trekking rotaları denilince yıllardır ilk akla gelen ve yerli-yabancı doğa severlerce en çok tercih edilen yürüyüş yoludur.

Likya Yürüyüş Yolu Rotası Harita

Likya Yolu Türkiye’nin en popüler hiking rotasıdır. Likya yolunu tanıtan onlarca site, yüzlerce blog ve binlerce makale-resim bulunmaktadır. Türkiye’nin outdoor sayfası olarak en popüler yürüyüş rotasını en geniş şekliyle ve bütün bilgileri ile tanıtmak istiyoruz.

Öncelikle belirtmek gerekir ki Likya Yolu yürüyüş programı ve yürüyüş planını öncedenyapmadan yola çıkmamalısınız. Likya Yolu kaç km diye sorduğumuzda 550 km’lik bir rota ile karılaşmaktayız. Dolayısıyla Likya Yolu Turu plansız ve programsız yürünecek, daha doğrusu tamamlanabilecek bir rota değildir.

Likya Yolu güzergahı Antalya ve Muğla il sınırlarında yer almaktadır. Likya Yolu Nerede başlar nerede biter sorusunun cevabı Fethiye’den başlayı Antalya’da bittiğidir. Antalya’da başlayıp Muğla’da da bitirilebileceği gibi günübirlik ya da birkaç günlük kısa trekkinglerde her parkuru da ayrı ayrı yürünebilir. Likya Yolu’nun başından sonuna kadar muhteşem doğa, deniz ve tertemiz hava sizlere eşlik edecektir. Bütün Likya yolu parkurları birbirinden güzel ve eşsiz güzellikleri yürüyüşçülere doyasıya sunmaktadır.


Likya Yolu Hakkında Herşey!

Likya Yolu Manzara

Likya Yolu Tarihçesi

  • Günümüzde Teke Yarımadası olarak adlandırılan, Antalya ile Fethiye körfezleri arasındaki Akdeniz’e uzanan yarımada antik coğrafyada Likya olarak adlandırılmıştır. Bölgenin güney sınırı Akdeniz ile belirlenmiş; doğu, batı ve kuzey sınırları ise tarihi süreç içinde dönemlere göre değişiklik göstermiştir.
  • Antik yazarlara göre; Antalya’nın hemen batısından başlayıp güneybatıya doğru uzanan Beydağları, Akdağ silsilesi ve onların kuzeybatı doğrultusundaki uzantısı, Likya’nın kuzey sınırını oluşturmaktadır.
  • Homeros Troia savaşlarını anlatan ünlü İlyada destanında Likyalıların Glaukos ve Sarpedon önderliğinde Akhalara karşı Troialıların yanında yer aldığını anlatmaktadır.Likya İ.Ö.545 yılından itibaren Pers Kralı Harpagos’un zaptı ile Pers yönetimine girip 480 yılında Kral Xerxes’in Yunanistan’ı zaptı için oluşturduğu donanmaya 50 gemi ile katılmıştı.
  • Likya Yolu, Muğla Fethiye’den başlayarak sahil üerinden Antalya’ya kadar ulaşan ve antik tarihte Likya olarak adlandırılan Teke yarımadasındaki patikalardan bir kısmının işaretlenip haritalanması ile oluşturulmuş yürüyüş, trekking ve hiking rotasıdır.
  • Patara Limanı yakınlarında bulunan ve 1994 yılında Prof. Dr. Sencer Şahin tarafından tercüme edilen Stadiasmus Patarensis isimli bir yazıtta M.S. 43 yılında Likya’nın Roma İmparatorluğunun eyaleti olduğu belirtilmekte ve bölgede yer alan 69 yol ve 53 şehir listelenmektedir.
  • Likya kenti ve yeşille mavinin birbirine karıştığı doğal güzellikler içinden geçiyor. Take Yarımadası’nı kendilerine yurt edinen Anadolu’nun en eski halklarından biri olan Likyalılar’ın izini süren yürüyüş rotası, tarihi mekânların yanı sıra Ölüdeniz, Kabak Koyu, Yediburunlar, Patara, Kalkan, Kaş, Demre, Finike, Adrasan, Çıralı gibi ülkemizin en önemli turizm bölgelerine uğruyor.
  • Likya yolu’nun hazırlanmasına 1992 yılında başlanılmış ve 1999 yılında Kate Clow tarafından hizmete açılmıştır.
  • Likya yürüyüş yolu çeşitli kaynaklarca dünyanın en iyi 10 uzun mesafe yürüyüş rotasından biri olarak gösterilir. Yolun toplam uzunluğu ise 540 kilometreye kadar çıkabilmektedir.
  • Türkiye’de kültür rotası denince ilk akla gelen yerlerden, olmazsa olmaz Likya Yolu’dur.
  • Likya Yolu yurt dışında yayınlanan çeşitli dergiler tarafından dünyanın en iyi 10 ve en güzel manzaralı 50 yürüyüş rotasından biri seçilmiştir.
Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu Nerede?

Teke Yarımadası üzerinde kuzeyde Burdur-Gölhisar, batıda Muğla-Köyceğiz ile doğuda Antalya arasındaki bölge ‘Işık Ülkesi’ Likya’nın anayurdu sayılıyor.

  • Kendilerini ‘Trmmili’ olarak adlandıran Likyalılar, özgürlüklerine düşkünlükleri ve savaşçı gelenekleriyle ün salmışlar.
  • Coğrafyası çetin, iklimi sıcak bu bölgede kartal yuvası olarak tanımlanacak sayısız kent kuran Likyalılar, yerel kireç taşını işleyerek oluşturdukları ev ve tapınak tipindeki kaya-lahit mezarlarıyla özgün bir kültüre sahiptiler.
  • Başkenti Patara olan Likya Birliği, özerk yönetim anlayışıyla günümüzdeki birçok devlet modeline örnek olmuş durumda. Denizcilik, korsanlık ve paralı askerlik yapan Likyalılar, anaerkil bir toplum yapısına sahiptiler.
Likya Yolu Kültür ve Hiking Rotası

Likya Yolu’nun Özellikleri

  • Türkiye’nin uluslararası işaret sistemiyle belirlenen ilk uzun yürüyüş rotası Likya Yolu’nun bir kısmı halen kullanılmakta olan eski göç yollarından oluşuyor.
  • Eski adıyla Likya, şimdiki adıyla ise Teke Yarımadası’nda olan bu rota ülkemizin ilk uzun mesafeli yürüyüş yolu olmasıyla biliniyor.
  • Take Yarımadası’nı kendilerine yurt edinen Anadolu’nun en eski halklarından biri olan Likyalılar’ın izini süren yürüyüş rotası, tarihi mekânların yanı sıra Ölüdeniz, Kabak Koyu, Yediburunlar, Patara, Kalkan, Kaş, Demre, Finike, Adrasan, Çıralı gibi ülkemizin en önemli turizm bölgelerine uğruyor.
  • Mavinin yeşille karışarak insanı büyülediği Likya yürüyüş rotası Muğla Fethiye ile Antalya Konyaaltı arasında uzanan 509 kilometrelik rota, dünyanın en uzun 10 trekking parkurundan biridir.
  • Başlangıç noktası Muğla Ölüdeniz olan bu yol, Antalya sınırları içerisinde Altınkum yakınlarında bitmektedir.
  • Yüzme, kano ve yamaç paraşütü yapılabilen rota üzerinde; Sdyma, Pyndai, Phellos, Letoon, Xanthos, Patara, Apollonia, Simena, Myra, Limyra ve Olympos gibi pek çok antik alanı da görmek mümkün.
Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu Hakkında Her şey

  • Türkiye’nin en uzun yürüyüş yollarından biri olan Likya Yolu, sadece ülkemizde değil dünya çapında meşhur bir parkurdur.
  • Türkiye’nin uluslararası işaret sistemiyle belirlenen ilk uzun yürüyüş rotası Likya Yolu’nun bir kısmı halen kullanılmakta olan eski göç yollarından oluşuyor.
  • Likya Yolu parkuru üzerinde yer alan Gelidonya Feneri manzarası 2007 yılında Türkiye’nin en güzel manzarası seçilmiştir.
  • Ayrıca dünya üzerinde bir geminin tamamının çıkarılabildiği ilk su altı kazısı bu bölgeden görülebilen Amerikan Koyu’nda yapılmıştır.
  • Parkur üzerindeki yerleşim birimlerinde konaklama olanağı mevcuttur.
  • Parkurun tamamı işaretlenmiş olup sponsor kuruluşlar ve gönüllüler tarafından bakımı yapılmaktadır.
  • Yerlilerden çok yabancı turistlerin rağbet gösterdiği Likya yolu, dünyanın en uzun 10 trekking parkuru arasında yer alıyor.
  • Likya Yolu’nun birinci bölümünde Uzunyurt (Faralya) Köyü, Dodurga Köyü, Sdyma, Pınara – Letoon – Xanthos kentleri ve incecik kumlarıyla eski bir liman bölgesi olan Patara yer alır.
  • Likya Yolunun İkinci bölümünde Antiphellos, Apollonia, Simena, Myra, Limyra, Rhodiapolis, Gagai, Melanippe, Gelidonia, Edrassa, Olympos, Chimera ve Phaselis bulunur.
  • Rotanın en avantajlı özelliği, yılın 11 ayı yürüyüş olanağı sunmasıdır.
  • Uluslararası doğa yürüyüşçüleri arasında da oldukça popüler olan Likya Yolu tam 509 KM uzunluğunda bir yoldur.
  • Likya yolunun tamamının yürünmesi yaklaşık 1 aylık bir zaman alan bu yolu yürümek her doğa yürüyüşçüsünün harcı değildir.
  • Yürüyüş esnasında Likyalıların izlerini süreceğiniz bu rotada harika manzaralara tanık olacaksınız.
  • Ölüdeniz, Kabak Koyu, Patara, Kalkan ve Kaş gibi oldukça güzel turizm bölgelerinden geçen bu yolda keyifli mola seçenekleriniz olacak.
  • Yol üstündeki duraklarında birçok antik kent bulunan bu tarihi yol, sonuna kadar gitmeye cesaret edenlere bir medeniyetler geçidi sunuyor.
  • Likya kenti ve yeşille mavinin birbirine karıştığı doğal güzellikler içinden geçiyor.
  • Likya Yolu yürüyüşü dünyanın en güzel manzaralarından birisine sahiptir.
  • Likya ülkesinin gizemini, Akdeniz’in sonsuz maviliğini, Tahtalı Dağı’nın zirvesini,  dağların kekik toplayıcı Yörüklerini, keçiboynuzunun kekremsi tadını, yalnızlığı, doğayı, dinginliği hissedebilmek için zamanın ve mekanın içindeki Likya Yolu serüvenini yaşamak gerekiyor.
  • Likya Yolu kaç km.? Muğla ili Fethiye ilçesi Hisarönü (Ovacık) mevkiinden başlayan rota, 555 kilometrelik güzergahın sonucunda Antalya ili Geyikbayırı köyünde sona eriyor. Rotayı Antalya’dan başlayıp Fethiye’de bitirebilmek de mümkün.
  • Likya yolu parkuru sadece sahili takip etmekle kalmıyor, yer yer sarp yamaçlara çıkarak, kumsallara ve limanlara iniyor.
  • Yaylalardan ve ormanlık alanlardan da geçen güzergah, Tahtalı Dağı’nda 1800 metredeki sedir ormanlarının yukarısında en yüksek noktasına ulaşıyor.
  • Dinlenmek, yüzmek veya güneşlenmek isteyenler için de alternatifler sunan Likya Yolu, pansiyon, restoran ve plaj olanaklarından yararlanabileceğiniz birçok sahil köyünün içinden veya yakınından geçiyor.
  • Likya yolu üzerinde bulunan Xanthos ve Letoon ören yerlerinin UNESCO dünya mirası listesindedir.
  • Hem doğal hem de tarihi güzelliklerle dolu bir doğa yürüyüşü rotası olan Likya Yolu, Fethiye’den başlıyor, Antalya’ya kadar devam ediyor. Ya da Antalya’dan başlayıp Fethiye’ye doğru da yürüyebilirsiniz. Size kalmış.
  • Uzunluğu ortalama 540-560 km olan, yaklaşık 25 günde tamamlanan bu trekking rotası göz korkutucu gelebilir.
  • Likya Yolu trekking parkurlarına ayrılıyor ve bu yol tam 20 etaptan oluşuyor. Parkurlar ise zorluk derecesine göre çeşitlendiriliyor.
  • Likya yolu trekking turlarını araştırarak doğru rotayı belirledikten sonra yürüyüşünüze başlamanızı tavsiye ederiz.
  • İsteğinize göre antik kentleri kapsayan ya da denize girebileceğiniz bir trekking rotası sizi mutlu edecektir.
  • Eğer antik kentleri keşfetmek istiyorsanız, Faralya ve Dodurga köyleri, Sidyma Antik Kenti, Pınara Ören Yeri, Letoon Antik Kenti ve Xanthos Antik Kenti yürüyüş rotaları tam size göre. 
  • Likya yolunda denize girebileceğiniz yürüyüş rotasında ise Ölüdeniz, Kaputaş, Demre, Finike, Olympos, Kaş ve Çıralı gibi tatil bölgeleri sizi bekliyor.
  • Doğa yürüyüşü sırasında pansiyonlarda konaklayabilir belirli alanlarda kamp kurabilirsiniz. Likya Yolu işaretleri rotayı kolaylıkla takip etmenizi sağlayacak
  • Fransız Grande Randonnee sistemiyle işaretlenmiş ve kavşak noktalarına sarı yönlendirme tabelaları yerleştirilmiş olan Likya Yolu’nu doğayı ve yürüyüşü seven herkes rahatlıkla yürüyebilir.
  • Kayalık ve taşlık olması nedeniyle dağ bisikleti için uygun değildir.
  • Patikalarda her 50, toprak yollarda ise yaklaşık her 200 metre aralıklarla işaretlenen kırmızı-beyaz çizgiler, doğaseverlerin işini kolaylaştırıyor. Kırmızı boya ile çizilmiş ‘çarpı’ işaretleri patikadan sapıldığını, işaretin başında bulunduğu yola girmemeniz gerektiğini söylüyor.
  • Üst üste çizilmiş kırmızı-beyaz işaretlerse, bir yol ayrımına geldiğinizi hatırlatıyor. Söz konusu işaretler periyodik aralıklarla gönüllüler tarafından yenileniyor.
  • Ancak doğal koşullar, yeni orman yollarının açılması ve insanlar tarafından tahrip edilme gibi nedenlerle kimi zaman işaretleri kaybetmek mümkün. Böyle bir durumda, en son işarete geri dönüp sakin bir şekilde yeniden çevreyi araştırmak, doğru yolu bulmanızı sağlayacaktır.
  • Ağaç, kaya gibi şeylerin her iki tarafına yapılan işaretleme sistemi sayesinde Likya Yolu başlangıç noktası, Fethiye veya Antalya seçilebilir.
Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu Hangi Mevsimde Yürünür?

  • Likya Yolu yılın her zamanı yürümeye elverişlidir
  • Akdeniz ikliminin hakim olduğu bölgede kış ayları oldukça yumuşak geçtiğinden, yürüyüş sezonu uzundur. Likya Yolu, küresel ısınmanın da etkisiyle yılın on bir ayı yürünebilecek uygun koşullara sahiptir.
  • Yine de yürümek için en uygun ve en güzel zaman, karlarla kaplı tepeleri ve toprağın yüzünü örten çiçekleri bir arada görebileceğiniz ilkbahar mevsimi ile sıcak ve nemin giderek azaldığı Ekim-Kasım dönemidir. Dağların doruklarında gün içinde dört mevsimin birden yaşanabileceği de unutulmamalı.
  • Eğer yüksek kesimlerde yürümüyorsanız, Mayıs ortası ile Eylül ortası yürüyüş aktivitesi için oldukça sıcaktır. Aralık ve Ocak aylarında yağmur ve fırtına görülebilir. Ocak ayından Nisan başına kadar 1500 metrenin üzerinde genellikle kar vardır. Kasım-Şubat aylarında sağanak yağışlar görülebilir.
Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası Harita

Likya Yolu Üzerindeki Doğal Ve Tarihi Alanlar:

  • 540 km’lik bir alana yayılan yol üzerinde Sdyma, Pyndai, Phellos, Letoon, Xanthos, Patara, Apollonia, Simena, Myra, Limyra, Olympos gibi birçok antik alanı görmek mümkün.
  • Likya Rotası ayrıca Kalabantia, Sidyma, Pydnai, Letoon, Xanthos, Patara, Phellos, Antiphellos, Sebada, Apllania, Aperlai, Teimussa, Simena, Sura, Andriake, Myra, Belos, Gagai, Melanippe, Olimpos, Chimera (Yanartaş), Phaselis antik kentleri yanı sıra St Nicholas (Noel Baba) Kilisesi, Alakilise, Papazın Kayası, Gedelme Kalesi, Delikkemer ile Xanthos’a su götüren su kemerleri gibi tarihi mekanlara uğruyor.
  • Adını Likyalılardan alan yürüyüş rotası yirmiyi aşkın antik kentin yanı sıra zaten bir turizm hareketliliği olan Fethiye, Ölüdeniz, Kelebekler Vadisi, Kabak Koyu, Yediburunlar, 18 kilometre ile dünyanın en uzun doğal plajlarından biri olan Patara Kumsalı, Kalkan, Kaş, Kekova, Demre, Finike, Korsan Koyu, Türkiye’nin en güzel deniz feneri seçilen Gelidonya (Taşlık Burnu) Feneri, Adrasan Koyu, Musa (Olimpos) Dağı, Çıralı Plajı, Avrupa ve Türkiye’nin sahildeki en yüksek zirvesi olan Tahtalı Dağı (2366), Tekirova, Kesme Boğaz, Göynük Kanyonu, Göynük gibi doğal güzelliklerden geçerek Akdeniz kıyı şeridi boyunca uzanıyor.

Likya Kültür ve Yürüyüş Rotaları

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu etapları, Hisarönü (Ovacık)-Faralya, Faralya-Kabak Koyu, Kabak Koyu-Alınca, Alınca-Yediburunlar, Yediburunlar-Gavurağılı, Gavurağılı-Patara, Patara-Kalkan, Kalkan-Sarıbelen-Gökçeören, Gökçeören-Kaş, Kaş-Kekova, Kekova-Demre, Demre-Alakilise-Finike, Karaöz-Gelidonya Feneri-Adrasan, Adrasan-Olimpos-Çıralı, Çıralı-Beycik, Çıralı-Tekirova, Tekirova-Phaselis-Gedelme, Beycik-Tahtalı Dağı-Gedelme, Gedelme-Göynük, Göynük-Hisarçandır ve Hisarçandır-Geyikbayırı şeklinde planlanabilir.

  • Bu uzun rota; Fethiye Boğaziçi köyü, Patara Delikkemer ve Çıralı bölgelerinde 2 alternatif güzergaha ayrılıp daha sonra tekrar birleşmektedir.
  • 555 kilometrelik uzunluğundaki Likya Yolu’nu yürümek isteyenler güzergahı farklı etaplara bölerek 3-5-7-10 günlük etkinliklerle kotarabilirler.
  • Tamamını bir seferde yürümek için performansa ve kondisyona göre 25-40 gün arası gibi bir zaman dilimini ayırmak gerekir.

Likya Yolu Parkurları

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu Ovacık-Kirme Arası Rotası

Ovacık-Kirme (Kayaköy)

Likya yolu, resmi olarak Ovacık kasabasının güneyinde, Ölüdeniz yoluna paralel doğu (dağ) tarafında bulunan diğer bir asfalt yolun dönemecinde başladığı kabul edilse de, bilinen Likya ülkesinin batı sınırı olan eski adı Telmessos; bugünkü Fethiye ilçesi ile daha güneyinde bulunan yarımada ortasında Kayaköy olarak bilinen eski ismi Karmylassos arkeolojik yerleşimler mevcuttur. Likya ülkesinin en büyük yerleşimlerinden olan Karmylassos (Kayaköy) ile Ölüdeniz arasında yer yer taş örülü, Likya yolu olarak işaretlenmemiş ancak yürüyüş yolu olarak farklı renklerde işaretlenmiş patikayı geçerek hem Kayaköy, hem de deniz-orman manzaralı bir yürüyüşten sonra Ölüdeniz lagüne inilebilir.

Burada araç yolundan Ölüdeniz kasaba merkezinde bir molanın ardından, Belcekız plajının bitiminde daha güneye inen, dağın yamacında bulunan karayolu üzerinde, daha yukarıdaki Likya yoluna bağlanan diğer bir patika ile ana Likya yoluna bağlanabilir. Likya yolunun resmi başlangıç noktasından sonraki birkaç km.lik kısım, doğallığını yitirmiş, inşaat çalışmaları nedeniyle genişletilmiş toprak bir yoldan sonra, Ölüdenize bakan sırtın dönemecinde, arkeolojik dönemlerde yapılmış taştan tahkimat bir merdiven ile patika başlar. Sol tarafında Babadağı, sağ tarafında ise açık deniz manzarası arasında, hafif bir eğimle yükselen patika çevresinde yer yer çam ağacı, keçiboynuz ağaçları ile genellikle Akdeniz’e özgü maki ve çalılıklar görülmektedir. İlkbaharda rengarenk kır çiçekleri, sonbaharda ise ıslanmış toprak ve bitkilerin kokusu, yürüyüş yapanların keyifli ve dinlendirici bir gün geçirmelerini sağlayacaktır. Kozağacı yerleşiminde, çeşmenin önünden ayrılan diğer bir patika; çam ve sedir ormanı içerisinde yer yer dik eğimle yükselerek öncelikle yamaç paraşütü indirme noktasına;, oradan da 1970 m. seviyesine, Baba Dağının zirvesine ulaşır. Sıcak yaz günlerinde yüksek rakımda serinlemek isteyenler için keyifli bir tırmanış olabilir.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya yolu, Kozağacı yerleşiminden sonra birkaç km. boyunca toprak yola paralel olarak devam edilir. Kozağacı ile Kirme yerleşimi arasında, toprak yoldan batı yönünde birkaç yüz metre saptığımızda, Kıdrak koyu ve gerisindeki yüksek uçurumun başında manzara izlenebilir. Vadinin başladığı dere yatağından aşağıya, deniz kıyısına kadar ulaşan diğer bir patika mevcut olsa da, ağır yük ve amatör yürüyüşçüler için iniş, tehlikeli olabilir.

Likya yolu, toprak yoldan devam ederek, Kirme yerleşiminin üzerinde, toprak yol ayrımında, köy evleri içerisinden dönerek inişe geçer.

Her ne kadar yol üzerindeki iki eski sarnıç olmasına rağmen; 300 m seviyelerindeki başlangıç noktasından, 750 m seviyesindeki Kozağacı yerleşimine kadar içme suyu bulunmaz. Kozağacı yerleşimi girişinde yol üzerinde, Kirmeyerleşiminde , veKirme›den 1 km sonra bulunan toplam 3 çeşme , bu paftada mevcut içme suyu kaynaklarıdır.

Kozağacı veya Kirme yerleşimlerinde alışveriş, su, yeme içme , konaklamaya yönelik resmi işletmeler olmasa da, bölgede yaşayan yerel halk, yürüyüşçülerin bu ihtiyaçlarını karşılayabilir.

Kayaköy

Likya döneminden günümüze ulaşan yerleşimlerden birisi olsa da Lİkya dönemine ait kalıntılar yok olmuştur. Birbirinden çok farklı iki yerleşim alanından oluşmaktadır. Bunların birincisi, turizmde de önemli yeri olan, 19. yüzyıl başında kurulmuş, yamaçlara dayalı ve nispeten yakın tarihli bir yerleşim olmakla birlikte, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde, tamamı Rum, 3000 nüfuslu bir kasaba boyutuna ulaşmış, eski adları Levissi veya Karmylassos şeklinde geçen köydür. 1957 Fethiye Depremi ile evler harabeye dönüşmüş olsa da, canlı müze niteliği büyük ilgi çekmektedir. Kayaköy’de gezilip görülecek yerler arasında büyük ve küçük kilise ve onbir şapel bulunmaktadır. Ayrıca küçük kilise yanında iki senedir bulunmakta olan bir çömlek atölyesi (Çömlekhane) vardır. Küçük kilise yolundan yalnızca deniz veya yürüyerek ulaşımın mümkün olduğu Soğuk Su koyuna yürüyerek yaklaşık kırk dakikada gidilebilir. İkinci yerleşim, 1923 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi ile Kayaköy’deiskan edilen Batı Trakya Türklerinin buradaki altyapıya ayak uyduramamaları nedeniyle bu göçmenlerce ovada kurulmuş daha büyük boyutlu kısımdır.

Likya Yolu Faralya Alıncak Arası Rotası

Faralya – Kabak- Alınca

Kirme yerleşiminden aşağıya doğru inen Likya Yolu, irili ufaklı su kaynaklarının kenarından geçerek Faralya yerleşimine, asfalt yola iner. Faralya köy yerleşimi, Babadağ’ın eteklerinde güneye bakan bir yamaçta, Kelebekler Vadisi’nin hemen üzerinde yer alan, mevki ve flora açısından son derece özel bir konumdadır. Birçok endemik bitki türü barındırır. Ölüdeniz’den gelen dolmuş, Faralya’dan geçerek Uzunyurt ve hatta Kabak yerleşimine ulaşır. Faralya’da market ve diğer alışveriş imkanı bulunur. Kamp, bungalow veya Akdeniz tipi taştan yapılmış otellerde barınma imkanı mevcuttur. Faralya’yı geçmeden önce ana yoldan sağa doğru sapılırsa, Kelebekler Vadisi’nin eşsiz manzarası izlenebilir. Hatta bu sapaktan aşağıya, vadinin tabanındaki kamp alanına ulaşan bir patika vardır. Sarp kayalıkların üzerinde kurulu iplere asılarak inilmektedir. Ağır yük taşıyanlar veya amatör yürüyüşçüler için oldukça tehlikelidir.

Faralya köy halkı, evinde yiyecek, köy kahvaltısı gibi imkanlar sağlamaktadır. Faralya köyü, yola devam etmeden önce güzel bir mola noktasıdır. Likya Yolu, Faralya’nın bitiminde, asfalt yoldan ayrılarak sola doğru yükselir. Yer yer makilik, çoğunlukla çam ağaçları arasından, geniş açılı deniz manzarası ile Kabak yerleşimine ulaşır. Kabak yerleşiminde, yol üzerinde ve daha yukarda iki farklı çeşme ile içme suyu sağlanabilir. Üst yerleşimde, asfalt yolun bitiminde market mevcuttur. Üst yerleşimlerdeki köy halkı, her türlü yiyecek imkanı sağlamaktadır. Kabak yerleşiminin aşağısındaki vadide ise, birçok farklı kamp alanı ve bungalow tipi evlerde konaklama imkanı sağlanmaktadır.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Kabak Vadisi, içerisinde birçok endemik bitkinin yer aldığı doğal koruma alanlarından birisidir. Likya Yolu, üst Kabak yerleşiminin daha üzerinden vadinin içine doğru yönelse de Kabak Vadisi’nden aşağıya inen bir başka patika ile vadinin tamamını görmek; vadi tabanından tam doğuya doğru, çam ormanı içerisinde yükselerek de ormanın derinliklerinde  şelaleleri görmek mümkündür. Şelalere giden alttaki patika, daha yukarda Likya Yolu ile birleşir. Kabak Vadisi’ni, içerden kavisli bir yol ile dolanarak güneydeki Alınca yerleşimine doğru çıkış yapılır. Sandal, çam, keçi boynuzu, pinar ağaçları arasında ilerleyen Likya Yolu’nun bu kısmı, doğal içerik açısından en zengin ve keyifli parkurlardan birisidir. Alınca yerleşiminde yiyecek ve konaklama imkanı, yerel halk tarafından sağlanabilir. Asfalt yolun 50 m kadar doğusunda, çınar ağaçları altında içme suyu için çeşme bulunur.

Alınca yerleşiminde asfalttan aşağıya inerken sağa doğru ayrılan Likya Yolu, olağanüstü deniz manzarasına sahip Cennet Koyu’nun üzerinden kavisli bir şekilde dolanarak aşağıya inmeye devam eder. Bir sonraki paftada (3. pafta) görüleceği üzere Üçkeçi Mevkii denilen bir noktada, aşağıda Cennet Koyu’na inen patika, Likya Yolu’ndan ayrılır. Cennet Koyu, sandal ağaçları ile bahar aylarında rengarenk görünümlere sahip, hiçbir yapı veya tesisin bulunmadığı bakir ve temiz kumsalı ile görülmeye değer doğal güzelliklerden birisidir. Vadinin derinliklerinde, son yıllarda bir kamp işletmesi faaliyete başlamıştır. Çok dik eğimli, taşlık bir inişi göze alanlar için Cennet Koyu muhakkak görülmeye değer yerlerden birisidir. Kabak Vadisi’nden Cennet Koyu’na, kıyıdan gelen başka bir patika da mevcuttur.

Alınca yerleşiminden yukarı, Karaağaç yönüne, oradan da dağların arkasındaki Pınara antik kentine ulaşan patikalar mevcut olup kırmızı – sarı çizgiler ile işaretlenmiştir.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu Alınca-Sidyma-Gey-Bel Arası Rotası

Alınca yerleşiminde, asfalt yoldan ayrılan Likya Yolu patikası, Eren Dağı’nın batı tarafında denize bakan dik yamaç boyunca güneye doğru iner. Arı kovanlarının bulunduğu Üçkeçi mevkiinden aşağıya, Cennet Koyu’na inen patika, Likya Yolu’ndan ayrılır. Güneye doğru bir süre daha devam eden patika, yer yer taş terasların olduğu düz ovaya iner. Burada görülen ilk sarnıçtan sağa doğru ayrılan patika ile Korsan Koyu’na inilebilir. Korsan Koyu ve daha güneydeki burun boyunca Kalabantia arkeolojik yerleşimi görülebilir. Eğer işaretli Likya Yolu’ndan ayrılmadan devam edilecek olursa, bir köy evinin önünde ikiye ayrılan Likya Yolu, gidiş yönüne göre sağ tarafta Gey ve Yediburunlar yerleşimleri üzerinden Bel yerleşimi yönüne devam eder. Ovadaki bu yol ayrımından sonra, birkaç km lik keyifli ve manzaralı tırmanışın büyük kısmı asfalt yol üzerinden yapılsa da deniz manzarası ve ayrıca Akdeniz’e özgü karstik kireçtaşlarının içerisinde yetişen makilikler, bu güzergahın peyzajını oluşturur. Gey veya Yediburunlar’da bulunan marketlerde içme suyu ve diğer temel alışveriş imkanı bulunmaktadır. Gey köyünde, asfalt yoldan güneybatı yönünde ayrılan Likya Yolu, taş duvarlı tarlalar arasında güneye doğru ilerler. Birkaç km ilerledikten sonra geçilecek bir boğazın ardından, sağ (güney) tarafta, tabanda deniz olan geniş, derin bir vadinin sol yamacında, ince patikada ilerleyen Likya Yolu’nun bu bölümü oldukça keyiflidir. Vadinin merkezindeki dere yatağına kadar aşağıya inen patika, dere yatağından sonra tekrar yükselmeye başlar. Bu vadinin tamamında Akdeniz’e özgü ağaçlar; keçiboynuzu, asırlık zeytin ağaçları ile pıynar meşeleri görülür. Vadinin sonunda, doğuya doğru yönelen patika, bir boğazdan geçerek çam ormanı içerisinden Bel yerleşimine ulaşır.

Aşağıda bulunan yol ayrımından diğer yöne, kuzey taraftaki patika seçilecek olursa, ovada bulunan tüm yerleşimlerden, asfalt yola paralel bir şekilde geçerek Boğaziçi yerleşiminden güneye, Dodurga yönüne doğru yönelir. Ovada yaşayanlar geçimlerini, bu bereketli topraklarda tarım yaparak sağlamakta olduğundan, ova boyunca çok çeşitli ağaçlar, meyve bahçeleri, ekinlik, zeytinlikler, özellikle bahar aylarında özel görünüme sahiptir. Dodurga yerleşiminden batıya doğru birkaç km mesafede bulunan Sidyma antik kenti, bölgede bulunan en büyük arkeolojik yerleşimlerden birisidir. Sidyma kentinden güneybatı yönüne doğru devam eden patika, dere yatağından sonra birkaç tepenin yamacından dolanarak Bel yerleşimine ulaşır. Bu ikinci güzergah üzerinde Boğaziçi, Dodurga ve Bel yerleşimlerinde market bulunur.

Gey yerleşiminde, denize bakan tepenin başında konaklama imkanı sağlayan işletme, Bel yerleşiminde ise yerel halkın sağladığı imkanlarla çadırlı konaklama imkanı vardır. Bel yerleşiminden güneye doğru devam eden Likya Yolu, toprak araç yolu üzerinden bir süre devam ederek Belceğiz’e ulaşır.

Paftada gösterilen market yerleri ve köy yerleşimlerinin dışında, sadece Bel yerleşiminde bulunan çeşmeden içme suyu temin edilebilir.

Sidyma

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Fethiye’ye 55 km olan Sidyma’nın eski tarihi pek bilinmemekle beraber Roma Devri’nde büyük gelişme gösterdiği bilinmektedir. Bu gelişme Bizans Çağı’nda devam etmiştir. Roma Çağı’ndaki gelişmenin nedeni İmparator Marcus’tur. Marcus (450 – 457), daha imparator olmadan Perslere karşı yapılan savaşta Lykia Bölgesi’nde hastalanır, Sidyma’da bırakılır ve Sidymalı iki kardeşin evine yerleşir. Marcus, iyileştikten sonra kardeşlerden biri ona sorar: “Eğer imparator olsaydın bize nasıl bir iyilik yapardın?” Marcus da “Bu olması imkansız olay olsaydı sizi şehrinizin en önde gelen kişileri yapardım.” diye yanıtlar. Daha sonra II. Theodosius’un ölümü üzerine tahta geçen Marcus sözünde durur ve Sidyma’dan ilgisini eksik etmez; kendisine bakan bu kişileri yüksek makamlara getirir.

Köyün kuzeyinde bulunan akropol iki bölüm halindedir. Güneydoğu eteği boyunca 365 m uzunluğunda, yer yer 3 m yükseklikte erken döneme ait bir duvar uzanmakta; Sidyma’nın erken dönemde de var olduğunu kanıtlamaktadır. Bu duvarın doğu ucu polygonal biçimde yapılmış olup burada kapı ve gözetleme kulesi de bulunmaktadır. Buranın biraz ilerisinde 6 oturma sırası belli olan ve daha geç dönemde yapılmış tiyatro gezilebilir. Diğer kalıntılar toprak altında kalmıştır. Sur, sonraki devirlerde de kullanıldığı için yer yer harçlı duvarlar ve kuleleri ile görülmektedir. Akropolde, birkaç küçük kalıntı sarnıçlardan başka eser görülmez. Asıl ören yeri, bu akropolün kuzey eteğindeki vadide bulunmaktadır. Sidyma’nın güneybatı tarafına yakın yerde, 9 m yükseklikte bir yapı bulunmaktadır ki birçok devirde kullanılmış bir mezar yapısıdır.
Köyün ortasında, sütunları esas yerinde duran stoanın, bulunan kitabesinde, Cladius zamanında (41 – 54) yapıldığı ve ona armağan edildiği anlaşılmaktadır. Stoanın güneyinde, şimdi düz bir alan halindeki agora, kuzeyinde ise yine Cladius döneminde yapılan ve cella duvarlarının kuzey kısmından birazı ayakta kalmış 9 m uzunlukta bir tapınak yer alır. Bu tapınak imparatorlara ve Artemis’e adanmıştır. Harabenin üzerine yapılan köy evleri nedeniyle bazı kalıntılar zor seçilebilir hale gelmiştir.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu Belceğiz-Gavurağılı-Karadere Arası Rotası

Belcekız – Gavurağılı – Kumluova 

Bel yerleşiminden güneydoğuya doğru ayrılan toprak yoldan birkaç km ilerde sağa doğru ayrılan Likya Yolu; kırmızı toprağı, asırlık zeytin ağaçları, karstik kireç taşları ve Akdeniz’e özgü bitki örtüsü ile adeta büyük ve yapay bir süs bahçesini andıran bir düzlükte; Belcekız denilen mevkiden sonra, yüksek çam ağaçları arasından bir boğaza doğru yükselir. Boğazdan sonra ise nispeten dik eğimli bir yamaçtan zigzaglar ile inişe geçer. Karakteristik Likya Yolu işaretlerinin nispeten silindiği bölgede, güneydoğu yönünde yamaçtan aşağıya doğru inmeye devam edilirse bir müddet sonra Gavurağılı yerleşiminin batısındaki düzlüklerin üzerinde iniş devam eder. Uzun yamaç inişi, taş örülü bir patikayı geçerek sona erer. Ağaçların ve tarlaların arasından 1 km kadar devam eden patika, Gavurağılı yerleşimine ulaşır.

Bel yerleşiminden tam güney yönünde ayrılan Likya Yolu’ndan ayrı bir başka patika mevcuttur. Bu patika ise Bel köyünün güneyinde, tepenin üzerinden denize doğru dere yatağından devam ederek en sonunda bir koya ulaşır. Burada çok eski bir sarnıç ve birkaç küçük kalıntı bulunmaktadır. Bu isimsiz koydan güneybatı yönünde denize paralel olarak devam eden patika, zorlu tırmanış ve inişlerden sonra Gavurağılı düzlüğüne ulaşır.

Gavurağılı yerleşiminde içme suyu için çeşme ve ayrıca konaklama imkanı sağlayan tesis mevcuttur. Gavurağılı yerleşiminin doğu tarafındaki tepenin üzerinden devam eden Likya Yolu, tepenin altında bulunan Pydnai Kalesi etrafında dolanarak deniz kıyısına yakın bir köprü ile derenin karşısına geçer.

Pydnai Kalesi, muntazam kesme taştan yapılmış olup içerisinde Bizans Dönemi’nde de kullanılan kilise ve sarnıçlar bulunmaktadır. Kalenin sur duvarları günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir.

Kumluova’ya doğru ilerlerken okaliptus, çam ve fundalıklar arasından devam eden patika, özellikle kış ve ilkbahar aylarında büyük bir su birikintisi ortasında kaldığından; harita ve fotoğraf üzerinde görüleceği üzere, kuzey yönüne doğru saparak ve su birikintisinin etrafından dolanarak doğu yönünde ilerlemek doğru olacaktır.

Şayet Pydnai Kalesi’nden kuzey yönünde ilerlenirse, bataklığı geçtikten sonra asfalt yolun sola viraj aldığı yerde bir başka köprü ile derenin karşısına geçilebilir. Buradaki köprü, konaklama ve yemek imkanı sağlayan bir işletmenin önündedir. Buradan 250 m kadar ilerideki anayolda, toplu taşıma araçları ile şehirlerarası ana yola, buradan da Fethiye ya da Antalya yönüne giden otobüslere erişim mümkündür.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Likya Yolu Karadere-Leton-Santos Arası Rotası

Kumluova-Letoon-Kınık-Ksanthos-Çavdır 

Kumluova’ya gelmeden, kumluk arazide yer yer okaliptus ağaçları ve fundalıkların içerisinde, çeşmenin olduğu yerden sola devam eder. Bu çeşmenin suyundan içilmesi tavsiye edilmez. Bir süre sonra köprüyü geçen patika, artık sıklıkla seraların olduğu Kumluova – Gerenovası yerleşimlerine doğru yönelir. Yol üzerinde Letoon harabeleri görülür. Letoon harabelerinden sonra doğuya yönelince, Eşen ırmağının kıyısına kadar devam edilir. Eşen Irmağı’na paralel olarak kuzey yönünde devam eder. Karaköy ve köprünün diğer tarafında da Kınık yerleşimleri görülür.

Fethiye’den buraya kadar, Likya Yolu üzerinde banka ya da ATM erişimi olan ilk yerleşimdir. Köprünün karşısında, sol tarafta pazar yerinin ortasından geçilerek asfalt yolda yukarı doğru devam edildiğinde, Ksanthos harabeleri görülür. Harabelerden sonra patika, orman içerisinde, asfalt yola paralel olarak devam eder. Bu bölgede Likya yol işaretleri silinmiştir. Asfalt yola paralel olarak tam doğu yönünde devam edildiğinde, şehirlerarası yol kavşağı görülür. Buradan tam karşıya devam eden Likya Yolu, asfalt yolu üzerinde dümdüz, uzun bir süre devam ederek Çavdır yerleşimine ulaşır. Üçyol ağzından sağa devam edilerek önce mezarlıktan, sonra toprak yoldan devam edilir. Köy evinin sol tarafında zeytinliklerin içerisinden tepeye, yukarı doğru yönelir. Eski bir köprünün üzerinden geçen patika, köy yoluna çıkar.

Letoon

Şair Ovidius’un anlattığı bir öyküye göre kent, Zeus’tan hamile kalan Leto’nun adına kurulmuştur. Kentte en eski yerleşim izleri MÖ 7. yüzyıla kadar gider. Kalıntılar ve ele geçen kitabeler, buranın dinsel ve politik bir alan olduğunu göstermektedir. Ören yeri merkezinde yan yana üç tapınak bulunmaktadır. Bunlardan en kuzeydeki Leto, ortadaki Artemis, güneyindeki ise Apollon’a adanmıştır. Tapınakların güneybatısında bir çeşme, hemen doğusunda kilise yer almaktadır. Kentin kuzeyinde stoa ile arkasını kısmen doğal yamaca dayamış Helenistik Dönem’e ait tiyatro bulunmaktadır. Letoon, M.S. 7. yüzyılda terk edilmiştir.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Ksanthos

Homeros’un ünlü İlyada Destanı’nda, Ksanthoslu Sarpedon komutasında, Likyalıların Troia Savaşı’na katıldığı anlatılmaktadır. İ.Ö. 1200 yılında yapıldığı tahmin edilen Troia Savaşı sırasında Ksanthos adının geçmesi kentin, İ.Ö. 1200 yıllarında Likya Bölgesi’yle birlikte tarih sahnesinde olduğunu göstermektedir. Herodotos ise M.Ö. 545’teki Pers komutanı Harpagos’a karşı yapılan savaşta Ksanthosluların teslim olmamak için savaştıklarını ve kendilerini kentle birlikte yaktıklarını anlatmaktadır.

İ.Ö. 468 yılında Delos Deniz Birliği’ne giren Ksanthos’un, İ.Ö. 475-450 yıllarında bir yangın felaketi yaşadığı bilinmektedir. İ.Ö. 333’te Büyük İskender’in; İskender’in ölümüyle önce Seleukoslar’ın, sonra Ptolemaioslar’ın eline geçen Ksanthos, daha sonra kurulan Likya Birliği’nin 3 oy hakkına sahip altı büyük kentinden birisidir. Likya dilindeki adı Arnna olan Ksanthos, İ.Ö. 2. yy.da, Likya Birliği’nin başkenti olmuştur.

Tarih boyunca büyük istilalar ve felaketler geçiren şehri, Roma Dönemi’nde, M.Ö. 42 yılında Brutus işgal etmiş ve Likya akropolünü yerle bir etmiştir. Ksanthoslular Brutus’a teslim olmamak için yine topluca intihar etmiştir. Hemen bir yıl sonra Marcus Antonius, Brutus’un açtığı yaraları sarmak için Ksanthos’u yeni baştan imar etmiş; kentin Roma Dönemi, refah ve zenginlik içinde geçmiştir. 141 yılındaki deprem kentte hasara neden olmuştur. Rhodiapolisli Opramoas her yere yetiştiği gibi buraya da yardım etmiş ancak Ksanthos eski şaşaalı günlerine ulaşamamıştır. Bizans Dönemi’nde bir piskoposluk merkezi olmuş, Arap akınları başlayınca terk edilmiştir.

Ksanthos’u ilk defa 1838 yılında Ch. Fellows keşfetmiş; kentteki bütün rölyefleri ve büyük mimari parçaları sökerek Patara’dan savaş gemisiyle Londra’ya taşımıştır. Bugün British Museum’un Lykia Salonu’nda, buradan götürülmüş olan birçok eser sergilenmektedir.

Kınık yerleşiminin içinde yer alan Ksanthos Antik Kenti’ne çıkılırken Helenistik Dönem’de inşa edilmiş şehir kapısının yanından geçilmektedir. Kapının hemen üzerindeki kalıntılar, 69-79 yıllarında hüküm süren Roma İmparatoru Vespasianus’un anısına yapılmış kapının kalıntılarıdır. Yolun sağında, Sir Charles Fellows tarafından sökülüp Londra’ya götürülen Nereidler Anıtı’ndan arta kalan kısımlar görülmektedir. 10.15 x 68 m ebadında ve 5.15 m yüksekliğindeki anıt, İ.Ö. 380 yıllarında Kral Arbinas’ın mezarı olarak yapılmıştır. Anıt mezar yüksekçe bir kaide üzerine oturtulmuştur. Anıtın alt kısmında bir savaş sahnesini anlatan iki dizi kabartma, onun üzerindeki mimari parçalardan sonra önde dört sütunun tuttuğu bir üçgen alınlık bulunmaktadır. Alınlık kısmına, yanlarda savaş sahnelerini yansıtan kabartmalar yerleştirilmiştir. Anıtın sütunları arasında deniz perileri olan Nereid heykelleri bulunduğundan anıta “Nereidler Anıtı” denilmiştir.

Çeşitli zamanlarda ilave edilen ve kulelerle desteklenen Helenistik surlar, Ksanthos Antik Kenti’nin etrafını çevirmektedir. Antik Tiyatro, akropoldedir. Helenistik Dönem’de yapılan ve Roma Devri’nde yenilenen tiyatronun doğu ve batı yönünde tonozlu girişleri bulunmaktadır. Yarım daire şeklinde orkestrası ve süslü bir skene binası bulunan tiyatro, 2200 kişiliktir. Tiyatronun üzerinde 4.35 m yükseklikte bir Likya tipi kule mezar bulunmaktadır. Bu mezar İ.Ö. 4. yy.da yapılmış ancak tiyatro yapılırken buraya taşınmıştır.

Roma Devri özelliklerini taşıyan ve günümüze sağlam olarak gelebilen tiyatronun batı tarafında, gösterişli üç anıt yan yana durmaktadır. Bu anıtlardan birisi İ.Ö. 480 yılına ait Harpyialar Anıtı’dır. 8,87 m yükseklikteki bu anıt, 5,43 m yükseklikteki bir gövde üzerine oturtulmuştur. Yukarıda, ölü ailesini ve Sirenler’i tasvir eden kabartmalar bugün British Museum’a götürülmüş olup yerinde alçı kopyaları bulunmaktadır. Kabartmalarda küçük kadın şeklindeki ölülerin ruhlarını sembolize eden Harpyialar’dan dolayı bu anıta “Harpyialar Anıtı” denmiştir. Bir krala ait olması muhtemel anıtın kalan izlerinden kırmızı ve mavi boyalı olduğu anlaşılmaktadır.

Likya akropolünün kuzeydoğu kısmını Bizans Devri’nde yapılan bir manastır kaplamaktadır. Manastırdaki mozaiklerden birinde meşhur Calydon Avı ve Thetis’in Akhilleus’u Styks Irmağı’na batırması sahneleri işlenmiştir. Bu eserler günümüzde Antalya Müzesi’nde sergilenmektedir.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Tiyatronun karşısında bulunan 2. yy.a ait agoranın arkasında, yekpare taşın üzerine Grekçe ve Likya yazısı ile yazılmış; 9,71 m yükseklikte, 250 satırlık kitabeli bir anıt vardır. “Yazıtlı Stel” de denilen bu anıttaki kitabenin bazı kısımlarında İ.Ö. 5. yy.da yaşamış Ksanthos Kralı Gergis ve oğlu Arbinas’ın adı geçmektedir.
Kentin merkezinde doğu-batı yönlü ana cadde yer almaktadır. 11,85 m genişliğindeki caddenin iki yanında, üzerleri portikolarla örtülü, 5,70 m genişliğinde beyaz mozaikler ile kaplı kaldırımlar vardır. Ana caddenin sonunda Erken Roma Dönemi’ne ait bir anıtsal kapı bulunmaktadır. Bir kavşağa gelindiğinin göstergesi olan anıtsal kapıdaki bir yazıttan, bu kapının tanrılaştırılmış Tetrarkhoslar’a ithaf edildiği ve 4. yy.ın ikinci yarısında inşa edildiği anlaşılmaktadır.

Ana caddenin güneyinde yukarı agora yer almaktadır. Bu agora hem ana caddeyle hem de güneye inen caddeyle sınır oluşturmaktadır. Agora dört yandan portikolarla çevrilmiş, meydanı ise kalker karolarla kaplanmıştır. Güneye inen caddede 5. yy.a ait, zemini ve narteksi mozaiklerle kaplı Bizans bazilikası yer almaktadır. Doğuya doğru gidildiğinde “Dansözler Lahdi” görülmektedir. Lahdin uzun yüzlerinden birinde savaş, diğerinde av sahnesi yer almıştır. Kapağın her iki dar yüzünde ise birer dansöz, karşılıklı şekilde dönerek dans etmektedir.

Likya Yolu Kültür ve Yürüyüş Rotası

Surların açık bıraktığı yerden çıkarak nekropol sahasına gelindiğinde birçok lahit görülmekte, kayalarda ev tipi mezarlar dikkati çekmektedir. Aslanlı Mezar ile Merihi Anıtı burada en çok ilgi çeken iki mezardır. 1840 yılında Ch. Fellows tarafından British Museum’a götürülen Merihi Lahdi’nin kapağında “Merihi” adı geçmekte; kapağın her iki tarafında dört atın çektiği arabada bulunanlar, Khimaira Canavarı’na karşı savaşmaktadır.

Merihi Lahdi’nin yanından surun içine girildiğinde karşılaşılan dört mezar anıtından en dikkat çekeni, Likya kule mezarıdır. Bu kule mezarın hemen yanında yer alan Payava Anıtı, Ch. Fellows tarafından British Museum’a götürülmüştür. Bu anıtın bir yüzünde huzura kabul sahnesi ile üstte iki satırdan oluşan Pers Satrabı Autophradates’in adını veren Likçe yazıt; diğer yüzünde ise savaş sahnesi ile kabartmanın üst kısmında bir satır halinde bu anıtı Payava’nın yaptırdığını bildiren Likçe yazıt bulunmaktadır.

Ksanthos’un suyu, 15 km uzaklıktaki Çay köyünden aquaduklerle şehrin yakınına getirilmiş, buradan dağıtılmıştır. Bugün su kanalları İslamlar köyüne kadar 7 km takip edilebilmektedir. Lykia akropolündeki yapılara su götüren künkler de hala görülebilmektedir.


Likya Yolu Parkurları

Olympos-Musa Dağı-Lost City Parkuru

  • Olympos’tan başlayıp Musa Dağı’nın zirvesinde(780m) son bulan gidiş-dönüş yaklaşık 5 saatlik parkurdur.
  • Musa Dağı’nın zirvesinde Likyalılar’ın ilk yerleşim yerlerinden olan Olympos tarihi şehrinin tamamıyle bozulmamış kalıntılarını görecek ve Adrasan manzarasında mola verilebilir.

Olympos-Çıralı-Ulupınar Parkuru

  • Olympos’tan başlayıp Çıralı’dan geçen ve çınar ağaçları, dereleri ve alabalık lokantaları ile meşhur Ulupınar’da son bulan zevkli bir parkur.
  • Ortalama 5 saatlik bir parkurdur.

Olympos-Adrasan Parkuru

  • Likya Yolu’nun bu parkurunda Musa Dağı’nın zirvesine çıkıp, Kayıp Şehir’i ziyaret edilir ve Adrasan sahilinde yürüyüş tamamlanır.
  • Ortaama 7 saat süren bir parkurdur.

Olympos-Cennet Parkuru

  • Olympos’un gizli kalmış tarihi yapıları arasından geçip sahilden devam eden, birbirinden ilginç manzaralara sahip kısa bir parkurdur.
  • Yürüyüş, kaya tırmanıcılarının keşfettiği ve tırmandıkları dümdüz duvarların yanından geçer ve Ceneviz Koyu’nu gören ormanda son bulur.

Karaöz-Adrasan Parkuru

  • Meşhur Gelidonya Feneri’nden geçen, birbirinden güzel 5 ada ve deniz manzarası eşliğindeki en güzel parkurlardan biridir.
  • Yaklaşık 7 saat sürmektedir.

Likya Yolu Konaklama ve Ulaşım

  • Türkiye’nin en önemli turizm merkezi olmasından dolayı bölgede konaklama ve ulaşım olanakları oldukça zengindir.
  • Dalaman veya Antalya havaalanı parkurun iki başlangıç noktası Fethiye ve Antalya için uygun ulaşım alternatifi olabilir. Büyük kentlerden tüm ilçelere şehirlerarası veya yerel otobüslerle erişilebiliyor.
  • Fethiye, Ölüdeniz, Faralya, Kabak Koyu, Patara, Kalkan, Kaş, Kekova, Demre, Finike, Adrasan, Olimpos, Çıralı, Tekirova, Çamyuva, Kemer ve Göynük yerleşimlerinde her bütçeye uygun otel ve pansiyon bulunabilir.
  • Muğla Fethiye ile Antalya Konyaaltı arasında uzanan 550 kilometrelik rota, dünyanın en uzun 10 trekking parkurundan biridir.
  • Fethiye’den Antalya Konyaaltı’na kadar tam 550 kilometrelik bu rota, eski göç yollarından oluşuyor.
  • Likya kentinden geçen Likya Yolu parkuru Ölüdeniz, Kabak Koyu, Yediburunlar, Patara, Kalkan, Kaş, Demre, Finike, Adrasan, Çıralı gibi tatil beldelerini birbirine bağlıyor. Parkurun en büyük avantajı ise, yılın nerdeyse tamamında yürüyüş fırsatı sunması.
  • Rotanın en popüler güzergahı olan Kaş-Çıralı arası 110 kilometrelik parkur, size Olimpos Antik Kenti’ni ve Yanartaş bölgesini görme şansı sunacağından trekking rotası hakkınızı bu kısma ayırmanız yerinde olur.
  • Yolun bir kısmını arabayla ya da minibüslerle geçmezseniz, bu rota tam bir haftanızı alacak.
  • Ülkemizin en uzun yürüyüş rotası olan ‘Likya Yolu’nun en güzel parkurlarından biri Patara-Kalkan rotasıdır. Bu, Likya Yolu’nun orta seviyeli parkurlardan biridir. 27 kilometre uzunluğundaki yola Fethiye’ye bağlı Yediburunlar Köyü’nden başlayabilirsiniz.
  • Zorluk seviyesi orta olarak değerlendirilen rota boyunca hem doğanın dinginliğini hissedecek hem de karşınıza çıkacak antik yerleşim yerleri ile Patara’ya su taşıyan tarihi su yolunu izlerken geçmişin derinliklerine yolculuk edeceksiniz.

Bütün outdoor aktivitelerinde güvenlik öncelikle sizin sorumluluğunuzdadır. Hiçbir makale veya video doğru eğitim ve deneyimin yerini alamaz. Özellikle outdoor ekstrem sporlarda kendi kişisel güvenliğinizden öncelikli olarak siz sorumlusunuz. Her zaman kişisel güvenliğinizi kendiniz ön planda tutun. Her durumda doğadan taraf olun.  Lütfen sadece okuduğunuz makale değil outdoor ve doğaya dair yayınlanmasını ve irdelenmesini istediğiniz her konu hakkında iletişim sayfamızdaki bağlantıları kullanarak bize yazın. Outdoor aktiviteleri ve macera turizmi hakkında en son bilgileri almak için sitemizi takip ediniz. 

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

“Türkiye’deki Kültür Ve Yürüyüş Yolları 4 Likya Yolu Yürüyüş Rotası” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s