Alanya Gezi Rehberi 2 – Alanya’da Gezilecek Yerler

Bu yazı dizimizde Antalya’nın tarihi ve turistik yerlerini tanıtıyoruz. #Antalya deniz, güneş, doğa ve tarihin bütünleştiği bir şehirdir. Türkiye’nin turizm cenneti olan Antalya’nın her ilçesi başlı başına birer doğa harikasıdır.

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak özellikle outdoor turizminde büyük eksiklik olarak gördüğümüz illerin tek tek tanıtımı, illerde yapılabilecek outdoor aktiviteleri, outdoor ürün satan firmalar, kamp alanları, doğal güzellikler, yürüyüş rotaları gibi bütün bilgileri içeren bir yazı dizisine başladık.

Bu yazı dizimizde bulunduğunuz veya tatil amaçlı gittiğiniz ilde öncelikle yapabileceğiniz doğa aktivitelerinin, aktivite bölgelerinin, kamp alanlarının, tarihi ve turistik mekanların tam ve en geniş listelerini oluşturup okuyucumuzun kullanımına sunuyoruz.

Özellikle kampçılardoğa severler, karavancılardoğa tatilcileri, macera turizmikültür turizmi ve outdoor ekstrem sporları yapanlar için en çok aranan bilgileri derlemeye gayret gösteriyoruz.

Listede gördüğünüz eksiklikleri ve eklenmesini istediğiniz bilgileri iletişim sayfamızda bulunan kanallardan bize ulaştırabilirsiniz.

Alanya, ideal bir tatil için düşlenen her şeyi bulabileceğiniz bir turizm merkezidir. Özgün doğal ve kültürel dokusu, masmavi Akdeniz’in kıyısında dizilmiş birbirinden cazip ve konforlu lüks otelleri ve dünyanın en iyi mutfaklarından biri olarak kabul edilen Türk mutfağının zengin örnekleri ile Alanya, sizlere sayısız alternatif sunuyor: Kleopatra’nın denize girip güneşlendiği koyda yüzmek, mavi turlarda denize açılan mağaraların gizemini keşfetmek ve bağrında binyılların birikimini barındıran Akdeniz uygarlık mirasını tanımak bunlardan sadece bazılarıdır.

Alanya Tanıtımı serimizden

Bu yazımızda Antalya’nın Alanya ilçesine gittiğinizde gezip görmek isteyebileceğiniz bütün tarihi ve turistik yerleri kısa tanıtımlarını yapacağız. Bu yazımızın içeriği genel olarak Alanya Belediyesi‘nin sitesinden alınmıştır. Bu yazımızda aşağıdaki başlıklarda bilgi ve tanıtımlar bulunmaktadır.

Alanya Tarihçesi

Alanya

Alanya Kuzeyinde Toros Dağları Güneyinde Akdeniz’in bulunduğu küçük bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Antik çağda Pamfilya ve Kilikya arasındaki çizgide yer aldığı için bazen Pamfilya bazen de Klikya olarak anılmıştır.

Alanya‘nın ilk iskanı ile ilgili kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Prof Dr Kılınç KÖKTEN ‘in 1957 yılında Kent merkezine 12 Km uzaklıkta yer alan Kadıini Mağarasında yaptığı araştırmalar, bölge tarihinin Üst Paleolitik (M.Ö.20,000,-17,000,) dönemine kadar uzandığını göstermektedir.

Alanya’nın ilk kez ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu henüz bilinmemektedir. Kentin bilinen en eski adı Korakesium dur. Bizans döneminde ise Kalanoros ismi verilmiştir. 13, YY da Anadolu Selçuklu Hükümdarlarından 1, Alâeddin Keykubat’ın (1200-1237) kaleyi alması ile şehrin ismini Alaiye olarak değiştirmiştir. 1935 yılında Kenti ziyaret eden Atatürk ise Alanya adını vermiştir. (Korekesium’dan İlk kez bahseden M.Ö.4, Yüzyıl antik coğrafyacılarından Scylax’dır Bu dönemde bölge Anadolu’nun önemli bir bölümünü istila eden Perslerin egemenliği altındadır. Daha sonra ünlü antik çağ yazarı Strabon, Piri Reis, Seyyep, İbn-i Batuta ve Evliya Çelebi bölgeyi gezen seyyahlar olup eserlerinde kentten bahsetmektedirler.

Bölgenin ilk çağları ve Bizans dönemi hakkında fazla bilgimiz yoktur.M.S.7.yüzyılda arap akınları sırasında kent savunması daha da önem kazanmış, akınlara karşı korunmak amacıyla kale yapımlarına öncelik verilmiştir. Bu nedenle Alanya ve çevresindeki pek çok kale ve kilise M.S.6 ve 7.yüzyıla tarihlenmektedir.

Anadolu Selçuklu hükümdarlarından 1. Alaaddin Keykubat, Alanya kalesinde hüküm süren ve hristiyan sülalelerinden olan Kyr Vart’ ı 1221 yılında yenilgiye uğratarak Kaleyi ele geçirmiştir. Hükümdar kendi adına burada bir saray Varta başkent Konya’nın yansıra Alanya’yı ikinci bir başkent ve kışlık merkez olarak kullanarak imar faaliyetlerinde bulunmuşlardır.

1243’deki Moğol saldırıları 1277’de Mısır Memlüklerinin Anadolu’ya girmeleri Selçukluları yıpratmış, 1300 yılında Selçuklu Devleti parçalanmış ve bölge Karamanoğulları tarafından beşbin altın karşılığında Memlük Sultanına satılmış daha sonra 1471 yılında Fatih Sultan Mehmet zamanında Osmanlı Devleti sınırları içerisine alınmıştır.

Alanya, Tarsus ile birlikte 1571 yılında Kıbrıs eyaletine bağlanmış,1864 yılında ise, Konya vilayetinin sancağı olmuştur. 1868 yılında Antalya’ya bağlanmış, 1871 yılında bu ilin ilçesi olmuştur.

Alanya’da Gezilecek Yerler

Dim çayı

Dim Çayı, Alanya şehir merkezinden yaklaşık 12 km uzaklıkta Kestel’dedir. Akdeniz’den yukarıya doğru yeşil vadinin içeresinden kıvrımlı yollardan ulaşım sağlanır.  Dimçay’ın suyu yaz ayarının bunaltıcı sıcağında bile buz gibidir. Buradaki yüzlerce piknik alanı ve tesislerde hoşça vakit geçirebilir buz gibi dere suyunda serinleyebilirsiniz. Bölgede çardaklarda ister suyun üzerinde konumlanmış masalarda alabalık veya diğer leziz yemeklerden yiyebilirsiniz.

Sapadere Kanyonu

Sapadere Kanyonu 2014 yılında keşfedilmiştir. Alanya merkezin 22 KM doğusunda Sapadere köyünün sınırları içerisinde kalır. Bir doğa yürüyüşünün ardından serin vadide akan muhteşem dereye ulaşılır. Sapadere Kanyonu uzun bir kanyondur ve kanyon boyunca bir çok küçük şelale bulunur.

Sapadere Kanyonu gezinizde kanyon girişinde yaşlı ve yeşil çınar ağaçlarının altındaki bulunan restoranda yeme içme ve diğer ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz.

Alanya kalesi

Alanya ya gelmişken mutlaka görmeniz gereken sembolik bir tarihi eserdir.

Alanya Teleferik

Yapımı 2017 yılında tamamlanan teleferik ile dünyaca ünlü Cleopatra plajından Alanya kalesine havadan yolculuk edebilir, benzersiz Cleopatra plajı ve Alanya şehir manzarasını izleyebilirsiniz. Teleferikten indiğiniz noktada Kale’yi gezebilir, fotoğraf çekebilir ve gezintiniz bitince tekrar teleferiğe binip bu güzel manzara eşliğinde Cleopatra plajına inebilirsiniz.

Cleopatra Plajı

Dünyaca ünlü Cleoptara Plajı dünyanın en ünlü plajlarından birisidir. Cleoptara Plajı birbirinden güzel mavi bayraklı denizi, yumuşak kumları ve turkuaz rengi ile bütün dünyada popüler ve aranan bir plajdır.

Damlataş mağarası

Damlataş mağarası, Cleopatra plajının başladığı yerdedir. Mağara içerisinde yağan yağmurlardan damlayan suyun kireçleri sonucu sarkıtlardan oluşmuştur. Yazın en sıcak günlerinde bile mağaranın içerisi serindir. Mağaranın astım hastalarına iyi geldiği bilinmektedir.

Alanya seyir terası

Alanya seyir terası, şehrin tüm güzelliklerini izleyebileceğiniz çok güzel oturma alanları ve piknik yerleri bulunan nadide bir yerdir. Burada şehri izleyebilir, çay içebilir, etinizi alıp mangal partisi yapabilirsiniz.

Alanya’da Bulunan Müzeler

Alanya Arkeoloji Müzesi

Alanya Arkeoloji Müzesi

Alanya Arkeoloji Müzesi

İçinde 14 kapalı, bir açık teşhir salonu olan müze, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinden getirilen Tunç çağı, Urartu, Frig ve Lidya dönemlerine ait eserlerle 1967 yılında hizmete açılmıştır.

Müzenin en önemli eseri M.S. 2.yy.’a tarihlenen bronz döküm Herakles heykelidir.

Alanya müzesinde Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma, Bizans dönemlerine ait bronz, mermer, pişmiş toprak, cam ve mozaik buluntular ile zengin kül kutuları, sikke koleksiyonu vardır.

Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait Türk – İslam eserleri ise önemli bir yer tutmaktadır.

Alanya Atatürk Evi ve Müzesi

Alanya Atatürk Evi Müzesi

İkinci meşrutiyet döneminde yapıldığı tahmin edilen binanın yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir.

18 Şubat 1935 tarihinde Atatürk‘ün Alanya‘yı ziyareti sırasında kaldığı bu ev, mülkün sahibi Rıfat Azakoğlu tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığına bağışlanmıştır.

Alanya Hüseyin Azakoğlu Kent Müzesi ve Kent Belleği Merkezi

Hüseyin Azakoğlu Kent Müzesi ve Kent Belleği Merkezi

Şekerhane mahallesinde bulunan ve sahipleri tarafından kültürel amaçlı kullanılmak şartıyla Alanya Belediyesine tahsis edilen Azakoğlu Konağı, geleneksel Alanya evinin en güzel örneklerindendir.

Gerek planlamadaki bütünlük gerek süsleme detayları göze çarpıcıdır.

Mekânsal rahatlık ve mekanlar arasındaki ilişki düzeni, kolay dolaşım imkânı ve yalınlık evin karakteristiğini oluşturur.

Ayakta kalmışların en iyi örneklerinden biri olan tescilli yapının, Alanya’nın kent belleğini oluşturmak için geçmişi ve geleceği bir arada barındıracak, kent kimliğinin korunmasında önemli bir katkı sağlayacak olan bir kent müzesine dönüştürülmesi amaçlanmıştır.

Alanya’da Gezilebilecek Tarihi Yapılar

Alanya Kalesi

Alanya Kalesi

6 km uzunlukta surlar tarafından çevrilmiş, 10 hektarlık bir yarımada üzerinde bulunan Alanya Kalesi; Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yapmıştır. İlk kuruluş tarihinin ve kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmeyen Alanya’dan, ilk olarak M.Ö IV. yüzyılda coğrafyacı Scylax, Korakesion (Coracesium) olarak söz eder. Strabon; Korakesion’u Kilikya’ya batıdan girildiği zaman, ilk görünen şehir olarak tanımlar ve zapt edilmesi güç çok dik bir kaya üzerinde kurulmuş olduğunu belirtir.

Korakesion; küçük bir askeri birlikle bile doğal savunma kolaylığı ve korunaklı limanı sayesinde, korsanlar ve asiler için ideal bir sığınak olarak, M.Ö. II. yüzyılda korsan limanı ve merkezi oldu. Orta Kale’nin Arap Evliyasından Ehmedek’e kadar olan kısmında bulunan iri blok taşlı, harçlı Helenistik sur duvarı M.Ö. II. yüzyılda kentin hâkimi Diototos Tryphon döneminden kalmıştır.

M.Ö.65 yılında Romalı Pompeius’un galibiyetiyle sonuçlanan Korakesion savaşı ile korsan egemenliği son bulur. Kent, Roma döneminde surların genişletilmesi ve yeni binaların ilave edilmesiyle büyür. Bu dönemde imparatorlar adına sikke bastırılmıştır. Sikke örnekleri Alanya Müzesi’nde görülebilir.

Alanya Kalesi; Bizans döneminde Kalonoros (güzel dağ) adıyla, gemiciler için önemli bir yer belirleme noktası ve Akdeniz’in en işlek limanı olur. İçkale’deki kilise, Arap Evliyası, Cilvarda burnu üzerindeki manastır harabeleri ve Orta Hisar’dan İçkale’ye devam eden yuvarlak kuleli sur kalıntıları Bizans dönemine aittir.

1221 yılında Kalonoros; kalenin sahibi Kyr Vart tarafından Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubat’a teslim edilir ve adı Alaiye olarak değiştirilir. I.Alaaddin Keykubat, büyük bir imar faaliyetine başlar, eski surları sağlamlaştırır, yeni surlar inşa eder ve Alanya’ya en parlak dönemini yaşatır. Bugünkü mevcut surlar, büyük sarnıçlar, Tersane, Kızılkule, Tophane ve İçkale’deki saray kompleksi Alaaddin’in yaptırdığı eserlerden bazılarıdır. Ehmedek, Akşebe Mescidi, Andızlı Camii, Selçuklu hamamı, Aşağı Kale hamamı da Selçuklu döneminde yaptırılmıştır.

Alaiye’nın alınmasıyla birlikte, Anadolu Selçuklu Devleti Akdeniz kıyılarında güçlü bir kalenin yanı sıra, hem deniz hem de karada güçlü bir dayanağa sahip olur. Gelişen iç, dış ve transit ticarette Alaiye özel bir konuma ulaşır.

Alaiye; 14. yüzyılın ilk yarısında Anadolu Selçukluların önde gelen bir ticaret kenti, önemli bir deniz üssü, Mısır ve Suriye ile güçlü ilişkileri olan bir ticaret ve gemi inşa merkezi olarak Anadolu’nun ve Akdeniz’in önemli kentleri arasında yer alır. Çoğunlukla gemi yapımında kullanılan ünlü sedir ağaçları için gelen Mısırlı tacirlerin yanı sıra; Ceneviz, Venedik ve Floransalı tacirler de Alanya’dan baharat, keten ve şeker alıyorlardı. Pegolotti, “practura della mercatura” isimli kitabında Alanya’da kullanılan ağırlık ve ölçülerini, İtalyan ağırlık ve ölçüleriyle mukayese eden bir cetvel sunar. Mısırlı ve Suriyeli tacirler Alanya yolu ile Karadeniz limanlarına da seyahat ediyorlardı.

Alaiye; Selçuklu devletinin çöküşüyle kısa bir süreliğine Kıbrıs Krallığının eline geçer (1293), Karaman ve Alaiye Beylik dönemlerinden sonra Osmanlı hakimiyeti altına girer (1471). Yukarı Kale’de bulunan Süleymaniye Camisi, bedesten ile arasta ve geleneksel Alanya Evleri Osmanlı dönemi eserlerindendir. Alaiye; Cumhuriyet döneminde kenti ziyaret eden Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği doğrultusunda Alanya adını alır.

Yerli, yabancı birçok seyyah Alanya Kalesi’nden söz eder. 1332 yılında İbn-i Batuta, buradaki kerestenin İskenderiye, Dimyat ve diğer Mısır şehirlerine ihraç edildiğini; 1650 yıllarına doğru Katip Çelebi, Alanya Kalesi’ni ihtişam bakımından Bağdat kalesi ile mukayese ederek burada pamuk, ipek ve susam yetiştirildiğini; 1671 yılında Evliya Çelebi ise 300 ev bulunan Orta Hisar’da Süleymaniye Camisinin ve Akşebe Mescidinin, bir sarnıcın, avlusuz evlerin, Aşağı Kale’de 2 medresenin, 6 çocuk mektebinin, 3 hanın, 1 hamamın, 1 çeşmenin ve 150 dükkanın bulunduğunu, bütün sokakların merdivenli olduğunu, ulaşımın katır ve eşeklerle sağlandığını belirtir.

Setton Llyod; Alai’yye kitabında surların bölümlendirdiği bölgeler vasıtasıyla Alanya Kalesi’ni 5 bölgeye ayırır. Birinci bölge, bir ucu Kızılkule, diğer ucu Tersane’de olan hilal şeklindedir; ikinci bölge birinci bölgenin üstündeki tepenin eğimli kısmıdır; üçüncü bölge Ehmedek’in bulunduğu ve İçkale’ye kadar uzanan bölgedir; dördüncü bölge İçkale, beşinci bölge ise Cilvarda burnunun dahil olduğu bölgedir.

Alanya Tarihi Kızılkule

Alanya Kızılkule

13.yy. orta çağ Akdeniz savunma yapılarının eşsiz bir örneği olan Kızılkule; limanı, tersaneyi ve Alanya Kalesi’ni deniz yönünden gelecek saldırılara karşı korumak amacıyla Selçuklu hükümdarı I. Alaaddin Keykubat tarafından Halepli yapı ustası Ebu Ali Reha el Kettani’ye inşa ettirilmiştir.

Kızılkule; bugün olduğu kadar geçmişte de heybetli görüntüsüyle dikkatleri üzerine çekmiş ve birçok kitapta yerini almıştır. 17.yüzyıl seyyahlarından Evliya Çelebi; Alanya Kalesi’nin deniz tarafında sekiz köşeli sağlam bir kulesinin olduğunu, bu kulenin kuşatma sırasında 2000 adam aldığını, burada oturan ikinci kale muhafızının 40 askere sahip olduğunu belirtir.

Yapı eğimli bir arazide bir ana kaya üzerine kurulmuş olduğundan, yüksekliği doğu yönünde 33 m, batı yönünde ise 3 m daha kısadır. Alt beden duvarlarında muntazam şekilde kesilmiş ve birleştirilmiş dikdörtgen kireç taşı ve devşirme malzeme olarak klasik sütun gövdeleri, üst bölümlerde ise kırmızı tuğla kullanılmıştır.

Yapının dış kuzey duvar yüzeyinde “Allah’a minnet” ve onun altında yerden 10 m yükseklikte Alaaddin Keykubat adına yazılmış ve inşa tarihinin 1226 Nisan ayı olarak belirten dört satırlık bir inşa kitabesi, güney duvarında ise başka bir inşa kitabesi mevcuttur. Giriş kapısının sağındaki duvarda bulunan usta kitabesinde yapıyı inşa eden ustanın adı belirtilmektedir. Kızılkule’nin cephelerinde toplam 56 adet mazgal penceresi; düşmanın kaynar zift ve suyla geri püskürtüldüğü ve kurtulmasını imkânsız kılacak düzende sıralanmış olan 22 adet kaynar zift ve su dökme açıklığı ve 6 adet çörten bulunmaktadır.

Sekizgen bir plana sahip olan Kızılkule, sade dış görünüşünün aksine içte karmaşık bir plana sahiptir. Kızılkule; zemin kat, birinci kat, asma kat, açık kat ve açık teras olmak üzere beş katlıdır.

Yapının heybetli görünüşünün aksine, muhtemelen askeri amaçlar nedeniyle, küçük ve gösterişsiz bir giriş kapısı ve dar bir koridordan zemin kata ulaşılmaktadır. Merkezdeki sekizgen fil ayağının çevresini tonozlu bir koridor sarar. İbrahim Hakkı Konyalı ’ya göre, yapının ilk zamanlarında zemin ve birinci katlarda koridor tonozunun başlangıcından üst örtüye kadar uzanan ve kale muhafızlarının yatmaları ve dinlenmeleri için bugün ancak izleri görülebilen ahşaptan basık odalar mevcuttu. Zemin kat günümüzde sergileme mekânı olarak kullanılmaktadır.

Yüksek taş basamaklı bir merdivenle ulaşılan 1.katın merkezindeki ayağın üst kısmına büyük bir su sarnıcı yerleştirilmiştir. Bugün bile işler vaziyette olan sarnıcın ağız kısmı açık katta bulunmaktadır.

Sarnıca yakın olan koridorun tabanında, sekizgen kenarların ortasına denk gelecek şekilde birer havalandırma bacası yerleştirilmiştir. Bugün sergi mekânı olarak kullanılan katın kuzeybatısında bulunan kapı dıştaki surlara açılmaktadır. Sağdaki sur duvarında büyük bir gemi graffitisi görülebilir.

Dar bir koridor şeklinde olan asma katta kaynar zift ve su dökme açıklıkları mevcuttur.

Açık terasın ortasında sarnıcın ağzı ve çevresinde ikişerli sıra halinde toplam 16 adet havalandırma bacası mevcuttur. Bu bacalardan giren ışık birinci kata kadar ulaşır.

Alanya Tarihi Tünel Yapısı

Alanya Tarihi Tünel Yapısı

Eskiden Kızılkule’nin önünde, kalenin deniz kapısı olarak hizmet gören ve Eğri Kule olarak adlandırılan bir küçük kule mevcuttu.

Kalıntısı halen görülebilen kule, bir tünel vasıtasıyla Kızılkule’ye bağlanıyordu.

Kızılkule’nin kuzeyinde denize kadar inen bir gömlek/dış duvar yıkılmış, önüne rıhtım yapılmıştır.

İncelemelere göre Selçuklu gemilerinin yiyecek, su, asker ve silah gibi ihtiyaçları buradan temin ediliyordu. Osmanlının son dönemlerinde liman yapımıyla ilgili çizilen projede, tünel üzerinde su kaynağı tabiri bulunmaktadır.

Tünel’in bir kısmı yol geçirilmek amacıyla yıkılmıştır. Tünelden gemilere bağlantı güvenlik amacıyla portatif bir köprü veya merdivenle sağlanmıştır. Yıkılan kulenin Kızılkule ve tersane arkasına

Alanya Tarihi Liman Surları

Alanya Tarihi Liman Surları

I.Alaaddin Keykubat döneminde yaptırtılan liman surları; Kızılkule, Tersane ve Tophane anıtsal yapılarıyla birlikte Alanya Kalesi liman bölgesinin deniz yönündeki görkemli profilini oluşturmaktadır.

Bir liman-kent olarak antik çağlardan itibaren ve özellikle de Orta çağda en parlak dönemini yaşayan Alanya; doğu Akdeniz havzasının işlek limanları arasında sayılıyor ve Mısır, Ceneviz ve Venedikli tacirleri ağırlıyordu.

Alanya Kalesi’nin çeşitli yapı duvarlarında görülebilen farklı dönemlere ait yüzlerce gemi graffitisi; Alanya’nın denizle olan bağlantısının sessiz tanıklığını yapmaktadır.

Alanya Tarihi Grafitili Çeşme

Alanya Tarihi Grafitili Çeşme

Eksen projesi kapsamında yapılan çevre düzenlemesi sırasında ortaya çıkarılan çeşmede üstünde Alanya Kalesi’nin ayırt edici özelliklerinden olan bir gemi graffitisi mevcuttur.

Alanya Tarihi Antrepolar

Alanya Tarihi Antrepolar

Moloz taş, horasan harcı ve tuğla ile inşa edilmiş, tonoz örtüleri yıkılmış olan birbirine bitişik mekanların surlar üzerinde denize açılan birer kemerli açıklıkları vardır.

Alanya’nın eski liman kent kimliği ile ilgili İbn-i Batuta, Evliya Çelebi gibi seyyahların buradaki ticarete dair anlatımlarından ve limanın Mısır, Venedik, Cenevizli tacirlerin uğrak yeri olmasından yola çıkarak bu mekanların antrepo vazifesi gördükleri söylenebilir.

İbrahim Hakkı Konyalı, Alanya kitabında, eskiden tersane ve Kızılkule arasında gemilerin yanaşması için geniş bir rıhtımın bulunduğunu ve bu rıhtımın Kızılkule ve Tophane tarafından korunduğunu; rıhtımın şehir tarafında gemi malzemesi, erzak ve mühimmatın muhafaza edildiği depoların bulunduğunu; ancak rıhtım ve depoların bir kısmının yıkılmış olduğunu yazar.

Alanya Tarihi Tersane

Alanya Tarihi Tersane

Kuzey- batı yönündeki eski limandan girilen tersane yapısının yuvarlak kemerli gayet dar giriş kapısının 4 m üzerindeki 5 satırlık kabartmalı kitabe göze çarpmaktadır. I.Alaaddin’i karanın ve iki denizin sultanı olarak övülen kitabenin ilk satırında iki rozetanın ortasında bulunan sultanın arması görülebilir. Giriş kapısının sağ tarafında bulunan çıkıntılı mekân mescit, sol tarafındaki 5 pencereli mekân ise tersane memurları tarafından yazıhane olarak kullanılmıştır. Mescit mekânında Denizcilik ve Gemi Müzesi projesi kapsamında yapılan konservasyon- onarım çalışması sırasında iki duvarında karşılıklı Zülfikar freskleri ortaya çıkarılmıştır.

57 m uzunlukta ve 40 m derinlikte olan tersane yapısı; her birinin genişliği 7.70 m olan, en uzunu 43m en kısası 32 m uzunlukta 5 adet tonozlu gözden ve gözleri birbirlerinden ayıran sivri kemerli duvarlardan oluşmaktadır. Duvarları kesme taştan, kemer ve tonozları tuğladan yapılan tersanenin tonozlarındaki menfezler hem ışığın içeriye girmesini hem de dumanın dışarıya çıkmasını sağlamaktadır. Denizin tamamen içine girmediği gözlerin kara tarafları kısmen çakıllı, bir kısmı ise kayadır. Üçüncü gözün kara tarafında bir tatlı suyu kuyusu bulunmaktadır. Günışığından en çok yararlanacak şekilde konumlanan tersane yapısı; kaya kırımını en az seviyede tutmak için farklı seviyelerde inşa edilmiştir. Tersaneye bitişik kayaya oyulmuş bir depo tavandaki bir delikten ışık almaktadır.

Alanya tersanesi; sadece gemi yapım ya da gemilerin kışlık konaklama yeri değil, aynı zamanda tamiratın, yelken ve gemi donanımlarının da yapılabildiği demir işlikleri, idari ve depo alanlarına sahip olan bir yapı olup kalıcı bir tersanedir. Kalıcı tersaneler iki amaca hizmet etmektedir. Birincisi kış döneminde büyük teknelerin yapımına olanak sağlaması, ikincisi ise kullanılmayan teknelerin barındırmasıdır. Kış döneminde gemilerin açıkta bırakılması ömürlerini azalttığı için tüm Akdeniz ülkeleri tarafından kadırgalar için gemi barınakları sağlanıyordu. Ancak Alanya tersanesi daha fazlasını sunuyordu. Akdeniz kıyıları daima tehlike altındaydı. Düşman donanmaları ya da korsanlar; büyük ticari yararlar sağlayacak stratejik yerler arıyordu. Alanya da böyle bir konuma sahipti ve surların içinde iki kuleli bir kompleksin parçası olarak tersane düşman saldırılarından korunmak için uygun bir ortam sağlıyordu. Piri Reis’in Kitab-ı Bahriye’sinde (16.yy başı) kent, tersane kompleksi ve liman hakkında bilgiler verilmektedir. Tersane’nin bir Emir-üs Sevahil/Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın daimî nezaretinde bulunduğu; Selçuklulardan sonra Alaiye’ye hâkim olan Karamanoğulları ve Alaiye Beyleri döneminde de tersane faaliyetinin devam ettiği; Osmanlı Döneminde de burada gemilerin yapıldığı anlatılmaktadır.

1960’lı yıllara kadar içinde tekne yapımının ve onarımının devam ettiği tersane, bugün denizcilik ve gemi konusunun işlendiği bir müze olarak hizmet vermektedir. Girişten itibaren ahşap bir yürüyüş yolu üzerinde yürürken 1.gözde 1 adet antik dönem vinci, 2.gözde Osmanlı donanmasında her dönemde lojistik ve ikmal için kullanılan hızlı yol alabilen bir yelkenli olan 1 adet kaplaması yapılmamış çekevele teknesi, 1adet mizena (teknenin kıç bölümünde yer alan direk) ve 1adet seren(direk üzerinde yelken açmak için yatay olarak konulan parça), 3.gözde 1 adet ana direk(teknenin en uzun direği), gemi yapımında kullanılan aletler ve tatlı su kuyusu, 4.gözde antik çağ çıpaları, 5.gözde gemilerde yön belirlemede kullanılan aletleri görebilirsiniz.

Alanya Tarihi Tophane

Alanya Tarihi Tophane

Kesme taşla yapılan Tophane; limanı ve tersaneyi güney batıdan korumaktadır. 19 metre yükseklikte olan 2 katlı Tophane, tonozlu bir dehliz vasıtasıyla esas sura bağlanmaktadır. Alt katında, deniz tarafında, denize ve karaya açılan birer penceresi bulunan 2 adet yüksek tavanlı oda mevcuttur. Odaların önünde sağında ve solunda birer penceresi bulunan ve halk arasında “şeytan deliği” denilen uzun bir dehlizden dağ tarafındaki antreye çıkılır. Kulenin ikinci katına iki tarafında üçer oda bulunan bir koridorla geçilir. Bu katı üç tarafından kapıları kemerli dörder oda sarar. Bütün odaların ve bölmelerin içleri ve kapı kemerleri tuğla ile yapılmıştır. Bu katın solunda nöbetçi ve muhafızların su ihtiyacını karşılayan bir sarnıç mevcuttur.

Alanya Tarihi Meyyit Kapısı

Tarihi Alanya Kalesi

Kızılkule’yi Tophane mahallesine bağlayan yol üzerindedir. Eski Alanya şehrinin ölüleri bu kapıdan çıkarıldığı ve kapının önündeki musallada namazları kılındığı için bu adı almıştır.

Kızılkule -Tophane eksen alanı liman ticareti ve savunma ile ilgili bir bölge olduğu için ve konutların Tophane mahallesinde bulunduğundan, bu kapı eski tarihlerde yalnız asker ve donanma mensupları ile iskelede çalışanları tarafından kullanılmaktaydı.

Alanya Tarihi Sarnıç Yapısı

Alanya Tarihi Sarnıç Yapısı

Kare planlı 13.yy. Selçuklu dönemi sarnıç yapısı; moloz taş ve harçla örülmüş tonozlu, birbirine bitişik iki mekândan oluşmaktadır.

Restorasyon çalışması sırasında yapının içinde iki mekânı birbirine bağlayan ve sonradan örülerek kapatıldığı anlaşılan iki adet kemer açıklığı temizlenmiş, yapının çatısında ve çevresinde kazı çalışmaları yapılmıştır. Tarihi sarnıç yapısı, restorasyonundan sonra farklı sergilere ev sahipliği yapmaktadır.

Alanya Tarihi Girne Çeşmesi ve Kazı Alanı

Alanya Tarihi Girne Çeşmesi ve Kazı Alanı

13. yüzyıl Selçuklu yapısı olan çeşme sur dışında bulunan bir kaynaktan beslenmektedir. Arkasında suyu biriktirmek için tuğladan yapılmış bir haznesi vardır.

Su; pişmiş toprak künkler vasıtasıyla kaynaktan hem bu çeşmeye hem de tarihi hamamın sarnıcına gelmektedir. Çeşmenin alınlığında başka yerden getirilmiş bir Selçuklu kitabesi vardır. Kale halkının gerektiğinde su ihtiyacını bu çeşmeden karşıladığı bilinmektedir.

Restorasyon çalışmaları sırasında erken Roma dönemine ait bir onur yazıtı bulunmuştur. Girene Çeşmesi’nin yanındaki arsada gerçekleştirilen kazılar sonucunda Tophane Mahallesine çıkan yaya yolundan çeşmeye doğru inen 7 basamaklı bir merdiven ile bir yapıya ait güney ve doğu duvarlarının kısmen korunmuş olan bir mekân açığa çıkartılmıştır.

Alanya Tarihi Şırahane

Alanya Tarihi Şırahane

Kare planlı işliğin güney ve kuzey duvarları kısmen korunmuştur. İşliğin güney ve batı duvarları doğal kaya üzerine oturtulmuştur.

Duvarların önünde doğal kayadan yaklaşık 60cm yükseklikte bulunan platformun batısında 2, kuzeyinde 3 adet pişmiş topraktan yapılmış oluk bulunan sığ tekneler ortaya çıkartılmıştır.

Gerek bu bulgulardan gerekse yerel halktan alınan bilgilerden, bu alanda bir “Şırahane” (üzüm ezme) veya “Şırahmana” (pekmez kaynatma) işliğinin bulunduğu söylenebilir. Şırahanenin yanında araları ahşap hatıllı moloz taş örgülü, kireç harç sıvalı güney ve batı duvarı kısmen korunmuş olan ve zemininde ahşap döşeme olduğu anlaşılan bir kalıntı görülebilir.

Geleneksel Alanya Evi

Alanya Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü ve Alanya Kalesi Alan Başkanlığı Ofisi olarak hizmet gören bu yapı; altında bulunan tarihi hamamı nedeniyle Hamamlı Ev olarak da adlandırılmaktadır.

20.yüzyılın başlarında moloz taş ve bağdadi ahşap sistemle inşa edilmiş ve yöreye özgü horasan harcı ve kıtıklı sıva kullanılmış olan bu geleneksel Alanya Evi; sahipleri tarafından Alanya Belediyesi’ne tahsis edildikten sonra aslına uygun olarak restore edilmiştir. 2009’dan beri faaliyet gösteren evin içinde orijinal tavan ve dolap örnekleri görülebilmektedir.

Alanya Tarihi Hamam Önü Kazısı

Alanya Tarihi Hamam Önü Kazısı

Kültür Müdürlüğü ve Alan Başkanlığı Ofisi olarak hizmet veren geleneksel Alanya Evi’nin restorasyon çalışmaları sırasında; yapının ön bölümünde bulunan betonarme eklentiler kaldırılırken hamamın soğukluk kısmına ait döşemeye rastlanılması üzerine, alanın güneyinde kazılar başlatılmıştır.

Kazılarda duvarları sıva ile kaplı zemini mazgallı bir görünüme sahip işlikler ortaya çıkarılmıştır. Bu işliklerin yelken bezi, halat gibi gemi malzemelerinin yapımı için kullanıldığı düşünülmektedir.

Alanya Tarihi Hamam Yapısı

Aşağı Kale’de, Kızılkule’nin güneyinde üstündeki geleneksel Alanya Evi ile birlikte yer alan yapının, Çarşı Hamamı olarak kullanıldığı bilinmektedir.

Moloz taş, tuğla ve kireç harcı kullanılarak inşa edilen ancak Cumhuriyet Döneminde çimento harçlı beton kullanılarak onarılan hamam; ortası kubbeli, enine sıcaklıklı ve çifte halvetlidir.

Sıcaklık bölümü, 12. yüzyıldan başlayarak 20. yüzyıla kadar Türk hamamlarında yaygın olan kare planlı, ortası kubbeli, köşelerinde halvet hücreleri ve hücre üstlerinde küçük kubbeler bulunan bir sistemde tasarlanmıştır. Mekân, üzerindeki kubbede bulunan fil gözü denilen açıklıklar tarafından aydınlatılmaktadır.

Hamamın suyu; 13.yüzyılda yapılan Girene Çeşmesi’nin arkasında bulunan ve suyu sur dışında bir kaynaktan alan depodan sağlanmaktaydı. Tarihi hamam, 1960’lara kadar üstünde bulunan evin sahipleri tarafından işletilmiştir.

Alanya Tarihi Darphane

Alanya Tarihi Darphane

Yarımadanın ucunda, uzunluğu 400 metreyi bulan sarp kayalıklardan oluşan Cilvarda burnu üzerindeki yapılardır.

Halk arasında “darphane” olarak anılmasına karşın kesme taşlardan inşa edilmiş binalarda para basılması söz konusu değildir.

11. yüzyıldan kalma taş yapılardan birisi küçük bir kilisedir, diğerinin ise manastır olarak kullanılma olasılığı yüksektir. Küçük kilisenin kubbesi ayakta durmaktadır.

Alanya Tarihi Ehmedek

Alanya Tarihi Ehmedek

Antalya’nın ilçesi Alanya’da bir kale. Ehmedek, Alanya Kalesi’nin kuzey yamacında Bizans döneminden kalan küçük kalenin yerine Selçuklu döneminde “orta kale” olarak yeniden inşa edilmiştir. Giriş kapısındaki kitabeden 1227 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır.

Alanya Kalesi’nin kuzeyinde bulunan yapı, kara tarafından saldırıları önlemek için inşa edilmiştir. Yapı üçer kuleli iki ayrı bölümden oluşmaktadır.

I.Alaaddin Keykubat tarafından Kızılkule’den bir sene sonra Helenistik dönem kalıntılarının üzerinde inşa ettirilen yapıda diğer duvarlara göre daha iri taşlar kullanılmıştır. Batıdaki kulenin dış yüzünde çerçeve içinde bir kitabe yer almaktadır. Kalenin asıl girişi, doğu yüzündedir.

Kalenin batı tarafındaki dış kapısının bulunduğu duvarların alt bölümlerinde Helenistik dönem taş örgüsü görülebilir.

Kanuni zamanında meydana gelen depremde Ehmedek büyük tahribata uğramıştır.

Alanya Tarihi Deniz Feneri

Alanya Tarihi Deniz Feneri

18.yy. ilk yarısında Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından yaptırılan yapı bugünkü şekline Cumhuriyet döneminde kavuşmuştur.

Günümüzde kontrolü Ulaştırma Bakanlığına ait olan dikdörtgen planlı yapı iki bölümden oluşmaktadır. Sur duvarları üzerinde oturan doğudaki bölümde deniz feneri bulunmaktadır.

Alanya Tarihi Bedesten

Alanya Tarihi Bedesten

Süleymaniye Camisi’nin güneybatısında yer alan yapı dikdörtgen planlıdır. Moloz taş ve tuğladan inşa edilen yapının ana girişi doğuda bulunur.

Tuğla örgülü aynalı tonozu olan bir eyvandan avluya geçilmektedir.

Girişin karşısında tuğla ile örülmüş ortada tek sıralı dört kolon ile ayrılmış ve tavanın ortasında ışıklık bulunan kapalı bir mekân bulunmaktadır.

Buranın ahır veya depo olarak kullanılmış olduğu düşünülmektedir. Avlunun uzun kenarlarında basık kemerli dokuz hücre yer almaktadır.

Alanya Tarihi Arasta

Alanya Tarihi Arasta

Tonozlu hacimlerin iki yanda sıralanmasından oluşan, kuzey-güney doğrultusunda uzanan dört bölmeden ve güney uçta yer alan doğu-batı yönünde bir bölmeden oluşan yapı grubudur.

Yapının duvarlarında moloz taş, basık sivri tonozlu üst örgü kullanılmıştır. Bir mezarlık görünümünde olan arastanın moloz ve taşlarla dolu zeminini ot bürümüştür.

Yapı günümüzde tam olarak sağlam durumda değildir. Yer yer yıkılmalar görülmektedir. Günümüzde yapının tahsisi Alanya Belediyesine geçmiştir.

Alanya Tarihi Gemili Mescit

Alanya Kalesi’ndeki 13.yy. Selçuklu dönemine ait yapılarından birisidir.

Yığma yapım tekniği ile moloz taş ve tuğla kullanılarak inşa edilmiş olan mescit, üzeri kubbe ile örtülü kare planlı tek katlı bir yapıdır. Yapının iç mekân duvarlarında füzen ve kazıma tekniği ile yapılmış, Alanya’nın denizcilik tarihine ışık tutan yaklaşık 170 adet gemi graffitisi bulunmaktadır.

Alanya Tarihi Mecdüddin Sarnıcı

Alanya Kalesi alanında doğal su kaynağı olmadığı için su ihtiyacı yağmur suyunu toplayan sarnıçlar vasıtasıyla karşılanıyordu. Bugün de görülebildiği gibi her geleneksel evin kendisine ait bir sarnıcı bulunmaktaydı. Bunun yanı sıra alanda bulunan büyük sarnıçlar da genel bir su tedariki sağlamaktaydı. İçkale barındırdığı büyük sarnıçları nedeniyle Sarnıç Kalesi olarak da adlandırılmaktadır. Sarnıçların çoğu 13.yy. yapısıdır.

Hisariçi mahallesinde bulunan Mecdüddin Sarnıcı 13.yy. Selçuklu yapısıdır. Dikdörtgen planlı beşik tonozlu yapı dıştan yükseltilmiş moloztaş duvarlarla sınırlandırılmıştır. İçte horasan harçlı tuğla duvarlı olup yüzeyi sıvalıdır. Batı tarafında yükseltilmiş duvarlı küçük bir bölüm, sarnıç planına U şeklini vermektedir. Üst kısımda toplam 3 adet su çekme bacası ve 1 adet su sızdırma deliği bulunmaktadır.

Alanya Kalesi Ana Giriş Kapısı

Alanya Kalesi Hisariçi Mahallesi Tünel Mevkii’nde bulunan ve Pazar Kapısı olarak da adlandırılan Ana Giriş Kapısı; Kale’ye giriş çıkışı sağlayan askeri ve törensel niteliklere sahip bir 13.yüzyıl yapısıdır.

Ana Giriş Kapısı ile hemen gerisindeki burç yapısı, Kale’nin en önemli noktalarından birini teşkil etmektedir. Duvarlarında bulunan kırmızı beyaz damalı freskler Alanya Kalesi’ne özgüdür.

Üzerinde yer alan kitabeye göre 1230 yılında inşa ettirilmiş olan Ana Giriş Kapısı, Hazine tarafından Alanya Belediyesi’ne tahsis edildikten sonra bitişiğindeki burç ve sur yapısı ile restore edilerek ziyaretçi bilgilendirme merkezi olarak hizmet vermektedir.

Alanya Tarihi Alaaddin Keykubat Sarayı

Alaaddin Keykubat tarafından inşa ettirilen ve idari yapı olarak kullanılan İçkale Sarayı; İçkale‘nin güneydoğu köşesinde bulunan muhtelif yapı kalıntılarından ibaret bir düzlükten oluşmaktadır.

Saray; güneybatı kenarı boyunca bir teras oluşturacak şekilde uzanan bir duvarla diğer bölümlerden ayrılmıştır.

13. yy. sarayları genellikle ahşap ağırlıklı olduklarından içerisinde süsleme sanatı açısından çiniler, freskler ve Selçuklu ahşap sanatı örnekleri olduğu düşünülmektedir. Sarayın kuzeyinde, zamanında törensel bir işleve sahip olduğu düşünülen avlunun bitiminde, tonozlu koğuş ile ön avlu arasında İçkale Kilisesi yer almaktadır.

Alanya’da Bulunan Mağaralar

Alanya Korsanlar Mağarası (Kızlaryarığı)

Alanya Korsanlar Mağarası (Kızlaryarığı)

Mağaranın tavanı yaklaşık 78 m yüksekliğindedir. Eski zamanlarda bu mağaranın korsanlar tarafından ganimet deposu olarak kullanıldığı, kaçırdıkları kızları burada sakladıkları bilinmektedir.

Bazı rivayetlere göre de bu mağaranın Kale ile irtibatı olduğu, kaçırılan kızların ve elde edilen ganimetlerin bu yolla kaleye ulaştırıldığı, ancak aradan geçen yüzlerce ve binlerce yıl sonrasında bu yolun çöküp kapandığı söylenmektedir. Teknelerle mağaranın içine girilebilmektedir.

Alanya Fosforlu Mağara

Alanya Fosforlu Mağara

Damlataş Mağarası tarafındaki üçüncü mağaradır. Küçük bir kayıkla içine girilebilen bu mağara, yapı ve görüntü itibariyle jeolojik değeri olan ilginç bir doğal güzelliktir.

Geceleri içi çok aydınlık olan mağaranın fosfor parıltıları gündüzleri de fark edilmektedir. Bu mağaraya, fosforlu renginden dolayı fosforlu mağara denilmiştir.

Alanya Aşıklar Mağarası

Alanya Aşıklar Mağarası

Aşıklar Mağarası, tarihi yarımadanın güneybatı yönünde yer almaktadır.

Ancak, bir insanın girebileceği kadar büyüklüğe sahip olup, mağaranın derinliğine gidildiğinde yarımadanın diğer tarafına geçilebilmektedir.

Mağaranın girişi ile deniz suyu arasında yaklaşık 34m yükseklik vardır.

Alanya Damlataş Mağarası

Damlataş Mağarası

Damlataş Mağarası, 1948 yılında liman inşaatında kullanılacak taş için ocak açılması sırasında bulunmuştur. Mağara, tarihi Alanya Kalesi’nin batı kıyısındadır.

Mağaranın giriş kısmında 50 metrelik bir geçit vardır. Yüksekliği 15 metreyi bulan geçitten sonra silindirik bir boşluğa gelinir. Buradan mağaranın tabanına inilir. Mağara, sarkıtlardan damlamaya devam eden su damlaları nedeniyle Damlataş adını almıştır.

Mağara, büyüleyici güzelliğinin yanı sıra astım hastalarına iyi gelen havasıyla da ünlüdür. Doktor kontrolünde mağarada belli bir süre oturarak 21 günlük tedavi kürü uygulayan hastalar vardır.

Mağaranın havası yaz kış değişmez; sıcaklık 22 santigrat derece, rutubet yüzde 95, sabit basınç 760 mm’dir. Mağaranın havasında yüzde 71 azot, yüzde 20,5 oksijen, on binde 2,5 karbondioksit ve bir miktar radyoaktivite ile iyonlar bulunmaktadır. Türkiye’nin turizme açılan ilk mağarasıdır.

Alanya Dim Mağarası

Alanya Dim Mağarası

Alanya’ya 11 km uzaklıkta olan mağara deniz seviyesinden 232 m yükseklikte olup, Cebeli Reis Dağı’nın batı yamacında yer alır.

4 galeriden oluşan Dim Mağarası 360 m uzunluğunda, yatay, 10-15 m genişliğinde ve yüksekliğindedir. Mağara içinde zengin sarkıt, dikit ve travertenlerden oluşumlar vardır.

Mağaranın sonunda, girişten 17 m daha derinde 200 m² su yüzeyi bulunan küçük bir göl bulunmaktadır. Türkiye’nin ziyarete açılan ikinci büyük mağarasıdır.

Alanya Kadıini Mağarası

Alanya Kadıini Mağarası

Mağara, Oba Beldesi Kadıpınarı mevkiinde yer alır. Üst Paleolitik ve Eski Tunç Çağı dönemine ait insan iskeletleri bulunmuştur.

Giriş salonu geniş bir galeriden oluşmaktadır. Mağaranın uzunluğu ve nitelikleri hakkında ayrıntılı bilgi mevcut değildir. Mağara içerisinde zengin sarkıt ve dikitler göze çarpmaktadır. Sorumluluğu Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndadır.

Alanya’da Gezilebilecek Ören Yerleri ve Antik Kentler

Alanya Ören Yerleri Pisarissos (Esen Tepe) Antik Kenti

Alanya Ören Yerleri Pisarissos (Esen Tepe) Antik Kenti

Alanya’nın kuzey batısında Hacılar Köyü ile Esen Tepe Köyü arasında bulunan bir tepe üzerinde (Gavurbeleni) yer alır. Tepe ve yamaçlarında bulunan kente ait kalıntılar bir sur ile çevrelenmiştir.

Sur büyük blok taşlardan yapılmış olup, kent giriş kapısı ve buna ait kuleler batı yöndedir. Tepedeki düzlüğün üzerinde birçok antik dönem yapısının yer aldığı anlaşılmaktadır.

Bu yapılar arasında zeytin işlikleri, evler, agora ve mezar yapıları seçilebilmektedir. Kalıntılar arasında görülen bir yazıt nedeniyle Pisarissos adını almıştır. Kalıntılar Helenistik ve Roma Dönemine aittir. Kalıntılar oldukça kötü durumdadır.

Alanya Ören Yerleri Cibra (Kibra) Harabeleri Antik Kenti

Alanya’nın kuzeybatısında Okurcalar beldesi sınırları içerisinde denize doğru uzanarak küçük bir çıkıntı yapan yarımadanın üzerinde ve bunun batı düzlüğünde yer alır.

Düzlüğün önündeki geniş bir koy ve Tuz adası teknelerin bu bölgeye yanaşması için uygun ortamı sağlamaktadır. Burada sarnıçlar, mezar yapısı ve taş ocağı kalıntıları mevcuttur.

Alanya Ören Yerleri Augae (Konaklı) Antik Kenti

Antalya-Alanya karayolunun hemen kuzeyinde, Alanya’ya yaklaşık 10 km. uzaklıktadır. Deniz kenarında ve pek yüksek olmayan iki yükselti arasında düzlükte yer almaktadır.

Antik bir kentten ziyade küçük bir yerleşim alanıdır. Yüzeyde bulunan yapı kalıntılarından anlaşıldığına göre Geç Roma döneminde iskân görmüştür.

Alanya Ören Yerleri Naula (Mahmutlar) Antik Kenti

Mahmutlar kasabası içeresinde, kasabanın kuzey doğusundaki düzlük alanda ve tepenin üstü ile yamaçlarında yer almakta olup, etrafı surlarla çevrilidir.

Kalıntılar moloztaş ve harç kullanılarak yapılmış mekanlardan oluşmaktadır. Yapıların tümü Bizans dönemine tarihlenmektedir. İki adet kilise de mevcuttur.

Alanya Ören Yerleri Alara Kalesi Antik Kenti

Alanya Ören Yerleri Alara Kalesi Antik Kenti

Alanya’nın 37 km batısında, denizden 9 km içeride bulunan kale; Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından 1232’de yeniden imar edilerek, içerisinde bulunan Bizans kalıntıları da korunarak, bugünkü görünümüne kavuşturulmuştur.

Kale, döneminde bulunan ana ticaret yolunu ve Alara Hanı’nı korumak için yapılmıştır. Ticari gemilerin o dönemde kale önüne kadar geldiği düşünülmektedir.

Alanya Ören Yerleri Marassos (Büyükpınar) Antik Kenti

Antik kent kalıntıları, deniz seviyesinden 670 m yükseklikteki Asartepe’de iki yükselti üzerinde bulunur. Burada bulunan bir yazıttan ötürü Marasseon olarak adlandırılan kentin Helenistik dönemden itibaren yerleşim gördüğü anlaşılmaktadır.

Büyük bir kaya bloğu üzerine inşa edilmiş olan tapınak, oturma sıraları tespit edilen bir yapı, zeytin işliği, nekropoldeki mezarlar ve mezar yapıları antik kentten günümüze kalanlardır. Antik kentin güney doğusunda bir kaynak ve bunun yakınında üzerinde kabartmalar bulunan duvar yer almaktadır.

Alanya Ören Yerleri Hamaxia (Sinek Kalesi) Antik Kenti

Şehir merkezine 6 km uzaklıktaki ören yerinde büyük sarnıç yapıları, tapınak olduğu düşünülen yapılar, idari yapılar, kalıntılarıyla mevcut olup döneminde etrafı surlarla çevriliydi.

Bilinen kaynaklara göre Helenistik döneme kadar yerleşim izleri vardır. Helenistik, Roma Bizans’tan sonra yerleşim kesilmiştir.

Alanya Ören Yerleri Leartes Antik Kenti

Alanya şehir merkezine 24 km uzaklıktaki ören yeri, 1649 m rakımlı Cebeli Reis dağının deniz seviyesinden 850 m yüksekliğinde bulunmaktadır. Tarihleme açısından en eski buluntu M.Ö.7.yüzyıla kadar giden Fenike dilinde yazılmış bir kitabe parçasıdır.

Bu parça ve farklı bir döneme ait asker diploması (M.S.138) Alanya Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir. Laertes’in en popüler zamanı olan M.S. 2.yüzyıldan günümüze kadar ulaşan Caracalla exedrası, agora, hamam, odeon, Zeus Megistos kutsal alanı, Apollon tapınağı, büyük sarnıç, agoralarda bereketin simgesi olarak yapıldığı düşünülen Sezar tapınağı, askeri kuleler, yer altı yapısı, imparatorlar caddesi, evleri, nekropol alanıdır.

Roma dönemi yapıları ile az da olsa Bizans yerleşim izleri halen daha görülebilmektedir.

Alanya Syedra (Sedre) Antik Kenti

Alanya Syedra (Sedre) Antik Kenti

Alanya Mersin karayolu üzerinde Alanya’nın 23 km doğusunda bulunan ören yerinin bilinen en eski tarihi M.Ö. 7.yüzyıla kadar gitmektedir. Kentin M.Ö.7.yüzyıl ile M.S.13.yüzyıl arası iskanı vardır.

Oldukça geniş bir yerleşim alanına sahip olan kentin etrafı surlarla çevriliydi. Günümüzde ayakta kalabilen doğal su kaynağından beslenen içi sıvalı oldukça büyük sıralı sarnıçlar, içinde kalıntıları mevcut vaftiz mağarası, zemininde mozaik kalıntıları bulunan görkemli bir hamam, cimnasyum, sütunlu cadde ve kenarındaki dükkanlar, tapınak, tiyatro, kiliseler, idari yapıları, akropol ve nekropol alanları ile örnek bir Roma yerleşim yeridir. M.S. 2.yüzyılda bütün Roma’da imparatorluğa karşı çıkan isyanlara bu bölgede de rastlansa da Syedra halkı isyancılara karşı imparatorluktan yana olmuştur. Bu nedenle Roma imparatoru Septimus Severus tarafından bir teşekkür mektubu ile onurlandırılmıştır. (M.S194) Bu mektup mermer üzerine yazılarak Syedra sütunlu caddede döneminde halka gösterilmiş günümüzde ise Alanya arkeoloji müzesinde sergilenmektedir.

Alanya’da Bulunan Dini Yapılar

Alanya

Alanya Andızlı Emir Bedrüddin Camisi

Alanya Andızlı Emir Bedrüddin Camisi

Tophane Mahallesinde bulunan cami, Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında 1227 yılında Yalılar Emiri Emir-ül Haç Zade Bedrüddin Ömer tarafından yaptırılmıştır. Adını önündeki andız ağacından almış olan cami, bugünkü görünümüne 1970 yılında kavuşmuştur.

Eski yapıdan günümüze avlu, giriş kapısı, üç kitabe ve minarenin bir bölümü kalmıştır. 1725 yılında onarım görmüş olduğunu gösteren kitabesi bulunmaktadır. Minaresi kesme taştan yapılmış caminin minberinde oymacılık sanatının güzel bir örneğini görmek mümkündür.

Yapının önünde, kısmen son cemaat yerinin altında büyük bir Selçuklu sarnıcı ve yol aşağısında Arap Kuyusu denilen eski bir kuyu vardır.

Alanya Tophane Mescidi

19.yy. Osmanlı yapısı olan mescidin restorasyondan önce önemli kısmı yıkık bir vaziyette olup, varlığı izlerden ve arşiv fotoğraflarında belli olan bağdadi bir yapıydı. Yapı, yerel ustalar ve geleneksel yapım teknikleri kullanarak özgün malzemesi ve mimari detayları ile restore edilmiştir.

Yapının üst kat tavan kaplamaları o dönem Alanya’nın geleneksel yapılarında kullanılan sedir ve karaçamdır. Kapı çevredeki yapılar ile aynı dönemdeki Alanya’nın geleneksel yapılarında olduğu gibi masif ahşaptan yapılmıştır. Çatının tüm elemanları Alanya’nın geleneksel yapılarında olduğu gibi masif ahşaptan yapılmıştır.

Alanya Süleymaniye Camisi

Alanya Süleymaniye Camisi

Bir yıldırım düşmesi sonucu yıkılan I. Alaaddin Keykubat tarafından 13. yüzyılın ilk yarısında inşa ettirilen yapı; Kanuni Sultan Süleyman tarafından eski malzemeleri kullanılarak yeniden yapılmıştır. Alaaddin Camii, Kale Camii, Orta Hisar Camii adlarıyla da bilinen yapı; planı, yapı tipi, kubbe ve kemer şekli, taş ve tahta işçiliği ile 16. yüzyıla tarihlenmektedir.

Üstü yarım küre kubbeli kare bir mekân ile çapraz kemerlerle üçe bölünmüş ve üç küçük kubbe ile örtülü son cemaat yeri, caminin esas yerini oluşturur. Kubbeler tuğladan, duvarlar ise kısmen tuğla ve kısmen de kare taşlarla örülmüştür. Haremin kuzey batı köşesine bir minare ilave edilmiş, kuzey doğu köşesinin karşısında da tonozlu bir sarnıç inşa edilmiştir. Sarnıcın yanında üstü kapalı bir abdestlik vardır.

Alanya Akşebe Sultan Mescidi

Alanya Akşebe Sultan Mescidi

Bedestenin güney batısında bulunan mescid, Alanya Kalesi’nin ilk kumandanlarından Akşebe Sultan tarafından yaptırılmıştır. Mescidin kitabesinde: “Tanrı yerin ve göklerin gaiblerini bilir. Allah’ın mescidlerini ancak, ona ve ahret gününe inananlar imar ederler.

1230 yılı tarihinde yüce sultan Alaüddin günlerinde Tanrı’nın rahmetine muhtaç zaif kulu Akşebe yaptırdı” yazmaktadır.

Yapının dış kısmı taş, iç kısmı ise tuğladan yapılmış iki odadan ibarettir. Odanın birisi mescid, diğeri de Akşebe’nin ve sahibi bilinmeyen birkaç mezarın bulunduğu bölümdür. Gövdenin üst kısmından itibaren yıkık minaresi kırmızı tuğladan örülmüştür.

Alanya Sitti Zeynep Türbesi

Alanya Sitti Zeynep Türbesi

Yapı, dikdörtgen bir plana sahip olup, moloz taş ve kireç harcı ile inşa edilmiştir. Osmanlı döneminde yapılmış olan yapının yapım tarihi 16. Yüzyıldır. Yapının cephesi doğuya bakmakta olup “L” görünümündedir.

Cephenin sağındaki kapıdan aynalı tonozla örtülü kare planlı bir mekâna girilir. Bu mekânın solunda zemin seviyesinden yüksekte açılmış, sivri kemerli küçük bir kapı ile kare planlı mescit bölümüne geçilir.

Bu kısma batıdan sivri tonozlu ve doğu-batı doğrultulu uzun bir mekân birleştirilmiştir ve mekânın kuzey ve batı tabanı L şeklinde setlendirilmiştir. Ortada moloz taşlı sıva ile yapılan sanduka biçimli mezar yeri bulunmaktadır.

Alanya Hıdırellez Kilisesi

Alanya’nın yaklaşık 15 km. kuzeyinde iki tepe arasındaki bir düzlükte yer alır. Dikdörtgen yapının apsisi güneydedir. Üç adet giriş kapısı vardır. Doğudaki kapılardan birisi kilise içinde ahşap ve yüksek tutulmuş ikinci bir mekâna girişi sağlamaktadır.

Bu mekanların önündeki sütunlar ahşaptır. Yapının doğu ve batı cephesinde dörder pencere kuzeyinde de iki pencere vardır. Ahşap kırma çatısı içten tonoz biçimindedir. Batı tarafındaki kapının üst kısmında Grek alfabesi ile yazılmış Karamanlıca bir kitabe vardır.

Bu kitabe günümüzde müzede sergilenmektedir. Burada kilise ile aynı döneme ait bir de çeşme vardır.

Alanya Ayayorgi Kilisesi (Hagios Georgios) Arap Evliyası

Alanya Ayayorgi Kilisesi (Hagios Georgios) Arap Evliyası

Kalenin güney doğu sur duvarına bitişik tamamen taştan yapılmış, dikdörtgen planlı yapının eski adı Aya Yorgi Kilisesi’dir. Üst örtüsü kubbeli olan yapının doğusunda mihrabı yer almaktadır.

Eser kullanım olarak kalenin üç dönemini yansıtması açısından ilginçtir. İlk başlarda Hellenistik dönem kulesine ait 6 m genişliğindeki kare planlı bir kule olan yapının üzerine Bizans döneminde bir kilise inşa edilmiştir.

Selçuklu döneminde ise eski sur duvarlarının yapımı sırasında kilise korunmuş ve mescit olarak kullanılmıştır. Yapı, üslup açısından 11. veya 12. yüzyıl özellikleri taşır.

Alanya Hagios Constantinous ve Mikail Archangelos Kiliseleri

Alanya Hagios Constantinous ve Mikail Archangelos Kiliseleri

Tophane mahallesinde bulunan 18-19yy.ait kiliselerdir.

Alanya’da Gidilebilecek Yaylalar

Piri Reis Alanya haritası

Alanya Dereköy – Türbelinas Yaylası

Alanya’nın 30-35 km. kuzeyinde, Torosların sırtına kurulmuş çam ağaçları arasında uzanan keskin virajlı bir yolla ulaşılan bir yazlık şehirdir. Karamanoğulları zamanında Hurşitler Mahallesi adıyla Mahmutseydi Köyüne ait olduğu bilinmektedir.

Dereköyü etrafı dağlarla çevrili, yamaçlara serpilmiş küçük küçük yerleşim birimlerinden oluşmuştur. Tam ortasında Kargı Çayının çıktığı yer olan Deregözünde alabalık yetiştirilmektedir. Köyün üzümü, inciri, pekmezi ve pestili çok meşhurdur. Yazın nüfusu çok artmaktadır.

Alanya Gedevet Yaylası

Pınarbaşı yaylası sınırları içindedir. Bir rivayete göre Fatih Sultan Mehmet zamanında Alaiye’yi Karamanoğullarından almak için görevlendirilen Gedik Ahmet Paşa, Konya üzerinde Taşatan ve Gedevet yoluyla Alaiye’ye inmiş; bundan dolayı Gedik isminin Gedevet olarak söylendiği bilinmektedir.

Yaylanın deniz seviyesinden yüksekliği 1050 metredir. Çinilerle süslü çeşmesi sağlam durumdadır. Bu yaylada; turfanda sebzeler, elma, armut, kızılcık, fındık, kestane, kiraz, üzüm, incir gibi ürünler yetişir.

Alanya Türktaş Yaylası

Toroslar üzerinde yer alan bu yayla güzel dağ manzaraları, yüksek ağaçları ile gezilip piknik yapılabilecek yerlerdendir.

Alanya Mahmutseydi Yaylası

Alanya’ya 40 km. uzaklıktadır. İlçenin en büyük dağ köylerinden biri olduğu için, yerli halkın en çok rağbet ettiği yerdir. Alanyalı paşalardan Hamdullah Emin Paşa, Mahmut Seydilidir. Yazın yayla oldukça kalabalıktır.

Alanya’da Gezilebilecek Tarihi Evler

Alanya

Alanya Belediyesi Kültür Evi ve Herbaryum

Alanya Belediyesi Kültür Evi ve Herbaryum

Geleneksel Alanya Evi’nin güzel örneklerinden biri olan ve Alanya Belediyesi tarafından istimlak edilerek restore edilen Kızılkule’nin kuzeyinde, İskele Caddesi üzerinde bulunan bu tescilli yapı, yanındaki evle birlikte (bugünkü Liman Başkanlığı) 1860 yıllarında Mülazım Mehmet Bey tarafından yaptırılmıştır. 1800’lü yıllarda Alanya Kalesi’nin surlarla çevrili alanı dışında gelişmeye başlayan Alanya kentini temsil eden geleneksel Alanya evlerine ait bir örnektir.

İki katlı sofalı plan tipine sahip olan tescilli yapının, alt kat duvarları ahşap hatıllı moloz taş duvar, üst kat duvarları ise ahşap bağdadi sistemde olup iç duvarlar samanlı kıtıklı sıva ile sıvanmıştır. Geleneksel Alanya evlerine özgü ahşap pencere, kapı ve tavan detayları yapının zemin ve üst katında izlenebilmektedir.

Orijinalinde geleneksel Alanya evlerinin özelliği olan depolama hayvan barındırma ve servis mekânlarından oluşan zemin kat, herbaryum olarak hizmet vermektedir. Türkiye’de Belediye bünyesinde kurulan ilk herbaryum özelliğini taşıyan bu merkez; Alanya Kalesi flora ve fauna türlerinin incelenmesi” çalışması kapsamında bugüne kadar Alanya Kalesi ve çevresinde tespit edilen 20 tanesi endemik olmak üzere 322 bitki türü ve 38 kelebek türünü sergilemektedir. Tescilli yapının üst katı ve bahçesi ise bütün bir yıl boyunca dönemsel sergilere ev sahipliği yapmaktadır.

Alanya Ömürlü Kemal Atlı Kültür Evi

Alanya Ömürlü Kemal Atlı Kültür Evi

Alanya Kalesi Hisariçi mahallesinde bulunan geleneksel Alanya evi örneklerinden biri olan yapı; sahipleri tarafından tahsisinden sonra, Alanya Belediyesi tarafından onarılarak, malzemesi, mimari detayları ile yöresel karakteristiğine kavuşturulmuş ve özgün mimari kimliğinin korunması sağlanmıştır.

19. yüzyıl son dönemine tarihlenen bu yapıda; plan şemasından, kullanılan malzemelere, ahşap pencere, kapı, dolap detayları ve iç tefrişat elemanlarına kadar özgün tüm mimari detaylar bir arada görülebilmektedir.

Yöreye özgü yapım teknikleri kullanılarak yerel ustalar tarafından yapılan onarım çalışması sonrasında Ömürlü Kemal Atlı Kültür Evi olarak geleneksel Alanya yaşam tarzını yansıtacak şekilde düzenlenen yapı, açıldığı günden beri ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekmektedir.

Alanya Sandık Emini Kayhanlar Evi

Alanya Sandık Emini Kayhanlar Evi

Alanya Kalesi Hisariçi Mahallesinde bulunan bu geleneksel Alanya evi, Alanya Kalesi Geleneksel El Sanatları Merkezi olarak kullanılmak üzere “Sandık Emini Kayhanlar Evi” ismi ile Belediye’ye ücretsiz olarak tahsis edilmiştir.

Yapının dış cephe duvarında bulunan kitabeden 1889 yılında yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Dış sofalı plan şeklindeki iki katlı yapının zemin katı ahşap hatıllı moloz taş duvardır. Taşların çevresi yöreye özgü “çivileme” tekniği olarak adlandırılan tuğla-kiremit kırıkları ile derzlenmiştir.

Avlu ve etrafında yer alan mekanlar, diğer Alanya evlerinde olduğu gibi ev halkının hayvanlarının barınması için ve depo amaçlı kullanılmış bölümlerdir. Yapının asıl yaşam alanı olan üst katı ise hayat ve etrafındaki mekânlardan oluşmaktadır. Üst katta ev halkının günlük yaşamda en sık kullandığı Hayat mekânı, genel özellikleri, odalara ulaşımda geçiş ve evin yapımı yönünde manzaranın en güzel görüldüğü yerdir. Hayata bakan odalardan birisi olan çağnişir, manzara yönünde yer alan bir mekân olup evin misafirlerinin ağırlandığı bir odadır.

Hayata açılan diğer iki oda ise yapının arka cephesinde, çardak mekânı da hayat mekanının ön kısmında manzara yönünde konumlandırılmıştır. Yapının üst katında iki farklı yapım sistemi bir arada görülebilmektedir.

Manzara yönündeki mekanlar dış cephede ahşap karkas üzeri ahşap kaplama olarak inşa edilmiş iken yapının arka kısmında kalan bölümlerinde zemin kattan gelen moloz taş duvar devam etmiştir. Yapıda toprak dam ve tek yönde eğimli alaturka kiremitli olmak üzere iki farklı çatı sistemi kullanılmıştır.

Alanya Hasanağalar Konağı

Şekerhane mahallesinde bulunan tescilli yapı 1900’lü yılların başında inşa edilmiştir. Yapı; evin malikleri tarafından kültürel amaçlı kullanmak şartıyla Alanya Belediyesine tahsis edilmiştir.

Toplam alanı ve yüksekliği açısından Alanya evleri arasında en gösterişlilerden biridir.

Alanya’da Bulunan Tarihi Köşkler

Alanya Tarihi Gülefşen Köşkü

Oba Beldesi, Gülefşen mevkiinde yer alan iki katlı yapı, beylikler dönemine tarihlenir. Vakıflar Genel Müdürlüğü denetimindedir. Taş ve tuğla malzemeden inşa edilmiştir. Mevcut kalıntı güney ucundaki iki kat yüksekliğinde ve 4.25 m. genişliğinde bir çıkıntı ile dikkat çeker.

Bu çıkıntının alt kısmında ve üste yakın yerde iki açıklık bulunmaktadır. Çıkıntı devamında bir mekân bulunmaktadır. Bu mekanlar beşik tonozla örtülüdür. Girişi doğudadır. İkinci kat, iki mekândan oluşmaktadır.

Alanya Tarihi Hasbahçe Köşkü

İki mekândan oluşan köşk, bugün sarnıç olarak kullanıldığından tek bir mekânı görülmektedir. Diğer mekâna giden kemer doldurulmuştur. İnşaat malzemesi olarak moloz taş kullanılmış olup, dışı sıvanmıştır. Yer yer renkli zik zak motifleri yer almaktadır. Beylikler dönemine aittir.


Türkiye’nin Outdoor Sayfası

Türkiye’nin Outdoor Sayfası olarak özellikle outdoor turizminde büyük eksiklik olarak gördüğümüz illerin tek tek tanıtımı, illerde yapılabilecek outdoor aktiviteleri, outdoor ürün satan firmalar, kamp alanları, doğal güzellikler, yürüyüş rotaları gibi bütün bilgileri içeren bir yazı dizisine başladık.

Bu yazı dizimizde Antalya’nın tarihi ve turistik yerlerini tanıtıyoruz. #Antalya deniz, güneş, doğa ve tarihin bütünleştiği bir şehirdir. Türkiye’nin turizm cenneti olan Antalya’nın her ilçesi başlı başına birer doğa harikasıdır.

Bulunduğunuz veya tatil amaçlı gittiğiniz ilde öncelikle yapabileceğiniz doğa aktivitelerinin, aktivite bölgelerinin, kamp alanlarının, tarihi ve turistik mekanların tam ve en geniş listelerini oluşturup okuyucumuzun kullanımına sunuyoruz.

Özellikle kampçılardoğa severler, karavancılardoğa tatilcileri, macera turizmikültür turizmi ve outdoor ekstrem sporları yapanlar için en çok aranan bilgileri derlemeye gayret gösteriyoruz.

Listede gördüğünüz eksiklikleri ve eklenmesini istediğiniz bilgileri iletişim sayfamızda bulunan kanallardan bize ulaştırabilirsiniz.

ANTALYA

Detaylı bilgi almak için yukarıdaki bağlantıların üzerine tıklayarak ilgili ve detaylı yazımıza ulaşabilirsiniz.

Etiketler: :Antalya bölgesindeki en iyi gezilecek yerler, Antalya görülmesi gereken yerler, Antalya gezecek yerler, Antalya gezi, Antalya gezi rehberi, Antalya gezi yazısı, Antalya gezilecek çarşı, Antalya gezilecek doğal yerler, Antalya gezilecek doğal yerler haritası, Antalya gezilecek tarihi yerler, Antalya gezilecek yerler, Antalya gezilecek yerler doğa, Antalya ilinin doğal güzellikleri nelerdir?, Antalya kalesi, Antalya merkezde gidilecek yerler, Antalya merkezde ne var, Antalya ne yenir nerede yenilir, Antalya ne yenir nereler gezilir, Antalya otelleri, Antalya seyahat rehberi, Antalya tarihi, Antalya tarihi yerler, Antalya turizm potansiyeli, Antalya turizm rehberi, Antalya turizm ve tanıtım, Antalya ziyaretinde gezilecek en popüler yerler, Antalya şehir rehberi, Antalya’da bir günde ne yapılır?, Antalya’da gezilecek doğal yerler, Antalya’da gezilecek mekanlar, Antalya’da ne yapılır, Antalya’da ne yenir, Antalya’da nereye gidilir?, gezilecek yerler, geziye hazırlık, outdoor, outdoor turkey, türkiye gezi ve tatil rehberi, Türkiye outdoor, Türkiye’nin Outdoor Sayfası,

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.