Ekoloji serimize devam ediyoruz. Ekoloji ne demektir başlıklı yazımıza da göz atabilirsiniz. Ekoturizmin ilkeleri başlıklı yyazımızda ekoturizm kavramını, çeşitli kurumlara yapılmış ekoturizm tanımazımızda ise ekoturizmin gelişme aşamalarını, ekoturizm endüstrisi ve ekoturizm doğa ilişkisini önceki yazımızda açıklamıştık. Bu yazımızda ise ekoturizmin ilkeleri, sürdürülebilir turizm, ekoturizmin bütünlüğü, doğa turizmi, yaban hayatı turizmi, Ekoturizmin sürdürülebilirlik ilkeleri ve Türkiye’de Ekoturizm konularını açıklamıştık.

Ekoturizm; ekolojik turizmin kısaltılmış halidir. Eko-turizm, doğayı bozmayan ve koruyan bir turizm anlayışını ifade etmektedir.

Sürdürülebilir turizm

Son yıllarda, sürdürülebilir turizm gelişmesi turizm sektöründe önemli bir yer tutmaktadır. Sürdürülebilir turizm; turizm etkinliğinin, doğal, kültürel, biyolojik, ekolojik tüm yenilebilen ve yenilenemeyen kaynaklara süreklilik sağlayarak planlanmasını ve yürütülmesini ifade eder. Yerel halk ve turist kesimlerinin ihtiyaçlarını karşılarken, bugün var olan kaynakların gelecekte de değerlerini korumak anlamında sürdürebilirlik önemlidir.

Sürdürülebilir turizm aynı zamanda, biyolojik çeşitliliğe ve kültürel bütünlüğe zarar vermeden, hem yöre halkı, hem de ziyaretçilerin karşılıklı ihtiyaçlarının karşılanması ile ilgili yönetsel bir süreçtir. Sürdürülebilir turizm, asıl olarak çevre ile ilgili bir durumdur; doğa, insan ve turistik hedef üçlüsü şeklinde düşünüldüğünde yönetsel süreç yanı daha da önem taşımaktadır.

Sürdürülebilir kalkınma ile turizm arasındaki ilişkiler, çevresel değerler üzerinde odaklandığında, turizm değerlerini korumak ve gelecek nesillere taşımak yönetsel süreçte herhangi bir sorun olmadan gerçekleşecektir. Sürdürebilirlik-çevre- insan ilişkisinde turizm kaynaklarının tanıtımının yapılması, kullanımı, potansiyel müşteriler ve yerel halkla ilişkiler bu süreç içerisinde değerlendirilmelidir. Turizmin uzun dönemli sürdürülebilir ve güvenli olabilmesi, çevresel değerlerin gelecek kuşaklara da hizmet edebilmesi için çevrenin korunmasına ve geliştirilmesine katkı sağlamak, turizm yatırımcılarının ve işletmecilerinin benimsemesi gereken başlıca görevi olmalıdır.

Turizm Sektörünün Gelişimi

Dünyadaki hızlı ekonomik, siyasal, teknolojik gelişmeler ve değişimlere paralel olarak, turizmin boyutları giderek daha da artmakta ve ülke ekonomilerinde önemli bir konuma sahip olmaktadır. Turizm sektöründe
yapılan her türlü harcama, ekonomiyi hareketlendirmekte ve canlandırma etkisi yapmaktadır.

Sürdürülebilir turizm

Bu tür faaliyetler, gelişen küresel rekabet de göz önüne alındığında, ulusal ve uluslararası düzenlemeler ile desteklenmektedir. Ancak, son yıllarda kıyı turizminin etkisiyle, kıyı yörelerin taşıma kapasitesi iyice dolmuş ve büyük bir kıyı tahribatı yaşanmıştır. Dinlenme, eğlenme ve gezmeye yönelik turistik tüketim kalıplarında önemli değişmeler gözlenmektedir.

Giderek lüks turizm hareketlerine katılım azalmakta, bir tür doyum sınırına gelmiş olan alışılmış turizm merkezlerinden az da olsa uzaklaşma yönünde bir eğilim yaşanmaktadır. Dolayısıyla, hem turist profilindeki, hem de tüketim kalıplarındaki değişiklikler doğal, kültürel çevrenin koruma-kullanma dengesi içinde kullanımını öngören eko-turizm, sürdürülebilir turizm gibi yeni kavramların oluşmasına neden olmaktadır.

Doğal varlıklar insanların herhangi bir katkısı olmadan doğal olarak oluşan zenginliklerdir. Dağlar, ovalar, vadiler, ormanlar, göller, nehirler, denizler, doğal anıtlar, iklim ve jeolojik koşullara göre farklılaşan manzaralar doğal varlıklar kapsamındadır. Bir ülkenin sahip olduğu doğal varlıkların sayısı ve çeşitliliği, turistlerin o ülkeye gelmesinde en büyük çekim gücünü oluşturmaktadır. Bu nedenle, doğa ve doğal çevre, sürekli olarak insanların seyahatlerini yönlendiren çekici bir güç, aynı zamanda turizm sanayisinde vazgeçilmez hammadde durumunda bulunmaktadır.

Ama doğal varlıklar herhangi bir şekilde değerlendirilmediği zaman hiçbir ekonomik yarar sağlamaz. Bu varlıklar turizmin hizmetine sokularak değerlendirildiğinde, yararlı ve ekonomik anlam taşıyan varlıklar haline dönüşürler. Doğal kaynaklar ekoturizm sayesinde turizm amaçlı kullanılıp değerlendirilir.

Ekoturizm geniş alanlardaki ekolojik yapıyla birlikte düşünülmesi gereken bir turizm türü olduğundan, bütün turizm çeşitlerinde bunların dengesini bozacak müdahalelerden kaçınılması gerekir. Ekoturizmde insanların, doğal çevreyi ve yerel halkın yaşantısını yerinde yaşayarak öğrenmesi amacıyla, bireyler veya küçük gruplar halinde doğal alanlara seyahat etmelerinin sağlanması ekoturizm turlarıyla
gerçekleştirilebilir.

Ekoturizmde büyük yatırımlara, beş yıldızlı otellere, lüks tesislere ihtiyaç yoktur. Bu eğilim doğal alanlara yönelik ziyaretlerin teşvik edilmesi ve çevresel konulardaki kişisel bilincin artması sonucunda ekoturizm faaliyetlerinin, turizmin merkezine oturması ile ortaya çıkmıştır. 1998 yılında yaklaşık 45 milyon kişi bu seyahatlere katılmıştır.

Sürdürülebilir turizm

2010 yılında bu sayının 70 milyona ulaşacağı beklenmektedir. Bu rakamlara, doğal alanlara yönelik sayıları gittikçe artan yerli turistler de eklenmelidir. Özellikle, 1990’lı yılların başından itibaren milli parklara yönelik turizme açılan alanların artmasının yayılmasını tehlikeli görenler, bu mekânların da bozulacağı endişesini taşımaktadırlar. Ekoturizmde sahip olduğumuz doğal ve kültürel değerlerin korunması, geliştirilmesi, yerli halkın katılımını ve kalkınmasını sağlamak temel ilkedir. Böylece, kontrollü turlar sayesinde hem çevresel bozulmayı önlerken, hem de yerel halkın ekonomik kazancının sağlanması amacı da gerçekleştirilebilmektedir.

Aslında, ekoturizm çevreye zararlı değildir ve bu yüzden genelde sürdürülebilir olarak anlaşılır; hem çevreci örgütler ve hem de Dünya Bankası tarafından doğa için olumlu bir gelişme olarak önerilir ve desteklenir.
Ekoturizmi bu çerçevede algılamak, yapılacak olan turizm etkinliklerini ekolojik ve ahlaki ilkelere dayalı olarak yürütmek, turizme ve yerli halka çok boyutlu katkılar getirecektir.

Sürdürülebilirlik

Ekoturizm, “çevre ve kültür değerlerin sürdürülebilirliğini garanti altına alan, yerel halklara maddi yarar sağlayan turizm” olarak kavransa da, ağırlıklı faaliyet alanı olarak doğada yapılan turizm türlerini kapsamakta ve bazı ilkelere sahip olması gerekmektedir. Bunlar; doğal çevrenin ve yerel kültürlerin sürdürülebilirliği ilkeleridir.

Doğal çevrenin sürdürülebilirliği ilkesi, doğa turlarında doğal çevrenin bozulmaması ve korunması demektir. Bu tür turların, belli bir plan ve program çerçevesinde hayata geçirilmesi, seçilen rotanın ve uyulması gereken kuralların önceden belirlenmesi ve eğitilmiş uzman rehber kullanılması gerekmektedir. Bu bölgelerde ulusal ya da bölgesel ekoturizm bilincinin yerleşmemiş olması nedeniyle, çirkin yapılaşmalar ve yaban hayatının gelişigüzel kullanılması söz konusu olabilir. Bunların önüne geçilmelidir.

Sürdürülebilir turizm

Bitki ve hayvan türlerinin envanteri çıkarılmadan ve bölgenin taşıma kapasitesi bilinmeden turların düzenlenmesi, ancak bu kuralların konulup, sıkı bir şekilde uygulanması ile mümkün olacaktır. Tur düzenleyen acentalar ve tur katılımcıları, milli park, doğal koruma alanı, vb. ilan edilmiş bölgelerde, ilgili kurumlarca konulmuş kurallara, kamp yapılması yasak olan ya da kısıtlamalı bölgelerdeki yasaklara uymak, gezilen ve kamp yapılan yerlerde belirlenmiş gezi rotalarına, tecrübeli doğa rehberinin uyarılarına uymak, flora ve faunaya asgari zarar verecek şekilde hareket etmek, gezi faaliyeti sırasında çevreye atık ve doğada
silinemeyecek izler bırakmamak; özellikle nesli tehlikede bulunan hayvanların bulunduğu bölgelerde gürültü, vb. kirlilik yaratmamak durumundadırlar.

Flora ve faunanın korunmasına özel önem verilen yerlerde tur rotalarını, koruma ilkelerini gözeterek sık sık değiştirmek; yetkili resmi kurumlar tarafından mutlaka doğa ve dağ rehberliği sertifikasyonu kullanmak, eğer yoksa doğa turları konusunda uzman kurum ve kişilerden eğitim almış tecrübeli rehberler bulundurmak zorundadırlar. Çünkü bazı kişiler için “eko” ifadesi, pazarlamada işe yarayan yararlı bir önekten başka bir şey ifade etmemektedir.

Ekoturizm faaliyetlerinin başarısı ve sürdürülebilmesi için yapılan turizm planlamalarının da dikkate alınması gerekir. Halkın değerlerini ve sosyal çevreyi daha iyi anlamak ve turistik yörelerin ve değerlerin dışarıdan gelebilecek etkilere karşı hassasiyetlerinin belirlenmesi gerekir. Çevresel ekonomilerin büyümesi; turizmde gelişmelerin değerlendirilmesi ve izlenmesi ile birlikte ele alınarak sağlanmalıdır. Turizm planları ve projeler uzun dönemli çevresel kaliteyi sağlayıcı özellikte olmalıdırlar. Planlayıcılar, ekonomik bir sektör olarak sadece turizmi tek başına görmemeli, turizmle birlikte var olacak dengeli bir ekonomiyi hedeflemelidirler.

Turizm Politikaları

Ulusal, bölgesel ve yerel düzeylerde ekoturizm politikaları ve geliştirme stratejileri oluştururken, ekoturizm aktivitelerinden etkilenen ve etkilenmesi beklenen tüm tarafları kapsayan geniş bir danışma süreci belirlemek; doğanın, yerel, bölgesel halklara ait kültürlerin, geleneklerin, genetik kaynakların, toprak ve mülkiyet haklarının, temiz kullanma ve içme suyu hakkının korunmasının bölgesel ve yerel haklar, özel sektör, sivil toplum örgütleri ve ekoturizmin tüm taraflarının katılımları ile garantilemek; ekoturizm ile ilgili kamu kuruluşları arasında gerekli eşgüdümü sağlamak, denetim sonuçlarını halka açıklamak; sürdürülebilir ulaştırma ilkelerini, hedefe erişim ve ulaşım sistemlerinde uygulayarak tur operatörlerini ve seyahatçileri, çevreye karşı duyarlı seçenekleri tercih etmek konusunda teşvik etmek bu doğal ve kültürel sürdürülebilirliği sağlayabilir.

Sürdürülebilir turizm

Böylece bir anlamda, çevresel etki kontrolü yapılmaktadır. Artık, tüm dünyada bu çevreci tutumu benimseyen acentalar ve onların turları destek görmekte ve tercih edilmektedir. Hatta bu anlayışla faaliyet gösteren acentalara özel ödüller, belgeler verilmektedir. Gerçekten de, insanların tüm yeryüzünde birbiriyle buluşması, kaynaşması ve barış içinde birarada bulunmasını sağlayan turizm hareketleri, ancak böylesi bir anlayışla, var olan değerlere zarar vermeden sürdürülebilecektir.

Herhangi bir etkinliğin ekoturizm etkinliği sayılması için gerekli nitelikler, çevre ahlakının geliştirilmesi, turistik amaçlı alanları koruma-kullanma dengesi içinde turizme açmak, tüketici erozyonunu önlemek için taşıma kapasitesini dikkate almak, doğal kaynakların kültürle birlikte kullanımını sağlamak temel hedeflerdir. Çünkü ekoturizme katılan insanlar doğa ve çevre ile ilgilidir, kendi çıkarları için doğanın tahrip edilmesini istemez, onu olduğu gibi kabul eder.

Doğal çevre, ekolojik ve kültürel sürdürülebilirlik, eğitim,
yerel düzeyde ekonomik fayda sağlamak ekoturizmin temel taşlarıdır. Ulusal parklar ve korunan alanlar ekoturizmin temel kaynağını oluşturmaktadır. Ekoturizm, sürdürülebilir turizmin etkin yönetim anlayışı ve tanıtımla kırsal kalkınmada önemli sonuçlar doğurabilir.

Ekoturizm alanlarında konaklama yeme-içme tesislerinin doğaya uygun, abartısız yapılması iletişim ve ulaşım araçlarının çevreyi en az kirletecek şekilde geliştirilmesi, gürültü ve kirlilik yaratan araçlardan ve sportif etkinliklerden kaçınılması ilke edinilmelidir.
İnşaat malzemesi, mobilya ve dekorasyon yerel dokuya uygun olmalı, düşük kirlenme yaratabilecek enerji türlerinden yararlanılmalıdır.

Düzenlenecek tur güzergâhları, yürüyüş, bisiklet yolları doğanın bir parçası olarak teknolojiden biraz uzak durarak planlamalıdır. Ekoturizmin sürdürülebilir iş olanağı yaratacağı yerli halka anlatılmalı ve elde edilen gelirin büyük bir kısmının yerli halkta kalması ve koruma amaçlı kullanımının teşvik edilmesi gerekmektedir. Yerel toplumun ekoturizm etkinliklerinin her aşamasına katılması, planlama, yönetim ve denetim çalışmalarını izlemesi sağlanmalıdır. Bu alanların ekoturizm ilkeleri doğrultusunda yönetilmesi, ülkemizdeki sürdürülebilir ekoturizm açısından da geçerlidir.

Çevreye duyarlı sürdürülebilir turizmin gelişebilmesi için, doğal zenginliklerin, sit alanlarının, özel çevre koruma alanlarının, doğrudan turizm alanı olarak kullanılması yerine; bu alanların özelliklerini dikkate alarak, yerel toplulukları da içine alan diğer alanlarla bütünleşik yapılı ve koruma esaslı planlama yapılması ekoturizm için de geçerlidir.

Belli bir sistem ve sürece göre çevreye zarar veren parçacıl yaklaşımlar yerine, yaşam birimlerine bütünsel bakan, çevreyi koruyan, doğal, kültürel ve tarihi değerleri koruma-kullanma dengesinde sürdürülebilir kılan bir planlama anlayışı getirilmelidir. Ancak, bütünsellik durumunda ekoturizmin sürdürülebilirliği kalıcı olabilir. Bu nedenle, ekolojik turizm alanında yapılacak yeni akademik çalışmaların, örneğin yöresel ekolojik taşıma kapasitesinin veya doğal, tarihi ve kültürel kaynak envanterlerinin araştırılmasına yönelik olması önerilebilir.

Her türlü görüş, düşünce, öneri, istek ve geri dönüşleriniz bizim için değerlidir, lütfen yazınız. http://www.turkeyoutdoor.org

Türkiye’nin Outdoor Sayfası

Kaynak:

EKOLOJİK TURİZMİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ Yrd. Doç. Dr. Şafak KAYPAK Mustafa Kemal Üniversitesi, İİBF, Kamu Yönetimi Bölümü